36Yâsîn Suresi
Kuran Sırası: 36
İniş Sırası: 41
Kırık Meal (Arapça) Meali
|تَنْزِيلَ: indirdiği (üzerindesin)
| الْعَزِيزِ: üstün olanın
| الرَّحِيمِ: çok esirgeyenin
| (36:5)

| الْعَزِيزِ: üstün olanın
| الرَّحِيمِ: çok esirgeyenin
| (36:5)|لِتُنْذِرَ: uyarman için
| قَوْمًا: bir toplumu
| مَا:
| أُنْذِرَ: uyarılmamış
| ابَاؤُهُمْ: babaları
| فَهُمْ: bu yüzden onlar
| غَافِلُونَ: gaflet içindedirler
| (36:6)

| قَوْمًا: bir toplumu
| مَا:
| أُنْذِرَ: uyarılmamış
| ابَاؤُهُمْ: babaları
| فَهُمْ: bu yüzden onlar
| غَافِلُونَ: gaflet içindedirler
| (36:6)|لَقَدْ: andolsun
| حَقَّ: hak oldu
| الْقَوْلُ: o söz
| عَلَىٰ: üzerine
| أَكْثَرِهِمْ: onların çoğu
| فَهُمْ: artık onlar
| لَا:
| يُؤْمِنُونَ: inanmazlar
| (36:7)

| حَقَّ: hak oldu
| الْقَوْلُ: o söz
| عَلَىٰ: üzerine
| أَكْثَرِهِمْ: onların çoğu
| فَهُمْ: artık onlar
| لَا:
| يُؤْمِنُونَ: inanmazlar
| (36:7)|إِنَّا: elbette biz
| جَعَلْنَا: geçirdik
| فِي:
| أَعْنَاقِهِمْ: onların boyunlarına
| أَغْلَالًا: halkalar
| فَهِيَ: o (halkalar)
| إِلَى:
| الْأَذْقَانِ: çenelere kadar dayanır
| فَهُمْ: bu yüzden onların
| مُقْمَحُونَ: kafaları kalkıktır
| (36:8)

| جَعَلْنَا: geçirdik
| فِي:
| أَعْنَاقِهِمْ: onların boyunlarına
| أَغْلَالًا: halkalar
| فَهِيَ: o (halkalar)
| إِلَى:
| الْأَذْقَانِ: çenelere kadar dayanır
| فَهُمْ: bu yüzden onların
| مُقْمَحُونَ: kafaları kalkıktır
| (36:8)|وَجَعَلْنَا: ve kıldık (çektik)
| مِنْ:
| بَيْنِ: önlerinden
| أَيْدِيهِمْ: önlerinden
| سَدًّا: bir sed
| وَمِنْ: ve
| خَلْفِهِمْ: arkalarından
| سَدًّا: bir sed
| فَأَغْشَيْنَاهُمْ: ve onları kapattık
| فَهُمْ: artık onlar
| لَا:
| يُبْصِرُونَ: görmezler
| (36:9)

| مِنْ:
| بَيْنِ: önlerinden
| أَيْدِيهِمْ: önlerinden
| سَدًّا: bir sed
| وَمِنْ: ve
| خَلْفِهِمْ: arkalarından
| سَدًّا: bir sed
| فَأَغْشَيْنَاهُمْ: ve onları kapattık
| فَهُمْ: artık onlar
| لَا:
| يُبْصِرُونَ: görmezler
| (36:9)|وَسَوَاءٌ: birdir
| عَلَيْهِمْ: onlar için
| أَأَنْذَرْتَهُمْ: uyarsan (da)
| أَمْ: yada
| لَمْ:
| تُنْذِرْهُمْ: uyarmasan (da)
| لَا:
| يُؤْمِنُونَ: inanmazlar
| (36:10)

| عَلَيْهِمْ: onlar için
| أَأَنْذَرْتَهُمْ: uyarsan (da)
| أَمْ: yada
| لَمْ:
| تُنْذِرْهُمْ: uyarmasan (da)
| لَا:
| يُؤْمِنُونَ: inanmazlar
| (36:10)|إِنَّمَا: ancak
| تُنْذِرُ: sen uyarabilirsin
| مَنِ: kimseyi
| اتَّبَعَ: uyan
| الذِّكْرَ: Zikre
| وَخَشِيَ: ve korkan
| الرَّحْمَٰنَ: Rahman'dan
| بِالْغَيْبِ: görmeden
| فَبَشِّرْهُ: işte öylesini müjdele
| بِمَغْفِرَةٍ: bir mağfiretle
| وَأَجْرٍ: ve bir mükafatla
| كَرِيمٍ: güzel
| (36:11)

