Önceki Sonraki

4:83Nisâ Suresi 83. Ayet

Kuran Sırası: 4 İniş Sırası: 92
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176

4:83Nisâ Suresi 83. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وإذا
ve iƶā
|
ne zaman ki
Kombi Müfredat
جاءهم
cā'ehum
CYE|ج ي ا
onlara gelse
Kombi Müfredat
أمر
emrun
EMR|ا م ر
bir haber
4
من
mine
|
(dair)
Kombi Müfredat
الأمن
l-emni
EMN|ا م ن
güvene
6
أو
evi
|
veya
Kombi Müfredat
الخوف
l-ḣavfi
ḢVF|خ و ف
korkuya
Kombi Müfredat
أذاعوا
eƶāǔ
Z̃YA|ذ ي ع
yayarlar
9
به
bihi
|
onu
10
ولو
velev
|
halbuki
11 Kombi Müfredat
ردوه
raddūhu
RD̃D̃|ر د د
onu götürselerdi
12
إلى
ilā
|
13 Kombi Müfredat
الرسول
r-rasūli
RSL|ر س ل
Elçi'ye
14
وإلى
ve ilā
|
15 Kombi Müfredat
أولي
ūlī
EVL|ا و ل
ve sahiplerine
16 Kombi Müfredat
الأمر
l-emri
EMR|ا م ر
buyruk
17
منهم
minhum
|
aralarındaki
18 Kombi Müfredat
لعلمه
leǎlimehu
ALM|ع ل م
bilirlerdi
19
الذين
elleƶīne
|
kimseler
20 Kombi Müfredat
يستنبطونه
yestenbiTūnehu
NBŦ|ن ب ط
işin içyüzünü araştıran(lar)
21
منهم
minhum
|
onun ne olduğunu
22
ولولا
velevlā
|
eğer olmasaydı
23 Kombi Müfredat
فضل
feDlu
FŽL|ف ض ل
lutfu
24
الله
llahi
|
Allah'ın
25
عليكم
ǎleykum
|
size
26 Kombi Müfredat
ورحمته
ve raHmetuhu
RḪM|ر ح م
ve rahmeti
27 Kombi Müfredat
لاتبعتم
lāttebeǎ'tumu
TBA|ت ب ع
uyardınız
28 Kombi Müfredat
الشيطان
ş-şeyTāne
ŞŦN|ش ط ن
şeytana
29
إلا
illā
|
hariç
30 Kombi Müfredat
قليلا
ḳalīlen
GLL|ق ل ل
pek azınız
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَإِذَا: ne zaman ki | جَاءَهُمْ: onlara gelse | أَمْرٌ: bir haber | مِنَ: (dair) | الْأَمْنِ: güvene | أَوِ: veya | الْخَوْفِ: korkuya | أَذَاعُوا: yayarlar | بِهِ: onu | وَلَوْ: halbuki | رَدُّوهُ: onu götürselerdi | إِلَى: | الرَّسُولِ: Elçi'ye | وَإِلَىٰ: | أُولِي: ve sahiplerine | الْأَمْرِ: buyruk | مِنْهُمْ: aralarındaki | لَعَلِمَهُ: bilirlerdi | الَّذِينَ: kimseler | يَسْتَنْبِطُونَهُ: işin içyüzünü araştıran(lar) | مِنْهُمْ: onun ne olduğunu | وَلَوْلَا: eğer olmasaydı | فَضْلُ: lutfu | اللَّهِ: Allah'ın | عَلَيْكُمْ: size | وَرَحْمَتُهُ: ve rahmeti | لَاتَّبَعْتُمُ: uyardınız | الشَّيْطَانَ: şeytana | إِلَّا: hariç | قَلِيلًا: pek azınız | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وإذا WÎZ̃E ne zaman ki | جاءهم CEÙHM onlara gelse | أمر ÊMR bir haber | من MN (dair) | الأمن ELÊMN güvene | أو ÊW veya | الخوف ELḢWF korkuya | أذاعوا ÊZ̃EAWE yayarlar | به BH onu | ولو WLW halbuki | ردوه RD̃WH onu götürselerdi | إلى ÎL | الرسول ELRSWL Elçi'ye | وإلى WÎL | أولي ÊWLY ve sahiplerine | الأمر ELÊMR buyruk | منهم MNHM aralarındaki | لعلمه LALMH bilirlerdi | الذين ELZ̃YN kimseler | يستنبطونه YSTNBŦWNH işin içyüzünü araştıran(lar) | منهم MNHM onun ne olduğunu | ولولا WLWLE eğer olmasaydı | فضل FŽL lutfu | الله ELLH Allah'ın | عليكم ALYKM size | ورحمته WRḪMTH ve rahmeti | لاتبعتم LETBATM uyardınız | الشيطان ELŞYŦEN şeytana | إلا ÎLE hariç | قليلا GLYLE pek azınız | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve iƶā: ne zaman ki | cā'ehum: onlara gelse | emrun: bir haber | mine: (dair) | l-emni: güvene | evi: veya | l-ḣavfi: korkuya | eƶāǔ: yayarlar | bihi: onu | velev: halbuki | raddūhu: onu götürselerdi | ilā: | r-rasūli: Elçi'ye | ve ilā: | ūlī: ve sahiplerine | l-emri: buyruk | minhum: aralarındaki | leǎlimehu: bilirlerdi | elleƶīne: kimseler | yestenbiTūnehu: işin içyüzünü araştıran(lar) | minhum: onun ne olduğunu | velevlā: eğer olmasaydı | feDlu: lutfu | llahi: Allah'ın | ǎleykum: size | ve raHmetuhu: ve rahmeti | lāttebeǎ'tumu: uyardınız | ş-şeyTāne: şeytana | illā: hariç | ḳalīlen: pek azınız | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VÎZ̃E: ne zaman ki | CEÙHM: onlara gelse | ÊMR: bir haber | MN: (dair) | ELÊMN: güvene | ÊV: veya | ELḢVF: korkuya | ÊZ̃EAVE: yayarlar | BH: onu | VLV: halbuki | RD̃VH: onu götürselerdi | ÎL: | ELRSVL: Elçi'ye | VÎL: | ÊVLY: ve sahiplerine | ELÊMR: buyruk | MNHM: aralarındaki | LALMH: bilirlerdi | ELZ̃YN: kimseler | YSTNBŦVNH: işin içyüzünü araştıran(lar) | MNHM: onun ne olduğunu | VLVLE: eğer olmasaydı | FŽL: lutfu | ELLH: Allah'ın | ALYKM: size | VRḪMTH: ve rahmeti | LETBATM: uyardınız | ELŞYŦEN: şeytana | ÎLE: hariç | GLYLE: pek azınız | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Emniyete, yahut korkuya ait bir haber duysalar derhal yayarlar. Halbuki Peygambere ve içlerinden emre salâhiyeti olanlara başvursalardı bu haberi arayıp duyarak yayanlar, elbette onlardan gerçeğini öğrenirlerdi. Allah'ın ihsânı ve acıması olmasaydı pek azınız müstesna, Şeytan'a uyup gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Kendilerine emniyetleriyle ilgili veya onları korkutacak bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa o haberi Rasûle veya yetkili birine (Ulül Emr) sorsalardı, onlardan işin içyüzünü öğrenebilirlerdi. Eğer üzerinizde Allâh'ın fazlı ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana (bu işi yapana) tâbi olup gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Onlara güven ve korkuyla, emniyet ve tehdit ile ilgili stratejik bir haber gelince bu bilgileri yayarlar. Halbuki bu tür bilgileri ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulullah’a ve kendi içlerinden, başlarında bulunun ülülemre, savunma görevini yürüten yetkililere (askerî uzmanlara, emniyet ve istihbarat yetkililerine) götürselerdi, bu bilgilerden sonuç çıkarma yeteneğinde olan uzmanlar, devleti, milleti, ümmeti ilgilendiren emniyetin ve tehdidin mahiyetini anlarlar, stratejik bir değerlendirme yaparlardı. Allah’ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç, hepiniz şeytana, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlara, şeytanî güçlere uyardınız, aldatılırdınız.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Onlara güven ya da korku ile ilgili bir haber gelecek olsa hemen onu yayarlar. Oysa onu Peygamber'e yahut içlerindeki yöneticilere götürselerdi o haberi inceleyip sonuç çıkarabilecek olanlar onu bilirlerdi. Eğer size Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı çok azınız hariç hep şeytana uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç çıkarabilenler', onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Hem o münafıklara, iman ordusunun zafer ve felâketine dair eminlik veya korku haberi geldiği zaman, onu yayarlar (ortalığı telâşa verirler). Halbuki o haberi, Peygambere ve mü’minlerden kumandanlara iletseler, elbette onun yayılıp yayılmaması gerektiğini onlardan öğrenirlerdi. Eğer Allah’ın nimet ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız müstesna, muhakkak şeytana uymuş gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Kendilerine guven veya korku hususunda bir haber geldiginde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara goturselerdi, onlardan sonuc cikarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'in size bol nimeti ve rahmeti olmasaydi, pek aziniz bir yana, seytana uyardiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Kendilerine güven ve korkuyla ilgili bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu (yaymadan) Peygamber'e ve kendilerinden emir sahiplerine arzetselerdi, onlardan hüküm çıkarmaya (olumlu sonuç almaya) yetkili olanları elbette onu bilirdi. Allah'ın size fazl-u rahmeti olmasaydı, —azınız müstesna— şeytana uyup giderdiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Onlara güvenlik ve tehlikeyle ilgili bir söylenti ulaşsa onu yayarlar. Durumu elçiye ve aralarındaki yetkililere iletselerdi uzmanları onu değerlendirirdi. Size ALLAH'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç şeytana uyacaktınız.