10Yûnus Suresi
Kuran Sırası: 10
İniş Sırası: 51
Kırık Meal (Transcript) Meali
|ÊKEN: mı geldi?
| LLNES: insanlara
| ACBE: tuhaf
| ÊN:
| ÊVḪYNE: vahyetmemiz
| ÎL:
| RCL: bir adama
| MNHM: içlerinden
| ÊN: diye
| ÊNZ̃R: uyarsın
| ELNES: insanları
| VBŞR: ve müjdelesin
| ELZ̃YN: kimselere
| ËMNVE: iman edenlere
| ÊN: (ki) şüphesiz
| LHM: onlar için vardır
| GD̃M: makamı
| ṦD̃G: doğruluk
| AND̃: katında
| RBHM: Rableri
| GEL: dediler ki
| ELKEFRVN: kâfirler
| ÎN: şüphesiz
| HZ̃E: bu
| LSEḪR: bir büyücüdür
| MBYN: apaçık
| (10:2)

| LLNES: insanlara
| ACBE: tuhaf
| ÊN:
| ÊVḪYNE: vahyetmemiz
| ÎL:
| RCL: bir adama
| MNHM: içlerinden
| ÊN: diye
| ÊNZ̃R: uyarsın
| ELNES: insanları
| VBŞR: ve müjdelesin
| ELZ̃YN: kimselere
| ËMNVE: iman edenlere
| ÊN: (ki) şüphesiz
| LHM: onlar için vardır
| GD̃M: makamı
| ṦD̃G: doğruluk
| AND̃: katında
| RBHM: Rableri
| GEL: dediler ki
| ELKEFRVN: kâfirler
| ÎN: şüphesiz
| HZ̃E: bu
| LSEḪR: bir büyücüdür
| MBYN: apaçık
| (10:2)|ÎN: şüphesiz
| RBKM: sizin Rabbiniz
| ELLH: Allah'tır
| ELZ̃Y: ki
| ḢLG: yarattı
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| FY:
| STT: altı
| ÊYEM: günde
| S̃M: sonra
| ESTV: kuşattı
| AL:
| ELARŞ: Arş'ı
| YD̃BR: düzene koydu
| ELÊMR: işleri
| ME: yoktur
| MN: kimse
| ŞFYA: şefaat edecek
| ÎLE: dışında
| MN:
| BAD̃:
| ÎZ̃NH: O'nun izni
| Z̃LKM: işte budur
| ELLH: Allah
| RBKM: Rabbiniz olan
| FEABD̃VH: O'na kulluk edin
| ÊFLE:
| TZ̃KRVN: Düşünüp öğüt almaz mısınız?
| (10:3)

| RBKM: sizin Rabbiniz
| ELLH: Allah'tır
| ELZ̃Y: ki
| ḢLG: yarattı
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| FY:
| STT: altı
| ÊYEM: günde
| S̃M: sonra
| ESTV: kuşattı
| AL:
| ELARŞ: Arş'ı
| YD̃BR: düzene koydu
| ELÊMR: işleri
| ME: yoktur
| MN: kimse
| ŞFYA: şefaat edecek
| ÎLE: dışında
| MN:
| BAD̃:
| ÎZ̃NH: O'nun izni
| Z̃LKM: işte budur
| ELLH: Allah
| RBKM: Rabbiniz olan
| FEABD̃VH: O'na kulluk edin
| ÊFLE:
| TZ̃KRVN: Düşünüp öğüt almaz mısınız?
| (10:3)|ÎLYH: O'nadır
| MRCAKM: dönüşü
| CMYAE: hepinizin
| VAD̃: vaadi
| ELLH: Allah'ın
| ḪGE: gerçektir
| ÎNH: O'dur
| YBD̃Ê: ilk kez başlatan
| ELḢLG: yaratmayı
| S̃M: sonra
| YAYD̃H: onu tekrarlayan
| LYCZY: karşılıklarını vermek üzere
| ELZ̃YN: kimselere
| ËMNVE: iman eden(lere)
| VAMLVE: ve ameller işleyen(lere)
| ELṦELḪET: salih
| BELGSŦ: adaletli bir şekilde
| VELZ̃YN: ve kiimselere
| KFRVE: inkâr eden(lere)
| LHM: vardır
| ŞREB: bir içecek
| MN: -dan
| ḪMYM: kaynar su-
| VAZ̃EB: ve bir azap
| ÊLYM: acıklı
| BME: dolayı
| KENVE: olmalarından
| YKFRVN: inkâr ediyor(lar)
| (10:4)

| MRCAKM: dönüşü
| CMYAE: hepinizin
| VAD̃: vaadi
| ELLH: Allah'ın
| ḪGE: gerçektir
| ÎNH: O'dur
| YBD̃Ê: ilk kez başlatan
| ELḢLG: yaratmayı
| S̃M: sonra
| YAYD̃H: onu tekrarlayan
| LYCZY: karşılıklarını vermek üzere
| ELZ̃YN: kimselere
| ËMNVE: iman eden(lere)
| VAMLVE: ve ameller işleyen(lere)
| ELṦELḪET: salih
| BELGSŦ: adaletli bir şekilde
| VELZ̃YN: ve kiimselere
| KFRVE: inkâr eden(lere)
| LHM: vardır
| ŞREB: bir içecek
| MN: -dan
| ḪMYM: kaynar su-
| VAZ̃EB: ve bir azap
| ÊLYM: acıklı
| BME: dolayı
| KENVE: olmalarından
| YKFRVN: inkâr ediyor(lar)
| (10:4)|HV: O'dur
| ELZ̃Y:
| CAL: yapan
| ELŞMS: güneşi
| ŽYEÙ: bir ışık
| VELGMR: ve ayı
| NVRE: bir nur
| VGD̃RH: ve düzenleyen
| MNEZL: belli menzillere göre
| LTALMVE: bilmeniz için
| AD̃D̃: sayısını
| ELSNYN: yılların
| VELḪSEB: ve hesabını
| ME:
| ḢLG: yaratmamıştır
| ELLH: Allah
| Z̃LK: bütün bunları
| ÎLE: dışında
| BELḪG: hak olmak
| YFṦL: etraflıca açıklıyor
| EL ËYET: ayetlerini
| LGVM: bir topluluk için
| YALMVN: bilen
| (10:5)

| ELZ̃Y:
| CAL: yapan
| ELŞMS: güneşi
| ŽYEÙ: bir ışık
| VELGMR: ve ayı
| NVRE: bir nur
| VGD̃RH: ve düzenleyen
| MNEZL: belli menzillere göre
| LTALMVE: bilmeniz için
| AD̃D̃: sayısını
| ELSNYN: yılların
| VELḪSEB: ve hesabını
| ME:
| ḢLG: yaratmamıştır
| ELLH: Allah
| Z̃LK: bütün bunları
| ÎLE: dışında
| BELḪG: hak olmak
| YFṦL: etraflıca açıklıyor
| EL ËYET: ayetlerini
| LGVM: bir topluluk için
| YALMVN: bilen
| (10:5)|ÎN: şüphesiz
| FY:
| EḢTLEF: ardarda gelmesinde
| ELLYL: gece
| VELNHER: ve gündüzün
| VME:
| ḢLG: yarattıklarında
| ELLH: Allah'ın
| FY:
| ELSMEVET: göklerde
| VELÊRŽ: ve yerde
| L ËYET: ayetler vardır
| LGVM: bir topluluk için
| YTGVN: sakınan
| (10:6)