| تُنْذِرُ: sen uyarabilirsin
| مَنِ: kimseyi
| اتَّبَعَ: uyan
| الذِّكْرَ: Zikre
| وَخَشِيَ: ve korkan
| الرَّحْمَٰنَ: Rahman'dan
| بِالْغَيْبِ: görmeden
| فَبَشِّرْهُ: işte öylesini müjdele
| بِمَغْفِرَةٍ: bir mağfiretle
| وَأَجْرٍ: ve bir mükafatla
| كَرِيمٍ: güzel
| (36:11)|إِنَّا: şüphe yokki biz
| نَحْنُ: biz
| نُحْيِي: diriltiriz
| الْمَوْتَىٰ: ölüleri
| وَنَكْتُبُ: ve yazarız
| مَا: şeyleri (işleri)
| قَدَّمُوا: öne sürdükleri
| وَاثَارَهُمْ: ve eserlerini
| وَكُلَّ: ve her
| شَيْءٍ: şeyi
| أَحْصَيْنَاهُ: ayrıntılı kaydettik
| فِي:
| إِمَامٍ: bir sicile
| مُبِينٍ: apaçık
| (36:12)

| نَحْنُ: biz
| نُحْيِي: diriltiriz
| الْمَوْتَىٰ: ölüleri
| وَنَكْتُبُ: ve yazarız
| مَا: şeyleri (işleri)
| قَدَّمُوا: öne sürdükleri
| وَاثَارَهُمْ: ve eserlerini
| وَكُلَّ: ve her
| شَيْءٍ: şeyi
| أَحْصَيْنَاهُ: ayrıntılı kaydettik
| فِي:
| إِمَامٍ: bir sicile
| مُبِينٍ: apaçık
| (36:12)|وَاضْرِبْ: ve anlat
| لَهُمْ: onlara
| مَثَلًا: misal olarak
| أَصْحَابَ: halkını
| الْقَرْيَةِ: şu kent
| إِذْ: zaman
| جَاءَهَا: geldiği
| الْمُرْسَلُونَ: elçiler
| (36:13)

| لَهُمْ: onlara
| مَثَلًا: misal olarak
| أَصْحَابَ: halkını
| الْقَرْيَةِ: şu kent
| إِذْ: zaman
| جَاءَهَا: geldiği
| الْمُرْسَلُونَ: elçiler
| (36:13)|إِذْ:
| أَرْسَلْنَا: biz gönderdik
| إِلَيْهِمُ: onlara
| اثْنَيْنِ: iki (elçi)
| فَكَذَّبُوهُمَا: onları yalanladılar
| فَعَزَّزْنَا: biz de destekledik
| بِثَالِثٍ: üçüncüsüyle
| فَقَالُوا: dediler ki
| إِنَّا: biz elbette
| إِلَيْكُمْ: size
| مُرْسَلُونَ: gönderilen elçileriz
| (36:14)

| أَرْسَلْنَا: biz gönderdik
| إِلَيْهِمُ: onlara
| اثْنَيْنِ: iki (elçi)
| فَكَذَّبُوهُمَا: onları yalanladılar
| فَعَزَّزْنَا: biz de destekledik
| بِثَالِثٍ: üçüncüsüyle
| فَقَالُوا: dediler ki
| إِنَّا: biz elbette
| إِلَيْكُمْ: size
| مُرْسَلُونَ: gönderilen elçileriz
| (36:14)|قَالُوا: dediler ki
| مَا: değilsiniz
| أَنْتُمْ: siz
| إِلَّا: başka bir şey
| بَشَرٌ: insandan
| مِثْلُنَا: bizim gibi
| وَمَا: ve
| أَنْزَلَ: indirmemiştir
| الرَّحْمَٰنُ: Rahman
| مِنْ: hiçbir
| شَيْءٍ: şey
| إِنْ: hayır!
| أَنْتُمْ: siz
| إِلَّا: sadece
| تَكْذِبُونَ: yalan söylüyorsunuz
| (36:15)

