Önceki Sonraki

2:259Bakara Suresi 259. Ayet

Kuran Sırası: 2 İniş Sırası: 87
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200201202203204205206207208209210211212213214215216217218219220221222223224225226227228229230231232233234235236237238239240241242243244245246247248249250251252253254255256257258259260261262263264265266267268269270271272273274275276277278279280281282283284285286

2:259Bakara Suresi 259. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
أو
ev
|
yahut
2
كالذي
kālleƶī
|
şu kimse gibi ki
Kombi Müfredat
مر
merra
MRR|م ر ر
uğramıştı
4
على
ǎlā
|
Kombi Müfredat
قرية
ḳaryetin
GRY|ق ر ي
bir kasabaya
6
وهي
ve hiye
|
o kimse
Kombi Müfredat
خاوية
ḣāviyetun
ḢVY|خ و ي
(duvarları) yığılmış
8
على
ǎlā
|
üstüne
Kombi Müfredat
عروشها
ǔrūşihā
ARŞ|ع ر ش
çatıları
10 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
dedi ki
11 Kombi Müfredat
أنى
ennā
ENY|ا ن ي
nasıl
12 Kombi Müfredat
يحيي
yuHyī
ḪYY|ح ي ي
diriltecek
13
هذه
hāƶihi
|
bunu
14
الله
llahu
|
Allah
15 Kombi Müfredat
بعد
beǎ'de
BAD̃|ب ع د
sonra
16 Kombi Müfredat
موتها
mevtihā
MVT|م و ت
öldükten
17 Kombi Müfredat
فأماته
feemātehu
MVT|م و ت
kendisini öldürüp
18
الله
llahu
|
Allah (da)
19 Kombi Müfredat
مائة
miAete
MEY|م ا ي
yüz
20 Kombi Müfredat
عام
ǎāmin
AVM|ع و م
sene
21
ثم
ṧumme
|
sonra
22 Kombi Müfredat
بعثه
beǎṧehu
BAS̃|ب ع ث
diriltti
23 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
dedi
24
كم
kem
|
ne kadar
25 Kombi Müfredat
لبثت
lebiṧte
LBS̃|ل ب ث
kaldın
26 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
dedi
27 Kombi Müfredat
لبثت
lebiṧtu
LBS̃|ل ب ث
kaldım
28 Kombi Müfredat
يوما
yevmen
YVM|ي و م
bir gün
29
أو
ev
|
ya da
30 Kombi Müfredat
بعض
beǎ'De
BAŽ|ب ع ض
birazı (kadar)
31 Kombi Müfredat
يوم
yevmin
YVM|ي و م
bir günün
32 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
(Allah) dedi
33
بل
bel
|
bilakis
34 Kombi Müfredat
لبثت
lebiṧte
LBS̃|ل ب ث
kaldın
35 Kombi Müfredat
مائة
miAete
MEY|م ا ي
yüz
36 Kombi Müfredat
عام
ǎāmin
AVM|ع و م
yıl
37 Kombi Müfredat
فانظر
fenZur
NƵR|ن ظ ر
bak
38
إلى
ilā
|
39 Kombi Müfredat
طعامك
Taǎāmike
ŦAM|ط ع م
yiyeceğine
40 Kombi Müfredat
وشرابك
ve şerābike
ŞRB|ش ر ب
ve içeceğine
41
لم
lem
|
42 Kombi Müfredat
يتسنه
yetesenneh
SNH|س ن ه
bozulmamış
43 Kombi Müfredat
وانظر
venZur
NƵR|ن ظ ر
ve bak
44
إلى
ilā
|
45 Kombi Müfredat
حمارك
Himārike
ḪMR|ح م ر
eşeğine
46 Kombi Müfredat
ولنجعلك
velinec'ǎleke
CAL|ج ع ل
seni kılalım diye
47 Kombi Müfredat
آية
āyeten
EYY|ا ي ي
bir ibret
48 Kombi Müfredat
للناس
linnāsi
NVS|ن و س
insanlar için
49 Kombi Müfredat
وانظر
venZur
NƵR|ن ظ ر
ve bak
50
إلى
ilā
|
51 Kombi Müfredat
العظام
l-ǐZāmi
AƵM|ع ظ م
kemiklere
52 Kombi Müfredat
كيف
keyfe
KYF|ك ي ف
nasıl
53 Kombi Müfredat
ننشزها
nunşizuhā
NŞZ|ن ش ز
onları birbiri üstüne koyuyor
54
ثم
ṧumme
|
sonra
55 Kombi Müfredat
نكسوها
neksūhā
KSV|ك س و
onlara giydiriyoruz
56 Kombi Müfredat
لحما
leHmen
LḪM|ل ح م
et
57
فلما
felemmā
|
bu işler
58 Kombi Müfredat
تبين
tebeyyene
BYN|ب ي ن
açıkça belli olunca
59
له
lehu
|
ona
60 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
dedi ki
61 Kombi Müfredat
أعلم
eǎ'lemu
ALM|ع ل م
biliyorum ki
62
أن
enne
|
şüphesiz
63
الله
llahe
|
Allah
64
على
ǎlā
|
65 Kombi Müfredat
كل
kulli
KLL|ك ل ل
her
66 Kombi Müfredat
شيء
şey'in
ŞYE|ش ي ا
şeye
67 Kombi Müfredat
قدير
ḳadīrun
GD̃R|ق د ر
kadirdir
