3Âl-i Imrân Suresi
Kuran Sırası: 3
İniş Sırası: 89
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|Allahu: Allah (ki)
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| l-Hayyu: daima diridir
| l-ḳayyūmu: (yaratıklarını) koruyup yöneticidir
| (3:2)

| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| l-Hayyu: daima diridir
| l-ḳayyūmu: (yaratıklarını) koruyup yöneticidir
| (3:2)|nezzele: indirdi
| ǎleyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| bil-Haḳḳi: hak ile
| muSaddiḳan: doğrulayıcı olarak
| limā:
| beyne:
| yedeyhi: kendinden öncekini
| ve enzele: ve indirmişti
| t-tevrāte: Tevrat
| vel'incīle: ve İncil'i de
| (3:3)

| ǎleyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| bil-Haḳḳi: hak ile
| muSaddiḳan: doğrulayıcı olarak
| limā:
| beyne:
| yedeyhi: kendinden öncekini
| ve enzele: ve indirmişti
| t-tevrāte: Tevrat
| vel'incīle: ve İncil'i de
| (3:3)|min:
| ḳablu: daha önce
| huden: yol gösterici olarak
| linnāsi: insanlara
| ve enzele: ve indirdi
| l-furḳāne: Furkan'ı da
| inne: muhakkak ki
| elleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| lehum: onlara vardır
| ǎƶābun: bir azab
| şedīdun: çetin
| vallahu: Allah
| ǎzīzun: daima üstündür
| ƶū:
| ntiḳāmin: öc alandır
| (3:4)

| ḳablu: daha önce
| huden: yol gösterici olarak
| linnāsi: insanlara
| ve enzele: ve indirdi
| l-furḳāne: Furkan'ı da
| inne: muhakkak ki
| elleƶīne: kimselere
| keferū: inkar eden
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| lehum: onlara vardır
| ǎƶābun: bir azab
| şedīdun: çetin
| vallahu: Allah
| ǎzīzun: daima üstündür
| ƶū:
| ntiḳāmin: öc alandır
| (3:4)|inne: şüphesiz
| llahe: Allah'a
| lā:
| yeḣfā: gizli kalmaz
| ǎleyhi: ona
| şey'un: hiçbir şey
| fī:
| l-erDi: yerde
| ve lā:
| fī:
| s-semāi: ve gökte
| (3:5)

| llahe: Allah'a
| lā:
| yeḣfā: gizli kalmaz
| ǎleyhi: ona
| şey'un: hiçbir şey
| fī:
| l-erDi: yerde
| ve lā:
| fī:
| s-semāi: ve gökte
| (3:5)|huve: O'dur
| lleƶī:
| yuSavvirukum: sizi şekillendiren
| fī:
| l-erHāmi: rahimlerde
| keyfe: gibi
| yeşā'u: dilediği
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (3:6)

| lleƶī:
| yuSavvirukum: sizi şekillendiren
| fī:
| l-erHāmi: rahimlerde
| keyfe: gibi
| yeşā'u: dilediği
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-Hakīmu: hüküm ve hikmet sahibidir
| (3:6)|huve: O
| lleƶī:
| enzele: indirdi
| ǎleyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| minhu: Onun
| āyātun: (bazı) ayetleri
| muHkemātun: muhkemdir (ki)
| hunne: onlar
| ummu: anasıdır
| l-kitābi: Kitabın
| ve uḣaru: ve diğerleri de
| muteşābihātun: müteşabihdir
| feemmā: olanlar
| elleƶīne:
| fī:
| ḳulūbihim: kalblerinde
| zeyğun: eğrilik
| feyettebiǔne: ardına düşerler
| mā: olanlarının
| teşābehe: müteşabih
| minhu: onun
| btiğā'e: çıkarmak için
| l-fitneti: fitne
| vebtiğā'e: ve bulmak için
| te'vīlihi: onun te'vilini
| ve mā: oysa
| yeǎ'lemu: bilmez
| te'vīlehu: onun te'vilini
| illā: başka kimse
| llahu: Allah'tan
| ve rrāsiḣūne: ileri gidenler
| fī:
| l-ǐlmi: ilimde
| yeḳūlūne: derler
| āmennā: inandık
| bihi: Ona
| kullun: hepsi
| min:
| ǐndi: katındandır
| rabbinā: Rabbimiz
| ve mā:
| yeƶƶekkeru: düşünüp öğüt almaz
| illā: başkası
| ūlū: sahiplerinden
| l-elbābi: sağduyu
| (3:7)

| lleƶī:
| enzele: indirdi
| ǎleyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| minhu: Onun
| āyātun: (bazı) ayetleri
| muHkemātun: muhkemdir (ki)
| hunne: onlar
| ummu: anasıdır
| l-kitābi: Kitabın
| ve uḣaru: ve diğerleri de
| muteşābihātun: müteşabihdir
| feemmā: olanlar
| elleƶīne:
| fī:
| ḳulūbihim: kalblerinde
| zeyğun: eğrilik
| feyettebiǔne: ardına düşerler
| mā: olanlarının
| teşābehe: müteşabih
| minhu: onun
| btiğā'e: çıkarmak için
| l-fitneti: fitne
| vebtiğā'e: ve bulmak için
| te'vīlihi: onun te'vilini
| ve mā: oysa
| yeǎ'lemu: bilmez
| te'vīlehu: onun te'vilini
| illā: başka kimse
| llahu: Allah'tan
| ve rrāsiḣūne: ileri gidenler
| fī:
| l-ǐlmi: ilimde
| yeḳūlūne: derler
| āmennā: inandık
| bihi: Ona
| kullun: hepsi
| min:
| ǐndi: katındandır
| rabbinā: Rabbimiz
| ve mā:
| yeƶƶekkeru: düşünüp öğüt almaz
| illā: başkası
| ūlū: sahiplerinden
| l-elbābi: sağduyu
| (3:7)|rabbenā: Rabbimiz
| lā:
| tuziğ: eğriltme
| ḳulūbenā: kalblerimizi
| beǎ'de: sonra
| iƶ:
| hedeytenā: bizi doğru yola ilettikten
| ve heb: ve ver
| lenā: bize
| min:
| ledunke: katından
| raHmeten: bir rahmet
| inneke: kuşkusuz sen
| ente: yalnız sen
| l-vehhābu: çok bağış yapansın
| (3:8)