| مَا: değilsiniz
| أَنْتُمْ: siz
| إِلَّا: başka bir şey
| بَشَرٌ: insandan
| مِثْلُنَا: bizim gibi
| وَمَا: ve
| أَنْزَلَ: indirmemiştir
| الرَّحْمَٰنُ: Rahman
| مِنْ: hiçbir
| شَيْءٍ: şey
| إِنْ: hayır!
| أَنْتُمْ: siz
| إِلَّا: sadece
| تَكْذِبُونَ: yalan söylüyorsunuz
| (36:15)|قَالُوا: dediler ki
| رَبُّنَا: Rabbimiz
| يَعْلَمُ: bilir ki
| إِنَّا: biz elbette
| إِلَيْكُمْ: size
| لَمُرْسَلُونَ: gönderilmiş elçileriz
| (36:16)

| رَبُّنَا: Rabbimiz
| يَعْلَمُ: bilir ki
| إِنَّا: biz elbette
| إِلَيْكُمْ: size
| لَمُرْسَلُونَ: gönderilmiş elçileriz
| (36:16)|وَمَا: ve yoktur
| عَلَيْنَا: üzerimize düşen
| إِلَّا: başka bir şey
| الْبَلَاغُ: duyurmaktan
| الْمُبِينُ: açıkça
| (36:17)

| عَلَيْنَا: üzerimize düşen
| إِلَّا: başka bir şey
| الْبَلَاغُ: duyurmaktan
| الْمُبِينُ: açıkça
| (36:17)|قَالُوا: dediler ki
| إِنَّا: doğrusu biz
| تَطَيَّرْنَا: uğursuzluğa uğradık
| بِكُمْ: sizin yüzünüzden
| لَئِنْ: eğer
| لَمْ:
| تَنْتَهُوا: vazgeçmezseniz
| لَنَرْجُمَنَّكُمْ: sizi mutlaka taşlarız
| وَلَيَمَسَّنَّكُمْ: ve size dokunur
| مِنَّا: bizden
| عَذَابٌ: bir azab
| أَلِيمٌ: acıklı
| (36:18)

| إِنَّا: doğrusu biz
| تَطَيَّرْنَا: uğursuzluğa uğradık
| بِكُمْ: sizin yüzünüzden
| لَئِنْ: eğer
| لَمْ:
| تَنْتَهُوا: vazgeçmezseniz
| لَنَرْجُمَنَّكُمْ: sizi mutlaka taşlarız
| وَلَيَمَسَّنَّكُمْ: ve size dokunur
| مِنَّا: bizden
| عَذَابٌ: bir azab
| أَلِيمٌ: acıklı
| (36:18)|قَالُوا: dediler ki
| طَائِرُكُمْ: uğursuzluğunuz
| مَعَكُمْ: sizin kendinizdedir
| أَئِنْ: -için mi?
| ذُكِّرْتُمْ: size öğüt verildiği-
| بَلْ: hayır
| أَنْتُمْ: siz
| قَوْمٌ: bir kavimsiniz
| مُسْرِفُونَ: aşırı giden
| (36:19)

| طَائِرُكُمْ: uğursuzluğunuz
| مَعَكُمْ: sizin kendinizdedir
| أَئِنْ: -için mi?
| ذُكِّرْتُمْ: size öğüt verildiği-
| بَلْ: hayır
| أَنْتُمْ: siz
| قَوْمٌ: bir kavimsiniz
| مُسْرِفُونَ: aşırı giden
| (36:19)|وَجَاءَ: ve geldi
| مِنْ: -nden
| أَقْصَى: en uzak yeri-
| الْمَدِينَةِ: kentin
| رَجُلٌ: bir adam
| يَسْعَىٰ: koşarak
| قَالَ: dedi
| يَا: EY/HEY
| قَوْمِ: kavmim
| اتَّبِعُوا: uyun
| الْمُرْسَلِينَ: elçilere
| (36:20)

| مِنْ: -nden
| أَقْصَى: en uzak yeri-
| الْمَدِينَةِ: kentin
| رَجُلٌ: bir adam
| يَسْعَىٰ: koşarak
| قَالَ: dedi
| يَا: EY/HEY
| قَوْمِ: kavmim
| اتَّبِعُوا: uyun
| الْمُرْسَلِينَ: elçilere
| (36:20)|اتَّبِعُوا: uyun
| مَنْ: kimselere
| لَا:
| يَسْأَلُكُمْ: sizden istemeyen
| أَجْرًا: bir ücret
| وَهُمْ: ve onlar
| مُهْتَدُونَ: doğru yoldadırlar
| (36:21)

