Kırık Meal (Arapça) : |وَنَجَّيْنَاهُ: onu kurtarmıştık | وَأَهْلَهُ: ve ailesini | مِنَ: -dan | الْكَرْبِ: sıkıntı- | الْعَظِيمِ: büyük |  | |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ونجيناه WNCYNEH onu kurtarmıştık | وأهله WÊHLH ve ailesini | من MN -dan | الكرب ELKRB sıkıntı- | العظيم ELAƵYM büyük |  | |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve necceynāhu: onu kurtarmıştık | ve ehlehu: ve ailesini | mine: -dan | l-kerbi: sıkıntı- | l-ǎZīmi: büyük |  | |
Kırık Meal (Transcript) : |VNCYNEH: onu kurtarmıştık | VÊHLH: ve ailesini | MN: -dan | ELKRB: sıkıntı- | ELAƵYM: büyük |  | |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onu ve âilesini, pek büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
Adem Uğur : Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık.  | |
Ahmed Hulusi : Onu ve Onun ehlini çok büyük tasadan kurtardık.  | |
Ahmet Tekin : Biz onu ve ailesini, mü’minleri büyük sıkıntıdan, büyük felaketten kurtardık.  | |
Ahmet Varol : Onu da ailesini de o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Ali Bulaç : Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.  | |
Ali Fikri Yavuz : Biz, hem onu, hem ehlini (kendisine iman edenleri) o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Bekir Sadak : Onu ve ailesini buyuk sikintidan kurtarmistik.  | |
Celal Yıldırım : Biz, onu da, aile ve dostlarını da o büyük sıkıntı ve üzüntüden kurtardık.  | |
Diyanet İşleri : Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Diyanet İşleri (eski) : Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
Diyanet Vakfi : Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık.  | |
Edip Yüksel : Onu ve ailesini o büyük felaketten kurtarmıştık.  | |
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : hem onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık  | |
Fizilal-il Kuran : Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
Gültekin Onan : Onu ve ehlini (ailesini) o büyük üzüntüden kurtarmıştık.  | |
Hakkı Yılmaz : Biz de o'nu ve ailesini, yakınlarını, inananlarını o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Hasan Basri Çantay : Biz hem onu, hem ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık.  | |
Hayrat Neşriyat : Çünki (biz) onu ve ehlini o büyük felâketten kurtardık.  | |
İbni Kesir : Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
İskender Evrenosoğlu : Ve O'nu (Hz. Nuh'u) ve O'nun ailesini kerbil azîmden (büyük üzüntüden) kurtardık.  | |
Muhammed Esed : çünkü onu ve ailesini o korkunç felaketten kurtardık,  | |
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve O'nu ve ehlini o pek büyük gamdan kurtardık.  | |
Ömer Öngüt : Onu ve âilesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
Şaban Piriş : Onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
Suat Yıldırım : Onu, ailesini ve yanındaki müminleri o müthiş felaketten kurtardık.  | |
Süleyman Ateş : Onu ve âilesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.  | |
Tefhim-ul Kuran : Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.  | |
Ümit Şimşek : Onu ve ailesini o büyük felâketten kurtardık.  | |
Yaşar Nuri Öztürk : Ve kurtarmıştık onu da ailesini de o büyük sıkıntıdan.  | |