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |أَوْ: yahut | كَالَّذِي: şu kimse gibi ki | مَرَّ: uğramıştı | عَلَىٰ: | قَرْيَةٍ: bir kasabaya | وَهِيَ: o kimse | خَاوِيَةٌ: (duvarları) yığılmış | عَلَىٰ: üstüne | عُرُوشِهَا: çatıları | قَالَ: dedi ki | أَنَّىٰ: nasıl | يُحْيِي: diriltecek | هَٰذِهِ: bunu | اللَّهُ: Allah | بَعْدَ: sonra | مَوْتِهَا: öldükten | فَأَمَاتَهُ: kendisini öldürüp | اللَّهُ: Allah (da) | مِائَةَ: yüz | عَامٍ: sene | ثُمَّ: sonra | بَعَثَهُ: diriltti | قَالَ: dedi | كَمْ: ne kadar | لَبِثْتَ: kaldın | قَالَ: dedi | لَبِثْتُ: kaldım | يَوْمًا: bir gün | أَوْ: ya da | بَعْضَ: birazı (kadar) | يَوْمٍ: bir günün | قَالَ: (Allah) dedi | بَلْ: bilakis | لَبِثْتَ: kaldın | مِائَةَ: yüz | عَامٍ: yıl | فَانْظُرْ: bak | إِلَىٰ: | طَعَامِكَ: yiyeceğine | وَشَرَابِكَ: ve içeceğine | لَمْ: | يَتَسَنَّهْ: bozulmamış | وَانْظُرْ: ve bak | إِلَىٰ: | حِمَارِكَ: eşeğine | وَلِنَجْعَلَكَ: seni kılalım diye | ايَةً: bir ibret | لِلنَّاسِ: insanlar için | وَانْظُرْ: ve bak | إِلَى: | الْعِظَامِ: kemiklere | كَيْفَ: nasıl | نُنْشِزُهَا: onları birbiri üstüne koyuyor | ثُمَّ: sonra | نَكْسُوهَا: onlara giydiriyoruz | لَحْمًا: et | فَلَمَّا: bu işler | تَبَيَّنَ: açıkça belli olunca | لَهُ: ona | قَالَ: dedi ki | أَعْلَمُ: biliyorum ki | أَنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | عَلَىٰ: | كُلِّ: her | شَيْءٍ: şeye | قَدِيرٌ: kadirdir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |أو ÊW yahut | كالذي KELZ̃Y şu kimse gibi ki | مر MR uğramıştı | على AL | قرية GRYT bir kasabaya | وهي WHY o kimse | خاوية ḢEWYT (duvarları) yığılmış | على AL üstüne | عروشها ARWŞHE çatıları | قال GEL dedi ki | أنى ÊN nasıl | يحيي YḪYY diriltecek | هذه HZ̃H bunu | الله ELLH Allah | بعد BAD̃ sonra | موتها MWTHE öldükten | فأماته FÊMETH kendisini öldürüp | الله ELLH Allah (da) | مائة MEÙT yüz | عام AEM sene | ثم S̃M sonra | بعثه BAS̃H diriltti | قال GEL dedi | كم KM ne kadar | لبثت LBS̃T kaldın | قال GEL dedi | لبثت LBS̃T kaldım | يوما YWME bir gün | أو ÊW ya da | بعض BAŽ birazı (kadar) | يوم YWM bir günün | قال GEL (Allah) dedi | بل BL bilakis | لبثت LBS̃T kaldın | مائة MEÙT yüz | عام AEM yıl | فانظر FENƵR bak | إلى ÎL | طعامك ŦAEMK yiyeceğine | وشرابك WŞREBK ve içeceğine | لم LM | يتسنه YTSNH bozulmamış | وانظر WENƵR ve bak | إلى ÎL | حمارك ḪMERK eşeğine | ولنجعلك WLNCALK seni kılalım diye | آية ËYT bir ibret | للناس LLNES insanlar için | وانظر WENƵR ve bak | إلى ÎL | العظام ELAƵEM kemiklere | كيف KYF nasıl | ننشزها NNŞZHE onları birbiri üstüne koyuyor | ثم S̃M sonra | نكسوها NKSWHE onlara giydiriyoruz | لحما LḪME et | فلما FLME bu işler | تبين TBYN açıkça belli olunca | له LH ona | قال GEL dedi ki | أعلم ÊALM biliyorum ki | أن ÊN şüphesiz | الله ELLH Allah | على AL | كل KL her | شيء ŞYÙ şeye | قدير GD̃YR kadirdir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ev: yahut | kālleƶī: şu kimse gibi ki | merra: uğramıştı | ǎlā: | ḳaryetin: bir kasabaya | ve hiye: o kimse | ḣāviyetun: (duvarları) yığılmış | ǎlā: üstüne | ǔrūşihā: çatıları | ḳāle: dedi ki | ennā: nasıl | yuHyī: diriltecek | hāƶihi: bunu | llahu: Allah | beǎ'de: sonra | mevtihā: öldükten | feemātehu: kendisini öldürüp | llahu: Allah (da) | miAete: yüz | ǎāmin: sene | ṧumme: sonra | beǎṧehu: diriltti | ḳāle: dedi | kem: ne kadar | lebiṧte: kaldın | ḳāle: dedi | lebiṧtu: kaldım | yevmen: bir gün | ev: ya da | beǎ'De: birazı (kadar) | yevmin: bir günün | ḳāle: (Allah) dedi | bel: bilakis | lebiṧte: kaldın | miAete: yüz | ǎāmin: yıl | fenZur: bak | ilā: | Taǎāmike: yiyeceğine | ve şerābike: ve içeceğine | lem: | yetesenneh: bozulmamış | venZur: ve bak | ilā: | Himārike: eşeğine | velinec'ǎleke: seni kılalım diye | āyeten: bir ibret | linnāsi: insanlar için | venZur: ve bak | ilā: | l-ǐZāmi: kemiklere | keyfe: nasıl | nunşizuhā: onları birbiri üstüne koyuyor | ṧumme: sonra | neksūhā: onlara giydiriyoruz | leHmen: et | felemmā: bu işler | tebeyyene: açıkça belli olunca | lehu: ona | ḳāle: dedi ki | eǎ'lemu: biliyorum ki | enne: şüphesiz | llahe: Allah | ǎlā: | kulli: her | şey'in: şeye | ḳadīrun: kadirdir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |ÊV: yahut | KELZ̃Y: şu kimse gibi ki | MR: uğramıştı | AL: | GRYT: bir kasabaya | VHY: o kimse | ḢEVYT: (duvarları) yığılmış | AL: üstüne | ARVŞHE: çatıları | GEL: dedi ki | ÊN: nasıl | YḪYY: diriltecek | HZ̃H: bunu | ELLH: Allah | BAD̃: sonra | MVTHE: öldükten | FÊMETH: kendisini öldürüp | ELLH: Allah (da) | MEÙT: yüz | AEM: sene | S̃M: sonra | BAS̃H: diriltti | GEL: dedi | KM: ne kadar | LBS̃T: kaldın | GEL: dedi | LBS̃T: kaldım | YVME: bir gün | ÊV: ya da | BAŽ: birazı (kadar) | YVM: bir günün | GEL: (Allah) dedi | BL: bilakis | LBS̃T: kaldın | MEÙT: yüz | AEM: yıl | FENƵR: bak | ÎL: | ŦAEMK: yiyeceğine | VŞREBK: ve içeceğine | LM: | YTSNH: bozulmamış | VENƵR: ve bak | ÎL: | ḪMERK: eşeğine | VLNCALK: seni kılalım diye | ËYT: bir ibret | LLNES: insanlar için | VENƵR: ve bak | ÎL: | ELAƵEM: kemiklere | KYF: nasıl | NNŞZHE: onları birbiri üstüne koyuyor | S̃M: sonra | NKSVHE: onlara giydiriyoruz | LḪME: et | FLME: bu işler | TBYN: açıkça belli olunca | LH: ona | GEL: dedi ki | ÊALM: biliyorum ki | ÊN: şüphesiz | ELLH: Allah | AL: | KL: her | ŞYÙ: şeye | GD̃YR: kadirdir | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Bir de hani yapıları çökmüş, çatıları döşemelerinin üstüne yıkılmış şehre uğrayan, Allah bu şehri, ölümünden sonra nasıl diriltecek ki demişti. Allah, onu tam yüz yıl ölü bir halde bırakmış, sonra diriltmişti de demişti ki: Ne kadar yattın? O da bir gün, yahut günün birkaç saati kadar bir müddet demişti. Allah, tam yüz yıl yata kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak, henüz bozulmamış bile. Eşeğine de bak; bu iş seni, insanlara bir delil göstermek maksadıyla oldu; eşeğin kemiklerini nasıl birleştiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz, hele dikkat et demişti. Bu, ona apaçık belli olunca dedi ki: Bilirim, şüphe yok ki Allah'ın her şeye gücü yeter.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Şöyle birinin (haberini almadın mı)? Bir yerleşim alanına uğramıştı ki binaların üstü altına gelmiş, insanları helâk olmuş, "Allâh şurayı bu ölüm sonrasında nasıl diriltir" diye düşünmüştü. Allâh onu orada öldürmüş ve yüz sene sonra diriltmişti. "Ne kadar kaldın" dedi. . . O da: "Bir gün veya birazı kadar" cevabını verdi. Allâh buyurdu: "Hayır, yüz sene geçti üzerinden. . . İşte bak yiyecek içeceğine, hiç bozulmamış, ama eşeğine bak (nasıl çürüyüp sırf kemikleri kalmış!) Seni insanlar için bir işaret - ibret kılalım diye (yaptık bunu). . . Kemiklere bak nasıl onları kaldırıp üzerlerine et giydiriyoruz. " Bu suretle iş açıkça belli olunca şöyle dedi: "Biliyorum, kesinlikle Allâh her şeye Kaadir'dir!"Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Yoksa sen, altı üstüne gelmiş, ıpıssız kalan bir şehre uğrayan kimsenin gördükleri karşısında: 'Bu şehri, böyle bir ölümden sonra Allah nasıl diriltecek?' diyen kimse gibi mi düşünüyorsun? Suali soran kimseyi Allah yüz sene ölü halde bulundurdu. Sonra onu diriltti. Ona: 'Burada ne kadar kaldın?' diye sordu. O: 'Bir gün kaldım veya bir günden biraz daha eksik bir süre' dedi. Allah: 'Hayır, yüz sene kaldın. Öyle iken yiyeceğine, içeceğine dikkatlice bir bak, henüz bozulmamış. Hele eşeğine bak. Seni insanlara bir ibret haline getirelim, bir uyarı yapalım diye böyle yaptık. Şimdi sen bütün dikkatini toplayarak kemiklere bak, incele, onları nasıl düzenliyor, sonra kemiklerde tomurcuklanma oluşturup uzatarak, yoğunlaştırarak, kaynaştırıp kemikten iskeleti etle kasla örtüyoruz.' dedi. Ölüleri diriltme konusu, böylece kendisine açıklanınca: 'Şimdi, Allah’ın her şeye gücünün, kudretinin yettiğini bilir hale geldim' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Yahut binalarının çatıları çökmüş ve duvarları üstüne yıkılmış bir kasabadan geçen gibisinden haberin oldu mu? Bu kişi: 'Allah bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek?' demişti. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz yıl sonra diriltti. 'Burada ne kadar kaldın?' dedi. O kişi: 'Bir gün veya bir günden daha kısa bir süre kaldım' cevabını verdi. (Allah da): 'Hayır sen burada yüz yıl kaldın. Yiyecek ve içeceğine bak, hiç bozulmamış. Bir de eşeğine bak. Seni insanlar için bir ibret kılalım diye (bunu yaptık). Şimdi kemiklere bak onları nasıl biraraya getiriyor, sonra da üzerlerine et geçiriyoruz' dedi. Bütün bunlar kendisine apaçık görününce '(Artık) Allah'ın her şeye güç yetirebildiğini biliyorum' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Allah ona:) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, her şeye güç yetirendir."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Yahud o kimseden haber almadın mı ki, binaların çatıları çökmüş, duvarları üstüne yığılmış tenha bir kasabaya uğrayarak şöyle demişti; “Bunu, bu ölümden sonra Allah nerden diriltecek?” bunun üzerine Allah o kimseyi yüz sene öldürdü (ölü bıraktı) sonra diriltti. Allah (kendisine melek vasıtasıyla); “- Ne kadar eğlendin kaldın?” diye sordu. O da;”- Bir gün yahud bir günden az kaldım” dedi. Allah ona; “- Hayır, yüz yıl ölü kaldın. Öyle iken bak yiyeceğine içeceğine henüz bozulmamış; hele merkebine bak! (nasıl çürümüş ve kemikleri kalmıştır.) Bunu yapmamız, seni insanlara ibret nişanesi kılmamız için ve kendin de bilesin diyedir. Merkebinin kemiklerine bak ki, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz; sonra onlara nasıl et giydiriyoruz” buyurdu. O merkep dirilip eski haline geldiği ve her şey kendisine açıkça belli olduğu zaman, adam şöyle dedi: “- Artık biliyorum ki, Allah hakikaten her şey’e kadirdir.”Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Yahut alti ustune gelmis bir kasabaya ugrayan kimseyi gormedin mi? «Allah burayi olumunden sonra acaba nasil diriltecek?» dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz yil olu birakti, sonra diriltti, «Ne kadar kaldin?» dedi, «Bir gun veya bir gunden az kaldim» dedi, «Hayir yuz yil kaldin, yiyecegine icecegine bak, bozulmamis; esegine bak ve hem seni insanlar icin bir ibret kilacagiz kemiklerine bak, onlari nasil birlestirip, sonra onlara et giydiriyoruz» dedi; bu ona apacik belli olunca, «Artik Allah'in her seye Kadir olduguna inanmis bulunuyorum» dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Veya çatıları çöküp altı üstüne gelmiş bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? «Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek ?» demişti. Bunun üzerine Allah o kimseyi yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltmişti ve: «Ne kadar (ölü vaziyette) kaldın ?» diye sormuştu. O da : «Ya bir gün, ya da bir günden az bir zaman kaldım» diye cevap vermişti. Allah ona : «Hayır, yüz yıl kaldın ; öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır; bir de merkebine dikkat et! Ve hem bunlar seni insanlara (canlı bir) ibret ve öğüt belgesi kılmamız içindir. Bir de o kemiklere bak, nasıl biraraya getirip yerli yerince düzene koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz. Ne vakit ki (hakk) ona (bu suretle) apaçık (bir defa daha) belli oldu, dedi ki: «Artık biliyorum ki, Allah'ın gerçekten gücü her şeye yeter (kalbim iyice buna inanıp yatıştı).»Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi? 'Allah burayı ölümünden sonra acaba nasıl diriltecek?' dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti, 'Ne kadar kaldın?' dedi, 'Bir gün veya bir günden az kaldım' dedi, 'Hayır yüz yıl kaldın, yiyeceğine içeceğine bak, bozulmamış; eşeğine bak ve hem seni insanlar için bir ibret kılacağız, kemiklere bak, onları nasıl birleştirip, sonra onlara et giydiriyoruz' dedi; bu ona apaçık belli olunca, 'Artık Allah'ın her şeye Kadir olduğuna inanmış bulunuyorum' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; «Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!» dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. «Bir gün yahut daha az» dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Yahut şu kimse gibisi de (dikkatini çekmedi mi?)... Altı üstüne gelmiş yıkıntı bir kasabaya uğrar ve 'ALLAH bunu ölümünden sonra nasıl diriltebilir,' der. Bunun üzerine ALLAH onu yüz sene ölü bıraktıktan sonra diriltti. 'Burada ne kadar kaldın,' dedi. 'Bir gün yahut günün bir parçası kadar kaldım,' dedi. 'Hayır, sen yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak hala bozulmamış. Eşeğine de bak. Seni halk için bir delil yaptık. Kemiklere dikkat et, onları nasıl üstüste koyuyor, sonra onlara nasıl daet giydiriyoruz.' Durum kendisine aydınlanınca, 'Artık ALLAH'ın her şeye gücü yettiğini biliyorum,' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. «Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?» dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, «Ne kadar kaldın?» diye sordu. O da: «Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım.» dedi. Allah buyurdu ki: «Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?» Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: «Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir.» dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yahut, altı üstüne gelmiş ıpıssız bir şehre uğrayıp: «Allah, bunu bu ölümünden sonra nereden diriltecek?» diyen kimse gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti ve: «Ne kadar kaldın?» diye sordu. O: «Bir gün veya bir günden eksik kaldım.» dedi. Allah: «Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?» Bu şekilde hak kendisine apaçık belli olduğunda: «Allah'ın herşeye gücü yettiğini şimdi biliyorum.» dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Yahud o kimse gibi ki bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş ıpıssız yatıyor, «Bunu bu ölümünden sonra Allah nerden diriltecek?» dedi, bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü sonra diriltti, ne kadar kaldın? diye sordu «bir gün yahud bir günden eksik kaldım» dedi, Allah buyurdu ki: Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele merkebine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin canlı bir âyeti kılayım diyedir, hele o kemiklere bak onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et geydiriyoruz? Bu suretle vaktaki ona hak tebeyyün etti, şimdi biliyorum, dedi: Hakikaten Allah her şey'e kadirDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan gibisini görmedin mi? “Allah bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek?” dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene ölü bıraktı, sonra diriltti. “Ne kadar kaldın?” dedi. O da “Bir gün veya bir günden de az kaldım” dedi. “Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine, içeceğine bak henüz bozulmamış. Bir de merkebine bak. Hem seni insanlara bir ibret kılacağız. Kemiklere bak. Onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz?” dedi. Bu hal ona apaçık belli olunca: “Artık Allah’ın her şeye kadir olduğunu biliyorum.” dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Tanrı burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Tanrı onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Tanrı ona) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara bir ayet kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Tanrı her şeye güç yetirendir.