| FY:
| EḢTLEF: ardarda gelmesinde
| ELLYL: gece
| VELNHER: ve gündüzün
| VME:
| ḢLG: yarattıklarında
| ELLH: Allah'ın
| FY:
| ELSMEVET: göklerde
| VELÊRŽ: ve yerde
| L ËYET: ayetler vardır
| LGVM: bir topluluk için
| YTGVN: sakınan
| (10:6)|ÎN: şüphesiz
| ELZ̃YN: kimseler
| LE:
| YRCVN: ummayan(lar)
| LGEÙNE: bize kavuşmayı
| VRŽVE: ve razı olan(lar)
| BELḪYET: hayatına
| ELD̃NYE: dünya
| VEŦMÊNVE: ve gönüllerini kaptıran(lar)
| BHE: ona
| VELZ̃YN: ve olanlar
| HM: onlar
| AN: -den
| ËYETNE: bizim ayetlerimiz-
| ĞEFLVN: gafil(ler)
| (10:7)

| ELZ̃YN: kimseler
| LE:
| YRCVN: ummayan(lar)
| LGEÙNE: bize kavuşmayı
| VRŽVE: ve razı olan(lar)
| BELḪYET: hayatına
| ELD̃NYE: dünya
| VEŦMÊNVE: ve gönüllerini kaptıran(lar)
| BHE: ona
| VELZ̃YN: ve olanlar
| HM: onlar
| AN: -den
| ËYETNE: bizim ayetlerimiz-
| ĞEFLVN: gafil(ler)
| (10:7)|ÊVLÙK: işte bunların
| MÊVEHM: varacakları yer
| ELNER: cehennemdir
| BME: karşılık
| KENVE: olduklarına
| YKSBVN: kazanıyor(lar)
| (10:8)

| MÊVEHM: varacakları yer
| ELNER: cehennemdir
| BME: karşılık
| KENVE: olduklarına
| YKSBVN: kazanıyor(lar)
| (10:8)|ÎN: şüphesiz
| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: iman eden(leri)
| VAMLVE: ve ameller işleyen(leri)
| ELṦELḪET: salih
| YHD̃YHM: doğru yola iletir
| RBHM: Rableri
| BÎYMENHM: imanları dolayısıyla
| TCRY: akar
| MN:
| TḪTHM: onların altlarından
| ELÊNHER: ırmaklar
| FY:
| CNET: cennetlerinde
| ELNAYM: naim
| (10:9)

| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: iman eden(leri)
| VAMLVE: ve ameller işleyen(leri)
| ELṦELḪET: salih
| YHD̃YHM: doğru yola iletir
| RBHM: Rableri
| BÎYMENHM: imanları dolayısıyla
| TCRY: akar
| MN:
| TḪTHM: onların altlarından
| ELÊNHER: ırmaklar
| FY:
| CNET: cennetlerinde
| ELNAYM: naim
| (10:9)|D̃AVEHM: onların duaları
| FYHE: orada
| SBḪENK: senin şanın pek yücedir
| ELLHM: Ey Allah'ım
| VTḪYTHM: ve dilekleri (de)
| FYHE: aralarındaki
| SLEM: Selâm'dır
| V ËḢR: ve sonu (ise)
| D̃AVEHM: dualarının
| ÊN:
| ELḪMD̃: hamdolsun'dur
| LLH: Allah'a
| RB: Rabbi
| ELAELMYN: alemlerin
| (10:10)

| FYHE: orada
| SBḪENK: senin şanın pek yücedir
| ELLHM: Ey Allah'ım
| VTḪYTHM: ve dilekleri (de)
| FYHE: aralarındaki
| SLEM: Selâm'dır
| V ËḢR: ve sonu (ise)
| D̃AVEHM: dualarının
| ÊN:
| ELḪMD̃: hamdolsun'dur
| LLH: Allah'a
| RB: Rabbi
| ELAELMYN: alemlerin
| (10:10)|VLV: ve eğer
| YACL: acele verseydi
| ELLH: Allah
| LLNES: insanlara
| ELŞR: kötülüğü
| ESTACELHM: acele istemeleri gibi
| BELḢYR: iyiliği
| LGŽY: hemen bitmiş olurdu
| ÎLYHM: onların
| ÊCLHM: süreleri
| FNZ̃R: böyle bırakırız
| ELZ̃YN: kimseleri
| LE:
| YRCVN: ummayanları
| LGEÙNE: bize kavuşmayı
| FY:
| ŦĞYENHM: taşkınlıkları içinde
| YAMHVN: bocalar bir halde
| (10:11)

| YACL: acele verseydi
| ELLH: Allah
| LLNES: insanlara
| ELŞR: kötülüğü
| ESTACELHM: acele istemeleri gibi
| BELḢYR: iyiliği
| LGŽY: hemen bitmiş olurdu
| ÎLYHM: onların
| ÊCLHM: süreleri
| FNZ̃R: böyle bırakırız
| ELZ̃YN: kimseleri
| LE:
| YRCVN: ummayanları
| LGEÙNE: bize kavuşmayı
| FY:
| ŦĞYENHM: taşkınlıkları içinde
| YAMHVN: bocalar bir halde
| (10:11)|VÎZ̃E: ve ne zaman ki
| MS: dokunduğunda
| ELÎNSEN: insana
| ELŽR: bir darlık
| D̃AENE: bize dua eder
| LCNBH: yan yatarken
| ÊV: veya
| GEAD̃E: otururken
| ÊV: yahut
| GEÙME: ayakta
| FLME: ancak
| KŞFNE: giderdiğimizde
| ANH: ondan
| ŽRH: darlığını
| MR: hareket eder
| KÊN: gibi
| LM:
| YD̃ANE: bize dua etmemiş
| ÎL:
| ŽR: darlıktan dolayı
| MSH: kendisine dokunmuş olan
| KZ̃LK: işte böyle
| ZYN: süslü gösterilmiştir
| LLMSRFYN: aşırıya gidenlere
| ME: şeyler
| KENVE: oldukları
| YAMLVN: yapıyor(lar)
| (10:12)

| MS: dokunduğunda
| ELÎNSEN: insana
| ELŽR: bir darlık
| D̃AENE: bize dua eder
| LCNBH: yan yatarken
| ÊV: veya
| GEAD̃E: otururken
| ÊV: yahut
| GEÙME: ayakta
| FLME: ancak
| KŞFNE: giderdiğimizde
| ANH: ondan
| ŽRH: darlığını
| MR: hareket eder
| KÊN: gibi
| LM:
| YD̃ANE: bize dua etmemiş
| ÎL:
| ŽR: darlıktan dolayı
| MSH: kendisine dokunmuş olan
| KZ̃LK: işte böyle
| ZYN: süslü gösterilmiştir
| LLMSRFYN: aşırıya gidenlere
| ME: şeyler
| KENVE: oldukları
| YAMLVN: yapıyor(lar)
| (10:12)|VLGD̃: ve andolsun
| ÊHLKNE: helak ettik
| ELGRVN: nice nesilleri
| MN:
| GBLKM: sizden önce
| LME:
| ƵLMVE: haksızlık ettiklerinden
| VCEÙTHM: kendilerine geldiği halde
| RSLHM: peygamberleri
| BELBYNET: apaçık delillerle
| VME:
| KENVE:
| LYÙMNVE: ve iman etmeyecekleri için
| KZ̃LK: işte böyle
| NCZY: cezalandırırız
| ELGVM: topluluğunu
| ELMCRMYN: suçlular
| (10:13)

