Önceki Sonraki

2:143Bakara Suresi 143. Ayet

Kuran Sırası: 2 İniş Sırası: 87
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200201202203204205206207208209210211212213214215216217218219220221222223224225226227228229230231232233234235236237238239240241242243244245246247248249250251252253254255256257258259260261262263264265266267268269270271272273274275276277278279280281282283284285286

2:143Bakara Suresi 143. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وكذلك
ve keƶālike
|
ve böylece
Kombi Müfredat
جعلناكم
ceǎlnākum
CAL|ج ع ل
sizi kıldık
Kombi Müfredat
أمة
ummeten
EMM|ا م م
bir ümmet
Kombi Müfredat
وسطا
veseTen
VSŦ|و س ط
vasat
Kombi Müfredat
لتكونوا
litekūnū
KVN|ك و ن
olmanız için
Kombi Müfredat
شهداء
şuhedā'e
ŞHD̃|ش ه د
şahit
7
على
ǎlā
|
-a
Kombi Müfredat
الناس
n-nāsi
NVS|ن و س
insanlar-
Kombi Müfredat
ويكون
ve yekūne
KVN|ك و ن
ve olması için
10 Kombi Müfredat
الرسول
r-rasūlu
RSL|ر س ل
rasulün (de)
11
عليكم
ǎleykum
|
size
12 Kombi Müfredat
شهيدا
şehīden
ŞHD̃|ش ه د
şahit
13
وما
ve mā
|
14 Kombi Müfredat
جعلنا
ceǎlnā
CAL|ج ع ل
ve yap(ma)dık
15 Kombi Müfredat
القبلة
l-ḳiblete
GBL|ق ب ل
bir kıble
16
التي
lletī
|
17 Kombi Müfredat
كنت
kunte
KVN|ك و ن
olduğunuzu
18
عليها
ǎleyhā
|
üzerinde
19
إلا
illā
|
sadece (yaptık)
20 Kombi Müfredat
لنعلم
lineǎ'leme
ALM|ع ل م
bilmek için
21
من
men
|
kimseyi
22 Kombi Müfredat
يتبع
yettebiǔ
TBA|ت ب ع
uyan
23 Kombi Müfredat
الرسول
r-rasūle
RSL|ر س ل
Elçi'ye
24
ممن
mimmen
|
kimseden
25 Kombi Müfredat
ينقلب
yenḳalibu
GLB|ق ل ب
geriye dönen
26
على
ǎlā
|
üzerinde
27 Kombi Müfredat
عقبيه
ǎḳibeyhi
AGB|ع ق ب
ökçesi
28
وإن
ve in
|
ve elbette
29 Kombi Müfredat
كانت
kānet
KVN|ك و ن
30 Kombi Müfredat
لكبيرة
lekebīraten
KBR|ك ب ر
ağır gelir
31
إلا
illā
|
başkasına
32
على
ǎlā
|
33
الذين
elleƶīne
|
kimseye
34 Kombi Müfredat
هدى
hedā
HD̃Y|ه د ي
yol gösterdiği
35
الله
llahu
|
Allah'ın
36
وما
ve mā
|
değildir
37 Kombi Müfredat
كان
kāne
KVN|ك و ن
38
الله
llahu
|
Allah
39 Kombi Müfredat
ليضيع
liyuDiyǎ
ŽYA|ض ي ع
zayi edecek
40 Kombi Müfredat
إيمانكم
īmānekum
EMN|ا م ن
sizin imanınızı
41
إن
inne
|
şüphesiz
42
الله
llahe
|
Allah
43 Kombi Müfredat
بالناس
bin-nāsi
NVS|ن و س
insanlara
44 Kombi Müfredat
لرءوف
lera'ūfun
REF|ر ا ف
şefkatlidir
45 Kombi Müfredat
رحيم
raHīmun
RḪM|ر ح م
merhametlidir
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَكَذَٰلِكَ: ve böylece | جَعَلْنَاكُمْ: sizi kıldık | أُمَّةً: bir ümmet | وَسَطًا: vasat | لِتَكُونُوا: olmanız için | شُهَدَاءَ: şahit | عَلَى: -a | النَّاسِ: insanlar- | وَيَكُونَ: ve olması için | الرَّسُولُ: rasulün (de) | عَلَيْكُمْ: size | شَهِيدًا: şahit | وَمَا: | جَعَلْنَا: ve yap(ma)dık | الْقِبْلَةَ: bir kıble | الَّتِي: | كُنْتَ: olduğunuzu | عَلَيْهَا: üzerinde | إِلَّا: sadece (yaptık) | لِنَعْلَمَ: bilmek için | مَنْ: kimseyi | يَتَّبِعُ: uyan | الرَّسُولَ: Elçi'ye | مِمَّنْ: kimseden | يَنْقَلِبُ: geriye dönen | عَلَىٰ: üzerinde | عَقِبَيْهِ: ökçesi | وَإِنْ: ve elbette | كَانَتْ: | لَكَبِيرَةً: ağır gelir | إِلَّا: başkasına | عَلَى: | الَّذِينَ: kimseye | هَدَى: yol gösterdiği | اللَّهُ: Allah'ın | وَمَا: değildir | كَانَ: | اللَّهُ: Allah | لِيُضِيعَ: zayi edecek | إِيمَانَكُمْ: sizin imanınızı | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | بِالنَّاسِ: insanlara | لَرَءُوفٌ: şefkatlidir | رَحِيمٌ: merhametlidir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وكذلك