Kırık Meal (Arapça) : |وَمَا: | أَرْسَلْنَا: biz göndermedik | مِنْ: hiçbir | رَسُولٍ: elçiyi | إِلَّا: başka bir amaçla | لِيُطَاعَ: ita'at edilmekten | بِإِذْنِ: izniyle | اللَّهِ: Allah'ın | وَلَوْ: eğer | أَنَّهُمْ: onlar | إِذْ: zaman | ظَلَمُوا: zulmettikleri | أَنْفُسَهُمْ: kendilerine | جَاءُوكَ: sana gelseler | فَاسْتَغْفَرُوا: bağışlanma dileseler | اللَّهَ: Allah'tan | وَاسْتَغْفَرَ: ve bağışlanmasını dileseydi | لَهُمُ: onların | الرَّسُولُ: Elçi | لَوَجَدُوا: elbette bulurlardı | اللَّهَ: Allah'ı | تَوَّابًا: affedici | رَحِيمًا: merhametli |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وما WME | أرسلنا ÊRSLNEbiz göndermedik | من MNhiçbir | رسول RSWLelçiyi | إلا ÎLEbaşka bir amaçla | ليطاع LYŦEAita'at edilmekten | بإذن BÎZ̃Nizniyle | الله ELLHAllah'ın | ولو WLWeğer | أنهم ÊNHMonlar | إذ ÎZ̃zaman | ظلموا ƵLMWEzulmettikleri | أنفسهم ÊNFSHMkendilerine | جاءوك CEÙWKsana gelseler | فاستغفروا FESTĞFRWEbağışlanma dileseler | الله ELLHAllah'tan | واستغفر WESTĞFRve bağışlanmasını dileseydi | لهم LHMonların | الرسول ELRSWLElçi | لوجدوا LWCD̃WEelbette bulurlardı | الله ELLHAllah'ı | توابا TWEBEaffedici | رحيما RḪYMEmerhametli |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve mā: | erselnā: biz göndermedik | min: hiçbir | rasūlin: elçiyi | illā: başka bir amaçla | liyuTāǎ: ita'at edilmekten | biiƶni: izniyle | llahi: Allah'ın | velev: eğer | ennehum: onlar | iƶ: zaman | Zelemū: zulmettikleri | enfusehum: kendilerine | cā'ūke: sana gelseler | festeğferū: bağışlanma dileseler | llahe: Allah'tan | vesteğfera: ve bağışlanmasını dileseydi | lehumu: onların | r-rasūlu: Elçi | levecedū: elbette bulurlardı | llahe: Allah'ı | tevvāben: affedici | raHīmen: merhametli |
Kırık Meal (Transcript) : |VME: | ÊRSLNE: biz göndermedik | MN: hiçbir | RSVL: elçiyi | ÎLE: başka bir amaçla | LYŦEA: ita'at edilmekten | BÎZ̃N: izniyle | ELLH: Allah'ın | VLV: eğer | ÊNHM: onlar | ÎZ̃: zaman | ƵLMVE: zulmettikleri | ÊNFSHM: kendilerine | CEÙVK: sana gelseler | FESTĞFRVE: bağışlanma dileseler | ELLH: Allah'tan | VESTĞFR: ve bağışlanmasını dileseydi | LHM: onların | ELRSVL: Elçi | LVCD̃VE: elbette bulurlardı | ELLH: Allah'ı | TVEBE: affedici | RḪYME: merhametli |
Abdulbaki Gölpınarlı : Biz, her peygamberi ancak, Allah izniyle ona itaat edilsin diye gönderdik; onlar da nefislerine zulmettikleri vakit sana gelerek Allah'ın, kendilerini yarlıgamasını isteselerdi, Peygamber de onların yarlıganmalarını dileseydi elbette Allah'ın tövbeleri kabul edici rahîm olduğunu görür, anlarlardı.
Adem Uğur : Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
Ahmed Hulusi : Biz her Rasûlü, kendilerine Allâh'ın izniyle itaat edilmeleri için irsâl ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allâh'tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasûl de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allâh'ı Tevvab ve Rahıym bulacaklardı.
Ahmet Tekin : Biz, hangi Rasûlü, hangi peygamberi özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdikse, Allah’ın bilgisi emirleri ve yasaları dahilinde sırf itaat edilsin, tebliğine, teşriine, sünnetine uyulup uygulansın diye gönderdik. Eğer onlar günah işleyerek kendilerine, birbirlerine zulmettikleri, haksızlık ettikleri zaman sana gelseler de, Allah’tan bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dileselerdi, Allah’ın Rasûlü de onlar için Allah’tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileseydi, Allah’ı, kendilerini tevbeye, itaate sevkedici, tevbelerini kabul edici ve merhametli bulurlardı.
Ahmet Varol : Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi için göndermişizdir. Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi, Peygamber de onlar için Allah'tan bağışlama (mağfiret) dileseydi şüphesiz Allah'ı, tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olarak bulurlardı.
