(1-4) Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.(37:1)
O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.(37:5)
Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.(37:6)
Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.(37:7)
Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.(37:8)
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.(37:9)
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.(37:10)
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.(37:11)
Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.(37:12)
Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.(37:13)
De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).(37:18)
O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.(37:19)
(Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.(37:20)
İşte bu, yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.(37:21)
(22-24) (Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve Allah'tan başka tapmış oldukları putlarını toplayın. Onlara cehennemin yolunu gösterin. Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!(37:22)
Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?(37:25)
Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir.(37:26)
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.(37:27)
(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.(37:28)
(29-30) (Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»(37:29)
«Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.»(37:31)
«Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.»(37:32)
Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.(37:39)
(Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları istisnâ edilecek.(37:40)
(41-44) Bunlar için bilinen bir rızık, türlü meyveler vardır. Naîm cennetlerinde karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde kendilerine ikram edilir.(37:41)
Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.(37:45)
O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.(37:47)
Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.(37:48)
Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.(37:49)
İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.(37:50)
İçlerinden biri: «Benim, bir arkadaşım vardı» der.(37:51)
(52-53) Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın? Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?(37:52)
(54-55) (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi. İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.(37:54)
(56-57) «Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum» dedi.(37:56)
(58-61) Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek ve bir daha azap görmeyecek değil miyiz? Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın.(37:58)
(62-63) Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.(37:62)
Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.(37:64)
Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.(37:65)
(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.(37:66)