| مَنْ: kimselere
| لَا:
| يَسْأَلُكُمْ: sizden istemeyen
| أَجْرًا: bir ücret
| وَهُمْ: ve onlar
| مُهْتَدُونَ: doğru yoldadırlar
| (36:21)|وَمَا: ve
| لِيَ: ben niçin?
| لَا:
| أَعْبُدُ: kulluk etmeyeyim
| الَّذِي:
| فَطَرَنِي: beni yaratana
| وَإِلَيْهِ: ve O'na
| تُرْجَعُونَ: döndürüleceksiniz
| (36:22)

| لِيَ: ben niçin?
| لَا:
| أَعْبُدُ: kulluk etmeyeyim
| الَّذِي:
| فَطَرَنِي: beni yaratana
| وَإِلَيْهِ: ve O'na
| تُرْجَعُونَ: döndürüleceksiniz
| (36:22)|أَأَتَّخِذُ: edinir miyim?
| مِنْ:
| دُونِهِ: O'ndan başka
| الِهَةً: tanrılar
| إِنْ: eğer
| يُرِدْنِ: bana dilese
| الرَّحْمَٰنُ: Rahman
| بِضُرٍّ: bir zarar vermek
| لَا:
| تُغْنِ: sağlamaz
| عَنِّي: bana
| شَفَاعَتُهُمْ: onların şefa'ati
| شَيْئًا: hiçbir (fayda)
| وَلَا: ve asla
| يُنْقِذُونِ: onlar beni kurtaramazlar
| (36:23)

| مِنْ:
| دُونِهِ: O'ndan başka
| الِهَةً: tanrılar
| إِنْ: eğer
| يُرِدْنِ: bana dilese
| الرَّحْمَٰنُ: Rahman
| بِضُرٍّ: bir zarar vermek
| لَا:
| تُغْنِ: sağlamaz
| عَنِّي: bana
| شَفَاعَتُهُمْ: onların şefa'ati
| شَيْئًا: hiçbir (fayda)
| وَلَا: ve asla
| يُنْقِذُونِ: onlar beni kurtaramazlar
| (36:23)|إِنِّي: şüphesiz ben
| إِذًا: o takdirde
| لَفِي: içinde olurum
| ضَلَالٍ: bir sapıklık
| مُبِينٍ: apaçık
| (36:24)

| إِذًا: o takdirde
| لَفِي: içinde olurum
| ضَلَالٍ: bir sapıklık
| مُبِينٍ: apaçık
| (36:24)|إِنِّي: şüphesiz ben
| امَنْتُ: inandım
| بِرَبِّكُمْ: sizin Rabbinize
| فَاسْمَعُونِ: beni dinleyin
| (36:25)

| امَنْتُ: inandım
| بِرَبِّكُمْ: sizin Rabbinize
| فَاسْمَعُونِ: beni dinleyin
| (36:25)|قِيلَ: denilince
| ادْخُلِ: gir!
| الْجَنَّةَ: cennete
| قَالَ: dedi ki
| يَا: EY/HEY/AH
| لَيْتَ: Keşke!
| قَوْمِي: kavmim
| يَعْلَمُونَ: bilseydi
| (36:26)

| ادْخُلِ: gir!
| الْجَنَّةَ: cennete
| قَالَ: dedi ki
| يَا: EY/HEY/AH
| لَيْتَ: Keşke!
| قَوْمِي: kavmim
| يَعْلَمُونَ: bilseydi
| (36:26)|بِمَا: ne yüzden
| غَفَرَ: bağışladığını
| لِي: beni
| رَبِّي: Rabbimin
| وَجَعَلَنِي: ve beni kıldığını
| مِنَ: -dan
| الْمُكْرَمِينَ: ağırlananlar-
| (36:27)

| غَفَرَ: bağışladığını
| لِي: beni
| رَبِّي: Rabbimin
| وَجَعَلَنِي: ve beni kıldığını
| مِنَ: -dan
| الْمُكْرَمِينَ: ağırlananlar-
| (36:27)|وَمَا: ve
| أَنْزَلْنَا: biz indirmedik
| عَلَىٰ: üzerine
| قَوْمِهِ: kavminin
| مِنْ:
| بَعْدِهِ: ondan sonra
| مِنْ: hiçbir
| جُنْدٍ: ordu
| مِنَ: -ten
| السَّمَاءِ: gök-
| وَمَا: ve
| كُنَّا: değildik
| مُنْزِلِينَ: indirici
| (36:28)