| ÊHLKNE: helak ettik
| ELGRVN: nice nesilleri
| MN:
| GBLKM: sizden önce
| LME:
| ƵLMVE: haksızlık ettiklerinden
| VCEÙTHM: kendilerine geldiği halde
| RSLHM: peygamberleri
| BELBYNET: apaçık delillerle
| VME:
| KENVE:
| LYÙMNVE: ve iman etmeyecekleri için
| KZ̃LK: işte böyle
| NCZY: cezalandırırız
| ELGVM: topluluğunu
| ELMCRMYN: suçlular
| (10:13)|S̃M: sonra
| CALNEKM: sizi kıldık
| ḢLEÙF: halifeler
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzüne
| MN:
| BAD̃HM: onların ardından
| LNNƵR: görmek için
| KYF: neler
| TAMLVN: yapacağınızı
| (10:14)

| CALNEKM: sizi kıldık
| ḢLEÙF: halifeler
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzüne
| MN:
| BAD̃HM: onların ardından
| LNNƵR: görmek için
| KYF: neler
| TAMLVN: yapacağınızı
| (10:14)|VÎZ̃E: ne zaman ki
| TTL: okunduğunda
| ALYHM: onlara
| ËYETNE: ayetlerimiz
| BYNET: apaçık bir şekilde
| GEL: derler
| ELZ̃YN: kimseler
| LE:
| YRCVN: ummayanlar
| LGEÙNE: bize kavuşmayı
| EÙT: getir
| BGR ËN: bir Kur'an
| ĞYR: başka
| HZ̃E: bundan
| ÊV: veya
| BD̃LH: bunu değiştir
| GL: de ki
| ME:
| YKVN: (sözkonusu) olamaz
| LY: benim
| ÊN:
| ÊBD̃LH: onu değiştirmem
| MN:
| TLGEÙ: tarafımdan
| NFSY: kendi
| ÎN:
| ÊTBA: ben uyuyorum
| ÎLE: ancak
| ME:
| YVḪ: vahyedilene
| ÎLY: bana
| ÎNY: şüphesiz ben
| ÊḢEF: korkarım
| ÎN:
| AṦYT: karşı gelirsem
| RBY: Rabbime
| AZ̃EB: azabından
| YVM: bir günün
| AƵYM: büyük
| (10:15)

| TTL: okunduğunda
| ALYHM: onlara
| ËYETNE: ayetlerimiz
| BYNET: apaçık bir şekilde
| GEL: derler
| ELZ̃YN: kimseler
| LE:
| YRCVN: ummayanlar
| LGEÙNE: bize kavuşmayı
| EÙT: getir
| BGR ËN: bir Kur'an
| ĞYR: başka
| HZ̃E: bundan
| ÊV: veya
| BD̃LH: bunu değiştir
| GL: de ki
| ME:
| YKVN: (sözkonusu) olamaz
| LY: benim
| ÊN:
| ÊBD̃LH: onu değiştirmem
| MN:
| TLGEÙ: tarafımdan
| NFSY: kendi
| ÎN:
| ÊTBA: ben uyuyorum
| ÎLE: ancak
| ME:
| YVḪ: vahyedilene
| ÎLY: bana
| ÎNY: şüphesiz ben
| ÊḢEF: korkarım
| ÎN:
| AṦYT: karşı gelirsem
| RBY: Rabbime
| AZ̃EB: azabından
| YVM: bir günün
| AƵYM: büyük
| (10:15)|GL: de ki
| LV: şayet
| ŞEÙ: dileseydi
| ELLH: Allah
| ME:
| TLVTH: bunu okumazdım
| ALYKM: size
| VLE:
| ÊD̃REKM: ve size hiç bildirmezdi
| BH: bunu
| FGD̃: elbette
| LBS̃T: geçirdim
| FYKM: sizin aranızda
| AMRE: belli bir ömür
| MN:
| GBLH: daha önce
| ÊFLE:
| TAGLVN: hiç düşünmüyor musunuz?
| (10:16)

| LV: şayet
| ŞEÙ: dileseydi
| ELLH: Allah
| ME:
| TLVTH: bunu okumazdım
| ALYKM: size
| VLE:
| ÊD̃REKM: ve size hiç bildirmezdi
| BH: bunu
| FGD̃: elbette
| LBS̃T: geçirdim
| FYKM: sizin aranızda
| AMRE: belli bir ömür
| MN:
| GBLH: daha önce
| ÊFLE:
| TAGLVN: hiç düşünmüyor musunuz?
| (10:16)|FMN: kim olabilir?
| ÊƵLM: daha zalim
| MMN: kimseden
| EFTR: uyduran
| AL: karşı
| ELLH: Allah'a
| KZ̃BE: yalan
| ÊV: yahut
| KZ̃B: yalanlayandan
| B ËYETH: O'nun ayetlerini
| ÎNH: şüphesiz
| LE:
| YFLḪ: kurtuluşa eremezler
| ELMCRMVN: suçlular
| (10:17)

| ÊƵLM: daha zalim
| MMN: kimseden
| EFTR: uyduran
| AL: karşı
| ELLH: Allah'a
| KZ̃BE: yalan
| ÊV: yahut
| KZ̃B: yalanlayandan
| B ËYETH: O'nun ayetlerini
| ÎNH: şüphesiz
| LE:
| YFLḪ: kurtuluşa eremezler
| ELMCRMVN: suçlular
| (10:17)|VYABD̃VN: ve ibadet ediyorlar
| MN:
| D̃VN: bırakıp
| ELLH: Allah'ı
| ME: şeylere
| LE: hiç
| YŽRHM: bir zararı olmayan
| VLE: ve
| YNFAHM: yararı olmayan
| VYGVLVN: ve diyorlar ki
| HÙLEÙ: bunlar
| ŞFAEÙNE: bizim şefaatçilerimizdir
| AND̃: katında
| ELLH: Allah
| GL: de ki
| ÊTNBÙVN: bildiriyor musunuz?
| ELLH: Allah'a
| BME: bir şeyi
| LE:
| YALM: bilmediği
| FY:
| ELSMEVET: göklerde
| VLE: ve
| FY:
| ELÊRŽ: yerde
| SBḪENH: O münezzehtir
| VTAEL: ve yücedir
| AME:
| YŞRKVN: ortak koştuklarından
| (10:18)

| MN:
| D̃VN: bırakıp
| ELLH: Allah'ı
| ME: şeylere
| LE: hiç
| YŽRHM: bir zararı olmayan
| VLE: ve
| YNFAHM: yararı olmayan
| VYGVLVN: ve diyorlar ki
| HÙLEÙ: bunlar
| ŞFAEÙNE: bizim şefaatçilerimizdir
| AND̃: katında
| ELLH: Allah
| GL: de ki
| ÊTNBÙVN: bildiriyor musunuz?
| ELLH: Allah'a
| BME: bir şeyi
| LE:
| YALM: bilmediği
| FY:
| ELSMEVET: göklerde
| VLE: ve
| FY:
| ELÊRŽ: yerde
| SBḪENH: O münezzehtir
| VTAEL: ve yücedir
| AME:
| YŞRKVN: ortak koştuklarından
| (10:18)|VME: ve
| KEN: değildir
| ELNES: insanlar
| ÎLE: ancak
| ÊMT: bir ümmettir
| VEḪD̃T: tek
| FEḢTLFVE: sonradan ayrılığa düştüler
| VLVLE: eğer olmasaydı
| KLMT: bir takdir
| SBGT: önceden belirlenmiş
| MN:
| RBK: Rabbin tarafından
| LGŽY: kesin hüküm verilirdi
| BYNHM: aralarında
| FYME: şeylerde
| FYH: onda
| YḢTLFVN: ayrılığa düştükleri
| (10:19)

