3:152Âl-i Imrân  Suresi 152. Ayet

Kuran Sırası: 3 İniş Sırası: 89
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200

3:152Âl-i Imrân  Suresi 152. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَلَقَدْ (VLGD̃) = veleḳad : elbette
2. صَدَقَكُمُ (ṦD̃GKM) = Sadeḳakumu : size doğruladı
3. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah
4. وَعْدَهُ (VAD̃H) = veǎ'dehu : (yardım) va'dini
5. إِذْ (ÎZ̃) = iƶ : sürece
6. تَحُسُّونَهُمْ (TḪSVNHM) = teHussūnehum : onları öldürdüğünüz
7. بِإِذْنِهِ (BÎZ̃NH) = biiƶnihi : kendi izniyle
8. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : nihayet
9. إِذَا (ÎZ̃E) = iƶā : nezaman ki
10. فَشِلْتُمْ (FŞLTM) = feşiltum : siz korktunuz
11. وَتَنَازَعْتُمْ (VTNEZATM) = ve tenāzeǎ'tum : ve (birbirinizle) çekiştiniz
12. فِي (FY) = fī : hakkında
13. الْأَمْرِ (ELÊMR) = l-emri : (verilen) emir
14. وَعَصَيْتُمْ (VAṦYTM) = ve ǎSaytum : ve isyan ettiniz
15. مِنْ (MN) = min :
16. بَعْدِ (BAD̃) = beǎ'di : sonra
17. مَا (ME) = mā :
18. أَرَاكُمْ (ÊREKM) = erākum : size gösterdikten
19. مَا (ME) = mā : şey(galibiyet)i
20. تُحِبُّونَ (TḪBVN) = tuHibbūne : sevdiğiniz
21. مِنْكُمْ (MNKM) = minkum : sizden
22. مَنْ (MN) = men : kiminiz
23. يُرِيدُ (YRYD̃) = yurīdu : istiyordu
24. الدُّنْيَا (ELD̃NYE) = d-dunyā : dünyayı
25. وَمِنْكُمْ (VMNKM) = ve minkum : ve sizden
26. مَنْ (MN) = men : kiminiz
27. يُرِيدُ (YRYD̃) = yurīdu : istiyordu
28. الْاخِرَةَ (EL ËḢRT) = l-āḣirate : ahireti
29. ثُمَّ (S̃M) = ṧumme : sonra
30. صَرَفَكُمْ (ṦRFKM) = Sarafekum : (Allah) geri çevirdi
31. عَنْهُمْ (ANHM) = ǎnhum : onlardan
32. لِيَبْتَلِيَكُمْ (LYBTLYKM) = liyebteliyekum : sizi denemek için
33. وَلَقَدْ (VLGD̃) = veleḳad : andolsun ki
34. عَفَا (AFE) = ǎfā : bağışladı
35. عَنْكُمْ (ANKM) = ǎnkum : sizi
36. وَاللَّهُ (VELLH) = vallahu : Allah
37. ذُو (Z̃V) = ƶū : sahibidir
38. فَضْلٍ (FŽL) = feDlin : lütuf
39. عَلَى (AL) = ǎlā : karşı
40. الْمُؤْمِنِينَ (ELMÙMNYN) = l-mu'minīne : mü'minlere
elbette | size doğruladı | Allah | (yardım) va'dini | sürece | onları öldürdüğünüz | kendi izniyle | nihayet | nezaman ki | siz korktunuz | ve (birbirinizle) çekiştiniz | hakkında | (verilen) emir | ve isyan ettiniz | | sonra | | size gösterdikten | şey(galibiyet)i | sevdiğiniz | sizden | kiminiz | istiyordu | dünyayı | ve sizden | kiminiz | istiyordu | ahireti | sonra | (Allah) geri çevirdi | onlardan | sizi denemek için | andolsun ki | bağışladı | sizi | Allah | sahibidir | lütuf | karşı | mü'minlere |

[] [ṦD̃G] [] [VAD̃] [] [ḪSS] [EZ̃N] [] [] [FŞL] [NZA] [] [EMR] [AṦY] [] [BAD̃] [] [REY] [] [ḪBB] [] [] [RVD̃] [D̃NV] [] [] [RVD̃] [EḢR] [] [ṦRF] [] [BLV] [] [AFV] [] [] [] [FŽL] [] [EMN]
VLGD̃ ṦD̃GKM ELLH VAD̃H ÎZ̃ TḪSVNHM BÎZ̃NH ḪT ÎZ̃E FŞLTM VTNEZATM FY ELÊMR VAṦYTM MN BAD̃ ME ÊREKM ME TḪBVN MNKM MN YRYD̃ ELD̃NYE VMNKM MN YRYD̃ EL ËḢRT S̃M ṦRFKM ANHM LYBTLYKM VLGD̃ AFE ANKM VELLH Z̃V FŽL AL ELMÙMNYN

veleḳad Sadeḳakumu llahu veǎ'dehu teHussūnehum biiƶnihi Hattā iƶā feşiltum ve tenāzeǎ'tum l-emri ve ǎSaytum min beǎ'di erākum tuHibbūne minkum men yurīdu d-dunyā ve minkum men yurīdu l-āḣirate ṧumme Sarafekum ǎnhum liyebteliyekum veleḳad ǎfā ǎnkum vallahu ƶū feDlin ǎlā l-mu'minīne
ولقد صدقكم الله وعده إذ تحسونهم بإذنه حتى إذا فشلتم وتنازعتم في الأمر وعصيتم من بعد ما أراكم ما تحبون منكم من يريد الدنيا ومنكم من يريد الآخرة ثم صرفكم عنهم ليبتليكم ولقد عفا عنكم والله ذو فضل على المؤمنين

3:152Âl-i Imrân  Suresi 152. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ولقد | VLGD̃ veleḳad elbette And certainly
صدقكم ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GKM Sadeḳakumu size doğruladı fulfilled to you
الله | ELLH llahu Allah Allah