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Bir kısım küfretmiş; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan o kişilerin hâli de, evlerinin çatıları çökmüş bir kente uğrayan kimse gibidir: O kimse, “Bunu, bu ölümünden sonra Allah nasıl diriltecek?!” diyerek inançsızlığını ortaya koydu. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti. Allah, “Ne kadar kaldın?” dedi. O, “Bir gün yahut bir günün bir kısmı kaldım” dedi. Allah, “Tam tersi, sen yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine-içeceğine henüz bozulmamış, eşeğine de bak. –Biz, bunu, sen bilesin ve seni insanlar için bir âyet kılalım diye yaptık- O kemiklere de bak, onları nasıl yüksekleştiriyoruz. Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” dedi. Böylece ona açıkça belli olunca, “Şüphesiz Allah'ın her şeye güç yetiren olduğunu daha iyi biliyorum” dedi. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Yahud o kimse gibisini (görmedin mi) ki (binalarının) çatıları çökmüş, dıvarları üstüne yıkılmış (kimsecikleri de kalmamış bir kasabaya uğramış. (Kendi kendine) : «Allah burasını ölümden sonra acaba nasıl diriltecek?» demiş. Allah da onu yüz yıl ölü bırakmış, sonra diriltmiş (kendisine) : «Ne kadar eğlendin?» demiş o da: «Bir gün, yahud bir günden az» diye söylemişdi. Allah (ona) : «Hayır, yüz yıl (ölü) kaldın, işte yiyeceğine, içeceğine bak, henüz bozulmamışdır. Bir de merkebine bak. (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret nişanesi kılmamız içindir. (Merkebin) kemikler (ine) de bak, onları nasıl birleşdirib yerli yerine koyuyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz» dedi. O — (merkeb dirilib eski haaline geldiği ve her şey) kendisine apaçık belli olduğu zaman — (şöyle) söyledi: «(Artık şu müşahedemle de) biliyorum ki Allah şübhesiz her şey'e hakkıyle gücüyetendir». Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Veya (görmedin mi) o kimse gibisini (Uzeyr’i) ki, o (duvarları), çatıları üzerine çökmüş (harâb olmuş) bir şehre uğradı. 'Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?' dedi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra kendisini diriltti. (Ona) buyurdu ki: 'Ne kadar kaldın?' (O da:) 'Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldım!' dedi. (Allah ona)şöyle buyurdu: 'Hayır! Yüz yıl kaldın; şimdi yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış! Bir de eşeğine bak (kemikleri dahi çürümüş)! İşte (bunlar) seni insanlara (öldükten sonra dirilmeye)bir delil kılmamız içindir; kemiklere de bak, onları nasıl birbiri üzerine kaldırıyoruz! Sonra da onlara bir et giydiriyoruz.' (Uzeyr, onun diriltilişini müşâhede ederek Allah’ın kudreti)böylece kendisine açıkça belli olunca şöyle dedi: '(Artık) biliyorum ki şübhesiz Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.'Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah, onu yüz sene ölü bıraktı, sonra diriltti. Na kadar kaldın? dedi. O da: Bir gün veya bir günden daha az kaldım, dedi. Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine içeçeğine bak; henüz bozulmamış, bir de merkebine bak. Hem seni insanlara bir ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz? dedi. Bu hal ona apaçık belli olunca: Artık Allah'ın herşeye Kadir olduğunu biliyorum, dedi.