» 9 / Tevbe  120:

Kuran Sırası: 9
İniş Sırası: 113
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129

 » 9 / Tevbe  Suresi: 120
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. مَا (ME) = mā :
2. كَانَ (KEN) = kāne : onlara yakışmaz
3. لِأَهْلِ (LÊHL) = liehli : halkının
4. الْمَدِينَةِ (ELMD̃YNT) = l-medīneti : Medine
5. وَمَنْ (VMN) = ve men : ve kimselerin
6. حَوْلَهُمْ (ḪVLHM) = Havlehum : onların çevresinden
7. مِنَ (MN) = mine : -dan
8. الْأَعْرَابِ (ELÊAREB) = l-eǎ'rābi : bedevi Araplar-
9. أَنْ (ÊN) = en :
10. يَتَخَلَّفُوا (YTḢLFVE) = yeteḣallefū : geri kalmaları
11. عَنْ (AN) = ǎn : -nden
12. رَسُولِ (RSVL) = rasūli : Elçisi-
13. اللَّهِ (ELLH) = llahi : Allah'ın
14. وَلَا (VLE) = ve lā : ve
15. يَرْغَبُوا (YRĞBVE) = yerğabū : kaygısına düşmeleri
16. بِأَنْفُسِهِمْ (BÊNFSHM) = bienfusihim : kendi canlarının
17. عَنْ (AN) = ǎn :
18. نَفْسِهِ (NFSH) = nefsihi : onun canından önce
19. ذَٰلِكَ (Z̃LK) = ƶālike : böyledir
20. بِأَنَّهُمْ (BÊNHM) = biennehum : çünkü
21. لَا (LE) = lā : yoktur ki
22. يُصِيبُهُمْ (YṦYBHM) = yuSībuhum : onların çekmeleri
23. ظَمَأٌ (ƵMÊ) = Zemeun : bir susuzluk
24. وَلَا (VLE) = ve lā : ve yoktur ki
25. نَصَبٌ (NṦB) = neSabun : bir yorgunluk
26. وَلَا (VLE) = ve lā : ve yoktur
27. مَخْمَصَةٌ (MḢMṦT) = meḣmeSatun : yoksunluk
28. فِي (FY) = fī :
29. سَبِيلِ (SBYL) = sebīli : yolunda
30. اللَّهِ (ELLH) = llahi : Allah
31. وَلَا (VLE) = ve lā : ve yoktur ki
32. يَطَئُونَ (YŦÙVN) = yeTaūne : ayak basmaları
33. مَوْطِئًا (MVŦÙE) = mevTien : bir yere
34. يَغِيظُ (YĞYƵ) = yeğīZu : öfkelendirecek
35. الْكُفَّارَ (ELKFER) = l-kuffāra : kâfirleri
36. وَلَا (VLE) = ve lā : ve yoktur ki
37. يَنَالُونَ (YNELVN) = yenālūne : sağlamaları
38. مِنْ (MN) = min :
39. عَدُوٍّ (AD̃V) = ǎduvvin : düşman karşısında
40. نَيْلًا (NYLE) = neylen : bir başarı
41. إِلَّا (ÎLE) = illā : mutlaka
42. كُتِبَ (KTB) = kutibe : yazıl(masın)
43. لَهُمْ (LHM) = lehum : kendileri için
44. بِهِ (BH) = bihi : onunla
45. عَمَلٌ (AML) = ǎmelun : bir amel
46. صَالِحٌ (ṦELḪ) = SāliHun : salih
47. إِنَّ (ÎN) = inne : şüphesiz
48. اللَّهَ (ELLH) = llahe : Allah
49. لَا (LE) = lā : zayi etmez
50. يُضِيعُ (YŽYA) = yuDīǔ : ecirlerini
51. أَجْرَ (ÊCR) = ecra : iyilik edenlerin
52. الْمُحْسِنِينَ (ELMḪSNYN) = l-muHsinīne : harcamaları
| onlara yakışmaz | halkının | Medine | ve kimselerin | onların çevresinden | -dan | bedevi Araplar- | | geri kalmaları | -nden | Elçisi- | Allah'ın | ve | kaygısına düşmeleri | kendi canlarının | | onun canından önce | böyledir | çünkü | yoktur ki | onların çekmeleri | bir susuzluk | ve yoktur ki | bir yorgunluk | ve yoktur | yoksunluk | | yolunda | Allah | ve yoktur ki | ayak basmaları | bir yere | öfkelendirecek | kâfirleri | ve yoktur ki | sağlamaları | | düşman karşısında | bir başarı | mutlaka | yazıl(masın) | kendileri için | onunla | bir amel | salih | şüphesiz | Allah | zayi etmez | ecirlerini | iyilik edenlerin | harcamaları |

[] [KVN] [EHL] [MD̃N] [] [ḪVL] [] [ARB] [] [ḢLF] [] [RSL] [] [] [RĞB] [NFS] [] [NFS] [] [] [] [ṦVB] [ƵME] [] [NṦB] [] [ḢMṦ] [] [SBL] [] [] [VŦE] [VŦE] [ĞYƵ] [KFR] [] [NYL] [] [AD̃V] [NYL] [] [KTB] [] [] [AML] [ṦLḪ] [] [] [] [ŽYA] [ECR] [ḪSN]
