| BEḢA: helak edeceksin
| NFSK: kendini
| ÊLE: diye
| YKVNVE: etmiyorlar
| MÙMNYN: iman
| (26:3)
| NŞÊ: dilesek
| NNZL: indiririz
| ALYHM: onların üzerine
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök-
| ËYT: bir mu'cize
| FƵLT: ve oluverir
| ÊANEGHM: boyunları
| LHE: ona
| ḢEŽAYN: eğilip kalmış
| (26:4)
| YÊTYHM: onlara gelmez
| MN: hiçbir
| Z̃KR: Zikir (uyarı)
| MN: -dan
| ELRḪMN: Rahman-
| MḪD̃S̃: yeni
| ÎLE:
| KENVE: olmadıkları
| ANH: ondan
| MARŽYN: yüz çevirici
| (26:5)
| KZ̃BVE: yalanladılar
| FSYÊTYHM: ama kendilerine gelecektir
| ÊNBEÙ: haberleri
| ME: şeyin
| KENVE: oldukları
| BH: onunla
| YSTHZÙVN: alay edip duruyor(lar)
| (26:6)
| YRVE: bakmadılar mı?
| ÎL:
| ELÊRŽ: yeryüzüne
| KM: kaç
| ÊNBTNE: bitirmişizdir
| FYHE: orada
| MN: çeşitten
| KL: her
| ZVC: çifti
| KRYM: güzel
| (26:7)
| FY: vardır
| Z̃LK: bunda
| L ËYT: bir ibret
| VME: ama yine
| KEN: değillerdir
| ÊKS̃RHM: çokları
| MÙMNYN: inanıcı
| (26:8)
| RBK: Rabbin
| LHV: işte O
| ELAZYZ: üstündür
| ELRḪYM: merhamet edendir
| (26:9)
| NED̃: seslenmişti
| RBK: Rabbin
| MVS: Musa'ya
| ÊN: diye
| EÙT: git
| ELGVM: kavmine
| ELƵELMYN: zalimler
| (26:10)
| RB: Rabbim
| ÎNY: şüphesiz ben
| ÊḢEF: korkuyorum
| ÊN: diye
| YKZ̃BVN: beni yalanlayacaklar
| (26:12)
| ṦD̃RY: göğsüm
| VLE: ve
| YNŦLG: açılmıyor
| LSENY: dilim
| FÊRSL: onun için elçilik ver
| ÎL:
| HERVN: Harun'a da
| (26:13)
| ALY: bana yükledikleri
| Z̃NB: bir suç
| FÊḢEF: korkuyorum
| ÊN: diye
| YGTLVN: beni öldürecekler
| (26:14)
| KLE: hayır
| FEZ̃HBE: ikiniz de gidin
| B ËYETNE: ayetlerimizle
| ÎNE: şüphesiz biz
| MAKM: sizinle beraberiz
| MSTMAVN: dinliyoruz
| (26:15)
| FRAVN: Fir'avn'e
| FGVLE: ve deyin ki
| ÎNE: gerçekten biz
| RSVL: elçisiyiz
| RB: Rabbinin
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:16)
| ÊLM:
| NRBK: biz seni yetiştirmedik mi?
| FYNE: içimizden
| VLYD̃E: bir çocuk olarak
| VLBS̃T: ve kalmadın mı?
| FYNE: aramızda
| MN:
| AMRK: ömründen
| SNYN: nice yıllar
| (26:18)
| FALTK: yaptığın
| ELTY:
| FALT: o (kötü) işi
| VÊNT: ve sen
| MN: -den(sin)
| ELKEFRYN: nankörler-
| (26:19)
| FALTHE: onu yaptığım
| ÎZ̃E: zaman
| VÊNE: ben
| MN:
| ELŽELYN: dalalette idim
| (26:20)
| MNKM: aranızdan
| LME:
| ḢFTKM: sizden korkunca
| FVHB: sonra verdi
| LY: bana
| RBY: Rabbim
| ḪKME: hükümdarlık
| VCALNY: ve beni yaptı
| MN: -den
| ELMRSLYN: elçiler-
| (26:21)
| NAMT: ni'met
| TMNHE: kaktığın
| ALY: başıma
| ÊN: (yüzündendir)
| ABD̃T: köle yapman
| BNY: oğullarını
| ÎSREÙYL: İsrail
| (26:22)
| RB: Rabbidir
| ELSMEVET: göklerin
| VELÊRŽ: ve yerin
| VME: ve olanların
| BYNHME: ikisi arasında
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| MVGNYN: gerçekten inanan kimseler
| (26:24)
| LMN: kimselere
| ḪVLH: çevresinde bulunan
| ÊLE:
| TSTMAVN: işitiyor musunuz?
