Yaşar Nuri Öztürk 🔊 Meali
Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur'an'a ki,(36:2)

Hiç kuşkusuz, sen, gönderilen elçilerdensin;(36:3)

Dosdoğru bir yol üzerindesin.(36:4)

Azîz ve Rahîm'in indirdiği üzeresin.(36:5)

Babaları uyarılmamış, tam gaflet içinde bir toplumu uyarman için gönderildin.(36:6)

Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.(36:7)

Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik. Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.(36:8)

Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.(36:9)

Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.(36:10)

Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!(36:11)

Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.(36:12)

Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, elçiler gelmişti oraya.(36:13)

Hani, biz onlara iki kişi göndermiştik, onları yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyle destek vermiştik. Şöyle demişlerdi: "Biz, size gönderilen elçileriz!"(36:14)

Kent halkı dedi ki: "Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."(36:15)

Dediler: "Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş elçileriz."(36:16)

"Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."(36:17)

Dediler: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."(36:18)

Dediler: "Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa, aşırılığa sapmış bir topluluksunuz."(36:19)

Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"(36:20)

"Sizden herhangi bir ücret istemeyelere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar."(36:21)

"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O'na döndürüleceksiniz."(36:22)

"O'ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar."(36:23)

"Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim."(36:24)

"Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!"(36:25)

"Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi?(36:26)

Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı."(36:27)

Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.(36:28)

Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda söndüverdiler.(36:29)

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.(36:30)

Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler.(36:31)

Ancak herkes toplandığında, onlar da huzurumuzda hazır bulundurulacaklar.(36:32)

Ölü toprak onlar için bir mucizedir. Onu dirilttik, ondan dâne çıkardık; bak işte ondan yiyorlar.(36:33)

Onda hurmalardan, üzümlerden bahçeler oluşturduk, ondan pınarlar fışkırttık;(36:34)

Ki onun ürününden ve ellerinin yapıp ettiğinden yesinler. Hâlâ şükretmiyorlar mı?(36:35)

Şanı yücedir o Allah'ın ki toprağın bitirdiklerinden, onların öz benliklerinden ve nice bilmediklerinden bütün çiftleri yaratmıştır.(36:36)

Gece de onlar için bir mucizedir. Gündüzü ondan soyup alırız da onlar karanlığa gömülüverirler.(36:37)

Güneş, kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor. Azîz, Alîm olanın takdiridir bu.(36:38)

Ay'a gelince, biz onun için de bir takım durak noktaları/birtakım evreler belirledik. Nihayet o, eski hurma sapının eğrilmişi gibi geri döner.(36:39)

Güneş'in Ay'a ulaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmez. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.(36:40)

Zürriyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayettir.(36:41)

Onlar için gemilere benzer, binecekleri başka şeyler de yarattık.(36:42)

Eğer dilersek onları boğarız. Bu durumda ne kendileri için feryat eden olur ne de kurtarılırlar.(36:43)

Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.(36:44)

Onlara, "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin!" denildiğinde, hiç aldırmazlar.(36:45)

Çünkü Rablerinin ayetlerinden kendilerine bir ayet gelince, ondan mutlaka yüz çevirmişlerdir.(36:46)

Onlara, "Allah'ın size lütfettiği rızıklardan dağıtın!" dendiğinden, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler: "Allah'ın, dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu."(36:47)

Bir de şöyle derler: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bu tehdit ne zaman?"(36:48)

Sadece korkunç titreşimli bir sesi bekliyorlar. Onlar çekişip dururlarken, o ses kendilerini enseleyecektir.(36:49)

O zaman ne bir tavsiyede bulunmaya güçleri yetecek ne de ailelerine dönebilecekler.(36:50)
