| ELKTEB: Kitap
| LE: yok
| RYB: şüphe
| FYH: onda
| HD̃: yol gösterici/hediye
| LLMTGYN: erdemlilere
| (2:2)
| YÙMNVN: Doğrularlar
| BELĞYB: gayble / gizlilikle
| VYGYMVN: ve Doğrulurlar
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe
| VMME: ve şeyden
| RZGNEHM: rızıklandırıldıkları
| YNFGVN: harcarlar
| (2:3)
| YÙMNVN: Doğrularlar
| BME: -şeyle
| ÊNZL: indirilen/sunulan
| ÎLYK: sana
| VME: ve -şeye
| ÊNZL: indirilen/sunulan
| MN: -den
| GBLK: senden önce
| VBEL ËḢRT: ve ahirete de
| HM: onlar
| YVGNVN: kesinlikle inanırlar
| (2:4)
| AL: üzeredirler
| HD̃: bir hidayet
| MN: -nden
| RBHM: Rableri-
| VÊVLÙK: ve işte
| HM: onlardır
| ELMFLḪVN: umduklarına erenler
| (2:5)
| ELZ̃YN: ki
| KFRVE: inkar edenler
| SVEÙ: eşittir
| ALYHM: onlara
| ÊÊNZ̃RTHM: onları uyarman
| ÊM: yada
| LM:
| TNZ̃RHM: uyarmasan da
| LE:
| YÙMNVN: inanmazlar
| (2:6)
| ELLH: Allah
| AL: üzerini
| GLVBHM: kalblerinin
| VAL: ve üzerini
| SMAHM: kulaklarının
| VAL: ve üzerine
| ÊBṦERHM: gözlerinin
| ĞŞEVT: perde inmiştir
| VLHM: ve Onların
| AZ̃EB: bir azab
| AƵYM: büyük
| (2:7)
| ELNES: insanlardan
| MN: öyleleri de
| YGVL: derler
| ËMNE: inandık
| BELLH: Allah'a
| VBELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VME: olmadıkları halde
| HM: onlar
| BMÙMNYN: inanıyor
| (2:8)
| ELLH: Allah'ı
| VELZ̃YN: ve kimseleri
| ËMNVE: inanan
| VME:
| YḢD̃AVN: aldatamazlar
| ÎLE: başkasını
| ÊNFSHM: kendilerinden
| VME: değiller
| YŞARVN: farkında
| (2:9)
| GLVBHM: onların kablerinde
| MRŽ: hastalık vardır
| FZED̃HM: artırmıştır
| ELLH: Allah
| MRŽE: hastalıklarını
| VLHM: ve Onların
| AZ̃EB: bir azab
| ÊLYM: acı
| BME: ötürü
| KENVE: olduklarından
| YKZ̃BVN: yalancı
| (2:10)
| GYL: denildiği
| LHM: onlara
| LE: yapmayın
| TFSD̃VE: bozgunculuk
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| GELVE: derler
| ÎNME: sadece
| NḪN: biz
| MṦLḪVN: düzelticileriz
| (2:11)
| ÎNHM: muhakkak
| HM: onlar
| ELMFSD̃VN: bozgunculardır
| VLKN: fakat
| LE: değildir
| YŞARVN: anlayanlardan
| (2:12)
| GYL: denildiği
| LHM: onlara
| ËMNVE: iman edin
| KME: gibi
| ËMN: inandıkları
| ELNES: insanların
| GELVE: derler
| ÊNÙMN: inanır mıyız?
| KME: gibi
| ËMN: inandığı
| ELSFHEÙ: beyinsizlerin
| ÊLE: iyi bilin ki
| ÎNHM: doğrusu onlardır
| HM: onlar
| ELSFHEÙ: asıl beyinsizler
| VLKN: fakat
| LE: değildir
| YALMVN: bilenlerden
| (2:13)
| LGVE: rastladıkları
| ELZ̃YN: kimselere
| ËMNVE: inanan
| GELVE: derler
| ËMNE: inandık
| VÎZ̃E: ve zaman
| ḢLVE: yalnız kaldıkları
| ÎL: ile
| ŞYEŦYNHM: şeytanları
| GELVE: derler
| ÎNE: şüphesiz biz
| MAKM: sizinle beraberiz
| ÎNME: elbette sadece
| NḪN: biz
| MSTHZÙVN: (onlarla) alay ediyoruz
| (2:14)
| YSTHZÙ: alay eder
| BHM: kendileriyle
| VYMD̃HM: ve onları bırakır
| FY: içinde
| ŦĞYENHM: taşkınları
| YAMHVN: bocalayıp dururlar
| (2:15)
| ELZ̃YN:
| EŞTRVE: satın aldılar
| ELŽLELT: sapıklığı
| BELHD̃: hidayet karşılığında
| FME: etmedi
| RBḪT: kâr
| TCERTHM: ticaretleri
| VME: ve değildir
| KENVE: olanlardan
| MHTD̃YN: doğru yolu bulan
| (2:16)
| KMS̃L: durumu gibidir
| ELZ̃Y: kişinin
| ESTVGD̃: yakan
| NERE: ateş
| FLME: ne zaman ki
| ÊŽEÙT: aydınlatır
| ME:
| ḪVLH: çevresini
| Z̃HB: giderdi
| ELLH: Allah
| BNVRHM: onların nurunu
| VTRKHM: ve onları bıraktı
| FY: içinde
| ƵLMET: karanlıklar
| LE: değildir
| YBṦRVN: görenlerden
| (2:17)
| BKM: dilsizdirler
| AMY: kördürler
| FHM: onlar
| LE: değildir
| YRCAVN: dönecek
| (2:18)
| KṦYB: boşanan yağmur gibi
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök
| FYH: içinde
| ƵLMET: karanlıklar
| VRAD̃: ve gök gürlemesi
| VBRG: ve şimşek (ler)
| YCALVN: tıkarlar
| ÊṦEBAHM: parmaklarını
| FY: içine
| ËZ̃ENHM: kulakları
| MN: -nden
| ELṦVEAG: yıldırım sesleri
| ḪZ̃R: korkusuyla
| ELMVT: ölüm
| VELLH: oysa Allah
| MḪYŦ: tamamen kuşatmıştır
| BELKEFRYN: inkarcıları
| (2:19)
| ELBRG: şimşek
| YḢŦF: kapıverecek
| ÊBṦERHM: gözlerini
| KLME: zaman
| ÊŽEÙ: aydınlattığı
| LHM: onları
| MŞVE: yürürler
| FYH: o(nun ışığı)nda
| VÎZ̃E: zaman
| ÊƵLM: karanlık çöktüğü
| ALYHM: üzerlerine
| GEMVE: dikilip kalırlar
| VLV: eğer
| ŞEÙ: dileseydi
| ELLH: Allah
| LZ̃HB: elbette götürürdü
| BSMAHM: işitmelerini
| VÊBṦERHM: ve görmelerini
| ÎN: Şüphesiz
| ELLH: Allah'ın
| AL: üzerine
| KL: her
| ŞYÙ: şey
| GD̃YR: gücü yeter
| (2:20)
| ÊYHE: SİZ!
| ELNES: insanlar
| EABD̃VE: kulluk edin
| RBKM: Rabbinize
| ELZ̃Y: "o ki;"
| ḢLGKM: sizi yarattı
| VELZ̃YN: "ve o ki;"
| MN: (siz)-den
| GBLKM: sizden öncekileri
| LALKM: belki
| TTGVN: korunursunuz
| (2:21)
| CAL: kıldı
| LKM: sizin için
| ELÊRŽ: yeri
| FREŞE: döşek
| VELSMEÙ: ve göğü
| BNEÙ: bina
| VÊNZL: ve indirdi
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök
| MEÙ: su
| FÊḢRC: çıkardı
| BH: onunla
| MN: -den
| ELS̃MRET: çeşitli ürünler
| RZGE: rızık olarak
| LKM: sizin için
| FLE: öyleyse
| TCALVE: koşmayın
| LLH: Allah'a
| ÊND̃ED̃E: eşler (denk)
| VÊNTM: ve siz de
| TALMVN: bile bile
| (2:22)
| KNTM: iseniz
| FY: içinde
| RYB: şüphe
| MME: -den
| NZLNE: sana indirdiğimiz
| AL: -e
| ABD̃NE: kulumuz (Muhammed)
| FÊTVE: haydi getirin
| BSVRT: bir sure
| MN:
| MS̃LH: onun gibi
| VED̃AVE: ve çağırın
| ŞHD̃EÙKM: şahitlerinizi
| MN: -dan
| D̃VN: başka
| ELLH: Allah
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru
| (2:23)
| LM:
| TFALVE: yapmadınızsa
| VLN: ki asla yapamayacaksınız
| TFALVE:
| FETGVE: o halde sakının
| ELNER: ateşten
| ELTY: ki
| VGVD̃HE: onun yakıtı
| ELNES: insanlar
| VELḪCERT: ve taşlardır
| ÊAD̃T: hazırlanmış
| LLKEFRYN: inkarcılar için
| (2:24)
| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: inanan
| VAMLVE: ve işleyen
| ELṦELḪET: salih işler
| ÊN: muhakkak
| LHM: onlar için vardır
| CNET: cennetler
| TCRY: akan
| MN: -ndan
| TḪTHE: altları
| ELÊNHER: ırmaklar
| KLME: her
| RZGVE: rızıklandırıldıklarında
| MNHE: onlardaki
| MN: -den
| S̃MRT: meyve
| RZGE: rızk olarak
| GELVE: derler
| HZ̃E: Bu
| ELZ̃Y: şeydir
| RZGNE: rızıklandığımız
| MN: -den
| GBL: daha önce
| VÊTVE: verilmiştir
| BH: onlara
| MTŞEBHE: ona benzer
| VLHM: ve Onların
| FYHE: orada
| ÊZVEC: eşler
| MŦHRT: tertemiz
| VHM: ve onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: ebedi kalacaklardır
| (2:25)
| ELLH: Allah
| LE: değildir
| YSTḪYY: çekinecek
| ÊN:
| YŽRB: misal vermekten
| MS̃LE: bir örneği
| ME: gibi
| BAVŽT: bir sivrisineği
| FME: hatta olanı
| FVGHE: onun da üstünde
| FÊME: gerçekten
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan
| FYALMVN: bilirler
| ÊNH: kesinlikle o
| ELḪG: haktır (gerçektir)
| MN: -nden
| RBHM: Rableri-
| VÊME: ve ise
| ELZ̃YN: edenler
| KFRVE: inkar
| FYGVLVN: derler ki
| MEZ̃E: neyi
| ÊRED̃: istedi (kasdetti)
| ELLH: Allah
| BHZ̃E: bu
| MS̃LE: misalle
| YŽL: saptırır
| BH: onunla
| KS̃YRE: bir çoğunu
| VYHD̃Y: ve yine yola getirir
| BH: onunla
| KS̃YRE: bir çoğunu
| VME: -maz
| YŽL: saptır-
| BH: onunla
| ÎLE: başkasını
| ELFESGYN: fasıklardan
| (2:26)
| YNGŽVN: bozarlar
| AHD̃: (verdikleri) sözü
| ELLH: Allah'a
| MN: -dan
| BAD̃: sonra-
| MYS̃EGH: söz verip bağlandıktan
| VYGŦAVN: ve keserler
| ME: şeyi
| ÊMR: emrettiği
| ELLH: Allah'ın
| BH: kendisiyle
| ÊN:
| YVṦL: birleştirmesini
| VYFSD̃VN: ve bozgunculuk yaparlar
| FY: -nde
| ELÊRŽ: yeryüzü-
| ÊVLÙK: işte
| HM: onlardır
| ELḢESRVN: ziyana uğrayanlar
| (2:27)
| TKFRVN: inkar edersiniz
| BELLH: Allah'a
| VKNTM: siz iken
| ÊMVETE: ölüler
| FÊḪYEKM: O sizi diriltti
| S̃M: sonra
| YMYTKM: öldürecek
| S̃M: sonra
| YḪYYKM: diriltecek
| S̃M: sonra
| ÎLYH: O'na
| TRCAVN: döndürüleceksiniz
| (2:28)
| ELZ̃Y: ki
| ḢLG: yarattı
| LKM: sizin için
| ME: ne
| FY: varsa
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| CMYAE: hepsini
| S̃M: sonra
| ESTV: yöneldi
| ÎL: -e
| ELSMEÙ: gök-
| FSVEHN: onları düzenledi
| SBA: yedi
| SMEVET: gök (olarak)
| VHV: ve O
| BKL: her
| ŞYÙ: şeyi
| ALYM: bilir
| (2:29)
| GEL: dedi ki
| RBK: Rabbin
| LLMLEÙKT: meleklere
| ÎNY: şüphesiz ben
| CEAL: yaratacağım
| FY: -nde
| ELÊRŽ: yeryüzü-
| ḢLYFT: bir halife
| GELVE: dediler (melekler)
| ÊTCAL: mi yaratacaksın?
| FYHE: orada
| MN: kimse
| YFSD̃: bozgunculuk yapan
| FYHE: orada
| VYSFK: döken
| ELD̃MEÙ: kan
| VNḪN: oysa biz
| NSBḪ: tesbih ediyor
| BḪMD̃K: seni överek
| VNGD̃S: ve takdis ediyoruz
| LK: seni
| GEL: dedi
| ÎNY: şüphesiz ben
| ÊALM: bilirim
| ME: şeyleri
| LE: değilsiniz
| TALMVN: siz biliyor
| (2:30)
| ËD̃M: Adem'e
| ELÊSMEÙ: isimleri
| KLHE: bütün
| S̃M: sonra
| ARŽHM: onları sunup
| AL: -e
| ELMLEÙKT: melekler-
| FGEL: ve dedi
| ÊNBÙVNY: bana söyleyin
| BÊSMEÙ: isimlerini
| HÙLEÙ: onların
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru kimseler
| (2:31)
| SBḪENK: Seni tesbih ederiz
| LE: yoktur
| ALM: bilgimiz
| LNE: bizim
| ÎLE: başka
| ME: şeyden
| ALMTNE: bize öğrettiğin
| ÎNK: şüphesiz sen
| ÊNT: sen
| ELALYM: bilensin
| ELḪKYM: hakim olansın
| (2:32)
| YE: EY/HEY/AH
| ËD̃M: Adem
| ÊNBÙHM: bunlara haber ver
| BÊSMEÙHM: onların isimlerini
| FLME: ne zaman ki
| ÊNBÊHM: bunlara haber verince
| BÊSMEÙHM: onların isimlerini
| GEL: (Allah) dedi ki
| ÊLM: değil miydim?
| ÊGL: size demiş
| LKM: size
| ÎNY: şüphesiz ben
| ÊALM: bilirim
| ĞYB: gayblarını
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VÊALM: ve bilirim
| ME: şeyleri
| TBD̃VN: sizin açıkladıklarınız
| VME: ve şeyleri
| KNTM: olduğunuz
| TKTMVN: gizlemekte
| (2:33)
| GLNE: demiştik
| LLMLEÙKT: Meleklere
| ESCD̃VE: secde edin
| L ËD̃M: Adem'e
| FSCD̃VE: hemen secde ettiler
| ÎLE: hariç
| ÎBLYS: İblis
| ÊB: kaçındı
| VESTKBR: ve kibirlendi
| VKEN: ve oldu
| MN: -dan
| ELKEFRYN: inkarcılar-
| (2:34)
| YE: EY/HEY/AH
| ËD̃M: Adem
| ESKN: oturun
| ÊNT: sen
| VZVCK: ve eşin
| ELCNT: cennette
| VKLE: ve yeyin
| MNHE: ondan
| RĞD̃E: bol bol
| ḪYS̃: yerde
| ŞÙTME: dilediğiniz
| VLE: -mayın
| TGRBE: yaklaş-
| HZ̃H: şu
| ELŞCRT: ağaca
| FTKVNE: olursunuz
| MN: -den
| ELƵELMYN: zalimler-
| (2:35)
| ELŞYŦEN: şeytan
| ANHE: oradan
| FÊḢRCHME: çıkardı
| MME: yerden
| KENE: bulundukları
| FYH: içinde
| VGLNE: ve dedik ki
| EHBŦVE: inin
| BAŽKM: kiminiz
| LBAŽ: kiminize
| AD̃V: düşman olarak
| VLKM: sizin için vardır
| FY: -nde
| ELÊRŽ: yeryüzü-
| MSTGR: kalmak
| VMTEA: ve nimet
| ÎL:
| ḪYN: bir süre
| (2:36)
| ËD̃M: Adem
| MN: -nden
| RBH: Rabbi-
| KLMET: kelimeler
| FTEB: tevbesini kabul etti
| ALYH: onun
| ÎNH: şüphesiz
| HV: O
| ELTVEB: tevbeyi çok kabul edendir
| ELRḪYM: çok esirgeyendir
| (2:37)
| EHBŦVE: inin
| MNHE: oradan
| CMYAE: hepiniz
| FÎME: zaman
| YÊTYNKM: size geldiği
| MNY: benden
| HD̃: bir hidayet
| FMN: kimler
| TBA: uyarsa
| HD̃EY: benim hidayetime
| FLE: artık yoktur
| ḢVF: bir korku
| ALYHM: onlara
| VLE: ve olmazlar
| HM: onlar
| YḪZNVN: üzülenlerden
| (2:38)
| KFRVE: inkar eden
| VKZ̃BVE: ve yalanlayan
| B ËYETNE: ayetlerimizi
| ÊVLÙK: işte onlar
| ÊṦḪEB: halkıdır
| ELNER: ateş
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: ebedi kalacaklardır
| (2:39)
| BNY: Çocuklar
| ÎSREÙYL: İsrail
| EZ̃KRVE: hatırlayın
| NAMTY: ni'metleri
| ELTY: "o ki;"
| ÊNAMT: ni'metlendirdim
| ALYKM: sizleri
| VÊVFVE: ve tutun
| BAHD̃Y: bana verdiğiniz sözü
| ÊVF: ben de tutayım
| BAHD̃KM: size verdiğim sözü
| VÎYEY: ve sadece benden
| FERHBVN: korkun
| (2:40)
| BME: şeye
| ÊNZLT: indirdiğim
| MṦD̃GE: doğrulayıcı olarak
| LME: bulunanı
| MAKM: sizin yanınızda
| VLE:
| TKVNVE: ve olmayın
| ÊVL: ilk
| KEFR: inkar eden
| BH: onu
| VLE:
| TŞTRVE: ve satmayın
| B ËYETY: benim ayetlerimi
| S̃MNE: bedele
| GLYLE: azıcık
| VÎYEY: ve benden
| FETGVN: sakının
| (2:41)
| TLBSVE: ve katıştırmayın
| ELḪG: gerçeği
| BELBEŦL: batılla
| VTKTMVE: ve gizlemeyin
| ELḪG: hakkı
| VÊNTM: siz
| TALMVN: bildiğiniz halde
| (2:42)
| ELṦLET: SalâTe/Desteğe
| V ËTVE: ve verin
| ELZKET: zekatı
| VERKAVE: ve eğilin
| MA: beraber
| ELREKAYN: eğilenlerle
| (2:43)
| ELNES: insanlara
| BELBR: iyilikle
| VTNSVN: ve unutuyorsunuz
| ÊNFSKM: kendinizi
| VÊNTM: ve size
| TTLVN: seslendirilen/okunan
| ELKTEB: Kitabı/yazgıyı
| ÊFLE: -yok mu
| TAGLVN: akletmek
| (2:44)
| BELṦBR: sabırla
| VELṦLET: ve destekle(zikrullah/mesaj)
| VÎNHE: ve Kİ o
| LKBYRT: büyüklenmesin
| ÎLE: başkasına
| AL: -üzerine
| ELḢEŞAYN: dinginlik-
| (2:45)
| YƵNVN: bilirler
| ÊNHM: şüphesiz onlar
| MLEGV: kavuşacaklardır
| RBHM: Rablerine
| VÊNHM: ve gerçekten onlar
| ÎLYH: O'na
| RECAVN: döneceklerdir
| (2:46)
| BNY: Çocuklar
| ÎSREÙYL: İsrail
| EZ̃KRVE: hatırlayın
| NAMTY: ni'metimi
| ELTY: ki
| ÊNAMT: ni'metlendirdim
| ALYKM: sizi
| VÊNY: ve şüphesiz
| FŽLTKM: sizi üstün kıldım
| AL: üzerine
| ELAELMYN: alemler
| (2:47)
| YVME: günden
| LE:
| TCZY: cezalandırılmaz
| NFS: hiç kimse
| AN: -den(günahından)
| NFS: kimse-
| ŞYÙE: bir şey
| VLE:
| YGBL: kabul edilmez
| MNHE: kimseden
| ŞFEAT: şefaat da
| VLE:
| YÙḢZ̃: ve alınmaz
| MNHE: ondan
| AD̃L: fidye de
| VLE: ve yapılamaz
| HM: onlara
| YNṦRVN: hiçbir yardım
| (2:48)
| NCYNEKM: sizi kurtarmıştık
| MN: -nden
| ËL: ailesi-
| FRAVN: Fir'avn
| YSVMVNKM: onlar size reva görüyor
| SVÙ: en kötüsünü
| ELAZ̃EB: azabın
| YZ̃BḪVN: boğazlayıp
| ÊBNEÙKM: oğullarınızı
| VYSTḪYVN: sağ bırakıyorlardı
| NSEÙKM: kadınlarınızı
| VFY: ve vardı
| Z̃LKM: bunda sizin için
| BLEÙ: bir imtihan
| MN: -den
| RBKM: Rabbiniz-
| AƵYM: büyük
| (2:49)
| FRGNE: yarmıştık
| BKM: sizin için
| ELBḪR: denizi
| FÊNCYNEKM: sizi kurtarmış
| VÊĞRGNE: ve boğmuştuk
| ËL: ailesini
| FRAVN: Fir'avn
| VÊNTM: ve siz de
| TNƵRVN: görüyordunuz
| (2:50)
| VEAD̃NE: sözleşmiştik
| MVS: Musa ile
| ÊRBAYN: kırk
| LYLT: gece için
| S̃M: sonra
| ETḢZ̃TM: siz (tanrı) edinmiştiniz
| ELACL: buzağıyı
| MN: -ndan
| BAD̃H: onun ardı-
| VÊNTM: ve siz
| ƵELMVN: zalimlerdiniz
| (2:51)
| AFVNE: affetmiştik
| ANKM: sizi
| MN: -ndan
| BAD̃: ardı-
| Z̃LK: bunun
| LALKM: belki
| TŞKRVN: şükredersiniz (diye)
| (2:52)
| ËTYNE: vermiştik
| MVS: Musa'ya
| ELKTEB: Kitap
| VELFRGEN: ve furkan
| LALKM: belki
| THTD̃VN: hidayete erersiniz (diye)
| (2:53)
| GEL: demişti ki
| MVS: Musa
| LGVMH: kavmine
| YE: EY/HEY/AH
| GVM: kavmim
| ÎNKM: şüphesiz sizler
| ƵLMTM: zulmettiniz
| ÊNFSKM: kendinize
| BETḢEZ̃KM: (tanrı) edinmekle
| ELACL: buzağıyı
| FTVBVE: gelin tevbe edin de
| ÎL:
| BERÙKM: yaratıcınıza
| FEGTLVE: ve öldürün
| ÊNFSKM: nefislerinizi
| Z̃LKM: bu
| ḢYR: daha iyidir
| LKM: sizin için
| AND̃: katında
| BERÙKM: yaratıcınız
| FTEB: tevbenizi kabul buyurmuş olur
| ALYKM: sizin
| ÎNH: şüphesiz
| HV: O
| ELTVEB: tevbeyi çok kabul edendir
| ELRḪYM: merhametlidir
| (2:54)
| GLTM: demiştiniz
| YE: EY/HEY/AH
| MVS: Musa
| LN:
| NÙMN: inanmayız
| LK: sana
| ḪT: kadar
| NR: görünceye
| ELLH: Allah'ı
| CHRT: açıkça
| FÊḢZ̃TKM: derhal sizi yakalamıştı
| ELṦEAGT: yıldırım gürültüsü
| VÊNTM: siz de
| TNƵRVN: bunu görüyordunuz
| (2:55)
| BAS̃NEKM: sizi tekrar diriltmiştik
| MN: -ndan
| BAD̃: ardı-
| MVTKM: ölümünüzün
| LALKM: belki
| TŞKRVN: şükredersiniz (diye)
| (2:56)
| ALYKM: üstünüze
| ELĞMEM: bulutu
| VÊNZLNE: ve indirdik
| ALYKM: size
| ELMN: kudret helvası
| VELSLV: ve bıldırcın
| KLVE: yeyin
| MN: -den
| ŦYBET: güzellikler-
| ME: şeyleri
| RZGNEKM: rızık olarak verdiğimiz
| VME: ve değildi
| ƵLMVNE: bize zulmediyor
| VLKN: ama
| KENVE: idiler
| ÊNFSHM: kendilerine
| YƵLMVN: zulmetmekteler
| (2:57)
| GLNE: demiştik ki
| ED̃ḢLVE: girin
| HZ̃H: şu
| ELGRYT: kente
| FKLVE: yeyin
| MNHE: oradan
| ḪYS̃: yerde
| ŞÙTM: dilediğiniz
| RĞD̃E: bol bol
| VED̃ḢLVE: girin
| ELBEB: kapıdan
| SCD̃E: secde ederek
| VGVLVE: ve deyin
| ḪŦT: hitta (ya Rabbi bizi affet)
| NĞFR: biz de bağışlayalım
| LKM: sizin
| ḢŦEYEKM: hatalarınızı
| VSNZYD̃: ve daha fazlasını vereceğiz
| ELMḪSNYN: güzel davrananlara
| (2:58)
| ELZ̃YN: onlar ki
| ƵLMVE: zalimler
| GVLE: bir sözle
| ĞYR: başka
| ELZ̃Y:
| GYL: söylenenden
| LHM: kendilerine
| FÊNZLNE: biz de indirdik
| AL: üzerine
| ELZ̃YN:
| ƵLMVE: zulmedenlerin
| RCZE: bir azab
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök-
| BME: dolayı
| KENVE: yaptıkları
| YFSGVN: kötülüklerden
| (2:59)
| ESTSG: su istemişti
| MVS: Musa
| LGVMH: kavmi için
| FGLNE: demiştik
| EŽRB: vur
| BAṦEK: asanla
| ELḪCR: taşa
| FENFCRT: fışkırmıştı
| MNH: ondan
| ES̃NTE:
| AŞRT: on iki
| AYNE: göze (pınar)
| GD̃: elbette
| ALM: bilmişti
| KL: bütün
| ÊNES: insanlar
| MŞRBHM: kendi içecekleri yeri
| KLVE: yeyin
| VEŞRBVE: ve için
| MN: -ından
| RZG: rızk-
| ELLH: Allah'ın
| VLE: -mayın
| TAS̃VE: ve (başkalarına) saldır-
| FY: -nde
| ELÊRŽ: yeryüzü-
| MFSD̃YN: bozgunculuk yaparak
| (2:60)
| GLTM: siz demiştiniz ki
| YE: EY/HEY/AH
| MVS: Musa
| LN: asla
| NṦBR: biz dayanamayız
| AL:
| ŦAEM: yemeğe
| VEḪD̃: bir
| FED̃A: du'a et
| LNE: bizim için
| RBK: Rabbine
| YḢRC: çıkarsın
| LNE: bize
| MME: şeylerden
| TNBT: bitirdiği
| ELÊRŽ: yerin
| MN: -nden
| BGLHE: sebzesi-
| VGS̃EÙHE: ve acurundan
| VFVMHE: ve sarımsağından
| VAD̃SHE: ve mercimeğinden
| VBṦLHE: ve soğanından
| GEL: dedi ki
| ÊTSTBD̃LVN: değiştirmek mi istiyorsunuz?
