37 Sâffât Suresi
Kuran Sırası: 37
İniş Sırası: 56
Abese Suresi (80) Âdiyât Suresi (100) Ahkâf Suresi (46) Ahzâb Suresi (33) Âl-i Imrân Suresi (3) Alak Suresi (96) Ankebût Suresi (29) Asr Suresi (103) A’lâ Suresi (87) A’râf Suresi (7) Bakara Suresi (2) Beled Suresi (90) Beyyine Suresi (98) Bürûc Suresi (85) Câsiye Suresi (45) Cin Suresi (72) Cum’a Suresi (62) Duhân Suresi (44) Duhâ Suresi (93) Enbiyâ Suresi (21) Enfâl Suresi (8) En’âm Suresi (6) Fâtiha Suresi (1) Fâtir Suresi (35) Fecr Suresi (89) Felâk Suresi (113) Fetih Suresi (48) Fil Suresi (105) Furkân Suresi (25) Fussilet Suresi (41) Gâsiye Suresi (88) Hac Suresi (22) Hadîd Suresi (57) Hâkka Suresi (69) Hasr Suresi (59) Hicr Suresi (15) Hucurât Suresi (49) Hûd Suresi (11) Hümeze Suresi (104) Ibrahim Suresi (14) Ihlâs Suresi (112) Infitâr Suresi (82) Insan Suresi (76) Insikâk Suresi (84) Insirâh Suresi (94) Isrâ Suresi (17) Kadr Suresi (97) Kâfirûn Suresi (109) Kâf Suresi (50) Kalem Suresi (68) Kamer Suresi (54) Kâri’a Suresi (101) Kasas Suresi (28) Kehf Suresi (18) Kevser Suresi (108) Kiyâme Suresi (75) Kureys Suresi (106) Leyl Suresi (92) Lokman Suresi (31) Mâide Suresi (5) Mâ’ûn Suresi (107) Meryem Suresi (19) Me’âric Suresi (70) Mücâdele Suresi (58) Müddessir Suresi (74) Muhammed Suresi (47) Mülk Suresi (67) Mümtehine Suresi (60) Münâfikûn Suresi (63) Mürselât Suresi (77) Mutaffifîn Suresi (83) Müzzemmil Suresi (73) Mü’minûn Suresi (23) Mü’min Suresi (40) Nahl Suresi (16) Nasr Suresi (110) Nâs Suresi (114) Nâzi’ât Suresi (79) Nebe’ Suresi (78) Necm Suresi (53) Neml Suresi (27) Nisâ Suresi (4) Nûh Suresi (71) Nûr Suresi (24) Rahmân Suresi (55) Ra’d Suresi (13) Rûm Suresi (30) Sâd Suresi (38) Sâffât Suresi (37) Saff Suresi (61) Sebe’ Suresi (34) Secde Suresi (32) Sems Suresi (91) Sûrâ Suresi (42) Su’arâ Suresi (26) Tâ-Hâ Suresi (20) Tahrîm Suresi (66) Talâk Suresi (65) Târik Suresi (86) Tebbet Suresi (111) Tegâbun Suresi (64) Tekâsür Suresi (102) Tekvîr Suresi (81) Tevbe Suresi (9) Tîn Suresi (95) Tûr Suresi (52) Vâki’a Suresi (56) Yâsîn Suresi (36) Yûnus Suresi (10) Yûsuf Suresi (12) Zâriyât Suresi (51) Zilzâl Suresi (99) Zuhruf Suresi (43) Zümer Suresi (39)
Diğer Mealler
Kırık Meal (Arapça)
Kırık Meal (Harekesiz)
Kırık Meal (Okunuş)
Kırık Meal (Transcript)
Abdulbaki Gölpınarlı
Adem Uğur
Ahmed Hulusi
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bekir Sadak
Celal Yıldırım
Diyanet İşleri
Diyanet İşleri (eski)
Diyanet Vakfi
Edip Yüksel
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elmalılı Hamdi Yazır
Fizilal-il Kuran
Gültekin Onan
Hakkı Yılmaz
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İbni Kesir
İskender Evrenosoğlu
Muhammed Esed
Mustafa İslamoğlu
Nedim Yılmaz
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Öngüt
Şaban Piriş
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Tefhim-ul Kuran
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk
Diyanet İşleri Meali
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır. (37:1) O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. (37:5) Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık. (37:6) Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. (37:7) (8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır. (37:8) Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). (37:10) (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. (37:11) Hayır, sen (onların hâline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar. (37:12) Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. (37:13) Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. (37:14) (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir.” (37:15) “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?” (37:16) “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” (37:17) De ki: “Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).” (37:18) O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. (37:19) Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.” (37:20) Onlara, “İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir. (37:21) (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.” (37:22) Onlara, “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. (37:25) Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. (37:26) Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). (37:27) Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.” (37:28) Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır, siz zaten mü’min kimseler değildiniz.” (37:29) “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.” (37:30) “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız.” (37:31) “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.” (37:32) Artık onlar o gün azapta ortaktırlar. (37:33) İşte biz suçlulara böyle yaparız. (37:34) Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. (37:35) “Biz, deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. (37:36) Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. (37:37) Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. (37:38) Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. (37:39) Ancak Allah’ın halis kulları başka. (37:40) (41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir. (37:41) Onlar Naîm cennetlerindedirler. (37:43) Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. (37:44) (45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. (37:45) Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar. (37:47) Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. (37:48) Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. (37:49) Derken birbirlerine yönelip sorarlar. (37:50) İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.” (37:51) “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. (37:52) “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?” (37:53) Konuşan o kimse, yanındakilere, “Bakar mısınız, hâli ne