| أَنْزَلْنَا: biz indirmedik
| عَلَىٰ: üzerine
| قَوْمِهِ: kavminin
| مِنْ:
| بَعْدِهِ: ondan sonra
| مِنْ: hiçbir
| جُنْدٍ: ordu
| مِنَ: -ten
| السَّمَاءِ: gök-
| وَمَا: ve
| كُنَّا: değildik
| مُنْزِلِينَ: indirici
| (36:28)|إِنْ: hayır
| كَانَتْ: oldu
| إِلَّا: sadece
| صَيْحَةً: korkunç gürültü
| وَاحِدَةً: bir tek
| فَإِذَا: hemen
| هُمْ: onlar
| خَامِدُونَ: sönüverdiler
| (36:29)

| كَانَتْ: oldu
| إِلَّا: sadece
| صَيْحَةً: korkunç gürültü
| وَاحِدَةً: bir tek
| فَإِذَا: hemen
| هُمْ: onlar
| خَامِدُونَ: sönüverdiler
| (36:29)|يَا: EY/HEY/AH
| حَسْرَةً: dert
| عَلَى:
| الْعِبَادِ: şu kullara
| مَا:
| يَأْتِيهِمْ: onlara gelmez ki
| مِنْ: hiçbir
| رَسُولٍ: elçi
| إِلَّا: mutlaka
| كَانُوا: onlar
| بِهِ: onunla
| يَسْتَهْزِئُونَ: alay ederlerdi
| (36:30)

| حَسْرَةً: dert
| عَلَى:
| الْعِبَادِ: şu kullara
| مَا:
| يَأْتِيهِمْ: onlara gelmez ki
| مِنْ: hiçbir
| رَسُولٍ: elçi
| إِلَّا: mutlaka
| كَانُوا: onlar
| بِهِ: onunla
| يَسْتَهْزِئُونَ: alay ederlerdi
| (36:30)|أَلَمْ:
| يَرَوْا: görmediler mi?
| كَمْ: nice
| أَهْلَكْنَا: yok ettik
| قَبْلَهُمْ: kendilerinden önce
| مِنَ: -den
| الْقُرُونِ: nesiller-
| أَنَّهُمْ: onlar
| إِلَيْهِمْ: kendilerine
| لَا:
| يَرْجِعُونَ: bir daha dönmezler
| (36:31)

| يَرَوْا: görmediler mi?
| كَمْ: nice
| أَهْلَكْنَا: yok ettik
| قَبْلَهُمْ: kendilerinden önce
| مِنَ: -den
| الْقُرُونِ: nesiller-
| أَنَّهُمْ: onlar
| إِلَيْهِمْ: kendilerine
| لَا:
| يَرْجِعُونَ: bir daha dönmezler
| (36:31)|وَإِنْ: ancak
| كُلٌّ: hepsi
| لَمَّا: zaman
| جَمِيعٌ: toplandığı
| لَدَيْنَا: huzurumuza
| مُحْضَرُونَ: getirileceklerdir
| (36:32)

| كُلٌّ: hepsi
| لَمَّا: zaman
| جَمِيعٌ: toplandığı
| لَدَيْنَا: huzurumuza
| مُحْضَرُونَ: getirileceklerdir
| (36:32)|وَايَةٌ: ve bir ayettir
| لَهُمُ: onlar için
| الْأَرْضُ: toprak
| الْمَيْتَةُ: ölü
| أَحْيَيْنَاهَا: biz onu dirilttik
| وَأَخْرَجْنَا: ve çıkardık
| مِنْهَا: ondan
| حَبًّا: dane
| فَمِنْهُ: ve ondan
| يَأْكُلُونَ: yiyorlar
| (36:33)

| لَهُمُ: onlar için
| الْأَرْضُ: toprak
| الْمَيْتَةُ: ölü
| أَحْيَيْنَاهَا: biz onu dirilttik
| وَأَخْرَجْنَا: ve çıkardık
| مِنْهَا: ondan
| حَبًّا: dane
| فَمِنْهُ: ve ondan
| يَأْكُلُونَ: yiyorlar
| (36:33)|وَجَعَلْنَا: ve yarattık
| فِيهَا: orada
| جَنَّاتٍ: bahçeleri
| مِنْ:
| نَخِيلٍ: hurma
| وَأَعْنَابٍ: ve üzüm
| وَفَجَّرْنَا: ve akıttık
| فِيهَا: orada
| مِنَ: -den
| الْعُيُونِ: çeşmeler-
| (36:34)

