Hani o; bir ateş görmüştü de ailesine: Durun, ben bir ateş gördüm. Size ya ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum, demişti.(20:10)
Ateşin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi.(20:11)
Şüphesiz ki senin Rabbın Benim, Ben. Pabuçlarını çıkar. Zira sen mukaddes vadide, Tuva'dasın.(20:12)
Ve ben; seni seçtim. Öyleyse vahyolunanı dinle.(20:13)
Şüphesiz ki Ben; Allah'ım. Benden başka hiç bir ilah yoktur. Öyleyse Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl.(20:14)
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Her nefis işlediğinin karşılığını görsün diye onu neredeyse gizliyorum.(20:15)
Ona inanmayan ve hevesine uyan kimse, seni bundan alıkoymasın, yoksa helak olursun.(20:16)
Onu bir sandığa koy da suya bırak. Su onu kıyıya atar. Bana da, ona da düşman olan birisi onu alır. Gözümün önünde yetişesin diye, senin üzerine katımdan bir sevgi koydum.(20:39)
Hani kızkardeşin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size göstereyim mi? İşte böylece, annen üzülmesin de gözü aydın olsun diye seni ona geri vermiştik. Ve sen, bir cana kıymıştın da; seni üzüntüden kurtarmıştık. Hem seni bir çok musibetlerle denemiştik. Böylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra da bir kader üzerine geldin ey Musa.(20:40)
Ve ona yumuşak söz söyleyin, belki nasihat dinler veya korkar.(20:44)
Dediler ki: Rabbımız; onun bize taşkınlık yapmasından veya azgın davranmasından endişe ederiz.(20:45)
Buyurdu: Korkmayın, Ben sizinle beraberim, hem görür, hem de işitirim.(20:46)
Haydi ona gidin ve deyin ki: Doğrusu biz, senin Rabbının elçileriyiz. Artık İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara azab etme. Hem biz, Rabbından sana bir ayetle geldik. Hidayete tabi olanların üzerine selam olsun(20:47)
Doğrusu bize vahyolundu ki; yalanlayıp sırt çevirene azab vardır.(20:48)
Ey Musa, Rabbınız kimdir sizin ikinizin? dedi.(20:49)
Dedi ki: Rabbımız her şeye yaratılışını veren, sonra da doğru yola eriştirendir.(20:50)