Allah ki, Ondan başka tanrı yoktur. O Hayydır Kayyûmdur.(3:2)
O, sana kitabı hak ile ve daha önceki kitapları doğrulayıcı olarak indirmiştir. Tevrat ve İncil'i de O indirdi.(3:3)
Bunları daha önce insanlar için birer hidayet rehberi olarak indirdiği gibi, hak ile bâtılı birbirinden ayırt eden Furkan'ı da indirdi. Allah'ın âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlar için çetin bir azap vardır. Çünkü Allah'ın kudreti herşeye üstündür ve O, zulmü cezasız bırakmayan bir intikam sahibidir.(3:4)
Ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.(3:5)
Rahimlerde size dilediği gibi bir şekil veren Odur. Ondan başka tanrı yoktur; O herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.(3:6)
Sana kitabı indiren de odur. O kitaptan bir kısmı muhkem âyetlerdir ki, onlar kitabın anasıdır; diğer bir kısmı da müteşabihattır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için müteşabih olanın peşine takılır da onu kendince yorumlamaya uğraşır. Oysa onların kesin yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinlik sahibi olanlar ise, 'Biz ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır' derler. Fakat bunu ancak selim akıl sahipleri düşünüp anlar.(3:7)
Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi tekrar sapıklığa meylettirme. Bize yüce katından bir rahmet bağışla. İstediklerimizi bize bağışlayan Sensin.(3:8)
Rabbimiz! Geleceğinde kuşku olmayan bir günde insanları huzurunda toplayacak olan da Sensin. Şüphesiz ki Allah sözünden asla dönmez.(3:9)
İnkâr edenlere gelince, Allah'ın azabından kurtulmak için ne mallarından bir yarar görürler, ne evlâtlarından. Onlar Cehennem ateşinin çırasıdırlar.(3:10)
Tıpkı Firavun ehli ile daha öncekilerin durumu gibi. Onlar da âyetlerimizi yalanlamışlardı. Derken Allah onları günahlarıyla yakalayıverdi. Allah'ın ise cezası pek şiddetlidir.(3:11)
İnkâr edenlere de ki: Siz mağlûp olacak ve Cehenneme sürüleceksiniz. O ise pek kötü bir yataktır.(3:12)
Birbiriyle karşılaşan iki orduda sizin için bir âyet vardı. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfirdi. Kâfirler, mü'minleri kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğine nusretiyle böyle kuvvet verir. Bunda da gören göz sahipleri için elbette bir ibret vardır.(3:13)
Kadınlara, oğullara, yığılıp istiflenmiş altınla gümüşe, cins atlara, davar ve ekinlere olan zevk düşkünlüğü insanlara hoş gösterilmiştir. Fakat bütün bunlar dünya hayatının malıdır. Varılacak en güzel yer ise Allah katındadır.(3:14)
'Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?' de. Takvâ sahipleri için Rableri katında, ebedî olarak kalmak üzere, altından ırmaklar akan Cennetler, tertemiz eşler ve bir de Allah'ın rızası vardır. Allah ise kullarını her halleriyle görmektedir.(3:15)
O takvâ sahipleri, 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Biz kuşkusuz bir şekilde iman ettik. Sen de bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru.'(3:16)
Onlar sabredenlerdir, sözünde ve imanında sadık olanlardır, Allah huzurunda saygı ile el bağlayanlardır, mallarını hayır için harcayanlardır, seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir.(3:17)
Ondan başka tanrı olmadığına, bizzat Allah şahitlik etmiştir. Melekler ile, adaletten ayrılmayan ilim sahipleri de buna şahittir. Ondan başka tanrı yoktur; O herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.(3:18)
Allah katında hak din İslâmdır. Kendilerine kitap verilmiş olanlar ise, onlara bilgi ulaştıktan sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse bilsin ki, Allah'ın hesap görmesi pek çabuktur.(3:19)
Onlar seninle tartışacak olurlarsa de ki: 'Ben yüzümü Allah'a döndüm ve Ona teslim oldum; bana uyanlar da böyle yaptılar.' Kendilerine kitap verilenlere de, verilmeyenlere de 'Siz de teslim oldunuz mu?' diye sor. Onlar da hakka teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen ancak tebliğden ibarettir. Allah ise kullarını görmektedir.(3:20)
Allah'ın âyetlerini inkâr eden, peygamberleri haksız yere öldüren, insanlardan da hak ve adaleti teşvik edenleri öldüren kimseleri ise, acı bir azapla müjdele.(3:21)
Öylelerinin bütün yaptıkları dünyada da, âhirette de boşa çıkmıştır. Onları kurtaracak bir yardımcıları da yoktur.(3:22)
Kendilerine kitaptan bir nasip verilenleri görmedin mi? Onlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına çağırılıyorlar; sonra da onlardan bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.(3:23)
Buna sebep, onların 'Ateş bize sayılı günlerden başka dokunmaz' demeleridir. Uydurup durdukları şeyler, dinleri hakkında onları işte böyle aldatmıştır.(3:24)
Peki, ya geleceğinde kuşku olmayan o günde Biz onların hepsini topladığımız zaman, kimseye hiçbir haksızlık edilmeden herkese kazandığı tastamam verildiğinde onların hali nice olacak?(3:25)