| ELZ̃Y: olanı
| HV: o
| ÊD̃N: daha aşağı
| BELZ̃Y: olanla
| HV: o
| ḢYR: iyi
| EHBŦVE: inin
| MṦRE: bir şehre
| FÎN: şüphesiz
| LKM: sizin için vardır
| ME: şeyler
| SÊLTM: istediğiniz
| VŽRBT: ve vuruldu
| ALYHM: üzerlerine
| ELZ̃LT: alçaklık
| VELMSKNT: ve yoksulluk (damgası)
| VBEÙVE: ve uğradılar
| BĞŽB: bir gazaba
| MN: -tan
| ELLH: Allah-
| Z̃LK: işte bu
| BÊNHM: şüphesiz öyle
| KENVE: oldu
| YKFRVN: (çünkü) inkar ediyorlar
| B ËYET: ayetlerini
| ELLH: Allah'ın
| VYGTLVN: ve öldürüyorlardı
| ELNBYYN: peygamberleri
| BĞYR: etmediği halde
| ELḪG: hak
| Z̃LK: işte bu
| BME: sebebiyledir
| AṦVE: isyan etmeleri
| VKENVE: ve oldukları
| YATD̃VN: sınırı aşmış
| (2:61)
| ELZ̃YN:
| ËMNVE: inananlar
| VELZ̃YN:
| HED̃VE: ve yahudiler
| VELNṦER: ve hıristiyanlar
| VELṦEBÙYN: ve sabiiler
| MN: kim
| ËMN: inanırsa
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VAML: ve yaparsa
| ṦELḪE: iyi işler
| FLHM: onlar için vardır
| ÊCRHM: mükafatları
| AND̃: katında
| RBHM: rablerinin
| VLE: ve yoktur
| ḢVF: korku
| ALYHM: onlara
| VLE: ve yoktur
| HM: onlara
| YḪZNVN: hüzün
| (2:62)
| ÊḢZ̃NE: almıştık
| MYS̃EGKM: sizin sözünüzü
| VRFANE: ve kaldırmıştık
| FVGKM: üzerinize
| ELŦVR: dağı
| ḢZ̃VE: tutun
| ME: şeyi
| ËTYNEKM: size verdiğimiz
| BGVT: kuvvetle
| VEZ̃KRVE: ve hatırlayın
| ME: şeyi
| FYH: içinde olan
| LALKM: belki de siz
| TTGVN: korunursunuz
| (2:63)
| TVLYTM: dönmüştünüz
| MN: -ından
| BAD̃: ard-
| Z̃LK: bunun
| FLVLE: eğer olmasaydı
| FŽL: iyiliği
| ELLH: Allah'ın
| ALYKM: size
| VRḪMTH: ve merhameti
| LKNTM: elbette olurdunuz
| MN: -dan
| ELḢESRYN: ziyana uğrayanlar-
| (2:64)
| ALMTM: bilmişsinizdir
| ELZ̃YN:
| EATD̃VE: haddi aşanları
| MNKM: içinizden
| FY: -nde
| ELSBT: cumartesi günü-
| FGLNE: işte dedik ki
| LHM: onlara
| KVNVE: olun
| GRD̃T: maymunlar
| ḢESÙYN: aşağılık
| (2:65)
| NKELE: ibretlik bir ceza
| LME: şey için
| BYN: arasındaki (önündeki)
| YD̃YHE: onların iki eli
| VME: ve şey (için)
| ḢLFHE: ardından gelen
| VMVAƵT: ve bir öğüt
| LLMTGYN: müttakiler için
| (2:66)
| GEL: demişti
| MVS: Musa
| LGVMH: kavmine
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| YÊMRKM: size emrediyor
| ÊN: ki
| TZ̃BḪVE: kesmenizi
| BGRT: bir inek
| GELVE: dediler
| ÊTTḢZ̃NE: bizimle ediyor musun?
| HZVE: alay
| GEL: dedi
| ÊAVZ̃: sığınırım
| BELLH: Allah'a
| ÊN:
| ÊKVN: olmaktan
| MN: -den
| ELCEHLYN: cahiller-
| (2:67)
| ED̃A: du'a et
| LNE: bizim için
| RBK: Rabbine
| YBYN: açıklasın
| LNE: bize
| ME: ne olduğunu
| HY: onun
| GEL: dedi ki
| ÎNH: şüphesiz O
| YGVL: diyor ki
| ÎNHE: gerçekten o
| BGRT: bir inektir
| LE: olmayan
| FERŽ: yaşlı
| VLE: ve olmayan
| BKR: körpe
| AVEN: orta yaşlı
| BYN: arasında
| Z̃LK: bunun
| FEFALVE: haydi yapın
| ME: şeyi
| TÙMRVN: size emredilen
| (2:68)
| ED̃A: du'a et
| LNE: bizim için
| RBK: Rabbine
| YBYN: açıklasın
| LNE: bize
| ME: nedir
| LVNHE: onun rengi
| GEL: dedi ki
| ÎNH: şüphesiz O
| YGVL: diyor
| ÎNHE: gerçekten o
| BGRT: bir inektir
| ṦFREÙ: sarı renginde
| FEGA: parlak
| LVNHE: onun rengi
| TSR: sevinç verir
| ELNEƵRYN: bakanlara
| (2:69)
| ED̃A: du'a et
| LNE: bizim için
| RBK: Rabbine
| YBYN: açıklasın
| LNE: bize
| ME: nasıl bir şey olduğunu
| HY: onun
| ÎN: zira
| ELBGR: o inek
| TŞEBH: benzer geldi
| ALYNE: bize
| VÎNE: ama mutlaka biz
| ÎN: eğer
| ŞEÙ: dilerse
| ELLH: Allah
| LMHTD̃VN: hidayeti buluruz
| (2:70)
| ÎNH: şüphesiz O
| YGVL: şöyle diyor
| ÎNHE: gerçekten o
| BGRT: bir inektir
| LE: olmayan
| Z̃LVL: boyundurluk altında
| TS̃YR: sürmek için
| ELÊRŽ: yeri
| VLE:
| TSGY: ve sulamaz
| ELḪRS̃: ekin
| MSLMT: kusursuz
| LE: yoktur
| ŞYT: hiçbir alacası
| FYHE: onda
| GELVE: dediler
| EL ËN: işte şimdi
| CÙT: getirdin
| BELḪG: doğruyu
| FZ̃BḪVHE: ve boğazladılar onu
| VME:
| KED̃VE: az daha
| YFALVN: yapmayacaklardı
| (2:71)
| GTLTM: siz öldürmüştünüz
| NFSE: bir adam
| FED̃ERÊTM: birbirinizle atışmıştınız
| FYHE: onun hakkında
| VELLH: oysa Allah
| MḢRC: ortaya çıkarıcıdır
| ME: şeyi
| KNTM: olduğunuz
| TKTMVN: gizlemiş
| (2:72)
| EŽRBVH: vurun ona (öldürülene)
| BBAŽHE: (ineğin) bir parçasıyla
| KZ̃LK: işte böylece
| YḪYY: diriltir
| ELLH: Allah
| ELMVT: ölüleri
| VYRYKM: ve size gösterir
| ËYETH: ayetlerini
| LALKM: umulur ki
| TAGLVN: düşünürsünüz
| (2:73)
| GST: katılaştı
| GLVBKM: kalbleriniz
| MN: -ından
| BAD̃: ard-
| Z̃LK: bunun
| FHY: şimdi onlar
| KELḪCERT: taş gibi
| ÊV: hatta
| ÊŞD̃: daha da
| GSVT: katıdır
| VÎN: çünkü
| MN:
| ELḪCERT: öyle taş
| LME: var ki
| YTFCR: fışkırır
| MNH: içinden
| ELÊNHER: ırmaklar
| VÎN: ve şüphesiz
| MNHE: öylesi de
| LME: var ki
| YŞGG: çatlayıverir de
| FYḢRC: çıkar
| MNH: ondan
| ELMEÙ: su
| VÎN: ve şüphesiz
| MNHE: ondan
| LME: öylesi de var ki
| YHBŦ: aşağı yuvarlanır
| MN: -ndan
| ḢŞYT: korkusu-
| ELLH: Allah
| VME: ve değildir
| ELLH: Allah
| BĞEFL: gafil
| AME: -dan
| TAMLVN: yaptıklarınız-
| (2:74)
| ÊN: ki
| YÙMNVE: inanacaklar
| LKM: size
| VGD̃: oysa
| KEN: vardı ki
| FRYG: bir grup
| MNHM: bunlardan
| YSMAVN: işitirlerdi de
| KLEM: sözünü
| ELLH: Allah'ın
| S̃M: sonra
| YḪRFVNH: onu değiştirirlerdi
| MN: -ından
| BAD̃: ard-
| ME:
| AGLVH: düşünüp akıl erdirdikten
| VHM: ve onlar
| YALMVN: bildikleri halde
| (2:75)
| LGVE: rastladıkları
| ELZ̃YN: kimselerle
| ËMNVE: inanan
| GELVE: derler
| ËMNE: inandık
| VÎZ̃E: zaman
| ḢLE: yalnız kaldıkları
| BAŽHM: onların bazısı
| ÎL: -na
| BAŽ: bazısı-
| GELVE: derler
| ÊTḪD̃S̃VNHM: onlara haber mi veriyorsunuz
| BME: şeyleri
| FTḪ: açtığı
| ELLH: Allah'ın
| ALYKM: size
| LYḪECVKM: sizin aleyhinizde delil olarak kullansınlar
| BH: onu
| AND̃: katında
| RBKM: Rabbiniz
| ÊFLE:
| TAGLVN: Aklınızı kullanmıyor musunuz?
| (2:76)
| YALMVN: bilmiyorlar mı ki?
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| YALM: bilir
| ME: şeyleri
| YSRVN: onların gizledikleri
| VME: ve şeyleri
| YALNVN: açığa vurdukları
| (2:77)
| ÊMYVN: ümmiler
| LE:
| YALMVN: bilmezler
| ELKTEB: Kitabı
| ÎLE: dışında
| ÊMENY: kuruntuları
| VÎN:
| HM: onlar
| ÎLE: sadece
| YƵNVN: zannediyorlar
| (2:78)
| LLZ̃YN: o kimselerin ki
| YKTBVN: yazıyorlar
| ELKTEB: Kitabı
| BÊYD̃YHM: elleriyle
| S̃M: sonra
| YGVLVN: diyorlar
| HZ̃E: bu
| MN:
| AND̃: katındandır
| ELLH: Allah
| LYŞTRVE: satmak için
| BH: onu
| S̃MNE: paraya
| GLYLE: azıcık
| FVYL: vay haline
| LHM: onların
| MME: ötürü
| KTBT: yazdığından
| ÊYD̃YHM: ellerinin
| VVYL: vay haline
| LHM: onların
| MME: ötürü
| YKSBVN: kazandıklarından
| (2:79)
| LN: asla
| TMSNE: bize dokunmayacaktır
| ELNER: ateş
| ÎLE: dışında
| ÊYEME: gün
| MAD̃VD̃T: sayılı birkaç
| GL: De ki
| ÊTḢZ̃TM: aldınız mı?
| AND̃: katında
| ELLH: Allah
| AHD̃E: bir söz (bu hususta)
| FLN: öyleyse
| YḢLF: dönmez
| ELLH: Allah
| AHD̃H: sözünden
| ÊM: yoksa
| TGVLVN: söylüyorsunuz
| AL: hakkında
| ELLH: Allah
| ME: bir şey
| LE:
| TALMVN: bilmediğiniz
| (2:80)
| MN: kim
| KSB: kazanır
| SYÙT: bir günah
| VÊḪEŦT: ve kuşatmış olursa
| BH: kendisini
| ḢŦYÙTH: suçu
| FÊVLÙK: işte onlar
| ÊṦḪEB: halkıdır
| ELNER: ateş
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalacaklardır
| (2:81)
| ËMNVE: inanan
| VAMLVE: ve yapanlar
| ELṦELḪET: yararlı işler
| ÊVLÙK: işte onlar da
| ÊṦḪEB: halkıdır
| ELCNT: cennet
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalacaklardır
| (2:82)
| ÊḢZ̃NE: biz almıştık
| MYS̃EG: bir söz
| BNY: oğullarından
| ÎSREÙYL: İsrail
| LE:
| TABD̃VN: kulluk etmeyeceksiniz
| ÎLE: başkasına
| ELLH: Allah'tan
| VBELVELD̃YN: ve anaya-babaya
| ÎḪSENE: iyilik edeceksiniz
| VZ̃Y: ve
| ELGRB: yakınlara
| VELYTEM: ve yetimlere
| VELMSEKYN: ve yoksullara
| VGVLVE: ve söyleyin
| LLNES: insanlara
| ḪSNE: güzeli
| VÊGYMVE: ve doğrulun
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe
| V ËTVE: ve verin
| ELZKET: zekatı
| S̃M: sonra
| TVLYTM: döndünüz
| ÎLE: hariç
| GLYLE: pek azınız
| MNKM: sizden olan
| VÊNTM: ve siz
| MARŽVN: yüz çeviriyorsunuz
| (2:83)
| ÊḢZ̃NE: almıştık
| MYS̃EGKM: sizden kesin söz
| LE:
| TSFKVN: dökmeyeceksiniz
| D̃MEÙKM: birbirinizin kanını
| VLE:
| TḢRCVN: çıkarmayacaksınız
| ÊNFSKM: birbirinizi
| MN: -dan
| D̃YERKM: yurtlarınız-
| S̃M: sonra
| ÊGRRTM: kabul etmiştiniz
| VÊNTM: ve siz
| TŞHD̃VN: şahidsiniz
| (2:84)
| ÊNTM: siz
| HÙLEÙ:
| TGTLVN: öldürüyorsunuz
| ÊNFSKM: birbirinizi
| VTḢRCVN: ve çıkarıyorsunuz
| FRYGE: bir grubu
| MNKM: sizden
| MN:
| D̃YERHM: yurtlarından
| TƵEHRVN: birleşiyorsunuz
| ALYHM: onlara karşı
| BELÎS̃M: günah
| VELAD̃VEN: ve düşmanlıkla
| VÎN: ve eğer
| YÊTVKM: size geldiklerinde
| ÊSER: esir olarak
| TFED̃VHM: fidyelerini veriyorsunuz
| VHV: ve o
| MḪRM: yasaklanmış iken
| ALYKM: size
| ÎḢRECHM: onları çıkarmak
| ÊFTÙMNVN: yoksa siz inanıyorsunuz da
| BBAŽ: bir kısmına
| ELKTEB: Kitabın
| VTKFRVN: inkar mı ediyorsunuz
| BBAŽ: bir kısmını
| FME: nedir?
| CZEÙ: cezası
| MN: kimsenin
| YFAL: yapan
| Z̃LK: bunu
| MNKM: sizden
| ÎLE: başka
| ḢZY: rezil olmaktan
| FY: -nda
| ELḪYET: hayatı-
| ELD̃NYE: dünya
| VYVM: ve gününde
| ELGYEMT: kıyamet
| YRD̃VN: onlar itilirler
| ÎL:
| ÊŞD̃: en şiddetlisine
| ELAZ̃EB: azabın
| VME: değildir
| ELLH: Allah
| BĞEFL: gafil
| AME: -dan
| TAMLVN: yaptıklarınız-
| (2:85)
| ELZ̃YN: kimselerdir
| EŞTRVE: satın alan
| ELḪYET: hayatını
| ELD̃NYE: dünya
| BEL ËḢRT: ahireti verip
| FLE:
| YḢFF: hiç hafifletilmez
| ANHM: onlardan
| ELAZ̃EB: azab
| VLE: ve hiç
| HM: onlara
| YNṦRVN: yardım edilmez
| (2:86)
| ËTYNE: verdik
| MVS: Musa'ya
| ELKTEB: Kitabı
| VGFYNE: birbiri ardınca gönderdik
| MN: -ndan
| BAD̃H: arkası-
| BELRSL: peygamberler
| V ËTYNE: ve verdik
| AYS: Îsa'ya
| EBN: oğlu
| MRYM: Meryem
| ELBYNET: açık deliller
| VÊYD̃NEH: ve onu destekledik
| BRVḪ: Ruh ile (Ruh'ül-Kudüs)
| ELGD̃S: Kudüs (Ruh'ül-Kudüs)
| ÊFKLME: öyle mi?
| CEÙKM: size gelse
| RSVL: bir peygamber
| BME: şey ile
| LE:
| THV: istemediği
| ÊNFSKM: canınızın
| ESTKBRTM: büyüklük taslayarak
| FFRYGE: kimini
| KZ̃BTM: yalanlayacak
| VFRYGE: kimini de
| TGTLVN: öldüreceksiniz
| (2:87)
| GLVBNE: kalblerimiz
| ĞLF: perdelidir
| BL: bilakis
| LANHM: onları la'netlemiştir
| ELLH: Allah
| BKFRHM: inkarlarından dolayı
| FGLYLE: artık çok az
| ME:
| YÙMNVN: inanırlar
| (2:88)
| CEÙHM: onlara geldi
| KTEB: bir Kitap (Kur'an)
| MN:
| AND̃: katından
| ELLH: Allah
| MṦD̃G: doğrulayıcı
| LME: şeyi
| MAHM: yanlarında bulunan (Tevrat)ı
| VKENVE: ve idiler
| MN:
| GBL: daha önce
| YSTFTḪVN: yardım istedikleri
| AL: karşı
| ELZ̃YN: kimselere
| KFRVE: inkar eden
| FLME: ne zaman
| CEÙHM: kendilerine gelince
| ME: şey
| ARFVE: o bildikleri (Kur'an)
| KFRVE: inkar ettiler
| BH: onu
| FLANT: artık la'neti
| ELLH: Allah'ın
| AL: üzerine olsun!