| lā:
| tuziğ: eğriltme
| ḳulūbenā: kalblerimizi
| beǎ'de: sonra
| iƶ:
| hedeytenā: bizi doğru yola ilettikten
| ve heb: ve ver
| lenā: bize
| min:
| ledunke: katından
| raHmeten: bir rahmet
| inneke: kuşkusuz sen
| ente: yalnız sen
| l-vehhābu: çok bağış yapansın
| (3:8)|rabbenā: Rabbimiz
| inneke: sen mutlaka
| cāmiǔ: toplayacaksın
| n-nāsi: insanları
| liyevmin: bir günde
| lā:
| raybe: asla şüphe olmayan
| fīhi: kendisinde
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| lā:
| yuḣlifu: dönmez
| l-mīǎāde: sözünden
| (3:9)

| inneke: sen mutlaka
| cāmiǔ: toplayacaksın
| n-nāsi: insanları
| liyevmin: bir günde
| lā:
| raybe: asla şüphe olmayan
| fīhi: kendisinde
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| lā:
| yuḣlifu: dönmez
| l-mīǎāde: sözünden
| (3:9)|inne: şüphesiz
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| len:
| tuğniye: yarar sağlamaz
| ǎnhum: onlara
| emvāluhum: malları
| ve lā: ne de
| evlāduhum: çocukları
| mine: karşı
| llahi: Allah'a
| şey'en: hiçbir
| ve ulāike: işte
| hum: onlar
| veḳūdu: yakıtıdırlar
| n-nāri: ateşin
| (3:10)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| len:
| tuğniye: yarar sağlamaz
| ǎnhum: onlara
| emvāluhum: malları
| ve lā: ne de
| evlāduhum: çocukları
| mine: karşı
| llahi: Allah'a
| şey'en: hiçbir
| ve ulāike: işte
| hum: onlar
| veḳūdu: yakıtıdırlar
| n-nāri: ateşin
| (3:10)|kede'bi: durumu gibi
| āli: ailesinin
| fir'ǎvne: Fir'avn
| velleƶīne: ve kimselerin
| min:
| ḳablihim: onlardan önceki
| keƶƶebū: onlar da yalanladılar
| biāyātinā: ayetlerimizi
| feeḣaƶehumu: onları yakaladı
| llahu: Allah
| biƶunūbihim: günahlarıyla
| vallahu: Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: cezası
| (3:11)

| āli: ailesinin
| fir'ǎvne: Fir'avn
| velleƶīne: ve kimselerin
| min:
| ḳablihim: onlardan önceki
| keƶƶebū: onlar da yalanladılar
| biāyātinā: ayetlerimizi
| feeḣaƶehumu: onları yakaladı
| llahu: Allah
| biƶunūbihim: günahlarıyla
| vallahu: Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: cezası
| (3:11)|ḳul: söyle
| lilleƶīne: kimselere
| keferū: inkar edenlere
| setuğlebūne: yenileceksiniz
| ve tuHşerūne: ve sürüleceksiniz
| ilā:
| cehenneme: cehenneme
| vebi'se: (orası) ne kötü
| l-mihādu: bir döşektir
| (3:12)

| lilleƶīne: kimselere
| keferū: inkar edenlere
| setuğlebūne: yenileceksiniz
| ve tuHşerūne: ve sürüleceksiniz
| ilā:
| cehenneme: cehenneme
| vebi'se: (orası) ne kötü
| l-mihādu: bir döşektir
| (3:12)|ḳad: muhakak
| kāne:
| lekum: sizin için vardır
| āyetun: bir ibret
| fī:
| fieteyni: şu iki toplulukta
| t-teḳatā: karşılaşan
| fietun: bir topluluk
| tuḳātilu: çarpışıyordu
| fī:
| sebīli: yolunda
| llahi: Allah
| ve uḣrā: öteki de
| kāfiratun: nankördü
| yeravnehum: onları görüyorlardı
| miṧleyhim: kendilerinin iki katı
| ra'ye: görüşüyle
| l-ǎyni: gözlerinin
| vallahu: Allah
| yu'eyyidu: destekler
| bineSrihi: yardımıyle
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| inne: elbette
| fī:
| ƶālike: bunda
| leǐbraten: bir ibret vardır
| liūlī: olanlar için
| l-ebSāri: gözleri
| (3:13)

| kāne:
| lekum: sizin için vardır
| āyetun: bir ibret
| fī:
| fieteyni: şu iki toplulukta
| t-teḳatā: karşılaşan
| fietun: bir topluluk
| tuḳātilu: çarpışıyordu
| fī:
| sebīli: yolunda
| llahi: Allah
| ve uḣrā: öteki de
| kāfiratun: nankördü
| yeravnehum: onları görüyorlardı
| miṧleyhim: kendilerinin iki katı
| ra'ye: görüşüyle
| l-ǎyni: gözlerinin
| vallahu: Allah
| yu'eyyidu: destekler
| bineSrihi: yardımıyle
| men: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| inne: elbette
| fī:
| ƶālike: bunda
| leǐbraten: bir ibret vardır
| liūlī: olanlar için
| l-ebSāri: gözleri
| (3:13)|zuyyine: süslü (cazip) gösterildi
| linnāsi: insanlara
| Hubbu: aşırı düşkünlük
| ş-şehevāti: zevklere
| mine:
| n-nisā'i: kadınlardan
| velbenīne: ve oğullardan
| velḳanāTīri: ve kantarlarca
| l-muḳanTarati: yığılmış
| mine:
| ƶ-ƶehebi: altından
| velfiDDeti: ve gümüşten
| velḣayli: ve atlardan
| l-musevvemeti: salma
| vel'en'ǎāmi: davarlardan
| velHarṧi: ve ekinlerden (gelen)
| ƶālike: bunlar (sadece)
| metāǔ: geçimidir
| l-Hayāti: hayatının
| d-dunyā: dünya
| vallahu: Allah'ın
| ǐndehu: yanındadır
| Husnu: güzel
| l-mābi: varılacak yer
| (3:14)

| linnāsi: insanlara
| Hubbu: aşırı düşkünlük
| ş-şehevāti: zevklere
| mine:
| n-nisā'i: kadınlardan
| velbenīne: ve oğullardan
| velḳanāTīri: ve kantarlarca
| l-muḳanTarati: yığılmış
| mine:
| ƶ-ƶehebi: altından
| velfiDDeti: ve gümüşten
| velḣayli: ve atlardan
| l-musevvemeti: salma
| vel'en'ǎāmi: davarlardan
| velHarṧi: ve ekinlerden (gelen)
| ƶālike: bunlar (sadece)
| metāǔ: geçimidir
| l-Hayāti: hayatının
| d-dunyā: dünya
| vallahu: Allah'ın
| ǐndehu: yanındadır
| Husnu: güzel
| l-mābi: varılacak yer
| (3:14)|ḳul: de ki
| e'unebbiukum: size söyleyeyim mi?
| biḣayrin: daha iyisini
| min:
| ƶālikum: bunlardan
| lilleƶīne:
| tteḳav: korunanlar için vardır
| ǐnde: katında
| rabbihim: Rableri
| cennātun: cennetler
| tecrī: akan
| min:
| teHtihā: altlarından
| l-enhāru: ırmaklar
| ḣālidīne: sürekli kalacakları
| fīhā: içinde
| ve ezvācun: ve eşler
| muTahheratun: tertemiz
| ve riDvānun: ve rızası
| mine:
| llahi: Allah'ın
| vallahu: Allah
| beSīrun: görür
| bil-ǐbādi: kullarını
| (3:15)

