Kırık Meal (Arapça) : |فَأَرَادُوا: ve istediler | بِهِ: ona | كَيْدًا: bir tuzak kurmak | فَجَعَلْنَاهُمُ: biz de onları kıldık | الْأَسْفَلِينَ: aşağılıklardan |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فأرادوا FÊRED̃WEve istediler | به BHona | كيدا KYD̃Ebir tuzak kurmak | فجعلناهم FCALNEHMbiz de onları kıldık | الأسفلين ELÊSFLYNaşağılıklardan |
Kırık Meal (Okunuş) : |fe erādū: ve istediler | bihi: ona | keyden: bir tuzak kurmak | feceǎlnāhumu: biz de onları kıldık | l-esfelīne: aşağılıklardan |
Kırık Meal (Transcript) : |FÊRED̃VE: ve istediler | BH: ona | KYD̃E: bir tuzak kurmak | FCALNEHM: biz de onları kıldık | ELÊSFLYN: aşağılıklardan |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ona bir düzen yapmak istemişlerdi de biz onları alçaltmıştık.
Adem Uğur : Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
Ahmed Hulusi : Ona tuzak irade ettiler. . . Biz de onları esfelîn (en aşağılar) kıldık.
Ahmet Tekin : Ona bir kötülük planı hazırlamak istediler. Biz onları küçük düşürdük.
Ahmet Varol : Böylelikle ona bir tuzak kurmak istediler. Ama biz kendilerini aşağılık kıldık.
Ali Bulaç : Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alçaltılmışlar kıldık.
Ali Fikri Yavuz : Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Biz de tuttuk onları çok alçak duruma düşürdük.
Bekir Sadak : Ona duzen kurmak istediler, ama Biz onlari altettik.
Celal Yıldırım : Böylece Ona bir tuzak kurmayı plânladılar. Biz de onları alaşağı edip daha da alçalttık.
Diyanet İşleri : Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.