| ELKEFRYN: inkarcıların
| (2:89)
| EŞTRVE: sattıkları şey
| BH: onunla
| ÊNFSHM: kendilerini
| ÊN: için
| YKFRVE: inkar etmek
| BME: şeyi
| ÊNZL: indirdiği
| ELLH: Allah'ın
| BĞYE: çekemeyerek
| ÊN:
| YNZL: (vahiy) indirmesini
| ELLH: Allah'ın
| MN:
| FŽLH: lutfundan
| AL: üzerine
| MN: kimsenin
| YŞEÙ: dilediği
| MN: -ndan
| ABED̃H: kulları-
| FBEÙVE: uğradılar
| BĞŽB: gazab
| AL: üstüne
| ĞŽB: gazaba
| VLLKEFRYN: ve inkar edenler için
| AZ̃EB: bir azab vardır
| MHYN: alçaltıcı
| (2:90)
| GYL: denildiği
| LHM: onlara
| ËMNVE: inanın
| BME: şeye
| ÊNZL: indirdiği
| ELLH: Allah'ın
| GELVE: derler
| NÙMN: inanırız
| BME: şeye
| ÊNZL: indirilen
| ALYNE: bize
| VYKFRVN: ve inkar ederler
| BME: şeyi
| VREÙH: ondan sonra gelen
| VHV: halbuki o
| ELḪG: haktır
| MṦD̃GE: doğrulayan
| LME: şeyi
| MAHM: yanlarında bulunan
| GL: de ki
| FLM: neden?
| TGTLVN: öldürüyordunuz
| ÊNBYEÙ: peygamberlerini
| ELLH: Allah'ın
| MN:
| GBL: daha önce
| ÎN: gerçekten
| KNTM: idiyseniz
| MÙMNYN: inanıyor
| (2:91)
| CEÙKM: size gelmişti
| MVS: Musa
| BELBYNET: apaçık delillerle
| S̃M: sonra
| ETḢZ̃TM: (ilah) edinmiştiniz
| ELACL: buzağıyı
| MN: -ndan
| BAD̃H: ardı-
| VÊNTM: ve siz
| ƵELMVN: zalimler olarak
| (2:92)
| ÊḢZ̃NE: almıştık
| MYS̃EGKM: kesin sözünüzü
| VRFANE: ve kaldırmıştık
| FVGKM: üzerinize
| ELŦVR: Tur(dağın)ı
| ḢZ̃VE: tutun
| ME: şeyi
| ËTYNEKM: size verdiğimiz
| BGVT: kuvvetle
| VESMAVE: dinleyin (demiştik)
| GELVE: dediler
| SMANE: dinledik
| VAṦYNE: ve isyan ettik
| VÊŞRBVE: ve içirildi
| FY:
| GLVBHM: kalblerine
| ELACL: buzağı (sevgisi)
| BKFRHM: inkarlarıyla
| GL: de ki
| BÙSME: ne kötü şey
| YÊMRKM: size emrediyor
| BH: onunla
| ÎYMENKM: imanınız
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| MÙMNYN: inanan kimseler
| (2:93)
| ÎN: eğer
| KENT: ise
| LKM: size ait
| ELD̃ER: yurdu
| EL ËḢRT: ahiret
| AND̃: katında
| ELLH: Allah
| ḢELṦT: gerçekten
| MN: (değil de)
| D̃VN: başkasının
| ELNES: insanlardan
| FTMNVE: haydi temenni edin
| ELMVT: ölümü
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: sözünüzde doğru
| (2:94)
| YTMNVH: fakat (ölümü) istemezler
| ÊBD̃E: asla
| BME: dolayı
| GD̃MT: yapıp sunduğu işlerden
| ÊYD̃YHM: ellerinin
| VELLH: Allah
| ALYM: bilir
| BELƵELMYN: zalimleri
| (2:95)
| ÊḪRṦ: en düşkünü
| ELNES: insanların
| AL:
| ḪYET: hayata
| VMN:
| ELZ̃YN: kimselerden
| ÊŞRKVE: ortak koşan(lar)
| YVD̃: ister
| ÊḪD̃HM: her biri
| LV: olsa
| YAMR: yaşatılmasını
| ÊLF: bin
| SNT: yıl
| VME: ve değildir
| HV: o
| BMZḪZḪH: onu uzaklaştıracak
| MN: -dan
| ELAZ̃EB: azab-
| ÊN: oysa
| YAMR: (o kadar) yaşaması
| VELLH: Allah
| BṦYR: görüyor
| BME: şeyleri
| YAMLVN: yaptıkları
| (2:96)
| MN: kim
| KEN: ise (bilsin ki)
| AD̃VE: düşmandır
| LCBRYL: Cebrail'e
| FÎNH: şüphesiz o
| NZLH: onu indirmiştir
| AL:
| GLBK: kalbine
| BÎZ̃N: izniyle
| ELLH: Allah'ın
| MṦD̃GE: doğrulayıcı olarak
| LME:
| BYN:
| YD̃YH: kendinden öncekileri
| VHD̃: ve hidayet
| VBŞR: ve müjdeci
| LLMÙMNYN: inananlar için
| (2:97)
| KEN: ise
| AD̃VE: düşman
| LLH: Allah'a
| VMLEÙKTH: ve meleklerine
| VRSLH: ve resullerine
| VCBRYL: ve Cebrail'e
| VMYKEL: ve Mikail'e
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah da
| AD̃V: düşmanıdır
| LLKEFRYN: inkar edenlerin
| (2:98)
| ÊNZLNE: indirdik
| ÎLYK: sana
| ËYET: ayetler
| BYNET: apaçık
| VME: ve etmez
| YKFR: inkar
| BHE: onları
| ÎLE: başkası
| ELFESGVN: fasıklardan
| (2:99)
| AEHD̃VE: anlaştılarsa
| AHD̃E: ahitle
| NBZ̃H: onu bozdular
| FRYG: bir grup
| MNHM: onlardan
| BL: zaten
| ÊKS̃RHM: çokları
| LE:
| YÙMNVN: inanmazlar
| (2:100)
| CEÙHM: onlara geldiyse
| RSVL: bir elçi
| MN:
| AND̃: katından
| ELLH: Allah'ın
| MṦD̃G: doğrulayan
| LME: şeyleri
| MAHM: yanlarındaki
| NBZ̃: attılar
| FRYG: bir gurup
| MN:
| ELZ̃YN: kendilerine
| ÊVTVE: verilenlerden
| ELKTEB: kitap
| KTEB: kitabı
| ELLH: Allah'ın
| VREÙ: arkasına
| ƵHVRHM: sırtlarının
| KÊNHM: sanki gibi
| LE:
| YALMVN: bilmiyorlarmış
| (2:101)
| ME: şeye
| TTLV: uyduduğu
| ELŞYEŦYN: şeytanların
| AL: hakkında
| MLK: mülkü
| SLYMEN: Süleyman'ın
| VME:
| KFR: küfre girmedi
| SLYMEN: Süleyman
| VLKN: fakat
| ELŞYEŦYN: şeytanlar
| KFRVE: küfre girdiler
| YALMVN: öğreterek
| ELNES: insanlara
| ELSḪR: sihri
| VME: ve şeyi
| ÊNZL: indirilen
| AL:
| ELMLKYN: iki meleğe
| BBEBL: Babil'de
| HERVT: Harut
| VMERVT: ve Marut (isimli)
| VME:
| YALMEN: onlar öğretmezlerdi
| MN:
| ÊḪD̃: hiç kimseye
| ḪT:
| YGVLE: demedikçe
| ÎNME: şüphesiz
| NḪN: biz
| FTNT: fitneyiz
| FLE:
| TKFR: sakın küfre girmeyin
| FYTALMVN: fakat öğreniyorlardı
| MNHME: bunlardan
| ME: şeyi
| YFRGVN: ayıran
| BH: onunla
| BYN: arasını
| ELMRÙ: eşi
| VZVCH: ve karısının
| VME: ve değildir
| HM: ama onlar
| BŽERYN: zarar veriyor
| BH: onunla
| MN:
| ÊḪD̃: hiç kimseye
| ÎLE: başka
| BÎZ̃N: izninden
| ELLH: Allah'ın
| VYTALMVN: onlar öğreniyorlardı
| ME: şeyi
| YŽRHM: zarar veren
| VLE: değil
| YNFAHM: yarar vereni
| VLGD̃: andolsun
| ALMVE: gayet iyi biliyorlardı ki
| LMN: kimsenin
| EŞTREH: onu satın alan
| ME: yoktur
| LH: onun
| FY:
| EL ËḢRT: ahirette
| MN:
| ḢLEG: bir nasibi
| VLBÙS: ve ne kötüdür
| ME: şey
| ŞRVE: sattıkları
| BH: onunla
| ÊNFSHM: kendilerini
| LV: keşke
| KENVE:
| YALMVN: (bunu) bilselerdi!
| (2:102)
| ÊNHM: şüphesiz onlar
| ËMNVE: iman etseler
| VETGVE: ve sakınmış olsalardı
| LMS̃VBT: sevabı
| MN:
| AND̃: katından
| ELLH: Allah'ın
| ḢYR: daha hayırlı (olurdu)
| LV: keşke
| KENVE: idi
| YALMVN: bilseler
| (2:103)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| LE:
| TGVLVE: demeyin
| REANE: Ra'ina (bizi gözet yahut: kaba söz)
| VGVLVE: deyin
| ENƵRNE: unzurna (bize bak)
| VESMAVE: ve dinleyin
| VLLKEFRYN: ve kafirler için vardır
| AZ̃EB: bir azab
| ÊLYM: acı
| (2:104)
| YVD̃: arzu etmezler
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| MN: -nden
| ÊHL: ehli-
| ELKTEB: kitab
| VLE:
| ELMŞRKYN: ve müşriklerden
| ÊN:
| YNZL: indirilmesini
| ALYKM: size
| MN: hiçbir
| ḢYR: hayır
| MN: -den
| RBKM: rabbiniz-
| VELLH: oysa Allah
| YḢTṦ: tahsis eder
| BRḪMTH: rahmetini
| MN: kimseye
| YŞEÙ: dilediği
| VELLH: Allah
| Z̃V: sahibidir
| ELFŽL: lutuf
| ELAƵYM: büyük
| (2:105)
| NNSḢ: biz neshedersek
| MN: (bir parça)
| ËYT: ayeti
| ÊV: veya
| NNSHE: onu unutturursak
| NÊT: getiririz
| BḢYR: daha iyisini
| MNHE: ondan
| ÊV: ya da
| MS̃LHE: benzerini
| ÊLM:
| TALM: bilmez misin?
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah'ın
| AL:
| KL: her
| ŞYÙ: şeye
| GD̃YR: gücü yeter
| (2:106)
| TALM: bilmez misin?
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| LH: onundur
| MLK: mülkü
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VME: ve yoktur
| LKM: size
| MN:
| D̃VN: başka
| ELLH: Allah'tan
| MN: hiçbir
| VLY: koruyucu
| VLE: ve (ne de)
| NṦYR: bir yardımcı
| (2:107)
| TRYD̃VN: arzu (mu) ediyorsunuz?
| ÊN:
| TSÊLVE: istekte bulunmayı
| RSVLKM: rasulunüzden
| KME: gibi
| SÙL: istedikleri
| MVS: Musa'dan
| MN:
| GBL: daha önce
| VMN: ve kim
| YTBD̃L: değiştirirse
| ELKFR: inkarı
| BELÎYMEN: imana
| FGD̃: şüphesiz (o)
| ŽL: sapıtmıştır
| SVEÙ: dümdüz
| ELSBYL: yolu
| (2:108)
| KS̃YR: bir çoğu
| MN: -nden
| ÊHL: ehli-
| ELKTEB: kitap
| LV: şayet
| YRD̃VNKM: sizi döndürmek
| MN:
| BAD̃: sonra
| ÎYMENKM: imanınızdan
| KFERE: kafirler olarak
| ḪSD̃E: hasetle
| MN:
| AND̃:
| ÊNFSHM: içlerindeki
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| TBYN: apaçık belli olduktan
| LHM: onlara
| ELḪG: gerçek
| FEAFVE: affedin
| VEṦFḪVE: hoş görün
| ḪT: kadar
| YÊTY: getirinceye
| ELLH: Allah
| BÊMRH: emrini
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| AL:
| KL: her
| ŞYÙ: şeye
| GD̃YR: gücü yetendir
| (2:109)
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe
| V ËTVE: ve verin
| ELZKET: zekatı
| VME: ne ki
| TGD̃MVE: ne gönderirsiniz
| LÊNFSKM: kendiniz için
| MN:
| ḢYR: hayırdan
| TCD̃VH: bulursunuz
| AND̃: katında
| ELLH: Allah'ın
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BME: şeyleri
| TAMLVN: yaptıklarınız
| BṦYR: görür
| (2:110)
| LN:
| YD̃ḢL: asla giremez
| ELCNT: cennete
| ÎLE: başkası
| MN: kimseden
| KEN: olan
| HVD̃E: Yahudi
| ÊV: veyahut
| NṦER: hıristiyan
| TLK: işte bu
| ÊMENYHM: onların kuruntusudur
| GL: de ki
| HETVE: getirin
| BRHENKM: delilinizi
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru
| (2:111)
| MN: kim
| ÊSLM: teslim ederse
| VCHH: yüzünü
| LLH: Allah'a
| VHV: ve o
| MḪSN: işini güzel yaparak
| FLH: Zira onlar/onlarsa
| ÊCRH: mükafatı
| AND̃: yanındadır
| RBH: Rabbinin
| VLE: ve yoktur
| ḢVF: korku
| ALYHM: onlara
| VLE: ve yoktur
| HM: onlara
| YḪZNVN: üzülmek
| (2:112)
| ELYHVD̃: Yahudiler
| LYST: değiller
| ELNṦER: Hıristiyanlar
| AL: üzerinde
| ŞYÙ: bir şey (temel)
| VGELT: ve dediler ki
| ELNṦER: Hıristiyanlar da
| LYST: değildirler
| ELYHVD̃: Yahudiler
| AL: üzerinde
| ŞYÙ: bir şey (temel)
| VHM: oysa onlar
| YTLVN: okuyorlar
| ELKTEB: Kitabı
| KZ̃LK: böylece
| GEL: söylediler
| ELZ̃YN: kimseler
| LE:
| YALMVN: bilmeyen(ler)
| MS̃L: benzerini
| GVLHM: onların sözlerinin
| FELLH: artık Allah
| YḪKM: hüküm verecektir
| BYNHM: aralarında
| YVM: günü
| ELGYEMT: kıyamet
| FYME: şey hakkında
| KENVE: oldukları
| FYH: onda
| YḢTLFVN: ihtilaf halinde
| (2:113)
| ÊƵLM: daha zalim
| MMN: kimseden
| MNA: men eden
| MSECD̃: mescidlerinde
| ELLH: Allah'ın
| ÊN:
| YZ̃KR: anılmasına
| FYHE: içinde
| ESMH: isminin
| VSA: ve çalışandan
| FY:
| ḢREBHE: onların harabolmasına
| ÊVLÙK: işte
| ME: yoktur
| KEN: olmaları
| LHM: onlar için
| ÊN:
| YD̃ḢLVHE: girmeleri
| ÎLE: dışında
| ḢEÙFYN: korka korka
| LHM: onlar için vardır
| FY:
| ELD̃NYE: dünyada
| ḢZY: rezillik
| VLHM: ve Onların
| FY:
| EL ËḢRT: ahirette
| AZ̃EB: azap
| AƵYM: büyük bir
| (2:114)
| ELMŞRG: doğu da
| VELMĞRB: batı da
| FÊYNME: nereye
| TVLVE: dönerseniz
| FS̃M: oradadır
| VCH: yüzü (zatı)
| ELLH: Allah'ın
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah'(ın)
| VESA: (rahmeti ve ni'meti) boldur
| ALYM: (her şeyi) bilendir
| (2:115)
| ETḢZ̃: edindi
| ELLH: Allah
| VLD̃E: çocuk
| SBḪENH: O yücedir
| BL: bilakis
| LH: onundur
| ME: ne varsa
| FY:
| ELSMEVET: göklerde
| VELÊRŽ: ve yerde
| KL: hepsi
| LH: O'na
| GENTVN: boyun eğmiştir
| (2:116)
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VÎZ̃E: zaman
| GŽ: hükmettiği
| ÊMRE: bir işe (şeye)
| FÎNME: şüphesiz sadece
| YGVL: der
| LH: ona
| KN: ol
| FYKVN: hemen oluverir
| (2:117)
| ELZ̃YN: kimseler
| LE:
| YALMVN: bilmeyen(ler)
| LVLE: değil miydi?
| YKLMNE: bizimle konuşmalı
| ELLH: Allah
| ÊV: ya da
| TÊTYNE: bize gelmeli
| ËYT: bir ayet (mu'cize)
| KZ̃LK: işte böyle
| GEL: söyle(mişler)di
| ELZ̃YN: kimseler
| MN:
| GBLHM: onlardan önceki(ler de)
| MS̃L: benzerini
| GVLHM: onların dediklerinin
| TŞEBHT: birbirine benzedi
| GLVBHM: kalbleri
| GD̃: elbette
| BYNE: iyice açıkladık
| EL ËYET: ayetleri
| LGVM: kavimler için
| YVGNVN: bilmek isteyen
| (2:118)
| ÊRSLNEK: seni gönderdik
| BELḪG: gerçekle
| BŞYRE: müjdeleyici
| VNZ̃YRE: ve uyarıcı olarak
| VLE: değilsin
| TSÊL: sen sorumlu
| AN:
| ÊṦḪEB: halkından
| ELCḪYM: cehennem
| (2:119)
| TRŽ: razı
| ANK: senden
| ELYHVD̃: (ne) yahudiler
| VLE: (ne de)
| ELNṦER: hıristiyanlar
| ḪT: kadar
| TTBA: sen uyuncaya
| MLTHM: onların milletine (dinine)
| GL: de ki
| ÎN: şüphesiz
| HD̃: hidayeti
| ELLH: Allah'ın
| HV: odur
| ELHD̃: asıl doğru yol
| VLÙN: eğer
| ETBAT: uyarsan
| ÊHVEÙHM: onların arzularına
| BAD̃: sonra
| ELZ̃Y:
| CEÙK: sana gelen
| MN: -den
| ELALM: ilim-
| ME: yoktur
| LK: sana
| MN:
| ELLH: Allah'tan
| MN: hiç
| VLY: bir dost
| VLE: ve hiç
| NṦYR: bir yardımcı
| (2:120)
| ËTYNEHM: kendilerine verdiğimiz
| ELKTEB: Kitabı
| YTLVNH: onu okuyanlar
| ḪG: doğru bir
| TLEVTH: okuyuşla
| ÊVLÙK: işte onlar
| YÙMNVN: inananlardır
| BH: ona
| VMN: ve kim
| YKFR: inkar ederse
| BH: onu
| FÊVLÙK: işte
| HM: onlar
| ELḢESRVN: ziyana uğrayanlardır
| (2:121)
| BNY: Çocuklar
| ÎSREÙYL: İsrail
| EZ̃KRVE: hatırlayın
| NAMTY: ni'meti
| ELTY:
| ÊNAMT: verdiğim
| ALYKM: size
| VÊNY: gerçekten
| FŽLTKM: sizi üstün kıldığımı
| AL: üzerine
| ELAELMYN: alemler
| (2:122)
| YVME: şu günden (ki)
| LE:
| TCZY: cezasını çekmez
| NFS: kimse
| AN:
| NFS: kimsenin
| ŞYÙE: bir şeyle
| VLE:
| YGBL: ve kabul edilmez
| MNHE: ondan
| AD̃L: fidye
| VLE:
| TNFAHE: ona fayda vermez
| ŞFEAT: şefaat
| VLE:
| HM: onlara
| YNṦRVN: yardım da edilmez
| (2:123)
| EBTL: imtihan ettiği
| ÎBREHYM: İbrahim'i
| RBH: Rabbi
| BKLMET: kelimelerle
| FÊTMHN: o da onları tamamlamıştı
| GEL: (Allah) dedi ki
| ÎNY: şüphesiz ben
| CEALK: seni yapacağım
| LLNES: insanlar için
| ÎMEME: önder
| GEL: (İbrahim) dedi ki
| VMN: -dan da
| Z̃RYTY: benim soyum-
| GEL: buyurdu
| LE:
| YNEL: ulaşmaz
| AHD̃Y: ahdim
| ELƵELMYN: zalimlere
| (2:124)
| CALNE: biz kıldık
| ELBYT: Yapı
| MS̃EBT: toplanma yeri
| LLNES: insanlara
| VÊMNE: ve güven yeri
| VETḢZ̃VE: siz de edinin
| MN: -ından
| MGEM: makam-
| ÎBREHYM: İbrahim'in
| MṦL: destekleyen/destekleyici
| VAHD̃NE: ve emretmiştik
| ÎL:
| ÎBREHYM: İbrahim'e
| VÎSMEAYL: ve İsma'il'e
| ÊN: Kİ
| ŦHRE: -temizlemek
| BYTY: Yapıları
| LLŦEÙFYN: tavaf edenler için
| VELAEKFYN: ibadete kapananlar
| VELRKA: ve rüku edenler
| ELSCVD̃: secde edenler
| (2:125)
| GEL: demişti ki
| ÎBREHYM: İbrahim
| RB: Rabbim
| ECAL: kıl
| HZ̃E: bu
| BLD̃E: şehri
| ËMNE: güvenli
| VERZG: ve rızıklandır
| ÊHLH: halkını
| MN:
| ELS̃MRET: ürünlerle
| MN: kimseleri
| ËMN: inanan
| MNHM: onlardan
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| GEL: (Rabbi) buyurdu ki
| VMN: kimseyi
| KFR: inkar eden
| FÊMTAH: onu geçindiririm
| GLYLE: az bir (süre)
| S̃M: sonra
| ÊŽŦRH: onu mahkum ederim
| ÎL:
| AZ̃EB: azabına
| ELNER: cehennem
| VBÙS: ve ne kötü
| ELMṦYR: dönüş yeridir
| (2:126)
| YRFA: yükselttiği
| ÎBREHYM: İbrahim
| ELGVEAD̃: temellendirdiği
| MN: -dan
| ELBYT: Yapı
| VÎSMEAYL: İsma'il'(le beraber)
| RBNE: Rabbi'imiz
| TGBL: kabul buyur
| MNE: bizden
| ÎNK: kuşkusuz sen
| ÊNT: (yalnız) sen
| ELSMYA: işitensin
| ELALYM: bilensin
| (2:127)
| VECALNE: bizi yap
| MSLMYN: teslim olanlardan
| LK: sana
| VMN:
| Z̃RYTNE: neslimizden de
| ÊMT: bir ümmet (çıkar)
| MSLMT: teslim olan
| LK: sana
| VÊRNE: ve bize göster
| MNESKNE: ibadet yollarımızı
| VTB: ve tevbemizi kabul et
| ALYNE: bizden
| ÎNK: şüphesiz sen
| ÊNT: (ancak) sensin
| ELTVEB: tevbeleri kabul eden
| ELRḪYM: çok merhametli olan
| (2:128)
| VEBAS̃: gönder
| FYHM: onlara
| RSVLE: bir elçi
| MNHM: kendi içlerinden
| YTLV: okuyacak
| ALYHM: kendilerine
| ËYETK: senin ayetlerini
| VYALMHM: ve onlara öğretecek
| ELKTEB: Kitabı
| VELḪKMT: ve hikmeti
| VYZKYHM: ve onları temizleyecek
| ÎNK: şüphesiz sensin
| ÊNT: yalnız sen
| ELAZYZ: Aziz olan
| ELḪKYM: Hakim olan
| (2:129)
| YRĞB: yüz çevirir
| AN:
| MLT: milletinden (dininden)
| ÎBREHYM: İbrahim'in
| ÎLE: başka
| MN: kimseen
| SFH: sefih kılan
| NFSH: nefsini
| VLGD̃: Andolsun ki
| EṦŦFYNEH: biz onu seçmiştik
| FY:
| ELD̃NYE: dünyada
| VÎNH: ve şüphesiz o
| FY:
| EL ËḢRT: ahirette de
| LMN:
| ELṦELḪYN: salihlerdendir
| (2:130)
| GEL: demişti
| LH: ona
| RBH: Rabbi
| ÊSLM: İslam ol (teslim ol)
| GEL: dedi
| ÊSLMT: teslim oldum
| LRB: Rabbine
| ELAELMYN: alemlerin
| (2:131)
| BHE: bunu
| ÎBREHYM: İbrahim
| BNYH: kendi oğullarına
| VYAGVB: ve Ya'kub da
| YE: EY/HEY/AH
| BNY: Çocuklar
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| EṦŦF: seçti
| LKM: sizin için
| ELD̃YN: bu dini
| FLE:
| TMVTN: öyleyse ölmeyin
| ÎLE: başka (bir şekilde)
| VÊNTM: sizler
| MSLMVN: müslümanlar olmaktan
| (2:132)
| KNTM: siz
| ŞHD̃EÙ: şahit miydiniz
| ÎZ̃: zaman
| ḪŽR: geldiği
| YAGVB: Ya'kub'a
| ELMVT: ölüm hali
| ÎZ̃: o zaman
| GEL: (Ya'kub) dedi ki
| LBNYH: oğullarına
| ME: neye
| TABD̃VN: kulluk edeceksiniz
| MN:
| BAD̃Y: benden sonra
| GELVE: dediler ki
| NABD̃: kulluk edeceğiz
| ÎLHK: senin tanrına
| VÎLH: ve tanrısına
| ËBEÙK: ataların
| ÎBREHYM: İbrahim
| VÎSMEAYL: ve İsma'il
| VÎSḪEG: ve İshak'ın
| ÎLHE: Tanrı'sına
| VEḪD̃E: tek
| VNḪN: ve biz
| LH: O'na
| MSLMVN: teslim olanlarız
| (2:133)
| ÊMT: bir ümmetti
| GD̃: elbette
| ḢLT: gelip geçti
| LHE: kendilerine
| ME: şeyler
| KSBT: onların kazandıkları
| VLKM: size aittir
| ME: şeyler
| KSBTM: sizin kazandıklarınız
| VLE:
| TSÊLVN: siz sorulmazsınız
| AME: şeyden
| KENVE: oldukları
| YAMLVN: onların yapıyor
| (2:134)
| KVNVE: olun ki
| HVD̃E: Yahudi
| ÊV: veya
| NṦER: hıristiyan
| THTD̃VE: doğru yolu bulasınız
| GL: de ki
| BL: bilakis (uyarız)
| MLT: milletine (dinine)
| ÎBREHYM: İbrahim'in
| ḪNYFE: hanif
| VME:
| KEN: O değildi
| MN:
| ELMŞRKYN: ortak koşanlardan
| (2:135)
| ËMNE: inandık
| BELLH: Allah'a
| VME: ve şeye
| ÊNZL: indirilen
| ÎLYNE: bize
| VME: ve şeye
| ÊNZL: indirilen
| ÎL:
| ÎBREHYM: İbrahim'e
| VÎSMEAYL: ve İsma'il'e
| VÎSḪEG: ve İshak'a
| VYAGVB: ve Ya'kub'a
| VELÊSBEŦ: ve torunlarına
| VME: ve şeye
| ÊVTY: verilen
| MVS: Musa'ya
| VAYS: ve Îsa'ya
| VME: ve şeye
| ÊVTY: verilen
| ELNBYVN: peygamberlere
| MN: -nden
| RBHM: rableri-
| LE:
| NFRG: ayırım yapmayız
| BYN: arasında
| ÊḪD̃: hiçbiri
| MNHM: onların
| VNḪN: ve biz
| LH: O'na
| MSLMVN: teslim olanlarız
| (2:136)
| ËMNVE: iman ederlerse
| BMS̃L: gibi
| ME:
| ËMNTM: sizin iman ettiğiniz
| BH: ona
| FGD̃: elbette
| EHTD̃VE: doğru yolu bulmuş olurlar
| VÎN: eğer
| TVLVE: dönerlerse
| FÎNME: mutlaka
| HM: onlar
| FY: içine
| ŞGEG: anlaşmazlık (düşerler)
| FSYKFYKHM: onlara karşı sana yeter
| ELLH: Allah
| VHV: ve O
| ELSMYA: işitendir
| ELALYM: bilendir
| (2:137)
| ELLH: Allah'ın
| VMN: ve kimdir
| ÊḪSN: daha güzeli
| MN: -'tan
| ELLH: Allah-
| ṦBĞT: boyası
| VNḪN: ve biz ancak
| LH: O'na
| AEBD̃VN: kulluk ederiz
| (2:138)
| ÊTḪECVNNE: bizimle tartışıyor musunuz?
