» 6 / En’âm  43:

Kuran Sırası: 6
İniş Sırası: 55
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165

 » 6 / En’âm  Suresi: 43
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَلَوْلَا (FLVLE) = felevlā : hiç olmazsa
2. إِذْ (ÎZ̃) = iƶ : zaman
3. جَاءَهُمْ (CEÙHM) = cā'ehum : kendilerine geldiği
4. بَأْسُنَا (BÊSNE) = be'sunā : baskınımız
5. تَضَرَّعُوا (TŽRAVE) = teDerraǔ : yalvarsalardı
6. وَلَٰكِنْ (VLKN) = velākin : fakat
7. قَسَتْ (GST) = ḳaset : katılaştı
8. قُلُوبُهُمْ (GLVBHM) = ḳulūbuhum : kalbleri
9. وَزَيَّنَ (VZYN) = ve zeyyene : ve süslü gösterdi
10. لَهُمُ (LHM) = lehumu : onlara
11. الشَّيْطَانُ (ELŞYŦEN) = ş-şeyTānu : şeytan
12. مَا (ME) = mā : şeyleri
13. كَانُوا (KENVE) = kānū : oldukları
14. يَعْمَلُونَ (YAMLVN) = yeǎ'melūne : yapmış
hiç olmazsa | zaman | kendilerine geldiği | baskınımız | yalvarsalardı | fakat | katılaştı | kalbleri | ve süslü gösterdi | onlara | şeytan | şeyleri | oldukları | yapmış |

[] [] [CYE] [BES] [ŽRA] [] [GSV] [GLB] [ZYN] [] [ŞŦN] [] [KVN] [AML]
FLVLE ÎZ̃ CEÙHM BÊSNE TŽRAVE VLKN GST GLVBHM VZYN LHM ELŞYŦEN ME KENVE YAMLVN

felevlā cā'ehum be'sunā teDerraǔ velākin ḳaset ḳulūbuhum ve zeyyene lehumu ş-şeyTānu kānū yeǎ'melūne
فلولا إذ جاءهم بأسنا تضرعوا ولكن قست قلوبهم وزين لهم الشيطان ما كانوا يعملون

 » 6 / En’âm  Suresi: 43
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فلولا | FLVLE felevlā hiç olmazsa Then why not
إذ | ÎZ̃ zaman when
جاءهم ج ي ا | CYE CEÙHM cā'ehum kendilerine geldiği came to them
بأسنا ب ا س | BES BÊSNE be'sunā baskınımız Our punishment,
تضرعوا ض ر ع | ŽRA TŽRAVE teDerraǔ yalvarsalardı they humbled themselves?
ولكن | VLKN velākin fakat But
قست ق س و | GSV GST ḳaset katılaştı became hardened
قلوبهم ق ل ب | GLB GLVBHM ḳulūbuhum kalbleri their hearts
وزين ز ي ن | ZYN VZYN ve zeyyene ve süslü gösterdi and made fair-seeming
لهم | LHM lehumu onlara to them
الشيطان ش ط ن | ŞŦN ELŞYŦEN ş-şeyTānu şeytan the Shaitaan
ما | ME şeyleri what
كانوا ك و ن | KVN KENVE kānū oldukları they used to
يعملون ع م ل | AML YAMLVN yeǎ'melūne yapmış do.

6:43 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

hiç olmazsa | zaman | kendilerine geldiği | baskınımız | yalvarsalardı | fakat | katılaştı | kalbleri | ve süslü gösterdi | onlara | şeytan | şeyleri | oldukları | yapmış |

[] [] [CYE] [BES] [ŽRA] [] [GSV] [GLB] [ZYN] [] [ŞŦN] [] [KVN] [AML]
FLVLE ÎZ̃ CEÙHM BÊSNE TŽRAVE VLKN GST GLVBHM VZYN LHM ELŞYŦEN ME KENVE YAMLVN

felevlā cā'ehum be'sunā teDerraǔ velākin ḳaset ḳulūbuhum ve zeyyene lehumu ş-şeyTānu kānū yeǎ'melūne
فلولا إذ جاءهم بأسنا تضرعوا ولكن قست قلوبهم وزين لهم الشيطان ما كانوا يعملون

[] [] [ج ي ا] [ب ا س] [ض ر ع] [] [ق س و] [ق ل ب] [ز ي ن] [] [ش ط ن] [] [ك و ن] [ع م ل]