| فِيهَا: orada
| جَنَّاتٍ: bahçeleri
| مِنْ:
| نَخِيلٍ: hurma
| وَأَعْنَابٍ: ve üzüm
| وَفَجَّرْنَا: ve akıttık
| فِيهَا: orada
| مِنَ: -den
| الْعُيُونِ: çeşmeler-
| (36:34)|لِيَأْكُلُوا: yemeleri için
| مِنْ: -nden
| ثَمَرِهِ: onun ürünü-
| وَمَا: ve
| عَمِلَتْهُ: emeğinden
| أَيْدِيهِمْ: ellerinin
| أَفَلَا:
| يَشْكُرُونَ: hala şükretmiyorlar mı?
| (36:35)

| مِنْ: -nden
| ثَمَرِهِ: onun ürünü-
| وَمَا: ve
| عَمِلَتْهُ: emeğinden
| أَيْدِيهِمْ: ellerinin
| أَفَلَا:
| يَشْكُرُونَ: hala şükretmiyorlar mı?
| (36:35)|سُبْحَانَ: ne yücedir
| الَّذِي: O (Allah) ki
| خَلَقَ: yaratmıştır
| الْأَزْوَاجَ: çiftleri
| كُلَّهَا: bütün
| مِمَّا:
| تُنْبِتُ: bitirdiklerinden
| الْأَرْضُ: toprağın
| وَمِنْ: ve
| أَنْفُسِهِمْ: kendilerinden
| وَمِمَّا: ve nice şeylerden
| لَا:
| يَعْلَمُونَ: bilmedikleri
| (36:36)

| الَّذِي: O (Allah) ki
| خَلَقَ: yaratmıştır
| الْأَزْوَاجَ: çiftleri
| كُلَّهَا: bütün
| مِمَّا:
| تُنْبِتُ: bitirdiklerinden
| الْأَرْضُ: toprağın
| وَمِنْ: ve
| أَنْفُسِهِمْ: kendilerinden
| وَمِمَّا: ve nice şeylerden
| لَا:
| يَعْلَمُونَ: bilmedikleri
| (36:36)|وَايَةٌ: ve bir ayettir
| لَهُمُ: onlar için
| اللَّيْلُ: gece
| نَسْلَخُ: soyup alırız
| مِنْهُ: ondan
| النَّهَارَ: gündüzü
| فَإِذَا: birden
| هُمْ: onlar
| مُظْلِمُونَ: karanlıkta kalıverirler
| (36:37)

| لَهُمُ: onlar için
| اللَّيْلُ: gece
| نَسْلَخُ: soyup alırız
| مِنْهُ: ondan
| النَّهَارَ: gündüzü
| فَإِذَا: birden
| هُمْ: onlar
| مُظْلِمُونَ: karanlıkta kalıverirler
| (36:37)|وَالشَّمْسُ: ve güneş
| تَجْرِي: akıp gider
| لِمُسْتَقَرٍّ: karar bulacağı yere
| لَهَا: kendinin
| ذَٰلِكَ: bu
| تَقْدِيرُ: takdiridir
| الْعَزِيزِ: üstün olanın
| الْعَلِيمِ: ve bilenin
| (36:38)

| تَجْرِي: akıp gider
| لِمُسْتَقَرٍّ: karar bulacağı yere
| لَهَا: kendinin
| ذَٰلِكَ: bu
| تَقْدِيرُ: takdiridir
| الْعَزِيزِ: üstün olanın
| الْعَلِيمِ: ve bilenin
| (36:38)|وَالْقَمَرَ: ve aya
| قَدَّرْنَاهُ: tayin ettik
| مَنَازِلَ: konaklar
| حَتَّىٰ: nihayet
| عَادَ: bir hale geldi
| كَالْعُرْجُونِ: hurma sapına benzer
| الْقَدِيمِ: eski, kuru
| (36:39)