| KEN: değildir
| ELNES: insanlar
| ÎLE: ancak
| ÊMT: bir ümmettir
| VEḪD̃T: tek
| FEḢTLFVE: sonradan ayrılığa düştüler
| VLVLE: eğer olmasaydı
| KLMT: bir takdir
| SBGT: önceden belirlenmiş
| MN:
| RBK: Rabbin tarafından
| LGŽY: kesin hüküm verilirdi
| BYNHM: aralarında
| FYME: şeylerde
| FYH: onda
| YḢTLFVN: ayrılığa düştükleri
| (10:19)|VYGVLVN: ve diyorlar
| LVLE: keşke
| ÊNZL: indirilse
| ALYH: ona
| ËYT: bir mucize
| MN:
| RBH: Rabbinden
| FGL: de ki
| ÎNME: ancak
| ELĞYB: gayb
| LLH: Allah'ındır
| FENTƵRVE: bekleyin
| ÎNY: elbette ben de
| MAKM: sizinle birlikte
| MN:
| ELMNTƵRYN: bekleyenlerdenim
| (10:20)

| LVLE: keşke
| ÊNZL: indirilse
| ALYH: ona
| ËYT: bir mucize
| MN:
| RBH: Rabbinden
| FGL: de ki
| ÎNME: ancak
| ELĞYB: gayb
| LLH: Allah'ındır
| FENTƵRVE: bekleyin
| ÎNY: elbette ben de
| MAKM: sizinle birlikte
| MN:
| ELMNTƵRYN: bekleyenlerdenim
| (10:20)|VÎZ̃E: ve zaman
| ÊZ̃GNE: tattırdığımız
| ELNES: insanlara
| RḪMT: genişlik
| MN:
| BAD̃: sonra
| ŽREÙ: bir darlıktan
| MSTHM: kendilerine dokunan
| ÎZ̃E: hemen
| LHM: onların vardır
| MKR: hileleri
| FY: hakkında
| ËYETNE: ayetlerimiz
| GL: de ki
| ELLH: Allah
| ÊSRA: daha hızlıdır
| MKRE: düzen kurmada
| ÎN: şüphesiz
| RSLNE: elçilerimiz
| YKTBVN: yazmaktadırlar
| ME:
| TMKRVN: sizin hilelerinizi
| (10:21)

| ÊZ̃GNE: tattırdığımız
| ELNES: insanlara
| RḪMT: genişlik
| MN:
| BAD̃: sonra
| ŽREÙ: bir darlıktan
| MSTHM: kendilerine dokunan
| ÎZ̃E: hemen
| LHM: onların vardır
| MKR: hileleri
| FY: hakkında
| ËYETNE: ayetlerimiz
| GL: de ki
| ELLH: Allah
| ÊSRA: daha hızlıdır
| MKRE: düzen kurmada
| ÎN: şüphesiz
| RSLNE: elçilerimiz
| YKTBVN: yazmaktadırlar
| ME:
| TMKRVN: sizin hilelerinizi
| (10:21)|HV: O'dur
| ELZ̃Y:
| YSYRKM: sizi gezdiren
| FY:
| ELBR: karada
| VELBḪR: ve denizde
| ḪT: hatta
| ÎZ̃E: zaman
| KNTM: olduğunuz
| FY:
| ELFLK: gemide
| VCRYN: ve yürüttüğü (zaman)
| BHM: bununla
| BRYḪ: bir rüzgârın
| ŦYBT: tatlı
| VFRḪVE: ve neşelendikleri sırada
| BHE: onların bununla
| CEÙTHE: birden çıkıp
| RYḪ: bir fırtına
| AEṦF: sert
| VCEÙHM: ve geldiğinde
| ELMVC: dalgalar
| MN:
| KL: her
| MKEN: yönden
| VƵNVE: ve kanaat getirdiklerinde
| ÊNHM: muhakkak onlar
| ÊḪYŦ: kuşatıldıklarına
| BHM: kendilerinin
| D̃AVE: dua etmeye başlarlar
| ELLH: Allah'a
| MḢLṦYN: has kılarak
| LH: O'na
| ELD̃YN: dini
| LÙN: eğer
| ÊNCYTNE: bizi kurtarırsan
| MN:
| HZ̃H: bundan
| LNKVNN: elbette olacağız
| MN: -den
| ELŞEKRYN: şükredenler-
| (10:22)

| ELZ̃Y:
| YSYRKM: sizi gezdiren
| FY:
| ELBR: karada
| VELBḪR: ve denizde
| ḪT: hatta
| ÎZ̃E: zaman
| KNTM: olduğunuz
| FY:
| ELFLK: gemide
| VCRYN: ve yürüttüğü (zaman)
| BHM: bununla
| BRYḪ: bir rüzgârın
| ŦYBT: tatlı
| VFRḪVE: ve neşelendikleri sırada
| BHE: onların bununla
| CEÙTHE: birden çıkıp
| RYḪ: bir fırtına
| AEṦF: sert
| VCEÙHM: ve geldiğinde
| ELMVC: dalgalar
| MN:
| KL: her
| MKEN: yönden
| VƵNVE: ve kanaat getirdiklerinde
| ÊNHM: muhakkak onlar
| ÊḪYŦ: kuşatıldıklarına
| BHM: kendilerinin
| D̃AVE: dua etmeye başlarlar
| ELLH: Allah'a
| MḢLṦYN: has kılarak
| LH: O'na
| ELD̃YN: dini
| LÙN: eğer
| ÊNCYTNE: bizi kurtarırsan
| MN:
| HZ̃H: bundan
| LNKVNN: elbette olacağız
| MN: -den
| ELŞEKRYN: şükredenler-
| (10:22)|FLME: ne zaman ki
| ÊNCEHM: kurtarır onları
| ÎZ̃E: hemen
| HM: onlar
| YBĞVN: taşkınlık etmeye başlarlar
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| BĞYR:
| ELḪG: haksız yere
| YE: EY/HEY/AH
| ÊYHE: SİZ!
| ELNES: insanlar
| ÎNME: gerçekte
| BĞYKM: taşkınlığınız
| AL: aleyhinize olan
| ÊNFSKM: kendinizin
| MTEA: geçici zevkleridir
| ELḪYET: hayatının
| ELD̃NYE: dünya
| S̃M: sonra
| ÎLYNE: bizedir
| MRCAKM: dönüşünüz
| FNNBÙKM: ve size bildiririz
| BME: şeyi
| KNTM: olduğunuz
| TAMLVN: yapıyor
| (10:23)

