» 36 / Yâsîn  Suresi:

Kuran Sırası: 36
İniş Sırası: 41

Kırık Meal (Arapça) Meali
|يس: Yâ Sîn | (36:1)
|وَالْقُرْانِ: Kur'an'a andolsun | الْحَكِيمِ: hikmetli | (36:2)
|إِنَّكَ: kuşkusuz sen | لَمِنَ: | الْمُرْسَلِينَ: gönderilmiş elçilerdensin | (36:3)
|عَلَىٰ: üzerinde | صِرَاطٍ: bir yol | مُسْتَقِيمٍ: dosdoğru | (36:4)
|تَنْزِيلَ: indirdiği (üzerindesin) | الْعَزِيزِ: üstün olanın | الرَّحِيمِ: çok esirgeyenin | (36:5)
|لِتُنْذِرَ: uyarman için | قَوْمًا: bir toplumu | مَا: | أُنْذِرَ: uyarılmamış | ابَاؤُهُمْ: babaları | فَهُمْ: bu yüzden onlar | غَافِلُونَ: gaflet içindedirler | (36:6)
|لَقَدْ: andolsun | حَقَّ: hak oldu | الْقَوْلُ: o söz | عَلَىٰ: üzerine | أَكْثَرِهِمْ: onların çoğu | فَهُمْ: artık onlar | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmazlar | (36:7)
|إِنَّا: elbette biz | جَعَلْنَا: geçirdik | فِي: | أَعْنَاقِهِمْ: onların boyunlarına | أَغْلَالًا: halkalar | فَهِيَ: o (halkalar) | إِلَى: | الْأَذْقَانِ: çenelere kadar dayanır | فَهُمْ: bu yüzden onların | مُقْمَحُونَ: kafaları kalkıktır | (36:8)
|وَجَعَلْنَا: ve kıldık (çektik) | مِنْ: | بَيْنِ: önlerinden | أَيْدِيهِمْ: önlerinden | سَدًّا: bir sed | وَمِنْ: ve | خَلْفِهِمْ: arkalarından | سَدًّا: bir sed | فَأَغْشَيْنَاهُمْ: ve onları kapattık | فَهُمْ: artık onlar | لَا: | يُبْصِرُونَ: görmezler | (36:9)
|وَسَوَاءٌ: birdir | عَلَيْهِمْ: onlar için | أَأَنْذَرْتَهُمْ: uyarsan (da) | أَمْ: yada | لَمْ: | تُنْذِرْهُمْ: uyarmasan (da) | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmazlar | (36:10)
|إِنَّمَا: ancak | تُنْذِرُ: sen uyarabilirsin | مَنِ: kimseyi | اتَّبَعَ: uyan | الذِّكْرَ: Zikre | وَخَشِيَ: ve korkan | الرَّحْمَٰنَ: Rahman'dan | بِالْغَيْبِ: görmeden | فَبَشِّرْهُ: işte öylesini müjdele | بِمَغْفِرَةٍ: bir mağfiretle | وَأَجْرٍ: ve bir mükafatla | كَرِيمٍ: güzel | (36:11)
|إِنَّا: şüphe yokki biz | نَحْنُ: biz | نُحْيِي: diriltiriz | الْمَوْتَىٰ: ölüleri | وَنَكْتُبُ: ve yazarız | مَا: şeyleri (işleri) | قَدَّمُوا: öne sürdükleri | وَاثَارَهُمْ: ve eserlerini | وَكُلَّ: ve her | شَيْءٍ: şeyi | أَحْصَيْنَاهُ: ayrıntılı kaydettik | فِي: | إِمَامٍ: bir sicile | مُبِينٍ: apaçık | (36:12)
|وَاضْرِبْ: ve anlat | لَهُمْ: onlara | مَثَلًا: misal olarak | أَصْحَابَ: halkını | الْقَرْيَةِ: şu kent | إِذْ: zaman | جَاءَهَا: geldiği | الْمُرْسَلُونَ: elçiler | (36:13)