| (26:25)
| RBKM: sizin Rabbinizdir
| VRB: ve Rabbidir
| ËBEÙKM: atalarınızın
| ELÊVLYN: önceki
| (26:26)
| ÎN: şüphesiz
| RSVLKM: elçiniz
| ELZ̃Y:
| ÊRSL: gönderilen
| ÎLYKM: size
| LMCNVN: mutlaka delidir
| (26:27)
| RB: Rabbidir
| ELMŞRG: doğunun
| VELMĞRB: ve batının
| VME: ve olanların
| BYNHME: bunlar arasında
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| TAGLVN: düşünüyor
| (26:28)
| LÙN: andolsun ki eğer
| ETḢZ̃T: edinirsen
| ÎLHE: bir tanrı
| ĞYRY: benden başka
| LÊCALNK: seni mutlaka yapacağım
| MN: -dan
| ELMSCVNYN: zindana atılanlar-
| (26:29)
| FÊT: getir
| BH: onu
| ÎN: eğer
| KNT: isen
| MN: -dan
| ELṦED̃GYN: doğrular-
| (26:31)
| AṦEH: asasını
| FÎZ̃E: bir de (baktılar ki)
| HY: o
| S̃ABEN: bir ejderha
| MBYN: apaçık
| (26:32)
| YD̃H: elini
| FÎZ̃E: işte
| HY: o (da)
| BYŽEÙ: parıl parıl parlıyor(du)
| LLNEƵRYN: bakanlara
| (26:33)
| LLMLÎ: ileri gelenlere
| ḪVLH: çevresindeki
| ÎN: şüphesiz
| HZ̃E: bu
| LSEḪR: bir büyücüdür
| ALYM: bilen
| (26:34)
| ÊN:
| YḢRCKM: sizi çıkarmak
| MN: -dan
| ÊRŽKM: toprağınız-
| BSḪRH: büyüsüyle
| FMEZ̃E: o halde ne?
| TÊMRVN: buyurursunuz
| (26:35)
| ÊRCH: onu beklet
| VÊḢEH: ve kardeşini
| VEBAS̃: ve gönder
| FY:
| ELMD̃EÙN: kentlere
| ḪEŞRYN: toplayıcılar
| (26:36)
| ELSḪRT: büyücüler
| LMYGET: belirlenen vaktinde
| YVM: bir günün
| MALVM: belli
| (26:38)
| NTBA: onlara uyarız
| ELSḪRT: büyücülere
| ÎN: eğer
| KENVE: ise
| HM: onlar
| ELĞELBYN: üstün gelirler
| (26:40)
| CEÙ: geldi(ler)
| ELSḪRT: büyücüler
| GELVE: dediler
| LFRAVN: Fir'avn'a
| ÊÙN: var değil mi?
| LNE: bize
| LÊCRE: bir ücret
| ÎN: eğer
| KNE: olursak
| NḪN: biz
| ELĞELBYN: üstün gelenler
| (26:41)
| NAM: evet
| VÎNKM: şüphesiz siz
| ÎZ̃E: o takdirde
| LMN:
| ELMGRBYN: yakınlardan olacaksınız
| (26:42)
| LHM: onlara
| MVS: Musa
| ÊLGVE: atın
| ME: şeyi
| ÊNTM: siz
| MLGVN: atacağınız
| (26:43)
| ḪBELHM: iplerini
| VAṦYHM: ve değneklerini
| VGELVE: ve dediler
| BAZT: şerefine
| FRAVN: Fir'avn'ın
| ÎNE: biz
| LNḪN: elbette biz
| ELĞELBVN: galib geleceğiz
| (26:44)
| MVS: Musa
| AṦEH: asasını
| FÎZ̃E: birden
| HY: o
| TLGF: yutmağa başladı
| ME: şey(ler)i
| YÊFKVN: onların uydurdukları
| (26:45)
| ËMNTM: inandınız mı?