وعده و ع د | VAD̃ VAD̃H veǎ'dehu (yardım) va'dini His promise,
إذ | ÎZ̃ sürece when
تحسونهم ح س س | ḪSS TḪSVNHM teHussūnehum onları öldürdüğünüz you were killing them
بإذنه ا ذ ن | EZ̃N BÎZ̃NH biiƶnihi kendi izniyle by His permission,
حتى | ḪT Hattā nihayet until
إذا | ÎZ̃E iƶā nezaman ki when
فشلتم ف ش ل | FŞL FŞLTM feşiltum siz korktunuz you lost courage
وتنازعتم ن ز ع | NZA VTNEZATM ve tenāzeǎ'tum ve (birbirinizle) çekiştiniz and you fell into dispute
في | FY hakkında concerning
الأمر ا م ر | EMR ELÊMR l-emri (verilen) emir the order
وعصيتم ع ص ي | AṦY VAṦYTM ve ǎSaytum ve isyan ettiniz and you disobeyed
من | MN min from
بعد ب ع د | BAD̃ BAD̃ beǎ'di sonra after
ما | ME [what]
أراكم ر ا ي | REY ÊREKM erākum size gösterdikten He (had) shown you
ما | ME şey(galibiyet)i what
تحبون ح ب ب | ḪBB TḪBVN tuHibbūne sevdiğiniz you love.
منكم | MNKM minkum sizden Among you
من | MN men kiminiz (are some) who
يريد ر و د | RVD̃ YRYD̃ yurīdu istiyordu desire
الدنيا د ن و | D̃NV ELD̃NYE d-dunyā dünyayı the world
ومنكم | VMNKM ve minkum ve sizden and among you
من | MN men kiminiz (are some) who
يريد ر و د | RVD̃ YRYD̃ yurīdu istiyordu desire
الآخرة ا خ ر | EḢR EL ËḢRT l-āḣirate ahireti the Hereafter.
ثم | S̃M ṧumme sonra Then
صرفكم ص ر ف | ṦRF ṦRFKM Sarafekum (Allah) geri çevirdi He diverted you
عنهم | ANHM ǎnhum onlardan from them
ليبتليكم ب ل و | BLV LYBTLYKM liyebteliyekum sizi denemek için so that He may test you.
ولقد | VLGD̃ veleḳad andolsun ki And surely
عفا ع ف و | AFV AFE ǎfā bağışladı He forgave
عنكم | ANKM ǎnkum sizi you.
والله | VELLH vallahu Allah And Allah
ذو | Z̃V ƶū sahibidir (is the) Possessor
فضل ف ض ل | FŽL FŽL feDlin lütuf (of) Bounty
على | AL ǎlā karşı for
المؤمنين ا م ن | EMN ELMÙMNYN l-mu'minīne mü'minlere the believers.
3:152 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

elbette | size doğruladı | Allah | (yardım) va'dini | sürece | onları öldürdüğünüz | kendi izniyle | nihayet | nezaman ki | siz korktunuz | ve (birbirinizle) çekiştiniz | hakkında | (verilen) emir | ve isyan ettiniz | | sonra | | size gösterdikten | şey(galibiyet)i | sevdiğiniz | sizden | kiminiz | istiyordu | dünyayı | ve sizden | kiminiz | istiyordu | ahireti | sonra | (Allah) geri çevirdi | onlardan | sizi denemek için | andolsun ki | bağışladı | sizi | Allah | sahibidir | lütuf | karşı | mü'minlere |

[] [ṦD̃G] [] [VAD̃] [] [ḪSS] [EZ̃N] [] [] [FŞL] [NZA] [] [EMR] [AṦY] [] [BAD̃] [] [REY] [] [ḪBB] [] [] [RVD̃] [D̃NV] [] [] [RVD̃] [EḢR] [] [ṦRF] [] [BLV] [] [AFV] [] [] [] [FŽL] [] [EMN]
VLGD̃ ṦD̃GKM ELLH VAD̃H ÎZ̃ TḪSVNHM BÎZ̃NH ḪT ÎZ̃E FŞLTM VTNEZATM FY ELÊMR VAṦYTM MN BAD̃ ME ÊREKM ME TḪBVN MNKM MN YRYD̃ ELD̃NYE VMNKM MN YRYD̃ EL ËḢRT S̃M ṦRFKM ANHM LYBTLYKM VLGD̃ AFE ANKM VELLH Z̃V FŽL AL ELMÙMNYN

veleḳad Sadeḳakumu llahu veǎ'dehu teHussūnehum biiƶnihi Hattā iƶā feşiltum ve tenāzeǎ'tum l-emri ve ǎSaytum min beǎ'di erākum tuHibbūne minkum men yurīdu d-dunyā ve minkum men yurīdu l-āḣirate ṧumme Sarafekum ǎnhum liyebteliyekum veleḳad ǎfā ǎnkum vallahu ƶū feDlin ǎlā l-mu'minīne
ولقد صدقكم الله وعده إذ تحسونهم بإذنه حتى إذا فشلتم وتنازعتم في الأمر وعصيتم من بعد ما أراكم ما تحبون منكم من يريد الدنيا ومنكم من يريد الآخرة ثم صرفكم عنهم ليبتليكم ولقد عفا عنكم والله ذو فضل على المؤمنين

[] [ص د ق] [] [و ع د] [] [ح س س] [ا ذ ن] [] [] [ف ش ل] [ن ز ع] [] [ا م ر] [ع ص ي] [] [ب ع د] [] [ر ا ي] [] [ح ب ب] [] [] [ر و د] [د ن و] [] [] [ر و د] [ا خ ر] [] [ص ر ف] [] [ب ل و] [] [ع ف و] [] [] [] [ف ض ل] [] [ا م ن]

3:152Âl-i Imrân  Suresi 152. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ولقد | VLGD̃ veleḳad elbette And certainly
Vav,Lam,Gaf,Dal,
6,30,100,4,
REM – prefixed resumption particle
EMPH – emphatic prefix lām
