Önceki Sonraki

3:75Âl-i Imrân Suresi 75. Ayet

Kuran Sırası: 3 İniş Sırası: 89
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200

3:75Âl-i Imrân Suresi 75. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ومن
ve min
|
-nden
2 Kombi Müfredat
أهل
ehli
EHL|ا ه ل
ehli-
3 Kombi Müfredat
الكتاب
l-kitābi
KTB|ك ت ب
Kitap
4
من
men
|
öylesi (vardır ki)
5
إن
in
|
eğer
6 Kombi Müfredat
تأمنه
te'menhu
EMN|ا م ن
ona emanet bıraksan
7 Kombi Müfredat
بقنطار
biḳinTārin
GNŦR|ق ن ط ر
yüklerle mal
8 Kombi Müfredat
يؤده
yu'eddihi
ED̃Y|ا د ي
onu öder
9
إليك
ileyke
|
sana
10
ومنهم
ve minhum
|
ve onlardan
11
من
men
|
öylesi (de vardır ki)
12
إن
in
|
eğer
13 Kombi Müfredat
تأمنه
te'menhu
EMN|ا م ن
ona versen
14 Kombi Müfredat
بدينار
bidīnārin
D̃NR|د ن ر
bir dinar
15
لا
lā
|
16 Kombi Müfredat
يؤده
yu'eddihi
ED̃Y|ا د ي
onu ödemez
17
إليك
ileyke
|
sana
18
إلا
illā
|
başka türlü
19
ما
mā
|
20 Kombi Müfredat
دمت
dumte
D̃VM|د و م
sürekli
21
عليه
ǎleyhi
|
başına
22 Kombi Müfredat
قائما
ḳāimen
GVM|ق و م
dikilmeden
23
ذلك
ƶālike
|
bu
24
بأنهم
biennehum
|
onların (içindir)
25 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
dedikleri
26 Kombi Müfredat
ليس
leyse
LYS|ل ي س
yoktur
27
علينا
ǎleynā
|
bize
28
في
fī
|
karşı
29 Kombi Müfredat
الأميين
l-ummiyyīne
EMM|ا م م
ümmilere
30 Kombi Müfredat
سبيل
sebīlun
SBL|س ب ل
bir yol (sorumluluk)
31 Kombi Müfredat
ويقولون
ve yeḳūlūne
GVL|ق و ل
ve söylüyorlar
32
على
ǎlā
|
karşı
33
الله
llahi
|
Allah'a
34 Kombi Müfredat
الكذب
l-keƶibe
KZ̃B|ك ذ ب
yalan
35
وهم
vehum
|
ve onlar
36 Kombi Müfredat
يعلمون
yeǎ'lemūne
ALM|ع ل م
bile bile
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَمِنْ: -nden | أَهْلِ: ehli- | الْكِتَابِ: Kitap | مَنْ: öylesi (vardır ki) | إِنْ: eğer | تَأْمَنْهُ: ona emanet bıraksan | بِقِنْطَارٍ: yüklerle mal | يُؤَدِّهِ: onu öder | إِلَيْكَ: sana | وَمِنْهُمْ: ve onlardan | مَنْ: öylesi (de vardır ki) | إِنْ: eğer | تَأْمَنْهُ: ona versen | بِدِينَارٍ: bir dinar | لَا: | يُؤَدِّهِ: onu ödemez | إِلَيْكَ: sana | إِلَّا: başka türlü | مَا: | دُمْتَ: sürekli | عَلَيْهِ: başına | قَائِمًا: dikilmeden | ذَٰلِكَ: bu | بِأَنَّهُمْ: onların (içindir) | قَالُوا: dedikleri | لَيْسَ: yoktur | عَلَيْنَا: bize | فِي: karşı | الْأُمِّيِّينَ: ümmilere | سَبِيلٌ: bir yol (sorumluluk) | وَيَقُولُونَ: ve söylüyorlar | عَلَى: karşı | اللَّهِ: Allah'a | الْكَذِبَ: yalan | وَهُمْ: ve onlar | يَعْلَمُونَ: bile bile | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ومن WMN -nden | أهل ÊHL ehli- | الكتاب ELKTEB Kitap | من MN öylesi (vardır ki) | إن ÎN eğer | تأمنه TÊMNH ona emanet bıraksan | بقنطار BGNŦER yüklerle mal | يؤده YÙD̃H onu öder | إليك ÎLYK sana | ومنهم WMNHM ve onlardan | من MN öylesi (de vardır ki) | إن ÎN eğer | تأمنه TÊMNH ona versen | بدينار BD̃YNER bir dinar | لا LE | يؤده YÙD̃H onu ödemez | إليك ÎLYK sana | إلا ÎLE başka türlü | ما ME | دمت D̃MT sürekli | عليه ALYH başına | قائما GEÙME dikilmeden | ذلك Z̃LK bu | بأنهم BÊNHM onların (içindir) | قالوا GELWE dedikleri | ليس LYS yoktur | علينا ALYNE bize | في FY karşı | الأميين ELÊMYYN ümmilere | سبيل SBYL bir yol (sorumluluk) | ويقولون WYGWLWN ve söylüyorlar | على AL karşı | الله ELLH Allah'a | الكذب ELKZ̃B yalan | وهم WHM ve onlar | يعلمون YALMWN bile bile | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve min: -nden | ehli: ehli- | l-kitābi: Kitap | men: öylesi (vardır ki) | in: eğer | te'menhu: ona emanet bıraksan | biḳinTārin: yüklerle mal | yu'eddihi: onu öder | ileyke: sana | ve minhum: ve onlardan | men: öylesi (de vardır