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Veya çatıları üzerine çökmüş (altı üstüne gelmiş) bir karyeye uğrayan kimsenin, “Allah bunu (bu kasabayı) ölümünden sonra nasıl diriltecekî demesi gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz sene öldürdü. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (ölü bir vaziyette) kaldın?”dedi. (O da): “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” dedi. (Allah): “Hayır, yüz yıl kaldın. Haydi yiyecek ve içeceğine bak, bozulup kokuşmadı. Ve merkebine bak. (Bu), seni insanlara bir âyet (canlı bir ibret) kılmamız içindir. Ve kemiklere bak. Onları nasıl inşa ediyoruz (kemikleri birleştirerek iskeleti kuruyoruz) sonra ona et giydiriyoruz.“Böylece (merkep dirilip, eski haline gelince ve herşey) ona açıkça belli olunca: “Allah'ın, herşeye kaadir olduğunu biliyorum.”dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Yoksa (ey insanoğlu, sen,) halkının terk ettiği, çatıları yıkılıp harap olmuş (virane) bir kasabadan geçen (ve): "Allah bütün bunları öldükten sonra nasıl diriltebilirmiş?" diyen o kişi (ile aynı fikirde) misin? Bunun üzerine Allah, onu yüzyıl süre ile ölü bırakmış ve sonra tekrar hayata döndürerek sormuştu: "Bu halde ne kadar kaldın?" O da: "Bu halde bir gün veya bir günden biraz daha az bir süre kaldım" diye cevap vermişti. (Allah): "Hayır" dedi, "bu halde bir yüzyıl kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak -geçen yıllar onları bozmamış- ve eşeğine bak! (Biz bütün bunları) insanlara bir ibret olman için (yaptık). Birde şu (insanların ve hayvanların) kemiklerine bak -onları nasıl birleştirip et ile örttüğümüzü düşün!" (Bütün bunlar) ona açıklanınca, "(Şimdi) öğrendim ki" dedi, "Allah her şeye kadirdir!"Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Yahut o kimse gibisini görmedin mi ki, bir karyeye uğramıştı. O karyenin tavanları çökmüş, onların üzerine duvarları yıkılmıştı. «Allah Teâlâ bu karyeyi bu ölümünden sonra nasıl ihya edecek?» diyordu. Bunun üzerine Allah Teâlâ o kimseyi yüz sene ölü bıraktı. Sonra da onu ihya buyurdu. Dedi ki: «Ne kadar kaldın?» Dedi ki: «Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar kaldım.» Dedi ki: «Hayır, yüz sene kaldın. İmdi yiyeceğine ve içeceğine bak ki, hiç biri bozulmamış, merkebine de bak. Ve seni nâsa bir âyet kılmak için (bu yapacağımızı yaptık). Ve kemiklere bak, onları nasıl biribirine birleştiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz.» Vaktâ ki (bu hakikat) kendisine tebeyyün etti. Dedi ki: «Ben bilirim, Allah Teâlâ şüphe yok her şeye kâdirdir.»Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Veya çatıları çöküp altı üstüne gelmiş ıssız bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi? “Allah bunu bu ölümden sonra nasıl diriltecek?” dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene ölü bıraktı, sonra da diriltti. “Ne kadar kaldın?” dedi. O da: “Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldım. ” dedi. Allah ona: “Hayır! Yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış! Hele eşeğine de bak! Seni insanlar için kudretimize bir işaret kılalım diye (yüz sene ölü olarak tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Kemiklere bak! Nasıl onları birbiri üstüne koyuyor, sonra onlara et giydiriyoruz. ” dedi. Bu işler ona açıkça belli olunca: “Biliyorum, Allah her şeye kâdirdir. ” dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Veya altı üstüne gelmiş, ıssız bir beldeye uğrayan kimse gibi: -Allah, burasını ölümden sonra nasıl diriltir? demişti de, bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: -Ne kadar kaldın? demiştik. O da: -Bir gün veya bir günün bir kısmı kaldım, demişti. -Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış, eşeğine de bak, seni insanlara bir ibret kılmak için, bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz? demişti. O kendisine bunlar apaçık belli olduktan sonra: -Artık biliyorum ki Allah’ın her şeye gücü yeter, demişti.