| قَدَّرْنَاهُ: tayin ettik
| مَنَازِلَ: konaklar
| حَتَّىٰ: nihayet
| عَادَ: bir hale geldi
| كَالْعُرْجُونِ: hurma sapına benzer
| الْقَدِيمِ: eski, kuru
| (36:39)|لَا: ne
| الشَّمْسُ: güneş
| يَنْبَغِي: mümkün olur
| لَهَا: ona (aya)
| أَنْ:
| تُدْرِكَ: erişmesi
| الْقَمَرَ: aya
| وَلَا: ne de
| اللَّيْلُ: gece
| سَابِقُ: önüne geçebilir
| النَّهَارِ: gündüzün
| وَكُلٌّ: ve hepsi
| فِي:
| فَلَكٍ: bir felekte (yörüngede)
| يَسْبَحُونَ: yüzmektedirler
| (36:40)

| الشَّمْسُ: güneş
| يَنْبَغِي: mümkün olur
| لَهَا: ona (aya)
| أَنْ:
| تُدْرِكَ: erişmesi
| الْقَمَرَ: aya
| وَلَا: ne de
| اللَّيْلُ: gece
| سَابِقُ: önüne geçebilir
| النَّهَارِ: gündüzün
| وَكُلٌّ: ve hepsi
| فِي:
| فَلَكٍ: bir felekte (yörüngede)
| يَسْبَحُونَ: yüzmektedirler
| (36:40)|وَايَةٌ: ve bir ayet
| لَهُمْ: onlar için
| أَنَّا:
| حَمَلْنَا: taşımamızdır
| ذُرِّيَّتَهُمْ: onların çoçuklarını
| فِي:
| الْفُلْكِ: gemide
| الْمَشْحُونِ: dolu
| (36:41)

| لَهُمْ: onlar için
| أَنَّا:
| حَمَلْنَا: taşımamızdır
| ذُرِّيَّتَهُمْ: onların çoçuklarını
| فِي:
| الْفُلْكِ: gemide
| الْمَشْحُونِ: dolu
| (36:41)|وَخَلَقْنَا: ve yaratmamızdır
| لَهُمْ: kendilerine
| مِنْ:
| مِثْلِهِ: onun gibi
| مَا: şeyler
| يَرْكَبُونَ: binecekleri
| (36:42)

| لَهُمْ: kendilerine
| مِنْ:
| مِثْلِهِ: onun gibi
| مَا: şeyler
| يَرْكَبُونَ: binecekleri
| (36:42)|وَإِنْ: ve eğer
| نَشَأْ: dilesek
| نُغْرِقْهُمْ: onları (suda) boğarız
| فَلَا: olmaz
| صَرِيخَ: imdad (eden)
| لَهُمْ: onlara
| وَلَا: ve ne de
| هُمْ: onlar
| يُنْقَذُونَ: kurtarılmazlar
| (36:43)

| نَشَأْ: dilesek
| نُغْرِقْهُمْ: onları (suda) boğarız
| فَلَا: olmaz
| صَرِيخَ: imdad (eden)
| لَهُمْ: onlara
| وَلَا: ve ne de
| هُمْ: onlar
| يُنْقَذُونَ: kurtarılmazlar
| (36:43)|إِلَّا: ancak
| رَحْمَةً: bir rahmet (vardır)
| مِنَّا: bizden
| وَمَتَاعًا: ve yaşatma
| إِلَىٰ: kadar
| حِينٍ: bir süreye
| (36:44)

| رَحْمَةً: bir rahmet (vardır)
| مِنَّا: bizden
| وَمَتَاعًا: ve yaşatma
| إِلَىٰ: kadar
| حِينٍ: bir süreye
| (36:44)|وَإِذَا: ve zaman
| قِيلَ: dendiği
| لَهُمُ: onlara
| اتَّقُوا: sakının
| مَا: olanlardan
| بَيْنَ: önünüzdeki
| أَيْدِيكُمْ: önünüzdeki
| وَمَا: ve olanlardan
| خَلْفَكُمْ: arkanızdaki
| لَعَلَّكُمْ: umulur ki
| تُرْحَمُونَ: esirgenirsiniz
| (36:45)

| قِيلَ: dendiği
| لَهُمُ: onlara
| اتَّقُوا: sakının
| مَا: olanlardan
| بَيْنَ: önünüzdeki
| أَيْدِيكُمْ: önünüzdeki
| وَمَا: ve olanlardan
| خَلْفَكُمْ: arkanızdaki
| لَعَلَّكُمْ: umulur ki
| تُرْحَمُونَ: esirgenirsiniz
| (36:45)|وَمَا: zaten
| تَأْتِيهِمْ: onlara gelmez
| مِنْ: hiçbir
| ايَةٍ: ayet
| مِنْ: -nden
| ايَاتِ: ayetleri-
| رَبِّهِمْ: Rabblerinin
| إِلَّا:
| كَانُوا: olmadıkları
| عَنْهَا: ondan
| مُعْرِضِينَ: yüz çevirmiş
| (36:46)