ki) | in: eğer | te'menhu: ona versen | bidīnārin: bir dinar | lā: | yu'eddihi: onu ödemez | ileyke: sana | illā: başka türlü | mā: | dumte: sürekli | ǎleyhi: başına | ḳāimen: dikilmeden | ƶālike: bu | biennehum: onların (içindir) | ḳālū: dedikleri | leyse: yoktur | ǎleynā: bize | fī: karşı | l-ummiyyīne: ümmilere | sebīlun: bir yol (sorumluluk) | ve yeḳūlūne: ve söylüyorlar | ǎlā: karşı | llahi: Allah'a | l-keƶibe: yalan | vehum: ve onlar | yeǎ'lemūne: bile bile | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VMN: -nden | ÊHL: ehli- | ELKTEB: Kitap | MN: öylesi (vardır ki) | ÎN: eğer | TÊMNH: ona emanet bıraksan | BGNŦER: yüklerle mal | YÙD̃H: onu öder | ÎLYK: sana | VMNHM: ve onlardan | MN: öylesi (de vardır ki) | ÎN: eğer | TÊMNH: ona versen | BD̃YNER: bir dinar | LE: | YÙD̃H: onu ödemez | ÎLYK: sana | ÎLE: başka türlü | ME: | D̃MT: sürekli | ALYH: başına | GEÙME: dikilmeden | Z̃LK: bu | BÊNHM: onların (içindir) | GELVE: dedikleri | LYS: yoktur | ALYNE: bize | FY: karşı | ELÊMYYN: ümmilere | SBYL: bir yol (sorumluluk) | VYGVLVN: ve söylüyorlar | AL: karşı | ELLH: Allah'a | ELKZ̃B: yalan | VHM: ve onlar | YALMVN: bile bile | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Kitap ehlinin içinde öylesi vardır ki ona bir kantar altın emânet etsen onu, olduğu gibi öder. Öylesi de vardır ki bir altın emânet etsen ayak direyip ısrar etmedikçe geri vermez. Bu da, okuma-yazma bilmeyenlerin mallarını almada bir vebal yok bize demelerindendir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlardan öyleleri vardır ki, kantar (dolusu) emanet bıraksan, onu sana aynen iade eder. Öyleleri de vardır ki, tek bir dinar (altın) emanet etsen, tepesine dikilip zorlamadıkça sana geri vermez. Bu onların, "Bize karşı olan ümmîlerin (hakikati bilmeyenlerin) hiçbir hakkı yoktur" diye (düşünmelerinden kaynaklanır). Onlar bile bile Allâh üzerine yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Ehl-i kitaptan öyleleri vardır ki, onlara yüklerle altın ve gümüşü emanet bıraksan, onu sana noksansız iade ederler. Yine onların öyleleri vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan tepesine dikilip ısrarla istemedikçe onu sana iâde etmez. Bu da, onların: 'Ümmîlere, Mekke ve civarındaki belli kabilelere, okuyup yazması olmayan, hesap bilmeyenlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur' demeleri sebebiyledir. Onlar bile bile Allah adına yalan uyduruyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Kitap ehlinden öylesi vardır ki, kendisine bir kantar mal emanet etsen, onu sana geri verir. Ama öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet etsen başına dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bu onların: 'Bilgisizlere karşı bizim üzerimizde bir sorumluluk yoktur' demelerinden dolayıdır. Onlar bile bile Allah hakkında yalan söylemektedirler. [13]Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Kitap ehlinden öylesi vardır ki, kendisine bir yük altın emanet etsen onu (noksansız olarak) sana öder. Öylesi de vardır ki, ona emanet olarak bir altın versen, sen üzerine ayak direyip ısrar etmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar derler ki, câhil Arapların malını almakta bize günah ve sorumluluk yoktur. Onlar bile bile Allah’a karaşı yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Kitab ehli arasinda kantarla emanet biraksan onu sana odeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikce onu sana odemeyen vardir. Bu, onlarin: «Kitabsizlara karsi uzerimize bir sorumluluk yoktur» demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karsi yalan soylemektedirler.