| LH: ona
| GBL: önce
| ÊN:
| ËZ̃N: ben izin vermeden
| LKM: size
| ÎNH: şüphesiz O
| LKBYRKM: büyüğünüzdür
| ELZ̃Y:
| ALMKM: size öğreten
| ELSḪR: büyüyü
| FLSVF: öyleyse yakında
| TALMVN: bileceksiniz
| LÊGŦAN: mutlaka keseceğim
| ÊYD̃YKM: ellerinizi
| VÊRCLKM: ve ayaklarınızı
| MN:
| ḢLEF: çapraz olarak
| VLÊṦLBNKM: ve asacağım
| ÊCMAYN: hepinizi
| (26:49)
| LE: yok
| ŽYR: zarar
| ÎNE: muhakkak biz
| ÎL:
| RBNE: Rabbimize
| MNGLBVN: döneceğiz
| (26:50)
| NŦMA: umarız
| ÊN:
| YĞFR: bağışlayacağını
| LNE: bizi
| RBNE: Rabbimizin
| ḢŦEYENE: hatalarımızı
| ÊN: için
| KNE: olduğumuz
| ÊVL: ilk
| ELMÙMNYN: inananlar
| (26:51)
| ÎL:
| MVS: Musa'ya
| ÊN: diye
| ÊSR: geceleyin yürüt
| BABED̃Y: kullarımı
| ÎNKM: siz mutlaka
| MTBAVN: takibedileceksiniz
| (26:52)
| FRAVN: Fir'avn
| FY:
| ELMD̃EÙN: kentlere
| ḪEŞRYN: (asker) toplayıcılar
| (26:53)
| MN: -den
| CNET: bahçeler(in)-
| VAYVN: ve çeşmeler(inden)
| (26:57)
| TREÙ: birbirini görünce
| ELCMAEN: iki topluluk
| GEL: dedi(ler)
| ÊṦḪEB: adamları
| MVS: Musa'nın
| ÎNE: şüphesiz biz
| LMD̃RKVN: işte yakalandık
| (26:61)
| KLE: hayır
| ÎN: şüphesiz
| MAY: benimle beraberdir
| RBY: Rabbim
| SYHD̃YN: bana yol gösterecektir
| (26:62)
| ÎL:
| MVS: Musa'ya
| ÊN:
| EŽRB: vur
| BAṦEK: değneğinle
| ELBḪR: denize
| FENFLG: sonra yarıldı
| FKEN: ve oldu
| KL: her
| FRG: bölüm
| KELŦVD̃: bir dağ gibi
| ELAƵYM: kocaman
| (26:63)
| MVS: Musa'yı
| VMN: ve olanları
| MAH: beraberinde
| ÊCMAYN: hepsini
| (26:65)
| FY: vardır
| Z̃LK: bunda
| L ËYT: bir ibret
| VME: ama
| KEN:
| ÊKS̃RHM: çokları
| MÙMNYN: inanmazlar
| (26:67)
| GEL: demişti
| LÊBYH: babasına
| VGVMH: ve kavmine
| ME: neye?
| TABD̃VN: tapıyorsunuz
| (26:70)
| NABD̃: tapıyoruz
| ÊṦNEME: putlara
| FNƵL: duruyoruz
| LHE: onların önünde
| AEKFYN: ibadete
| (26:71)
| HL: -mı?
| YSMAVNKM: onlar sizi işitiyorlar-
| ÎZ̃: zaman
| TD̃AVN: du'a ettiğiniz
| (26:72)
| YNFAVNKM: size fayda verebiliyorlar (mı?)
| ÊV: veya
| YŽRVN: zarar verebiliyorlar( mı)?
