» 5 / Mâide  119:

Kuran Sırası: 5
İniş Sırası: 112
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120

 » 5 / Mâide  Suresi: 119
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. قَالَ (GEL) = ḳāle : buyurdu
2. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah
3. هَٰذَا (HZ̃E) = hāƶā : bu
4. يَوْمُ (YVM) = yevmu : gündür
5. يَنْفَعُ (YNFA) = yenfeǔ : fayda sağlayacağı
6. الصَّادِقِينَ (ELṦED̃GYN) = S-Sādiḳīne : sadıklara
7. صِدْقُهُمْ (ṦD̃GHM) = Sidḳuhum : doğruluklarının
8. لَهُمْ (LHM) = lehum : onlar için vardır
9. جَنَّاتٌ (CNET) = cennātun : cennetler
10. تَجْرِي (TCRY) = tecrī : akan
11. مِنْ (MN) = min :
12. تَحْتِهَا (TḪTHE) = teHtihā : altlarından
13. الْأَنْهَارُ (ELÊNHER) = l-enhāru : ırmaklar
14. خَالِدِينَ (ḢELD̃YN) = ḣālidīne : kalacakları
15. فِيهَا (FYHE) = fīhā : içinde
16. أَبَدًا (ÊBD̃E) = ebeden : ebediyyen
17. رَضِيَ (RŽY) = raDiye : razı olmuştur
18. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah
19. عَنْهُمْ (ANHM) = ǎnhum : onlardan
20. وَرَضُوا (VRŽVE) = ve raDū : onlar da razı olmuşlardır
21. عَنْهُ (ANH) = ǎnhu : O'ndan
22. ذَٰلِكَ (Z̃LK) = ƶālike : işte budur
23. الْفَوْزُ (ELFVZ) = l-fevzu : başarı
24. الْعَظِيمُ (ELAƵYM) = l-ǎZīmu : büyük
buyurdu | Allah | bu | gündür | fayda sağlayacağı | sadıklara | doğruluklarının | onlar için vardır | cennetler | akan | | altlarından | ırmaklar | kalacakları | içinde | ebediyyen | razı olmuştur | Allah | onlardan | onlar da razı olmuşlardır | O'ndan | işte budur | başarı | büyük |

[GVL] [] [] [YVM] [NFA] [ṦD̃G] [ṦD̃G] [] [CNN] [CRY] [] [TḪT] [NHR] [ḢLD̃] [] [EBD̃] [RŽV] [] [] [RŽV] [] [] [FVZ] [AƵM]
GEL ELLH HZ̃E YVM YNFA ELṦED̃GYN ṦD̃GHM LHM CNET TCRY MN TḪTHE ELÊNHER ḢELD̃YN FYHE ÊBD̃E RŽY ELLH ANHM VRŽVE ANH Z̃LK ELFVZ ELAƵYM

ḳāle llahu hāƶā yevmu yenfeǔ S-Sādiḳīne Sidḳuhum lehum cennātun tecrī min teHtihā l-enhāru ḣālidīne fīhā ebeden raDiye llahu ǎnhum ve raDū ǎnhu ƶālike l-fevzu l-ǎZīmu
قال الله هذا يوم ينفع الصادقين صدقهم لهم جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها أبدا رضي الله عنهم ورضوا عنه ذلك الفوز العظيم

 » 5 / Mâide  Suresi: 119
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قال ق و ل | GVL GEL ḳāle buyurdu Will say
الله | ELLH llahu Allah Allah,
هذا | HZ̃E hāƶā bu """This"
يوم ي و م | YVM YVM yevmu gündür Day
ينفع ن ف ع | NFA YNFA yenfeǔ fayda sağlayacağı will profit
الصادقين ص د ق | ṦD̃G ELṦED̃GYN S-Sādiḳīne sadıklara the truthful
صدقهم ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GHM Sidḳuhum doğruluklarının "their truthfulness."""
لهم | LHM lehum onlar için vardır For them
جنات ج ن ن | CNN CNET cennātun cennetler (are) Gardens
تجري ج ر ي | CRY TCRY tecrī akan flows
من | MN min from
تحتها ت ح ت | TḪT TḪTHE teHtihā altlarından underneath it
الأنهار ن ه ر | NHR ELÊNHER l-enhāru ırmaklar the rivers
خالدين خ ل د | ḢLD̃ ḢELD̃YN ḣālidīne kalacakları will abide
فيها | FYHE fīhā içinde in it
أبدا ا ب د | EBD̃ ÊBD̃E ebeden ebediyyen "forever."""
رضي ر ض و | RŽV RŽY raDiye razı olmuştur is pleased
الله | ELLH llahu Allah Allah
عنهم | ANHM ǎnhum onlardan with them
ورضوا ر ض و | RŽV VRŽVE ve raDū onlar da razı olmuşlardır and they are pleased
عنه | ANH ǎnhu O'ndan with Him.
ذلك | Z̃LK ƶālike işte budur That
الفوز ف و ز | FVZ ELFVZ l-fevzu başarı (is) the success,
العظيم ع ظ م | AƵM ELAƵYM l-ǎZīmu büyük (the) great.