oldu?” der. (37:54) Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. (37:55) Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin.” (37:56) “Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.” (37:57) (58-59) “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (37:58) Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. (37:60) Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! (37:61) Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? (37:62) Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. (37:63) O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. (37:64) Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. (37:65) Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. (37:66) Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. (37:67) Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. (37:68) Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. (37:69) Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. (37:70) Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı. (37:71) Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. (37:72) Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu! (37:73) Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. (37:74) Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz! (37:75) Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. (37:76) Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. (37:77) Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. (37:78) Âlemler içinde Nûh’a selâm olsun! (37:79) İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. (37:80) Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandı. (37:81) Sonra biz, diğerlerini suda boğduk. (37:82) Şüphesiz İbrahim de O’nun taraftarlarından idi. (37:83) Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti. (37:84) Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” (37:85) “Allah’ı bırakıp da birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?” (37:86) “O hâlde, âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” (37:87) (88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. (37:88) Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. (37:90) İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” (37:91) Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. (37:93) Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. (37:94) İbrahim, şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” (37:95) “Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.” (37:96) Kavmi, “Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. (37:97) Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. (37:98) İbrahim, şöyle dedi: “Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir.” (37:99) “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” (37:100) Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. (37:101) Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. (37:102) (103-104) Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” (37:103) “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.” (37:105) “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.” (37:106) Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. (37:107) İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. (37:110) Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. (37:112) Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de. (37:113) Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. (37:114) Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. (37:115) Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. (37:116) Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. (37:117) Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. (37:119) Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. (37:121) Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. (37:122) Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. (37:123) Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” (37:124) (125-126) “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?” (37:125) Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. (37:127) Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. (37:129) Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. (37:132) Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. (37:133) (134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. (37:134) (137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? (37:137) Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. (37:139) Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. (37:140) Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. (37:141) Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. (37:142) (143-144) Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. (37:143) Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık. (37:145) Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. (37:146) Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. (37:147) Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. (37:148) Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı? (37:149) Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? (37:150) (151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar. (37:151) Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? (37:153) Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! (37:154) Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? (37:156) Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! (37:157) Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. (37:158) Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. (37:159) Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. (37:160) (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. (37:161) (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır.” (37:164) “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız.” (37:165) “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.” (37:166) (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk.” (37:167) Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. (37:170) Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti: (37:171) “Onlara mutlaka yardım edilecektir.” (37:172) “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.” (37:173) O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir (37:174) Gözetle onları, yakında onlar da görecekler. (37:175) Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? (37:176) Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! (37:177) Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. (37:178) (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler. (37:179) Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. (37:180) Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (37:182)
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.