|إِذْ: | أَرْسَلْنَا: biz gönderdik | إِلَيْهِمُ: onlara | اثْنَيْنِ: iki (elçi) | فَكَذَّبُوهُمَا: onları yalanladılar | فَعَزَّزْنَا: biz de destekledik | بِثَالِثٍ: üçüncüsüyle | فَقَالُوا: dediler ki | إِنَّا: biz elbette | إِلَيْكُمْ: size | مُرْسَلُونَ: gönderilen elçileriz | (36:14)
|قَالُوا: dediler ki | مَا: değilsiniz | أَنْتُمْ: siz | إِلَّا: başka bir şey | بَشَرٌ: insandan | مِثْلُنَا: bizim gibi | وَمَا: ve | أَنْزَلَ: indirmemiştir | الرَّحْمَٰنُ: Rahman | مِنْ: hiçbir | شَيْءٍ: şey | إِنْ: hayır! | أَنْتُمْ: siz | إِلَّا: sadece | تَكْذِبُونَ: yalan söylüyorsunuz | (36:15)
|قَالُوا: dediler ki | رَبُّنَا: Rabbimiz | يَعْلَمُ: bilir ki | إِنَّا: biz elbette | إِلَيْكُمْ: size | لَمُرْسَلُونَ: gönderilmiş elçileriz | (36:16)
|وَمَا: ve yoktur | عَلَيْنَا: üzerimize düşen | إِلَّا: başka bir şey | الْبَلَاغُ: duyurmaktan | الْمُبِينُ: açıkça | (36:17)
|قَالُوا: dediler ki | إِنَّا: doğrusu biz | تَطَيَّرْنَا: uğursuzluğa uğradık | بِكُمْ: sizin yüzünüzden | لَئِنْ: eğer | لَمْ: | تَنْتَهُوا: vazgeçmezseniz | لَنَرْجُمَنَّكُمْ: sizi mutlaka taşlarız | وَلَيَمَسَّنَّكُمْ: ve size dokunur | مِنَّا: bizden | عَذَابٌ: bir azab | أَلِيمٌ: acıklı | (36:18)
|قَالُوا: dediler ki | طَائِرُكُمْ: uğursuzluğunuz | مَعَكُمْ: sizin kendinizdedir | أَئِنْ: -için mi? | ذُكِّرْتُمْ: size öğüt verildiği- | بَلْ: hayır | أَنْتُمْ: siz | قَوْمٌ: bir kavimsiniz | مُسْرِفُونَ: aşırı giden | (36:19)
|وَجَاءَ: ve geldi | مِنْ: -nden | أَقْصَى: en uzak yeri- | الْمَدِينَةِ: kentin | رَجُلٌ: bir adam | يَسْعَىٰ: koşarak | قَالَ: dedi | يَا: EY/HEY | قَوْمِ: kavmim | اتَّبِعُوا: uyun | الْمُرْسَلِينَ: elçilere | (36:20)
|اتَّبِعُوا: uyun | مَنْ: kimselere | لَا: | يَسْأَلُكُمْ: sizden istemeyen | أَجْرًا: bir ücret | وَهُمْ: ve onlar | مُهْتَدُونَ: doğru yoldadırlar | (36:21)
|وَمَا: ve | لِيَ: ben niçin? | لَا: | أَعْبُدُ: kulluk etmeyeyim | الَّذِي: | فَطَرَنِي: beni yaratana | وَإِلَيْهِ: ve O'na | تُرْجَعُونَ: döndürüleceksiniz | (36:22)
|أَأَتَّخِذُ: edinir miyim? | مِنْ: | دُونِهِ: O'ndan başka | الِهَةً: tanrılar | إِنْ: eğer | يُرِدْنِ: bana dilese | الرَّحْمَٰنُ: Rahman | بِضُرٍّ: bir zarar vermek | لَا: | تُغْنِ: sağlamaz | عَنِّي: bana | شَفَاعَتُهُمْ: onların şefa'ati | شَيْئًا: hiçbir (fayda) | وَلَا: ve asla | يُنْقِذُونِ: onlar beni kurtaramazlar | (36:23)
|إِنِّي: şüphesiz ben | إِذًا: o takdirde | لَفِي: içinde olurum | ضَلَالٍ: bir sapıklık | مُبِينٍ: apaçık | (36:24)