ME KEN LÊHL ELMD̃YNT VMN ḪVLHM MN ELÊAREB ÊN YTḢLFVE AN RSVL ELLH VLE YRĞBVE BÊNFSHM AN NFSH Z̃LK BÊNHM LE YṦYBHM ƵMÊ VLE NṦB VLE MḢMṦT FY SBYL ELLH VLE YŦÙVN MVŦÙE YĞYƵ ELKFER VLE YNELVN MN AD̃V NYLE ÎLE KTB LHM BH AML ṦELḪ ÎN ELLH LE YŽYA ÊCR ELMḪSNYN

kāne liehli l-medīneti ve men Havlehum mine l-eǎ'rābi en yeteḣallefū ǎn rasūli llahi ve lā yerğabū bienfusihim ǎn nefsihi ƶālike biennehum yuSībuhum Zemeun ve lā neSabun ve lā meḣmeSatun sebīli llahi ve lā yeTaūne mevTien yeğīZu l-kuffāra ve lā yenālūne min ǎduvvin neylen illā kutibe lehum bihi ǎmelun SāliHun inne llahe yuDīǔ ecra l-muHsinīne
ما كان لأهل المدينة ومن حولهم من الأعراب أن يتخلفوا عن رسول الله ولا يرغبوا بأنفسهم عن نفسه ذلك بأنهم لا يصيبهم ظمأ ولا نصب ولا مخمصة في سبيل الله ولا يطئون موطئا يغيظ الكفار ولا ينالون من عدو نيلا إلا كتب لهم به عمل صالح إن الله لا يضيع أجر المحسنين

 » 9 / Tevbe  Suresi: 120
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ما | ME Not
كان ك و ن | KVN KEN kāne onlara yakışmaz it was
لأهل ا ه ل | EHL LÊHL liehli halkının (for) the people
المدينة م د ن | MD̃N ELMD̃YNT l-medīneti Medine of the Madinah
ومن | VMN ve men ve kimselerin and who
حولهم ح و ل | ḪVL ḪVLHM Havlehum onların çevresinden were around them
من | MN mine -dan of
الأعراب ع ر ب | ARB ELÊAREB l-eǎ'rābi bedevi Araplar- the bedouins,
أن | ÊN en that
يتخلفوا خ ل ف | ḢLF YTḢLFVE yeteḣallefū geri kalmaları they remain behind
عن | AN ǎn -nden after
رسول ر س ل | RSL RSVL rasūli Elçisi- the Messenger
الله | ELLH llahi Allah'ın of Allah,
ولا | VLE ve lā ve and not
يرغبوا ر غ ب | RĞB YRĞBVE yerğabū kaygısına düşmeleri they prefer
بأنفسهم ن ف س | NFS BÊNFSHM bienfusihim kendi canlarının their lives
عن | AN ǎn to
نفسه ن ف س | NFS NFSH nefsihi onun canından önce his life.
ذلك | Z̃LK ƶālike böyledir That is
بأنهم | BÊNHM biennehum çünkü because [they]
لا | LE yoktur ki (does) not
يصيبهم ص و ب | ṦVB YṦYBHM yuSībuhum onların çekmeleri afflict them
ظمأ ظ م ا | ƵME ƵMÊ Zemeun bir susuzluk thirst
ولا | VLE ve lā ve yoktur ki and not
نصب ن ص ب | NṦB NṦB neSabun bir yorgunluk fatigue
ولا | VLE ve lā ve yoktur and not
مخمصة خ م ص | ḢMṦ MḢMṦT meḣmeSatun yoksunluk hunger
في | FY in
سبيل س ب ل | SBL SBYL sebīli yolunda (the) way
الله | ELLH llahi Allah (of) Allah,
ولا | VLE ve lā ve yoktur ki and not
يطئون و ط ا | VŦE YŦÙVN yeTaūne ayak basmaları they step
موطئا و ط ا | VŦE MVŦÙE mevTien bir yere any step
يغيظ غ ي ظ | ĞYƵ YĞYƵ yeğīZu öfkelendirecek that angers
الكفار ك ف ر | KFR ELKFER l-kuffāra kâfirleri the disbelievers
ولا | VLE ve lā ve yoktur ki and not
ينالون ن ي ل | NYL YNELVN yenālūne sağlamaları they inflict
من | MN min on
عدو ع د و | AD̃V AD̃V ǎduvvin düşman karşısında an enemy
نيلا ن ي ل | NYL NYLE neylen bir başarı an infliction
إلا | ÎLE illā mutlaka except
كتب ك ت ب | KTB KTB kutibe yazıl(masın) is recorded
لهم | LHM lehum kendileri için for them
به | BH bihi onunla in it
عمل ع م ل | AML AML ǎmelun bir amel (as) a deed
صالح ص ل ح | ṦLḪ ṦELḪ SāliHun salih righteous.
إن | ÎN inne şüphesiz Indeed,
الله | ELLH llahe Allah Allah
لا | LE zayi etmez (does) not
يضيع ض ي ع | ŽYA YŽYA yuDīǔ ecirlerini allow to be lost
أجر ا ج ر | ECR ÊCR ecra iyilik edenlerin the reward
المحسنين ح س ن | ḪSN ELMḪSNYN l-muHsinīne harcamaları (of) the good-doers.