 » 6 / En’âm  Suresi: 43
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فلولا | FLVLE felevlā hiç olmazsa Then why not
Fe,Lam,Vav,Lam,Elif,
80,30,6,30,1,
REM – prefixed resumption particle
EXH – exhortation particle
الفاء استئنافية
حرف تحضيض
إذ | ÎZ̃ zaman when
,Zel,
,700,
T – time adverb
ظرف زمان
جاءهم ج ي ا | CYE CEÙHM cā'ehum kendilerine geldiği came to them
Cim,Elif,,He,Mim,
3,1,,5,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
بأسنا ب ا س | BES BÊSNE be'sunā baskınımız Our punishment,
Be,,Sin,Nun,Elif,
2,,60,50,1,
N – nominative masculine noun
PRON – 1st person plural possessive pronoun
اسم مرفوع و«نا» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
تضرعوا ض ر ع | ŽRA TŽRAVE teDerraǔ yalvarsalardı they humbled themselves?
Te,Dad,Re,Ayn,Vav,Elif,
400,800,200,70,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
ولكن | VLKN velākin fakat But
Vav,Lam,Kef,Nun,
6,30,20,50,
REM – prefixed resumption particle
AMD – amendment particle
الواو استئنافية
حرف استدراك
قست ق س و | GSV GST ḳaset katılaştı became hardened
Gaf,Sin,Te,
100,60,400,
V – 3rd person feminine singular perfect verb
فعل ماض
قلوبهم ق ل ب | GLB GLVBHM ḳulūbuhum kalbleri their hearts
Gaf,Lam,Vav,Be,He,Mim,
100,30,6,2,5,40,
"N – nominative feminine plural noun → Heart
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun"
اسم مرفوع و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وزين ز ي ن | ZYN VZYN ve zeyyene ve süslü gösterdi and made fair-seeming
Vav,Ze,Ye,Nun,
6,7,10,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular (form II) perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
لهم | LHM lehumu onlara to them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
الشيطان ش ط ن | ŞŦN ELŞYŦEN ş-şeyTānu şeytan the Shaitaan
Elif,Lam,Şın,Ye,Tı,Elif,Nun,
1,30,300,10,9,1,50,
"PN – nominative masculine proper noun → Satan"
اسم علم مرفوع
ما | ME şeyleri what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
كانوا ك و ن | KVN KENVE kānū oldukları they used to
Kef,Elif,Nun,Vav,Elif,
20,1,50,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
يعملون ع م ل | AML YAMLVN yeǎ'melūne yapmış do.
Ye,Ayn,Mim,Lam,Vav,Nun,
10,70,40,30,6,50,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |فَلَوْلَا: hiç olmazsa | إِذْ: zaman | جَاءَهُمْ: kendilerine geldiği | بَأْسُنَا: baskınımız | تَضَرَّعُوا: yalvarsalardı | وَلَٰكِنْ: fakat | قَسَتْ: katılaştı | قُلُوبُهُمْ: kalbleri | وَزَيَّنَ: ve süslü gösterdi | لَهُمُ: onlara | الشَّيْطَانُ: şeytan | مَا: şeyleri | كَانُوا: oldukları | يَعْمَلُونَ: yapmış |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فلولا FLWLE hiç olmazsa | إذ ÎZ̃ zaman | جاءهم CEÙHM kendilerine geldiği | بأسنا BÊSNE baskınımız | تضرعوا TŽRAWE yalvarsalardı | ولكن WLKN fakat | قست GST katılaştı | قلوبهم GLWBHM kalbleri | وزين WZYN ve süslü gösterdi | لهم LHM onlara | الشيطان ELŞYŦEN şeytan | ما ME şeyleri | كانوا KENWE oldukları | يعملون YAMLWN yapmış |
Kırık Meal (Okunuş) : |felevlā: hiç olmazsa | : zaman | cā'ehum: kendilerine geldiği | be'sunā: baskınımız | teDerraǔ: yalvarsalardı | velākin: fakat | ḳaset: katılaştı | ḳulūbuhum: kalbleri | ve zeyyene: ve süslü gösterdi | lehumu: onlara | ş-şeyTānu: şeytan | : şeyleri | kānū: oldukları | yeǎ'melūne: yapmış |
Kırık Meal (Transcript) : |FLVLE: hiç olmazsa | ÎZ̃: zaman | CEÙHM: kendilerine geldiği | BÊSNE: baskınımız | TŽRAVE: yalvarsalardı | VLKN: fakat | GST: katılaştı | GLVBHM: kalbleri | VZYN: ve süslü gösterdi | LHM: onlara | ELŞYŦEN: şeytan | ME: şeyleri | KENVE: oldukları | YAMLVN: yapmış |
Abdulbaki Gölpınarlı : Onlara azâbımız geldiği vakit olsun, yalvarmaları gerekirdi, fakat yalvarmadılar bile, kalpleri katılaştı ve Şeytan, yaptıkları şeyleri süsleyip hoş gösterdi onlara.
Adem Uğur : Hiç olmazsa, onlara bu şekilde azabımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını câzip gösterdi.
Ahmed Hulusi : Bari azabımız onlara geldiğinde alçak gönüllülük ile yaklaşsalardı ya! Fakat kalpleri katılaştı (bilinçleri kilitlendi) ve şeytan da (vehimleri de) yaptıkları amelleri kendilerine süslü gösterdi.
Ahmet Tekin : Hiç olmazsa, baskımız, azâbımız kendilerine geldiği zaman yalvarsalardı ya! Nerede? Fakat kafaları kalınlaştı, kalpleri katılaştı ve şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler, işlemeye devam ettikleri amelleri kendilerine süsleyip güzel gösterdi.