| e'unebbiukum: size söyleyeyim mi?
| biḣayrin: daha iyisini
| min:
| ƶālikum: bunlardan
| lilleƶīne:
| tteḳav: korunanlar için vardır
| ǐnde: katında
| rabbihim: Rableri
| cennātun: cennetler
| tecrī: akan
| min:
| teHtihā: altlarından
| l-enhāru: ırmaklar
| ḣālidīne: sürekli kalacakları
| fīhā: içinde
| ve ezvācun: ve eşler
| muTahheratun: tertemiz
| ve riDvānun: ve rızası
| mine:
| llahi: Allah'ın
| vallahu: Allah
| beSīrun: görür
| bil-ǐbādi: kullarını
| (3:15)|elleƶīne: (onlar ki)
| yeḳūlūne: derler
| rabbenā: Rabbimiz
| innenā: gerçekten biz
| āmennā: inandık
| feğfir: bağışla
| lenā: bizden
| ƶunūbenā: günahlarımızı
| ve ḳinā: ve bizi koru
| ǎƶābe: azabından
| n-nāri: ateş
| (3:16)

| yeḳūlūne: derler
| rabbenā: Rabbimiz
| innenā: gerçekten biz
| āmennā: inandık
| feğfir: bağışla
| lenā: bizden
| ƶunūbenā: günahlarımızı
| ve ḳinā: ve bizi koru
| ǎƶābe: azabından
| n-nāri: ateş
| (3:16)|ES-Sābirīne: sabredenler
| ve SSādiḳīne: ve sadık olanlar
| velḳānitīne: ve gönülden itaat edenler
| velmunfiḳīne: ve infak edenler
| velmusteğfirīne: ve istiğfar edenler
| bil-esHāri: seherlerde
| (3:17)

| ve SSādiḳīne: ve sadık olanlar
| velḳānitīne: ve gönülden itaat edenler
| velmunfiḳīne: ve infak edenler
| velmusteğfirīne: ve istiğfar edenler
| bil-esHāri: seherlerde
| (3:17)|şehide: şahiddir (ki)
| llahu: Allah
| ennehu: şüphesiz
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| velmelāiketu: ve melekler
| ve ūlū: ve sahipleri
| l-ǐlmi: ilim
| ḳāimen: gözeten
| bil-ḳisTi: adaletle
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-Hakīmu: hakimdir
| (3:18)

| llahu: Allah
| ennehu: şüphesiz
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| velmelāiketu: ve melekler
| ve ūlū: ve sahipleri
| l-ǐlmi: ilim
| ḳāimen: gözeten
| bil-ḳisTi: adaletle
| lā: yoktur
| ilāhe: tanrı
| illā: başka
| huve: O'ndan
| l-ǎzīzu: azizdir
| l-Hakīmu: hakimdir
| (3:18)|inne: şüphesiz
| d-dīne: din
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| l-islāmu: İslamdır
| ve mā:
| ḣtelefe: ayrılığa düşmediler
| elleƶīne: kimseler
| ūtū: verilmiş olan
| l-kitābe: Kitap
| illā: başka (bir sebeple)
| min:
| beǎ'di: sonra
| mā:
| cā'ehumu: geldikten
| l-ǐlmu: ilim
| beğyen: aşırılıkları
| beynehum: aralarındaki
| ve men: ve kim
| yekfur: inkar ederse
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| feinne: (bilsin ki) şüphesiz
| llahe: Allah
| serīǔ: çabuk görendir
| l-Hisābi: hesabı
| (3:19)

| d-dīne: din
| ǐnde: katında
| llahi: Allah
| l-islāmu: İslamdır
| ve mā:
| ḣtelefe: ayrılığa düşmediler
| elleƶīne: kimseler
| ūtū: verilmiş olan
| l-kitābe: Kitap
| illā: başka (bir sebeple)
| min:
| beǎ'di: sonra
| mā:
| cā'ehumu: geldikten
| l-ǐlmu: ilim
| beğyen: aşırılıkları
| beynehum: aralarındaki
| ve men: ve kim
| yekfur: inkar ederse
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| feinne: (bilsin ki) şüphesiz
| llahe: Allah
| serīǔ: çabuk görendir
| l-Hisābi: hesabı
| (3:19)|fein: eğer
| Hāccūke: seninle tartışmaya girişirlerse
| feḳul: de ki
| eslemtu: ben teslim ettim
| vechiye: özümü
| lillahi: Allah'a
| ve meni: ve kimseler
| ttebeǎni: bana uyan
| ve ḳul: ve de ki
| lilleƶīne: kendilerine
| ūtū: verilenlere
| l-kitābe: Kitap
| vel'ummiyyīne: ve ümmilere
| eeslemtum: Siz de İslam (teslim) oldunuz mu?
| fein: eğer
| eslemū: İslam olurlarsa
| feḳadi: muhakkak
| htedev: doğru yolu bulmuşlardır
| vein: yok eğer
| tevellev: dönerlerse
| feinnemā: artık
| ǎleyke: sana düşen
| l-belāğu: sadece duyurmaktır
| vallahu: Allah
| beSīrun: görmektedir
| bil-ǐbādi: kulları(nın yaptıkları)nı
| (3:20)

| Hāccūke: seninle tartışmaya girişirlerse
| feḳul: de ki
| eslemtu: ben teslim ettim
| vechiye: özümü
| lillahi: Allah'a
| ve meni: ve kimseler
| ttebeǎni: bana uyan
| ve ḳul: ve de ki
| lilleƶīne: kendilerine
| ūtū: verilenlere
| l-kitābe: Kitap
| vel'ummiyyīne: ve ümmilere
| eeslemtum: Siz de İslam (teslim) oldunuz mu?
| fein: eğer
| eslemū: İslam olurlarsa
| feḳadi: muhakkak
| htedev: doğru yolu bulmuşlardır
| vein: yok eğer
| tevellev: dönerlerse
| feinnemā: artık
| ǎleyke: sana düşen
| l-belāğu: sadece duyurmaktır
| vallahu: Allah
| beSīrun: görmektedir
| bil-ǐbādi: kulları(nın yaptıkları)nı
| (3:20)|inne: şüphesiz
| elleƶīne: kimseler
| yekfurūne: inkar eden(ler)
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| ve yeḳtulūne: ve öldürenler
| n-nebiyyīne: peygamberleri
| biğayri: olmaksızın
| Haḳḳin: hak
| ve yeḳtulūne: ve öldürenler (var ya)
| elleƶīne: kimseleri
| ye'murūne: emreden
| bil-ḳisTi: adaletle
| mine: arasında
| n-nāsi: insanlar
| febeşşirhum: onlara müjdele
| biǎƶābin: bir azabı
| elīmin: acı
| (3:21)