9:120 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

| onlara yakışmaz | halkının | Medine | ve kimselerin | onların çevresinden | -dan | bedevi Araplar- | | geri kalmaları | -nden | Elçisi- | Allah'ın | ve | kaygısına düşmeleri | kendi canlarının | | onun canından önce | böyledir | çünkü | yoktur ki | onların çekmeleri | bir susuzluk | ve yoktur ki | bir yorgunluk | ve yoktur | yoksunluk | | yolunda | Allah | ve yoktur ki | ayak basmaları | bir yere | öfkelendirecek | kâfirleri | ve yoktur ki | sağlamaları | | düşman karşısında | bir başarı | mutlaka | yazıl(masın) | kendileri için | onunla | bir amel | salih | şüphesiz | Allah | zayi etmez | ecirlerini | iyilik edenlerin | harcamaları |

[] [KVN] [EHL] [MD̃N] [] [ḪVL] [] [ARB] [] [ḢLF] [] [RSL] [] [] [RĞB] [NFS] [] [NFS] [] [] [] [ṦVB] [ƵME] [] [NṦB] [] [ḢMṦ] [] [SBL] [] [] [VŦE] [VŦE] [ĞYƵ] [KFR] [] [NYL] [] [AD̃V] [NYL] [] [KTB] [] [] [AML] [ṦLḪ] [] [] [] [ŽYA] [ECR] [ḪSN]
ME KEN LÊHL ELMD̃YNT VMN ḪVLHM MN ELÊAREB ÊN YTḢLFVE AN RSVL ELLH VLE YRĞBVE BÊNFSHM AN NFSH Z̃LK BÊNHM LE YṦYBHM ƵMÊ VLE NṦB VLE MḢMṦT FY SBYL ELLH VLE YŦÙVN MVŦÙE YĞYƵ ELKFER VLE YNELVN MN AD̃V NYLE ÎLE KTB LHM BH AML ṦELḪ ÎN ELLH LE YŽYA ÊCR ELMḪSNYN

kāne liehli l-medīneti ve men Havlehum mine l-eǎ'rābi en yeteḣallefū ǎn rasūli llahi ve lā yerğabū bienfusihim ǎn nefsihi ƶālike biennehum yuSībuhum Zemeun ve lā neSabun ve lā meḣmeSatun sebīli llahi ve lā yeTaūne mevTien yeğīZu l-kuffāra ve lā yenālūne min ǎduvvin neylen illā kutibe lehum bihi ǎmelun SāliHun inne llahe yuDīǔ ecra l-muHsinīne
ما كان لأهل المدينة ومن حولهم من الأعراب أن يتخلفوا عن رسول الله ولا يرغبوا بأنفسهم عن نفسه ذلك بأنهم لا يصيبهم ظمأ ولا نصب ولا مخمصة في سبيل الله ولا يطئون موطئا يغيظ الكفار ولا ينالون من عدو نيلا إلا كتب لهم به عمل صالح إن الله لا يضيع أجر المحسنين

[] [ك و ن] [ا ه ل] [م د ن] [] [ح و ل] [] [ع ر ب] [] [خ ل ف] [] [ر س ل] [] [] [ر غ ب] [ن ف س] [] [ن ف س] [] [] [] [ص و ب] [ظ م ا] [] [ن ص ب] [] [خ م ص] [] [س ب ل] [] [] [و ط ا] [و ط ا] [غ ي ظ] [ك ف ر] [] [ن ي ل] [] [ع د و] [ن ي ل] [] [ك ت ب] [] [] [ع م ل] [ص ل ح] [] [] [] [ض ي ع] [ا ج ر] [ح س ن]

 » 9 / Tevbe  Suresi: 120
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ما | ME Not
Mim,Elif,
40,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
كان ك و ن | KVN KEN kāne onlara yakışmaz it was
Kef,Elif,Nun,
20,1,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
لأهل ا ه ل | EHL LÊHL liehli halkının (for) the people
Lam,,He,Lam,
30,,5,30,
P – prefixed preposition lām
N – genitive masculine noun
جار ومجرور
المدينة م د ن | MD̃N ELMD̃YNT l-medīneti Medine of the Madinah
Elif,Lam,Mim,Dal,Ye,Nun,Te merbuta,
1,30,40,4,10,50,400,
"PN – genitive feminine singular proper noun → Medinah"
اسم علم مجرور
ومن | VMN ve men ve kimselerin and who
Vav,Mim,Nun,
6,40,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
حولهم ح و ل | ḪVL ḪVLHM Havlehum onların çevresinden were around them
Ha,Vav,Lam,He,Mim,
8,6,30,5,40,
N – accusative masculine noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
اسم منصوب و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
من | MN mine -dan of
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
الأعراب ع ر ب | ARB ELÊAREB l-eǎ'rābi bedevi Araplar- the bedouins,
Elif,Lam,,Ayn,Re,Elif,Be,
1,30,,70,200,1,2,
"N – genitive masculine plural noun → Bedouin"
اسم مجرور
أن | ÊN en that
,Nun,
,50,
SUB – subordinating conjunction
حرف مصدري
يتخلفوا خ ل ف | ḢLF YTḢLFVE yeteḣallefū geri kalmaları they remain behind
Ye,Te,Hı,Lam,Fe,Vav,Elif,
10,400,600,30,80,6,1,
V – 3rd person masculine plural (form V) imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
عن | AN ǎn -nden after
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
رسول ر س ل | RSL RSVL rasūli Elçisi- the Messenger
Re,Sin,Vav,Lam,
200,60,6,30,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
الله | ELLH llahi Allah'ın of Allah,
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – genitive proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مجرور
ولا | VLE ve lā ve and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
يرغبوا ر غ ب | RĞB YRĞBVE yerğabū kaygısına düşmeleri they prefer
Ye,Re,Ğayn,Be,Vav,Elif,
10,200,1000,2,6,1,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb, jussive mood
PRON – subject pronoun
فعل مضارع مجزوم والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
بأنفسهم ن ف س | NFS BÊNFSHM bienfusihim kendi canlarının their lives
Be,,Nun,Fe,Sin,He,Mim,
2,,50,80,60,5,40,
P – prefixed preposition bi
N – genitive feminine plural noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
جار ومجرور و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
عن | AN ǎn to
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
نفسه ن ف س | NFS NFSH nefsihi onun canından önce his life.
