Kırık Meal (Arapça) : |لِنُرِيَكَ: sana göstermek için | مِنْ: bazılarını | ايَاتِنَا: mu'cizelerimizden | الْكُبْرَى: en büyük |
Kırık Meal (Harekesiz) : |لنريك LNRYKsana göstermek için | من MNbazılarını | آياتنا ËYETNEmu'cizelerimizden | الكبرى ELKBRen büyük |
Kırık Meal (Okunuş) : |linuriyeke: sana göstermek için | min: bazılarını | āyātinā: mu'cizelerimizden | l-kubrā: en büyük |
Kırık Meal (Transcript) : |LNRYK: sana göstermek için | MN: bazılarını | ËYETNE: mu'cizelerimizden | ELKBR: en büyük |
Abdulbaki Gölpınarlı : Böylece de en büyük delillerimizden bir kısmını gösterelim sana.
Adem Uğur : Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.
Ahmed Hulusi : "Sana en büyük mucizelerimizden gösterelim böylece!"
Ahmet Tekin : 'Sana kudretimizin ve peygamberliğinin delili olan en büyük mûcizelerimizden bazılarını gösterelim istedik.'
Ahmet Varol : Böylece sana, büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım.
Ali Bulaç : "Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım."
Ali Fikri Yavuz : Bunları, sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık.
Bekir Sadak : (21-23) Allah: «Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz. Daha buyuk mucizelerimizi sana gostermemiz icin elini koltugunun altina koy da, diger bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz ciksin» dedi.*
Celal Yıldırım : Tâ ki, bununla sana en büyük mu'cizelerimizi gösterelim.
Diyanet İşleri : (22-23) “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.”
Diyanet İşleri (eski) : (21-23) Allah: 'Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın' dedi.
Diyanet Vakfi : Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.
Edip Yüksel : 'Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim.'