| FY: hakkında
| ELLH: Allah
| VHV: O iken
| RBNE: bizim de Rabbimiz
| VRBKM: sizin de Rabbiniz
| VLNE: bizimdir
| ÊAMELNE: bizim yaptıklarımız
| VLKM: sizindir
| ÊAMELKM: sizin yaptıklarınız
| VNḪN: ve biz
| LH: O'na
| MḢLṦVN: gönülden bağlananlarız
| (2:139)
| TGVLVN: söylüyor(mu)sunuz
| ÎN: şüphesiz
| ÎBREHYM: İbrahim
| VÎSMEAYL: ve İsma'il
| VÎSḪEG: ve İshak
| VYAGVB: ve Ya'kub
| VELÊSBEŦ: ve torunlarının
| KENVE: olduklarını
| HVD̃E: yahudi
| ÊV: yahut
| NṦER: hıristiyan
| GL: de ki
| ÊÊNTM: siz mi
| ÊALM: daha iyi bilirsiniz
| ÊM: yoksa
| ELLH: Allah (mı)
| VMN: ve kimdir
| ÊƵLM: daha zalim
| MMN: kimseden
| KTM: gizleyen
| ŞHED̃T: şahitliği
| AND̃H: yanında bulunan
| MN: tarafından
| ELLH: Allah
| VME: ve değildir
| ELLH: Allah
| BĞEFL: gafil
| AME: -dan
| TAMLVN: yaptıklarınız-
| (2:140)
| ÊMT: bir ümmetti
| GD̃: ki
| ḢLT: gelip geçti
| LHE: onlarındır
| ME: şeyler
| KSBT: kazandıkları
| VLKM: ve sizindir
| ME: şeyler
| KSBTM: sizin kazandıklarınız
| VLE:
| TSÊLVN: sorulmazsınız
| AME: şeylerden
| KENVE: oldukları
| YAMLVN: onların yapıyor
| (2:141)
| ELSFHEÙ: bazı beyinsizler
| MN: -dan
| ELNES: insanlar-
| ME: nedir
| VLEHM: onları çeviren
| AN: -nden
| GBLTHM: kıbleleri-
| ELTY: o ki
| KENVE: bulunurlar
| ALYHE: üzerinde
| GL: de ki
| LLH: Allah'ındır
| ELMŞRG: doğu
| VELMĞRB: ve batı
| YHD̃Y: O iletir
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediğini (dileyeni)
| ÎL: -a
| ṦREŦ: yol-
| MSTGYM: doğru
| (2:142)
| CALNEKM: sizi kıldık
| ÊMT: bir ümmet
| VSŦE: vasat
| LTKVNVE: olmanız için
| ŞHD̃EÙ: şahit
| AL: -a
| ELNES: insanlar-
| VYKVN: ve olması için
| ELRSVL: rasulün (de)
| ALYKM: size
| ŞHYD̃E: şahit
| VME:
| CALNE: ve yap(ma)dık
| ELGBLT: bir kıble
| ELTY:
| KNT: olduğunuzu
| ALYHE: üzerinde
| ÎLE: sadece (yaptık)
| LNALM: bilmek için
| MN: kimseyi
| YTBA: uyan
| ELRSVL: Elçi'ye
| MMN: kimseden
| YNGLB: geriye dönen
| AL: üzerinde
| AGBYH: ökçesi
| VÎN: ve elbette
| KENT:
| LKBYRT: ağır gelir
| ÎLE: başkasına
| AL:
| ELZ̃YN: kimseye
| HD̃: yol gösterdiği
| ELLH: Allah'ın
| VME: değildir
| KEN:
| ELLH: Allah
| LYŽYA: zayi edecek
| ÎYMENKM: sizin imanınızı
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BELNES: insanlara
| LRÙVF: şefkatlidir
| RḪYM: merhametlidir
| (2:143)
| NR: görüyoruz
| TGLB: çevrilip durduğunu
| VCHK: yüzünün
| FY: doğru
| ELSMEÙ: göğe
| FLNVLYNK: elbette seni döndüreceğiz
| GBLT: bir kıbleye
| TRŽEHE: hoşlanacağın
| FVL: (Bundan böyle) çevir
| VCHK: yüzünü
| ŞŦR: tarafına
| ELMSCD̃: Mescid-i
| ELḪREM: Haram'a
| VḪYS̃: ve nerede
| ME:
| KNTM: olursanız
| FVLVE: çevirin
| VCVHKM: yüzlerinizi
| ŞŦRH: o yöne
| VÎN: şüphesiz
| ELZ̃YN: kimseler
| ÊVTVE: verilen
| ELKTEB: kitap
| LYALMVN: elbette bilirler
| ÊNH: bunun
| ELḪG: bir gerçek olduğunu
| MN: -nden
| RBHM: Rableri-
| VME: değildir
| ELLH: Allah
| BĞEFL: habersiz
| AME: -ndan
| YAMLVN: onların yaptıkları-
| (2:144)
| ÊTYT: sen getirsen
| ELZ̃YN: kimselere
| ÊVTVE: verilen
| ELKTEB: Kitap
| BKL: her türlü
| ËYT: ayeti
| ME: değildir
| TBAVE: uyacak
| GBLTK: senin kıblene
| VME: ve değilsin
| ÊNT: sen (de)
| BTEBA: uyacak
| GBLTHM: onların kıblesine
| VME: ve değildir
| BAŽHM: onların bazısı
| BTEBA: uymazlar
| GBLT: kıblesine
| BAŽ: diğerlerinin
| VLÙN: ve eğer
| ETBAT: uyarsan
| ÊHVEÙHM: onların keyiflerine
| MN: -den
| BAD̃: sonra
| ME: şey(den)
| CEÙK: sana gelen
| MN: -den
| ELALM: ilim-
| ÎNK: şüphesiz sen
| ÎZ̃E: o takdirde
| LMN: -den (olursun)
| ELƵELMYN: zalimler-
| (2:145)
| ËTYNEHM: kendilerine verdiğimiz
| ELKTEB: Kitap
| YARFVNH: onu tanırlar
| KME: gibi
| YARFVN: tanıdıkları
| ÊBNEÙHM: oğullarını
| VÎN: ve (yine) elbette
| FRYGE: bir grup
| MNHM: onlardan
| LYKTMVN: gizlerler
| ELḪG: gerçeği
| VHM: onlar
| YALMVN: bildikleri (halde)
| (2:146)
| MN: -dendir
| RBK: Rabbin-
| FLE:
| TKVNN: artık olma
| MN: -dan
| ELMMTRYN: kuşkulananlar-
| (2:147)
| VCHT: bir yönü
| HV: o(nun)
| MVLYHE: yöneldiği
| FESTBGVE: O halde koşun
| ELḢYRET: hayır işlerine
| ÊYN: nerede
| ME:
| TKVNVE: olsanız
| YÊT: getirir
| BKM: sizi
| ELLH: Allah
| CMYAE: bir araya
| ÎN: kuşkusuz
| ELLH: Allah
| AL: üzerine
| KL: her
| ŞYÙ: şey
| GD̃YR: kadirdir
| (2:148)
| ḪYS̃: nereden
| ḢRCT: çıkarsan (yola)
| FVL: çevir
| VCHK: yüzünü
| ŞŦR: tarafına
| ELMSCD̃: Mescid-i
| ELḪREM: Haram
| VÎNH: bu elbette
| LLḪG: bir gerçektir
| MN: -den
| RBK: Rabbin-
| VME: ve değildir
| ELLH: Allah
| BĞEFL: habersiz
| AME: -dan
| TAMLVN: yaptıklarınız-
| (2:149)
| ḪYS̃: nereden
| ḢRCT: çıkarsan (yola)
| FVL: çevir
| VCHK: yüzünü
| ŞŦR: doğru
| ELMSCD̃: Mescid-i
| ELḪREM: Haram'a
| VḪYS̃: ve nerede
| ME:
| KNTM: olursanız
| FVLVE: çevirin
| VCVHKM: yüzünüzü
| ŞŦRH: o yana
| LÙLE: diye
| YKVN: olmasın
| LLNES: hiç kimsenin
| ALYKM: aleyhinizde
| ḪCT: bir delili
| ÎLE: başkasının
| ELZ̃YN: kimselerden
| ƵLMVE: zalim olan
| MNHM: onlardan
| FLE:
| TḢŞVHM: onlardan çekinmeyin
| VEḢŞVNY: benden çekinin
| VLÊTM: ve tamamlayayım
| NAMTY: ni'metimi
| ALYKM: size
| VLALKM: umulur ki
| THTD̃VN: hidayete erersiniz
| (2:150)
| ÊRSLNE: gönderdiğimiz
| FYKM: kendi içinizden
| RSVLE: bir Elçi
| MNKM: sizden olan
| YTLV: okuyan
| ALYKM: size
| ËYETNE: ayetlerimizi
| VYZKYKM: ve sizi temizleyen
| VYALMKM: ve size öğreten
| ELKTEB: Kitabı
| VELḪKMT: ve hikmeti
| VYALMKM: ve size öğreten
| ME: şeyleri
| LM:
| TKVNVE: olduğunuz
| TALMVN: bilmiyor
| (2:151)
| ÊZ̃KRKM: ben de sizi anayım
| VEŞKRVE: ve şükredin
| LY: bana
| VLE: ve
| TKFRVN: inkar etmeyin
| (2:152)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: -kimseler
| ËMNVE: inanan / doğrulayan
| ESTAYNVE: umun / bekleyin
| BELṦBR: sabırla
| VELṦLET: ve SaLâT'le / destekle
| ÎN: muhakkak ki
| ELLH: Allah
| MA: beraberdir
| ELṦEBRYN: sabredenlerle
| (2:153)
| TGVLVE: demeyin
| LMN: kimselere
| YGTL: öldürülen
| FY: -nda
| SBYL: yolu-
| ELLH: Allah
| ÊMVET: ölüdürler
| BL: bilakis
| ÊḪYEÙ: onlar diridirler
| VLKN: ama
| LE: olmazsınız
| TŞARVN: siz farkında
| (2:154)
| BŞYÙ: şeylerle
| MN: (gibi)
| ELḢVF: korku
| VELCVA: ve açlık
| VNGṦ: ve noksanlığı
| MN:
| ELÊMVEL: mallarınızın
| VELÊNFS: ve canlarınızın
| VELS̃MRET: ve ürünlerinizin
| VBŞR: ve müjdele
| ELṦEBRYN: sabredenleri
| (2:155)
| ÎZ̃E: zaman
| ÊṦEBTHM: onlara eriştiği
| MṦYBT: bir bela
| GELVE: derler
| ÎNE: şüphesiz biz
| LLH: Allah içiniz
| VÎNE: ve şüphesiz biz
| ÎLYH: O'na
| RECAVN: döneceğiz
| (2:156)
| ALYHM: onlaradır
| ṦLVET: destek
| MN: -nden
| RBHM: Rableri-
| VRḪMT: ve rahmet
| VÊVLÙK: ve işte
| HM: onlardır
| ELMHTD̃VN: doğru yolu bulanlar
| (2:157)
| ELṦFE: Safa
| VELMRVT: ve Merve
| MN: -ndandır
| ŞAEÙR: nişanları
| ELLH: Allah'ın
| FMN: kim
| ḪC: hacceder
| ELBYT: Yapıyı
| ÊV: ya da
| EATMR: ömre yaparsa
| FLE: yoktur
| CNEḪ: hiçbir günah
| ALYH: kendisine
| ÊN:
| YŦVF: tavaf etmesinde
| BHME: onları
| VMN: ve kim
| TŦVA: kendiliğinden yaparsa
| ḢYRE: bir iyilik
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ŞEKR: karşılığını verir
| ALYM: (yaptığını) bilir
| (2:158)
| ELZ̃YN: kimseler
| YKTMVN: gizleyen
| ME: şeyleri
| ÊNZLNE: indirdiğimiz
| MN: -den
| ELBYNET: açık deliller-
| VELHD̃: ve hidayeti
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| BYNEH: biz açıkça belirttikten
| LLNES: insanlara
| FY:
| ELKTEB: Kitapta
| ÊVLÙK: işte onlara
| YLANHM: la'net eder
| ELLH: Allah
| VYLANHM: ve la'net eder
| ELLEANVN: bütün la'net edebilenler
| (2:159)
| ELZ̃YN: (kimseler)
| TEBVE: tevbe edip
| VÊṦLḪVE: uslananlar
| VBYNVE: ve (gerçeği) açıklayanlar
| FÊVLÙK: işte onlar
| ÊTVB: tevbelerini kabul ederim
| ALYHM: onların
| VÊNE: çünkü ben
| ELTVEB: tevbeyi çok kabul edenim
| ELRḪYM: çok esirgeyenim
| (2:160)
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar edip te
| VMETVE: ölen
| VHM: ve onlar
| KFER: kafir olarak
| ÊVLÙK: işte
| ALYHM: onların üstünedir
| LANT: la'neti
| ELLH: Allah'ın
| VELMLEÙKT: ve meleklerin
| VELNES: ve insanların
| ÊCMAYN: tüm
| (2:161)
| FYHE: (la'net) içinde
| LE:
| YḢFF: hafifletilmez
| ANHM: onlardan
| ELAZ̃EB: azab
| VLE: ve yoktur
| HM: onlara
| YNƵRVN: gözetme
| (2:162)
| ÎLH: Tanrı'dır
| VEḪD̃: bir tek
| LE: yoktur
| ÎLH: tanrı
| ÎLE: başka
| HV: O'ndan
| ELRḪMN: Rahman'dır
| ELRḪYM: Rahim'dir
| (2:163)
| FY:
| ḢLG: yaratılışında
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VEḢTLEF: ve değişmesinde
| ELLYL: gece
| VELNHER: ve gündüzün
| VELFLK: ve gemilerde
| ELTY:
| TCRY: taşıyıp giden
| FY:
| ELBḪR: denizde
| BME: şeyleri
| YNFA: faydasına olan
| ELNES: insanların
| VME:
| ÊNZL: indirip
| ELLH: Allah'ın
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök-
| MN:
| MEÙ: su
| FÊḪYE: dirilterek
| BH: onunla
| ELÊRŽ: yeri
| BAD̃: sonra
| MVTHE: öldükten
| VBS̃: yaymasında
| FYHE: orada
| MN: -ten
| KL: her çeşit-
| D̃EBT: canlıyı
| VTṦRYF: ve evirip çevirmesinde
| ELRYEḪ: rüzgarları
| VELSḪEB: ve bulutları
| ELMSḢR: emre hazır bekleyen
| BYN: arasında
| ELSMEÙ: yer
| VELÊRŽ: ve gök
| L ËYET: elbette deliller vardır
| LGVM: bir topluluk için
| YAGLVN: düşünen
| (2:164)
| ELNES: İnsanlar-
| MN: kimi
| YTḢZ̃: tutar
| MN:
| D̃VN: başka
| ELLH: Allah'tan
| ÊND̃ED̃E: eşler
| YḪBVNHM: onları severler
| KḪB: sever gibi
| ELLH: Allah'ı
| VELZ̃YN: (kimseler)
| ËMNVE: inanan(lar)
| ÊŞD̃: en çok
| ḪBE: severler
| LLH: Allah'ı
| VLV: keşke
| YR: görselerdi
| ELZ̃YN: (kimseler)
| ƵLMVE: zulmedenler
| ÎZ̃: zaman
| YRVN: gördükleri
| ELAZ̃EB: azabı
| ÊN: gerçekten
| ELGVT: kuvvetin
| LLH: Allah'a aittir
| CMYAE: bütünüyle
| VÊN: ve gerçekten
| ELLH: Allah'ın
| ŞD̃YD̃: şiddetlidir
| ELAZ̃EB: azabı
| (2:165)
| TBRÊ: uzak durdular
| ELZ̃YN: kimseler
| ETBAVE: uyulan
| MN: -den
| ELZ̃YN: kimseler-
| ETBAVE: uyan
| VRÊVE: gördüler
| ELAZ̃EB: azabı
| VTGŦAT: kesildi
| BHM: onların
| ELÊSBEB: bağları
| (2:166)
| ELZ̃YN: kimseler
| ETBAVE: uyan
| LV: keşke
| ÊN:
| LNE: bizim için (mümkün olsaydı)
| KRT: bir dönüş (dünyaya)
| FNTBRÊ: uzak dursaydık
| MNHM: onlardan
| KME: gibi
| TBRÙVE: uzak durdukları
| MNE: bizden
| KZ̃LK: böylece
| YRYHM: onlara gösterir
| ELLH: Allah
| ÊAMELHM: bütün fiillerini
| ḪSRET: hasretler (pişmanlık kaynağı olarak)
| ALYHM: onlara
| VME: ve değildir
| HM: onlar
| BḢERCYN: çıkacak
| MN: -ten
| ELNER: ateş-
| (2:167)
| ÊYHE: SİZ!
| ELNES: insanlar
| KLVE: yeyin
| MME: şeylerden
| FY: bulunan
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| ḪLELE: helal
| ŦYBE: temiz
| VLE:
| TTBAVE: ve izlemeyin
| ḢŦVET: adımlarını
| ELŞYŦEN: şeytanın
| ÎNH: çünkü o
| LKM: sizin
| AD̃V: düşmanınızdır
| MBYN: apaçık
| (2:168)
| YÊMRKM: O size emreder
| BELSVÙ: kötülük
| VELFḪŞEÙ: ve hayasızlığı
| VÊN:
| TGVLVE: ve söylemenizi
| AL: hakkında
| ELLH: Allah
| ME: şeyleri
| LE:
| TALMVN: bilmediğiniz
| (2:169)
| GYL: dendiği
| LHM: onlara
| ETBAVE: uyun
| ME: şeye
| ÊNZL: indirdiği
| ELLH: Allah'ın
| GELVE: derler
| BL: hayır bilakis
| NTBA: uyarız
| ME: şeye (yola)
| ÊLFYNE: biz bulduğumuz
| ALYH: üzerinde
| ËBEÙNE: atalarımızı
| ÊVLV: -da mı?