WKZ̃LK ve böylece | جعلناكم CALNEKM sizi kıldık | أمة ÊMT bir ümmet | وسطا WSŦE vasat | لتكونوا LTKWNWE olmanız için | شهداء ŞHD̃EÙ şahit | على AL -a | الناس ELNES insanlar- | ويكون WYKWN ve olması için | الرسول ELRSWL rasulün (de) | عليكم ALYKM size | شهيدا ŞHYD̃E şahit | وما WME | جعلنا CALNE ve yap(ma)dık | القبلة ELGBLT bir kıble | التي ELTY | كنت KNT olduğunuzu | عليها ALYHE üzerinde | إلا ÎLE sadece (yaptık) | لنعلم LNALM bilmek için | من MN kimseyi | يتبع YTBA uyan | الرسول ELRSWL Elçi'ye | ممن MMN kimseden | ينقلب YNGLB geriye dönen | على AL üzerinde | عقبيه AGBYH ökçesi | وإن WÎN ve elbette | كانت KENT | لكبيرة LKBYRT ağır gelir | إلا ÎLE başkasına | على AL | الذين ELZ̃YN kimseye | هدى HD̃ yol gösterdiği | الله ELLH Allah'ın | وما WME değildir | كان KEN | الله ELLH Allah | ليضيع LYŽYA zayi edecek | إيمانكم ÎYMENKM sizin imanınızı | إن ÎN şüphesiz | الله ELLH Allah | بالناس BELNES insanlara | لرءوف LRÙWF şefkatlidir | رحيم RḪYM merhametlidir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve keƶālike: ve böylece | ceǎlnākum: sizi kıldık | ummeten: bir ümmet | veseTen: vasat | litekūnū: olmanız için | şuhedā'e: şahit | ǎlā: -a | n-nāsi: insanlar- | ve yekūne: ve olması için | r-rasūlu: rasulün (de) | ǎleykum: size | şehīden: şahit | ve mā: | ceǎlnā: ve yap(ma)dık | l-ḳiblete: bir kıble | lletī: | kunte: olduğunuzu | ǎleyhā: üzerinde | illā: sadece (yaptık) | lineǎ'leme: bilmek için | men: kimseyi | yettebiǔ: uyan | r-rasūle: Elçi'ye | mimmen: kimseden | yenḳalibu: geriye dönen | ǎlā: üzerinde | ǎḳibeyhi: ökçesi | ve in: ve elbette | kānet: | lekebīraten: ağır gelir | illā: başkasına | ǎlā: | elleƶīne: kimseye | hedā: yol gösterdiği | llahu: Allah'ın | ve mā: değildir | kāne: | llahu: Allah | liyuDiyǎ: zayi edecek | īmānekum: sizin imanınızı | inne: şüphesiz | llahe: Allah | bin-nāsi: insanlara | lera'ūfun: şefkatlidir | raHīmun: merhametlidir | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VKZ̃LK: ve böylece | CALNEKM: sizi kıldık | ÊMT: bir ümmet | VSŦE: vasat | LTKVNVE: olmanız için | ŞHD̃EÙ: şahit | AL: -a | ELNES: insanlar- | VYKVN: ve olması için | ELRSVL: rasulün (de) | ALYKM: size | ŞHYD̃E: şahit | VME: | CALNE: ve yap(ma)dık | ELGBLT: bir kıble | ELTY: | KNT: olduğunuzu | ALYHE: üzerinde | ÎLE: sadece (yaptık) | LNALM: bilmek için | MN: kimseyi | YTBA: uyan | ELRSVL: Elçi'ye | MMN: kimseden | YNGLB: geriye dönen | AL: üzerinde | AGBYH: ökçesi | VÎN: ve elbette | KENT: | LKBYRT: ağır gelir | ÎLE: başkasına | AL: | ELZ̃YN: kimseye | HD̃: yol gösterdiği | ELLH: Allah'ın | VME: değildir | KEN: | ELLH: Allah | LYŽYA: zayi edecek | ÎYMENKM: sizin imanınızı | ÎN: şüphesiz | ELLH: Allah | BELNES: insanlara | LRÙVF: şefkatlidir | RḪYM: merhametlidir | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : İşte böylece bütün insanlara tanıklık etmeniz, Peygamberin de size tanık olması için sizi, doğru yolun tam ortasında giden bir ümmet yapmışızdır. Zâten evvelce yöneldiğin Kâ'be'yi kıble yapışımızdan maksat da ancak Peygambere uyacak olanları, iki topuğu üstünde gerisin geriye döneceklerden ayırt etmektir. Bu, elbette Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkalarına ağır gelecek. Allah, imanınızı zayi etmez. Şüphe yok ki Allah, insanları esirgeyicidir, rahîmdir.