5:119 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

buyurdu | Allah | bu | gündür | fayda sağlayacağı | sadıklara | doğruluklarının | onlar için vardır | cennetler | akan | | altlarından | ırmaklar | kalacakları | içinde | ebediyyen | razı olmuştur | Allah | onlardan | onlar da razı olmuşlardır | O'ndan | işte budur | başarı | büyük |

[GVL] [] [] [YVM] [NFA] [ṦD̃G] [ṦD̃G] [] [CNN] [CRY] [] [TḪT] [NHR] [ḢLD̃] [] [EBD̃] [RŽV] [] [] [RŽV] [] [] [FVZ] [AƵM]
GEL ELLH HZ̃E YVM YNFA ELṦED̃GYN ṦD̃GHM LHM CNET TCRY MN TḪTHE ELÊNHER ḢELD̃YN FYHE ÊBD̃E RŽY ELLH ANHM VRŽVE ANH Z̃LK ELFVZ ELAƵYM

ḳāle llahu hāƶā yevmu yenfeǔ S-Sādiḳīne Sidḳuhum lehum cennātun tecrī min teHtihā l-enhāru ḣālidīne fīhā ebeden raDiye llahu ǎnhum ve raDū ǎnhu ƶālike l-fevzu l-ǎZīmu
قال الله هذا يوم ينفع الصادقين صدقهم لهم جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها أبدا رضي الله عنهم ورضوا عنه ذلك الفوز العظيم

[ق و ل] [] [] [ي و م] [ن ف ع] [ص د ق] [ص د ق] [] [ج ن ن] [ج ر ي] [] [ت ح ت] [ن ه ر] [خ ل د] [] [ا ب د] [ر ض و] [] [] [ر ض و] [] [] [ف و ز] [ع ظ م]