| elleƶīne: kimseler
| yekfurūne: inkar eden(ler)
| biāyāti: ayetlerini
| llahi: Allah'ın
| ve yeḳtulūne: ve öldürenler
| n-nebiyyīne: peygamberleri
| biğayri: olmaksızın
| Haḳḳin: hak
| ve yeḳtulūne: ve öldürenler (var ya)
| elleƶīne: kimseleri
| ye'murūne: emreden
| bil-ḳisTi: adaletle
| mine: arasında
| n-nāsi: insanlar
| febeşşirhum: onlara müjdele
| biǎƶābin: bir azabı
| elīmin: acı
| (3:21)|ulāike: böylece
| elleƶīne:
| HabiTat: boşa çıkmıştır
| eǎ'māluhum: onların yaptıkları
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| vel'āḣirati: ve ahirette
| ve mā: ve yoktur
| lehum: onların
| min: hiçbir
| nāSirīne: yardımcıları
| (3:22)

| elleƶīne:
| HabiTat: boşa çıkmıştır
| eǎ'māluhum: onların yaptıkları
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| vel'āḣirati: ve ahirette
| ve mā: ve yoktur
| lehum: onların
| min: hiçbir
| nāSirīne: yardımcıları
| (3:22)|elem:
| tera: görmedin mi?
| ilā:
| elleƶīne: kimseleri
| ūtū: verilmiş olan
| neSīben: bir (nasip) pay
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| yud'ǎvne: çağırılıyorlar da
| ilā:
| kitābi: Kitabına
| llahi: Allah'ın
| liyeHkume: hüküm versin diye
| beynehum: aralarında
| ṧumme: sonra
| yetevellā: dönüyorlar
| ferīḳun: bir topluluk
| minhum: onlardan
| ve hum: ve onlar
| muǎ'riDūne: yüz çeviriyorlar
| (3:23)

| tera: görmedin mi?
| ilā:
| elleƶīne: kimseleri
| ūtū: verilmiş olan
| neSīben: bir (nasip) pay
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| yud'ǎvne: çağırılıyorlar da
| ilā:
| kitābi: Kitabına
| llahi: Allah'ın
| liyeHkume: hüküm versin diye
| beynehum: aralarında
| ṧumme: sonra
| yetevellā: dönüyorlar
| ferīḳun: bir topluluk
| minhum: onlardan
| ve hum: ve onlar
| muǎ'riDūne: yüz çeviriyorlar
| (3:23)|ƶālike: bu (hareketleri)
| biennehum: onların
| ḳālū: demelerindendir
| len:
| temessenā: bize dokunmayacak
| n-nāru: ateş
| illā: başka
| eyyāmen: birkaç günden
| meǎ'dūdātin: sayılı
| ve ğarrahum: ve onları yanıltmıştır
| fī:
| dīnihim: dinlerinde
| mā: şeyler
| kānū: oldukları
| yefterūne: uyduruyor
| (3:24)

| biennehum: onların
| ḳālū: demelerindendir
| len:
| temessenā: bize dokunmayacak
| n-nāru: ateş
| illā: başka
| eyyāmen: birkaç günden
| meǎ'dūdātin: sayılı
| ve ğarrahum: ve onları yanıltmıştır
| fī:
| dīnihim: dinlerinde
| mā: şeyler
| kānū: oldukları
| yefterūne: uyduruyor
| (3:24)|fekeyfe: peki nasıl (olacak)?
| iƶā: zaman
| cemeǎ'nāhum: topladığımız
| liyevmin: bir gün için
| lā:
| raybe: hiç şüphe olmayan
| fīhi: kendisinde
| ve vuffiyet: ve tastamam verilip
| kullu: her
| nefsin: insanın
| mā:
| kesebet: kazandığı
| ve hum: ve onların
| lā: asla
| yuZlemūne: zulme uğratılmadığı
| (3:25)

| iƶā: zaman
| cemeǎ'nāhum: topladığımız
| liyevmin: bir gün için
| lā:
| raybe: hiç şüphe olmayan
| fīhi: kendisinde
| ve vuffiyet: ve tastamam verilip
| kullu: her
| nefsin: insanın
| mā:
| kesebet: kazandığı
| ve hum: ve onların
| lā: asla
| yuZlemūne: zulme uğratılmadığı
| (3:25)|ḳuli: de ki
| llahumme: Allah'ım
| mālike: sahibisin
| l-mulki: mülkün
| tu'tī: sen verirsin
| l-mulke: mülkü
| men: kimseye
| teşā'u: dilediğin
| ve tenziǔ: ve alırsın
| l-mulke: mülkü
| mimmen: kimseden
| teşā'u: dilediğin
| ve tuǐzzu: ve yükseltirsin
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğin
| ve tuƶillu: ve alçaltırsın
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğini
| biyedike: senin elindedir
| l-ḣayru: hayır (mal, iyilik)
| inneke: şüphesiz sen
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeye
| ḳadīrun: kadirsin
| (3:26)

| llahumme: Allah'ım
| mālike: sahibisin
| l-mulki: mülkün
| tu'tī: sen verirsin
| l-mulke: mülkü
| men: kimseye
| teşā'u: dilediğin
| ve tenziǔ: ve alırsın
| l-mulke: mülkü
| mimmen: kimseden
| teşā'u: dilediğin
| ve tuǐzzu: ve yükseltirsin
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğin
| ve tuƶillu: ve alçaltırsın
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğini
| biyedike: senin elindedir
| l-ḣayru: hayır (mal, iyilik)
| inneke: şüphesiz sen
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeye
| ḳadīrun: kadirsin
| (3:26)|tūlicu: sokarsın
| l-leyle: geceyi
| fī:
| n-nehāri: gündüze
| ve tūlicu: ve sokarsın
| n-nehāra: gündüzü
| fī:
| l-leyli: geceye
| ve tuḣricu: ve çıkarırsın
| l-Hayye: diriyi
| mine: -den
| l-meyyiti: ölü-
| ve tuḣricu: ve çıkarırsın
| l-meyyite: ölüyü
| mine: -den
| l-Hayyi: diri-
| ve terzuḳu: ve rızıklandırırsın
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğin
| biğayri: olmaksızın
| Hisābin: hesap
| (3:27)

