Kırık Meal (Arapça) : |قُلْ: de ki | لَا: | أَمْلِكُ: ben dokunduramam | لِنَفْسِي: kendime | ضَرًّا: bir zarar | وَلَا: veya | نَفْعًا: yarar | إِلَّا: başka | مَا: | شَاءَ: dilediğinden | اللَّهُ: Allah'ın | لِكُلِّ: hepsi için vardır | أُمَّةٍ: ümmetin | أَجَلٌ: bir eceli | إِذَا: zaman | جَاءَ: geldiği | أَجَلُهُمْ: ecelleri | فَلَا: ne | يَسْتَأْخِرُونَ: öne alınırlar | سَاعَةً: bir saat | وَلَا: ne de | يَسْتَقْدِمُونَ: geriye bırakılırlar |
Kırık Meal (Harekesiz) : |قل GLde ki | لا LE | أملك ÊMLKben dokunduramam | لنفسي LNFSYkendime | ضرا ŽREbir zarar | ولا WLEveya | نفعا NFAEyarar | إلا ÎLEbaşka | ما ME | شاء ŞEÙdilediğinden | الله ELLHAllah'ın | لكل LKLhepsi için vardır | أمة ÊMTümmetin | أجل ÊCLbir eceli | إذا ÎZ̃Ezaman | جاء CEÙgeldiği | أجلهم ÊCLHMecelleri | فلا FLEne | يستأخرون YSTÊḢRWNöne alınırlar | ساعة SEATbir saat | ولا WLEne de | يستقدمون YSTGD̃MWNgeriye bırakılırlar |
Kırık Meal (Okunuş) : |ḳul: de ki | lā: | emliku: ben dokunduramam | linefsī: kendime | Derran: bir zarar | ve lā: veya | nef'ǎn: yarar | illā: başka | mā: | şā'e: dilediğinden | llahu: Allah'ın | likulli: hepsi için vardır | ummetin: ümmetin | ecelun: bir eceli | iƶā: zaman | cā'e: geldiği | eceluhum: ecelleri | felā: ne | yeste'ḣirūne: öne alınırlar | sāǎten: bir saat | ve lā: ne de | yesteḳdimūne: geriye bırakılırlar |
Kırık Meal (Transcript) : |GL: de ki | LE: | ÊMLK: ben dokunduramam | LNFSY: kendime | ŽRE: bir zarar | VLE: veya | NFAE: yarar | ÎLE: başka | ME: | ŞEÙ: dilediğinden | ELLH: Allah'ın | LKL: hepsi için vardır | ÊMT: ümmetin | ÊCL: bir eceli | ÎZ̃E: zaman | CEÙ: geldiği | ÊCLHM: ecelleri | FLE: ne | YSTÊḢRVN: öne alınırlar | SEAT: bir saat | VLE: ne de | YSTGD̃MVN: geriye bırakılırlar |
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Allah dilemedikçe kendimden bile bir zararı gidermeye, bir hayrı elde etmeye gücüm yetmez. Her ümmetin mukadder bir zamanı var. Mukadder zamanları geldi mi ne bir an geri kalırlar, ne bir an önce helâk olurlar.
Adem Uğur : De ki: "Ben kendime bile Allah'ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.
Ahmed Hulusi : De ki: "Nefsim için Allâh'ın dilediği haricinde bir zarar ve bir faydaya malîk değilim. . . Her ümmetin bir ömrü vardır. . . Yaşam süreleri tamam olduğunda, ne bir saat geri kalırlar ve ne de ileri giderler. "
Ahmet Tekin : 'Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellilerine uygun olanların dışında, ben kendime ne zarar verebilecek, ne fayda sağlayabilecek güce sahibim. Her millet (toplum, devlet, medeniyet) için bir vade belirlenmiştir. Vadeleri dolduğu zaman ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler' de.
Ahmet Varol : De ki: 'Ben Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir zarar veya yarar dokunduramam. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir saat öne alınırlar, ne de bir saat geriye bırakılırlar.'
Ali Bulaç : De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm), de ki: “- Ben kendi kendime, Allah’ın dilediğinden başka, ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olamam.” Her ümmetin helâki için muayyen bir vakit (ecel) vardır. Artık bu ecel geldiği vakit, bir an geri de kalamazlar, ileride gidemezler.
Bekir Sadak : De ki: «Allah'in dilemesi disinda ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda degilim. Her ummet icin bir sure vardir; sureleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve one de alinmazlar.»
Celal Yıldırım : De ki: Ben —Allah'ın dilediğinden başka— kendi kendime ne bir zarara, ne de bir yarara mâlikim. Her ümmetin belirlenmiş bir süresi vardır, onların o süresi gelince ne bir ân geri kalırlar, ne de bir ân ileri geçerler.