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Kitap Ehlinden öylesi var ki, kendisine bir kantar (altın) emânet bıraksan, onu sana öder. Öylesi de var ki, kendisine bir dînar emânet etsen, başında dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu da onların: «Ümmîler (okur yazar olmayan kitapsızların bizim üzerimizde sorumluluktan yana bir yolu (bir hakkı) yoktur» demelerindendir. Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: 'Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur' demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Kitap halkından öylesi var ki kendisine yığınla emanet bıraksan sana aynen öder. Fakat onlardan öylesi de var ki kendisine bir Dinar emanet etsen, başına dikilip durmadıkça geri ödemez. 'Ümmilere karşı bizim bir sorumluluğumuz yok' dedikleri için böyle davranıyorlar ve bile bile yalanlarını ALLAH'a yakıştırıyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur.» demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Kitap verilenlerden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. Yine onlardan öylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikçe onu sana vermez. Çünkü onlar: «Bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda bir yol yok» derler ve Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Ehli kitabdan öylesi vardır ki ona yüklerle emanet bıraksan onu sana te'diye eder, gene onlardan öylesi vardır ki ona bir dinar emanet etsen tepesine binmedikçe onu sana te'diye etmez, bunun sebebi: Çünkü bunlar bizim aleyhimize ümmilerde bir yol yoktur derler ve Allaha karşı bile bile yalan söylerlerDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Kitap ehlinden öylesi var ki, yanına yüklü bir emanet bıraksan onu sana geri verir, buna karşılık öylesi var ki, eğer ona bir dinarcık emanet versen, sürekli tepesinde dikilmedikçe onu sana geri vermez. 'Ümmilere (kendi dinimizden olmayanlara) karşı hiçbir sorumluluğumuz yoktur' dedikleri için böyle davrananlar, böyle bile bile Allah adına yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Kitap ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler [zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar] konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Tanrı'ya karşı yalan söylemektedirler.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, eğer onlara yüklerle emanet teslim etsen onu sana geri öder. Onlardan öyleleri de vardır ki ona bir tek altın para emanet etsen, üzerine dikilmeden onu sana geri vermez. Bu, onların: “Ümmilerin/Anakentlilerin bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir” demelerinden dolayıdır. Onlar, bilip durdukları hâlde, Allah hakkında yalan da söylerler. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Kitablılardan öyle kimse vardır ki kendisine bir kantar (altın) emânet etsen onu sana eksiksiz öder. öyle kimse de vardır ki ona emaneten tek bir altın versen onu — sen üzerinde ayak direyib durmadıkça — sana ödemez. Bunun sebebi şudur: Onlar «Ummîler hakkında bize karşı (mes'uliyyete) bir yol yokdur» demişler (öyle fikir beslemişler) dir. Onlar Allaha karşı, kendileri de bilib durdukları halde, yalan söylerler. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ehl-i kitabdan öylesi de vardır ki, ona yığınla (altın) emânet etsen, onu sana iâde eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar (bir altın) emânet etsen, tepesine dikilip durmazsan, onu sana iâde etmez. Bu, şübhesiz onların: 'Ümmîler (ehl-i kitab olmayanlara yaptığımız haksızlıklar) hakkında üzerimize bir yol (bir vebâl) yoktur!' demeleri sebebiyledir. Ve onlar (hakikati) biliyor oldukları hâlde, Allah’a karşı yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Ehl-i Kitab'dan öylesi vardır ki; kantarla emanet bıraksan; onu sana öder. Öylesi de vardır ki; bir tek altın emanet etsen; tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Bu, onların: Ümmiler hakkında bize karşı sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Kitap ehlinden öyle kimseler var ki; ona kantar kantar (altın) emanet etsen onu sana iade eder. Ve yine onlardan öyle kimseler var ki; eğer ona bir dinar emanet versen başında devamlı dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bu onların: “Ümmiler hakkında bizim üzerimize bir yol (sorumluluk) yoktur.” demelerindendir. Allah'a karşı bilerek yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Geçmiş vahyin izleyicileri arasında öylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana (sadakatle) iade eder; ve öylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, başında dikilmedikçe sana geri vermez; bu, onların, "Kitap ile ilgisi olmayan bu halk(a yaptığımız hiçbir şey)den dolayı bize bir suç yüklenemez" şeklindeki iddialarının bir sonucudur: (Böylece) onlar, (bile bile) Allah hakkında yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, kendisine bir kıntar emanet versen onu sana ödeyiverir ve onlardan öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet bıraksan onu sana ödemez, meğer ki onun üzerine ayak direyip durasın. Bunun sebebi de, «Ümmîler hakkında bizim üzerimize bir yol yoktur,» demiş olmalarıdır. Ve onlar bildikleri halde Allah Teâlâ'ya karşı yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yükler dolusu mal emanet bıraksan, onu sana eksiksiz iâde eder. Fakat onların içinde öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. “Kitap ehli olmayan Araplar'ın ve sair kimselerin (hakkını yemekten dolayı) üzerimize bir sorumluluk yoktur. ” derler ve onlar Allah adına bile bile yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: -Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki kendisine yüklerle altın emanet bıraksan onları sana öder. Ama öylesi de vardır ki, bir altın bile versen başında dikilip durmadıkça onu sana geri vermez. Bunun sebebi, onların: "Ümmîler hakkında ne yaparsak mübahtır, ondan dolayı sorumlu olmayız." demeleridir. Onlar bile bile, Allah hakkında yalan uydururlar.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emânet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana öder; onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların «ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur» demiş olmalarındandır. Oysa onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, kendisine yükler dolusu emanet bıraksan, onu sana geri verir. Onlardan öylesi de vardır ki, bir dinar bile emanet edecek olsan, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Buna sebep de, 'Kitap Ehli olmayanlar hakkında yaptıklarımızdan sorumlu tutulmayız' demeleridir. Böylece, Allah hakkında bile bile yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Ehlikitap'tan öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dînar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar: "Ümmîlerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir." demişlerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.