| l-leyle: geceyi
| fī:
| n-nehāri: gündüze
| ve tūlicu: ve sokarsın
| n-nehāra: gündüzü
| fī:
| l-leyli: geceye
| ve tuḣricu: ve çıkarırsın
| l-Hayye: diriyi
| mine: -den
| l-meyyiti: ölü-
| ve tuḣricu: ve çıkarırsın
| l-meyyite: ölüyü
| mine: -den
| l-Hayyi: diri-
| ve terzuḳu: ve rızıklandırırsın
| men: kimseyi
| teşā'u: dilediğin
| biğayri: olmaksızın
| Hisābin: hesap
| (3:27)|lā:
| yetteḣiƶi: edinmesin
| l-mu'minūne: Mü'minler
| l-kāfirīne: kafirleri
| evliyā'e: dost
| min:
| dūni: bırakıp
| l-mu'minīne: inananları
| ve men: ve kim
| yef'ǎl: yaparsa
| ƶālike: böyle
| feleyse: kalmaz (değildir)
| mine:
| llahi: Allah ile
| fī:
| şey'in: bir şey (dostluğu)
| illā: ancak başka
| en:
| tetteḳū: korunmanız
| minhum: onlardan
| tuḳāten: (gelebilecek) tehlikeden
| ve yuHaƶƶirukumu: ve sizi sakındırır
| llahu: Allah
| nefsehu: kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
| ve ilā:
| llahi: ve Allah'adır
| l-meSīru: dönüş
| (3:28)

| yetteḣiƶi: edinmesin
| l-mu'minūne: Mü'minler
| l-kāfirīne: kafirleri
| evliyā'e: dost
| min:
| dūni: bırakıp
| l-mu'minīne: inananları
| ve men: ve kim
| yef'ǎl: yaparsa
| ƶālike: böyle
| feleyse: kalmaz (değildir)
| mine:
| llahi: Allah ile
| fī:
| şey'in: bir şey (dostluğu)
| illā: ancak başka
| en:
| tetteḳū: korunmanız
| minhum: onlardan
| tuḳāten: (gelebilecek) tehlikeden
| ve yuHaƶƶirukumu: ve sizi sakındırır
| llahu: Allah
| nefsehu: kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
| ve ilā:
| llahi: ve Allah'adır
| l-meSīru: dönüş
| (3:28)|ḳul: de ki
| in: eğer
| tuḣfū: gizleseniz
| mā: olanı
| fī:
| Sudūrikum: göğüslerinizde
| ev: veya
| tubdūhu: açığa vursanız onu
| yeǎ'lemhu: onu bilir
| llahu: Allah
| ve yeǎ'lemu: ve bilir
| mā: olanı
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve olanı
| fī:
| l-erDi: yerde
| vallahu: Allah
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeye
| ḳadīrun: kadirdir
| (3:29)

| in: eğer
| tuḣfū: gizleseniz
| mā: olanı
| fī:
| Sudūrikum: göğüslerinizde
| ev: veya
| tubdūhu: açığa vursanız onu
| yeǎ'lemhu: onu bilir
| llahu: Allah
| ve yeǎ'lemu: ve bilir
| mā: olanı
| fī:
| s-semāvāti: göklerde
| ve mā: ve olanı
| fī:
| l-erDi: yerde
| vallahu: Allah
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeye
| ḳadīrun: kadirdir
| (3:29)|yevme: O gün
| tecidu: bulacaktır
| kullu: her
| nefsin: nefis
| mā: şeyleri
| ǎmilet: yaptığı
| min: -dan
| ḣayrin: hayır-
| muHDeran: hazır
| ve mā: ve şeyleri
| ǎmilet: işlediği
| min: -ten
| sū'in: kötülük-
| teveddu: ister
| lev: keşke olsa
| enne:
| beynehā: onunla (kötülükle)
| ve beynehu: kendisi arasında
| emeden: bir mesafe
| beǐyden: uzak
| ve yuHaƶƶirukumu: ve sizi sakındırıyor
| llahu: Allah
| nefsehu: kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
| vallahu: Allah
| ra'ūfun: şefkatlidir
| bil-ǐbādi: kulllarına
| (3:30)

| tecidu: bulacaktır
| kullu: her
| nefsin: nefis
| mā: şeyleri
| ǎmilet: yaptığı
| min: -dan
| ḣayrin: hayır-
| muHDeran: hazır
| ve mā: ve şeyleri
| ǎmilet: işlediği
| min: -ten
| sū'in: kötülük-
| teveddu: ister
| lev: keşke olsa
| enne:
| beynehā: onunla (kötülükle)
| ve beynehu: kendisi arasında
| emeden: bir mesafe
| beǐyden: uzak
| ve yuHaƶƶirukumu: ve sizi sakındırıyor
| llahu: Allah
| nefsehu: kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
| vallahu: Allah
| ra'ūfun: şefkatlidir
| bil-ǐbādi: kulllarına
| (3:30)|ḳul: de ki
| in: eğer
| kuntum: siz
| tuHibbūne: seviyorsanız
| llahe: Allah'ı
| fettebiǔnī: bana uyun ki
| yuHbibkumu: sizi sevsin
| llahu: Allah da
| ve yeğfir: ve bağışlasın
| lekum: sizin
| ƶunūbekum: günahlarınızı
| vallahu: Allah
| ğafūrun: bağışlayandır
| raHīmun: esirgeyendir
| (3:31)

| in: eğer
| kuntum: siz
| tuHibbūne: seviyorsanız
| llahe: Allah'ı
| fettebiǔnī: bana uyun ki
| yuHbibkumu: sizi sevsin
| llahu: Allah da
| ve yeğfir: ve bağışlasın
| lekum: sizin
| ƶunūbekum: günahlarınızı
| vallahu: Allah
| ğafūrun: bağışlayandır
| raHīmun: esirgeyendir
| (3:31)|ḳul: de ki
| eTīǔ: ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rrasūle: ve Elçiye
| fein: eğer
| tevellev: dönerlerse
| feinne: muhakkak ki
| llahe: Allah
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| l-kāfirīne: kafirleri
| (3:32)

| eTīǔ: ita'at edin
| llahe: Allah'a
| ve rrasūle: ve Elçiye
| fein: eğer
| tevellev: dönerlerse
| feinne: muhakkak ki
| llahe: Allah
| lā:
| yuHibbu: sevmez
| l-kāfirīne: kafirleri
| (3:32)|inne: elbette
| llahe: Allah
| STafā: seçip üstün kıldı
| ādeme: Adem'i
| ve nūHen: ve Nuh'u
| ve āle: ve ailesini
| ibrāhīme: İbrahim
| ve āle: ve ailesini
| ǐmrāne: İmran
| ǎlā: üzerine
| l-ǎālemīne: alemler
| (3:33)