|إِنِّي: şüphesiz ben | امَنْتُ: inandım | بِرَبِّكُمْ: sizin Rabbinize | فَاسْمَعُونِ: beni dinleyin | (36:25)
|قِيلَ: denilince | ادْخُلِ: gir! | الْجَنَّةَ: cennete | قَالَ: dedi ki | يَا: EY/HEY/AH | لَيْتَ: Keşke! | قَوْمِي: kavmim | يَعْلَمُونَ: bilseydi | (36:26)
|بِمَا: ne yüzden | غَفَرَ: bağışladığını | لِي: beni | رَبِّي: Rabbimin | وَجَعَلَنِي: ve beni kıldığını | مِنَ: -dan | الْمُكْرَمِينَ: ağırlananlar- | (36:27)
|وَمَا: ve | أَنْزَلْنَا: biz indirmedik | عَلَىٰ: üzerine | قَوْمِهِ: kavminin | مِنْ: | بَعْدِهِ: ondan sonra | مِنْ: hiçbir | جُنْدٍ: ordu | مِنَ: -ten | السَّمَاءِ: gök- | وَمَا: ve | كُنَّا: değildik | مُنْزِلِينَ: indirici | (36:28)
|إِنْ: hayır | كَانَتْ: oldu | إِلَّا: sadece | صَيْحَةً: korkunç gürültü | وَاحِدَةً: bir tek | فَإِذَا: hemen | هُمْ: onlar | خَامِدُونَ: sönüverdiler | (36:29)
|يَا: EY/HEY/AH | حَسْرَةً: dert | عَلَى: | الْعِبَادِ: şu kullara | مَا: | يَأْتِيهِمْ: onlara gelmez ki | مِنْ: hiçbir | رَسُولٍ: elçi | إِلَّا: mutlaka | كَانُوا: onlar | بِهِ: onunla | يَسْتَهْزِئُونَ: alay ederlerdi | (36:30)
|أَلَمْ: | يَرَوْا: görmediler mi? | كَمْ: nice | أَهْلَكْنَا: yok ettik | قَبْلَهُمْ: kendilerinden önce | مِنَ: -den | الْقُرُونِ: nesiller- | أَنَّهُمْ: onlar | إِلَيْهِمْ: kendilerine | لَا: | يَرْجِعُونَ: bir daha dönmezler | (36:31)
|وَإِنْ: ancak | كُلٌّ: hepsi | لَمَّا: zaman | جَمِيعٌ: toplandığı | لَدَيْنَا: huzurumuza | مُحْضَرُونَ: getirileceklerdir | (36:32)
|وَايَةٌ: ve bir ayettir | لَهُمُ: onlar için | الْأَرْضُ: toprak | الْمَيْتَةُ: ölü | أَحْيَيْنَاهَا: biz onu dirilttik | وَأَخْرَجْنَا: ve çıkardık | مِنْهَا: ondan | حَبًّا: dane | فَمِنْهُ: ve ondan | يَأْكُلُونَ: yiyorlar | (36:33)
|وَجَعَلْنَا: ve yarattık | فِيهَا: orada | جَنَّاتٍ: bahçeleri | مِنْ: | نَخِيلٍ: hurma | وَأَعْنَابٍ: ve üzüm | وَفَجَّرْنَا: ve akıttık | فِيهَا: orada | مِنَ: -den | الْعُيُونِ: çeşmeler- | (36:34)
|لِيَأْكُلُوا: yemeleri için | مِنْ: -nden | ثَمَرِهِ: onun ürünü- | وَمَا: ve | عَمِلَتْهُ: emeğinden | أَيْدِيهِمْ: ellerinin | أَفَلَا: | يَشْكُرُونَ: hala şükretmiyorlar mı? | (36:35)
|سُبْحَانَ: ne yücedir | الَّذِي: O (Allah) ki | خَلَقَ: yaratmıştır | الْأَزْوَاجَ: çiftleri | كُلَّهَا: bütün | مِمَّا: | تُنْبِتُ: bitirdiklerinden | الْأَرْضُ: toprağın | وَمِنْ: ve | أَنْفُسِهِمْ: kendilerinden | وَمِمَّا: ve nice şeylerden | لَا: | يَعْلَمُونَ: bilmedikleri | (36:36)