Nun,Fe,Sin,He,
50,80,60,5,
N – genitive feminine singular noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ذلك | Z̃LK ƶālike böyledir That is
Zel,Lam,Kef,
700,30,20,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
بأنهم | BÊNHM biennehum çünkü because [they]
Be,,Nun,He,Mim,
2,,50,5,40,
P – prefixed preposition bi
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
حرف جر
حرف نصب من اخوات «ان» و«هم» ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
لا | LE yoktur ki (does) not
Lam,Elif,
30,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
يصيبهم ص و ب | ṦVB YṦYBHM yuSībuhum onların çekmeleri afflict them
Ye,Sad,Ye,Be,He,Mim,
10,90,10,2,5,40,
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
فعل مضارع و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
ظمأ ظ م ا | ƵME ƵMÊ Zemeun bir susuzluk thirst
Zı,Mim,,
900,40,,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
ولا | VLE ve lā ve yoktur ki and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
نصب ن ص ب | NṦB NṦB neSabun bir yorgunluk fatigue
Nun,Sad,Be,
50,90,2,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
ولا | VLE ve lā ve yoktur and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
مخمصة خ م ص | ḢMṦ MḢMṦT meḣmeSatun yoksunluk hunger
Mim,Hı,Mim,Sad,Te merbuta,
40,600,40,90,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
سبيل س ب ل | SBL SBYL sebīli yolunda (the) way
Sin,Be,Ye,Lam,
60,2,10,30,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
الله | ELLH llahi Allah (of) Allah,
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – genitive proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مجرور
ولا | VLE ve lā ve yoktur ki and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
يطئون و ط ا | VŦE YŦÙVN yeTaūne ayak basmaları they step
Ye,Tı,,Vav,Nun,
10,9,,6,50,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
موطئا و ط ا | VŦE MVŦÙE mevTien bir yere any step
Mim,Vav,Tı,,Elif,
40,6,9,,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
يغيظ غ ي ظ | ĞYƵ YĞYƵ yeğīZu öfkelendirecek that angers
Ye,Ğayn,Ye,Zı,
10,1000,10,900,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
الكفار ك ف ر | KFR ELKFER l-kuffāra kâfirleri the disbelievers
Elif,Lam,Kef,Fe,Elif,Re,
1,30,20,80,1,200,
N – accusative masculine plural noun
اسم منصوب
ولا | VLE ve lā ve yoktur ki and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
ينالون ن ي ل | NYL YNELVN yenālūne sağlamaları they inflict
Ye,Nun,Elif,Lam,Vav,Nun,
10,50,1,30,6,50,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
من | MN min on
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
عدو ع د و | AD̃V AD̃V ǎduvvin düşman karşısında an enemy
Ayn,Dal,Vav,
70,4,6,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
نيلا ن ي ل | NYL NYLE neylen bir başarı an infliction
Nun,Ye,Lam,Elif,
50,10,30,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
إلا | ÎLE illā mutlaka except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
كتب ك ت ب | KTB KTB kutibe yazıl(masın) is recorded
Kef,Te,Be,
20,400,2,
V – 3rd person masculine singular passive perfect verb
فعل ماض مبني للمجهول
لهم | LHM lehum kendileri için for them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
به | BH bihi onunla in it
Be,He,
2,5,
P – prefixed preposition bi
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
عمل ع م ل | AML AML ǎmelun bir amel (as) a deed
Ayn,Mim,Lam,
70,40,30,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
صالح ص ل ح | ṦLḪ ṦELḪ SāliHun salih righteous.
Sad,Elif,Lam,Ha,
90,1,30,8,
ADJ – nominative masculine indefinite active participle
صفة مرفوعة
إن | ÎN inne şüphesiz Indeed,
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب
الله | ELLH llahe Allah Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – accusative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة منصوب
لا | LE zayi etmez (does) not
Lam,Elif,
30,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
يضيع ض ي ع | ŽYA YŽYA yuDīǔ ecirlerini allow to be lost
Ye,Dad,Ye,Ayn,
10,800,10,70,
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb
فعل مضارع
أجر ا ج ر | ECR ÊCR ecra iyilik edenlerin the reward
,Cim,Re,
,3,200,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
المحسنين ح س ن | ḪSN ELMḪSNYN l-muHsinīne harcamaları (of) the good-doers.