| (26:73)
| BL: hayır
| VCD̃NE: bulduk
| ËBEÙNE: babalarımızı
| KZ̃LK: böyle
| YFALVN: yaparlarken
| (26:74)
| AD̃V: düşmanımdır
| LY: benim
| ÎLE: yalnız hariç
| RB: Rabbi
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:77)
| ÊŦMA: umduğum
| ÊN:
| YĞFR: afftmesini
| LY: beni
| ḢŦYÙTY: hatamı
| YVM: günü
| ELD̃YN: din (ceza)
| (26:82)
| HB: ver
| LY: bana
| ḪKME: hüküm
| VÊLḪGNY: ve beni kat
| BELṦELḪYN: Salihler arasına
| (26:83)
| LY: bana
| LSEN: dili
| ṦD̃G: doğruluk
| FY: içinde
| EL ËḢRYN: sonra gelenler
| (26:84)
| MN: -nden
| VRS̃T: varisleri-
| CNT: cennetinin
| ELNAYM: ni'met(i bol olan)
| (26:85)
| LÊBY: babamı
| ÎNH: çünkü o
| KEN:
| MN: -dandır
| ELŽELYN: sapıklar-
| (26:86)
| MN: kimse
| ÊT: getiren
| ELLH: Allah'a
| BGLB: kalb
| SLYM: sağlam ve temiz
| (26:89)
| LHM: onlara
| ÊYN: hani nerede?
| ME: şeyler
| KNTM:
| TABD̃VN: taptıklarınız
| (26:92)
| D̃VN: başkası
| ELLH: Allah'tan
| HL: -mı?
| YNṦRVNKM: size yardım ediyorlar-
| ÊV: yahut
| YNTṦRVN: kendilerine yardımları dokunuyor (mu?)
| (26:93)
| ÎN: gerçekten
| KNE: biz -imişiz
| LFY: içinde
| ŽLEL: bir sapıklık
| MBYN: apaçık
| (26:97)
| ÊN:
| LNE: bizim için olsa
| KRT: bir (dönüş) daha
| FNKVN: ve olsak
| MN: -dan
| ELMÙMNYN: inananlar-
| (26:102)
| FY: vardır
| Z̃LK: bunda
| L ËYT: bir ibret
| VME: ama yine
| KEN: olmazlar
| ÊKS̃RHM: çokları
| MÙMNYN: inananlardan
| (26:103)
| GEL: demişti
| LHM: onlara
| ÊḢVHM: kardeşleri
| NVḪ: Nuh
| ÊLE:
| TTGVN: korunmaz mısınız?
| (26:106)
| ÊSÊLKM: ben sizden istemiyorum
| ALYH: buna karşı
| MN: hiç
| ÊCR: bir ücret
| ÎN: yoktur
| ÊCRY: bana bir ücret
| ÎLE: başka
| AL: ait olandan
| RB: Rabbine
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:109)
| ÊNÙMN: biz inanır mıyız?
| LK: sana
| VETBAK: uymuşken
| ELÊRZ̃LVN: bayağı kimseler
| (26:111)
| VME: ve
| ALMY: ben bilmem
| BME: şeyleri
| KENVE: oldukları
| YAMLVN: onların yapıyor
| (26:112)
| ḪSEBHM: onların hesabı
| ÎLE: ancak
| AL: aittir
| RBY: Rabbime
| LV: eğer
| TŞARVN: düşünürseniz
| (26:113)
| LÙN: eğer
| LM:
| TNTH: vazgeçmezsen
| YE: EY/HEY/AH
| NVḪ: Nuh
| LTKVNN: mutlaka olacaksın
| MN: -dan
| ELMRCVMYN: taşlananlar-
| (26:116)
| BYNY: benimle
| VBYNHM: onların arasını
| FTḪE: (kesin hükümle) açarak
| VNCNY: ve beni kurtar
| VMN: ve bulunanları
| MAY: benimle beraber
| MN: -den
| ELMÙMNYN: mü'minler-
| (26:118)
| VMN: ve bulunanları
| MAH: onunla beraber
| FY: içinde
| ELFLK: gemi
| ELMŞḪVN: dolu
| (26:119)
| FY: vardır
| Z̃LK: bunda
| L ËYT: bir ibret
| VME: ama yine
| KEN: değildir
| ÊKS̃RHM: çokları
| MÙMNYN: inananlardan
| (26:121)
| RBK: Rabbin
| LHV: işte O'dur
| ELAZYZ: üstün olan
| ELRḪYM: merhamet eden
| (26:122)
| GEL: demişti
| LHM: onlara
| ÊḢVHM: kardeşleri
| HVD̃: Hud
| ÊLE:
| TTGVN: korunmaz mısınız?
| (26:124)
| ÊSÊLKM: ben sizden istemiyorum
| ALYH: buna karşı
| MN: hiç
| ÊCR: bir ücret
| ÎN:
| ÊCRY: benim ücretim
| ÎLE: ancak
| AL: aittir
| RB: Rabbine
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:127)
| BKL: her
| RYA: tepeye (yol üzerine)
| ËYT: bir işaret (saraylar)
| TABS̃VN: eğleniyor (musunuz?)