| llahe: Allah
| STafā: seçip üstün kıldı
| ādeme: Adem'i
| ve nūHen: ve Nuh'u
| ve āle: ve ailesini
| ibrāhīme: İbrahim
| ve āle: ve ailesini
| ǐmrāne: İmran
| ǎlā: üzerine
| l-ǎālemīne: alemler
| (3:33)|ƶurriyyeten: türeyen nesil(ler)dir
| beǎ'Duhā: bazısı (birbirinden)
| min: -ndan
| beǎ'Din: bazısı
| vallahu: Allah
| semīǔn: işitendir
| ǎlīmun: bilendir
| (3:34)

| beǎ'Duhā: bazısı (birbirinden)
| min: -ndan
| beǎ'Din: bazısı
| vallahu: Allah
| semīǔn: işitendir
| ǎlīmun: bilendir
| (3:34)|iƶ: hani
| ḳāleti: demişti ki
| mraetu: karısı
| ǐmrāne: İmran'ın
| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| neƶertu: adadım
| leke: sana
| mā: olanı
| fī:
| beTnī: karnımda
| muHarraran: tam hür olarak
| feteḳabbel: kabul buyur
| minnī: benden
| inneke: şüphesiz
| ente: sen
| s-semīǔ: işitensin
| l-ǎlīmu: bilensin
| (3:35)

| ḳāleti: demişti ki
| mraetu: karısı
| ǐmrāne: İmran'ın
| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| neƶertu: adadım
| leke: sana
| mā: olanı
| fī:
| beTnī: karnımda
| muHarraran: tam hür olarak
| feteḳabbel: kabul buyur
| minnī: benden
| inneke: şüphesiz
| ente: sen
| s-semīǔ: işitensin
| l-ǎlīmu: bilensin
| (3:35)|felemmā: ne zaman ki
| veDeǎthā: onu doğurunca
| ḳālet: şöyle söyledi
| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| veDeǎ'tuhā: onu doğurdum
| unṧā: bir kız
| vallahu: Allah
| eǎ'lemu: bilirken
| bimā: (onun) ne
| veDeǎt: doğurduğunu
| veleyse: ve değildir
| ƶ-ƶekeru: erkek
| kālunṧā: kız gibi
| ve innī: doğrusu ben
| semmeytuhā: ona adını verdim
| meryeme: Meryem
| ve innī: şüphesiz ben
| uǐyƶuhā: onu ısmarlıyorum
| bike: sana
| ve ƶurriyyetehā: ve soyunu
| mine: -nden
| ş-şeyTāni: şeytan(ın şerri)-
| r-racīmi: kovulmuş
| (3:36)

| veDeǎthā: onu doğurunca
| ḳālet: şöyle söyledi
| rabbi: Rabbim
| innī: şüphesiz ben
| veDeǎ'tuhā: onu doğurdum
| unṧā: bir kız
| vallahu: Allah
| eǎ'lemu: bilirken
| bimā: (onun) ne
| veDeǎt: doğurduğunu
| veleyse: ve değildir
| ƶ-ƶekeru: erkek
| kālunṧā: kız gibi
| ve innī: doğrusu ben
| semmeytuhā: ona adını verdim
| meryeme: Meryem
| ve innī: şüphesiz ben
| uǐyƶuhā: onu ısmarlıyorum
| bike: sana
| ve ƶurriyyetehā: ve soyunu
| mine: -nden
| ş-şeyTāni: şeytan(ın şerri)-
| r-racīmi: kovulmuş
| (3:36)|feteḳabbelehā: kabul buyurdu onu
| rabbuhā: Rabbi
| biḳabūlin: kabulle (şekilde)
| Hasenin: güzel bir
| ve enbetehā: ve onu yetiştirdi
| nebāten: bir bitki (gibi)
| Hasenen: güzel
| ve keffelehā: ve onun bakımını üstlendi
| zekeriyyā: Zekeriyya da
| kullemā: her
| deḣale: girdiğinde
| ǎleyhā: onun yanına
| zekeriyyā: Zekeriyya
| l-miHrābe: mihraba
| vecede: bulurdu
| ǐndehā: yanında
| rizḳan: bir rızık
| ḳāle: derdi
| yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| ennā: nereden?
| leki: sana
| hāƶā: bu
| ḳālet: (O da) derdi
| huve: Bu
| min:
| ǐndi: katından
| llahi: Allah
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yerzuḳu: rızık verir
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| biğayri: olmaksızın
| Hisābin: hesap
| (3:37)

| rabbuhā: Rabbi
| biḳabūlin: kabulle (şekilde)
| Hasenin: güzel bir
| ve enbetehā: ve onu yetiştirdi
| nebāten: bir bitki (gibi)
| Hasenen: güzel
| ve keffelehā: ve onun bakımını üstlendi
| zekeriyyā: Zekeriyya da
| kullemā: her
| deḣale: girdiğinde
| ǎleyhā: onun yanına
| zekeriyyā: Zekeriyya
| l-miHrābe: mihraba
| vecede: bulurdu
| ǐndehā: yanında
| rizḳan: bir rızık
| ḳāle: derdi
| yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| ennā: nereden?
| leki: sana
| hāƶā: bu
| ḳālet: (O da) derdi
| huve: Bu
| min:
| ǐndi: katından
| llahi: Allah
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yerzuḳu: rızık verir
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| biğayri: olmaksızın
| Hisābin: hesap
| (3:37)|hunālike: orada
| deǎā: du'a etti
| zekeriyyā: Zekeriyya
| rabbehu: Rabbine
| ḳāle: dedi ki
| rabbi: Rabbim
| heb: ver
| lī: bana
| min:
| ledunke: katından
| ƶurriyyeten: bir nesil
| Tayyibeten: temiz
| inneke: şüphesiz sen
| semīǔ: işitensin
| d-duǎā'i: çağrıyı
| (3:38)