Ali Bulaç : Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.
Ali Fikri Yavuz : Biz her peygamberi, ancak Allah’ın izni ile kendisine itaat olunmak için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına Allah’dan mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için afv isteseydi, elbette Allah’ı, tevbeleri ziyade kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.
Bekir Sadak : Biz her peygamberi ancak, Allah'in izniyle, itaat olunmasi icin gonderdik. Onlar, kendilerine yazik ettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileseler ve Peygamber de onlara magfiret dileseydi, Allah'in tevbeleri daima kabul ve merhamet eden oldugunu gorurlerdi.
Celal Yıldırım : Biz gönderdiğimiz her peygamberi, ancak —Allah'ın izniyle— kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Peygamber de onlar için Allah'tan bağışlanma dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli bulurlardı.
Diyanet İşleri : Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
Diyanet İşleri (eski) : Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.
Diyanet Vakfi : Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
Edip Yüksel : Biz her elçiyi, ALLAH'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH'ı Affedici ve Rahim bulacaklardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece Allah'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.
Elmalılı Hamdi Yazır : Biz her hangi bir Peygamberi gönderdikse mahzâ Allahın iznile itaat edilmek için gönderdik, eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için istiğfar ediverse idi elbette Allahı tevvab, rahîm bulacaklardı
Fizilal-il Kuran : Biz gönderdiğimiz her peygamberi, Allah'ın izni ile, mutlaka kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelerek Allah'tan af dileselerdi ve Peygamber de onlar adına af dileseydi, Allah'ı tevbeleri kabul edici ve merhametli olarak bulacaklardı.
Gültekin Onan : Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Tanrı'nın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Tanrı'dan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Tanrı'yı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.
Hakkı Yılmaz : Ve Biz, her elçiyi sadece, Allah'ın izniyle/ bilgisi ile itaat olunsun diye gönderdik. Ve eğer onlar şirk koşmak sûretiyle kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmalarını isteselerdi, sen de onlar için bağışlanma isteseydin, kesinlikle Allah'ı tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı veren, çok merhamet eden olarak bulurlardı.
Hasan Basri Çantay : Biz hiç bir peygamberi, Allahın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle, göndermedik. Onlar kendilerine zulmetdikleri vakit sana gelib de Allahdan mağfiret dileselerdi onlara (sen) peygamber de mağfiret isteyiverseydi (n) elbette Allahı tevbeleri hakkıyle kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.
Hayrat Neşriyat : Hâlbuki (biz) her peygamberi ancak, Allah’ın izniyle, itâat olunması için gönderdik. Ve gerçekten onlar (günah işleyerek) nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip de Allah’dan mağfiret isteselerdi (ve) peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, şübhesiz Allah’ı, Tevvâb (tevbelerini kabûl edici), Rahîm (yalvarışlarına merhamet edici) olarak bulurlardı!
İbni Kesir : Biz, hiçbir peygamberi Allah'ın izniyle itaat edilmekten başka bir gaye ile göndermedik. Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamberleri de onlara mağfiret dileseydi elbette Allah'ı Tevvab vd Rahim olarak bulacaklardı.
İskender Evrenosoğlu : Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl'ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Muhammed Esed : Zira biz her peygamberi, ancak, Allahın izniyle kendisine tabi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra, sana gelip Allahtan bağışlanma dileselerdi Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allahın tevbeleri kabul edici ve bir rahmet kaynağı olduğunu tereddütsüz görürlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen : Biz hiçbir peygamber göndermedik, ancak Allah Teâlâ'nın izniyle itaat edilmesi için gönderdik. Ve eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah Teâlâ'dan mağfiret isteseydiler ve onlara peygamber de istiğfarda bulunsaydı elbette Allah Teâlâ'yı tevbeleri çok kabul edici ve çok esirgeyici bulacaklardı.
Ömer Öngüt : Biz hiçbir peygamberi, Allah'ın izni ile kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit, sana gelip de Allah'tan tevbekâr olarak günahlarının bağışlanmasını isteselerdi ve Peygamber de kendileri için af isteyiverseydi, elbette Allah'ı affedici ve merhametli bulurlardı.
Şaban Piriş : Biz, her peygamberi ancak, Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.
Suat Yıldırım : Biz hiç bir peygamberi, Allah’ın izni ile, kendisine itaat olunmaktan başka bir gaye ile göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah’ı tövbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı.
Süleyman Ateş : Biz hiçbir elçiyi, Allâh'ın izniyle itâ'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günâhlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allâh'ı affedici, merhametli bulurlardı.
Tefhim-ul Kuran : Biz peygamberlerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve peygamber de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.
Ümit Şimşek : Biz hangi peygamberi gönderdiysek, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar da kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah'tan af dileseler ve Peygamber de onlar için af dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
Yaşar Nuri Öztürk : Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahîm olarak bulacaklardı.