De ki: Ey mülkün sahibi olan Allahım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de çekip alırsın. Dilediğini aziz eder, dilediğini hor ve hakir kılarsın. Bütün hayır Senin elindedir. Senin herşeye gücün yeter.(3:26)
Gündüzü geceye katar, geceyi de gündüze katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğini de hesapsız şekilde rızıklandırırsın.(3:27)
Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kâfirleri veli edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah'ın dostluk ve yardımından bir nasibi kalmamış olur. Ancak onlardan gelebilecek bir zarardan korkarsanız, o başkadır. Allah, kendisinden gelecek bir azaptan sizi sakındırıyor. Sonunda herkesin gidişi Allah'ın huzurunadır.(3:28)
De ki: Gönlünüzdekini saklasanız da, açıklasanız da Allah onu bilir. O, göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah'ın kudreti de herşeye yeter.(3:29)
O gün herkes hayır olarak ne işlemiş, kötülük olarak ne yapmışsa hepsini önünde bulur. Ve ister ki, yaptığı kötülükler kendisinden çok uzaklarda olsun. Allah, kendisinden gelecek bir azaptan sizi sakındırıyor. Zira Allah kullarına pek şefkatlidir.(3:30)
De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.(3:31)
De ki: Allah'a ve Peygambere itaat edin. Yüz çevirecek olurlarsa, bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.(3:32)
Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim'in ailesini ve İmrân ailesini âlemlere seçkin kıldı.(3:33)
Onlar birbirinden gelen tek bir soy idi. Allah ise herşeyi işiten, herşeyi bilendir.(3:34)
Hani, İmrân'ın hanımı, 'Yâ Rabbi,' demişti, 'karnımdakini Senin hizmetine adadım; kabul et. Sen herşeyi işiten, herşeyi bilensin.'(3:35)
Onu doğurunca da, 'Rabbim, ben kız doğurdum!' dedi-ki Allah onun ne doğurduğunu elbette biliyordu-'Halbuki erkek, kız gibi olmaz. Onun adını Meryem koydum; onu ve neslini kovulmuş şeytanın şerrinden koruman için Sana sığındım.'(3:36)
Rabbi onun duasını güzel bir şekilde kabul etti ve Meryem'i güzel bir çiçek gibi yetiştirdi; onu Zekeriya'nın himayesine verdi. Zekeriya ne zaman mihraba girecek olsa, onun yanında yiyecek bulurdu. 'Meryem, bunlar nereden geldi?' diye sorar, Meryem de 'Allah katından' diye cevap verirdi. Gerçekten de Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.(3:37)
Zekeriya da o sırada Rabbine dua ederek, 'Yâ Rabbi, bana yüce katından tertemiz bir nesil bağışla. Şüphesiz ki Sen duaları işitensin' demişti.(3:38)
Zekeriya mihrapta namaz kılmaktayken melekler ona 'Allah seni Yahya ile müjdeliyor,' diye seslendiler. 'O Allah'tan bir kelimeyi tasdik edici, kavminin efendisi, nefsine hâkim, salihler zümresinden bir peygamber olacak.'(3:39)
Zekeriya, 'Yâ Rabbi, bana ihtiyarlık gelip çatmış, hanımım da kısırken nasıl oğlum olabilir ki?' dedi. Allah buyurdu ki: 'Böyle de olsa Allah dilediğini yapar.'(3:40)
Zekeriya, 'Rabbim, bana bir alâmet ver' dedi. Allah buyurdu ki: 'Alâmetin, üç gün insanlarla işaretten başka bir şekilde konuşmamandır. Yalnız Rabbini çokça an; sabah akşam onu tesbih et.'(3:41)
Hani, bir de melekler 'Ey Meryem,' demişlerdi, 'Allah seni seçti, tertemiz yaptı, dünya kadınları üzerinde seçkin kıldı.(3:42)
'Ey Meryem, Rabbinin huzurunda saygı ile dur, secdeye kapan, rükû edenlerle beraber sen de eğil.'(3:43)
İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa, onlar Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye kur'a çekerken sen onların yanında değildin. Onlar tartışırken de sen yanlarında değildin.(3:44)
Hani, melekler 'Ey Meryem,' demişlerdi, 'Allah seni kendisinden bir kelime ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu Mesih İsa'dır. O dünyada ve âhirette şerefi büyük, Allah'ın yakın kullarındandır.(3:45)
O beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşacak ve salihlerden olacaktır.(3:46)
Meryem, 'Yâ Rabbi, bana beşer eli değmemişken benim nasıl çocuğum olabilir ki?' dedi. Allah buyurdu ki: 'Öyle de olsa, Allah dilediğini yaratır. O bir iş için hükmünü verdiğinde, ona 'Ol' der; o da oluverir.'(3:47)
Allah ona okuyup yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.(3:48)
Onu İsrailoğullarına peygamber olarak gönderecek. O da diyecek ki: Ben size Rabbinizden bir âyetle geldim. Size çamurdan bir kuş sureti yapar, sonra ona üflerim; o da Allah'ın izniyle kuş oluverir. Anadan doğma körleri ve abraşları iyileştirir, Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Ayrıca, size, evinizde ne yediğinizi ve ne sakladığınızı haber veririm. Eğer inanan kimselerseniz, bunda sizin için bir âyet vardır.(3:49)
Benden önce gönderilen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram edilmiş olan şeylerden bazılarını helâl kılmak üzere, Rabbinizden bir âyetle size geldim. Allah'tan korkun ve bana itaat edin.(3:50)