Kırık Meal (Arapça) : |وَلَقَدْ: muhakkak | أَرْسَلْنَا: (elçiler) gönderdik | إِلَىٰ: | أُمَمٍ: ümmetlere | مِنْ: | قَبْلِكَ: senden önce de | فَأَخَذْنَاهُمْ: onları yakalayıp cezalandırmıştık | بِالْبَأْسَاءِ: darlık ile | وَالضَّرَّاءِ: ve sıkıntı ile | لَعَلَّهُمْ: belki onlar | يَتَضَرَّعُونَ: yalvarırlar diye |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولقد WLGD̃muhakkak | أرسلنا ÊRSLNE(elçiler) gönderdik | إلى ÎL | أمم ÊMMümmetlere | من MN | قبلك GBLKsenden önce de | فأخذناهم FÊḢZ̃NEHMonları yakalayıp cezalandırmıştık | بالبأساء BELBÊSEÙdarlık ile | والضراء WELŽREÙve sıkıntı ile | لعلهم LALHMbelki onlar | يتضرعون YTŽRAWNyalvarırlar diye |
Kırık Meal (Okunuş) : |veleḳad: muhakkak | erselnā: (elçiler) gönderdik | ilā: | umemin: ümmetlere | min: | ḳablike: senden önce de | feeḣaƶnāhum: onları yakalayıp cezalandırmıştık | bil-be'sā'i: darlık ile | ve DDerrā'i: ve sıkıntı ile | leǎllehum: belki onlar | yeteDerraǔne: yalvarırlar diye |
Kırık Meal (Transcript) : |VLGD̃: muhakkak | ÊRSLNE: (elçiler) gönderdik | ÎL: | ÊMM: ümmetlere | MN: | GBLK: senden önce de | FÊḢZ̃NEHM: onları yakalayıp cezalandırmıştık | BELBÊSEÙ: darlık ile | VELŽREÙ: ve sıkıntı ile | LALHM: belki onlar | YTŽRAVN: yalvarırlar diye |
Abdulbaki Gölpınarlı : Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.
Adem Uğur : Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
Ahmed Hulusi : Andolsun ki, senden önce de topluluklara (Rasûl) irsâl ettik. . . Belki boyun eğerek dua ederler diye onları azap ve hastalık ile yakaladık.
Ahmet Tekin : Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik.
Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık.
Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık.
Ahmet Varol : Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.
Ali Bulaç : Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.
Ali Fikri Yavuz : Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler, diye).
Bekir Sadak : suphesiz ki, senden once ummetlere peygamberler gondermistik; onlari yalvarsinlar diye darlik ve sikintiya sokmustuk.
Celal Yıldırım : And olsun ki, senden önce (gelip geçen) ümmetlere peygamberler gönderdik, (muhalefet ettikleri için) onları —yalvarıp yakarsınlar diye— darlık ve bunaltıcı şeylerle yakaladık.
Diyanet İşleri : Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.
Diyanet İşleri (eski) : Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
Diyanet Vakfi : Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
Edip Yüksel : Senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılarla sınadık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Andolsun ki, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik; dinlemediler. Biz de onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı ile cezalandırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır : Celâlim hakkı için senden önce bir takım ümmetlere Resuller gönderdik dinlemediler de onları şiddetler ve zaruretlerle sıktık gerek ki yalvarsınlar diye
Fizilal-il Kuran : Senden önceki birçok ümmetlere peygamberler gönderdik, dinlemediler. Bunun üzerine ola ki, bize yalvarırlar diye kendilerini sıkıntılara ve belâlara çarptırdık.
Gültekin Onan : Andolsun, senden önceki ümmetlere (elçiler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar (tazarru) diye...
Hakkı Yılmaz : "Ve andolsun, senden önceki önderli toplumlara elçiler gönderdik de onları yalvarsınlar diye dayanılmaz zorluk; yoksulluk ve sıkıntılarla çeviriverdik. "
Hasan Basri Çantay : Andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de (küfr-ü inkârlarından dolayı) kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler diye).
Hayrat Neşriyat : And olsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik (fakat onlar yalanladılar); bunun üzerine onları sıkıntılar ve zorluklar ile yakaladık. Tâ ki (îmân etsinler ve) yalvarsınlar!
İbni Kesir : Andolsun ki; Biz, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Yalvarsınlar diye, onları darlık ve sıkıntıya soktuk.
İskender Evrenosoğlu : Andolsun ki; Biz senden önce ümmetlere de (resûller) gönderdik.O zaman onları da sıkıntıya ve darlığa uğrattık, böylece yalvarırlar diye.
Muhammed Esed : Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik (ey Peygamber,) ve onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki tevazu ile boyun eğsinler.
Ömer Nasuhi Bilmen : Andolsun ki, senden evvel de ümmetlere peygamberler gönderdik, sonra o ümmetleri birtakım şiddetler ile, zorluklar ile yakaladık, ola ki yalvarıversinler diye.
Ömer Öngüt : Resulüm! Senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermiştik. (İnkârlarından dönüp boyun eğsinler), yalvarsınlar diye, onları yakalayıp darlık ve sıkıntılarla (çeşitli hastalıklarla) cezalandırmıştık.
Şaban Piriş : Senden önceki toplumlara da (elçiler) göndermiş ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
Suat Yıldırım : Senden önce de birtakım ümmetlere resuller gönderdik. Dinlemediler: Hakka dönüş yapsın, suçlarının affı için niyaz etsinler diye onları çetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık.
Süleyman Ateş : Senden önce de ümmetlere elçiler gönderdik. (İnkârlarından dönüp bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezâlandırmıştık.
Tefhim-ul Kuran : Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.
Ümit Şimşek : Senden önceki ümmetlere de Biz peygamberler gönderdik ve onları, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.
Yaşar Nuri Öztürk : Andolsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.