| KEN: olsalar-
| ËBEÙHM: onların ataları
| LE:
| YAGLVN: düşünmeyen
| ŞYÙE: bir şey
| VLE:
| YHTD̃VN: ve doğru yolu bulamayan
| (2:170)
| ELZ̃YN: kimselerin
| KFRVE: inkar eden
| KMS̃L: haline benzer
| ELZ̃Y: kimsenin
| YNAG: haykıran
| BME: şeylere(hayvanlara)
| LE:
| YSMA: bir şey işitmeyen
| ÎLE: başka
| D̃AEÙ: çağırmadan
| VND̃EÙ: ve bağırtıdan
| ṦM: sağırdırlar
| BKM: dilsizdirler
| AMY: kördürler
| FHM: onun için onlar
| LE:
| YAGLVN: düşünmezler
| (2:171)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inananlar
| KLVE: yeyin
| MN: -nden
| ŦYBET: iyileri-
| ME: ne ki
| RZGNEKM: size rızık olarak verdik
| VEŞKRVE: ve şükredin
| LLH: Allah'a
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ÎYEH: yalnızca ona
| TABD̃VN: (ona) tapıyor
| (2:172)
| ḪRM: haram kıldı
| ALYKM: size
| ELMYTT: leş
| VELD̃M: ve kan
| VLḪM: ve etini
| ELḢNZYR: domuz
| VME: ve şeyleri
| ÊHL: kesilen
| BH: adına
| LĞYR: başkası
| ELLH: Allah'tan
| FMN: ama kim
| EŽŦR: mecbur kalırsa
| ĞYR: -maksızın
| BEĞ: saldır-
| VLE:
| AED̃: ve sınırı aşmaksızın
| FLE: yoktur
| ÎS̃M: günah
| ALYH: ona
| ÎN: muhakkak ki
| ELLH: Allah
| ĞFVR: çok bağışlayandır
| RḪYM: çok esirgeyendir
| (2:173)
| ELZ̃YN: kimseler
| YKTMVN: gizleyen
| ME: bir şey
| ÊNZL: indirdiği
| ELLH: Allah'ın
| MN: -tan
| ELKTEB: Kitap-
| VYŞTRVN: ve satanlar
| BH: onu
| S̃MNE: paraya
| GLYLE: azıcık
| ÊVLÙK: işte onlar
| ME: bir şey
| YÊKLVN: yemezler
| FY: -na
| BŦVNHM: karınları-
| ÎLE: başka
| ELNER: ateşten
| VLE:
| YKLMHM: onlara konuşmayacak
| ELLH: Allah
| YVM: günü
| ELGYEMT: Kıyamet
| VLE:
| YZKYHM: ve onları temizlemeyecektir
| VLHM: ve Onların
| AZ̃EB: bir azab
| ÊLYM: acıklı
| (2:174)
| ELZ̃YN: kimselerdir
| EŞTRVE: satın alan
| ELŽLELT: sapıklığı
| BELHD̃: hidayet karşılığında
| VELAZ̃EB: ve azab
| BELMĞFRT: mağfiret karşılığında
| FME: ne kadar
| ÊṦBRHM: cesaretlidirler
| AL: karşı
| ELNER: ateşe
| (2:175)
| BÊN: gerçekten
| ELLH: Allah
| NZL: indirmiştir
| ELKTEB: Kitabı
| BELḪG: hak olarak
| VÎN: ve elbette
| ELZ̃YN: kimseler
| EḢTLFVE: ayrılığa düşen
| FY: -ta
| ELKTEB: Kitap-
| LFY: içindedirler
| ŞGEG: anlaşmazlık
| BAYD̃: derin bir
| (2:176)
| ELBR: iyilik
| ÊN:
| TVLVE: çevirmeniz
| VCVHKM: yüzlerinizi
| GBL: tarafına
| ELMŞRG: doğu
| VELMĞRB: ve batı
| VLKN: fakat
| ELBR: iyilik
| MN: kişinin
| ËMN: inanmasıdır
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VELMLEÙKT: ve meleklere
| VELKTEB: ve Kitaba
| VELNBYYN: ve peygamberlere
| V ËT: ve vermesidir
| ELMEL: malını
| AL:
| ḪBH: sevdiği
| Z̃VY:
| ELGRB: garibe
| VELYTEM: ve yetime
| VELMSEKYN: ve miskine
| VEBN: ve -çocuğuna
| ELSBYL: sokak / yol
| VELSEÙLYN: ve dilenciye
| VFY: ve
| ELRGEB: ezilene / kölelere
| VÊGEM: ve doğrulun
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe
| V ËT: ve verin
| ELZKET: zekatı
| VELMVFVN: ve uygula
| BAHD̃HM: andlaşmalarını
| ÎZ̃E: -zaman
| AEHD̃VE: andlaştıkları
| VELṦEBRYN: ve sabrettikleri
| FY: -nda / içinde
| ELBÊSEÙ: sıkıntı
| VELŽREÙ: ve hastalık
| VḪYN: ve hali
| ELBÊS: gerginlik / stres
| ÊVLÙK: işte
| ELZ̃YN: kimseler
| ṦD̃GVE: Sadık / Bağlı
| VÊVLÙK: ve işte
| HM: onlardır
| ELMTGVN: erdemlenen / muttaki
| (2:177)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: - kimseler
| ËMNVE: doğrulayan / iman eden
| KTB: farz kılındı
| ALYKM: size
| ELGṦEṦ: kısas
| FY:
| ELGTL: öldürmelerde
| ELḪR: hür
| BELḪR: hür ile
| VELABD̃: köle
| BELABD̃: köle ile
| VELÊNS̃: kadın
| BELÊNS̃: kadın ile
| FMN: kimse
| AFY: affedilen
| LH: kendisi
| MN: tarafından
| ÊḢYH: kardeşi
| ŞYÙ: bir şey
| FETBEA: artık uymalıdır
| BELMARVF: örfe
| VÊD̃EÙ: ve (diyeti) ödemelidir
| ÎLYH: ona
| BÎḪSEN: güzelce
| Z̃LK: bu
| TḢFYF: bir hafifletme
| MN: tarafından
| RBKM: Rabbiniz
| VRḪMT: ve rahmettir
| FMN: artk kim
| EATD̃: haddi aşarsa
| BAD̃: sonra
| Z̃LK: bundan
| FLH: Zira onlar/onlarsa
| AZ̃EB: bir azab
| ÊLYM: acıklı
| (2:178)
| FY:
| ELGṦEṦ: kısasta
| ḪYET: hayat
| YE: EY/HEY/AH
| ÊVLY: sahipleri
| ELÊLBEB: akıl/anlayış
| LALKM: böylece
| TTGVN: korunursunuz
| (2:179)
| ALYKM: size
| ÎZ̃E: zaman
| ḪŽR: geldiği
| ÊḪD̃KM: birinize
| ELMVT: ölüm
| ÎN: eğer
| TRK: bırakacaksa
| ḢYRE: bir hayır (mal)
| ELVṦYT: vasiyyet etmek
| LLVELD̃YN: anaya babaya
| VELÊGRBYN: ve yakınlara
| BELMARVF: uygun bir biçimde
| ḪGE: bir haktır (borçtur)
| AL: üzerine
| ELMTGYN: muttakiler
| (2:180)
| BD̃LH: (vasiyyeti) değiştirirse
| BAD̃ME: sonra bir şey
| SMAH: işittikten
| FÎNME: elbette
| ÎS̃MH: günahı
| AL: üzerinedir
| ELZ̃YN: kimselerin
| YBD̃LVNH: onu değiştiren
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| SMYA: işitendir
| ALYM: bilendir
| (2:181)
| ḢEF: korkar da
| MN: -den
| MVṦ: vasiyyet eden-
| CNFE: hata(sından)
| ÊV: veya
| ÎS̃ME: günah(ından)
| FÊṦLḪ: ve düzeltirse
| BYNHM: aralarını
| FLE: yoktur
| ÎS̃M: günah
| ALYH: ona
| ÎN: elbette
| ELLH: Allah
| ĞFVR: bağışlayandır
| RḪYM: esirgeyendir
| (2:182)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman eden
| KTB: yazıldı
| ALYKM: sizin üzerinize de
| ELṦYEM: oruç
| KME: gibi
| KTB: yazıldığı
| AL: üzerine
| ELZ̃YN: kimseler
| MN:
| GBLKM: sizden önceki(ler)
| LALKM: umulur ki siz
| TTGVN: korunursunuz
| (2:183)
| MAD̃VD̃ET: sayılı
| FMN: kim
| KEN: olursa
| MNKM: sizden
| MRYŽE: hasta
| ÊV: veya
| AL:
| SFR: seferde
| FAD̃T: sayısınca tutar
| MN: -de
| ÊYEM: günler-
| ÊḢR: başka
| VAL: ve (lazımdır)
| ELZ̃YN: kimselerin
| YŦYGVNH: ona (güç) dayanan(lar)
| FD̃YT: fidye vermesi
| ŦAEM: doyuracak
| MSKYN: bir yoksulu
| FMN: artık kim
| TŦVA: gönülden
| ḢYRE: bir iyilik yaparsa
| FHV: o
| ḢYR: hayırlıdır
| LH: kendisi için
| VÊN: ve
| TṦVMVE: oruç tutmanız
| ḢYR: daha hayırlıdır
| LKM: sizin için
| ÎN: eğer
| KNTM: siz
| TALMVN: bilirseniz
| (2:184)
| RMŽEN: ramazan
| ELZ̃Y: ki
| ÊNZL: indirilmiştir
| FYH: onda
| ELGR ËN: Kur'an
| HD̃: hidayet olarak
| LLNES: insanlara
| VBYNET: ve açıklayıcı
| MN:
| ELHD̃: hidayeti
| VELFRGEN: doğruyu ve yanlışı ayırdetmeyi
| FMN: kim
| ŞHD̃: şahit olursa
| MNKM: içinizden
| ELŞHR: o aya
| FLYṦMH: oruç tutsun
| VMN: kim
| KEN: olur
| MRYŽE: hasta
| ÊV: yahut
| AL: üzere olursa
| SFR: sefer
| FAD̃T: sayısınca tutsun
| MN:
| ÊYEM: günlerde
| ÊḢR: başka
| YRYD̃: ister
| ELLH: Allah
| BKM: sizin için
| ELYSR: kolaylık
| VLE:
| YRYD̃: istemez
| BKM: sizin için
| ELASR: güçlük
| VLTKMLVE: ve tamamlamanızı (ister)
| ELAD̃T: sayıyı
| VLTKBRVE: ve yüceltmenizi (ister)
| ELLH: Allah'ı
| AL: dolayı
| ME:
| HD̃EKM: size doğru yolu gösterdiğinden
| VLALKM: ve umulur ki siz
| TŞKRVN: şükredersiniz
| (2:185)
| SÊLK: sana sorar(lar)sa
| ABED̃Y: kullarım
| ANY: benden
| FÎNY: şüphesiz ben
| GRYB: (onlara) yakınım
| ÊCYB: karşılık veririm
| D̃AVT: du'asına
| ELD̃EA: du'a edenin
| ÎZ̃E: zaman
| D̃AEN: bana du'a ettiği
| FLYSTCYBVE: O halde onlar da karşılık versinler
| LY: bana
| VLYÙMNVE: inansınlar ki
| BY: bana
| LALHM: böylece onlar
| YRŞD̃VN: doğru yola erişirler
| (2:186)
| LKM: size
| LYLT: gecesi
| ELṦYEM: oruç
| ELRFS̃: yaklaşmak
| ÎL:
| NSEÙKM: kadınlarınıza
| HN: onlar
| LBES: elbisenizdir
| LKM: sizin
| VÊNTM: ve siz de
| LBES: elbisesisiniz
| LHN: onların
| ALM: bildi
| ELLH: Allah
| ÊNKM: gerçekten siz
| KNTM: olduğunuzu
| TḢTENVN: yazık ediyorsunuz
| ÊNFSKM: kendinize
| FTEB: tevbenizi kabul etti
| ALYKM: sizden
| VAFE: ve affetti
| ANKM: sizi
| FEL ËN: artık şimdi
| BEŞRVHN: onlara yaklaşın
| VEBTĞVE: ve arayın
| ME: şeyleri
| KTB: yaz(ıp takdir etmiş ol)duğu
| ELLH: Allah'ın
| LKM: sizin için
| VKLVE: ve yiyin
| VEŞRBVE: ve için
| ḪT: kadar
| YTBYN: ayırdelinceye
| LKM: sizce
| ELḢYŦ: iplik
| ELÊBYŽ: beyaz
| MN: -ten
| ELḢYŦ: iplik-
| ELÊSVD̃: siyah
| MN:
| ELFCR: şafağın
| S̃M: sonra
| ÊTMVE: tamamlayın
| ELṦYEM: orucu
| ÎL: dek
| ELLYL: gece (oluncaya)
| VLE:
| TBEŞRVHN: (kadınlara) yaklaşmayın
| VÊNTM: siz
| AEKFVN: ibadete çekilmiş iken
| FY:
| ELMSECD̃: mescidlerde
| TLK: bunlar
| ḪD̃VD̃: sınırlarıdır
| ELLH: Allah'ın
| FLE:
| TGRBVHE: bunlara yaklaşmayın
| KZ̃LK: işte böyle
| YBYN: açıklar ki
| ELLH: Allah
| ËYETH: ayetlerini
| LLNES: insanlara
| LALHM: umulur ki
| YTGVN: korunup sakınırlar
| (2:187)
| TÊKLVE: yemeyin
| ÊMVELKM: mallarınızı
| BYNKM: aranızda
| BELBEŦL: batıl (sebepler) ile
| VTD̃LVE: ve atmayın
| BHE: onları
| ÎL:
| ELḪKEM: hakimler(in önün)e
| LTÊKLVE: yemeniz için
| FRYGE: bir kısmını
| MN:
| ÊMVEL: mallarından
| ELNES: insanların
| BELÎS̃M: günah bir biçimde
| VÊNTM: ve siz
| TALMVN: bildiğiniz halde
| (2:188)
| AN:
| ELÊHLT: hilallerden
| GL: de ki
| HY: onlar
| MVEGYT: vakit ölçüleridir
| LLNES: insanlar için
| VELḪC: ve hac
| VLYS: ve değildir
| ELBR: iyilik
| BÊN:
| TÊTVE: girmek
| ELBYVT: evlere
| MN: -ndan
| ƵHVRHE: arkaları-
| VLKN: fakat
| ELBR: iyilik
| MN: kişinin
| ETG: takvasıdır
| VÊTVE: ve girin
| ELBYVT: evlere
| MN: -ndan
| ÊBVEBHE: kapıları-
| VETGVE: ve sakının
| ELLH: Allah'tan
| LALKM: umulur ki
| TFLḪVN: kurtuluşa erersiniz
| (2:189)
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| ELZ̃YN: kimselerle
| YGETLVNKM: sizinle savaşan(lar)
| VLE:
| TATD̃VE: aşırı gitmeyin
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| LE:
| YḪB: sevmez
| ELMATD̃YN: aşırı gidenleri
| (2:190)
| ḪYS̃: nerede
| S̃GFTMVHM: yakalarsanız
| VÊḢRCVHM: ve onları çıkarın
| MN:
| ḪYS̃: yer(Mekke)den
| ÊḢRCVKM: sizi çıkardıkları
| VELFTNT: ve fitne
| ÊŞD̃: daha kötüdür
| MN: -ten
| ELGTL: adam öldürmek-
| VLE:
| TGETLVHM: onlarla savaşmayın
| AND̃: yanında
| ELMSCD̃: Mescid-i
| ELḪREM: Haram
| ḪT: kadar
| YGETLVKM: sizinle savaşıncaya
| FYH: orada
| FÎN: fakat eğer
| GETLVKM: onlar sizinle savaşırlarsa
| FEGTLVHM: hemen onları öldürün
| KZ̃LK: böyledir
| CZEÙ: cezası
| ELKEFRYN: kafirlerin
| (2:191)
| ENTHVE: (saldırılarına) son verirlerse
| FÎN: gerçekten
| ELLH: Allah
| ĞFVR: bağışlayandır
| RḪYM: esirgeyendir
| (2:192)
| ḪT: kadar
| LE:
| TKVN: kalmayıncaya
| FTNT: fitne
| VYKVN: ve oluncaya (kadar)
| ELD̃YN: din
| LLH: Allah'ın
| FÎN: eğer
| ENTHVE: (saldırılarına) son verirlerse
| FLE: artık olmaz
| AD̃VEN: düşmanlık
| ÎLE: başkasına
| AL: -den
| ELƵELMYN: zalimler-
| (2:193)
| ELḪREM: haram
| BELŞHR: aya karşılıktır
| ELḪREM: haram
| VELḪRMET: ve hürmetler
| GṦEṦ: karşılıklıdır
| FMN: kim
| EATD̃: saldırırsa
| ALYKM: size
| FEATD̃VE: siz de saldırın
| ALYH: ona
| BMS̃L: gibi
| ME:
| EATD̃: saldırdığı
| ALYKM: size
| VETGVE: korkun
| ELLH: Allah'tan
| VEALMVE: bilin ki
| ÊN: gerçekten
| ELLH: Allah
| MA: beraberdir
| ELMTGYN: muttakilerle
| (2:194)
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| VLE:
| TLGVE: kendinizi atmayın
| BÊYD̃YKM: kendi ellerinizle
| ÎL:
| ELTHLKT: tehlikeye
| VÊḪSNVE: ve iyilik edin
| ÎN: doğrusu
| ELLH: Allah
| YḪB: sever
| ELMḪSNYN: iyilik edenleri
| (2:195)
| ELḪC: haccı
| VELAMRT: ve ömreyi
| LLH: Allah için
| FÎN: eğer
| ÊḪṦRTM: engellenmiş olursanız
| FME: şeyi (kesin)
| ESTYSR: kolayınıza gelen
| MN: -dan
| ELHD̃Y: kurban-
| VLE:
| TḪLGVE: tıraş etmeyin
| RÙVSKM: başlarınızı
| ḪT: kadar
| YBLĞ: varıncaya
| ELHD̃Y: kurban
| MḪLH: yerine
| FMN: kim (varsa)
| KEN: olan
| MNKM: içinizden
| MRYŽE: hasta
| ÊV: ya da
| BH: bulunan
| ÊZ̃: bir rahatsızlığı
| MN: -ndan
| RÊSH: başı-
| FFD̃YT: fidye (versin)
| MN:
| ṦYEM: oruçtan
| ÊV: veya
| ṦD̃GT: sadakadan
| ÊV: veya
| NSK: kurbandan
| FÎZ̃E: zaman
| ÊMNTM: güvene kavuştuğunuz
| FMN: kimse
| TMTA: faydalanmak isteyen
| BELAMRT: ömre ile
| ÎL: kadar
| ELḪC: hac (zamanın)a
| FME: şeyi (kessin)
| ESTYSR: kolayına geleni
| MN: -dan
| ELHD̃Y: kurban-
| FMN: kimse
| LM:
| YCD̃: (kurban) bulamayan
| FṦYEM: oruç tutar
| S̃LES̃T: üç
| ÊYEM: gün
| FY:
| ELḪC: hacda
| VSBAT: ve yedi gün
| ÎZ̃E: zaman
| RCATM: döndüğünüz
| TLK: böylece
| AŞRT: on (gündür)
| KEMLT: tamamı
| Z̃LK: bu
| LMN: kimseler içindir
| LM:
| YKN: olmayanlar
| ÊHLH: ailesi
| ḪEŽRY: hazır
| ELMSCD̃: Mescid-i
| ELḪREM: Haram'da
| VETGVE: sakının
| ELLH: Allah'tan
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊN: gerçekten
| ELLH: Allah'ın
| ŞD̃YD̃: şiddetlidir
| ELAGEB: cezası
| (2:196)
| ÊŞHR: aylardadır
| MALVMET: bilinen
| FMN: kim
| FRŽ: farz ederse (kendisine)
| FYHN: onda (o aylarda)
| ELḪC: haccı
| FLE: yoktur
| RFS̃: kadına yaklaşmak
| VLE: ve yoktur
| FSVG: günaha sapmak
| VLE: yoktur
| CD̃EL: kavga etmek
| FY:
| ELḪC: hacda
| VME: ne varsa
| TFALVE: yaptığınız
| MN:
| ḢYR: iyilikten
| YALMH: onu bilir
| ELLH: Allah
| VTZVD̃VE: ve yanınıza azık alın
| FÎN: şüphesiz
| ḢYR: en hayırlısı
| ELZED̃: azığın
| ELTGV: takvadır
| VETGVN: ve benden sakının
| YE: EY/HEY/AH
| ÊVLY: sahipleri
| ELÊLBEB: akıl/anlayış
| (2:197)
| ALYKM: sizin için
| CNEḪ: bir günah
| ÊN:
| TBTĞVE: aramanızda
| FŽLE: lutfunu
| MN:
| RBKM: Rabbinizin
| FÎZ̃E: zaman
| ÊFŽTM: ayrılıp akın ettiğiniz
| MN: -tan
| ARFET: Arafat-
| FEZ̃KRVE: anın (hatırlayın)
| ELLH: Allah'ı
| AND̃: yanında
| ELMŞAR: Meş'ar-i
| ELḪREM: Haram
| VEZ̃KRVH: O'nu anın
| KME: gibi
| HD̃EKM: sizi hidayet ettiği
| VÎN: ve
| KNTM: siz idiniz
| MN:
| GBLH: O'ndan önce
| LMN:
| ELŽELYN: sapıklardan
| (2:198)
| ÊFYŽVE: siz de akın edin
| MN:
| ḪYS̃: yerden
| ÊFEŽ: akın ettiği
| ELNES: insanların
| VESTĞFRVE: ve mağfiret dileyin
| ELLH: Allah'tan
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ĞFVR: Gafurdur
| RḪYM: Rahimdir
| (2:199)
| GŽYTM: bitirince
| MNESKKM: ibadetlerinizi
| FEZ̃KRVE: anın
| ELLH: Allah'ı
| KZ̃KRKM: andığınız gibi
| ËBEÙKM: atalarınızı
| ÊV: veya
| ÊŞD̃: daha kuvvetli
| Z̃KRE: bir anışla
| FMN:
| ELNES: insanlardan
| MN: kimi
| YGVL: der ki
| RBNE: Rabbimiz
| ËTNE: bize ver
| FY:
| ELD̃NYE: dünyada
| VME: ve yoktur
| LH: onun
| FY:
| EL ËḢRT: ahirette
| MN: hiçbir
| ḢLEG: nasibi
| (2:200)
| MN: kimi de
| YGVL: derki
| RBNE: Rabbimiz
| ËTNE: bize ver
| FY:
| ELD̃NYE: dünyada da
| ḪSNT: güzellik
| VFY:
| EL ËḢRT: ahirette de
| ḪSNT: güzellik
| VGNE: ve bizi koru
| AZ̃EB: azabından
| ELNER: ateş
| (2:201)
| LHM: onlara vardır