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin (arzulayıp da şu anda) yönelmediğin kıbleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Böylece, sizi insanlar üzere şahit, Rasûlü de sizin üzerinize Şehiyd kıldık. Siz ümmeti Vasat'sınız (adalet ve Hakkaniyet üzere olan). Kendisine yöneldiğin kıbleyi, Rasûle tâbi olanlarla, ondan yüz çevirip geri dönenleri ayırt etmek için değiştirdik. Allâh'ın hidâyet ettiklerinin dışındakilere bu olay çok ağır gelecektir. Allâh imanınızı boşa çıkarmaz. Allâh insanlara hakikatlerinden açığa çıkan Rauf ve Rahıym'dir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Biz doğru yolu gösterdiğimiz gibi, sizi de, Kur’ân’ı bilen ve bütün insanlara tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitler olmanız, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlün, Muhammed’in de Kur’ân’ı tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önder, doğruları konuşan şâhit olması için sizi mûtedil, âdil, hayırlı, makul, seçkin, ahlâkî değerleri, itidali ve adâleti belirleyici güç kabul eden açık bir toplum, bir millet haline getirdik. Senin arzulayıp da, şu anda yönelmediğin kıbleyi, Kâbeyi, biz ancak peygambere, Kur’ân’a ve sünnete uyanı, ökçeleri üzere geri dönenden ayırt etmemiz için kıble yaptık. Bu iş, elbette, Allah’ın hidayeti, doğru yolu nasip ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imânda sebatınızın, sadakatinizin, imânınızın eseri olan amellerinizin karşılığını yok etmez, kaybetmez. Allah insanlara karşı çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Böylece sizi, insanların üzerine şahit olmanız ve peygamberin de sizin üzerinize şahit olması için orta bir ümmet kıldık. Senin daha önce yönelmekte olduğun kıbleyi, insanlardan kimin peygambere uyduğunu ve kimin de ökçelerinin üzerine geriye döndüğünü ortaya çıkarmak amacıyla belirlemiştik. Şüphesiz bu sadece Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimselerden başkasına ağır gelir. Allah elbette sizin imanınızı [27] boşa çıkarmayacaktır. Şüphesiz Allah insanlara çok acıyan ve çok rahmet edendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Ka'be'yi) kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Ey Müslümanlar, böylece sizi seçkin ve şerefli bir ümmet kıldık ki, bütün insanlar üzerine adâlet örneği ve hak şâhidleri olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şâhit olsun; ve (ey Rasûlüm) hâlen yönelmekte olduğun Kâbe’yi, ancak Rasûle uyanlarla geri dönenler arasını ayırt etmek için kıble kıldık. Gerçi bu kıbleyi çeviriş büyük ve ağır ise de yalnız, o Allah’ın hidâyet ettiği kimselere ağır gelmez ve Allah imanınızı zâyietmez. Muhakkak Allah Tealâ İnsanlara çok merhametlidir, günahlarını bağışlayıcıdır.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Boylece sizi insanlara sahid ve ornek olmaniz icin tam ortada bulunan bir ummet kildik. Peygamber de size sahid ve ornektir. Senin yoneldigin yonu, Peygambere uyanlari, cayacaklardan ayirdetmek icin kible yaptik. Dogrusu Allah'in yola koydugu kimselerden baskasina bu agir bir seydir. Allah ibadetlerinizi bosa cikaracak degildir. Dogrusu Allah insanlara sefkat gosterir, merhamet eder.