Önceki Sonraki

10:54Yûnus Suresi 54. Ayet

Kuran Sırası: 10 İniş Sırası: 51
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109

10:54Yûnus Suresi 54. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ولو
velev
|
ve şayet
2
أن
enne
|
şüphesiz
Kombi Müfredat
لكل
likulli
KLL|ك ل ل
her
Kombi Müfredat
نفس
nefsin
NFS|ن ف س
nefis
Kombi Müfredat
ظلمت
Zelemet
ƵLM|ظ ل م
zulmeden
6
ما
|
ne varsa
7
في
|
Kombi Müfredat
الأرض
l-erDi
ERŽ|ا ر ض
yeryüzünde
Kombi Müfredat
لافتدت
lāftedet
FD̃Y|ف د ي
fidye olarak verirdi
10
به
bihi
|
onu
11 Kombi Müfredat
وأسروا
ve eserrū
SRR|س ر ر
ve açığa vururlar
12 Kombi Müfredat
الندامة
n-nedāmete
ND̃M|ن د م
pişmanlıklarını
13
لما
lemmā
|
zaman
14 Kombi Müfredat
رأوا
raevu
REY|ر ا ي
gördükleri
15 Kombi Müfredat
العذاب
l-ǎƶābe
AZ̃B|ع ذ ب
azabı
16 Kombi Müfredat
وقضي
veḳuDiye
GŽY|ق ض ي
ve hüküm verilir
17 Kombi Müfredat
بينهم
beynehum
BYN|ب ي ن
aralarında
18 Kombi Müfredat
بالقسط
bil-ḳisTi
GSŦ|ق س ط
adaletle
19
وهم
ve hum
|
ve onlar
20
لا
|
21 Kombi Müfredat
يظلمون
yuZlemūne
ƵLM|ظ ل م
haksızlığa uğratılmazlar
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَلَوْ: ve şayet | أَنَّ: şüphesiz | لِكُلِّ: her | نَفْسٍ: nefis | ظَلَمَتْ: zulmeden | مَا: ne varsa | فِي: | الْأَرْضِ: yeryüzünde | لَافْتَدَتْ: fidye olarak verirdi | بِهِ: onu | وَأَسَرُّوا: ve açığa vururlar | النَّدَامَةَ: pişmanlıklarını | لَمَّا: zaman | رَأَوُا: gördükleri | الْعَذَابَ: azabı | وَقُضِيَ: ve hüküm verilir | بَيْنَهُمْ: aralarında | بِالْقِسْطِ: adaletle | وَهُمْ: ve onlar | لَا: | يُظْلَمُونَ: haksızlığa uğratılmazlar | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولو WLW ve şayet | أن ÊN şüphesiz | لكل LKL her | نفس NFS nefis | ظلمت ƵLMT zulmeden | ما ME ne varsa | في FY | الأرض ELÊRŽ yeryüzünde | لافتدت LEFTD̃T fidye olarak verirdi | به BH onu | وأسروا WÊSRWE ve açığa vururlar | الندامة ELND̃EMT pişmanlıklarını | لما LME zaman | رأوا RÊWE gördükleri | العذاب ELAZ̃EB azabı | وقضي WGŽY ve hüküm verilir | بينهم BYNHM aralarında | بالقسط BELGSŦ adaletle | وهم WHM ve onlar | لا LE | يظلمون YƵLMWN haksızlığa uğratılmazlar | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |velev: ve şayet | enne: şüphesiz | likulli: her | nefsin: nefis | Zelemet: zulmeden | : ne varsa | : | l-erDi: yeryüzünde | lāftedet: fidye olarak verirdi | bihi: onu | ve eserrū: ve açığa vururlar | n-nedāmete: pişmanlıklarını | lemmā: zaman | raevu: gördükleri | l-ǎƶābe: azabı | veḳuDiye: ve hüküm verilir | beynehum: aralarında | bil-ḳisTi: adaletle | ve hum: ve onlar | : | yuZlemūne: haksızlığa uğratılmazlar | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VLV: ve şayet | ÊN: şüphesiz | LKL: her | NFS: nefis | ƵLMT: zulmeden | ME: ne varsa | FY: | ELÊRŽ: yeryüzünde | LEFTD̃T: fidye olarak verirdi | BH: onu | VÊSRVE: ve açığa vururlar | ELND̃EMT: pişmanlıklarını | LME: zaman | RÊVE: gördükleri | ELAZ̃EB: azabı | VGŽY: ve hüküm verilir | BYNHM: aralarında | BELGSŦ: adaletle | VHM: ve onlar | LE: | YƵLMVN: haksızlığa uğratılmazlar | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Zulmeden kişi, yeryüzünde ne varsa hepsine sâhip olsaydı kurtulmak için hepsini de bağışlardı. Azâbı görünce nâdim olurlar ve aralarında adâletle hükmedilir. Zulüm görmez onlar.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : (O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : (Kendine) zulmetmiş her nefs (bilinç), eğer yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsaydı, elbette onu fidye olarak vermek isterdi! Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını göstermeye hâlleri kalmaz! Aralarında hak ettikleriyle hükmolunmuştur. . . Hak ettiklerinin dışında bir şey yaşamazlar!Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Baskı zulüm işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, İslâm dini aleyhinde propaganda yapan herkes yeryüzündeki bütün servet ve imkâna sahip olsa, cezadan kurtulmak için elbette onu feda eder. Azâbı gördükleri zaman, için için pişmanlık duyacaklar. İşte böyle bir zamanda bile mü’minlerle kâfirler arasında hakları, mükâfatları ve cezalarının tesbiti ile ilgili âdil bir muhakeme yapılarak kararlar icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Zulmeden her bir can, yeryüzünde olanların tümüne sahip olsaydı bunu fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Aralarında adaletle hüküm verilir ve hiç bir haksızlığa uğratılmazlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Küfre varmakla zulmeden her nefis, eğer bütün yeryüzündekine sahip olsaydı, azabı gördükleri vakit, hepsi pişmanlığı açığa vurarak kendini kurtarmak için onu mahakkak feda ederdi. Fakat kendilerine zulüm yapılmaksızın, aralarında adaletle (günahları kadar azabla) hüküm verilmesi takdir edilmiştir.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Haksizlik etmis olan her kisi, yeryuzunde olan her seye sahip olsa, onu azabin fidyesi olarak verirdi. Azabi gorunce pismanlik gosterdiler. Haksizliga ugratilmadan aralarinda adaletle hukmolunmustur.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Eğer zulmeden her kişi, yeryüzündeki her şey kendisine ait olsaydı, onu kurtuluş akçesi olarak verirdi. Azabı gördükleri vakit hepsi de için için pişmanlık duydular. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa da uğratılmazlar.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : (O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Zulmetmiş bir can yeryüzündeki her şeye sahip olsa, onu fidye olarak vermek isteyecektir. Azabı gördüklerinde derin pişmanlık duyacaklar. Adaletle yargılanacaklar ve onlara zulmedilmeyecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Zulmetmiş olan herkes bütün yeryüzüne malik olsaydı, azabı gördükleri zaman hepsi içten içe pişmanlık duyarak kendisini kurtarmak için onu feda ederdi; fakat aralarında hüküm adalet ile imza edilmiştir, hiçbirine zulmedilmez!Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Zulmetmiş olan her nefis bütün Arzdakine malik olsa idi, azâbı gördükleri vakıt hepsi içten içe nedamet ederek kendini kurtarmak için onu fedâ ederdi, fakat beynlerinde kaza, adalet ile imza edilmiştir, hiç birine zulmedilmezDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Kendisine zulmetmiş olan herkes, o gün yeryüzünün bütün servetine sahip olsa bunu (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi. Onlar azabı gördükleri zaman pişmanlıktan donakalırlar. Haklarında adalet uyarınca hüküm verilir, kendilerine haksızlık edilmez.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Ve eğer ki, şirk koşmak sûretiyle yanlış; kendi zararlarına iş yapmış olan herkes yeryüzünde ne varsa kendisinin olsa onu feda ederdi/ kurtulmalık verirdi. Ve onlar, azabı görünce pişmanlık duyardı. Ve aralarında adalet kesinlikle gerçekleşecektir. Ve onlar, haksızlığa uğramazlar. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Zulmeden herkes, eğer yerde bulunan (bütün) eşyâye mâlik olsaydı, (azâbdan kurtulmak için) onu behemehal feda ederdi. Onlar azabı görünce peşîmanlıklarını açıklarlar. (Ne çare ki) aralarında, kendilerine haksızlık yapılmaksızın, adaletle hüküm olunmuşdur. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Şübhesiz ki zulmeden (ve böylelikle cezâyı hak eden) her nefis yeryüzünde bulunan herşey, (kendisinin) olsaydı, (o azabdan kurtulmak için) onu kesinlikle fedâ ederdi. Ve azâbı gördüklerinde, için için pişmanlık duyarlar. Artık aralarında adâletle hüküm verilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Yeryüzünde bulunan her şey, nefsine zulmeden kimsenin olsaydı, onu fidye verirdi. Azabı gördükleri zaman içlerinde pişmanlık duyarlar. Halbuki onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Muhakkak ki; zulmeden her nefs, yeryüzünde ne varsa onun olsa, azabı gördüğü zaman pişmanlığını gizler ve mutlaka onu (onların hepsini) feda ederdi (verirdi). Ve onların arasında adaletle hükmedilmiştir. Ve onlara zulmedilmez.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Haksızlık yapan herkes, dünyadaki her şey onun olsa, (o Gün) onu kurtulmak için fidye olarak verirdi. Ve (o zalimler kendilerini bekleyen) azabı görünce pişmanlıklarını gösterecek gücü (bile) kendilerinde bulamayacaklar. Yine de onlar hakkında adaletle yargıda bulunulacak; kendilerine zulmedilmeyecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Eğer zulmetmiş olan her şahıs için bütün yerde bulunanlar olsa idi elbette onları feda ederdi ve azabı gördükleri zaman için için nedâmette bulunmuş olurlar. Ve onların arasında adâletle hükmolunmuş olur ve onlar zulmolunmazlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Nefsine zulmeden herkes, yeryüzünde ne varsa kendisinin olsaydı, onu fedâ etmek isterdi. Azabı gördükleri zaman da pişmanlıklarını gizlemeye çalışırlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Zulmetmiş herkes yeryüzündeki her şeyi fidye olarak vermek ister.. Azabı gördüklerinde pişmanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilmiştir.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Kendi nefsine zulmeden her kişi, dünyadaki bütün şeylere malik olsaydı bile, cezadan kurtulmak için hepsini fidye olarak verirdi. Onlar cezaları olan azabı görünce içten içe duydukları pişmanlığı açığa vururlar. Ne çare ki, kendilerine asla haksızlık edilmeksizin, aralarında adaletle hüküm verilmiştir.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : (O zaman), kendisine zulmeden her kişi, yeryüzünde ne varsa hepsi kendisinin olsaydı (azâbdan kurtulmak için) onu fidye verirdi. Azâbı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar, aralarında adâletle hükmedilir, asla haksızlığa uğratılmazlar.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Zulmetmiş olan herkes, o gün dünyada ne varsa fidye olarak vermek ister. Azabı gördüklerinde için için pişmanlık duyarlar. Sonra kimseye bir haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hükmedilir.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir. Azabı gördüklerinde pişmanlığı ta içlerinde duyarlar. Aralarında adaletle hükmedilmiştir. Asla zulme uğratılmazlar!Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.