Ahmet Varol : Hiç olmazsa verdiğimiz darlık başlarına geldiğinde yalvarıp yakarsalardı! Ama kalpleri katılaştı ve şeytan da yaptıklarını kendilerine süslü gösterdi.
Ali Bulaç : Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.
Ali Fikri Yavuz : Hiç olmazsa, böyle şiddetimiz onlara geldiği zaman, bâri yalvarsaydılar! Fakat kalbleri katılaşmış, Şeytan da bütün yaptıklarını, kendilerine süslü göstermişti.
Bekir Sadak : Hic degilse, onlara siddetimiz geldigi zaman yalvarip yakarmali degil miydiler? Lakin kalbleri katilasti, seytan da yaptiklarini onlara guzel gosterdi.
Celal Yıldırım : Onlara darlık ve sıkıntımız geldiği zaman yalvarıp yakarsaydılar ya.. Ama nerede, kalbleri katılaşmış ve yapageldikleri şeyleri şeytan onlara süsleyip çekici duruma getirmiştir.
Diyanet İşleri : Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.
Diyanet İşleri (eski) : Hiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi.
Diyanet Vakfi : Hiç olmazsa, onlara bu şekilde azabımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını câzip gösterdi.
Edip Yüksel : Hiç olmazsa başlarına musibetimiz geldiğinde yalvarsalardı! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan işlerini kendilerine süslü gösterdi
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Hiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiği zaman olsun, yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hiç olmazsa kendilerine baskımız geldiği vakit yalvarsaydılar bari. Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da bütün yaptıklarını kendilerine güzel göstermişti.
Elmalılı Hamdi Yazır : Hiç olmazsa böyle tazyikımız geldiği vakıt bâri yalvarsaydılar ve lâkin kalbleri katılaşmış, Şeytan da her ne yapıyorlar ise kendilerine süslü göstermişti
Fizilal-il Kuran : Bari sıkıntılarımız başlarına gelince bize yalvarsalardı ya! Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıkları her şeyi onlara cazip gösterdi.
Gültekin Onan : Onlara zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.
Hakkı Yılmaz : Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta oldukları şeyleri çekici gösterdi.
Hasan Basri Çantay : İşte onlar kendilerine (öyle) bir azabımız gelib çatdığı zaman olsun yalvarmalı değil miydiler? Fakat yürekleri katılaşmış, şeytan da yapmakda oldukları (ma'siyetleri) süsleyib püslemişdi.
Hayrat Neşriyat : Hiç olmazsa onlara azâbımız geldiği zaman (îmân edip) yalvarsalardı! Fakatkalbleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını süsledi (câzib gösterdi).
İbni Kesir : Onlar, hiç değilse kendilerine bir azabımız geldiği zaman; yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaşmış, şeytan da onlara yaptıklarını süsleyip püslemişti.
İskender Evrenosoğlu : Böylece onlara darlığımız geldiği zaman yalvarsalardı olmaz mıydı? Fakat onların kalpleri kasiyet bağladı (katılaştı). Şeytan, onlara yapmış oldukları şeyleri süsledi (güzel gösterdi).
Muhammed Esed : Ama tarafımızdan takdir edilen bir sıkıntıya uğratıldıkları zaman tevazu göstermediler, tersine kalplerinin katılığı arttı, çünkü Şeytan bütün yaptıklarını onlara güzel gösterdi.
Ömer Nasuhi Bilmen : Artık Bizim azabımız onlara geldiği zaman yalvarmalı değil miydiler? Fakat onların gönülleri katılaşmış ve şeytan onlara yapar oldukları şeyleri süslemiş idi.
Ömer Öngüt : Hiç değilse, kendilerine bu şekilde azabımız geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Fakat kalpleri iyice katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara câzip gösterdi.
Şaban Piriş : Hiç olmazsa azabımız kendilerine gelince yalvarmaları gerekmez miydi? Fakat, kalpleri katılaşmış ve şeytan, yaptıklarını kendilerine güzel göstermişti.
Suat Yıldırım : Bâri, kendilerine şiddetimiz geldiği vakit yalvarsaydılar, tövbe etseydiler! Fakat heyhât! Onların kalpleri kaskatı olmuş, şeytan da yapmakta oldukları mâsiyet ve günahları kendilerine süslemiş, cazip göstermişti.
Süleyman Ateş : Hiç olmazsa kendilerine böyle baskınımız geldiği zaman yalvarsalardı! Fakat kalbleri katılaştı ve şeytân da onlara yaptıklarını süslü gösterdi.
Tefhim-ul Kuran : Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.
Ümit Şimşek : Hiç olmazsa onlara azabımız geldiğinde yalvarsaydılar! Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da onlara yaptıklarını hoş göstermişti.
Yaşar Nuri Öztürk : Zorluğumuz kendilerine gelip çattığında bir sığınabilselerdi! Ne yazık ki kalpleri katılaştı; şeytan, yapmakta olduklarını onlara süslü-püslü gösterdi.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}