|وَايَةٌ: ve bir ayettir | لَهُمُ: onlar için | اللَّيْلُ: gece | نَسْلَخُ: soyup alırız | مِنْهُ: ondan | النَّهَارَ: gündüzü | فَإِذَا: birden | هُمْ: onlar | مُظْلِمُونَ: karanlıkta kalıverirler | (36:37)
|وَالشَّمْسُ: ve güneş | تَجْرِي: akıp gider | لِمُسْتَقَرٍّ: karar bulacağı yere | لَهَا: kendinin | ذَٰلِكَ: bu | تَقْدِيرُ: takdiridir | الْعَزِيزِ: üstün olanın | الْعَلِيمِ: ve bilenin | (36:38)
|وَالْقَمَرَ: ve aya | قَدَّرْنَاهُ: tayin ettik | مَنَازِلَ: konaklar | حَتَّىٰ: nihayet | عَادَ: bir hale geldi | كَالْعُرْجُونِ: hurma sapına benzer | الْقَدِيمِ: eski, kuru | (36:39)
|لَا: ne | الشَّمْسُ: güneş | يَنْبَغِي: mümkün olur | لَهَا: ona (aya) | أَنْ: | تُدْرِكَ: erişmesi | الْقَمَرَ: aya | وَلَا: ne de | اللَّيْلُ: gece | سَابِقُ: önüne geçebilir | النَّهَارِ: gündüzün | وَكُلٌّ: ve hepsi | فِي: | فَلَكٍ: bir felekte (yörüngede) | يَسْبَحُونَ: yüzmektedirler | (36:40)
|وَايَةٌ: ve bir ayet | لَهُمْ: onlar için | أَنَّا: | حَمَلْنَا: taşımamızdır | ذُرِّيَّتَهُمْ: onların çoçuklarını | فِي: | الْفُلْكِ: gemide | الْمَشْحُونِ: dolu | (36:41)
|وَخَلَقْنَا: ve yaratmamızdır | لَهُمْ: kendilerine | مِنْ: | مِثْلِهِ: onun gibi | مَا: şeyler | يَرْكَبُونَ: binecekleri | (36:42)
|وَإِنْ: ve eğer | نَشَأْ: dilesek | نُغْرِقْهُمْ: onları (suda) boğarız | فَلَا: olmaz | صَرِيخَ: imdad (eden) | لَهُمْ: onlara | وَلَا: ve ne de | هُمْ: onlar | يُنْقَذُونَ: kurtarılmazlar | (36:43)
|إِلَّا: ancak | رَحْمَةً: bir rahmet (vardır) | مِنَّا: bizden | وَمَتَاعًا: ve yaşatma | إِلَىٰ: kadar | حِينٍ: bir süreye | (36:44)
|وَإِذَا: ve zaman | قِيلَ: dendiği | لَهُمُ: onlara | اتَّقُوا: sakının | مَا: olanlardan | بَيْنَ: önünüzdeki | أَيْدِيكُمْ: önünüzdeki | وَمَا: ve olanlardan | خَلْفَكُمْ: arkanızdaki | لَعَلَّكُمْ: umulur ki | تُرْحَمُونَ: esirgenirsiniz | (36:45)
|وَمَا: zaten | تَأْتِيهِمْ: onlara gelmez | مِنْ: hiçbir | ايَةٍ: ayet | مِنْ: -nden | ايَاتِ: ayetleri- | رَبِّهِمْ: Rabblerinin | إِلَّا: | كَانُوا: olmadıkları | عَنْهَا: ondan | مُعْرِضِينَ: yüz çevirmiş | (36:46)
|وَإِذَا: ve zaman | قِيلَ: dendiği | لَهُمْ: onlara | أَنْفِقُوا: infak edin | مِمَّا: | رَزَقَكُمُ: size verdiği rızıktan | اللَّهُ: Allah'ın | قَالَ: derler | الَّذِينَ: | كَفَرُوا: nankörler | لِلَّذِينَ: kimselere | امَنُوا: inanan(lara) | أَنُطْعِمُ: biz mi yedirelim? | مَنْ: kimseye | لَوْ: | يَشَاءُ: dilediği takdirde | اللَّهُ: Allah'ın | أَطْعَمَهُ: yedireceği | إِنْ: hayır | أَنْتُمْ: siz | إِلَّا: doğrusu | فِي: içindesiniz | ضَلَالٍ: bir sapıklık | مُبِينٍ: apaçık | (36:47)