Diyanet İşleri : De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar.'
Diyanet Vakfi : De ki: «Ben kendime bile Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim.» Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.
Edip Yüksel : De ki: 'ALLAH'ın dilemesi dışında, ben kendime dahi ne bir zarar ne de bir yarar verme gücüne sahip değilim. Her toplumun bir süresi vardır. Süreleri bitince ne bir saat geciktirilir ne de öne alınırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : De ki, «Ben, Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim». Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : (48-49) «Ne zamandır bu va'dedilen (azap); eğer doğru söylüyorsanız?» diyorlar. De ki: «Ben Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!» Her ümmetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler.
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki: ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir menfeate ne de bir mazarrata malik değilim, her ümmet için bir ecel vardır, ecelleri geldiği vakıt artık bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler
Fizilal-il Kuran : Onlara de ki; «Allah'ın dileği dışında benim kendime bile zarar ya da yarar dokundurmaya gücüm yetmez. Her ümmetin belirli bir yaşama süresi vardır. O süre dolunca, ne bir an geri bırakılırlar ve ne de bir an önceye alınırlar.»
Gültekin Onan : De ki: "Tanrı'nın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler."
Hakkı Yılmaz : De ki: “Ben, Allah'ın dilediğinin dışında kendim için bir zarar ve bir yarara güç yetiremem.” Her önderli toplum için bir süre sonu vardır. Onların sürelerinin sonu gelince artık ne bir an erteleyebilirler, ne öne alabilirler.
Hasan Basri Çantay : De ki: «Ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir zarar, ne de bir fâide (yapmıya) muktedir değilim. Her ümmetin (helâkleri için mukadder) bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık bir saat geri de kalamazlar, öne de geçemezler».
Hayrat Neşriyat : De ki: '(Ben) kendim için dahi, Allah’ın dilemesi müstesnâ, ne bir zarar, ne de bir faydaya sâhibim!' Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman, artık ne bir saat geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler!
İbni Kesir : De ki: Allah'ın dilemesi dışında, ben; kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir sure vardır. Sureleri gelince; ne bir an geciktirilir, ne de öne alınırlar.
İskender Evrenosoğlu : De ki: “Allah'ın dilediği şey hariç, ben nefsime (kendime) bir fayda veya bir zarar vermeye malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların eceli geldiği zaman artık bir saat tehir edilmez ve öne alınmaz.”
Muhammed Esed : (Ey Peygamber) de ki: "Allah dilemedikçe, ben kendim ne bir zararı önleyecek ne de kendime bir yarar sağlayabilecek güçteyim. Her ümmet için bir süre belirlenmiştir: süreleri son bulunca, onu ne bir an geciktirebilirler, ne de çabuklaştırabilirler".
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Ben kendi nefsim için Allah Teâlâ'nın dilediğinden başka ne bir zarara ve nede bir faideye mâlik olamam. Her ümmet için bir ecel vardır. Ecelleri geldiği vakit artık ne bir saat geri kalabilirler ve ne de ileri gidebilirler.»
Ömer Öngüt : De ki: “Allah'ın dilemesi dışında ben kendime ne bir zarar, ne de bir menfaat verme gücüne sahip değilim. ” Her ümmetin (hayatlarının son bulacağı) belirli bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçebilirler.
Şaban Piriş : De ki: -Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da fayda da sağlayamam. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz; ileri de alınmaz.”
Suat Yıldırım : De ki: "Ben kendi kendime bile, Allah’ın dilediğinden başka ne bir zararı savma, ne de bir fayda sağlama imkânına sahip değilim. Her ümmetin belirlenmiş bir ömür süresi vardır. Artık o vâdeleri gelince, onu ne bir saat ileri, ne de bir saat geri alamazlar."
Süleyman Ateş : De ki: "Ben kendime dahi, Allâh'ın dilediğinden başka, ne zarar, ne de yarar verme gücüne sâhip değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler."
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim, her şey Allah'ın iradesine bağlıdır, Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.»
Ümit Şimşek : De ki: Allah dilemedikçe benim kendime ne bir yararım dokunur, ne bir zararım. Her ümmet için bir ecel vardır. Ecelleri geldiğinde de ne bir an geri bırakılır, ne de öne alınır.
Yaşar Nuri Öztürk : De ki: "Ben kendime bile Allah'ın istediği dışında bir zarar verme yahut yarar sağlama gücünde değilim. Her ümmetin bir eceli var. Ecelleri geldiğinde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler."