36Yâsîn Suresi
Kuran Sırası: 36
İniş Sırası: 41
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|litunƶira: uyarman için
| ḳavmen: bir toplumu
| mā:
| unƶira: uyarılmamış
| ābā'uhum: babaları
| fehum: bu yüzden onlar
| ğāfilūne: gaflet içindedirler
| (36:6)

| ḳavmen: bir toplumu
| mā:
| unƶira: uyarılmamış
| ābā'uhum: babaları
| fehum: bu yüzden onlar
| ğāfilūne: gaflet içindedirler
| (36:6)|leḳad: andolsun
| Haḳḳa: hak oldu
| l-ḳavlu: o söz
| ǎlā: üzerine
| ekṧerihim: onların çoğu
| fehum: artık onlar
| lā:
| yu'minūne: inanmazlar
| (36:7)

| Haḳḳa: hak oldu
| l-ḳavlu: o söz
| ǎlā: üzerine
| ekṧerihim: onların çoğu
| fehum: artık onlar
| lā:
| yu'minūne: inanmazlar
| (36:7)|innā: elbette biz
| ceǎlnā: geçirdik
| fī:
| eǎ'nāḳihim: onların boyunlarına
| eğlālen: halkalar
| fe hiye: o (halkalar)
| ilā:
| l-eƶḳāni: çenelere kadar dayanır
| fehum: bu yüzden onların
| muḳmeHūne: kafaları kalkıktır
| (36:8)

| ceǎlnā: geçirdik
| fī:
| eǎ'nāḳihim: onların boyunlarına
| eğlālen: halkalar
| fe hiye: o (halkalar)
| ilā:
| l-eƶḳāni: çenelere kadar dayanır
| fehum: bu yüzden onların
| muḳmeHūne: kafaları kalkıktır
| (36:8)|ve ceǎlnā: ve kıldık (çektik)
| min:
| beyni: önlerinden
| eydīhim: önlerinden
| sedden: bir sed
| ve min: ve
| ḣalfihim: arkalarından
| sedden: bir sed
| fe eğşeynāhum: ve onları kapattık
| fehum: artık onlar
| lā:
| yubSirūne: görmezler
| (36:9)

| min:
| beyni: önlerinden
| eydīhim: önlerinden
| sedden: bir sed
| ve min: ve
| ḣalfihim: arkalarından
| sedden: bir sed
| fe eğşeynāhum: ve onları kapattık
| fehum: artık onlar
| lā:
| yubSirūne: görmezler
| (36:9)|ve sevā'un: birdir
| ǎleyhim: onlar için
| eenƶertehum: uyarsan (da)
| em: yada
| lem:
| tunƶirhum: uyarmasan (da)
| lā:
| yu'minūne: inanmazlar
| (36:10)

| ǎleyhim: onlar için
| eenƶertehum: uyarsan (da)
| em: yada
| lem:
| tunƶirhum: uyarmasan (da)
| lā:
| yu'minūne: inanmazlar
| (36:10)|innemā: ancak
| tunƶiru: sen uyarabilirsin
| meni: kimseyi
| ttebeǎ: uyan
| ƶ-ƶikra: Zikre
| ve ḣaşiye: ve korkan
| r-raHmāne: Rahman'dan
| bil-ğaybi: görmeden
| febeşşirhu: işte öylesini müjdele
| bimeğfiratin: bir mağfiretle
| ve ecrin: ve bir mükafatla
| kerīmin: güzel
| (36:11)

| tunƶiru: sen uyarabilirsin
| meni: kimseyi
| ttebeǎ: uyan
| ƶ-ƶikra: Zikre
| ve ḣaşiye: ve korkan
| r-raHmāne: Rahman'dan
| bil-ğaybi: görmeden
| febeşşirhu: işte öylesini müjdele
| bimeğfiratin: bir mağfiretle
| ve ecrin: ve bir mükafatla
| kerīmin: güzel
| (36:11)|innā: şüphe yokki biz
| neHnu: biz
| nuHyī: diriltiriz
| l-mevtā: ölüleri
| ve nektubu: ve yazarız
| mā: şeyleri (işleri)
| ḳaddemū: öne sürdükleri
| ve āṧārahum: ve eserlerini
| ve kulle: ve her
| şey'in: şeyi
| eHSaynāhu: ayrıntılı kaydettik
| fī:
| imāmin: bir sicile
| mubīnin: apaçık
| (36:12)

| neHnu: biz
| nuHyī: diriltiriz
| l-mevtā: ölüleri
| ve nektubu: ve yazarız
| mā: şeyleri (işleri)
| ḳaddemū: öne sürdükleri
| ve āṧārahum: ve eserlerini
| ve kulle: ve her
| şey'in: şeyi
| eHSaynāhu: ayrıntılı kaydettik
| fī:
| imāmin: bir sicile
| mubīnin: apaçık
| (36:12)|veDrib: ve anlat
| lehum: onlara
| meṧelen: misal olarak
| eSHābe: halkını
| l-ḳaryeti: şu kent
| iƶ: zaman
| cā'ehā: geldiği
| l-murselūne: elçiler
| (36:13)

| lehum: onlara
| meṧelen: misal olarak
| eSHābe: halkını
| l-ḳaryeti: şu kent
| iƶ: zaman
| cā'ehā: geldiği
| l-murselūne: elçiler
| (36:13)|iƶ:
| erselnā: biz gönderdik
| ileyhimu: onlara
| ṧneyni: iki (elçi)
| fekeƶƶebūhumā: onları yalanladılar
| feǎzzeznā: biz de destekledik
| biṧāliṧin: üçüncüsüyle
| fe ḳālū: dediler ki
| innā: biz elbette
| ileykum: size
| murselūne: gönderilen elçileriz
| (36:14)

| erselnā: biz gönderdik
| ileyhimu: onlara
| ṧneyni: iki (elçi)
| fekeƶƶebūhumā: onları yalanladılar
| feǎzzeznā: biz de destekledik
| biṧāliṧin: üçüncüsüyle
| fe ḳālū: dediler ki
| innā: biz elbette
| ileykum: size
| murselūne: gönderilen elçileriz
| (36:14)|ḳālū: dediler ki
| mā: değilsiniz
| entum: siz
| illā: başka bir şey
| beşerun: insandan
| miṧlunā: bizim gibi
| ve mā: ve
| enzele: indirmemiştir
| r-raHmānu: Rahman
| min: hiçbir
| şey'in: şey
| in: hayır!
| entum: siz
| illā: sadece
| tekƶibūne: yalan söylüyorsunuz
| (36:15)

| mā: değilsiniz
| entum: siz
| illā: başka bir şey
| beşerun: insandan
| miṧlunā: bizim gibi
| ve mā: ve
| enzele: indirmemiştir
| r-raHmānu: Rahman
| min: hiçbir
| şey'in: şey
| in: hayır!
| entum: siz
| illā: sadece
| tekƶibūne: yalan söylüyorsunuz
| (36:15)|ḳālū: dediler ki
| rabbunā: Rabbimiz
| yeǎ'lemu: bilir ki
| innā: biz elbette
| ileykum: size
| lemurselūne: gönderilmiş elçileriz
| (36:16)

| rabbunā: Rabbimiz
| yeǎ'lemu: bilir ki
| innā: biz elbette
| ileykum: size
| lemurselūne: gönderilmiş elçileriz
| (36:16)|ve mā: ve yoktur
| ǎleynā: üzerimize düşen
| illā: başka bir şey
| l-belāğu: duyurmaktan
| l-mubīnu: açıkça
| (36:17)

| ǎleynā: üzerimize düşen
| illā: başka bir şey
| l-belāğu: duyurmaktan
| l-mubīnu: açıkça
| (36:17)|ḳālū: dediler ki
| innā: doğrusu biz
| teTayyernā: uğursuzluğa uğradık
| bikum: sizin yüzünüzden
| lein: eğer
| lem:
| tentehū: vazgeçmezseniz
| lenercumennekum: sizi mutlaka taşlarız
| veleyemessennekum: ve size dokunur
| minnā: bizden
| ǎƶābun: bir azab
| elīmun: acıklı
| (36:18)

| innā: doğrusu biz
| teTayyernā: uğursuzluğa uğradık
| bikum: sizin yüzünüzden
| lein: eğer
| lem:
| tentehū: vazgeçmezseniz
| lenercumennekum: sizi mutlaka taşlarız
| veleyemessennekum: ve size dokunur
| minnā: bizden
| ǎƶābun: bir azab
| elīmun: acıklı
| (36:18)|ḳālū: dediler ki
| Tāirukum: uğursuzluğunuz
| meǎkum: sizin kendinizdedir
| ein: -için mi?
| ƶukkirtum: size öğüt verildiği-
| bel: hayır
| entum: siz
| ḳavmun: bir kavimsiniz
| musrifūne: aşırı giden
| (36:19)

| Tāirukum: uğursuzluğunuz
| meǎkum: sizin kendinizdedir
| ein: -için mi?
| ƶukkirtum: size öğüt verildiği-
| bel: hayır
| entum: siz
| ḳavmun: bir kavimsiniz
| musrifūne: aşırı giden
| (36:19)|ve cā'e: ve geldi
| min: -nden
| eḳSā: en uzak yeri-
| l-medīneti: kentin
| raculun: bir adam
| yes'ǎā: koşarak
| ḳāle: dedi
| yā : EY/HEY
| ḳavmi: kavmim
| ttebiǔ: uyun
| l-murselīne: elçilere
| (36:20)

| min: -nden
| eḳSā: en uzak yeri-
| l-medīneti: kentin
| raculun: bir adam
| yes'ǎā: koşarak
| ḳāle: dedi
| yā : EY/HEY
| ḳavmi: kavmim
| ttebiǔ: uyun
| l-murselīne: elçilere
| (36:20)|İttebiǔ: uyun
| men: kimselere
| lā:
| yeselukum: sizden istemeyen
| ecran: bir ücret
| ve hum: ve onlar
| muhtedūne: doğru yoldadırlar
| (36:21)

| men: kimselere
| lā:
| yeselukum: sizden istemeyen
| ecran: bir ücret
| ve hum: ve onlar
| muhtedūne: doğru yoldadırlar
| (36:21)|ve mā: ve
| liye: ben niçin?
| lā:
| eǎ'budu: kulluk etmeyeyim
| lleƶī:
| feTaranī: beni yaratana
| ve ileyhi: ve O'na
| turceǔne: döndürüleceksiniz
| (36:22)

| liye: ben niçin?
| lā:
| eǎ'budu: kulluk etmeyeyim
| lleƶī:
| feTaranī: beni yaratana
| ve ileyhi: ve O'na
| turceǔne: döndürüleceksiniz
| (36:22)|eetteḣiƶu: edinir miyim?
| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| āliheten: tanrılar
| in: eğer
| yuridni: bana dilese
| r-raHmānu: Rahman
| biDurrin: bir zarar vermek
| lā:
| tuğni: sağlamaz
| ǎnnī: bana
| şefāǎtuhum: onların şefa'ati
| şey'en: hiçbir (fayda)
| ve lā: ve asla
| yunḳiƶūni: onlar beni kurtaramazlar
| (36:23)

| min:
| dūnihi: O'ndan başka
| āliheten: tanrılar
| in: eğer
| yuridni: bana dilese
| r-raHmānu: Rahman
| biDurrin: bir zarar vermek
| lā:
| tuğni: sağlamaz
| ǎnnī: bana
| şefāǎtuhum: onların şefa'ati
| şey'en: hiçbir (fayda)
| ve lā: ve asla
| yunḳiƶūni: onlar beni kurtaramazlar
| (36:23)|innī: şüphesiz ben
| iƶen: o takdirde
| lefī: içinde olurum
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (36:24)

| iƶen: o takdirde
| lefī: içinde olurum
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (36:24)|innī: şüphesiz ben
| āmentu: inandım
| birabbikum: sizin Rabbinize
| fesmeǔni: beni dinleyin
| (36:25)

| āmentu: inandım
| birabbikum: sizin Rabbinize
| fesmeǔni: beni dinleyin
| (36:25)|ḳīle: denilince
| dḣuli: gir!
| l-cennete: cennete
| ḳāle: dedi ki
| yā: EY/HEY/AH
| leyte: Keşke!
| ḳavmī: kavmim
| yeǎ'lemūne: bilseydi
| (36:26)

| dḣuli: gir!
| l-cennete: cennete
| ḳāle: dedi ki
| yā: EY/HEY/AH
| leyte: Keşke!
| ḳavmī: kavmim
| yeǎ'lemūne: bilseydi
| (36:26)|bimā: ne yüzden
| ğafera: bağışladığını
| lī: beni
| rabbī: Rabbimin
| ve ceǎlenī: ve beni kıldığını
| mine: -dan
| l-mukramīne: ağırlananlar-
| (36:27)

| ğafera: bağışladığını
| lī: beni
| rabbī: Rabbimin
| ve ceǎlenī: ve beni kıldığını
| mine: -dan
| l-mukramīne: ağırlananlar-
| (36:27)|ve mā: ve
| enzelnā: biz indirmedik
| ǎlā: üzerine
| ḳavmihi: kavminin
| min:
| beǎ'dihi: ondan sonra
| min: hiçbir
| cundin: ordu
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| ve mā: ve
| kunnā: değildik
| munzilīne: indirici
| (36:28)

| enzelnā: biz indirmedik
| ǎlā: üzerine
| ḳavmihi: kavminin
| min:
| beǎ'dihi: ondan sonra
| min: hiçbir
| cundin: ordu
| mine: -ten
| s-semāi: gök-
| ve mā: ve
| kunnā: değildik
| munzilīne: indirici
| (36:28)|in: hayır
| kānet: oldu
| illā: sadece
| SayHaten: korkunç gürültü
| vāHideten: bir tek
| feiƶā: hemen
| hum: onlar
| ḣāmidūne: sönüverdiler
| (36:29)

| kānet: oldu
| illā: sadece
| SayHaten: korkunç gürültü
| vāHideten: bir tek
| feiƶā: hemen
| hum: onlar
| ḣāmidūne: sönüverdiler
| (36:29)|yā: EY/HEY/AH
| Hasraten: dert
| ǎlā:
| l-ǐbādi: şu kullara
| mā:
| ye'tīhim: onlara gelmez ki
| min: hiçbir
| rasūlin: elçi
| illā: mutlaka
| kānū: onlar
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay ederlerdi
| (36:30)

| Hasraten: dert
| ǎlā:
| l-ǐbādi: şu kullara
| mā:
| ye'tīhim: onlara gelmez ki
| min: hiçbir
| rasūlin: elçi
| illā: mutlaka
| kānū: onlar
| bihi: onunla
| yestehziūne: alay ederlerdi
| (36:30)|elem:
| yerav: görmediler mi?
| kem: nice
| ehleknā: yok ettik
| ḳablehum: kendilerinden önce
| mine: -den
| l-ḳurūni: nesiller-
| ennehum: onlar
| ileyhim: kendilerine
| lā:
| yerciǔne: bir daha dönmezler
| (36:31)

| yerav: görmediler mi?
| kem: nice
| ehleknā: yok ettik
| ḳablehum: kendilerinden önce
| mine: -den
| l-ḳurūni: nesiller-
| ennehum: onlar
| ileyhim: kendilerine
| lā:
| yerciǔne: bir daha dönmezler
| (36:31)|ve in: ancak
| kullun: hepsi
| lemmā: zaman
| cemīǔn: toplandığı
| ledeynā: huzurumuza
| muHDerūne: getirileceklerdir
| (36:32)

| kullun: hepsi
| lemmā: zaman
| cemīǔn: toplandığı
| ledeynā: huzurumuza
| muHDerūne: getirileceklerdir
| (36:32)|ve āyetun: ve bir ayettir
| lehumu: onlar için
| l-erDu: toprak
| l-meytetu: ölü
| eHyeynāhā: biz onu dirilttik
| ve eḣracnā: ve çıkardık
| minhā: ondan
| Habben: dane
| fe minhu: ve ondan
| ye'kulūne: yiyorlar
| (36:33)

| lehumu: onlar için
| l-erDu: toprak
| l-meytetu: ölü
| eHyeynāhā: biz onu dirilttik
| ve eḣracnā: ve çıkardık
| minhā: ondan
| Habben: dane
| fe minhu: ve ondan
| ye'kulūne: yiyorlar
| (36:33)|ve ceǎlnā: ve yarattık
| fīhā: orada
| cennātin: bahçeleri
| min:
| neḣīlin: hurma
| ve eǎ'nābin: ve üzüm
| ve feccernā: ve akıttık
| fīhā: orada
| mine: -den
| l-ǔyūni: çeşmeler-
| (36:34)

| fīhā: orada
| cennātin: bahçeleri
| min:
| neḣīlin: hurma
| ve eǎ'nābin: ve üzüm
| ve feccernā: ve akıttık
| fīhā: orada
| mine: -den
| l-ǔyūni: çeşmeler-
| (36:34)|liye'kulū: yemeleri için
| min: -nden
| ṧemerihi: onun ürünü-
| ve mā: ve
| ǎmilethu: emeğinden
| eydīhim: ellerinin
| efelā:
| yeşkurūne: hala şükretmiyorlar mı?
| (36:35)

| min: -nden
| ṧemerihi: onun ürünü-
| ve mā: ve
| ǎmilethu: emeğinden
| eydīhim: ellerinin
| efelā:
| yeşkurūne: hala şükretmiyorlar mı?
| (36:35)|subHāne: ne yücedir
| lleƶī: O (Allah) ki
| ḣaleḳa: yaratmıştır
| l-ezvāce: çiftleri
| kullehā: bütün
| mimmā:
| tunbitu: bitirdiklerinden
| l-erDu: toprağın
| ve min: ve
| enfusihim: kendilerinden
| ve mimmā: ve nice şeylerden
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmedikleri
| (36:36)

| lleƶī: O (Allah) ki
| ḣaleḳa: yaratmıştır
| l-ezvāce: çiftleri
| kullehā: bütün
| mimmā:
| tunbitu: bitirdiklerinden
| l-erDu: toprağın
| ve min: ve
| enfusihim: kendilerinden
| ve mimmā: ve nice şeylerden
| lā:
| yeǎ'lemūne: bilmedikleri
| (36:36)|ve āyetun: ve bir ayettir
| lehumu: onlar için
| l-leylu: gece
| nesleḣu: soyup alırız
| minhu: ondan
| n-nehāra: gündüzü
| feiƶā: birden
| hum: onlar
| muZlimūne: karanlıkta kalıverirler
| (36:37)

| lehumu: onlar için
| l-leylu: gece
| nesleḣu: soyup alırız
| minhu: ondan
| n-nehāra: gündüzü
| feiƶā: birden
| hum: onlar
| muZlimūne: karanlıkta kalıverirler
| (36:37)|ve şşemsu: ve güneş
| tecrī: akıp gider
| limusteḳarrin: karar bulacağı yere
| lehā: kendinin
| ƶālike: bu
| teḳdīru: takdiridir
| l-ǎzīzi: üstün olanın
| l-ǎlīmi: ve bilenin
| (36:38)

| tecrī: akıp gider
| limusteḳarrin: karar bulacağı yere
| lehā: kendinin
| ƶālike: bu
| teḳdīru: takdiridir
| l-ǎzīzi: üstün olanın
| l-ǎlīmi: ve bilenin
| (36:38)|velḳamera: ve aya
| ḳaddernāhu: tayin ettik
| menāzile: konaklar
| Hattā: nihayet
| ǎāde: bir hale geldi
| kāl'ǔrcūni: hurma sapına benzer
| l-ḳadīmi: eski, kuru
| (36:39)

| ḳaddernāhu: tayin ettik
| menāzile: konaklar
| Hattā: nihayet
| ǎāde: bir hale geldi
| kāl'ǔrcūni: hurma sapına benzer
| l-ḳadīmi: eski, kuru
| (36:39)|lā: ne
| ş-şemsu: güneş
| yenbeğī: mümkün olur
| lehā: ona (aya)
| en:
| tudrike: erişmesi
| l-ḳamera: aya
| ve lā: ne de
| l-leylu: gece
| sābiḳu: önüne geçebilir
| n-nehāri: gündüzün
| vekullun: ve hepsi
| fī:
| felekin: bir felekte (yörüngede)
| yesbeHūne: yüzmektedirler
| (36:40)

| ş-şemsu: güneş
| yenbeğī: mümkün olur
| lehā: ona (aya)
| en:
| tudrike: erişmesi
| l-ḳamera: aya
| ve lā: ne de
| l-leylu: gece
| sābiḳu: önüne geçebilir
| n-nehāri: gündüzün
| vekullun: ve hepsi
| fī:
| felekin: bir felekte (yörüngede)
| yesbeHūne: yüzmektedirler
| (36:40)|ve āyetun: ve bir ayet
| lehum: onlar için
| ennā:
| Hamelnā: taşımamızdır
| ƶurriyyetehum: onların çoçuklarını
| fī:
| l-fulki: gemide
| l-meşHūni: dolu
| (36:41)

| lehum: onlar için
| ennā:
| Hamelnā: taşımamızdır
| ƶurriyyetehum: onların çoçuklarını
| fī:
| l-fulki: gemide
| l-meşHūni: dolu
| (36:41)|ve ḣaleḳnā: ve yaratmamızdır
| lehum: kendilerine
| min:
| miṧlihi: onun gibi
| mā: şeyler
| yerkebūne: binecekleri
| (36:42)

| lehum: kendilerine
| min:
| miṧlihi: onun gibi
| mā: şeyler
| yerkebūne: binecekleri
| (36:42)|ve in: ve eğer
| neşe': dilesek
| nuğriḳhum: onları (suda) boğarız
| felā: olmaz
| Sarīḣa: imdad (eden)
| lehum: onlara
| ve lā: ve ne de
| hum: onlar
| yunḳaƶūne: kurtarılmazlar
| (36:43)

| neşe': dilesek
| nuğriḳhum: onları (suda) boğarız
| felā: olmaz
| Sarīḣa: imdad (eden)
| lehum: onlara
| ve lā: ve ne de
| hum: onlar
| yunḳaƶūne: kurtarılmazlar
| (36:43)|illā: ancak
| raHmeten: bir rahmet (vardır)
| minnā: bizden
| ve metāǎn: ve yaşatma
| ilā: kadar
| Hīnin: bir süreye
| (36:44)

| raHmeten: bir rahmet (vardır)
| minnā: bizden
| ve metāǎn: ve yaşatma
| ilā: kadar
| Hīnin: bir süreye
| (36:44)|ve iƶā: ve zaman
| ḳīle: dendiği
| lehumu: onlara
| tteḳū: sakının
| mā: olanlardan
| beyne: önünüzdeki
| eydīkum: önünüzdeki
| ve mā: ve olanlardan
| ḣalfekum: arkanızdaki
| leǎllekum: umulur ki
| turHamūne: esirgenirsiniz
| (36:45)