| ÊNCEHM: kurtarır onları
| ÎZ̃E: hemen
| HM: onlar
| YBĞVN: taşkınlık etmeye başlarlar
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| BĞYR:
| ELḪG: haksız yere
| YE: EY/HEY/AH
| ÊYHE: SİZ!
| ELNES: insanlar
| ÎNME: gerçekte
| BĞYKM: taşkınlığınız
| AL: aleyhinize olan
| ÊNFSKM: kendinizin
| MTEA: geçici zevkleridir
| ELḪYET: hayatının
| ELD̃NYE: dünya
| S̃M: sonra
| ÎLYNE: bizedir
| MRCAKM: dönüşünüz
| FNNBÙKM: ve size bildiririz
| BME: şeyi
| KNTM: olduğunuz
| TAMLVN: yapıyor
| (10:23)|ÎNME: ancak
| MS̃L: örneği
| ELḪYET: hayatının
| ELD̃NYE: dünya
| KMEÙ: suya benzer
| ÊNZLNEH: indirdiğimiz
| MN:
| ELSMEÙ: gökten
| FEḢTLŦ: birbirine karıştığı
| BH: onunla
| NBET: bitkilerinin
| ELÊRŽ: yeryüzü
| MME: öyle ki
| YÊKL: yer
| ELNES: insanlar
| VELÊNAEM: ve hayvanlar
| ḪT: sonuçta
| ÎZ̃E: sırada
| ÊḢZ̃T: alıp
| ELÊRŽ: yeryüzü
| ZḢRFHE: güzelliğini
| VEZYNT: ve süslendiği
| VƵN: ve sandıkları
| ÊHLHE: sahiplerinin
| ÊNHM: gerçekten
| GED̃RVN: kadir olduklarını
| ALYHE: bunlara
| ÊTEHE: gelir
| ÊMRNE: emrimiz
| LYLE: gece
| ÊV: veya
| NHERE: gündüz
| FCALNEHE: böylece onları çeviririz
| ḪṦYD̃E: biçilmiş hale
| KÊN: gibi
| LM:
| TĞN: hiç yokmuş
| BELÊMS: bir gün önce
| KZ̃LK: işte böyle
| NFṦL: ayrıntılı olarak açıklıyoruz
| EL ËYET: ayetlerimizi
| LGVM: topluluk için
| YTFKRVN: düşünen
| (10:24)

| MS̃L: örneği
| ELḪYET: hayatının
| ELD̃NYE: dünya
| KMEÙ: suya benzer
| ÊNZLNEH: indirdiğimiz
| MN:
| ELSMEÙ: gökten
| FEḢTLŦ: birbirine karıştığı
| BH: onunla
| NBET: bitkilerinin
| ELÊRŽ: yeryüzü
| MME: öyle ki
| YÊKL: yer
| ELNES: insanlar
| VELÊNAEM: ve hayvanlar
| ḪT: sonuçta
| ÎZ̃E: sırada
| ÊḢZ̃T: alıp
| ELÊRŽ: yeryüzü
| ZḢRFHE: güzelliğini
| VEZYNT: ve süslendiği
| VƵN: ve sandıkları
| ÊHLHE: sahiplerinin
| ÊNHM: gerçekten
| GED̃RVN: kadir olduklarını
| ALYHE: bunlara
| ÊTEHE: gelir
| ÊMRNE: emrimiz
| LYLE: gece
| ÊV: veya
| NHERE: gündüz
| FCALNEHE: böylece onları çeviririz
| ḪṦYD̃E: biçilmiş hale
| KÊN: gibi
| LM:
| TĞN: hiç yokmuş
| BELÊMS: bir gün önce
| KZ̃LK: işte böyle
| NFṦL: ayrıntılı olarak açıklıyoruz
| EL ËYET: ayetlerimizi
| LGVM: topluluk için
| YTFKRVN: düşünen
| (10:24)|VELLH: Allah
| YD̃AV: çağırır
| ÎL:
| D̃ER: yurduna
| ELSLEM: esenlik
| VYHD̃Y: ve iletir
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| ÎL:
| ṦREŦ: yola
| MSTGYM: doğru
| (10:25)

| YD̃AV: çağırır
| ÎL:
| D̃ER: yurduna
| ELSLEM: esenlik
| VYHD̃Y: ve iletir
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| ÎL:
| ṦREŦ: yola
| MSTGYM: doğru
| (10:25)|LLZ̃YN: kimselere vardır
| ÊḪSNVE: iyilik eden(lere)
| ELḪSN: daha iyisi
| VZYED̃T: ve fazlası
| VLE:
| YRHG: bürümez
| VCVHHM: onların yüzlerini
| GTR: karalık
| VLE:
| Z̃LT: ve aşağılık
| ÊVLÙK: işte bunlar
| ÊṦḪEB: ehlidirler
| ELCNT: cennet
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalıcıdırlar
| (10:26)

| ÊḪSNVE: iyilik eden(lere)
| ELḪSN: daha iyisi
| VZYED̃T: ve fazlası
| VLE:
| YRHG: bürümez
| VCVHHM: onların yüzlerini
| GTR: karalık
| VLE:
| Z̃LT: ve aşağılık
| ÊVLÙK: işte bunlar
| ÊṦḪEB: ehlidirler
| ELCNT: cennet
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalıcıdırlar
| (10:26)|VELZ̃YN: kimselere gelince
| KSBVE: kazanan(lara)
| ELSYÙET: kötülükler
| CZEÙ: ceza verilir
| SYÙT: bir kötülüğe
| BMS̃LHE: aynıyla
| VTRHGHM: ve bürür
| Z̃LT: bir aşağılık
| ME: yoktur
| LHM: onlar için
| MN: -tan
| ELLH: Allah-
| MN:
| AEṦM: kurtaracak
| KÊNME: gibidir
| ÊĞŞYT: kaplanmış
| VCVHHM: yüzleri
| GŦAE: parçalarıyla
| MN:
| ELLYL: bir gecenin
| MƵLME: kapkaranlık
| ÊVLÙK: bunlar
| ÊṦḪEB: ehlidirler
| ELNER: cehennem
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalıcıdırlar
| (10:27)

| KSBVE: kazanan(lara)
| ELSYÙET: kötülükler
| CZEÙ: ceza verilir
| SYÙT: bir kötülüğe
| BMS̃LHE: aynıyla
| VTRHGHM: ve bürür
| Z̃LT: bir aşağılık
| ME: yoktur
| LHM: onlar için
| MN: -tan
| ELLH: Allah-
| MN:
| AEṦM: kurtaracak
| KÊNME: gibidir
| ÊĞŞYT: kaplanmış
| VCVHHM: yüzleri
| GŦAE: parçalarıyla
| MN:
| ELLYL: bir gecenin
| MƵLME: kapkaranlık
| ÊVLÙK: bunlar
| ÊṦḪEB: ehlidirler
| ELNER: cehennem
| HM: onlar
| FYHE: orada
| ḢELD̃VN: sürekli kalıcıdırlar
| (10:27)|VYVM: ve o gün
| NḪŞRHM: onları biraraya toplarız
| CMYAE: tümünü
| S̃M: sonra
| NGVL: deriz
| LLZ̃YN: kimselere
| ÊŞRKVE: ortak koşan(lara)
| MKENKM: (haydi) yerlerinize!
| ÊNTM: siz
| VŞRKEÙKM: ve ortak koştuklarınız
| FZYLNE: böylece ayırırız
| BYNHM: onları birbirlerinden
| VGEL: ve (şöyle) derler
| ŞRKEÙHM: koştukları ortaklar
| ME:
| KNTM: siz değildiniz
| ÎYENE: bize
| TABD̃VN: ibadet ediyor
| (10:28)