| NṦYB: bir pay
| MME:
| KSBVE: kazandıklarından
| VELLH: Allah
| SRYA: çabuk görendir
| ELḪSEB: hesabı
| (2:202)
| ELLH: Allah'ı
| FY:
| ÊYEM: günlerde
| MAD̃VD̃ET: sayılı
| FMN: kim
| TACL: acele ederse
| FY:
| YVMYN: iki gün içinde
| FLE: yoktur
| ÎS̃M: günah
| ALYH: ona
| VMN: ve kim
| TÊḢR: geri kalırsa
| FLE: yoktur
| ÎS̃M: günah
| ALYH: ona da
| LMN: kimse için
| ETG: sakınan
| VETGVE: korkun
| ELLH: Allah'tan
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊNKM: şüphesiz siz
| ÎLYH: O'nun huzuruna
| TḪŞRVN: toplanacaksınız
| (2:203)
| ELNES: insanlardan
| MN: kiminin
| YACBK: senin hoşuna gider
| GVLH: sözü
| FY: dair
| ELḪYET: hayatına
| ELD̃NYE: dünya
| VYŞHD̃: ve şahid tutar
| ELLH: Allah'ı
| AL:
| ME: olana
| FY:
| GLBH: kalbinde
| VHV: oysa o
| ÊLD̃: en azılısıdır
| ELḢṦEM: hasımların
| (2:204)
| TVL: döndüğü
| SA: çalışır
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| LYFSD̃: bozgunculuğa
| FYHE: orada
| VYHLK: ve yok etmeğe
| ELḪRS̃: ekin
| VELNSL: ve nesli
| VELLH: Allah
| LE:
| YḪB: sevmez
| ELFSED̃: bozgunculuğu
| (2:205)
| GYL: dendiği
| LH: ona
| ETG: kork
| ELLH: Allah'tan
| ÊḢZ̃TH: kendisini sürükler
| ELAZT: gururu
| BELÎS̃M: günaha
| FḪSBH: artık ona yeter
| CHNM: cehennem
| VLBÙS: ve ne kötü
| ELMHED̃: bir yataktır o
| (2:206)
| ELNES: insanlardan
| MN: öylesi var ki
| YŞRY: satar
| NFSH: kendisini
| EBTĞEÙ: aramak için
| MRŽET: rızasını
| ELLH: Allah'ın
| VELLH: Allah da
| RÙVF: çok şefkatlidir
| BELABED̃: kullar(ın)a
| (2:207)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimeler
| ËMNVE: iman eden(ler)
| ED̃ḢLVE: girin
| FY:
| ELSLM: islama (veya barışa)
| KEFT: hepiniz birlikte
| VLE:
| TTBAVE: izlemeyin
| ḢŦVET: adımlarını
| ELŞYŦEN: şeytanın
| ÎNH: çünkü o
| LKM: size
| AD̃V: düşmandır
| MBYN: apaçık
| (2:208)
| ZLLTM: kayarsanız
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| CEÙTKM: size geldikten
| ELBYNET: açık deliller
| FEALMVE: bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| AZYZ: daima üstündür
| ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir
| (2:209)
| YNƵRVN: gözlüyorlar
| ÎLE:
| ÊN:
| YÊTYHM: gelmesini
| ELLH: Allah'ın
| FY: içinde
| ƵLL: gölgeler
| MN:
| ELĞMEM: buluttan
| VELMLEÙKT: ve meleklerin
| VGŽY: ve bitirilmesini
| ELÊMR: işin
| VÎL: (halbuki)
| ELLH: Allah'a
| TRCA: döndürülür
| ELÊMVR: bütün işler
| (2:210)
| BNY: oğullarına
| ÎSREÙYL: İsrail
| KM: nice
| ËTYNEHM: onlara verdik
| MN:
| ËYT: ayetlerden
| BYNT: açık
| VMN: ve kim
| YBD̃L: değiştirirse
| NAMT: ni'metini
| ELLH: Allah'ın
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| CEÙTH: geldikten
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah'ın
| ŞD̃YD̃: çetindir
| ELAGEB: cezası
| (2:211)
| LLZ̃YN: kimselere
| KFRVE: inkar edenler€
| ELḪYET: hayatı
| ELD̃NYE: dünya
| VYSḢRVN: ve alay ederler
| MN:
| ELZ̃YN: kimselerle
| ËMNVE: inanan(lar)
| VELZ̃YN: ve kimselerle
| ETGVE: takva sahipleri
| FVGHM: onlardan üstündürler
| YVM: gününde
| ELGYEMT: kıyamet
| VELLH: Allah
| YRZG: rızık verir
| MN: kimseye
| YŞEÙ: dilediği
| BĞYR:
| ḪSEB: hesapsız
| (2:212)
| ELNES: insanlar
| ÊMT: ümmet
| VEḪD̃T: bir tek
| FBAS̃: sonra gönderdi
| ELLH: Allah
| ELNBYYN: peygamberleri
| MBŞRYN: müjdeciler
| VMNZ̃RYN: ve uyarıcılar olarak
| VÊNZL: ve indirdi
| MAHM: onlarla beraber
| ELKTEB: Kitabı
| BELḪG: hak olarak
| LYḪKM: hükmetmek üzere
| BYN: arasında
| ELNES: insanlar
| FYME: (konularda)
| EḢTLFVE: anlaşmazlığa düştükleri
| FYH: onda
| VME: ve
| EḢTLF: anlaşmazlığa düştü(ler)
| FYH: o(Kitap hakkı)nda
| ÎLE: dışında
| ELZ̃YN: kendilerine
| ÊVTVH: (Kitap) verilmiş olanlar
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| CEÙTHM: kendilerine geldikten
| ELBYNET: açık deliller
| BĞYE: sırf kıskançlıktan ötürü
| BYNHM: aralarındaki
| FHD̃: bunun üzerine iletti
| ELLH: Allah
| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: iman eden
| LME:
| EḢTLFVE: ayrılığa düştükleri
| FYH: kendisinde
| MN:
| ELḪG: gerçeğe
| BÎZ̃NH: kendi izniyle
| VELLH: Allah
| YHD̃Y: iletir
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| ÎL:
| ṦREŦ: yola
| MSTGYM: doğru
| (2:213)
| ḪSBTM: sandınız (mı)
| ÊN: ki
| TD̃ḢLVE: gireceksiniz
| ELCNT: cennete
| VLME:
| YÊTKM: başınıza gelmeden
| MS̃L: durumu
| ELZ̃YN:
| ḢLVE: geçenlerin
| MN:
| GBLKM: sizden önce
| MSTHM: onlara dokunmuştu
| ELBÊSEÙ: sıkıntı
| VELŽREÙ: ve yoksulluk
| VZLZLVE: ve sarsılmışlardı ki
| ḪT: nihayet
| YGVL: diyorlardı
| ELRSVL: peygamber
| VELZ̃YN: ve kimseler
| ËMNVE: inanan
| MAH: onunla birlikte
| MT: ne zaman
| NṦR: yardımı
| ELLH: Allah'ın
| ÊLE: İyi bilin ki
| ÎN: şüphesiz
| NṦR: yardımı
| ELLH: Allah'ın
| GRYB: yakındır
| (2:214)
| MEZ̃E: ne
| YNFGVN: (Allah yolunda) harcayacaklarını
| GL: de ki
| ME: şey
| ÊNFGTM: vereceğiniz
| MN: -dan
| ḢYR: hayır-
| FLLVELD̃YN: ana-baba içindir
| VELÊGRBYN: ve yakınlar
| VELYTEM: ve öksüzler
| VELMSEKYN: ve yoksullar
| VEBN:
| ELSBYL: ve yolda kalmış(lar)
| VME: ve ne
| TFALVE: yaparsanız
| MN: -dan
| ḢYR: hayır-
| FÎN: muhakkak
| ELLH: Allah
| BH: onunla birlikte
| ALYM: bilir
| (2:215)
| ALYKM: size
| ELGTEL: savaş
| VHV: halbuki o
| KRH: hoşunuza gitmez
| LKM: sizin
| VAS: olur ki bazen
| ÊN:
| TKRHVE: hoşlanmadığınız
| ŞYÙE: bir şey
| VHV: o
| ḢYR: hayırlıdır
| LKM: sizin için
| VAS: ve olur ki
| ÊN:
| TḪBVE: hoşlandığınız
| ŞYÙE: bir şey (de)
| VHV: o
| ŞR: kötüdür
| LKM: sizin için
| VELLH: Allah
| YALM: bilir
| VÊNTM: siz ise
| LE:
| TALMVN: bilmezsiniz
| (2:216)
| AN:
| ELŞHR: ayında
| ELḪREM: haram
| GTEL: savaşmaktan
| FYH: onda
| GL: de ki
| GTEL: savaş
| FYH: O (aylar)da
| KBYR: büyük bir günahtır
| VṦD̃: ve alıkoymak
| AN: -ndan
| SBYL: yolu-
| ELLH: Allah
| VKFR: ve inkar etmek
| BH: O'nu
| VELMSCD̃: ve Mescid-i
| ELḪREM: Haram(dan)
| VÎḢREC: sürüp çıkarmak
| ÊHLH: halkını
| MNH: ondan (Mekke'den)
| ÊKBR: daha büyük (bir günahtır)
| AND̃: yanında
| ELLH: Allah
| VELFTNT: ve fitne
| ÊKBR: daha büyük(bir günah)tır
| MN: -ten
| ELGTL: öldürmek-
| VLE:
| YZELVN: vazgeçmezler
| YGETLVNKM: sizinle savaşmaktan
| ḪT: kadar
| YRD̃VKM: sizi döndürünceye
| AN: -den
| D̃YNKM: dininiz-
| ÎN: eğer
| ESTŦEAVE: güçleri yetse
| VMN: ve kim
| YRTD̃D̃: döner
| MNKM: sizden
| AN: -nden
| D̃YNH: dini-
| FYMT: ve ölürse
| VHV: ve o
| KEFR: kafir olarak
| FÊVLÙK: işte
| ḪBŦT: boşa çıkmıştır
| ÊAMELHM: onların bütün yaptıkları
| FY:
| ELD̃NYE: dünyada (da)
| VEL ËḢRT: ahirette (de)
| VÊVLÙK: ve onlar
| ÊṦḪEB: halkıdır
| ELNER: ateş
| HM: ve onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalacaklardır
| (2:217)
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman edenler
| VELZ̃YN: ve kimseler
| HECRVE: ve hicret edenler
| VCEHD̃VE: ve cihat edenler
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| ÊVLÙK: işte onlar
| YRCVN: umarlar
| RḪMT: rahmetini
| ELLH: Allah'ın
| VELLH: Allah
| ĞFVR: çok bağışlayan
| RḪYM: çok merhamet edendir
| (2:218)
| AN: -tan
| ELḢMR: şarap-
| VELMYSR: ve kumardan
| GL: de ki
| FYHME: o ikisinde vardır
| ÎS̃M: günah
| KBYR: büyük
| VMNEFA: ve bazı yararlar
| LLNES: insanlar için
| VÎS̃MHME: fakat onların günahı
| ÊKBR: daha büyüktür
| MN: -ndan
| NFAHME: yararı-
| VYSÊLVNK: ve sana soruyorlar
| MEZ̃E: ne
| YNFGVN: infak edeceklerini
| GL: de ki
| ELAFV: Af (ihtiyaçlarınızdan fazlasını)
| KZ̃LK: böyle
| YBYN: açıklıyor
| ELLH: Allah
| LKM: size
| EL ËYET: ayetleri
| LALKM: umulur ki
| TTFKRVN: düşünürsünüz
| (2:219)
| ELD̃NYE: dünya
| VEL ËḢRT: ve ahiret
| VYSÊLVNK: ve sana soruyarlar
| AN: -den
| ELYTEM: öksüzler-
| GL: de ki
| ÎṦLEḪ: ıslah etmek
| LHM: onları(n durumlarını)
| ḢYR: hayırlıdır
| VÎN: ve eğer
| TḢELŦVHM: onlara karışırsanız
| FÎḢVENKM: sizin kardeşlerinizdir
| VELLH: Allah
| YALM: bilir
| ELMFSD̃: bozanı
| MN: -den
| ELMṦLḪ: ıslah eden-
| VLV: ve eğer
| ŞEÙ: dileseydi
| ELLH: Allah
| LÊANTKM: sizi zora sokardı
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| AZYZ: daima üstündür
| ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir
| (2:220)
| TNKḪVE: evlenmeyin
| ELMŞRKET: müşrik (Allah'a ortak koşan) kadınlarla
| ḪT: kadar
| YÙMN: inanıncaya
| VLÊMT: bir cariye
| MÙMNT: inanan
| ḢYR: daha hayırlıdır
| MN: -dan
| MŞRKT: ortak koşan (hür) kadın-
| VLV: ve eğer
| ÊACBTKM: hoşunuza gitse bile
| VLE:
| TNKḪVE: evlendirmeyin
| ELMŞRKYN: ortak koşan erkeklerle
| ḪT: kadar
| YÙMNVE: iman edinceye
| VLABD̃: ve bir köle
| MÙMN: inanan
| ḢYR: daha hayırlıdır
| MN: -ten
| MŞRK: müşrik erkek-
| VLV: eğer
| ÊACBKM: hoşunuza gitse bile
| ÊVLÙK: (Zira) onlar
| YD̃AVN: çağırıyorlar
| ÎL:
| ELNER: ateşe
| VELLH: Allah ise
| YD̃AV: çağırıyor
| ÎL:
| ELCNT: cennete
| VELMĞFRT: ve mağfirete
| BÎZ̃NH: izniyle
| VYBYN: ve açıklar
| ËYETH: ayetlerini
| LLNES: insanlara
| LALHM: umulur ki
| YTZ̃KRVN: düşünürler
| (2:221)
| AN: -den
| ELMḪYŽ: adet görme-
| GL: de ki
| HV: o
| ÊZ̃: eziyettir
| FEATZLVE: çekilin
| ELNSEÙ: kadınlardan
| FY: süresince
| ELMḪYŽ: adet
| VLE:
| TGRBVHN: onlara yaklaşmayın
| ḪT: kadar
| YŦHRN: temizleninceye
| FÎZ̃E: zaman
| TŦHRN: temizlendikleri
| FÊTVHN: onlara varın
| MN: -den
| ḪYS̃: yer-
| ÊMRKM: size emrettiği
| ELLH: Allah'ın
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| YḪB: sever
| ELTVEBYN: tevbe edenleri
| VYḪB: ve sever
| ELMTŦHRYN: temizlenenleri
| (2:222)
| ḪRS̃: bir tarladır
| LKM: sizin için
| FÊTVE: varın
| ḪRS̃KM: tarlanıza
| ÊN: biçimde
| ŞÙTM: dilediğiniz
| VGD̃MVE: ve hazırlık yapın
| LÊNFSKM: kendiniz için
| VETGVE: ve sakının
| ELLH: Allah'tan
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊNKM: şüphesiz siz
| MLEGVH: O'na kavuşacaksınız
| VBŞR: ve müjdele
| ELMÙMNYN: İnananları
| (2:223)
| TCALVE: kılmayın
| ELLH: Allah'ı
| ARŽT: engel
| LÊYMENKM: yeminlerinize
| ÊN:
| TBRVE: iyilik etmenize
| VTTGVE: ve sakınmanıza
| VTṦLḪVE: ve düzetmeye
| BYN: arasını
| ELNES: insanların
| VELLH: Allah
| SMYA: işitendir
| ALYM: bilendir
| (2:224)
| YÙEḢZ̃KM: sizi sorumlu tutmaz
| ELLH: Allah
| BELLĞV: kasıtsız
| FY: dolayı
| ÊYMENKM: yeminlerinizden
| VLKN: fakat
| YÙEḢZ̃KM: sorumlu tutar
| BME: dolayı
| KSBT: kazandığından
| GLVBKM: kalblerinizin
| VELLH: Allah
| ĞFVR: bağışlayandır
| ḪLYM: halimdir
| (2:225)
| YÙLVN: yaklaşmamağa yemin edenler
| MN:
| NSEÙHM: kadınlarına
| TRBṦ: bekleme (hakkı) vardır
| ÊRBAT: dört
| ÊŞHR: ay
| FÎN: eğer
| FEÙVE: (o süre içinde) dönerlerse
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ĞFVR: bağışlayan
| RḪYM: merhamet edendir
| (2:226)
| AZMVE: kesin karar verirlerse
| ELŦLEG: boşamaya
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| SMYA: işitendir
| ALYM: bilendir
| (2:227)
| YTRBṦN: gözetlerler
| BÊNFSHN: kendilerini
| S̃LES̃T: üç
| GRVÙ: kur' (üç adet veya üç temizlik süresi)
| VLE:
| YḪL: helal olmaz
| LHN: kendilerine
| ÊN:
| YKTMN: gizlemeleri
| ME:
| ḢLG: yarattığını
| ELLH: Allah'ın
| FY: -nde
| ÊRḪEMHN: kendi rahimleri-
| ÎN: eğer
| KN: idiyseler
| YÙMN: inanıyor
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VBAVLTHN: kocaları
| ÊḪG: hak sahibidirler
| BRD̃HN: onları geri almağa
| FY:
| Z̃LK: bu arada
| ÎN: eğer
| ÊRED̃VE: isterlerse
| ÎṦLEḪE: barışmak
| VLHN: (kadınların) vardır
| MS̃L: gibi
| ELZ̃Y:
| ALYHN: (erkeklerin) kendileri üzerindeki
| BELMARVF: (örfe uygun) hakları
| VLLRCEL: erkeklerin (hakları)
| ALYHN: onlar (kadınlar) üzerinde
| D̃RCT: bir derece fazladır
| VELLH: Allah
| AZYZ: azizdir
| ḪKYM: hakimdir
| (2:228)
| MRTEN: iki defadır
| FÎMSEK: ya tutmak (lazım)dır
| BMARVF: iyilikle
| ÊV: ya da
| TSRYḪ: salıvermek
| BÎḪSEN: güzelce
| VLE:
| YḪL: helal değildir
| LKM: size
| ÊN:
| TÊḢZ̃VE: geri almanız
| MME: şeylerden
| ËTYTMVHN: onlara verdiğiniz
| ŞYÙE: bir şey
| ÎLE: başka
| ÊN: eğer
| YḢEFE: korkarlarsa
| ÊLE:
| YGYME: koruyamamaktan
| ḪD̃VD̃: sınırlarını
| ELLH: Allah'ın
| FÎN: eğer
| ḢFTM: korkarsanız
| ÊLE:
| YGYME: koruyamamaktan
| ḪD̃VD̃: sınırlarını
| ELLH: Allah'ın
| FLE: yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYHME: ikisine de
| FYME: (kadının ayrılmak için verdiği)
| EFTD̃T: fidye
| BH: hakkında
| TLK: işte bunlar
| ḪD̃VD̃: sınırlarıdır
| ELLH: Allah'ın
| FLE:
| TATD̃VHE: sakın bunları aşmayın
| VMN: ve kim(ler)
| YTAD̃: aşarsa
| ḪD̃VD̃: sınırlarını
| ELLH: Allah'ın
| FÊVLÙK: işte
| HM: onlar
| ELƵELMVN: zalimlerdir
| (2:229)
| ŦLGHE: (erkek) yine boşarsa
| FLE:
| TḪL: helal olmaz
| LH: ona
| MN:
| BAD̃: artık bundan sonra
| ḪT: kadar
| TNKḪ: (kadın) nikahlanıncaya
| ZVCE: kocaya
| ĞYRH: başka bir
| FÎN: eğer
| ŦLGHE: O (vardığı adam) da boşarsa
| FLE: yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYHME: kendilerine
| ÊN:
| YTRECAE: tekrar birbirlerine dönmelerinde
| ÎN: eğer
| ƵNE: inanırlarsa
| ÊN:
| YGYME: koruyacaklarına
| ḪD̃VD̃: sınırlarını
| ELLH: Allah'ın
| VTLK: işte bunlar
| ḪD̃VD̃: sınırlarıdır
| ELLH: Allah'ın
| YBYNHE: açıklamaktadır
| LGVM: bir toplum için
| YALMVN: bilen
| (2:230)
| ŦLGTM: boşadığınız
| ELNSEÙ: kadınları
| FBLĞN: ulaştıklarında
| ÊCLHN: (iddetlerinin) sonuna
| FÊMSKVHN: ya onları tutun
| BMARVF: iyilikle
| ÊV: ya da
| SRḪVHN: bırakın
| BMARVF: iyilikle
| VLE:
| TMSKVHN: onları (yanınızda) tutmayın
| ŽRERE: zarar vermek için
| LTATD̃VE: haklarına tecavüz edip
| VMN: kim
| YFAL: yaparsa
| Z̃LK: bunu
| FGD̃: muhakkak
| ƵLM: zulmetmiştir
| NFSH: kendine
| VLE:
| TTḢZ̃VE: edinmeyin
| ËYET: ayetlerini
| ELLH: Allah'ın
| HZVE: eğlence
| VEZ̃KRVE: düşünün
| NAMT: ni'metini
| ELLH: Allah'ın
| ALYKM: size olan
| VME:
| ÊNZL: indirdiklerini
| ALYKM: size
| MN: -tan
| ELKTEB: Kitap-
| VELḪKMT: ve Hikmet(ten)
| YAƵKM: size öğüt vermek için
| BH: onunla
| VETGVE: ve korkun
| ELLH: Allah'tan
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BKL: her
| ŞYÙ: şeyi
| ALYM: bilir
| (2:231)
| ŦLGTM: boşadığınız
| ELNSEÙ: kadınları
| FBLĞN: ulaştıklarında
| ÊCLHN: (iddetlerinin) sonuna
| FLE:
| TAŽLVHN: engel olmayın
| ÊN:
| YNKḪN: evlenmelerine