| ḳīle: dendiği
| lehumu: onlara
| tteḳū: sakının
| mā: olanlardan
| beyne: önünüzdeki
| eydīkum: önünüzdeki
| ve mā: ve olanlardan
| ḣalfekum: arkanızdaki
| leǎllekum: umulur ki
| turHamūne: esirgenirsiniz
| (36:45)|ve mā: zaten
| te'tīhim: onlara gelmez
| min: hiçbir
| āyetin: ayet
| min: -nden
| āyāti: ayetleri-
| rabbihim: Rabblerinin
| illā:
| kānū: olmadıkları
| ǎnhā: ondan
| muǎ'riDīne: yüz çevirmiş
| (36:46)

| te'tīhim: onlara gelmez
| min: hiçbir
| āyetin: ayet
| min: -nden
| āyāti: ayetleri-
| rabbihim: Rabblerinin
| illā:
| kānū: olmadıkları
| ǎnhā: ondan
| muǎ'riDīne: yüz çevirmiş
| (36:46)|ve iƶā: ve zaman
| ḳīle: dendiği
| lehum: onlara
| enfiḳū: infak edin
| mimmā:
| razeḳakumu: size verdiği rızıktan
| llahu: Allah'ın
| ḳāle: derler
| elleƶīne:
| keferū: nankörler
| lilleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| enuT'ǐmu: biz mi yedirelim?
| men: kimseye
| lev:
| yeşā'u: dilediği takdirde
| llahu: Allah'ın
| eT'ǎmehu: yedireceği
| in: hayır
| entum: siz
| illā: doğrusu
| fī: içindesiniz
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (36:47)

| ḳīle: dendiği
| lehum: onlara
| enfiḳū: infak edin
| mimmā:
| razeḳakumu: size verdiği rızıktan
| llahu: Allah'ın
| ḳāle: derler
| elleƶīne:
| keferū: nankörler
| lilleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| enuT'ǐmu: biz mi yedirelim?
| men: kimseye
| lev:
| yeşā'u: dilediği takdirde
| llahu: Allah'ın
| eT'ǎmehu: yedireceği
| in: hayır
| entum: siz
| illā: doğrusu
| fī: içindesiniz
| Delālin: bir sapıklık
| mubīnin: apaçık
| (36:47)|ve yeḳūlūne: ve diyorlar
| metā: ne zaman?
| hāƶā: bu
| l-veǎ'du: tehdid (ettiğiniz azab)
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| Sādiḳīne: doğru söylüyor(lar)
| (36:48)

| metā: ne zaman?
| hāƶā: bu
| l-veǎ'du: tehdid (ettiğiniz azab)
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| Sādiḳīne: doğru söylüyor(lar)
| (36:48)|mā:
| yenZurūne: beklemiyorlar
| illā: başka bir şey
| SayHaten: korkunç sesten
| vāHideten: bir tek
| te'ḣuƶuhum: ansızın onları yakalar
| vehum: ve onlar
| yeḣiSSimūne: çekişip dururlarken
| (36:49)

| yenZurūne: beklemiyorlar
| illā: başka bir şey
| SayHaten: korkunç sesten
| vāHideten: bir tek
| te'ḣuƶuhum: ansızın onları yakalar
| vehum: ve onlar
| yeḣiSSimūne: çekişip dururlarken
| (36:49)|felā: artık
| yesteTīǔne: güçleri yetmez
| tevSiyeten: bir vasiyete
| ve lā: ne de
| ilā:
| ehlihim: ailelerine
| yerciǔne: dönmeye
| (36:50)

| yesteTīǔne: güçleri yetmez
| tevSiyeten: bir vasiyete
| ve lā: ne de
| ilā:
| ehlihim: ailelerine
| yerciǔne: dönmeye
| (36:50)