| deǎā: du'a etti
| zekeriyyā: Zekeriyya
| rabbehu: Rabbine
| ḳāle: dedi ki
| rabbi: Rabbim
| heb: ver
| lī: bana
| min:
| ledunke: katından
| ƶurriyyeten: bir nesil
| Tayyibeten: temiz
| inneke: şüphesiz sen
| semīǔ: işitensin
| d-duǎā'i: çağrıyı
| (3:38)|fenādethu: ona seslendiler
| l-melāiketu: melekler
| vehuve: ve onu
| ḳāimun: doğrultup
| yuSallī: desteklerler
| fī: -içinde
| l-miHrābi: mihrab/harabiyet-
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yubeşşiruke: sana müjdeler
| biyeHyā: Yahya'yı
| muSaddiḳan: doğrulayıcı
| bikelimetin: bir kelimeyi
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| ve seyyiden: ve efendi
| ve HaSūran: ve nefsine hakim
| ve nebiyyen: ve bir peygamber olacak
| mine: -den
| S-SāliHīne: iyiler-
| (3:39)

| l-melāiketu: melekler
| vehuve: ve onu
| ḳāimun: doğrultup
| yuSallī: desteklerler
| fī: -içinde
| l-miHrābi: mihrab/harabiyet-
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yubeşşiruke: sana müjdeler
| biyeHyā: Yahya'yı
| muSaddiḳan: doğrulayıcı
| bikelimetin: bir kelimeyi
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| ve seyyiden: ve efendi
| ve HaSūran: ve nefsine hakim
| ve nebiyyen: ve bir peygamber olacak
| mine: -den
| S-SāliHīne: iyiler-
| (3:39)|ḳāle: dedi ki
| rabbi: Rabbim
| ennā: nasıl?
| yekūnu: olur
| lī: benim
| ğulāmun: oğlum
| ve ḳad: halbuki
| beleğaniye: bana gelip çatmış
| l-kiberu: ihtiyarlık
| vemraetī: ve karım da
| ǎāḳirun: kısırken
| ḳāle: (Allah) dedi
| keƶālike: öyle (ama)
| llahu: Allah
| yef'ǎlu: yapar
| mā: şeyi
| yeşā'u: dilediği
| (3:40)

| rabbi: Rabbim
| ennā: nasıl?
| yekūnu: olur
| lī: benim
| ğulāmun: oğlum
| ve ḳad: halbuki
| beleğaniye: bana gelip çatmış
| l-kiberu: ihtiyarlık
| vemraetī: ve karım da
| ǎāḳirun: kısırken
| ḳāle: (Allah) dedi
| keƶālike: öyle (ama)
| llahu: Allah
| yef'ǎlu: yapar
| mā: şeyi
| yeşā'u: dilediği
| (3:40)|ḳāle: dedi di
| rabbi: Rabbim
| c'ǎl: o halde ver
| lī: bana
| āyeten: bir alamet
| ḳāle: (Allah) dedi ki
| āyetuke: senin alametin
| ellā:
| tukellime: konuşamamandır
| n-nāse: insanlarla
| ṧelāṧete: üç
| eyyāmin: gün
| illā: başka
| ramzen: işaretten
| veƶkur: ve an
| rabbeke: Rabbini
| keṧīran: çok
| ve sebbiH: ve (O'nu) tesbih et
| bil-ǎşiyyi: akşam
| vel'ibkāri: ve sabah
| (3:41)

| rabbi: Rabbim
| c'ǎl: o halde ver
| lī: bana
| āyeten: bir alamet
| ḳāle: (Allah) dedi ki
| āyetuke: senin alametin
| ellā:
| tukellime: konuşamamandır
| n-nāse: insanlarla
| ṧelāṧete: üç
| eyyāmin: gün
| illā: başka
| ramzen: işaretten
| veƶkur: ve an
| rabbeke: Rabbini
| keṧīran: çok
| ve sebbiH: ve (O'nu) tesbih et
| bil-ǎşiyyi: akşam
| vel'ibkāri: ve sabah
| (3:41)|ve iƶ: bir zaman
| ḳāleti: demişti ki
| l-melāiketu: Melekler
| yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| STafāki: seni seçti
| ve Tahheraki: ve temizledi
| veSTafāki: ve seni üstün kıldı
| ǎlā: üzerine
| nisā'i: kadınları
| l-ǎālemīne: dünyaların
| (3:42)

| ḳāleti: demişti ki
| l-melāiketu: Melekler
| yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| STafāki: seni seçti
| ve Tahheraki: ve temizledi
| veSTafāki: ve seni üstün kıldı
| ǎlā: üzerine
| nisā'i: kadınları
| l-ǎālemīne: dünyaların
| (3:42)|yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| ḳnutī: divan dur
| lirabbiki: Rabbine
| vescudī: ve secde et
| verkeǐy: ve (huzurunda) eğil
| meǎ: beraber
| r-rākiǐyne: eğilenlerle
| (3:43)

| meryemu: Meryem
| ḳnutī: divan dur
| lirabbiki: Rabbine
| vescudī: ve secde et
| verkeǐy: ve (huzurunda) eğil
| meǎ: beraber
| r-rākiǐyne: eğilenlerle
| (3:43)|ƶālike: bunlar
| min: -ndendir
| enbā'i: haberleri-
| l-ğaybi: görünmez alemin
| nūHīhi: vahyettiğimiz
| ileyke: sana
| ve mā:
| kunte: sen değildin
| ledeyhim: onların yanında
| iƶ: zaman
| yulḳūne: attıkları
| eḳlāmehum: (kur'a) oklarını
| eyyuhum: hangisi
| yekfulu: kefil olacak (diye)
| meryeme: Meryem'e
| ve mā:
| kunte: sen değildin
| ledeyhim: yanlarında
| iƶ: zaman
| yeḣteSimūne: birbirleriyle çekiştikleri
| (3:44)

| min: -ndendir
| enbā'i: haberleri-
| l-ğaybi: görünmez alemin
| nūHīhi: vahyettiğimiz
| ileyke: sana
| ve mā:
| kunte: sen değildin
| ledeyhim: onların yanında
| iƶ: zaman
| yulḳūne: attıkları
| eḳlāmehum: (kur'a) oklarını
| eyyuhum: hangisi
| yekfulu: kefil olacak (diye)
| meryeme: Meryem'e
| ve mā:
| kunte: sen değildin
| ledeyhim: yanlarında
| iƶ: zaman
| yeḣteSimūne: birbirleriyle çekiştikleri
| (3:44)|iƶ: hani
| ḳāleti: demişti
| l-melāiketu: Melekler
| yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yubeşşiruki: seni müjdeliyor
| bikelimetin: bir kelime ile
| minhu: kendisinden
| ismuhu: onun adı
| l-mesīHu: Mesih'dir
| ǐysā: Îsa
| bnu: oğlu
| meryeme: Meryem
| vecīhen: yüzdedir (şereflidir)
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| vel'āḣirati: ve ahirette
| ve mine:
| l-muḳarrabīne: ve (Allah'a) yakın olanlardandır
| (3:45)