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Ve işte böylece sizi (ifratla tefrit arasında) vasat bir ümmet kıldık ki, bütün insanlara karşı âdâlet örnekleri, hak şahitleri olasınız. Peygamber de size hakkıyla şâhid olsun. Üstünde durduğun (arzu edip istediğin Beytullah'ı) kıble yapışımız da sırf Peygamber'e uyanları, gerisi gerisine döneceklerden bilip ayırd etmemiz içindir. Her ne kadar bu, Allah'ın doğru yola ilettiklerinden başkasına ağır gelirse de (böyledir). Allah imânınızı zayedip boşa çıkaracak değildir. Herhalde Allah, insanlara şefkatla yaklaşıp çokça rahmet edendir ; aynı zamanda O çok merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah'ın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin yöneldiğin yeri (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Böylece sizi açık fikirli bir toplum kıldık ki halkın arasında tanıklar olabilesiniz ve elçi de aranızda tanık olabilsin. Elçiye uyanlarla topukları üzerinde geriye dönenleri birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğin kıbleyi değiştirdik. ALLAH'ın yol gösterdiği kimseden başkasına elbette bu ağır gelir. ALLAH imanınızı boşa çıkarmaz. ALLAH insanlara Şefkatlidir, Rahimdir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İşte böyle sizi, bütün insanlar üzerine adalet örneği, hak şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun diye, doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir toplum yaptık. Sana önceden durduğun Ka'be'yi kıble yapmamız da yalnız peygamberlerin izinde gidecekleri iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayırt etmemiz içindir. Elbette o, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerden başkasına mutlaka ağır gelecekti. Allah imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : ve işte böyle sizi doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki siz bütün insanlar üzerine adalet nümunesi, hak şahidleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahid olsun. Kıbleyi mukaddema durduğun Kâ'be yapışımız da sırf şunun içindir: Peygamberin izince gidecekleri; iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım, o elbette Allahın hidayet eylediği kimselerden maadasına mutlak ağır gelecekdi, Allah imanınızı zayi edecek değil, Her halde Allah insanlara re'fetli çok re'fetlidir, rahîmdirDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Böylece sizi orta yolu benimseyen bir ümmet yaptık ki, siz insanlara örnek olasınız ve peygamber de size örnek olsun. Biz sırf Peygambere uyanları, bağlı kalanları O'na uymaktan vazgeçenlerden ayırdedelim diye daha önce yöneldiğin kıbleyi tekrar kıble yaptık. Bu değişiklik, Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı boşa çıkaracak değildir. Hiç şüphesiz, Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Böylece biz sizi, insanlara şahid olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinize şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun yönü [Kabe'yi] kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden (yenkalibu) ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu) Tanrı'nın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Tanrı inancınızı boşa çıkaracak değildir. Kuşkusuz Tanrı insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Ve işte böyle Biz, siz, insanlar üzerine şâhitler olasınız, Elçi de sizin üzerinize şâhit olsun diye sizi hayırlı bir önderli toplum yaptık. Üzerinde olduğun bu hedefi/stratejiyi belirlememiz de yalnızca, Elçi’ye uyan kimseleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım; işaretleyip gösterelim/ bildirelim diyedir. Tesbit ettiğimiz bu hedef/strateji, elbette, Allah'ın kılavuzluk ettiği kimselerin dışındakilere çok büyüktür. Ve Allah, imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Böylece sizi (Ey Muhammed ümmeti) vasat (orta) bir ümmet yapmışızdır, insanlara karşı (hakıykatın) şâhidler (i) olasınız, bu peygamber de sizin üzerinize tam bir şahidi olsun diye. (Habîbim) senin haalâ üstünde durageldiğin (Kâ'beyi tekrar) kıble yapmamız; o peygambere (sana) uyanları (senin izince gidenleri) ayağının iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden (irtidâd edeceklerden ve münafıklardan) ayırd etmemiz içindir. Gerçi (Kıblenin bu suretle çevrilmesi) elbette büyük bîr (mesele) dir. Ancak bu, Allanın, doğru yola iletdiği kimseler hakkında (asla vârid) değil. Allah îmanınızı zaayi edecek değildir. Çünkü Allah insanları çok esirgeyendir, (onlara) rahmet (ve inayet) ini râyigân edendir. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : İşte böylece sizi mu'tedil (a dâletli ve dengeli) bir ümmet kıldık ki, insanların üzerine(hesab gününde u mum peygamberler lehine) şâhidler olasınız, pey gamber de sizin üzerinize şâhid olsun! Hem daha önce üzerinde bulunduğunu (kendisine yöneldiğin Kâ'be’yi) ancak, peygambere tâbi' olanları, ökçeleri üze rinde geri ye (küfre) dönecek olanlardan ayıralım diye kıble yaptık. Çünki şübhesiz (bu,) Allah’ın hidâyet ettiği kimselerden başkasına elbette ağırdır. Allah, îmâ nınızı (Mescid-i Ak sâ’ ya doğru kıldığınız namazları) zâyi' edecek değildir. Şüb¬hesiz ki Allah, insanlara karşı elbet te Raûf (çok şefkatli olan)dır, Rahîm (çok merhametli o¬lan)dır.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanların üzerine şahidler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahid olsun. Ve senin üzerinde bulunduğun kıbleyi, peygambere uyanları, ayağının iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayırdetmek için kıble yaptık. Gerçi bu, büyük bir şeydir. Ama Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler için değil. Allah, elbette imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz ki Allah, insanlara Rauf ve Rahim'dir.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve işte böylece insanların üzerine (hak) şahitler olmanız için Biz, sizi vasat (ikisi arasında) (hayırlı ve faziletli) bir ümmet kıldık. Resûl de sizin üzerinize şahit olsun.Ve Biz, sadece Resûl'e uyanı, topukları üzerinde geriye dönenden ayırıp bilmemiz(belirtmemiz) için, halen o üzerine (yönelmekte) olduğunuz (Kâbe'yi) kıble yaptık. Ve bu, elbette zor bir iştir, ancak Allah'ın hidayete erdirdiği kimseler hariç (bu onlara zor gelmez). Ve Allah sizin îmânınızı zayi edecek değildir. Muhakkak ki Allah, insanlara çok şefkatlidir, merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü bir toplum olmanızı istedik ki (hayatınızla) tüm insanlığın huzurunda hakikatin şahitleri olmanız ve Elçi de sizin huzurunuzda ona şahitlik yapsın. Ve Elçi'ye uyanlar ile ökçeleri üzerinde gerisin geri dönenler arasında açık bir ayrım yapabilmek amacıyla senin, (ey Peygamber) daha önce yöneldiğin hedefi (bu topluluk için) kıble olarak tayin ettik: Şüphesiz bu, Allah'ın doğru yola ulaştırdığı kişilerden başka herkes için zor bir sınavdı. Allah sizin inancınızı kesinlikle göz ardı etmeyecektir; zira, unutmayın ki, Allah insana karşı en