Elif,Lam,Mim,Ha,Sin,Nun,Ye,Nun,
1,30,40,8,60,50,10,50,
N – genitive masculine plural (form IV) active participle
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |مَا: | كَانَ: onlara yakışmaz | لِأَهْلِ: halkının | الْمَدِينَةِ: Medine | وَمَنْ: ve kimselerin | حَوْلَهُمْ: onların çevresinden | مِنَ: -dan | الْأَعْرَابِ: bedevi Araplar- | أَنْ: | يَتَخَلَّفُوا: geri kalmaları | عَنْ: -nden | رَسُولِ: Elçisi- | اللَّهِ: Allah'ın | وَلَا: ve | يَرْغَبُوا: kaygısına düşmeleri | بِأَنْفُسِهِمْ: kendi canlarının | عَنْ: | نَفْسِهِ: onun canından önce | ذَٰلِكَ: böyledir | بِأَنَّهُمْ: çünkü | لَا: yoktur ki | يُصِيبُهُمْ: onların çekmeleri | ظَمَأٌ: bir susuzluk | وَلَا: ve yoktur ki | نَصَبٌ: bir yorgunluk | وَلَا: ve yoktur | مَخْمَصَةٌ: yoksunluk | فِي: | سَبِيلِ: yolunda | اللَّهِ: Allah | وَلَا: ve yoktur ki | يَطَئُونَ: ayak basmaları | مَوْطِئًا: bir yere | يَغِيظُ: öfkelendirecek | الْكُفَّارَ: kâfirleri | وَلَا: ve yoktur ki | يَنَالُونَ: sağlamaları | مِنْ: | عَدُوٍّ: düşman karşısında | نَيْلًا: bir başarı | إِلَّا: mutlaka | كُتِبَ: yazıl(masın) | لَهُمْ: kendileri için | بِهِ: onunla | عَمَلٌ: bir amel | صَالِحٌ: salih | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | لَا: zayi etmez | يُضِيعُ: ecirlerini | أَجْرَ: iyilik edenlerin | الْمُحْسِنِينَ: harcamaları |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ما ME | كان KEN onlara yakışmaz | لأهل LÊHL halkının | المدينة ELMD̃YNT Medine | ومن WMN ve kimselerin | حولهم ḪWLHM onların çevresinden | من MN -dan | الأعراب ELÊAREB bedevi Araplar- | أن ÊN | يتخلفوا YTḢLFWE geri kalmaları | عن AN -nden | رسول RSWL Elçisi- | الله ELLH Allah'ın | ولا WLE ve | يرغبوا YRĞBWE kaygısına düşmeleri | بأنفسهم BÊNFSHM kendi canlarının | عن AN | نفسه NFSH onun canından önce | ذلك Z̃LK böyledir | بأنهم BÊNHM çünkü | لا LE yoktur ki | يصيبهم YṦYBHM onların çekmeleri | ظمأ ƵMÊ bir susuzluk | ولا WLE ve yoktur ki | نصب NṦB bir yorgunluk | ولا WLE ve yoktur | مخمصة MḢMṦT yoksunluk | في FY | سبيل SBYL yolunda | الله ELLH Allah | ولا WLE ve yoktur ki | يطئون YŦÙWN ayak basmaları | موطئا MWŦÙE bir yere | يغيظ YĞYƵ öfkelendirecek | الكفار ELKFER kâfirleri | ولا WLE ve yoktur ki | ينالون YNELWN sağlamaları | من MN | عدو AD̃W düşman karşısında | نيلا NYLE bir başarı | إلا ÎLE mutlaka | كتب KTB yazıl(masın) | لهم LHM kendileri için | به BH onunla | عمل AML bir amel | صالح ṦELḪ salih | إن ÎN şüphesiz | الله ELLH Allah | لا LE zayi etmez | يضيع YŽYA ecirlerini | أجر ÊCR iyilik edenlerin | المحسنين ELMḪSNYN harcamaları |
Kırık Meal (Okunuş) : |: | kāne: onlara yakışmaz | liehli: halkının | l-medīneti: Medine | ve men: ve kimselerin | Havlehum: onların çevresinden | mine: -dan | l-eǎ'rābi: bedevi Araplar- | en: | yeteḣallefū: geri kalmaları | ǎn: -nden | rasūli: Elçisi- | llahi: Allah'ın | ve lā: ve | yerğabū: kaygısına düşmeleri | bienfusihim: kendi canlarının | ǎn: | nefsihi: onun canından önce | ƶālike: böyledir | biennehum: çünkü | : yoktur ki | yuSībuhum: onların çekmeleri | Zemeun: bir susuzluk | ve lā: ve yoktur ki | neSabun: bir yorgunluk | ve lā: ve yoktur | meḣmeSatun: yoksunluk | : | sebīli: yolunda | llahi: Allah | ve lā: ve yoktur ki | yeTaūne: ayak basmaları | mevTien: bir yere | yeğīZu: öfkelendirecek | l-kuffāra: kâfirleri | ve lā: ve yoktur ki | yenālūne: sağlamaları | min: | ǎduvvin: düşman karşısında | neylen: bir başarı | illā: mutlaka | kutibe: yazıl(masın) | lehum: kendileri için | bihi: onunla | ǎmelun: bir amel | SāliHun: salih | inne: şüphesiz | llahe: Allah | : zayi etmez | yuDīǔ: ecirlerini | ecra: iyilik edenlerin | l-muHsinīne: harcamaları |
