İskender Evrenosoğlu 🔊 Meali
Kur'ân'ı sana meşakkat (güçlük) olsun diye indirmedik.(20:2)

Huşû sahiplerine zikir (öğüt) olsun diye.(20:3)

Arzı ve yüksek semaları yaratan tarafından indirilmiştir.(20:4)

Rahmân arşın üzerine istiva etti.(20:5)

Semalarda ve arzda ve ikisinin arasında ve de nemli toprağın altında olanlar, O'nundur.(20:6)

Ve sen, sözü açıklasan da (açıklamasan da) muhakkak ki O, gizliyi ve daha gizliyi (ve en gizliyi) bilir.(20:7)

Allah ki, O'ndan başka İlâh yoktur. En güzel isimler, O'nundur.(20:8)

Sana Musa (A.S)'ın haberi geldi mi?(20:9)

Bir ateş gördüğü zaman ailesine şöyle demişti: “Durup bekleyin! Muhakkak ki ben, bir ateş gördüm. Belki ondan, size bir kor (nur) getiririm veya ateşin üzerinde (nurun yanında) hidayeti bulurum.”(20:10)

Böylece oraya (ateşin (nurun) yanına) geldiği zaman “Ya Musa!” diye nida olundu.(20:11)

Muhakkak ki Ben, Ben senin Rabbinim. Şimdi pabuçlarını çıkar. Şüphesiz sen, mukaddes vadi Tuva'dasın.(20:12)

Ve Ben, seni seçtim. Öyleyse vahyolunan şeyi dinle!(20:13)

Muhakkak ki Ben, Ben Allah'ım. Benden başka İlâh yoktur. Öyleyse Bana kul ol ve Beni zikretmek için namazı ikame et!(20:14)

Muhakkak ki o saat (kıyâmet saati), gelecektir. Bütün nefslere (herkese), çalışmalarının karşılığının (ceza veya mükâfatlarının) verilmesi için neredeyse onu, Kendimden bile gizleyeceğim.(20:15)

Öyleyse ona (kıyâmet saatine), inanmayanlar ve hevesine (nefsinin afetlerine) tâbî olanlar, sakın seni ondan (kıyâmet gününe îmân etmekten) alıkoymasın. O taktirde sen (de) helâk olursun.(20:16)

O sağ elindeki nedir, ey Musa?(20:17)

“O benim asamdır, ben ona dayanırım (yaslanırım). Ve onunla koyunlarımın üzerine yaprak silkelerim. Benim için onda, daha başka menfaatler (faydalar) da vardır.” dedi.(20:18)

(Allahû Tealâ): “Ey Musa, onu at!” dedi.(20:19)

Böylece onu attı. O zaman o, hızla hareket eden (koşan) bir yılan olmuştu.(20:20)

“Onu al ve korkma! Onu ilk suretine (durumuna) döndüreceğiz.” dedi.(20:21)

Elini, (koynunun) yan tarafına koy (sok). Başka bir âyet (mucize) olarak, kusursuz (lekesiz) ve beyaz (nurlu) olarak çıkar.(20:22)

Büyük âyetlerimizden (mucizelerimizden) birini, sana göstermemiz içindir.(20:23)

Firavuna git! Çünkü o, azdı.(20:24)

(Musa A.S): “Rabbim benim göğsümü şerhet (yar, aç).” dedi.(20:25)

Ve dilimden düğümü (peltekliği) çöz.(20:27)

Ve ailemden bana bir yardımcı kıl.(20:29)

Onunla, gücümü artır (beni güçlendir).(20:31)

Ve onu, işimde bana ortak kıl.(20:32)

Seni, çok tesbih etmemiz için.(20:33)

Muhakkak ki Sen, bizi görensin.(20:35)

(Allahû Tealâ): “Ey Musa! Sana istediğin verilmiştir.” dedi.(20:36)

Ve andolsun ki seni, bir kere daha ni'metlendirdik (ni'metlendirmiştik).(20:37)

Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.(20:38)

(Onu sandığa koymasını, sonra onu denize (Nil Nehri'ne) bırakmasını (vahyetmiştik). Böylece deniz, onu sahile atsın, Benim ve onun düşmanı, onu alsın. Ve gözümün önünde (korumam altında) yetiştirilmen için sana, Kendimden muhabbet (sevgi) verdim.(20:39)

Kızkardeşin (seni izleyerek) yürüyordu. (Seni saraya aldıkları zaman onlara şöyle) diyordu: “Size, ona kefil olacak (emzirip, bakacak) birisine delil olayım mı (bulmanızda yardım edeyim mi)? Böylece seni, annene döndürdük. Onun, gözü aydın olsun ve mahzun olmasın diye. Ve birisini öldürmüştün. O zaman (da) seni, gamdan (üzüntüden) kurtarmıştık. Ve seni, sınavlarla imtihan ettik. Böylece Medyen halkı içinde senelerce kaldın. Sonra kaderin gereği (takdir edilen zamanda buraya) geldin ya Musa!(20:40)

Ve Ben, seni (nebî olarak) Kendime seçip, yetiştirdim.(20:41)

Sen ve kardeşin, âyetlerimle (mucizelerimle) gidin ve Benim zikrimi (Beni zikretmeyi) ihmal etmeyin (daimî zikirde olun).(20:42)

Firavuna ikiniz gidin. Muhakkak ki o, azdı.(20:43)

O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar.(20:44)

(O ikisi): “Rabbimiz gerçekten biz, onun bize (karşı) ifrata (aşırı) gitmesinden veya azgın davranmasından korkuyoruz.” dediler.(20:45)

(Allahû Tealâ): “İkiniz (de) korkmayın! Muhakkak ki Ben, sizinle beraberim, işitirim ve görürüm.” dedi.(20:46)

O halde ikiniz ona gidin ve ona şöyle söyleyin: “Muhakkak ki biz, senin Rabbinin iki resûlüyüz. İsrailoğulları'nı artık bizimle beraber gönder ve onlara azap etme! Sana Rabbinden âyet (mucize) getirdik. Ve hidayete tâbî olanlara selâm olsun.”(20:47)

Muhakkak ki yalanlayanların ve yüz çevirenlerin üzerine azap olduğu bize vahyolundu.(20:48)

(Firavun şöyle) dedi: “Öyleyse ikinizin Rabbi kimdir, ya Musa?”(20:49)

(Hz. Musa): “Bizim Rabbimiz, herşeye yaradılışını lütfeden (ihsan eden) sonra da hidayete erdirendir.” dedi.(20:50)