| NḪŞRHM: onları biraraya toplarız
| CMYAE: tümünü
| S̃M: sonra
| NGVL: deriz
| LLZ̃YN: kimselere
| ÊŞRKVE: ortak koşan(lara)
| MKENKM: (haydi) yerlerinize!
| ÊNTM: siz
| VŞRKEÙKM: ve ortak koştuklarınız
| FZYLNE: böylece ayırırız
| BYNHM: onları birbirlerinden
| VGEL: ve (şöyle) derler
| ŞRKEÙHM: koştukları ortaklar
| ME:
| KNTM: siz değildiniz
| ÎYENE: bize
| TABD̃VN: ibadet ediyor
| (10:28)|FKF: şimdi yeter
| BELLH: Allah
| ŞHYD̃E: şahit olarak
| BYNNE: aramızda
| VBYNKM: ve sizin aranızda
| ÎN: şüphesiz
| KNE: biz idik
| AN: -dan
| ABED̃TKM: sizin tapınmanız-
| LĞEFLYN: habersiz
| (10:29)

| BELLH: Allah
| ŞHYD̃E: şahit olarak
| BYNNE: aramızda
| VBYNKM: ve sizin aranızda
| ÎN: şüphesiz
| KNE: biz idik
| AN: -dan
| ABED̃TKM: sizin tapınmanız-
| LĞEFLYN: habersiz
| (10:29)|HNELK: işte orada
| TBLV: hesabını verir
| KL: her
| NFS: can
| ME:
| ÊSLFT: önceden işlemiş olduğunun
| VRD̃VE: ve döndürülmüşlerdir
| ÎL:
| ELLH: Allah'a
| MVLEHM: mevlaları olan
| ELḪG: gerçek
| VŽL: ve kaybolmuştur
| ANHM: kendilerinden
| ME: şeyler ise
| KENVE: oldukları
| YFTRVN: uyduruyor(lar)
| (10:30)

| TBLV: hesabını verir
| KL: her
| NFS: can
| ME:
| ÊSLFT: önceden işlemiş olduğunun
| VRD̃VE: ve döndürülmüşlerdir
| ÎL:
| ELLH: Allah'a
| MVLEHM: mevlaları olan
| ELḪG: gerçek
| VŽL: ve kaybolmuştur
| ANHM: kendilerinden
| ME: şeyler ise
| KENVE: oldukları
| YFTRVN: uyduruyor(lar)
| (10:30)|GL: de ki
| MN: kimdir?
| YRZGKM: sizi rızıklandıran
| MN:
| ELSMEÙ: gökten
| VELÊRŽ: ve yerden
| ÊMN: yahut kimdir?
| YMLK: sahip olan
| ELSMA: kulaklara
| VELÊBṦER: ve gözlere
| VMN: ve kimdir?
| YḢRC: çıkaran
| ELḪY: diriyi
| MN: -den
| ELMYT: ölü-
| VYḢRC: ve çıkaran
| ELMYT: ölüyü
| MN: -den
| ELḪY: diri-
| VMN: ve kimdir?
| YD̃BR: düzene koyan
| ELÊMR: işleri
| FSYGVLVN: diyecekler
| ELLH: Allah
| FGL: de ki
| ÊFLE: öyleyse
| TTGVN: sakınmıyor musunuz?
| (10:31)

| MN: kimdir?
| YRZGKM: sizi rızıklandıran
| MN:
| ELSMEÙ: gökten
| VELÊRŽ: ve yerden
| ÊMN: yahut kimdir?
| YMLK: sahip olan
| ELSMA: kulaklara
| VELÊBṦER: ve gözlere
| VMN: ve kimdir?
| YḢRC: çıkaran
| ELḪY: diriyi
| MN: -den
| ELMYT: ölü-
| VYḢRC: ve çıkaran
| ELMYT: ölüyü
| MN: -den
| ELḪY: diri-
| VMN: ve kimdir?
| YD̃BR: düzene koyan
| ELÊMR: işleri
| FSYGVLVN: diyecekler
| ELLH: Allah
| FGL: de ki
| ÊFLE: öyleyse
| TTGVN: sakınmıyor musunuz?
| (10:31)|FZ̃LKM: işte budur
| ELLH: Allah
| RBKM: sizin Rabbiniz olan
| ELḪG: gerçek
| FMEZ̃E: ne vardır?
| BAD̃: dışında
| ELḪG: gerçeğin
| ÎLE: başka
| ELŽLEL: sapıklıktan
| FÊN: öyleyse nasıl?
| TṦRFVN: döndürülüyorsunuz
| (10:32)

| ELLH: Allah
| RBKM: sizin Rabbiniz olan
| ELḪG: gerçek
| FMEZ̃E: ne vardır?
| BAD̃: dışında
| ELḪG: gerçeğin
| ÎLE: başka
| ELŽLEL: sapıklıktan
| FÊN: öyleyse nasıl?
| TṦRFVN: döndürülüyorsunuz
| (10:32)|KZ̃LK: böylece
| ḪGT: gerçekleşmiş oldu
| KLMT: sözü
| RBK: Rabbinin
| AL: hakkındaki
| ELZ̃YN: kimseler
| FSGVE: yoldan çıkmış(lar)
| ÊNHM: onlar
| LE:
| YÙMNVN: iman etmezler
| (10:33)

| ḪGT: gerçekleşmiş oldu
| KLMT: sözü
| RBK: Rabbinin
| AL: hakkındaki
| ELZ̃YN: kimseler
| FSGVE: yoldan çıkmış(lar)
| ÊNHM: onlar
| LE:
| YÙMNVN: iman etmezler
| (10:33)|GL: de ki
| HL: var mıdır?
| MN:
| ŞRKEÙKM: sizin ortak koştuklarınızdan
| MN: bir kimse
| YBD̃Ê: ilk kez gerçekleştirip
| ELḢLG: yaratma işini
| S̃M: sonra
| YAYD̃H: yeniden diriltecek
| GL: de ki
| ELLH: Allah
| YBD̃Ê: ilk kez gerçekleştirip
| ELḢLG: yaratma işini
| S̃M: sonra
| YAYD̃H: yeniden diriltir
| FÊN: artık nasıl?
| TÙFKVN: çevriliyorsunuz
| (10:34)

| HL: var mıdır?
| MN:
| ŞRKEÙKM: sizin ortak koştuklarınızdan
| MN: bir kimse
| YBD̃Ê: ilk kez gerçekleştirip
| ELḢLG: yaratma işini
| S̃M: sonra
| YAYD̃H: yeniden diriltecek
| GL: de ki
| ELLH: Allah
| YBD̃Ê: ilk kez gerçekleştirip
| ELḢLG: yaratma işini
| S̃M: sonra
| YAYD̃H: yeniden diriltir
| FÊN: artık nasıl?
| TÙFKVN: çevriliyorsunuz
| (10:34)|GL: de ki
| HL: var mıdır?
| MN: -dan
| ŞRKEÙKM: sizin ortak koştuklarınız-
| MN: bir kimse
| YHD̃Y: iletecek
| ÎL:
| ELḪG: hakka
| GL: de ki
| ELLH: Allah
| YHD̃Y: iletir
| LLḪG: hakka
| ÊFMN: kimse mi?
| YHD̃Y: ileten
| ÎL:
| ELḪG: hakka
| ÊḪG: daha lâyıktır
| ÊN:
| YTBA: uyulmaya
| ÊMN: yoksa kimse mi?
| LE:
| YHD̃Y: doğru yolu bulamayan
| ÎLE: dışında
| ÊN:
| YHD̃: kendisi yöneltilmesi
| FME: ne oluyor
| LKM: size
| KYF: nasıl
| TḪKMVN: hüküm veriyorsunuz
| (10:35)