şefkatli olandır, rahmet kaynağıdır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve işte böylece sizleri de bir ümmet-i vasat kıldık ki nâs üzerine şahitler olasınız. Ve bu Peygamber de sizlerin üzerinize tam bir şahit olsun. Ve senin, evvelce tarafına müteveccih bulunduğun Kâbe'yi yine kıble yapmadık, ancak Resûle kimlerin tâbi olacaklarını, gerisi gerisine döneceklerden temyiz etmek için yaptık. Gerçi bu büyük bir hadisedir. Ancak Allah'ın hidâyet ettiği zâtlar hakkında değil. Ve Allah sizin imânınızı elbette zâyi edecek değildir. Şüphe yok ki Allah Teâlâ nâsa elbette raûftur, rahîmdir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : İşte böylece sizi, bütün insanlara karşı şâhitler olmanız için tam ortada vasat bir ümmet kıldık. Peygamber de size şâhit olsun. Biz senin arzulayıp da üstünde durduğun Kâbe'yi; Peygamber'e uyanı, ökçesi üzerinde geriye dönenden ayıralım diye kıble yaptık. Doğrusu bu, Allah'ın hidayet edip yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı aslâ zâyi edecek değildir. Şüphesiz ki Allah insanlara şefkatlidir ve merhamet edendir.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Nitekim, insanlara şahit olmanız, Peygamber’in de size şahit olması için sizi vasat /adil bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun kıbleyi ise sırf peygambere uyanları, ökçesi üzerinde dönenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah’ın doğru yolu gösterdiklerinden başkası için bu çok ağır bir şeydir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara çok şefkatli ve merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Ve işte böylece Biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk’ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun. Senin arzulayıp da şu anda yöneldiğin Kâbeyi kıble yapmamızın sebebi, sırf Peygamberin izinden gidenlerle ondan ayrılıp gerisin geriye dönecekleri meydana çıkarmaktır. Gerçi bu oldukça ağır bir iştir. Ancak Allah’ın doğru yola erdirdiği kimseler için mesele teşkil etmez. Allah imanınızı zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı pek şefkatlidir, çok merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şâhid olasınız. Elçi de size şâhid olsun. Biz, Elçi'ye uyanı, ökçesi üzerinde geriye dönenden ayıralım diye, eskiden yöneldiğin Ka'be'yi kıble yaptık. Bu, Allâh'ın yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allâh sizin imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz Allâh, insanlara şefkatli, merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Kâ'be'yi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topuğu üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ulaştırdıklarının dışında kalanlar için büyük (bir yük) tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Biz sizi böylece vasat bir ümmet yaptık-tâ ki siz insanlara şahitler olun, Peygamber de size bir şahit olsun. Senin vaktiyle yöneldiğin Kâbe'yi ise, kim Peygambere uyuyor, kim de topuğu üzerinde gerisin geri dönüyor, görelim diye kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına pek güç gelir. Yoksa Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Gerçekten, Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, eskiden üzerinde olduğunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah'ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.