Kırık Meal (Transcript) : |ME: | KEN: onlara yakışmaz | LÊHL: halkının | ELMD̃YNT: Medine | VMN: ve kimselerin | ḪVLHM: onların çevresinden | MN: -dan | ELÊAREB: bedevi Araplar- | ÊN: | YTḢLFVE: geri kalmaları | AN: -nden | RSVL: Elçisi- | ELLH: Allah'ın | VLE: ve | YRĞBVE: kaygısına düşmeleri | BÊNFSHM: kendi canlarının | AN: | NFSH: onun canından önce | Z̃LK: böyledir | BÊNHM: çünkü | LE: yoktur ki | YṦYBHM: onların çekmeleri | ƵMÊ: bir susuzluk | VLE: ve yoktur ki | NṦB: bir yorgunluk | VLE: ve yoktur | MḢMṦT: yoksunluk | FY: | SBYL: yolunda | ELLH: Allah | VLE: ve yoktur ki | YŦÙVN: ayak basmaları | MVŦÙE: bir yere | YĞYƵ: öfkelendirecek | ELKFER: kâfirleri | VLE: ve yoktur ki | YNELVN: sağlamaları | MN: | AD̃V: düşman karşısında | NYLE: bir başarı | ÎLE: mutlaka | KTB: yazıl(masın) | LHM: kendileri için | BH: onunla | AML: bir amel | ṦELḪ: salih | ÎN: şüphesiz | ELLH: Allah | LE: zayi etmez | YŽYA: ecirlerini | ÊCR: iyilik edenlerin | ELMḪSNYN: harcamaları |
Abdulbaki Gölpınarlı : Medinelilerle çevrelerindeki bedevîlerin, Allah'ın Peygamberinden geri kalmaları ve onun katlandığı zahmetlere katlanmaları gerekmez. Çünkü Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa, bir açlığa düşerlerse, kâfirleri kızdırıp kinlendirecek bir yere ayak basarlarsa, herhangi bir düşmana karşı başarı elde ederlerse mutlaka karşılık olarak iyi bir iş yaptıkları yazılır; şüphe yok ki Allah iyilik edenlerin ecrini zâyi etmez.
Adem Uğur : Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'ın Resûlünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.
Ahmed Hulusi : Gerek Medine halkına gerekse çevresindeki Bedevîlere, Allâh Rasûlünden geri kalmaları ve kendi nefslerini O'nun nefsine tercih etmeleri yakışmaz! Onların Allâh yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa maruz kalmaları, hakikat bilgisini inkâr edenleri öfkelendirecek yerlere yerleşmeleri, düşmana karşı bir zafer kazanmaları; kendilerine imanın gereği fiiller olarak yazılmıştır! Muhakkak ki Allâh muhsinleri mükâfatsız bırakmaz.
Ahmet Tekin : Medine halkının ve onların çevresinde bulunan Bedevî Araplar’ın, savaş ilânı halinde Allah’ın Rasulünden geri kalmaları, şahsen onun nasıl savaş hazırlığı yaptığına bakmadan, onun hayatını korumaya almadan kendi canlarının derdine düşmeleri olacak iş değildir. Çünkü onların Allah yolunda, İslâm uğrunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa, bir açlığa katlanmadan, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmadan ve düşmana karşı bir başarı kazanmadan, kendi sevap hanelerine, hâlis niyet ve amaçlarla İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirme, hayırlı, bilinçli, mükemmel, cârî-kalıcı bir sâlih amel sevabı yazılmaz. Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman askerî erkânının, ordunun ve idarecilerin, müslümanların mükâfatını zâyi etmez.
Ahmet Varol : Gerek Medinelilere ve gerekse onların etrafındaki bedevilere Allah'ın Peygamberinden geriye kalmaları ve kendi canlarını onun canına tercih etmeleri yaraşmaz. Çünkü onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık çekmeleri, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında bir başarı sağlamaları dolayısıyla mutlaka kendileri için bir salih amel yazılır. Şüphesiz Allah iyilik edenlerin ecirlerini zayi etmez.
Ali Bulaç : Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Ali Fikri Yavuz : Medîne’lilere ve civarlarındaki çöl bedevilerine, Rasûlüllah’ın emrine aykırı hareket etmek (ve yaptığı savaştan geri kalmak) uygun olmadığı gibi, kendisinin bizzat katlandığı zahmetlere onların da katlanmaya rağbet etmemeleri yaraşmaz. Muhalefetin câiz olmayışının sebebi şudur: Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri kızdıracak bir yeri çiğnemeleri ve düşmana karşı bir muvaffakiyete erişmeleri yoktur ki, mukabilinde kendilerine sâlih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel amel edenlerin mükâfatını zâyi etmez.