| HL: var mıdır?
| MN: -dan
| ŞRKEÙKM: sizin ortak koştuklarınız-
| MN: bir kimse
| YHD̃Y: iletecek
| ÎL:
| ELḪG: hakka
| GL: de ki
| ELLH: Allah
| YHD̃Y: iletir
| LLḪG: hakka
| ÊFMN: kimse mi?
| YHD̃Y: ileten
| ÎL:
| ELḪG: hakka
| ÊḪG: daha lâyıktır
| ÊN:
| YTBA: uyulmaya
| ÊMN: yoksa kimse mi?
| LE:
| YHD̃Y: doğru yolu bulamayan
| ÎLE: dışında
| ÊN:
| YHD̃: kendisi yöneltilmesi
| FME: ne oluyor
| LKM: size
| KYF: nasıl
| TḪKMVN: hüküm veriyorsunuz
| (10:35)|VME: ve
| YTBA: uymamaktadır
| ÊKS̃RHM: onların çoğu
| ÎLE: başkasına
| ƵNE: zandan
| ÎN: şüphesiz
| ELƵN: zan ise
| LE:
| YĞNY: kazandırmaz
| MN:
| ELḪG: gerçek açısından
| ŞYÙE: bir şey
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ALYM: bilmektedir
| BME: şeyleri
| YFALVN: onların yaptıkları
| (10:36)

| YTBA: uymamaktadır
| ÊKS̃RHM: onların çoğu
| ÎLE: başkasına
| ƵNE: zandan
| ÎN: şüphesiz
| ELƵN: zan ise
| LE:
| YĞNY: kazandırmaz
| MN:
| ELḪG: gerçek açısından
| ŞYÙE: bir şey
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ALYM: bilmektedir
| BME: şeyleri
| YFALVN: onların yaptıkları
| (10:36)|VME: ve
| KEN: değildir
| HZ̃E: bu
| ELGR ËN: Kur'an
| ÊN:
| YFTR: uydurulmuş
| MN:
| D̃VN: başkası tarafından
| ELLH: Allah'tandır
| VLKN: ve ancak
| TṦD̃YG: doğrulayıcıdır
| ELZ̃Y:
| BYN: arasındakini
| YD̃YH: iki eli
| VTFṦYL: ve açıklayıcıdır
| ELKTEB: Kitab'ı
| LE:
| RYB: şüphe yoktur
| FYH: onda
| MN:
| RB: Rabbi'ndendir
| ELAELMYN: alemlerin
| (10:37)

| KEN: değildir
| HZ̃E: bu
| ELGR ËN: Kur'an
| ÊN:
| YFTR: uydurulmuş
| MN:
| D̃VN: başkası tarafından
| ELLH: Allah'tandır
| VLKN: ve ancak
| TṦD̃YG: doğrulayıcıdır
| ELZ̃Y:
| BYN: arasındakini
| YD̃YH: iki eli
| VTFṦYL: ve açıklayıcıdır
| ELKTEB: Kitab'ı
| LE:
| RYB: şüphe yoktur
| FYH: onda
| MN:
| RB: Rabbi'ndendir
| ELAELMYN: alemlerin
| (10:37)|ÊM: yoksa
| YGVLVN: diyorlar
| EFTREH: O'nu kendisi uydurdu
| GL: de ki
| FÊTVE: getirin
| BSVRT: bir sure
| MS̃LH: onun benzeri
| VED̃AVE: ve çağırın
| MN:
| ESTŦATM: gücünüz yeteni
| MN:
| D̃VN: başka
| ELLH: Allah'tan
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru sözlü
| (10:38)

| YGVLVN: diyorlar
| EFTREH: O'nu kendisi uydurdu
| GL: de ki
| FÊTVE: getirin
| BSVRT: bir sure
| MS̃LH: onun benzeri
| VED̃AVE: ve çağırın
| MN:
| ESTŦATM: gücünüz yeteni
| MN:
| D̃VN: başka
| ELLH: Allah'tan
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru sözlü
| (10:38)|BL: hayır
| KZ̃BVE: yalanladılar
| BME: şeyi
| LM:
| YḪYŦVE: kavrayamadıkları
| BALMH: ilmini
| VLME: ve
| YÊTHM: kendilerine gelmeyen
| TÊVYLH: yorumu
| KZ̃LK: böyle
| KZ̃B: yalanlamışlardı
| ELZ̃YN: kimseler de
| MN:
| GBLHM: onlardan önceki(ler)
| FENƵR: bir bak
| KYF: nasıl
| KEN: olduğuna
| AEGBT: sonlarının
| ELƵELMYN: zalimlerin
| (10:39)

| KZ̃BVE: yalanladılar
| BME: şeyi
| LM:
| YḪYŦVE: kavrayamadıkları
| BALMH: ilmini
| VLME: ve
| YÊTHM: kendilerine gelmeyen
| TÊVYLH: yorumu
| KZ̃LK: böyle
| KZ̃B: yalanlamışlardı
| ELZ̃YN: kimseler de
| MN:
| GBLHM: onlardan önceki(ler)
| FENƵR: bir bak
| KYF: nasıl
| KEN: olduğuna
| AEGBT: sonlarının
| ELƵELMYN: zalimlerin
| (10:39)|VMNHM: ve içlerinde vardır
| MN: kimse
| YÙMN: iman eden
| BH: ona
| VMNHM: ve içlerinde vardır
| MN: kimse
| LE:
| YÙMN: iman etmeyen de
| BH: ona
| VRBK: ve Rabbin
| ÊALM: daha iyi bilir
| BELMFSD̃YN: bozguncuları
| (10:40)

| MN: kimse
| YÙMN: iman eden
| BH: ona
| VMNHM: ve içlerinde vardır
| MN: kimse
| LE:
| YÙMN: iman etmeyen de
| BH: ona
| VRBK: ve Rabbin
| ÊALM: daha iyi bilir
| BELMFSD̃YN: bozguncuları
| (10:40)|VÎN: ve eğer
| KZ̃BVK: seni yalanlarlarsa
| FGL: de ki
| LY: banadır
| AMLY: benim yaptığım
| VLKM: ve sizedir
| AMLKM: sizin yaptığınız
| ÊNTM: siz
| BRYÙVN: uzaksınız
| MME: -dan
| ÊAML: benim yaptığım-
| VÊNE: ve ben de
| BRYÙ: uzağım
| MME: -dan
| TAMLVN: sizin yaptıklarınız-
| (10:41)

| KZ̃BVK: seni yalanlarlarsa
| FGL: de ki
| LY: banadır
| AMLY: benim yaptığım
| VLKM: ve sizedir
| AMLKM: sizin yaptığınız
| ÊNTM: siz
| BRYÙVN: uzaksınız
| MME: -dan
| ÊAML: benim yaptığım-
| VÊNE: ve ben de
| BRYÙ: uzağım
| MME: -dan
| TAMLVN: sizin yaptıklarınız-
| (10:41)|VMNHM: içlerinde vardır
| MN: kimseler
| YSTMAVN: dinleyenler
| ÎLYK: seni
| ÊFÊNT: sen
| TSMA: duyurabilecek misin?
| ELṦM: sağırlara
| VLV: üstelik
| KENVE:
| LE:
| YAGLVN: akıl etmiyorlarsa
| (10:42)