|وَيَقُولُونَ: ve diyorlar | مَتَىٰ: ne zaman? | هَٰذَا: bu | الْوَعْدُ: tehdid (ettiğiniz azab) | إِنْ: eğer | كُنْتُمْ: iseniz | صَادِقِينَ: doğru söylüyor(lar) | (36:48)
|مَا: | يَنْظُرُونَ: beklemiyorlar | إِلَّا: başka bir şey | صَيْحَةً: korkunç sesten | وَاحِدَةً: bir tek | تَأْخُذُهُمْ: ansızın onları yakalar | وَهُمْ: ve onlar | يَخِصِّمُونَ: çekişip dururlarken | (36:49)
|فَلَا: artık | يَسْتَطِيعُونَ: güçleri yetmez | تَوْصِيَةً: bir vasiyete | وَلَا: ne de | إِلَىٰ: | أَهْلِهِمْ: ailelerine | يَرْجِعُونَ: dönmeye | (36:50)
|وَنُفِخَ: ve üflendi | فِي: | الصُّورِ: sur'a | فَإِذَا: işte | هُمْ: onlar | مِنَ: -den | الْأَجْدَاثِ: kabirler- | إِلَىٰ: | رَبِّهِمْ: Rablerine | يَنْسِلُونَ: koşuyorlar | (36:51)
|قَالُوا: dediler | يَا: EY/HEY/AH | وَيْلَنَا: eyvah bize | مَنْ: kim? | بَعَثَنَا: bizi kaldırdı | مِنْ: -den | مَرْقَدِنَا: yattığımız yer- | هَٰذَا: işte budur | مَا: şey | وَعَدَ: va'dettiği | الرَّحْمَٰنُ: Rahman'ın | وَصَدَقَ: demek doğru söylemiş | الْمُرْسَلُونَ: peygamberler | (36:52)
|إِنْ: hayır | كَانَتْ: olur | إِلَّا: sadece | صَيْحَةً: gürültü | وَاحِدَةً: bir tek | فَإِذَا: hemen | هُمْ: onların | جَمِيعٌ: hepsi | لَدَيْنَا: huzurumuza | مُحْضَرُونَ: getirilirler | (36:53)
|فَالْيَوْمَ: o gün | لَا: | تُظْلَمُ: haksızlık yapılmaz | نَفْسٌ: hiç kimseye | شَيْئًا: hiçbir şekilde | وَلَا: ve | تُجْزَوْنَ: siz cezalandırılmazsınız | إِلَّا: dışında | مَا: | كُنْتُمْ: olduklarınızın | تَعْمَلُونَ: yapmış | (36:54)
|إِنَّ: şüphesiz | أَصْحَابَ: halkı | الْجَنَّةِ: cennet | الْيَوْمَ: o gün | فِي: içinde | شُغُلٍ: bir meşguliyet | فَاكِهُونَ: eğlenirler | (36:55)
|هُمْ: kendileri | وَأَزْوَاجُهُمْ: ve eşleri | فِي: | ظِلَالٍ: gölgelerde | عَلَى: üzerine | الْأَرَائِكِ: koltuklar | مُتَّكِئُونَ: yaslanmışlardır | (36:56)
|لَهُمْ: onlar için vardır | فِيهَا: orada | فَاكِهَةٌ: meyvalar | وَلَهُمْ: ve Onların | مَا: her şey | يَدَّعُونَ: istedikleri | (36:57)
|سَلَامٌ: selam (vardır) | قَوْلًا: sözle | مِنْ: -den | رَبٍّ: Rab- | رَحِيمٍ: çok esirgeyen | (36:58)
|وَامْتَازُوا: şöyle ayrılın | الْيَوْمَ: bugün | أَيُّهَا: ey | الْمُجْرِمُونَ: suçlular | (36:59)