Bekir Sadak : Medinelilere ve cevrelerinde bulunan bedevilere, savasta Allah'in peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yarasmaz. Cunku Allah yolunda susuzluga, yorgunluga, acliga ugramak, kafirleri kizdiracak bir yeri isgal etmek ve dusmana basari kazanmak karsiliginda, onlarin yararli bir is yaptiklari mutlaka yazilir. Dogrusu Allah iyilik yapanlarin ecrini zayi etmez.
Celal Yıldırım : Medine halkına ve çevresindeki Bedevilere (savaşta ve diğer umumu ilgilendiren konularda) Allah'ın Peygamberinden geri kalmaları ve kendilerini tercih edip Peygamberden yüzçevirmeleri yakışmaz ve yaraşmaz. Bu böyledir; çünkü onlara Allah yolunda bir susuzluk veya yorgunluk veya bir açlık sıkıntısı ; kâfirlerin öfkesini kabartacak bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarıya nail olmaları karşılığında mutlaka kendilerine iyi-yararlı bir amel yazılır. Şüphesiz ki Allah iyilerin mükâfatını zayi' etmez.
Diyanet İşleri : Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
Diyanet İşleri (eski) : Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.
Diyanet Vakfi : Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'ın Resûlünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.
Edip Yüksel : Ne şehir halkı, ne de onların çevresindeki Araplar, ALLAH'ın elçisinden geri kalmamalı ve kendilerini ona tercih etmemelidir. Zira ALLAH yolunda uğrayacakları her bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık, kafirleri öfkelendirecek her bir adım ve düşmana karşı kazandıkları her bir başarı, kendileri için bir kredi olarak yazılır. ALLAH iyi davrananların mükafatını yitirmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel iş yapanların mükafatını zayi etmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah'tan geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir açlık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyilerin mükafatını zayi etmez.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ne medenîlerin ne de etraflarındaki bedevîlerin Resulullahtan tahallüf etmeleri, ve onun nefsinde ne yaptığına bakmayıb da kendi nefisleriyle mukayyed olmaları yaraşmaz, çünkü onların Allah yolunda ne bir susuzluk, ne bir yorgunluk, ne bir açlık çekmeleri ve ne küffarı gayza getirecek bir mevkii çiğnemeleri ne de düşmandan bir muvaffakıyyete nâil olmaları olmaz ki mukabilinde kendileri için mutlak bir ameli salih yazılmış bulunmasın, çünkü Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmez
Fizilal-il Kuran : Gerek Medineliler'e ve gerekse çevrelerinde yaşayan Bedeviler'e savaşta peygamberden geri kalmak ve kendi canlarının kaygısını onun canının kaygısının önüne geçirmek yakışmaz. Çünkü Allah yolunda çekecekleri her susuzluk, katlanacakları her yorgunluk, karşılaşacakları her açlık, kâfirleri öfkelendirecek her bir karış toprağa ayak basmaları; düşmanın zararına kazanacakları her tür başarı karşılığında mutlaka hesaplarına iyi amel yazılır. Hiç şüphesiz Allah, iyi işler yapanları ödülsüz bırakmaz.
Gültekin Onan : Medine ehline ve çevresindeki bedevilere, Tanrı'nın elçisinden geri kalmaları, kendi nefslerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Tanrı yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Tanrı, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Hakkı Yılmaz : (120,121) "Medîne halkı ve bedevi Araplardan civardakiler için, Allah'ın Elçisi'nden geri kalmaları ve O’nun canından evvel kendi canlarını düşünmeleri olacak şey değildir. İşte bu, Allah yolunda isabet eden her susuzluk, her yorgunluk ve her açlık, kâfirleri; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenleri öfkelendirecek olması, ayak bastıkları her yer ve düşmana karşı elde ettikleri her başarı karşılığında kendilerine kesinlikle sâlih bir amel yazılmış olması, Allah yolunda yaptıkları küçük ve büyük her harcama ve geçtikleri her vadi karşılığında, kesinlikle kendileri için, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah'ın kendilerini ödüllendirmesi yazılmış olması sebebiyledir. Şüphesiz Allah, iyilik-güzellik üretenlerin ödülünü kaybetmez. "
Hasan Basri Çantay : Gerek Medîneliler için, gerek çevrelerindeki bedeviler için (savaşda ve diğer hususlarda) Allahın Resulünden geri kalmaları, (onun emirlerine muhaalefetde bulunmaları) ve bizzat kendisine (katlandığı zahmetlerde) onların da canla başla (katlanmıya) rağbet etmemeleri yasakdır. Bunun sebebi şudur: (Çünkü onların) Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık (çekmeleri), kâfirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir düşmana karşı muvaffakiyyete erişmeleri (gibi hiç bir hal ve hareket) yokdur ki mukaabilinde kendileri için bu sebeble iyi bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, iyi hareket edenlerin mükâfatını zaayi etmez.
Hayrat Neşriyat : Medîne halkının ve çevresindeki bedevîlerin, Allah’ın Resûlünden geri kalmaları ve onun canından (önce) kendi canlarını düşünmeleri (doğru) olmaz! Bu, şundandır: Gerçekten onlar, kendilerine Allah yolunda (çekecekleri) bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık isâbet etmez ve kâfirleri kızdırarak ayak basacakları bir yer ve düşmana karşı kazanacakları bir zafer yoktur ki, mukabilinde kendilerine bu sebeble sâlih bir amel yazılmış olmasın! Çünki Allah, iyilik edenlerin mükâfâtını zâyi' etmez.