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hem kendilerine güven ve korku ile ilgili bir haber geldi mi onu yayıveriyorlar; halbuki, onu peygambere ve içlerinden yetkili olanlara arzetseler, elbette bunların görüş sunabilme yeteneğine sahip olanları onu anlar, bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı azınız hariç, şeytana uyup gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem emn-ü havfe dair bir haber geldiği vakıt kendilerine onu yayıveriyorlar, halbuki onu Peygambere ve içlerinden ülül'emr olanlara arz etseler elbette bunların istinbata kadir olanları onu anlar bilirlerdi, eğer Allahın fazl u rahmeti üzerinizde olmasa idi pek azınızdan maadası şeytana uymuş gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Onlar güvene ya da korkuya ilişkin bir haber alınca onu hemen yayarlar. Oysa eğer o haberi peygambere ya da başlarındaki kendi yetkililerine götürseler, aralarındaki yorum yapmaya yetenekli olanlar onun mahiyetini anlarlardı. Eğer Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, küçük bir azınlık dışında hepiniz şeytana uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Kendilerine güven (emni) veya korku buyruğu [bütün çeviriler buradaki emr'i haber yapmış] geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler / yayarlar. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan buyruk sahiplerine / buyurganlara götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç çıkarabilenler' onu bilirlerdi. Tanrı'nın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız dışında herhalde şeytana uymuştunuz.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve kendilerine güvenden veya korkudan bir emir geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Elçi'ye ve kendilerinden olan yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yeten kimseler, onu bilirlerdi. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki armağanları ve rahmeti olmasaydı, –pek azınız hariç– kesinlikle şeytana uymuştunuz. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Onlara emînlik veya korku haberi geldiği zaman onu yayıverirler. Halbuki bunu peygambere ve onlardan (müminlerden) emir saahiblerine döndürmüş (onlara müracaat etmiş) olsalardı o (haberi) arayıb yayanlar bunu elbet onlardan öğrenirlerdi. Allahın üzerinizdeki lutf-ü inayeti ve esirgemesi olmasaydı, birazınız müstesna olmak üzere, muhakkak ki şeytana uymuş gitmişdiniz. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Hem onlara emniyet veya korkuya dâir bir haber geldiğinde onu yayıverirler. Ama onu, peygambere ve içlerinden ülü’l-emre (emir sâhibi idârecilerine) arz etselerdi, onlardan bunu (o işin gerçek mâhiyetini, dirâyetleriyle ortaya) çıkarabilecek olanlar, elbette onu(n tedbîrini) bilirlerdi. İşte üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, elbette pek azınız müstesnâ, şeytana uyardınız!Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Kendilerine güven ve korkuya dair bir haber geldiğinde; onu yayarlar. Halbuki o haberi peygambere veya mü'min kumandanlara götürselerdi; onlar, ondan ne gibi netice çıkaracaklarını bilirlerdi. Eğer üzerinizde Allah'ın nimet ve rahmeti olmasaydı; pek azınız müstesna, şeytana uymuş gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve onlara emniyet veya korku haberi geldiği zaman onu açıklarlar (yayarlar). Ve eğer, onu (o haberi) Resûl'e ve kendilerinden olan ulûl emre iletselerdi (herkese açıklamasalardı), onlardan, onun (o haberin) iç yüzünü araştıranlar mutlaka (gerçeği) bilirlerdi.Ve Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinize olmasaydı, pek azınız hariç mutlaka şeytana uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Onlar savaş veya barış ile ilgili herhangi bir (gizli) konuda bilgi sahibi olduklarında onu dışarıya yayarlar; halbuki onu Peygambere ve müminler arasından kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara arzetmiş olsalardı, gizli bilgiler elde etmekle uğraşanlar onu(nla ilgili olarak ne yapılması gerektiğini) mutlaka bilirlerdi. Ama Allahın size lütfu ve rahmeti sayesinde aranızdan çok az kimse şeytanın ardına takılmıştır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onlara eminlikten veya korkudan bir haber geldiği zaman onu yayıverirler. Ve eğer onu Peygamber'e veya kendilerinden olan emir sahiplerine arz etseler elbette onlardan bunun hükmünü çıkaracak zatlar bunu bilirlerdi. Ve eğer Allah Teâlâ'nın lütuf ve rahmeti üzerinize olmasa idi pek azınız müstesna, elbette şeytana uymuş olurdunuz.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Onlara güven ve korkuya dair bir haber gelse, hemen onu yayarlar. Halbuki onu Peygamber'e veya kendilerinden olan emir sahiplerine arzetselerdi, onlardan hüküm çıkarmaya gücü yetenler elbette onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve nimeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyar giderdiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Onlara güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa, onu Peygamber’e ve müminlerden olan emir sahiplerine götürselerdi onlardan hüküm tespit edebilecek olanlar onu bilirdi. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Onlara güvenlik veya korkuya dair bir haber geldiğinde doğru olup olmadığını araştırmadan ve yaymakta mahzur bulunup bulunmadığını danışmadan hemen onu yayarlar. Halbuki onlar bu haberi peygambere ve aralarındaki yetkili zatlara arzetselerdi elbette işin içyüzünü araştırıp ortaya çıkaranlar, onun mahiyetini, haberin neye delâlet ettiğini bilirlerdi. Eğer Allah’ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana uymuş gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Elçi'ye ve aralarında buyruk sâhiplerine götürselerdi, işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu (haberin taşıdığı anlamı) bilirlerdi. Eğer size Allâh'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, birçok işinizde şeytâna uyardınız.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan sonuç çıkarabilenler, onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Bir de, onlara ister güven, isterse korku verici olsun, bir haber ulaştığında, hemen onu yayıverirler. Halbuki onu Peygambere ve içlerinden yetkili olan kimselere havale etselerdi, onların araştırmaya ve hüküm çıkarmaya ehil olanları, işin doğrusunu bilirlerdi. Eğer üzerinizde Allah'ın lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız dışında şeytana uymuş gitmiştiniz.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Onlara, güven yahut korkuya ilişkin bir haber ulaştığında onu hemen yaydılar. Oysaki, onu resule ve içlerindeki sorumluluk sahiplerine götürmüş olsalardı, aralarındaki okuyup araştırarak hüküm çıkaranlar, onu elbette bileceklerdi. Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız/pek az işiniz hariç şeytanın ardısıra giderdiniz.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.