CERT – particle of certainty
الواو استئنافية
اللام لام التوكيد
حرف تحقيق
صدقكم ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GKM Sadeḳakumu size doğruladı fulfilled to you
Sad,Dal,Gaf,Kef,Mim,
90,4,100,20,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
الله | ELLH llahu Allah Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
وعده و ع د | VAD̃ VAD̃H veǎ'dehu (yardım) va'dini His promise,
Vav,Ayn,Dal,He,
6,70,4,5,
N – accusative masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إذ | ÎZ̃ sürece when
,Zel,
,700,
T – time adverb
ظرف زمان
تحسونهم ح س س | ḪSS TḪSVNHM teHussūnehum onları öldürdüğünüz you were killing them
Te,Ha,Sin,Vav,Nun,He,Mim,
400,8,60,6,50,5,40,
V – 2nd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
بإذنه ا ذ ن | EZ̃N BÎZ̃NH biiƶnihi kendi izniyle by His permission,
Be,,Zel,Nun,He,
2,,700,50,5,
P – prefixed preposition bi
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
جار ومجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
حتى | ḪT Hattā nihayet until
Ha,Te,,
8,400,,
INC – inceptive particle
حرف ابتداء
إذا | ÎZ̃E iƶā nezaman ki when
,Zel,Elif,
,700,1,
T – time adverb
ظرف زمان
فشلتم ف ش ل | FŞL FŞLTM feşiltum siz korktunuz you lost courage
Fe,Şın,Lam,Te,Mim,
80,300,30,400,40,
V – 2nd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل
وتنازعتم ن ز ع | NZA VTNEZATM ve tenāzeǎ'tum ve (birbirinizle) çekiştiniz and you fell into dispute
Vav,Te,Nun,Elif,Ze,Ayn,Te,Mim,
6,400,50,1,7,70,400,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 2nd person masculine plural (form VI) perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل
في | FY hakkında concerning
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الأمر ا م ر | EMR ELÊMR l-emri (verilen) emir the order
Elif,Lam,,Mim,Re,
1,30,,40,200,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
وعصيتم ع ص ي | AṦY VAṦYTM ve ǎSaytum ve isyan ettiniz and you disobeyed
Vav,Ayn,Sad,Ye,Te,Mim,
6,70,90,10,400,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 2nd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل
من | MN min from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
بعد ب ع د | BAD̃ BAD̃ beǎ'di sonra after
Be,Ayn,Dal,
2,70,4,
N – genitive noun
اسم مجرور
ما | ME [what]
Mim,Elif,
40,1,
SUB – subordinating conjunction
حرف مصدري
أراكم ر ا ي | REY ÊREKM erākum size gösterdikten He (had) shown you
,Re,Elif,Kef,Mim,
,200,1,20,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
ما | ME şey(galibiyet)i what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
تحبون ح ب ب | ḪBB TḪBVN tuHibbūne sevdiğiniz you love.
Te,Ha,Be,Vav,Nun,
400,8,2,6,50,
V – 2nd person masculine plural (form IV) imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
منكم | MNKM minkum sizden Among you
Mim,Nun,Kef,Mim,
40,50,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
من | MN men kiminiz (are some) who
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
يريد ر و د | RVD̃ YRYD̃ yurīdu istiyordu desire
Ye,Re,Ye,Dal,
10,200,10,4,
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb
فعل مضارع
الدنيا د ن و | D̃NV ELD̃NYE d-dunyā dünyayı the world
Elif,Lam,Dal,Nun,Ye,Elif,
1,30,4,50,10,1,
N – nominative feminine singular noun
اسم مرفوع
ومنكم | VMNKM ve minkum ve sizden and among you
Vav,Mim,Nun,Kef,Mim,
6,40,50,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
الواو عاطفة
جار ومجرور
من | MN men kiminiz (are some) who
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
يريد ر و د | RVD̃ YRYD̃ yurīdu istiyordu desire
Ye,Re,Ye,Dal,
10,200,10,4,
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb
فعل مضارع
الآخرة ا خ ر | EḢR EL ËḢRT l-āḣirate ahireti the Hereafter.