|أَلَمْ: | أَعْهَدْ: ben and vermedim mi? | إِلَيْكُمْ: size | يَا: EY/HEY/AH | بَنِي: Çocukları | ادَمَ: Adem | أَنْ: diye | لَا: | تَعْبُدُوا: tapmayın | الشَّيْطَانَ: şeytana | إِنَّهُ: şüphesiz o | لَكُمْ: sizin | عَدُوٌّ: düşmanınızdır | مُبِينٌ: apaçık | (36:60)
|وَأَنِ: ve | اعْبُدُونِي: bana tapın | هَٰذَا: budur | صِرَاطٌ: yol | مُسْتَقِيمٌ: doğru | (36:61)
|وَلَقَدْ: ve andolsun | أَضَلَّ: saptırmıştı | مِنْكُمْ: sizden | جِبِلًّا: kuşağı | كَثِيرًا: birçok | أَفَلَمْ: | تَكُونُوا: olmaz mısınız? | تَعْقِلُونَ: düşünenlerden | (36:62)
|هَٰذِهِ: işte | جَهَنَّمُ: cehennem | الَّتِي: ki | كُنْتُمْ: size | تُوعَدُونَ: va'dedilen | (36:63)
|اصْلَوْهَا: oraya girin | الْيَوْمَ: bugün | بِمَا: dolayı | كُنْتُمْ: | تَكْفُرُونَ: inkarınızdan | (36:64)
|الْيَوْمَ: o gün | نَخْتِمُ: mühürleriz | عَلَىٰ: üzerini | أَفْوَاهِهِمْ: ağızları | وَتُكَلِّمُنَا: ve bize söyler | أَيْدِيهِمْ: elleri | وَتَشْهَدُ: ve şahidlik eder | أَرْجُلُهُمْ: ayakları | بِمَا: neler | كَانُوا: idiyseler | يَكْسِبُونَ: kazanıyor(lar) | (36:65)
|وَلَوْ: ve eğer | نَشَاءُ: dilesek | لَطَمَسْنَا: silerdik | عَلَىٰ: üzerini | أَعْيُنِهِمْ: gözleri | فَاسْتَبَقُوا: ve dökülürlerdi | الصِّرَاطَ: yola | فَأَنَّىٰ: ama nasıl? | يُبْصِرُونَ: görecekler | (36:66)
|وَلَوْ: ve eğer | نَشَاءُ: dilesek | لَمَسَخْنَاهُمْ: değiştirip dondururduk | عَلَىٰ: | مَكَانَتِهِمْ: onları oldukları yerde | فَمَا: artık | اسْتَطَاعُوا: güçleri yetmez | مُضِيًّا: ileri gitmeye | وَلَا: ne de | يَرْجِعُونَ: geri dönmeye | (36:67)
|وَمَنْ: ve kime | نُعَمِّرْهُ: uzun ömür versek | نُنَكِّسْهُ: onu baş aşağı çeviririz | فِي: | الْخَلْقِ: yaratılışını | أَفَلَا: | يَعْقِلُونَ: akıllarını kullanmıyorlar mı? | (36:68)
|وَمَا: | عَلَّمْنَاهُ: biz ona öğretmedik | الشِّعْرَ: şiir | وَمَا: ve | يَنْبَغِي: yakışmaz da | لَهُ: ona | إِنْ: hayır | هُوَ: O | إِلَّا: sadece | ذِكْرٌ: bir öğüt | وَقُرْانٌ: ve Kur'an'dır | مُبِينٌ: apaçık | (36:69)
|لِيُنْذِرَ: uyarman için | مَنْ: kimseleri | كَانَ: olan | حَيًّا: diri | وَيَحِقَّ: ve hak olsun diye | الْقَوْلُ: (azab) söz(ü) | عَلَى: karşı | الْكَافِرِينَ: inkar edenlere | (36:70)
|أَوَلَمْ: | يَرَوْا: görmediler mi? | أَنَّا: ki biz | خَلَقْنَا: yarattık | لَهُمْ: kendilerine | مِمَّا: şeylerden | عَمِلَتْ: yaptıkları | أَيْدِينَا: ellerimizin | أَنْعَامًا: nice hayvanlar | فَهُمْ: kendileri | لَهَا: onlara | مَالِكُونَ: malik olmaktadırlar | (36:71)
|وَذَلَّلْنَاهَا: onları boyun eğdirdik | لَهُمْ: kendilerine | فَمِنْهَا: onlardan bazıları | رَكُوبُهُمْ: binekleridir | وَمِنْهَا: ve onlardan bazılarını | يَأْكُلُونَ: yerler | (36:72)