| ÊZVECHN: (eski) kocalarıyla
| ÎZ̃E: takdirde
| TREŽVE: anlaştıkları
| BYNHM: kendi aralarında
| BELMARVF: güzelce
| Z̃LK: bu
| YVAƵ: verilen bir öğüttür
| BH: onunla
| MN: kimseye
| KEN: olan
| MNKM: içinizden
| YÙMN: inanan
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| Z̃LKM: bu
| ÊZK: daha iyi
| LKM: sizin için
| VÊŦHR: ve daha temizdir
| VELLH: Allah
| YALM: bilir
| VÊNTM: ve siz
| LE:
| TALMVN: bilmezsiniz
| (2:232)
| YRŽAN: emzirirler
| ÊVLED̃HN: çocuklarını
| ḪVLYN: iki yıl
| KEMLYN: tam
| LMN: kimse için
| ÊRED̃: isteyen
| ÊN:
| YTM: tamamlamak
| ELRŽEAT: emzirmeyi
| VAL: üzerinedir
| ELMVLVD̃: babanın
| LH: (çocuk kendisine ait olan)
| RZGHN: onların yiyecekleri
| VKSVTHN: ve giyecekleri
| BELMARVF: uygun biçimde
| LE:
| TKLF: yükümlü tutulmaz
| NFS: hiç kimse
| ÎLE: başka
| VSAHE: gücünün yettiğinden
| LE:
| TŽER: zarara sokulmasın
| VELD̃T: (ne) anne
| BVLD̃HE: çocuğu yüzünden
| VLE: ve (ne de)
| MVLVD̃: baba
| LH: (çocuğun aidolduğu)
| BVLD̃H: çocuğu yüzünden
| VAL: ve üzerinde
| ELVERS̃: mirasçının
| MS̃L: aynı (yükümlülük var)dır
| Z̃LK: bunun
| FÎN: eğer
| ÊRED̃E: isterlerse
| FṦELE: sütten kesmek
| AN:
| TREŽ: rızalarıyla
| MNHME: kendi aralarında
| VTŞEVR: ve danışarak
| FLE: yoktur
| CNEḪ: günah
| ALYHME: kendilerine
| VÎN: eğer
| ÊRD̃TM: isterseniz
| ÊN:
| TSTRŽAVE: (sütannesi tutup) emzirtmek
| ÊVLED̃KM: çocuklarınızı
| FLE: yine yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: üzerinize
| ÎZ̃E: sonra
| SLMTM: verdikten
| ME: şeyi (ücreti)
| ËTYTM: verdiğiniz
| BELMARVF: güzelce
| VETGVE: ve korkun
| ELLH: Allah'tan
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BME: her şeyi
| TAMLVN: yaptığınız
| BṦYR: görmektedir
| (2:233)
| YTVFVN: ölen(ler)
| MNKM: içinizden
| VYZ̃RVN: geriye bıraktıkları
| ÊZVECE: eşleri
| YTRBṦN: (bekleyip) gözetlerler
| BÊNFSHN: kendilerini
| ÊRBAT: dört
| ÊŞHR: ay
| VAŞRE: ve on (gün)
| FÎZ̃E: zaman
| BLĞN: bitirdiği
| ÊCLHN: sürelerini
| FLE: yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: size
| FYME:
| FALN: yapmalarında
| FY: için
| ÊNFSHN: kendileri
| BELMARVF: uygun olanı
| VELLH: Allah
| BME: -dan
| TAMLVN: yaptıklarınız-
| ḢBYR: haberdardır
| (2:234)
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: size
| FYME:
| ARŽTM: üstü kapalı biçimde bildirmenizden
| BH: ona
| MN:
| ḢŦBT: evlenme isteğinizi
| ELNSEÙ: kadınlara
| ÊV: yahut
| ÊKNNTM: gizlemenizden
| FY:
| ÊNFSKM: içinizde
| ALM: bilir
| ELLH: Allah
| ÊNKM: şüphesiz sizin
| STZ̃KRVNHN: onları anacağınızı
| VLKN: fakat
| LE:
| TVEAD̃VHN: sakın onlarla sözleşmeyin
| SRE: gizli(buluşma)ya
| ÎLE: dışında
| ÊN:
| TGVLVE: söylemeniz
| GVLE: bir söz
| MARVFE: iyi (meşru)
| VLE:
| TAZMVE: ve kalkışmayın
| AGD̃T: akdine (kıymaya)
| ELNKEḪ: nikah
| ḪT: kadar
| YBLĞ: ulaşıncaya
| ELKTEB: yazılanın (iddetinin)
| ÊCLH: sonuna
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| YALM: bilir
| ME: şeyi
| FY:
| ÊNFSKM: içinizden geçen
| FEḪZ̃RVH: O'ndan sakının
| VEALMVE: ve yine bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ĞFVR: bağışlayandır
| ḪLYM: halimdir
| (2:235)
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: size
| ÎN: eğer
| ŦLGTM: boşarsınız
| ELNSEÙ: kadınları
| ME:
| LM:
| TMSVHN: henüz dokunmadan
| ÊV: ya da
| TFRŽVE: belirlemeden
| LHN: onlara
| FRYŽT: mehir(lerini)
| VMTAVHN: ve onları faydalandırsın
| AL:
| ELMVSA: eli geniş olan
| GD̃RH: kendi gücü nisbetinde
| VAL:
| ELMGTR: eli dar olan da
| GD̃RH: kendi gücü nisbetinde
| MTEAE: bir geçimlikle
| BELMARVF: güzel
| ḪGE: bu bir borçtur
| AL: üzerine
| ELMḪSNYN: iyilik edenlerin
| (2:236)
| ŦLGTMVHN: onları boşarsanız
| MN:
| GBL: önce
| ÊN:
| TMSVHN: henüz dokunmadan
| VGD̃: takdirde
| FRŽTM: (bir mehir) tesbit ettiğiniz
| LHN: onlar için
| FRYŽT: vermeniz gerekir
| FNṦF: yarısını
| ME: şeyin (mehrin)
| FRŽTM: tesbit ettiğiniz
| ÎLE: hariç
| ÊN:
| YAFVN: (kadının) vazgeçmesi
| ÊV: veya
| YAFV: vazgeçmesi
| ELZ̃Y: kimsenin (erkeğin)
| BYD̃H: elinde olan
| AGD̃T: akdi
| ELNKEḪ: nikah
| VÊN:
| TAFVE: (erkekler) sizin affetmeniz
| ÊGRB: daha yakındır
| LLTGV: takvaya
| VLE:
| TNSVE: unutmayın
| ELFŽL: iyilik etmeyi
| BYNKM: birbirinize
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BME: -şeyleri
| TAMLVN: yaptıkları-
| BṦYR: görür
| (2:237)
| AL: -üstüne
| ELṦLVET: destekler-
| VELṦLET: ve SaLâTın/Desteğin
| ELVSŦ: özünü/ortasını
| VGVMVE: ve -doğrulmak
| LLH: Allah'a
| GENTYN: kanaate
| (2:238)
| ḢFTM: (bir tehlikeden) korkarsanız
| FRCELE: yaya
| ÊV: yahut
| RKBENE: binmiş olarak
| FÎZ̃E: zaman da
| ÊMNTM: güvene kavuştuğunuz
| FEZ̃KRVE: anın
| ELLH: Allah'ı
| KME: şekilde
| ALMKM: size öğrettiği
| ME: şeyleri
| LM:
| TKVNVE: olmadığınız
| TALMVN: biliyor
| (2:239)
| YTVFVN: ölen
| MNKM: içinizden
| VYZ̃RVN: ve geriye bırakan(erkek)ler
| ÊZVECE: eşler
| VṦYT: vasiyyet etsinler
| LÊZVECHM: eşlerinin
| MTEAE: geçimlerinin sağlanmasını
| ÎL: kadar
| ELḪVL: bir yıla
| ĞYR:
| ÎḢREC: (evlerinden) çıkarılmadan
| FÎN: şayet
| ḢRCN: kendileri çıkarlarsa
| FLE: yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: sizin için
| FY:
| ME: bir şey
| FALN: yapmalarında
| FY: hakkında
| ÊNFSHN: kendileri
| MN:
| MARVF: uygun olanı
| VELLH: Allah
| AZYZ: daima üstündür
| ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir
| (2:240)
| MTEA: geçimlerini sağlamak
| BELMARVF: uygun olan şekilde
| ḪGE: bir haktır (borçtur)
| AL: üzerine
| ELMTGYN: müttakiler
| (2:241)
| YBYN: açıklamaktadır
| ELLH: Allah
| LKM: size
| ËYETH: ayetlerini
| LALKM: umulur ki
| TAGLVN: düşünürsünüz
| (2:242)
| TR: görmedin mi?
| ÎL:
| ELZ̃YN: kimseleri
| ḢRCVE: çıkanları
| MN: -ndan
| D̃YERHM: yurtları-
| VHM: ve onlar
| ÊLVF: binlerce kişi iken
| ḪZ̃R: korkusuyla
| ELMVT: ölüm
| FGEL: demişti
| LHM: onlara
| ELLH: Allah
| MVTVE: Ölün!
| S̃M: sonra
| ÊḪYEHM: kendilerini diriltmişti
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| LZ̃V: sahibidir
| FŽL: ikram
| AL: karşı
| ELNES: insanlara
| VLKN: ama
| ÊKS̃R: çoğu
| ELNES: insanların
| LE:
| YŞKRVN: şükretmezler
| (2:243)
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| VEALMVE: ve bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| SMYA: işitendir
| ALYM: bilendir
| (2:244)
| Z̃E:
| ELZ̃Y: o kimse
| YGRŽ: borç olarak verecek
| ELLH: Allah'a
| GRŽE: bir borcu
| ḪSNE: güzel
| FYŽEAFH: arttırması karşılığnda
| LH: ona
| ÊŽAEFE: fazlasıyla
| KS̃YRT: kat kat
| VELLH: Allah
| YGBŽ: (rızkı) kısar da
| VYBSŦ: açar da
| VÎLYH: ve hep O'na
| TRCAVN: döndürüleceksiniz
| (2:245)
| TR: görmedin mi?
| ÎL:
| ELMLÎ: ileri gelenlerini
| MN:
| BNY: oğullarının
| ÎSREÙYL: İsrail
| MN:
| BAD̃: sonra
| MVS: Musa'dan
| ÎZ̃: hani
| GELVE: demişlerdi
| LNBY: Peygamberlerine
| LHM: onlar
| EBAS̃: gönder
| LNE: bize
| MLKE: bir hükümdar
| NGETL: (onun önderliğinde) savaşalım
| FY: -nda
| SBYL: yolu-
| ELLH: Allah
| GEL: dedi
| HL:
| ASYTM: olurmu ki?
| ÎN: eğer
| KTB: yazılınca (farz kılınınca)
| ALYKM: size
| ELGTEL: savaş
| ÊLE:
| TGETLVE: savaşmazsanız
| GELVE: dediler ki
| VME:
| LNE: bizler
| ÊLE:
| NGETL: neden savaşmayalım
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| VGD̃: oysa
| ÊḢRCNE: biz çıkarılıp sürüldük
| MN: -dan
| D̃YERNE: yurtlarımız-
| VÊBNEÙNE: ve oğullarımız(ın arasın)dan
| FLME: fakat
| KTB: yazılınca
| ALYHM: kendilerine
| ELGTEL: savaş
| TVLVE: yüz çevirdiler
| ÎLE: hariç
| GLYLE: pek azı
| MNHM: içlerinden
| VELLH: Allah
| ALYM: bilir
| BELƵELMYN: zalimleri
| (2:246)
| LHM: onlara
| NBYHM: peygamberleri
| ÎN: gerçekten
| ELLH: Allah
| GD̃: elbette
| BAS̃: gönderdi
| LKM: size
| ŦELVT: Talut'u
| MLKE: hükümdar
| GELVE: dediler ki
| ÊN: nasıl
| YKVN: olabilir
| LH: onun
| ELMLK: hükümdarlık (mülk)
| ALYNE: bizim üzerimize
| VNḪN: biz
| ÊḪG: daha layıkız
| BELMLK: hükümdarlığa
| MNH: ondan
| VLM:
| YÙT: ve verilmemiştir
| SAT: genişlik
| MN: -dan
| ELMEL: mal-
| GEL: dedi
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| EṦŦFEH: onu (hükümdar) seçti
| ALYKM: sizin üzerinize
| VZED̃H: ve onun artırdı
| BSŦT: gücünü
| FY:
| ELALM: bilgisinin
| VELCSM: ve cisminin
| VELLH: Allah
| YÙTY: verir
| MLKH: mülkünü
| MN: kimseye
| YŞEÙ: dilediği
| VELLH: Allah(ın)
| VESA: (lutfu) geniştir
| ALYM: (O herşeyi) bilendir
| (2:247)
| LHM: onlara
| NBYHM: peygamberleri
| ÎN: muhakkak
| ËYT: alameti
| MLKH: onun hükümdarlığının
| ÊN:
| YÊTYKM: size gelmesidir
| ELTEBVT: (Allah'ın Ahid sandığı) Tabut'un
| FYH: onun içinde
| SKYNT: bir huzur bulunan
| MN: -den
| RBKM: Rabbiniz-
| VBGYT: ve bir kalıntı
| MME: -ndan
| TRK: geriye bıraktığı-
| ËL: ailesinin
| MVS: Musa
| V ËL: ve ailesinin
| HERVN: Harun
| TḪMLH: taşıdığı
| ELMLEÙKT: meleklerin
| ÎN: Kİ
| FY: -dair
| Z̃LK: buna-
| L ËYT: delil/işaret (olsun) diye
| LKM: size
| ÎN: Kİ
| KNTM: -idiniz/oldunuz
| MÙMNYN: doğrulaşmış-
| (2:248)
| FṦL: aralandı
| ŦELVT: Talut
| BELCNVD̃: ordularla
| GEL: dedi
| ÎN: Kİ
| ELLH: Allah
| MBTLYKM: deneyecek sizi
| BNHR: nehirle
| FMN: kim
| ŞRB: içerse
| MNH: ondan
| FLYS: değildir
| MNY: benden
| VMN: ve kim
| LM:
| YŦAMH: ondan tadmazsa
| FÎNH: şüphesiz o
| MNY: bendendir
| ÎLE: dışında
| MN: kimsenin
| EĞTRF: avuçlayan
| ĞRFT: bir avuç
| BYD̃H: eliyle
| FŞRBVE: hepsi içtiler
| MNH: ondan
| ÎLE: hariç
| GLYLE: pek azı
| MNHM: içlerinden
| FLME: nihayet
| CEVZH: (ırmağı) geçince
| HV: o (Talut)
| VELZ̃YN: ve kimseler
| ËMNVE: iman eden
| MAH: beraberindekiler
| GELVE: dediler
| LE:
| ŦEGT: gücümüz yok
| LNE: bizim
| ELYVM: bugün
| BCELVT: Calut'a
| VCNVD̃H: ve askerlerine karşı
| GEL: dedi
| ELZ̃YN: kimseler
| YƵNVN: kanaat getiren
| ÊNHM: elbette onların
| MLEGV: kavuşacaklarına
| ELLH: Allah'a
| KM: nice
| MN:
| FÙT: topluluk
| GLYLT: az olan
| ĞLBT: galib gelmiştir
| FÙT: topluluğa
| KS̃YRT: çok olan
| BÎZ̃N: izniyle
| ELLH: Allah'ın
| VELLH: Allah
| MA: beraberdir
| ELṦEBRYN: sabredenlerle
| (2:249)
| BRZVE: karşılaşsalar
| LCELVT: Calut
| VCNVD̃H: ve askerleriyle
| GELVE: şöyle dediler
| RBNE: Rabbimiz
| ÊFRĞ: dök
| ALYNE: üzerimize
| ṦBRE: sabır
| VS̃BT: ve sağlam tut
| ÊGD̃EMNE: ayaklarımızı
| VENṦRNE: ve bize yardım et
| AL: karşı
| ELGVM: topluluğuna
| ELKEFRYN: kafirler
| (2:250)
| BÎZ̃N: izniyle
| ELLH: Allah'ın
| VGTL: ve öldürdü
| D̃EVVD̃: Davud
| CELVT: Calut'u
| V ËTEH: ve ona (Davud'a) verdi
| ELLH: Allah
| ELMLK: hükümdarlık
| VELḪKMT: ve hikmet
| VALMH: ve ona öğretti
| MME: şeyleri
| YŞEÙ: dilediği
| VLVLE: eğer
| D̃FA: savmasaydı
| ELLH: Allah
| ELNES: insanların
| BAŽHM: bir kısmını
| BBAŽ: bir kısmıyle
| LFSD̃T: bozulurdu
| ELÊRŽ: dünya
| VLKN: fakat
| ELLH: Allah
| Z̃V: sahibidir
| FŽL: lutuf
| AL: karşı
| ELAELMYN: bütün alemlere
| (2:251)
| ËYET: ayetleridir
| ELLH: Allah'ın
| NTLVHE: okuyoruz (açıklıyoruz)
| ALYK: sana
| BELḪG: hak olarak
| VÎNK: elbette sen
| LMN:
| ELMRSLYN: gönderilenlerdensin
| (2:252)
| ELRSL: elçiler ki
| FŽLNE: üstün kıldık
| BAŽHM: kimini
| AL: karşı
| BAŽ: kimine
| MNHM: onlardan
| MN: kimine
| KLM: konuştu
| ELLH: Allah
| VRFA: ve yükseltti
| BAŽHM: kimini de
| D̃RCET: derecelerle
| V ËTYNE: ve verdik
| AYS: Îsa'ya
| EBN: oğlu
| MRYM: Meryem
| ELBYNET: açık deliller
| VÊYD̃NEH: ve onu destekledik
| BRVḪ: Ruh ile
| ELGD̃S: Kudüs
| VLV: ve eğer
| ŞEÙ: dileseydi
| ELLH: Allah
| ME:
| EGTTL: öldürmezlerdi
| ELZ̃YN: kimseleri (milletleri)
| MN:
| BAD̃HM: onların arkasından gelen
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| CEÙTHM: gelmiş olduktan
| ELBYNET: açık deliller
| VLKN: fakat
| EḢTLFVE: anlaşmazlığa düştüler
| FMNHM: onlardan
| MN: kimileri
| ËMN: inandı
| VMNHM: ve onlardan
| MN: kimi de
| KFR: inkar etti
| VLV: eğer
| ŞEÙ: dileseydi
| ELLH: Allah
| ME:
| EGTTLVE: birbirlerini öldürmezlerdi
| VLKN: ama
| ELLH: Allah
| YFAL: yapar
| ME: şeyi
| YRYD̃: dilediği
| (2:253)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| ÊNFGVE: infak edin
| MME:
| RZGNEKM: size verdiğimiz rızıktan
| MN:
| GBL: önce
| ÊN:
| YÊTY: gelmezden
| YVM: gün
| LE: olmadığı
| BYA: alışverişin
| FYH: içinde
| VLE: ve hiçbir
| ḢLT: dostluğun
| VLE: ve hiçbir
| ŞFEAT: şefaatin
| VELKEFRVN: ve kafirler
| HM: ta kendileridir
| ELƵELMVN: zalimlerin
| (2:254)
| LE: yoktur
| ÎLH: tanrı
| ÎLE: başka
| HV: O'ndan
| ELḪY: daima diridir
| ELGYVM: koruyup yöneticidir
| LE:
| TÊḢZ̃H: O'nu tutmaz
| SNT: ne bir uyuklama
| VLE: ve ne de
| NVM: bir uyku
| LH: O'nundur
| ME: ne
| FY: varsa
| ELSMEVET: göklerde
| VME: ve ne
| FY: varsa
| ELÊRŽ: yerde
| MN: kimdir
| Z̃E:
| ELZ̃Y: ki
| YŞFA: şefaat edebilir
| AND̃H: kendisinin katında
| ÎLE: dışında
| BÎZ̃NH: O'nun izni
| YALM: bilir
| ME: olanı
| BYN:
| ÊYD̃YHM: onların önünde
| VME: ve olanı
| ḢLFHM: arkalarında
| VLE:
| YḪYŦVN: kavrayamazlar
| BŞYÙ: hiçbir şey
| MN: -nden
| ALMH: O'nun ilmi-
| ÎLE: dışında
| BME: şeyler
| ŞEÙ: dilediği
| VSA: kaplamıştır
| KRSYH: O'nun Kürsüsü
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| VLE:
| YÙVD̃H: O'na ağır gelmez
| ḪFƵHME: onları koru(yup gözet)mek
| VHV: O
| ELALY: yücedir
| ELAƵYM: büyüktür
| (2:255)
| ÎKREH: zorlama
| FY:
| ELD̃YN: Dinde
| GD̃: elbette
| TBYN: seçilip belli olmuştur
| ELRŞD̃: doğruluk
| MN:
| ELĞY: sapıklıktan
| FMN: kim
| YKFR: inkar eder
| BELŦEĞVT: tağut (şeytan)ı
| VYÙMN: ve inanırsa
| BELLH: Allah'a
| FGD̃: muhakkak ki o
| ESTMSK: yapışmıştır
| BELARVT: bir kulpa
| ELVS̃G: sağlam
| LE:
| ENFṦEM: kopmayan
| LHE:
| VELLH: Allah
| SMYA: işitendir
| ALYM: bilendir
| (2:256)
| VLY: dostudur
| ELZ̃YN: kimselerin
| ËMNVE: inananların
| YḢRCHM: onları çıkarır
| MN: -dan
| ELƵLMET: karanlıklar-
| ÎL:
| ELNVR: aydınlığa
| VELZ̃YN: kimselerin
| KFRVE: inkar eden
| ÊVLYEÙHM: dostları da
| ELŦEĞVT: tağuttur
| YḢRCVNHM: (O da) onları çıkarır
| MN: -tan
| ELNVR: aydınlık-
| ÎL:
| ELƵLMET: karanlıklara
| ÊVLÙK: İşte onlar
| ÊṦḪEB: halkıdır
| ELNER: ateş
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: ebedi kalacaklardır
| (2:257)
| TR: görmedin mi?