 » 5 / Mâide  Suresi: 119
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قال ق و ل | GVL GEL ḳāle buyurdu Will say
Gaf,Elif,Lam,
100,1,30,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الله | ELLH llahu Allah Allah,
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
هذا | HZ̃E hāƶā bu """This"
He,Zel,Elif,
5,700,1,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
يوم ي و م | YVM YVM yevmu gündür Day
Ye,Vav,Mim,
10,6,40,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
ينفع ن ف ع | NFA YNFA yenfeǔ fayda sağlayacağı will profit
Ye,Nun,Fe,Ayn,
10,50,80,70,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
الصادقين ص د ق | ṦD̃G ELṦED̃GYN S-Sādiḳīne sadıklara the truthful
Elif,Lam,Sad,Elif,Dal,Gaf,Ye,Nun,
1,30,90,1,4,100,10,50,
N – accusative masculine plural active participle
اسم منصوب
صدقهم ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GHM Sidḳuhum doğruluklarının "their truthfulness."""
Sad,Dal,Gaf,He,Mim,
90,4,100,5,40,
N – nominative masculine noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
لهم | LHM lehum onlar için vardır For them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
جنات ج ن ن | CNN CNET cennātun cennetler (are) Gardens
Cim,Nun,Elif,Te,
3,50,1,400,
N – nominative feminine plural indefinite noun
اسم مرفوع
تجري ج ر ي | CRY TCRY tecrī akan flows
Te,Cim,Re,Ye,
400,3,200,10,
V – 3rd person feminine singular imperfect verb
فعل مضارع
من | MN min from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
تحتها ت ح ت | TḪT TḪTHE teHtihā altlarından underneath it
Te,Ha,Te,He,Elif,
400,8,400,5,1,
N – genitive noun
PRON – 3rd person feminine singular possessive pronoun
اسم مجرور و«ها» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
الأنهار ن ه ر | NHR ELÊNHER l-enhāru ırmaklar the rivers
Elif,Lam,,Nun,He,Elif,Re,
1,30,,50,5,1,200,
N – nominative masculine plural noun
اسم مرفوع
خالدين خ ل د | ḢLD̃ ḢELD̃YN ḣālidīne kalacakları will abide
Hı,Elif,Lam,Dal,Ye,Nun,
600,1,30,4,10,50,
N – accusative masculine plural active participle
اسم منصوب
فيها | FYHE fīhā içinde in it
Fe,Ye,He,Elif,
80,10,5,1,
P – preposition
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
جار ومجرور
أبدا ا ب د | EBD̃ ÊBD̃E ebeden ebediyyen "forever."""
,Be,Dal,Elif,
,2,4,1,
T – accusative masculine indefinite time adverb
ظرف زمان منصوب
رضي ر ض و | RŽV RŽY raDiye razı olmuştur is pleased
Re,Dad,Ye,
200,800,10,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الله | ELLH llahu Allah Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
عنهم | ANHM ǎnhum onlardan with them
Ayn,Nun,He,Mim,
70,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
ورضوا ر ض و | RŽV VRŽVE ve raDū onlar da razı olmuşlardır and they are pleased
Vav,Re,Dad,Vav,Elif,
6,200,800,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
عنه | ANH ǎnhu O'ndan with Him.
Ayn,Nun,He,
70,50,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
ذلك | Z̃LK ƶālike işte budur That
Zel,Lam,Kef,
700,30,20,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
الفوز ف و ز | FVZ ELFVZ l-fevzu başarı (is) the success,
Elif,Lam,Fe,Vav,Ze,
1,30,80,6,7,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
العظيم ع ظ م | AƵM ELAƵYM l-ǎZīmu büyük (the) great.
Elif,Lam,Ayn,Zı,Ye,Mim,
1,30,70,900,10,40,
ADJ – nominative masculine singular adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |قَالَ: buyurdu | اللَّهُ: Allah | هَٰذَا: bu | يَوْمُ: gündür | يَنْفَعُ: fayda sağlayacağı | الصَّادِقِينَ: sadıklara | صِدْقُهُمْ: doğruluklarının | لَهُمْ: onlar için vardır | جَنَّاتٌ: cennetler | تَجْرِي: akan | مِنْ: | تَحْتِهَا: altlarından | الْأَنْهَارُ: ırmaklar | خَالِدِينَ: kalacakları | فِيهَا: içinde | أَبَدًا: ebediyyen | رَضِيَ: razı olmuştur | اللَّهُ: Allah | عَنْهُمْ: onlardan | وَرَضُوا: onlar da razı olmuşlardır | عَنْهُ: O'ndan | ذَٰلِكَ: işte budur | الْفَوْزُ: başarı | الْعَظِيمُ: büyük |
Kırık Meal (Harekesiz) : |قال GEL buyurdu | الله ELLH Allah | هذا HZ̃E bu | يوم YWM gündür | ينفع YNFA fayda sağlayacağı | الصادقين ELṦED̃GYN sadıklara | صدقهم ṦD̃GHM doğruluklarının | لهم LHM onlar için vardır | جنات CNET cennetler | تجري TCRY akan | من MN | تحتها TḪTHE altlarından | الأنهار ELÊNHER ırmaklar | خالدين ḢELD̃YN kalacakları | فيها FYHE içinde | أبدا ÊBD̃E ebediyyen | رضي RŽY razı olmuştur | الله ELLH Allah | عنهم ANHM onlardan | ورضوا WRŽWE onlar da razı olmuşlardır | عنه ANH O'ndan | ذلك Z̃LK işte budur | الفوز ELFWZ başarı | العظيم ELAƵYM büyük |
