Kırık Meal (Arapça) : |وَسَوَاءٌ: birdir | عَلَيْهِمْ: onlar için | أَأَنْذَرْتَهُمْ: uyarsan (da) | أَمْ: yada | لَمْ: | تُنْذِرْهُمْ: uyarmasan (da) | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmazlar |  | |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وسواء WSWEÙ birdir | عليهم ALYHM onlar için | أأنذرتهم ÊÊNZ̃RTHM uyarsan (da) | أم ÊM yada | لم LM | تنذرهم TNZ̃RHM uyarmasan (da) | لا LE | يؤمنون YÙMNWN inanmazlar |  | |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve sevā'un: birdir | ǎleyhim: onlar için | eenƶertehum: uyarsan (da) | em: yada | lem: | tunƶirhum: uyarmasan (da) | lā: | yu'minūne: inanmazlar |  | |
Kırık Meal (Transcript) : |VSVEÙ: birdir | ALYHM: onlar için | ÊÊNZ̃RTHM: uyarsan (da) | ÊM: yada | LM: | TNZ̃RHM: uyarmasan (da) | LE: | YÙMNVN: inanmazlar |  | |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.  | |
Adem Uğur : Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.  | |
Ahmed Hulusi : Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!  | |
Ahmet Tekin : Onları uyarsan da, uyarmasan da farketmez. Onlar iman etmeyecekler.  | |
Ahmet Varol : Onları uyarsan da uyarmasan da kendileri için birdir. İman etmezler.  | |
Ali Bulaç : Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.  | |
Ali Fikri Yavuz : Sen onları korkutsan da, korkutmasan da onlarca birdir; iman etmezler.  | |
Bekir Sadak : Onlari uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.  | |
Celal Yıldırım : (Ey Peygamber!) Onları (tuttukları yolun tehlikesine karşı) uyarsan da uyarmasan da birdir; imân etmezler.  | |
Diyanet İşleri : Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.  | |
Diyanet İşleri (eski) : Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.  | |
Diyanet Vakfi : Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.  | |
Edip Yüksel : Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.  | |
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.  | |
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.  | |
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar  | |
Fizilal-il Kuran : Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.  | |
Gültekin Onan : Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.  | |
Hakkı Yılmaz : Ve onları uyarmışsın yahut uyarmamışsın onlara göre birdir, onlar inanmazlar.  | |
Hasan Basri Çantay : Onları (azâb ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.  | |
Hayrat Neşriyat : (Habîbim, yâ Muhammed!) Onları korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir; îmân etmezler.  | |
İbni Kesir : Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.  | |
İskender Evrenosoğlu : Ve onları uyarsan da uyarmasan da onlar için eşittir. Onlar âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler).  | |
Muhammed Esed : artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.  | |
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onları korkutmuş olsan da, korkutmasan da onlara karşı müsavîdir, imân etmezler.  | |
Ömer Öngüt : Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. Onlar iman etmezler.  | |
Şaban Piriş : Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.  | |
Suat Yıldırım : Kendilerine müsavidir; ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar...  | |
Süleyman Ateş : Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.  | |
Tefhim-ul Kuran : Kendilerini uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da onlar için birdir; onlar iman etmezler.  | |
Ümit Şimşek : Uyarsan da onlar için birdir, uyarmasan da; artık iman etmezler.  | |
Yaşar Nuri Öztürk : Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.  | |