Elif,Lam,,Hı,Re,Te merbuta,
1,30,,600,200,400,
N – accusative feminine singular noun
اسم منصوب
ثم | S̃M ṧumme sonra Then
Se,Mim,
500,40,
CONJ – coordinating conjunction
حرف عطف
صرفكم ص ر ف | ṦRF ṦRFKM Sarafekum (Allah) geri çevirdi He diverted you
Sad,Re,Fe,Kef,Mim,
90,200,80,20,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
عنهم | ANHM ǎnhum onlardan from them
Ayn,Nun,He,Mim,
70,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
ليبتليكم ب ل و | BLV LYBTLYKM liyebteliyekum sizi denemek için so that He may test you.
Lam,Ye,Be,Te,Lam,Ye,Kef,Mim,
30,10,2,400,30,10,20,40,
PRP – prefixed particle of purpose lām
V – 3rd person masculine singular (form VIII) imperfect verb, subjunctive mood
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
اللام لام التعليل
فعل مضارع منصوب والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
ولقد | VLGD̃ veleḳad andolsun ki And surely
Vav,Lam,Gaf,Dal,
6,30,100,4,
REM – prefixed resumption particle
EMPH – emphatic prefix lām
CERT – particle of certainty
الواو استئنافية
اللام لام التوكيد
حرف تحقيق
عفا ع ف و | AFV AFE ǎfā bağışladı He forgave
Ayn,Fe,Elif,
70,80,1,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
عنكم | ANKM ǎnkum sizi you.
Ayn,Nun,Kef,Mim,
70,50,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
والله | VELLH vallahu Allah And Allah
Vav,Elif,Lam,Lam,He,
6,1,30,30,5,
"REM – prefixed resumption particle
PN – nominative proper noun → Allah"
الواو استئنافية
لفظ الجلالة مرفوع
ذو | Z̃V ƶū sahibidir (is the) Possessor
Zel,Vav,
700,6,
N – nominative masculine singular noun
اسم مرفوع
فضل ف ض ل | FŽL FŽL feDlin lütuf (of) Bounty
Fe,Dad,Lam,
80,800,30,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
على | AL ǎlā karşı for
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
المؤمنين ا م ن | EMN ELMÙMNYN l-mu'minīne mü'minlere the believers.
Elif,Lam,Mim,,Mim,Nun,Ye,Nun,
1,30,40,,40,50,10,50,
N – genitive masculine plural (form IV) active participle
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ولقد
veleḳad
|
elbette
Kombi Müfredat
صدقكم
Sadeḳakumu
ṦD̃G|ص د ق
size doğruladı
3
الله
llahu
|
Allah
Kombi Müfredat
وعده
veǎ'dehu
VAD̃|و ع د
(yardım) va'dini
5
إذ
|
sürece
Kombi Müfredat
تحسونهم
teHussūnehum
ḪSS|ح س س
onları öldürdüğünüz
Kombi Müfredat
بإذنه
biiƶnihi
EZ̃N|ا ذ ن
kendi izniyle
8
حتى
Hattā
|
nihayet
9
إذا
iƶā
|
nezaman ki
10 Kombi Müfredat
فشلتم
feşiltum
FŞL|ف ش ل
siz korktunuz
11 Kombi Müfredat
وتنازعتم
ve tenāzeǎ'tum
NZA|ن ز ع
ve (birbirinizle) çekiştiniz
12
في
|
hakkında
13 Kombi Müfredat
الأمر
l-emri
EMR|ا م ر
(verilen) emir
14 Kombi Müfredat
وعصيتم
ve ǎSaytum
AṦY|ع ص ي
ve isyan ettiniz
15
من
min
|
16 Kombi Müfredat
بعد
beǎ'di
BAD̃|ب ع د
sonra
17
ما
|
18 Kombi Müfredat
أراكم
erākum
REY|ر ا ي
size gösterdikten
19
ما
|
şey(galibiyet)i
20 Kombi Müfredat
تحبون
tuHibbūne
ḪBB|ح ب ب
sevdiğiniz
21
منكم
minkum
|
sizden
22
من
men
|
kiminiz
23 Kombi Müfredat
يريد
yurīdu
RVD̃|ر و د
istiyordu
24 Kombi Müfredat
الدنيا
d-dunyā
D̃NV|د ن و
dünyayı
25
ومنكم
ve minkum
|
ve sizden
26
من
men
|
kiminiz
27 Kombi Müfredat
يريد
yurīdu
RVD̃|ر و د
istiyordu
28 Kombi Müfredat
الآخرة
l-āḣirate
EḢR|ا خ ر
ahireti
29
ثم
ṧumme
|
sonra
30 Kombi Müfredat
صرفكم
Sarafekum
ṦRF|ص ر ف
(Allah) geri çevirdi
31
عنهم
ǎnhum
|
onlardan
32 Kombi Müfredat
ليبتليكم
liyebteliyekum
BLV|ب ل و
sizi denemek için
33
ولقد
veleḳad
|
andolsun ki
34 Kombi Müfredat
عفا
ǎfā
AFV|ع ف و
bağışladı
35
عنكم
ǎnkum
|
sizi
36
والله
vallahu
|
Allah
37
ذو
ƶū
|
sahibidir
38 Kombi Müfredat
فضل
feDlin
FŽL|ف ض ل
lütuf
39
على
ǎlā
|
karşı
40 Kombi Müfredat
المؤمنين
l-mu'minīne
EMN|ا م ن
mü'minlere
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَلَقَدْ: elbette | صَدَقَكُمُ: size doğruladı | اللَّهُ: Allah | وَعْدَهُ: (yardım) va'dini | إِذْ: sürece | تَحُسُّونَهُمْ: onları öldürdüğünüz | بِإِذْنِهِ: kendi izniyle | حَتَّىٰ: nihayet | إِذَا: nezaman ki | فَشِلْتُمْ: siz korktunuz | وَتَنَازَعْتُمْ: ve (birbirinizle) çekiştiniz | فِي: hakkında | الْأَمْرِ: (verilen) emir | وَعَصَيْتُمْ: ve isyan ettiniz | مِنْ: | بَعْدِ: sonra | مَا: | أَرَاكُمْ: size gösterdikten | مَا: şey(galibiyet)i | تُحِبُّونَ: sevdiğiniz | مِنْكُمْ: sizden | مَنْ: kiminiz | يُرِيدُ: istiyordu | الدُّنْيَا: dünyayı | وَمِنْكُمْ: ve sizden | مَنْ: kiminiz | يُرِيدُ: istiyordu | الْاخِرَةَ: ahireti | ثُمَّ: sonra | صَرَفَكُمْ: (Allah) geri çevirdi | عَنْهُمْ: onlardan | لِيَبْتَلِيَكُمْ: sizi denemek için | وَلَقَدْ: andolsun ki | عَفَا: bağışladı | عَنْكُمْ: sizi | وَاللَّهُ: Allah | ذُو: sahibidir | فَضْلٍ: lütuf | عَلَى: karşı | الْمُؤْمِنِينَ: mü'minlere | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولقد WLGD̃ elbette | صدقكم ṦD̃GKM size doğruladı | الله ELLH Allah | وعده WAD̃H (yardım) va'dini | إذ ÎZ̃ sürece | تحسونهم TḪSWNHM onları öldürdüğünüz | بإذنه BÎZ̃NH kendi izniyle | حتى ḪT nihayet | إذا ÎZ̃E nezaman ki | فشلتم FŞLTM siz korktunuz | وتنازعتم WTNEZATM ve (birbirinizle) çekiştiniz | في FY hakkında | الأمر ELÊMR (verilen) emir | وعصيتم WAṦYTM ve isyan ettiniz | من MN | بعد BAD̃ sonra | ما ME | أراكم ÊREKM size gösterdikten | ما ME şey(galibiyet)i | تحبون TḪBWN sevdiğiniz | منكم MNKM sizden | من MN kiminiz | يريد YRYD̃ istiyordu | الدنيا ELD̃NYE dünyayı | ومنكم WMNKM ve sizden | من MN kiminiz | يريد YRYD̃ istiyordu | الآخرة EL ËḢRT ahireti | ثم S̃M sonra | صرفكم ṦRFKM (Allah) geri çevirdi | عنهم ANHM onlardan | ليبتليكم LYBTLYKM sizi denemek için | ولقد WLGD̃ andolsun ki | عفا AFE bağışladı | عنكم ANKM sizi | والله WELLH Allah | ذو Z̃W sahibidir | فضل FŽL lütuf | على AL karşı | المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlere | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |veleḳad: elbette | Sadeḳakumu: size doğruladı | llahu: Allah | veǎ'dehu: (yardım) va'dini | : sürece | teHussūnehum: onları öldürdüğünüz | biiƶnihi: kendi izniyle | Hattā: nihayet | iƶā: nezaman ki | feşiltum: siz korktunuz | ve tenāzeǎ'tum: ve (birbirinizle) çekiştiniz | : hakkında | l-emri: (verilen) emir | ve ǎSaytum: ve isyan ettiniz | min: | beǎ'di: sonra | : | erākum: size gösterdikten | : şey(galibiyet)i | tuHibbūne: sevdiğiniz | minkum: sizden | men: kiminiz | yurīdu: istiyordu | d-dunyā: dünyayı | ve minkum: ve sizden | men: kiminiz | yurīdu: istiyordu | l-āḣirate: ahireti | ṧumme: sonra | Sarafekum: (Allah) geri çevirdi | ǎnhum: onlardan | liyebteliyekum: sizi denemek için | veleḳad: andolsun ki | ǎfā: bağışladı | ǎnkum: sizi | vallahu: Allah | ƶū: sahibidir | feDlin: lütuf | ǎlā: karşı | l-mu'minīne: mü'minlere | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VLGD̃: elbette | ṦD̃GKM: size doğruladı | ELLH: Allah | VAD̃H: (yardım) va'dini | ÎZ̃: sürece | TḪSVNHM: onları öldürdüğünüz | BÎZ̃NH: kendi izniyle | ḪT: nihayet | ÎZ̃E: nezaman ki | FŞLTM: siz korktunuz | VTNEZATM: ve (birbirinizle) çekiştiniz | FY: hakkında | ELÊMR: (verilen) emir | VAṦYTM: ve isyan ettiniz | MN: | BAD̃: sonra | ME: | ÊREKM: size gösterdikten | ME: şey(galibiyet)i | TḪBVN: sevdiğiniz | MNKM: sizden | MN: kiminiz | YRYD̃: istiyordu | ELD̃NYE: dünyayı | VMNKM: ve sizden | MN: kiminiz | YRYD̃: istiyordu | EL ËḢRT: ahireti | S̃M: sonra | ṦRFKM: (Allah) geri çevirdi | ANHM: onlardan | LYBTLYKM: sizi denemek için | VLGD̃: andolsun ki | AFE: bağışladı | ANKM: sizi | VELLH: Allah | Z̃V: sahibidir | FŽL: lütuf | AL: karşı | ELMÙMNYN: mü'minlere | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Andolsun ki Allah, size ettiği vaadi doğruladı; izniyle onları bozup öldürdünüz de sonra gevşeklik gösterdiniz, verilen buyruk hakkında çekiştiniz ve sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra tuttunuz, isyan ettiniz. Sizden dünyayı dileyen olduğu gibi âhireti dileyen de vardı. Sonra sizi sınamak için onlardan geri çevirdi ve gerçekten de bağışladı sizi ve Allah, inananlara karşı lütuf ve ihsân sahibidir. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkârdır. Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : (Uhud'da) Allâh elbette size sözünü tuttu; varlığınızdaki Allâh Esmâ'sının elverdiği kuvve ile (biiznihi) onları yok etmek üzereydiniz. Ancak Allâh size sevdiğinizi (zafer ve ganimet) gösterdiğinde zayıflık gösterdiniz ve size verilmiş olan hükme isyan edip tartıştınız. Sizden kimi dünyalığı istiyordu (görev yerini bırakıp ganimete koştu), kimi de sonsuz geleceği (Rasûlün hükmüne uyup direndi ve şehîd oldu). Sonra Allâh, size ne durumda olduğunuzu göstermek için geri çevirdi. Bununla beraber sizi affetti. Allâh iman edenlere fazl sahibidir. Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Siz Allah’ın bilgisi, planı dahilinde Allah’ın iradesiyle düşmanlarınızın kökünü kazırken, Allah size olan vaadini yerine getirmiştir. Nihayet öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı, galibiyeti size gösterdikten sonra, zaafa düştünüz, peygamberin yaptığı harp planı konusunda tartışmaya kalktınız ve sizi yerleştirdiği savunma mevzilerini terkederek âsi oldunuz. İçinizden dünyayı isteyeniniz de vardı, âhireti isteyeniniz de vardı. Bir de, Allah sizi denemek için onları mağlup etmekten alıkoydu. Ve andolsun, buna rağmen sorgusuz sualsiz sizin kusurlarınızı bağışladı. Allah mü’minlere çok lütufkârdır. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Şüphesiz Allah size vaadettiğini yerine getirdi. Allah'ın izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Ancak (Allah) sevdiğiniz şeyi size gösterince gevşediniz, yapılması gerekende tartışmaya girdiniz ve karşı geldiniz. Sizden kimisi dünyayı, kimisi de ahireti istiyor. Daha sonra (Allah) sizi denemek için onlardan çevirdi (yenilgiye uğrattı). Şüphesiz O sizi bağışladı. Allah mü'minler için lütuf sahibidir. Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Gerçekten Allah size vaadini doğruladı. O sıra düşmanları öldürüyordunuz; tâ ki, o sevdiğiniz üstünlüğü Allah size gösterdi ve sonra isyan edip verilen emirde çekişerek yılgınlık ettiniz. İçinizden kimi (zafer sevinci ve ganimet arzusu ile) dünyası istiyor, kimi de cenk azmi ile ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi imtihan etmek için (müsibetlere karşı sabır ve metanetinizi denemek için) yardımını üzerinizden alıkoyup onları size gâlip getirdi. Bununla beraber sizi bağışladı da. Allah müminlere ihsan ve merhamet sahibidir. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : And olsun ki, Allah, size verdigi sozde durdu. Onun izniyle kafirleri kirip biciyordunuz, ama Allah size arzuladiginiz zaferi gosterdikten sonra gevseyip bu hususta cekistiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dunyayi, kimi ahireti istiyordu; derken denemek icin Allah sizi geri cevirip bozguna ugratti. And olsun ki O, sizi bagisladi. Allah'in inananlara nimeti boldur. Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : And olsun ki, Allah'ın size verdiği söz doğru çıktı; hani Allah'ın izniyle onları kırıp geçiriyordunuz, tâ ki sevdiğiniz şeyi (zafer ve ganimeti) size gösterdikten sonra korkuyla karışık bir yılgınlık göstererek bu hususta tartışıp çekiştiniz, emre uymadınız ; o kadar ki, kiminiz dünyayı, kiminiz âhireti istiyordu. Sonra denemek için sizi onlardan çevirdi (bozguna uğrattı). Şanıma and olsun ki sizi (Allah) affetti. Allah mü'minlere karşı fazl-u kerem sahibidir.. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : And olsun ki, Allah, size verdiği sözde durdu. Onun izniyle kafirleri kırıp biçiyordunuz, ama Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşeyip bu hususta çekiştiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dünyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek için Allah sizi geri çevirip bozguna uğrattı. And olsun ki O, sizi bağışladı. Allah'ın inananlara nimeti boldur. Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkârdır. Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : ALLAH size verdiği sözde durdu ve nitekim izniyle onları darmadağın ettiniz. Ama, sevdiğiniz (zaferi) size gösterdikten sonra duraksadınız, savaş hakkında birbirinizle çekiştiniz ve emirleri dinlemediniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz de ahireti... Sonra, sınamak için sizi onlardan çevirdi ve her şeye rağmen sizi affetti. ALLAH'ın inananlara nimeti boldurDinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır. Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Gerçek şu ki, sizler Allah'ın izniyle onları kesip doğrarken, Allah'ın size va'di doğru çıktı. Nihayet o sevdiğiniz zaferi Allah size gösterdikten sonra isyan edip verilen emirde çekişip yıldığınız ana kadar ki, kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah, sizleri denemek için onlardan (geri) çevirdi. Bununla birlikte sizi de bağışladı. Çünkü Allah'ın inananlara bir lütfu vardır. Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Filhakika Allahın size va'di doğru çıktı, o hengâmda onları doğruyordunuz tâ o sevdiğiniz galebeyi Allah size gösterdikten sonra ısyan edib verilen emirde nizaa kalarak yıldığınız lâhzeye kadar ki kiminiz dünyayı isteyordu, kiminiz Ahıreti isteyordu, sonra Allah sizi mübtelâ kılmak için onlardan çevirdi, maamafih sizden afiv de etti, Allahın mü'minlere bir fazlı varDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Allah size verdiği sözü yerine getirdi. Hani size sevdiğinizi (zaferi) gösterdikten sonra bozuluncaya, savaş konusunda görüş ayrılığına düşünceye ve itaatsizlik edinceye kadar müşrikleri kırıp geçiriyordunuz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra sizi deneyden geçirmek için onların başından savdı. Ama yine de sizi affetti. Allah müminlere karşı gerçekten lütuf sahibidir. Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Andolsun, Tanrı size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve buyruk hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Tanrı) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Tanrı inançlılara karşı fazl sahibi olandır. Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve siz, Allah'ın bilgisi ile düşmanlarınızı doğrarken Allah, size olan vaadini doğru olarak gerçekleştirdi. Allah, size sevdiğiniz şeyleri gösterdikten sonra zaafa düştünüz, o iş hakkında çekiştiniz ve isyan ettiniz. Sizden kimi dünyayı istiyordu, kiminiz de âhireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve kesinlikle sizi bağışladı. Ve Allah, mü’minlere karşı çok armağan sahibidir. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Andolsun ki Allahın size olan va'di Onun izn (-ü keremi) ile onları (düşmanları kolayca) öldüregeldiğiniz, hattâ sevmekde olduğunuz (zafer) i de size gösterdiği zamana kadar — yerine gelmişdi. (Sonra) siz yılgınlık gösterdiniz, isyan etdiniz, (verilen) emir hakkında çekişdiniz. İçinizden kimi dünyâyı istiyor, (yine) içinizden kimi âhireti diliyordu. Sonra Allah size ibtilâ vermek için sizi onlardan geri çevirdi. (Bununla beraber) sizi muhakkak bağışladı da. Zâten Allah mü'minlere bol lutf-ü inayet saahibidir. Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ve and olsun ki Allah, (siz) izni ile onları öldürürken, size olan va'dini yerine getirmiştir; tâ ki (Allah) arzu ediyor olduğunuz (zafer)i size gösterdikten sonra, zaafa düşüp(peygamberin geçidi tutan okçulara verdiği) emir husûsunda ihtilâfa düşerek isyân ettiğiniz zamâna kadar! İçinizden dünyayı (ganîmeti) isteyen de vardı, (ve yine) içinizden âhireti isteyen de vardı. Sonra (Allah) sizi imtihân etmek için, sizi onlardan (onları mağlûb etmekten) alıkoydu. Bununla berâber muhakkak ki (O) sizi affetti. Hem Allah, mü’minlere karşı (pek büyük) ihsan sâhibidir. Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Gerçekten Allah'ın size olan vaadi doğru çıktı; O'nun izni ile kafirleri kırıp biçiyordunuz ki içinizden, dünyayı isteyenler ve ahireti isteyenler bulunduğundan sevdiğiniz zaferi size gösterdikten sonra; baş kaldırdığınız, verilen emir hakkında çekiştiğiniz ve yıldığınız zaman, imtihan etmek için Allah sizi mağlubiyete uğrattı. Bununla beraber sizi bağışladı. Allah mü'minlere lütufkardır. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Andolsun ki; Allah, size olan vaadine sadık kaldı. O'nun (Allah'ın) izni ile onları perişan edip öldürüyordunuz. Fakat, Allah size sevdiğiniz şeyi (galibiyeti) gösterdikten sonra gevşeklik göstermiştiniz. Ve verilen emir hakkında nizaya (anlaşmazlığa) düştünüz ve isyan ettiniz. Sizden kiminiz dünyayı istiyordu (ganimete koştu), kiminiz ahireti istiyordu (onlar şehit olana kadar yerlerinde kaldı). Sonra sizi imtihan etmek için, sizi onlardan geri çevirdi (mağlup olup geri döndünüz) ve andolsun ki, (buna rağmen) sizi affetti. Ve Allah, mü'minlere karşı fazl sahibidir. Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Allah elbette size verdiği sözü tuttu; O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz; ne var ki Allah size arzuladığınız (zaferi) gösterdikten sonra gevşediniz, (Peygamber'den gelen) emre aykırı davrandınız ve itaatsizlik ettiniz. Aranızda (sadece) bu dünyaya ilgi duyan kimseler olduğu gibi, ahirete gönül verenler de mevcuttu: Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanlarınızı yenmenize mani oldu. Ama O, şimdi günahlarınızı bağışladı, zira Allah'ın inananlara lütfu sınırsızdır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Kasem olsun ki, Allah Teâlâ size vaadini ifâ buyurdu. O zaman ki, onları Cenâb-ı Hakk'ın izniyle kesip doğruyordunuz. Tâ ki o sevdiğinizi size gösterdikten sonra siz isyan ettiniz, yılgınlık gösterdiniz, emirde çekişmeye düştünüz, içinizden kimi dünyayı istiyordu ve sizden kimi de ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlardan çevirdi ve mamafih sizi af buyurdu ve Allah Teâlâ mü'minler üzerine fazl sahibidir. Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Andolsun ki Allah size olan vaadini yerine getirdi. O'nun izni ile kâfirleri kırıp biçiyordunuz. Nihayet sevdiğiniz zaferi size gösterdikten sonra gevşeyip o emir hakkında çekişmeye kalktınız ve âsi oldunuz. Sizden bir grup dünyayı, bir grup da âhireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlara karşı yardımını üzerinizden çekti. Bununla beraber sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır. Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : -Allah, sevdiğinizi gösterdikten sonra dağıldığınız, emir konusunda tartıştığınız ve isyan ettiğiniz ana kadar, size olan vaadini gerçekleştirmişti. O’nun izni ile kafirleri öldürüyordunuz. Sizden kimi dünya hayatını istiyor, kimi ahiret hayatını istiyordu. Sonra denemek için onların karşısında sizi bozguna uğrattı. Artık Allah sizi affetmiştir. Çünkü Allah, müminlere karşı çok lütufkardır. Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Allah size yaptığı yardım vaadini gerçekleştirdi: O’nun izni ile o düşmanlarınızı kırıp geçiriyordunuz. Allah’ın, size arzuladığınız galibiyeti göstermesine kadar, böylece bu vaad yerine geldi. Ama sonra siz isyan ettiniz, verilen emir hakkında çekiştiniz, yılgınlık gösterdiniz. O esnada kiminiz dünya menfaatini istiyordu, kiminiz âhiret mükâfatını. Sonra Allah sizi denemek için, onlara karşı size verdiği desteği geri çekti, bozguna uğradınız. Bununla beraber sizin kusurlarınızı bağışladı da! Zaten Allah müminlere bol lütuf ve inayet sahibidir. Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Kendi izniyle onları öldürdüğünüz sürece Allâh, size (yardım) va'dini doğruladı: Nihâyet siz korktunuz, Allâh size sevdiğiniz(gâlibiyet)i gösterdikten sonra (verilen) emir hakkında (birbirinizle) çekişip isyân ettiniz: Kiminiz dünyâyı istiyordu, kiminiz âhireti istiyordu. Sonra Allâh sizi denemek için onlardan geri çevirdi (yenilgiye uğrattı. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allâh mü'minlere karşı çok lutufkârdır.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer) i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Allah size vaadini yerine getirmişti; siz o sırada onları Allah'ın izniyle yok etmek üzereydiniz. Fakat hoşlandığınız şeyi Allah size gösterdikten sonra siz zaafa düşüp Peygamberin emri hakkında birbirinizle çekiştiniz ve isyan ettiniz. Sizden dünyayı isteyen de var, âhireti isteyen de. Sonra Allah sizi sınamak için yüzünüzü düşmanlarınızdan çevirdi. Bununla beraber, kusurunuzu da bağışladı. Zira Allah mü'minlere karşı pek lütufkârdır. Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Andolsun ki, siz onları Allah'ın izniyle öldürmekteyken, Allah size vaadini doğrulamıştı. Nihayet siz korkuya kapıldınız, yapılacak iş hususunda çekiştiniz. Ve Allah, sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra isyan ettiniz. İçinizden bir kısmı dünyayı istiyordu, bir kısmınız ise âhireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlardan uzaklaştırdı. Yemin olsun, sizi affetmişti. Allah, müminlere karşı lütuf sahibidir.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.