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Yahut şu kimsenin hali gibi ki o bir şehre uğramıştı. Şehrin altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Allah burayı bu ölümünden sonra nasıl diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl boyunca öldürüp sonra diriltti. "Ölü vaziyette ne kadar kaldın?" diye sorunca o: "Bir gün veya daha az" diye cevap verdi. Allah ona: "Hayır! yüz sene kaldın. İşte yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış. Bir de merkebine bak! (Kemikleri nasıl birbirinden ayrılmış). Seni de insanlara canlı bir delil yapmak için öldürüp dirilttik. Hele o kemiklere dikkat et, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz!" Böylece işin gerçeği kendisine tam mânasıyla belli olunca: "Artık pek iyi biliyorum ki Allah her şeye kadirdir." dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Yahut şu kimse gibisini (görmedin mi) ki, duvarları, çatıları üstüne yığılmış (alt üst olmuş) ıssız bir kasabaya uğramıştı; "Allâh, bunu böyle öldükten sonra nasıl diriltecek?" demişti. Allâh da kendisini yüz sene öldürüp sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün, ya da bir günün birazı kadar kaldım" dedi. (Allâh) "Hayır, dedi, yüz yıl kaldın. Yiyecek ve içeceğine bak, bozulmamış. Eşeğine bak, seni insanlar için bir ibret kılalım diye (böyle yaptık). Kemiklere bak, nasıl onları birbiri üstüne koyuyor, sonra onlara et giydiriyoruz!" Bu işler ona açıkça belli olunca: "Allâh'ın herşeye kâdir olduğunu biliyorum." dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Ya da altı üstüne gelmiş, ıpıssız duran bir şehre uğrayan gibisi (göremedin mi?) Demişti ki: «Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?» Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Demişti ki: «Ne kadar kaldın?» O: «Bir gün veya bir günden az kaldım» demişti. (Allah ona:) «Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?» demişti. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra demişti ki: «(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, her şeye güç yetirendir.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Yahut şu kimsenin haline bak ki, altı üstüne gelmiş harap bir beldeden geçerken 'Allah bu beldeyi nasıl diriltecek?' demişti. Allah da onu öldürüp yüz sene öylece bıraktı, sonra diriltip 'Ne kadar ölü kaldın?' diye sordu. O, 'Ya bir gün, yahut daha da az' dedi. Allah ise 'Sen yüz sene ölü kaldın,' buyurdu. 'Yiyeceğine, içeceğine bir bak, hiç dokunulmamış. Bir de merkebine bak! Seni böylece insanlara bir delil yapmak için öldürüp dirilttik. Şimdi de kemiklere bak; onları nasıl yerli yerince diziyor, sonra üzerine et giydiriyoruz.' Bütün bunları apaçık gördükten sonra, o kimse, 'Allah'ın herşeye kadir olduğunu artık çok iyi biliyorum' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Ya şu kişi gibisini görmedin mı? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: "Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?" Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. "Ne kadar bekledin?" demişti, "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o. "Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.