Kırık Meal (Arapça) : |وَنَصَرْنَاهُ: ve onu koruduk | مِنَ: -nden | الْقَوْمِ: kavmi- | الَّذِينَ: kimselerin | كَذَّبُوا: yalanlayan | بِايَاتِنَا: ayetlerimizi | إِنَّهُمْ: çünkü onlar | كَانُوا: olmuşlardı | قَوْمَ: bir kavim | سَوْءٍ: kötü | فَأَغْرَقْنَاهُمْ: biz de onları boğmuştuk | أَجْمَعِينَ: hepsini |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ونصرناه WNṦRNEHve onu koruduk | من MN-nden | القوم ELGWMkavmi- | الذين ELZ̃YNkimselerin | كذبوا KZ̃BWEyalanlayan | بآياتنا B ËYETNEayetlerimizi | إنهم ÎNHMçünkü onlar | كانوا KENWEolmuşlardı | قوم GWMbir kavim | سوء SWÙkötü | فأغرقناهم FÊĞRGNEHMbiz de onları boğmuştuk | أجمعين ÊCMAYNhepsini |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve neSarnāhu: ve onu koruduk | mine: -nden | l-ḳavmi: kavmi- | elleƶīne: kimselerin | keƶƶebū: yalanlayan | biāyātinā: ayetlerimizi | innehum: çünkü onlar | kānū: olmuşlardı | ḳavme: bir kavim | sev'in: kötü | feeğraḳnāhum: biz de onları boğmuştuk | ecmeǐyne: hepsini |
Kırık Meal (Transcript) : |VNṦRNEH: ve onu koruduk | MN: -nden | ELGVM: kavmi- | ELZ̃YN: kimselerin | KZ̃BVE: yalanlayan | B ËYETNE: ayetlerimizi | ÎNHM: çünkü onlar | KENVE: olmuşlardı | GVM: bir kavim | SVÙ: kötü | FÊĞRGNEHM: biz de onları boğmuştuk | ÊCMAYN: hepsini |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve delillerimizi yalanlayan bir topluluğa karşı yardım etmiştik ona; gerçekten de kötü bir topluluktu onlar ve bu yüzden hepsini de sulara boğmuştuk.
Adem Uğur : Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.
Ahmed Hulusi : Ona, kendilerindeki işaretlerimizi yalanlayan halka (karşı) yardım etmiştik. . . Muhakkak ki onlar kötü bir topluluk idi. . . Biz de onların hepsini birden suda boğduk.
Ahmet Tekin : Âyetlerimizi, mûcizelerimizi yalanlayan kavimden onu koruduk. Onlar bilinçli olarak serâpâ suça, günaha batmış bir kavimdi. Onların hepsini tufanda boğduk.
Ahmet Varol : Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir kavimdiler, biz de onların tümünü suda boğduk.
Ali Bulaç : Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip öcünü aldık'. Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk.
Ali Fikri Yavuz : Bir de âyetlerimizi tekzip eden o kavimden Nûh’u kurtarıp öcünü aldık. Gerçekten onlar, kötü bir kavim idiler. Biz de hepsini birden boğduk.
Bekir Sadak : Ayetlerimizi yalanlayan millete karsi ona yardim ettik. Dogrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda bogduk.
Celal Yıldırım : Ve âyetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım edip intikam aldık. Şüphesiz ki onlar kötü bir kavim idi; biz de hepsini olduğu gibi (tufanda) boğduk.
Diyanet İşleri : Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk.
Diyanet İşleri (eski) : Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.
Diyanet Vakfi : Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.
Edip Yüksel : Ayetlerimizi inkar eden toplumlara karşı onu destekledik. Onlar, kötü bir toplum olduklarından hepsini boğduk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ayetlerimize yalan diyen kavimden öcünü aldık. Gerçekten onlar kötü bir kavimdiler, Biz de hepsini birden boğuverdik.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve âyetlerimizi tekzib eden kavmden öcünü aldık, hakikat onlar kötü bir kavm idiler, biz de hepsini birden gargettik
Fizilal-il Kuran : Onu ayetlerimizi yalanlayan soydaşlarının şerrinden kurtardık. Onlar gerçekten kötü bir toplumdu. Bu yüzden hepsini sularda boğduk.
Gültekin Onan : Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip öcünü aldık.' Şüphesiz onlar kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk.
Hakkı Yılmaz : Ve âyetlerimizi yalanlayan toplumuna karşı o'na yardım ettik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdular da Biz onları topluca suda boğduk.
Hasan Basri Çantay : Onun, âyetlerimizi yalanlayan kavminden, biz öcünü aldık. Hakıykat onlar kötü bir kavmdiler. Biz de işte topunu birden (suda) boğduk.
Hayrat Neşriyat : Âyetlerimizi yalanlayan o kavme karşı ona yardım ettik. Gerçekten onlar, kötü bir kavim idiler de onları hep birlikte suda boğduk.
İbni Kesir : Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar; kötü bir kavim idiler. Biz de hepsini birden suda boğduk.
İskender Evrenosoğlu : Ve âyetlerimizi yalanlayan bir kavme karşı ona yardım ettik. Muhakkak ki onlar, kötü bir kavim oldu. Böylece onların hepsini boğduk.
Muhammed Esed : Onu, ayetlerimizi yalanlayan bir topluma karşı korumuştuk; gerçekten de günaha gömülüp gitmiş bir toplumdu onlar ve bu yüzden Biz de onların hepsini boğuverdik.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Bizim âyetlerimizi tekzîp eden bir kavimden O'nu muaf ettik, şüphe yok ki, onlar kötülük yapan bir kavim idiler. Artık onları cümleten gark ediverdik.
Ömer Öngüt : Âyetlerimizi yalanlayan bir kavme karşı ona yardım ettik. Gerçekten onlar fenâ bir kavimdi. Bu yüzden hepsini birden suda boğduk.
Şaban Piriş : Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım etmiştik. Çünkü onlar kötü bir toplum idi, bu sebeple onların hepsini suda boğmuştuk.
Suat Yıldırım : Âyetlerimizi yalan sayan halka karşı da ona destek olup onlardaki haklarını aldık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idi. Bu yüzden Biz de onların hepsini suda boğduk.
Süleyman Ateş : Ve âyetlerimizi yalanlayan kavimden onun öcünü almıştık. Onlar, kötü bir kavim olmuşlardı, biz de onların hepsini boğmuştuk.
Tefhim-ul Kuran : Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip öcünü aldık.' Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk.
Ümit Şimşek : Böylece, âyetlerimizi yalanlayan kavimden onu koruduk. Onlar gerçekten de çok kötü bir kavimdi; Biz de onların hepsini birden boğduk.
Yaşar Nuri Öztürk : Ona, ayetlerimizi yalanlayan topluluğa karşı yardım ettik. Kötülüğün toplumuydu onlar. Hepsini birden batırıp boğduk.