| MN: kimseler
| YSTMAVN: dinleyenler
| ÎLYK: seni
| ÊFÊNT: sen
| TSMA: duyurabilecek misin?
| ELṦM: sağırlara
| VLV: üstelik
| KENVE:
| LE:
| YAGLVN: akıl etmiyorlarsa
| (10:42)|VMNHM: ve onlardan vardır
| MN: kimseler
| YNƵR: bakan(lar)
| ÎLYK: sana
| ÊFÊNT: sen
| THD̃Y: doğru yola iletebilecek misin?
| ELAMY: körleri
| VLV: ve eğer
| KENVE:
| LE:
| YBṦRVN: görmüyorlarsa
| (10:43)

| MN: kimseler
| YNƵR: bakan(lar)
| ÎLYK: sana
| ÊFÊNT: sen
| THD̃Y: doğru yola iletebilecek misin?
| ELAMY: körleri
| VLV: ve eğer
| KENVE:
| LE:
| YBṦRVN: görmüyorlarsa
| (10:43)|ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| LE:
| YƵLM: haksızlık etmez
| ELNES: insanlara
| ŞYÙE: hiçbir
| VLKN: ancak
| ELNES: insanlar
| ÊNFSHM: kendi kendilerine
| YƵLMVN: haksızlık ederler
| (10:44)

| ELLH: Allah
| LE:
| YƵLM: haksızlık etmez
| ELNES: insanlara
| ŞYÙE: hiçbir
| VLKN: ancak
| ELNES: insanlar
| ÊNFSHM: kendi kendilerine
| YƵLMVN: haksızlık ederler
| (10:44)|VYVM: ve gün
| YḪŞRHM: onları toplayacağımız
| KÊN: sanki gibi
| LM:
| YLBS̃VE: kalmamışlar
| ÎLE: bile
| SEAT: bir anı kadar
| MN: -den
| ELNHER: gündüz-
| YTAERFVN: tanışırlar
| BYNHM: kendi aralarında
| GD̃: muhakkak
| ḢSR: zarara uğramışlardır
| ELZ̃YN: kimseler
| KZ̃BVE: yalanlayan(lar)
| BLGEÙ: kavuşmayı
| ELLH: Allah'a
| VME: ve
| KENVE:
| MHTD̃YN: doğru yola girmeyenler
| (10:45)

| YḪŞRHM: onları toplayacağımız
| KÊN: sanki gibi
| LM:
| YLBS̃VE: kalmamışlar
| ÎLE: bile
| SEAT: bir anı kadar
| MN: -den
| ELNHER: gündüz-
| YTAERFVN: tanışırlar
| BYNHM: kendi aralarında
| GD̃: muhakkak
| ḢSR: zarara uğramışlardır
| ELZ̃YN: kimseler
| KZ̃BVE: yalanlayan(lar)
| BLGEÙ: kavuşmayı
| ELLH: Allah'a
| VME: ve
| KENVE:
| MHTD̃YN: doğru yola girmeyenler
| (10:45)|VÎME: veya
| NRYNK: sana göstersek
| BAŽ: bir kısmını
| ELZ̃Y:
| NAD̃HM: onlara vaadettiklerimizin
| ÊV: ya da
| NTVFYNK: seni vefat ettirsek
| FÎLYNE: sonuçta bizedir
| MRCAHM: onların dönüşü
| S̃M: sonra
| ELLH: Allah
| ŞHYD̃: şahittir
| AL: üzerine
| ME: şey
| YFALVN: onların yaptıkları
| (10:46)

| NRYNK: sana göstersek
| BAŽ: bir kısmını
| ELZ̃Y:
| NAD̃HM: onlara vaadettiklerimizin
| ÊV: ya da
| NTVFYNK: seni vefat ettirsek
| FÎLYNE: sonuçta bizedir
| MRCAHM: onların dönüşü
| S̃M: sonra
| ELLH: Allah
| ŞHYD̃: şahittir
| AL: üzerine
| ME: şey
| YFALVN: onların yaptıkları
| (10:46)|VLKL: ve hepsi için vardır
| ÊMT: ümmetin
| RSVL: bir peygamberi
| FÎZ̃E: ne zaman ki
| CEÙ: geldiğinde
| RSVLHM: Peygamberleri
| GŽY: hükmedilir
| BYNHM: aralarında
| BELGSŦ: adaletle
| VHM: ve onlar
| LE:
| YƵLMVN: haksızlığa uğratılmazlar
| (10:47)

| ÊMT: ümmetin
| RSVL: bir peygamberi
| FÎZ̃E: ne zaman ki
| CEÙ: geldiğinde
| RSVLHM: Peygamberleri
| GŽY: hükmedilir
| BYNHM: aralarında
| BELGSŦ: adaletle
| VHM: ve onlar
| LE:
| YƵLMVN: haksızlığa uğratılmazlar
| (10:47)|VYGVLVN: ve diyorlar ki
| MT: ne zamandır?
| HZ̃E: bu
| ELVAD̃: vaad edilen
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru sözlü
| (10:48)

| MT: ne zamandır?
| HZ̃E: bu
| ELVAD̃: vaad edilen
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ṦED̃GYN: doğru sözlü
| (10:48)|GL: de ki
| LE:
| ÊMLK: ben dokunduramam
| LNFSY: kendime
| ŽRE: bir zarar
| VLE: veya
| NFAE: yarar
| ÎLE: başka
| ME:
| ŞEÙ: dilediğinden
| ELLH: Allah'ın
| LKL: hepsi için vardır
| ÊMT: ümmetin
| ÊCL: bir eceli
| ÎZ̃E: zaman
| CEÙ: geldiği
| ÊCLHM: ecelleri
| FLE: ne
| YSTÊḢRVN: öne alınırlar
| SEAT: bir saat
| VLE: ne de
| YSTGD̃MVN: geriye bırakılırlar
| (10:49)

| LE:
| ÊMLK: ben dokunduramam
| LNFSY: kendime
| ŽRE: bir zarar
| VLE: veya
| NFAE: yarar
| ÎLE: başka
| ME:
| ŞEÙ: dilediğinden
| ELLH: Allah'ın
| LKL: hepsi için vardır
| ÊMT: ümmetin
| ÊCL: bir eceli
| ÎZ̃E: zaman
| CEÙ: geldiği
| ÊCLHM: ecelleri
| FLE: ne
| YSTÊḢRVN: öne alınırlar
| SEAT: bir saat
| VLE: ne de
| YSTGD̃MVN: geriye bırakılırlar
| (10:49)|GL: de ki
| ÊRÊYTM: söyleyin bakalım
| ÎN: eğer
| ÊTEKM: size gelirse
| AZ̃EBH: O'nun azabı
| BYETE: gece vakti
| ÊV: veya
| NHERE: gündüz
| MEZ̃E: ne diye
| YSTACL: acele ediyorlar
| MNH: bunda
| ELMCRMVN: suçlular
| (10:50)

| ÊRÊYTM: söyleyin bakalım
| ÎN: eğer
| ÊTEKM: size gelirse
| AZ̃EBH: O'nun azabı
| BYETE: gece vakti
| ÊV: veya
| NHERE: gündüz
| MEZ̃E: ne diye
| YSTACL: acele ediyorlar
| MNH: bunda
| ELMCRMVN: suçlular
| (10:50)