Biz Kur’ân’ı sana, lüzumundan fazla ibadetle kendini yorarak sıkıntıya düşesin, kavmin küfürde ısrar ettiği, senin peygamberliğine iman etmediği için, tebliğde bulun-duğun muhataplarının ters ve düşmanca davranışları dolayısıyla üzülesin, bedbaht olasın diye indirmedik.(20:2)
Ancak Allah’a saygı duyan, korkan kimse için öğüt olarak indirdik.(20:3)
Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından, bölüm bölüm indirdik.(20:4)
Rahmet sahibi, Rahman olan Allah Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında hükümranlığını kurdu.(20:5)
Göklerdeki varlıkların ve imkânların, yerdeki varlıkların ve imkânların, bu ikisinin arasındaki ve toprağın altındaki varlıkların ve imkânların tamamı O’nundur, O’nun tasarrufundadır.(20:6)
Sen, dileğini, duanı yüksek sesle söylesen de, gizlice niyazda bulunsan da far-ketmez. O fısıltıyı da, gizliyi de, gizlinin giz-lisini de bilir.(20:7)
O Allah’tır, Allah. Hak ilâh yalnızca O’dur. En güzel isimler onundur.(20:8)
Hani o bir ateş görmüş ailesine:
'Burda bekleyin. Gözüme, dostluk parıltısı saçan, yüreğimi ısıtan bir ateş ilişti. Belki size alevli bir eğsi-köz getiririm. Yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.' demişti.(20:10)
Ateşin yanına vardığı zaman:
'Ey Mûsâ!' diye seslenildi.(20:11)
'Ben, senin Rabbin, benim. Hemen sandaletlerini çıkar. Sen kutsal Tuvâ vâdisindesin.'(20:12)
'Ben vahy ile irtibat kurmak için hayırlı biri olarak seni seçtim. Şimdi sana vahyolunacak şeyleri dinle.'(20:13)
'Benim, ben. Allah’ım. Yalnızca ben hak ilâhım. Beni ilâh tanı, candan müslüman olarak bana teslim ol, saygıyla bana kulluk ve ibadet et, benim şeriatıma bağlan, bana boyun eğ. Devamlı beni hatırında tutman, beni zikretmen; lütfumla, seninle ilgilenmem için namazı âdâbına riayet ederek, aksatmadan kıl.'(20:14)
'Herkes, peşinde koştuğu şeye göre, hak ettiği karşılığı bulsun diye, vaktini gizlemekte titizlik gösterdiğim kıyametin kopacağı an kesinlikle gelecektir..'(20:15)
'Kıyamet gününe iman etmeyen, şahsî arzu ve ihtiraslarına uyan kimseler sakın seni ondan, Kıyamete inanmaktan alıkoymasın. Sonra helâk olursun.'(20:16)
Mûsâ:
'O benim asâmdır. Ona dayanırım. Onunla davar sürüme, koyunlarıma, keçilerime yaprak sil-kelerim. Ondan başka şekillerde de faydalanırım.' dedi.(20:18)
'Seni çok çok zikredelim, dinini, şeriatını anlatalım.'(20:34)
'Şüphesiz sen bizim halimizi bilmekte, görmekte; bize doğrusunu göstermektesin.'(20:35)
Allah:
'Ey Mûsâ istediklerin sana verildi.' buyurdu.(20:36)
'Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.'(20:37)
'Hani bir vakitler annene, vahy ile bildirilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik.'(20:38)
'Mûsâ’yı sandığa koy, sandığı ırmağa, Nil’e bırak. Irmak onu sahile atsın, onu hem bana düşman, hem ona düşman biri alsın, istedik. Sana karşı insanların gönlüne bir sevgi yerleştirdim. Gözetimim, hima-yem altında büyütülmeni, eğitilmeni, yetiştirilmeni murad ettim.'(20:39)
'Hani kız kardeşin Firavun’un sarayına gidecek:
'Ona bakacak birini size bulayım mı?' diyecekti. Böylece seni tekrar annene ver-dik ki, gözü aydın olsun, mutlu olsun, kederlenmesin. Sen, bir de, adam öldürdün. Seni gamdan, endişeden kurtardık. Seni belâ ve musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple, yıllarca Medyen Halkı arasında yaşadın. Sonra takdire göre, peygamberlik makamına geldin, ey Mûsâ!'(20:40)
'Ona yumuşak söz söyleyin, olur ki öğüt dinler, yahut Allah’ın azabından korkarak azgınlığından vazgeçer, saygı duyar.'(20:44)
Onlar:
'Ey Rabbimiz, onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız.' dediler.(20:45)
Allah:
'İkiniz de korkmayın. Ben sizinle beraberim. Olanları işitirim ve görürüm.' buyurdu.(20:46)
Firavun’a gittiler.
'Biz Rabbinin elçileriyiz. İsrâiloğulları’nı temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek bizimle gönder. Onlara eziyet etme, işkence yapma. Biz sana Rabbinden hak peygamber olduğumuzu gösteren mûcizelerle geldik. Allah’tan gelen, Allah’ın hidayet rehberiyle öğrettiği di-ne girip uygulayanlara, hukukun üstün, hakkın ve adaletin belirleyici güç, barışın hâkim olduğu güvenli bir dünya düzeni ve selâmet yurdu, cennet vardır' dediler.(20:47)
'Bize, Allah’ın âyetlerini, kitabını, peygamberlerini yalanlayanlara, dinine sırtını dönerek, güç ve iktidarlarını kullanıp, halkı istedikleri gibi yönlendirenlere azap edileceği vahyolundu.' dediler.(20:48)
Firavun:
'Ey Mûsâ, sizin Rabbiniz kimdir?' dedi.(20:49)
Mûsâ:
'Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılış ve varlık sebebini gerçekleştirecek özellikleri veren, sonra da yaşaması ve görevlerini yerine getirmesi için aydınlatıcı bilgilerle donatan, yol gösterendir.' dedi.(20:50)