| تَأْتِيهِمْ: onlara gelmez
| مِنْ: hiçbir
| ايَةٍ: ayet
| مِنْ: -nden
| ايَاتِ: ayetleri-
| رَبِّهِمْ: Rabblerinin
| إِلَّا:
| كَانُوا: olmadıkları
| عَنْهَا: ondan
| مُعْرِضِينَ: yüz çevirmiş
| (36:46)|وَإِذَا: ve zaman
| قِيلَ: dendiği
| لَهُمْ: onlara
| أَنْفِقُوا: infak edin
| مِمَّا:
| رَزَقَكُمُ: size verdiği rızıktan
| اللَّهُ: Allah'ın
| قَالَ: derler
| الَّذِينَ:
| كَفَرُوا: nankörler
| لِلَّذِينَ: kimselere
| امَنُوا: inanan(lara)
| أَنُطْعِمُ: biz mi yedirelim?
| مَنْ: kimseye
| لَوْ:
| يَشَاءُ: dilediği takdirde
| اللَّهُ: Allah'ın
| أَطْعَمَهُ: yedireceği
| إِنْ: hayır
| أَنْتُمْ: siz
| إِلَّا: doğrusu
| فِي: içindesiniz
| ضَلَالٍ: bir sapıklık
| مُبِينٍ: apaçık
| (36:47)

| قِيلَ: dendiği
| لَهُمْ: onlara
| أَنْفِقُوا: infak edin
| مِمَّا:
| رَزَقَكُمُ: size verdiği rızıktan
| اللَّهُ: Allah'ın
| قَالَ: derler
| الَّذِينَ:
| كَفَرُوا: nankörler
| لِلَّذِينَ: kimselere
| امَنُوا: inanan(lara)
| أَنُطْعِمُ: biz mi yedirelim?
| مَنْ: kimseye
| لَوْ:
| يَشَاءُ: dilediği takdirde
| اللَّهُ: Allah'ın
| أَطْعَمَهُ: yedireceği
| إِنْ: hayır
| أَنْتُمْ: siz
| إِلَّا: doğrusu
| فِي: içindesiniz
| ضَلَالٍ: bir sapıklık
| مُبِينٍ: apaçık
| (36:47)|وَيَقُولُونَ: ve diyorlar
| مَتَىٰ: ne zaman?
| هَٰذَا: bu
| الْوَعْدُ: tehdid (ettiğiniz azab)
| إِنْ: eğer
| كُنْتُمْ: iseniz
| صَادِقِينَ: doğru söylüyor(lar)
| (36:48)

| مَتَىٰ: ne zaman?
| هَٰذَا: bu
| الْوَعْدُ: tehdid (ettiğiniz azab)
| إِنْ: eğer
| كُنْتُمْ: iseniz
| صَادِقِينَ: doğru söylüyor(lar)
| (36:48)|مَا:
| يَنْظُرُونَ: beklemiyorlar
| إِلَّا: başka bir şey
| صَيْحَةً: korkunç sesten
| وَاحِدَةً: bir tek
| تَأْخُذُهُمْ: ansızın onları yakalar
| وَهُمْ: ve onlar
| يَخِصِّمُونَ: çekişip dururlarken
| (36:49)

| يَنْظُرُونَ: beklemiyorlar
| إِلَّا: başka bir şey
| صَيْحَةً: korkunç sesten
| وَاحِدَةً: bir tek
| تَأْخُذُهُمْ: ansızın onları yakalar
| وَهُمْ: ve onlar
| يَخِصِّمُونَ: çekişip dururlarken
| (36:49)|فَلَا: artık
| يَسْتَطِيعُونَ: güçleri yetmez
| تَوْصِيَةً: bir vasiyete
| وَلَا: ne de
| إِلَىٰ:
| أَهْلِهِمْ: ailelerine
| يَرْجِعُونَ: dönmeye
| (36:50)

| يَسْتَطِيعُونَ: güçleri yetmez
| تَوْصِيَةً: bir vasiyete
| وَلَا: ne de
| إِلَىٰ:
| أَهْلِهِمْ: ailelerine
| يَرْجِعُونَ: dönmeye
| (36:50)