İbni Kesir : Gerek Medine'liler için, gerekse onların çevresinde bulunan Bedeviler için; Allah'ın peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmak ve düşmana karşı başarı kazanmak karşılığında; onlara mutlaka bir salih amel yazılır. Muhakkak ki Allah, ihsan edenlerin mükafatını zayi etmez.
İskender Evrenosoğlu : Medine (şehir) halkı ve bedevî Araplar'dan onun çevresinde olanlar için Allah'ın Resûl'ünden geri kalmaları ve kendi nefslerini, onun nefsinden üstün tutmaları (rağbet etmeleri) olmaz. Çünkü böylece onlara, Allah yolunda (aşırı) bir susuzluk, bir yorgunluk (bitkinlik) ve şiddetli açlık isabet etmesi, küffarı (kâfirleri) öfkelendirecek bir yere ayak basarak (işgal ederek), düşmana karşı bir zafere nail olmaları yoktur ki; onunla, onlara salih amel yazılmış olmasın. Muhakkak ki Allah, muhsinlerin ecrini zayi etmez.
Muhammed Esed : (Peygamber) şehrinin halkına da, onların çevresinde (yaşayan) bedevilere de (seferde) Allah'ın Elçisi'ne katılmaktan kaçınmak ve kendi canlarını o'nunkinden fazla gözetmek yaraşmaz. Çünkü, onlar Allah yolunda ne zaman susuzluk, yorgunluk ya da açlık çekseler; ne zaman hakkı inkar edenleri şaşırtan bir adım atsalar; ve ne zaman başlarına gelmesi mukadder olan şeye düşman eliyle uğratılsalar (sonuç ne olursa olsun) bu onların lehine mutlaka kaydedilmektedir. Çünkü Allah, iyilik yapanların emeklerini asla boşa çıkarmaz!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ne Medîne ahalisi için ve ne de onların civarında bulunan bedeviler için sahih olmaz ki, Allah Teâlâ'nın Resûlünden geri kalsınlar ve onun kendi nefsinde ne yaptığına bakmayıp da kendi nefislerine rağbet göstersinler. Çünkü onlara Allah yolunda ne bir susuzluk ve ne bir yorgunluk ve ne de bir açlık isabet etmez ki ve ne de kâfirleri kızdıracak bir mevkie ayak basmazlar ki ve ne de bir düşmana karşı bir muvaffakiyete nâil olmuş olmazlar ki, illâ onun mukabilinde kendileri için bir sâlih amel yazılmış olur. Şüphe yok ki Allah Teâlâ muhsin olanların mükâfaatını zâyi etmez.
Ömer Öngüt : Medine halkına da onların çevresinde bulunan bedevilere de Allah'ın Peygamber'inden geri kalmak, onun canından önce kendi canlarını düşünmek yakışmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmak ve düşmana karşı bir başarı kazanmak karşılığında mutlaka bir sâlih amel yazılır. Çünkü Allah muhsinlerin mükâfatını zâyi etmez.
Şaban Piriş : Medine halkına ve çevrelerinde bulunan bedevilere Resulullah’tan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yaraşmaz. Bu, onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa ve kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı zafer kazanmaları karşılığında, onların doğru bir iş yaptıklarının yazıldığı içindir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez.
Suat Yıldırım : Ne Medine halkının, ne de etrafındaki bedevîlerin,Allahın Resulünden geri kalmaları ve ona ihtimam göstermeyip kendi canlarının derdine düşmeleri olacak şey değildir (Bunu yapacak bir tek kişi bile çıkmasın). Bu böyledir, çünkü onların Allah yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık,kâfirleri öfkelendirecek tarzda bir yere ayak basıp ele geçirmeleri ve düşmana karşı başarı kazanmaları yoktur ki, mutlaka o sebeple kendilerine güzel bir iş ve sevap yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyi davrananların mükâfatlarını zayi etmez.
Süleyman Ateş : Ne Medine halkının, ne de onların çevresinde bulunan bedevi Arapların, Allâh'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri, onlara yakışmaz. Böyledir, çünkü Allâh yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık; kâfirleri öfkelendirecek bir yeri çiğne(yip zaptet)meleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmış olmasın. Allâh güzel davrananların ecrini zayi etmez.
Tefhim-ul Kuran : Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, peygamberden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Ümit Şimşek : Ne Medine halkına, ne de çevresindeki bedevîlere, Allah Resulünden geri kalmak veya onun canından önce kendi canlarının derdine düşmek yakışmaz. Zira onlar ne zaman Allah yolunda susuzluk, yorgunluk veya açlık çekseler, yahut kâfirleri öfkelendirecek şekilde bir yere ayak basacak olsalar veya düşman eliyle onlara iyi veya kötü birşey ulaşacak olsa, mutlaka onun karşılığında kendilerine bir iyilik yazılır. Çünkü Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerin ödülünü zayi etmez.
Yaşar Nuri Öztürk : Medine halkına ve çevrelerindeki Bedevî Araplara, Allah resulünden geri kalmaları ve onu bırakıp da kendi canlarının derdine düşmeleri yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere ayak basmaları, düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları durumunda kendileri için, barışa yönelik iyi bir amel mutlaka yazılacaktır. Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}