| ÎL:
| ELZ̃Y: kimseyi
| ḪEC: tartışan
| ÎBREHYM: İbrahim'le
| FY: hakkında
| RBH: Rabbi
| ÊN: diye
| ËTEH: kendisine verdi
| ELLH: Allah
| ELMLK: hükümdarlık
| ÎZ̃: zaman
| GEL: dediği
| ÎBREHYM: İbrahim
| RBY: benim Rabbim
| ELZ̃Y: ki
| YḪYY: yaşatır
| VYMYT: ve öldürür
| GEL: dedi
| ÊNE: ben de
| ÊḪYY: yaşatır
| VÊMYT: ve öldürürüm
| GEL: dedi ki
| ÎBREHYM: İbrahim
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| YÊTY: getirir
| BELŞMS: güneşi
| MN: -dan
| ELMŞRG: doğu-
| FÊT: sen de getir
| BHE: onu
| MN: -dan
| ELMĞRB: batı-
| FBHT: şaşırıp kaldı
| ELZ̃Y: kimse (o adam)
| KFR: inkar eden
| VELLH: Allah
| LE:
| YHD̃Y: doğru yola iletmez
| ELGVM: toplumu
| ELƵELMYN: zalim
| (2:258)
| KELZ̃Y: şu kimse gibi ki
| MR: uğramıştı
| AL:
| GRYT: bir kasabaya
| VHY: o kimse
| ḢEVYT: (duvarları) yığılmış
| AL: üstüne
| ARVŞHE: çatıları
| GEL: dedi ki
| ÊN: nasıl
| YḪYY: diriltecek
| HZ̃H: bunu
| ELLH: Allah
| BAD̃: sonra
| MVTHE: öldükten
| FÊMETH: kendisini öldürüp
| ELLH: Allah (da)
| MEÙT: yüz
| AEM: sene
| S̃M: sonra
| BAS̃H: diriltti
| GEL: dedi
| KM: ne kadar
| LBS̃T: kaldın
| GEL: dedi
| LBS̃T: kaldım
| YVME: bir gün
| ÊV: ya da
| BAŽ: birazı (kadar)
| YVM: bir günün
| GEL: (Allah) dedi
| BL: bilakis
| LBS̃T: kaldın
| MEÙT: yüz
| AEM: yıl
| FENƵR: bak
| ÎL:
| ŦAEMK: yiyeceğine
| VŞREBK: ve içeceğine
| LM:
| YTSNH: bozulmamış
| VENƵR: ve bak
| ÎL:
| ḪMERK: eşeğine
| VLNCALK: seni kılalım diye
| ËYT: bir ibret
| LLNES: insanlar için
| VENƵR: ve bak
| ÎL:
| ELAƵEM: kemiklere
| KYF: nasıl
| NNŞZHE: onları birbiri üstüne koyuyor
| S̃M: sonra
| NKSVHE: onlara giydiriyoruz
| LḪME: et
| FLME: bu işler
| TBYN: açıkça belli olunca
| LH: ona
| GEL: dedi ki
| ÊALM: biliyorum ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| AL:
| KL: her
| ŞYÙ: şeye
| GD̃YR: kadirdir
| (2:259)
| GEL: demişti
| ÎBREHYM: İbrahim
| RB: Rabbim
| ÊRNY: bana göster
| KYF: nasıl
| TḪYY: dirilttiğini
| ELMVT: ölüleri
| GEL: (Allah) dedi
| ÊVLM: yoksa
| TÙMN: inanmadın mı
| GEL: (İbrahim) dedi ki
| BL: Hayır (inandım)
| VLKN: fakat
| LYŦMÙN: tatmin olması için
| GLBY: kalbimin
| GEL: dedi
| FḢZ̃: o halde tut
| ÊRBAT: dördünü
| MN: -dan
| ELŦYR: kuşlar-
| FṦRHN: onları alıştır
| ÎLYK: kendine
| S̃M: sonra
| ECAL: koy
| AL: üzerine
| KL: her
| CBL: dağın
| MNHN: onlardan
| CZÙE: bir parça
| S̃M: sonra
| ED̃AHN: onları (kendine) çağır
| YÊTYNK: sana gelecekler
| SAYE: koşarak
| VEALM: bil ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| AZYZ: daima üstün
| ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir
| (2:260)
| ELZ̃YN: kimselerin
| YNFGVN: infak edenler(in)
| ÊMVELHM: mallarını
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| KMS̃L: durumu gibidir
| ḪBT: bir tohumun
| ÊNBTT: veren
| SBA: yedi
| SNEBL: başak
| FY:
| KL: her
| SNBLT: başağında
| MEÙT: yüz
| ḪBT: tohum
| VELLH: Allah
| YŽEAF: kat kat verir
| LMN: kimseye
| YŞEÙ: dilediği
| VELLH: Allah(ın)
| VESA: (lutfu) geniştir
| ALYM: (O) bilendir
| (2:261)
| YNFGVN: infak eden
| ÊMVELHM: mallarını
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| S̃M: sonra
| LE:
| YTBAVN: ardından
| ME: şeyleri
| ÊNFGVE: verdikleri
| MNE: başa kakmayan
| VLE:
| ÊZ̃: ve eziyet etmeyenlerin
| LHM: vardır
| ÊCRHM: ödülleri
| AND̃: katında
| RBHM: Rableri
| VLE: yoktur
| ḢVF: korku
| ALYHM: onlara
| VLE:
| HM: ve onlar
| YḪZNVN: üzülmeyeceklerdir
| (2:262)
| MARVF: güzel
| VMĞFRT: ve affetmek
| ḢYR: iyidir
| MN: -dan
| ṦD̃GT: sadaka-
| YTBAHE: peşinden gelen
| ÊZ̃: eziyet
| VELLH: Allah
| ĞNY: zengindir
| ḪLYM: halimdir
| (2:263)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman edenler
| LE:
| TBŦLVE: boşa çıkarmayın
| ṦD̃GETKM: sadakalarınızı
| BELMN: başa kakmakla
| VELÊZ̃: ve eziyet etmekle
| KELZ̃Y: gibi
| YNFG: infak eden
| MELH: malını
| RÙEÙ: gösteriş için
| ELNES: insanlara
| VLE:
| YÙMN: inanmayan
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| FMS̃LH: öylesinin durumu
| KMS̃L: benzer ki
| ṦFVEN: şu kayaya
| ALYH: üzerinde bulunan
| TREB: toprak
| FÊṦEBH: ona isabet etttiğinde
| VEBL: bir sağnak (yağmur)
| FTRKH: onu bırakır
| ṦLD̃E: sert bir taş halinde
| LE:
| YGD̃RVN: (Böyleleri) elde edemezler
| AL: hiçbir
| ŞYÙ: şey
| MME: şeylerden
| KSBVE: kazandıkları
| VELLH: Allah
| LE:
| YHD̃Y: doğru yola iletmez
| ELGVM: toplumunu
| ELKEFRYN: kafirler
| (2:264)
| ELZ̃YN: kimselerin
| YNFGVN: infak eden
| ÊMVELHM: mallarını
| EBTĞEÙ: kazanmak
| MRŽET: rızasını
| ELLH: Allah'ın
| VTS̃BYTE: ve kökleştirmek için
| MN:
| ÊNFSHM: kendilerindekini (imanı)
| KMS̃L: benzer
| CNT: bir bahçeye
| BRBVT: tepe üzerinde bulunan
| ÊṦEBHE: değince
| VEBL: bol yağmur
| F ËTT: veren
| ÊKLHE: ürününü
| ŽAFYN: iki kat
| FÎN: eğer
| LM:
| YṦBHE: değmese bile
| VEBL: yağmur
| FŦL: çisinti olur
| VELLH: Allah
| BME: şeyleri
| TAMLVN: yaptıklarınız
| BṦYR: görmektedir
| (2:265)
| ÊḪD̃KM: biriniz
| ÊN:
| TKVN: olmasını
| LH: kendisinin
| CNT: bir bahçesi
| MN: -dan
| NḢYL: hurmalar-
| VÊANEB: ve üzümler(den)
| TCRY: akan
| MN:
| TḪTHE: altından
| ELÊNHER: ırmaklar
| LH: bulunan
| FYHE: içinde
| MN:
| KL: her çeşit
| ELS̃MRET: meyvası
| VÊṦEBH: ve kendisine geldiğinde
| ELKBR: ihtiyarlık
| VLH: ve onlar
| Z̃RYT: ve çocuklarının bulunduğu
| ŽAFEÙ: aciz
| FÊṦEBHE: isabet etsin
| ÎAṦER: birden bir kasırga
| FYH: onlara
| NER: ateşli
| FEḪTRGT: yakıp kül etsin
| KZ̃LK: böylece
| YBYN: açıklıyor
| ELLH: Allah
| LKM: size
| EL ËYET: ayetleri
| LALKM: umulurki
| TTFKRVN: düşünürsünüz
| (2:266)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman eden(ler)
| ÊNFGVE: infak edin
| MN: -nden
| ŦYBET: iyileri-
| ME: şeylerin
| KSBTM: kazandıklarınız
| VMME: ve şeylerden
| ÊḢRCNE: çıkardığımız
| LKM: sizin için
| MN: -den
| ELÊRŽ: yer-
| VLE:
| TYMMVE: kalkışmayın
| ELḢBYS̃: kötü şeyleri
| MNH:
| TNFGVN: sadaka vermeye
| VLSTM:
| B ËḢZ̃YH: kendinize alamayacağınız
| ÎLE: başka şekilde
| ÊN:
| TĞMŽVE: göz yummadan
| FYH: ondan
| VEALMVE: bilin ki
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ĞNY: zengindir
| ḪMYD̃: övülmüştür
| (2:267)
| YAD̃KM: size vaad eder
| ELFGR: fakirliği
| VYÊMRKM: ve size emreder
| BELFḪŞEÙ: çirkin şeyleri yapmayı
| VELLH: Allah ise
| YAD̃KM: size va'adediyor
| MĞFRT: bağışlama
| MNH: kendi tarafından
| VFŽLE: ve lutuf
| VELLH: şüphesiz Allah'ın
| VESA: (lutfu) geniştir
| ALYM: (O) bilendir
| (2:268)
| ELḪKMT: Hikmeti
| MN: kimseye
| YŞEÙ: dilediği
| VMN: ve kimse
| YÙT: verilen
| ELḪKMT: Hikmet
| FGD̃: elbette
| ÊVTY: verilmiştir
| ḢYRE: hayır
| KS̃YRE: çok
| VME:
| YZ̃KR: bunu anlamaz
| ÎLE: başkası
| ÊVLV: sahiplerinden
| ELÊLBEB: akıl
| (2:269)
| ÊNFGTM: infak ederseniz
| MN:
| NFGT: nafaka olarak
| ÊV: veya
| NZ̃RTM: (ne) adarsanız
| MN:
| NZ̃R: adak olarak
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| YALMH: onu bilir
| VME: yoktur
| LLƵELMYN: zalimler için
| MN: hiçbir
| ÊNṦER: yardımcı
| (2:270)
| TBD̃VE: açıktan verirseniz
| ELṦD̃GET: sadakaları
| FNAME: ne güzeldir
| HY: bu
| VÎN: eğer
| TḢFVHE: onları gizler
| VTÙTVHE: ve verirseniz
| ELFGREÙ: fakirlere
| FHV: bu
| ḢYR: daha iyidir
| LKM: sizin için
| VYKFR: ve kapatır
| ANKM: sizden
| MN: bir kısmını
| SYÙETKM: günahlarınızın
| VELLH: Allah
| BME: şeylerden
| TAMLVN: yaptıklarınız
| ḢBYR: haberdardır
| (2:271)
| ALYK: senin üzerine
| HD̃EHM: onları hidayet etmek
| VLKN: fakat
| ELLH: Allah'tır
| YHD̃Y: doğru yola ileten
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| VME:
| TNFGVE: verdiğiniz
| MN: her
| ḢYR: hayır
| FLÊNFSKM: kendiniz içindir
| VME:
| TNFGVN: infak edemezsiniz
| ÎLE: dışında
| EBTĞEÙ: kazanmak için
| VCH: (yüzü) rızasını
| ELLH: Allah'ın
| VME: ve ne
| TNFGVE: verseniz
| MN: -dan
| ḢYR: hayır-
| YVF: tastamam verilir
| ÎLYKM: size
| VÊNTM: ve siz
| LE: asla
| TƵLMVN: zulmedilmezsiniz
| (2:272)
| ELZ̃YN: kimseler (için)
| ÊḪṦRVE: kapanıp kalan
| FY:
| SBYL: yolunda
| ELLH: Allah
| LE: yoktur
| YSTŦYAVN: güçleri
| ŽRBE: gezmeye
| FY: -nde
| ELÊRŽ: yeryüzü-
| YḪSBHM: onları sanırlar
| ELCEHL: bilmeyenler
| ÊĞNYEÙ: zengin
| MN: dolayı
| ELTAFF: utangaçlıklarından
| TARFHM: onları tanırsın
| BSYMEHM: simalarından
| LE:
| YSÊLVN: istemezler
| ELNES: insanlardan
| ÎLḪEFE: ısrarla
| VME: ne varsa
| TNFGVE: yaptığınız
| MN: -dan
| ḢYR: hayır-
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| BH: onu
| ALYM: bilir
| (2:273)
| YNFGVN: infak edenler
| ÊMVELHM: mallarını
| BELLYL: gece
| VELNHER: ve gündüz
| SRE: gizli
| VALENYT: ve açık
| FLHM: vardır
| ÊCRHM: ödülü
| AND̃: yanında
| RBHM: Rableri
| VLE: yoktur
| ḢVF: korku
| ALYHM: onlara
| VLE:
| HM: ve onlar
| YḪZNVN: üzülmeyeceklerdir
| (2:274)
| YÊKLVN: yerler
| ELRBE: Riba (faiz)
| LE:
| YGVMVN: kalkamazlar
| ÎLE: ancak
| KME: gibi
| YGVM: kalkarlar
| ELZ̃Y: kimse
| YTḢBŦH: çarptığı
| ELŞYŦEN: şeytanın
| MN:
| ELMS: dokunup
| Z̃LK: bu
| BÊNHM: onların
| GELVE: demelerindendir
| ÎNME: şüphesiz
| ELBYA: alışveriş de
| MS̃L: gibidir
| ELRBE: riba (faiz)
| VÊḪL: oysa helal kılmıştır
| ELLH: Allah
| ELBYA: alış-verişi
| VḪRM: ve haram kılmıştır
| ELRBE: ribayı
| FMN: kime
| CEÙH: gelir de
| MVAƵT: bir öğüt
| MN: -nden
| RBH: Rabbi-
| FENTH: (ribadan) vazgeçerse
| FLH: Zira onlar/onlarsa
| ME: ne varsa
| SLF: geçmişte
| VÊMRH: ve işi de
| ÎL: kalmıştır
| ELLH: Allah'a
| VMN: kim
| AED̃: tekrar (ribaya) dönerse
| FÊVLÙK: onlar
| ÊṦḪEB: halkıdır
| ELNER: ateş
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: ebedi kalacaklardır
| (2:275)
| ELLH: Allah
| ELRBE: ribayı
| VYRBY: ve artırır
| ELṦD̃GET: sadakaları
| VELLH: Allah
| LE:
| YḪB: sevmez
| KL: hiçbir
| KFER: inkarcıları
| ÊS̃YM: günahkar
| (2:276)
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman eden
| VAMLVE: ve işler yapanlar
| ELṦELḪET: salih (güzel)
| VÊGEMVE: ve -doğrulmak
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe
| V ËTVE: ve vermek
| ELZKET: zekatı
| LHM: işte onların
| ÊCRHM: ödülleri
| AND̃: yanındadır
| RBHM: Rableri
| VLE: yoktur
| ḢVF: korku
| ALYHM: onlara
| VLE:
| HM: ve onlar
| YḪZNVN: üzülmeyeceklerdir
| (2:277)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman eden(ler)
| ETGVE: korkun
| ELLH: Allah'tan
| VZ̃RVE: ve bırakın (almayın)
| ME: ne varsa
| BGY: geri kalan
| MN: -dan
| ELRBE: riba-
| ÎN: eğer
| KNTM: idiyseniz
| MÙMNYN: inanıyor
| (2:278)
| LM:
| TFALVE: böyle yapmazsanız
| FÊZ̃NVE: bilin
| BḪRB: savaşa açıldığını
| MN: (tarafından)
| ELLH: Allah
| VRSVLH: ve Elçisi
| VÎN: ve eğer
| TBTM: tevbe ederseniz
| FLKM: sizindir
| RÙVS: ana
| ÊMVELKM: malınız
| LE:
| TƵLMVN: ne haksızlık edersiniz
| VLE:
| TƵLMVN: ne de haksızlığa uğratılırsınız
| (2:279)
| KEN: ise
| Z̃V: (içinde)
| ASRT: darlık
| FNƵRT: beklemek (lazımdır)
| ÎL: kadar
| MYSRT: bir kolaylığa
| VÊN: ve eğer
| TṦD̃GVE: sadaka olarak bağışlarsanız
| ḢYR: daha hayırlıdır
| LKM: sizin için
| ÎN: eğer
| KNTM:
| TALMVN: bilirseniz
| (2:280)
| YVME: şu günden
| TRCAVN: döndürüleceğiniz
| FYH: onda
| ÎL:
| ELLH: Allah'a
| S̃M: sonra
| TVF: tastamam verilecektir
| KL: her
| NFS: kişiye
| ME: ne
| KSBT: kazandıysa
| VHM: ve onlara
| LE:
| YƵLMVN: haksızlık edilmeyecektir
| (2:281)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman eden(ler)
| ÎZ̃E: zaman
| TD̃EYNTM: birbirinize verdiğiniz
| BD̃YN: borç
| ÎL: kadar
| ÊCL: süreye
| MSM: belirli bir
| FEKTBVH: onu yazın
| VLYKTB: ve yazsın
| BYNKM: aranızda
| KETB: bir yazıcı
| BELAD̃L: adaletle
| VLE:
| YÊB: kaçınmasın (yazsın)
| KETB: yazıcı
| ÊN:
| YKTB: yazmaktan
| KME: şekilde
| ALMH: kendisine öğrettiği
| ELLH: Allah'ın
| FLYKTB: yazdırsın
| VLYMLL: yazdırsın
| ELZ̃Y: kimse
| ALYH: üzerinde
| ELḪG: hak olan (borçlu)
| VLYTG: korksun
| ELLH: Allah'tan
| RBH: Rabbi olan
| VLE:
| YBḢS: eksik etmesin
| MNH: ondan (borcundan)
| ŞYÙE: hiçbir şeyi
| FÎN: eğer
| KEN: ise
| ELZ̃Y: kimse
| ALYH:
| ELḪG: borçlu olan
| SFYHE: aklı ermez
| ÊV: yahut
| ŽAYFE: zayıf
| ÊV: ya da
| LE:
| YSTŦYA: güç yetiremiyecek
| ÊN:
| YML: kendisi yazdırmaya
| HV: o
| FLYMLL: yazdırsın
| VLYH: onun velisi
| BELAD̃L: adaletle
| VESTŞHD̃VE: şahid tutun
| ŞHYD̃YN: iki şahidi
| MN: -den
| RCELKM: erkekleriniz-
| FÎN: eğer
| LM:
| YKVNE: yoksa
| RCLYN: iki erkek
| FRCL: (o zaman) bir erkek
| VEMRÊTEN: iki kadın
| MMN: kimse
| TRŽVN: razı olduğunuz
| MN: -den
| ELŞHD̃EÙ: şahidler-
| ÊN: ta ki
| TŽL: şaşırırsa
| ÎḪD̃EHME: kadınlardan biri
| FTZ̃KR: hatırlatması için
| ÎḪD̃EHME: biri
| ELÊḢR: diğerine
| VLE:
| YÊB: kaçınmasınlar
| ELŞHD̃EÙ: şahidler
| ÎZ̃E: zaman
| ME: bir şeye
| D̃AVE: çağrıldıkları
| VLE:
| TSÊMVE: üşenmeyin
| ÊN:
| TKTBVH: yazmaktan
| ṦĞYRE: az olsun
| ÊV: veya
| KBYRE: çok olsun
| ÎL: kadar
| ÊCLH: onu süresine
| Z̃LKM: bu
| ÊGSŦ: daha adaletli
| AND̃: katında
| ELLH: Allah
| VÊGVM: ve daha sağlam
| LLŞHED̃T: şahidlik için
| VÊD̃N: ve daha elverişlidir
| ÊLE:
| TRTEBVE: kuşkulanmamanız için
| ÎLE: ancak
| ÊN:
| TKVN: olursa
| TCERT: ticaret
| ḪEŽRT: peşin
| TD̃YRVNHE: hemen alıp vereceğiniz
| BYNKM: aranızda
| FLYS: yoktur
| ALYKM: üzerinize
| CNEḪ: bir günah
| ÊLE: ötürü
| TKTBVHE: onu yazmamanızdan
| VÊŞHD̃VE: ve şahid tutun
| ÎZ̃E: zaman da
| TBEYATM: alışveriş yaptığınız
| VLE:
| YŽER: asla zarar verilmesin
| KETB: yazana da
| VLE: ve
| ŞHYD̃: şahide de
| VÎN: eğer
| TFALVE: (bir zarar) yaparsanız
| FÎNH: şüphesiz
| FSVG: kötülük olur
| BKM: kendinize
| VETGVE: korkun
| ELLH: Allah'tan
| VYALMKM: ve size öğretiyor
| ELLH: Allah
| VELLH: Allah
| BKL: her
| ŞYÙ: şeyi
| ALYM: bilir
| (2:282)
| KNTM: olur da
| AL:
| SFR: seferde
| VLM:
| TCD̃VE: bulamazsanız
| KETBE: yazacak birini
| FRHEN: rehinler (yeter)
| MGBVŽT: alınan
| FÎN: eğer
| ÊMN: güvenirseniz
| BAŽKM: biriniz
| BAŽE: diğerinize
| FLYÙD̃: ödesin
| ELZ̃Y: kimse
| EÙTMN: kendisine güvenilen
| ÊMENTH: emanetini
| VLYTG: ve korksun
| ELLH: Allah'tan
| RBH: Rabbi olan
| VLE:
| TKTMVE: gizlemeyin
| ELŞHED̃T: şahidliği
| VMN: ve kimse
| YKTMHE: onu gizleyen
| FÎNH: şüphesiz o
| ËS̃M: günahkardır
| GLBH: onun kalbi
| VELLH: Allah
| BME: şeyleri
| TAMLVN: yaptıklarınız
| ALYM: bilir
| (2:283)
| ME: ne
| FY: varsa
| ELSMEVET: göklerde
| VME: ve ne
| FY: varsa
| ELÊRŽ: yerde
| VÎN: ve eğer
| TBD̃VE: açıklasanız da
| ME: şeyi
| FY:
| ÊNFSKM: içlerinizdeki
| ÊV: veya
| TḢFVH: gizleseniz de
| YḪESBKM: sizi hesaba çeker
| BH: onunla
| ELLH: Allah
| FYĞFR: bağışlar
| LMN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| VYAZ̃B: azabeder
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| VELLH: Allah
| AL:
| KL: her
| ŞYÙ: şeye
| GD̃YR: kadirdir
| (2:284)
| ELRSVL: Resul
| BME: şeye
| ÊNZL: indirilen
| ÎLYH: kendisine
| MN: -nden
| RBH: Rabbi-
| VELMÙMNVN: ve mü'minler (de)
| KL: hepsi
| ËMN: inandı
| BELLH: Allah'a
| VMLEÙKTH: ve meleklerine
| VKTBH: ve Kitaplarına
| VRSLH: ve peygamberlerine
| LE:
| NFRG: ayırdetmeyiz (dediler)
| BYN: arasını
| ÊḪD̃: hiçbirini
| MN: -nden
| RSLH: O'nun elçileri-
| VGELVE: ve dediler ki
| SMANE: İşittik
| VÊŦANE: ve ita'at ettik
| ĞFRENK: bağışlamanı dileriz
| RBNE: Rabbimiz
| VÎLYK: sanadır
| ELMṦYR: dönüş(ümüz)
| (2:285)
| YKLF: teklif etmez
| ELLH: Allah
| NFSE: kimseye
| ÎLE: başkasını
| VSAHE: gücünün yettiğinden
| LHE: (herkesin) kendine
| ME: şey
| KSBT: kazandığı
| VALYHE: ve aleyhinedir
| ME: şey (kötülük)
| EKTSBT: işlediği
| RBNE: Rabbimiz
| LE:
| TÙEḢZ̃NE: bizi sorumlu tutma
| ÎN: eğer
| NSYNE: unutursak
| ÊV: ya da
| ÊḢŦÊNE: yanılırsak
| RBNE: Rabbimiz
| VLE:
| TḪML: yük yükleme
| ALYNE: bize
| ÎṦRE: ağır
| KME: gibi
| ḪMLTH: yüklediğin
| AL: üzerine
| ELZ̃YN:
| MN:
| GBLNE: bizden öncekilerin
| RBNE: Rabbimiz
| VLE:
| TḪMLNE: bize yükleme
| ME: şeyleri
| LE:
| ŦEGT: gücümüzün yetmediğimiz
| LNE: bizim
| BH: ona
| VEAF: ve affet
| ANE: bizi
| VEĞFR: bağışla
| LNE: bizi
| VERḪMNE: bize merhamet et
| ÊNT: sen
| MVLENE: bizim sahibimizsin
| FENṦRNE: bize yardım eyle
| AL: karşı
| ELGVM: toplumuna
| ELKEFRYN: kafirler
| (2:286)