Kırık Meal (Okunuş) : |ḳāle: buyurdu | llahu: Allah | hāƶā: bu | yevmu: gündür | yenfeǔ: fayda sağlayacağı | S-Sādiḳīne: sadıklara | Sidḳuhum: doğruluklarının | lehum: onlar için vardır | cennātun: cennetler | tecrī: akan | min: | teHtihā: altlarından | l-enhāru: ırmaklar | ḣālidīne: kalacakları | fīhā: içinde | ebeden: ebediyyen | raDiye: razı olmuştur | llahu: Allah | ǎnhum: onlardan | ve raDū: onlar da razı olmuşlardır | ǎnhu: O'ndan | ƶālike: işte budur | l-fevzu: başarı | l-ǎZīmu: büyük |
Kırık Meal (Transcript) : |GEL: buyurdu | ELLH: Allah | HZ̃E: bu | YVM: gündür | YNFA: fayda sağlayacağı | ELṦED̃GYN: sadıklara | ṦD̃GHM: doğruluklarının | LHM: onlar için vardır | CNET: cennetler | TCRY: akan | MN: | TḪTHE: altlarından | ELÊNHER: ırmaklar | ḢELD̃YN: kalacakları | FYHE: içinde | ÊBD̃E: ebediyyen | RŽY: razı olmuştur | ELLH: Allah | ANHM: onlardan | VRŽVE: onlar da razı olmuşlardır | ANH: O'ndan | Z̃LK: işte budur | ELFVZ: başarı | ELAƵYM: büyük |
Abdulbaki Gölpınarlı : Allah diyecek ki: Bugün, öyle bir gündür ki gerçeklerin gerçekliği fayda eder ancak. Onlarındır kıyılarından ırmaklar akan cennetler, ebedî kalırlar orada. Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da ondan râzı olmuşlardır. İşte budur en büyük kurtuluş.
Adem Uğur : (Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.
Ahmed Hulusi : Allâh buyurdu: "Bu, sadıklara, tasdiklerinin (hakikati şüphesiz ve tereddütsüz) sonucunun yaşandığı gündür! İçinde ebedî kalıcılar olarak, altlarından nehirler akan cennetler var onlar için". . . Allâh onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı. . . İşte budur büyük kurtuluş!
Ahmet Tekin : Allah: 'Îsâ’nın bu sözleri söylediği gün, doğrulara, samimi olanlara, imanda, İslâm’da sadâkatlerinin fayda vereceği gündür. Onlara altlarından ırmaklar akan cennet konakları var. Orada ebedî yaşayacaklar. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük mutluluk ve kazanç budur.' buyurdu.
Ahmet Varol : Allah der ki: 'Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağlayacağı bir gündür. Onlar için altından ırmaklar akan içinde sonsuza kadar kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.'
Ali Bulaç : Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."
Ali Fikri Yavuz : Allah şöyle buyurur: “-Bugün, doğru söyliyenlerin sadakatleri kendilerine fayda vereceği bir gündür. Onlara, ağaçları altından ırmakla akar cennetler vardır. Onlar orada devamlı olarak kalıcıdırlar. Allah kendilerinden razı olmuş, onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. İşte bu, en büyük kurtuluş!...
Bekir Sadak : Allah, «Bu, dogrulara dogruluklarinin fayda verdigi gundur; ebedi ve temelli kalacaklari, altlarindan irmaklar akan cennetler onlarindir. Allah onlardan hosnud olmustur, onlar da Allah'tan hosnud olmuslardir, bu buyuk kurtulustur» dedi.
Celal Yıldırım : (Bunun üzerine) Allah buyuracak : (Bugün) doğruların doğruluklarının kendilerine yarar verdiği gündür; onlar için altlarından ırmaklar akan içinde ebedî kalacakları Cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'tan razı oldular. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.
Diyanet İşleri : Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.
Diyanet İşleri (eski) : Allah, 'Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür; ebedi ve temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır, bu büyük kurtuluştur' dedi.
Diyanet Vakfi : (Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.
Edip Yüksel : ALLAH ilan edecek: 'Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağladığı gündür.' Onlar için içlerinden ırmaklar akan ve orada sürekli kalacakları cennetler (bahçeler) var. ALLAH onlardan, onlar da O'ndan hoşnut olmuştur. Büyük başarı işte bu...
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah buyurdu ki: «Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır». Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Allah buyurur ki: «İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan. İşte o büyük kurtuluş budur.
Elmalılı Hamdi Yazır : Allah buyurur ki: bu, işte sadıklara sadakatlerinin faide vereceği gündür, onlara altından ırmaklar akar cennetler var ebediyyen içlerinde kalmak üzere onlar, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allahdan razı, işte o fevzı azîm bu
Fizilal-il Kuran : Allah dedi ki; Bugün, doğruların doğruluklarının yararını görecekleri gündür, onlar için altından nehirler akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennétler vardır. Allah onlardan razıdır, onlar da ondan razıdırlar. İşte o büyük kurtuluş, o büyük başarı budur.
Gültekin Onan : Tanrı dedi ki: "Bu, doğrulara doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan ve orada ebediyen kalacakları cennetler vardır. Tanrı onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."
Hakkı Yılmaz : Allah dedi ki: “Bu, doğru kimselere doğruluklarının yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde sonsuz kalıcılar olarak altlarından ırmaklar akan cennetler vardır.” Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
Hasan Basri Çantay : (Bu suâl ve cevablardan sonra) Allah dedi (diyecek) ki: «Bu (gün) doğru söyleyenlerin sadâkatları kendilerine fâide vereceği bir gündür. Altından ırmaklar akan cennetler — ki orada ebedî ve daimî kalıcıdırlar — Onlarındır. Allah kendilerinden raazî olmuşdur, kendileri de Ondan raazî olmuşlardır ve işte bu, en büyük kurtuluş ve seâdetdir».
Hayrat Neşriyat : (Bunun üzerine) Allah şöyle buyurur: 'Bu (gün), doğru olanlara doğruluklarının fayda vereceği gündür! Onlar için, altlarından ırmaklar akan Cennetler vardır; (onlar)orada ebedî olarak devamlı kalıcıdırlar. Allah onlardan râzı olmuştur ve (onlar da) O’ndan râzı olmuşlardır.' İşte büyük kurtuluş budur!
İbni Kesir : Allah buyurdu ki: Bu, doğru söyleyenlerin doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlara; altından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah; onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnud olmuşlardır. Büyük kurtuluş işte budur.
İskender Evrenosoğlu : Allahû Tealâ şöyle buyurdu; "Bugün sadıklara, sadâkatlarının kendilerine fayda vereceği bir gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî olarak kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah'tan râzı olmuşlardır. İşte bu, “Fevz-ül Azîm” dir (en büyük fevzdir).
Muhammed Esed : (Ve Hesap Günü) Allah şöyle diyecektir. "Bugün sözlerine sadık olanlar hakikate sadakatlerinin faydasını görecekler: sonsuza kadar kalacakları, içinden ırmaklar akan hasbahçeler onların olacak; Allah onlardan çok hoşnuttur ve onlar da Allahtan çok hoşnutturlar: Bu büyük bir mazhariyettir".
Ömer Nasuhi Bilmen : Allah Teâlâ buyurdu ki: «Bu, sâdıklara sadâkatlarının faide vereceği bir gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır ki, onlar bunlarda ebedî olarak kalıcılardır. Allah Teâlâ onlardan razı olmuş, onlar da Allah Teâlâ'dan razı olmuşlardır. İşte bu, en büyük bir kurtuluştur.»
Ömer Öngüt : Allah şöyle buyurdu: “Bu, sâdıkların sadakatlerinin fayda vereceği gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah'tan râzı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
Şaban Piriş : Allah ise şöyle dedi: -İşte bugün, doğrulara doğrulukları fayda verir. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.
Suat Yıldırım : Bunlardan sonra Allah buyurur ki: "Bu gün o gündür ki, doğruların doğruluğu kendilerine fayda verir. Onlara içinden ırmaklar akan cennetler var. Orada daimî kalırlar. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı ve mutluluk budur!"
Süleyman Ateş : Allâh buyurdu: "Bu, sâdıklara, doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır." Allâh onlardan râzı olmuştur, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur!
Tefhim-ul Kuran : Allah dedi ki: «Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.»
Ümit Şimşek : Allah buyurur ki: Bugün, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlar için, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetler vardır. Allah onlardan razıdır, onlar Allah'tan. Bu ise pek büyük bir kazanç ve kurtuluştur.
Yaşar Nuri Öztürk : Allah buyurdu: "Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte budur büyük kurtuluş.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}