|وَلَهُمْ: ve Onların | فِيهَا: onlarda | مَنَافِعُ: birçok yararlar | وَمَشَارِبُ: ve içecekler | أَفَلَا: | يَشْكُرُونَ: hala şükretmiyorlar mı? | (36:73)
|وَاتَّخَذُوا: ve edindiler | مِنْ: | دُونِ: başka | اللَّهِ: Allah'tan | الِهَةً: tanrılar | لَعَلَّهُمْ: onlar umarak | يُنْصَرُونَ: yardım edilir | (36:74)
|لَا: | يَسْتَطِيعُونَ: güçleri yetmez | نَصْرَهُمْ: onlara yardım etmeye | وَهُمْ: ve onlar | لَهُمْ: onlar için | جُنْدٌ: askerlerdir | مُحْضَرُونَ: hazırlanmış | (36:75)
|فَلَا: | يَحْزُنْكَ: seni üzmesin | قَوْلُهُمْ: onların sözü | إِنَّا: biz elbette | نَعْلَمُ: biliyoruz | مَا: | يُسِرُّونَ: onların gizlediklerini | وَمَا: ve | يُعْلِنُونَ: açığa vurduklarını | (36:76)
|أَوَلَمْ: | يَرَ: görmedi mi? | الْإِنْسَانُ: insan | أَنَّا: bizim | خَلَقْنَاهُ: kendisini yarattığımızı | مِنْ: -den | نُطْفَةٍ: bir nutfe(sperm)- | فَإِذَا: şimdi oldu | هُوَ: o | خَصِيمٌ: bir hasım | مُبِينٌ: apaçık | (36:77)
|وَضَرَبَ: ve misal verdi | لَنَا: bize | مَثَلًا: bir örnekle | وَنَسِيَ: unutarak | خَلْقَهُ: kendi yaratılışını | قَالَ: dedi | مَنْ: kim? | يُحْيِي: diriltecek | الْعِظَامَ: kemikleri | وَهِيَ: şu | رَمِيمٌ: çürümüş | (36:78)
|قُلْ: de ki | يُحْيِيهَا: onları diriltecek | الَّذِي: | أَنْشَأَهَا: yaratan | أَوَّلَ: ilk | مَرَّةٍ: defa | وَهُوَ: ve O | بِكُلِّ: her | خَلْقٍ: yaratmayı | عَلِيمٌ: bilir | (36:79)
|الَّذِي: O ki | جَعَلَ: yaptı | لَكُمْ: size | مِنَ: -tan | الشَّجَرِ: ağaç- | الْأَخْضَرِ: yeşil | نَارًا: ateş | فَإِذَا: işte | أَنْتُمْ: siz | مِنْهُ: ondan | تُوقِدُونَ: yakıyorsunuz | (36:80)
|أَوَلَيْسَ: değil midir? | الَّذِي: | خَلَقَ: yaratan | السَّمَاوَاتِ: gökleri | وَالْأَرْضَ: ve yeri | بِقَادِرٍ: muktedir | عَلَىٰ: | أَنْ: | يَخْلُقَ: yaratmaya | مِثْلَهُمْ: onların benzerlerini | بَلَىٰ: elbette (yaratır) | وَهُوَ: O | الْخَلَّاقُ: yaratıcıdır | الْعَلِيمُ: çok bilen | (36:81)
|إِنَّمَا: şüphesiz | أَمْرُهُ: O'nun işi | إِذَا: zaman | أَرَادَ: istediği | شَيْئًا: bir şeyi | أَنْ: | يَقُولَ: demesidir | لَهُ: ona sadece | كُنْ: ol! | فَيَكُونُ: hemen oluverir | (36:82)
|فَسُبْحَانَ: yücedir | الَّذِي: O ki | بِيَدِهِ: O'nun elindedir | مَلَكُوتُ: hükümranlığı | كُلِّ: her | شَيْءٍ: şeyin | وَإِلَيْهِ: ve O'na | تُرْجَعُونَ: döndürüleceksiniz | (36:83)


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{sure_meali.php}