| ḳāleti: demişti
| l-melāiketu: Melekler
| yā: EY/HEY/AH
| meryemu: Meryem
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yubeşşiruki: seni müjdeliyor
| bikelimetin: bir kelime ile
| minhu: kendisinden
| ismuhu: onun adı
| l-mesīHu: Mesih'dir
| ǐysā: Îsa
| bnu: oğlu
| meryeme: Meryem
| vecīhen: yüzdedir (şereflidir)
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| vel'āḣirati: ve ahirette
| ve mine:
| l-muḳarrabīne: ve (Allah'a) yakın olanlardandır
| (3:45)|ve yukellimu: ve konuşacak
| n-nāse: insanlara
| fī:
| l-mehdi: beşikte
| ve kehlen: ve yetişkinlikte
| ve mine:
| S-SāliHīne: ve iyilerden olacaktır
| (3:46)

| n-nāse: insanlara
| fī:
| l-mehdi: beşikte
| ve kehlen: ve yetişkinlikte
| ve mine:
| S-SāliHīne: ve iyilerden olacaktır
| (3:46)|ḳālet: dedi ki
| rabbi: Rabbim
| ennā: nasıl
| yekūnu: olur
| lī: benim
| veledun: çocuğum
| velem:
| yemsesnī: bana dokunmamışken
| beşerun: bir beşer
| ḳāle: dedi
| keƶāliki: böyledir
| llahu: Allah
| yeḣluḳu: yaratır
| mā: şeyi
| yeşā'u: dilediği
| iƶā: zaman
| ḳaDā: istediği
| emran: bir şey(in olmasını)
| feinnemā: sadece
| yeḳūlu: der
| lehu: ona
| kun: 'ol'
| fe yekūnu: o da oluverir
| (3:47)

| rabbi: Rabbim
| ennā: nasıl
| yekūnu: olur
| lī: benim
| veledun: çocuğum
| velem:
| yemsesnī: bana dokunmamışken
| beşerun: bir beşer
| ḳāle: dedi
| keƶāliki: böyledir
| llahu: Allah
| yeḣluḳu: yaratır
| mā: şeyi
| yeşā'u: dilediği
| iƶā: zaman
| ḳaDā: istediği
| emran: bir şey(in olmasını)
| feinnemā: sadece
| yeḳūlu: der
| lehu: ona
| kun: 'ol'
| fe yekūnu: o da oluverir
| (3:47)|ve yuǎllimuhu: ve ona öğretecektir
| l-kitābe: Kitabı
| velHikmete: ve Hikmeti
| ve ttevrāte: ve Tevrat'ı
| vel'incīle: ve İncil'i
| (3:48)

| l-kitābe: Kitabı
| velHikmete: ve Hikmeti
| ve ttevrāte: ve Tevrat'ı
| vel'incīle: ve İncil'i
| (3:48)|ve rasūlen: ve bir elçi (şöyle diyen)
| ilā:
| benī: oğullarına
| isrāīle: İsrail
| ennī: ben
| ḳad: doğrusu
| ci'tukum: size getirdim
| biāyetin: bir mu'cize
| min: -den
| rabbikum: Rabbiniz-
| ennī: ben
| eḣluḳu: yaratırım
| lekum: sizin için
| mine: -dan
| T-Tīni: çamur-
| kehey'eti: şeklinde bir şey
| T-Tayri: kuş
| feenfuḣu: üflerim
| fīhi: ona
| fe yekūnu: hemen oluverir
| Tayran: bir kuş
| biiƶni: izniyle
| llahi: Allah'ın
| ve ubriu: ve iyileştiririm
| l-ekmehe: körü
| vel'ebraSa: ve alacalıyı
| ve uHyī: ve diriltirim
| l-mevtā: ölüleri
| biiƶni: izniyle
| llahi: Allah'ın
| ve unebbiukum: ve size haber veririm
| bimā: ne
| te'kulūne: yediğinizi
| ve mā: ve ne
| teddeḣirūne: biriktirdiğinizi
| fī:
| buyūtikum: evlerinizde
| inne: elbette
| fī:
| ƶālike: bunda
| lāyeten: bir ibret vardır
| lekum: sizin için
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| mu'minīne: inanıyor
| (3:49)

| ilā:
| benī: oğullarına
| isrāīle: İsrail
| ennī: ben
| ḳad: doğrusu
| ci'tukum: size getirdim
| biāyetin: bir mu'cize
| min: -den
| rabbikum: Rabbiniz-
| ennī: ben
| eḣluḳu: yaratırım
| lekum: sizin için
| mine: -dan
| T-Tīni: çamur-
| kehey'eti: şeklinde bir şey
| T-Tayri: kuş
| feenfuḣu: üflerim
| fīhi: ona
| fe yekūnu: hemen oluverir
| Tayran: bir kuş
| biiƶni: izniyle
| llahi: Allah'ın
| ve ubriu: ve iyileştiririm
| l-ekmehe: körü
| vel'ebraSa: ve alacalıyı
| ve uHyī: ve diriltirim
| l-mevtā: ölüleri
| biiƶni: izniyle
| llahi: Allah'ın
| ve unebbiukum: ve size haber veririm
| bimā: ne
| te'kulūne: yediğinizi
| ve mā: ve ne
| teddeḣirūne: biriktirdiğinizi
| fī:
| buyūtikum: evlerinizde
| inne: elbette
| fī:
| ƶālike: bunda
| lāyeten: bir ibret vardır
| lekum: sizin için
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| mu'minīne: inanıyor
| (3:49)|ve muSaddiḳan: ve doğrulayıcı olarak
| limā: şeyi
| beyne:
| yedeyye: benden önce gelen
| mine:
| t-tevrāti: Tevrat'ı
| veliuHille: ve helal kılmak için
| lekum: size
| beǎ'De: bazı
| lleƶī: şeyleri
| Hurrime: haram kılınan
| ǎleykum: size
| ve ci'tukum: ve size getirdim
| biāyetin: bir mu'cize
| min: -den
| rabbikum: Rabbiniz-
| fetteḳū: o halde korkun
| llahe: Allah'tan
| ve eTīǔni: ve bana ita'at edin
| (3:50)

| limā: şeyi
| beyne:
| yedeyye: benden önce gelen
| mine:
| t-tevrāti: Tevrat'ı
| veliuHille: ve helal kılmak için
| lekum: size
| beǎ'De: bazı
| lleƶī: şeyleri
| Hurrime: haram kılınan
| ǎleykum: size
| ve ci'tukum: ve size getirdim
| biāyetin: bir mu'cize
| min: -den
| rabbikum: Rabbiniz-
| fetteḳū: o halde korkun
| llahe: Allah'tan
| ve eTīǔni: ve bana ita'at edin
| (3:50)