| (26:128)
| MṦENA: köşkler (ve müstahkem kaleler)
| LALKM: belki
| TḢLD̃VN: ebedi yaşarsınız diye
| (26:129)
| ELZ̃Y: kimseden
| ÊMD̃KM: size bol bol veren
| BME: şeyleri (ni'metleri)
| TALMVN: bildiğiniz
| (26:132)
| ÊḢEF: korkuyorum
| ALYKM: size
| AZ̃EB: azabından
| YVM: bir günün
| AƵYM: büyük
| (26:135)
| SVEÙ: aynıdır
| ALYNE: bizce
| ÊVAƵT: öğüt versen de
| ÊM: veya
| LM:
| TKN: olmasan da
| MN: -den
| ELVEAƵYN: öğüt verenler-
| (26:136)
| HZ̃E: bu (davranışımız)
| ÎLE: başka
| ḢLG: ahlakı(ndan)
| ELÊVLYN: evvelkilerin
| (26:137)
| FÊHLKNEHM: biz de onları helak ettik
| ÎN: muhakkak ki
| FY: vardır
| Z̃LK: bunda
| L ËYT: bir ibret
| VME: ama yine
| KEN: değildir
| ÊKS̃RHM: çokları
| MÙMNYN: inananlardan
| (26:139)
| RBK: Rabbin
| LHV: işte O'dur
| ELAZYZ: üstün olan
| ELRḪYM: merhamet eden
| (26:140)
| GEL: demişti ki
| LHM: onlara
| ÊḢVHM: kardeşleri
| ṦELḪ: Salih
| ÊLE:
| TTGVN: korunmaz mısınız?
| (26:142)
| ÊSÊLKM: ben sizden istemiyorum
| ALYH: buna karşı
| MN: hiç
| ÊCR: bir ücret
| ÎN:
| ÊCRY: benim ücretim
| ÎLE: yalnız
| AL: aittir
| RB: Rabbine
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:145)
| FY: içinde
| ME:
| HEHNE: burada
| ËMNYN: güven
| (26:146)
| MN: -dan
| ELCBEL: dağlar-
| BYVTE: evler
| FERHYN: ustalıkla
| (26:149)
| YFSD̃VN: bozgunculuk yapan
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| VLE: ve
| YṦLḪVN: ıslah etmeyenlerin
| (26:152)
| ÎNME: doğrusu
| ÊNT: sen
| MN: -densin
| ELMSḪRYN: iyice büyülenmişler-
| (26:153)
| ÊNT: sen
| ÎLE: başka
| BŞR: bir insandan
| MS̃LNE: bizim gibi
| FÊT: bize getir
| B ËYT: bir mu'cize
| ÎN: eğer
| KNT: isen
| MN: -dan
| ELṦED̃GYN: doğrular-
| (26:154)
| HZ̃H: işte bu
| NEGT: dişi devedir
| LHE: onun vardır
| ŞRB: su içme hakkı
| VLKM: ve sizin vardır
| ŞRB: su içme hakkı
| YVM: bir gün
| MALVM: belli
| (26:155)
| TMSVHE: ona dokundurmayın
| BSVÙ: bir kötülük
| FYÊḢZ̃KM: sonra sizi yakalar
| AZ̃EB: azabı
| YVM: bir günün
| AƵYM: büyük
| (26:156)
| ELAZ̃EB: azab
| ÎN: muhakkak ki
| FY: vardır
| Z̃LK: bunda
| L ËYT: bir ibret
| VME: ama yine
| KEN: değildir
| ÊKS̃RHM: çokları
| MÙMNYN: inananlardan
| (26:158)
| GEL: demişti
| LHM: onlara
| ÊḢVHM: kardeşleri
| LVŦ: Lut
| ÊLE:
| TTGVN: korunmaz mısınız?
| (26:161)
| ME: şeyleri
| ḢLG: yarattığı
| LKM: sizin için
| RBKM: Rabbinizin
| MN:
| ÊZVECKM: eşlerinizi
| BL: bilakis
| ÊNTM: siz
| GVM: bir kavimsiniz
| AED̃VN: sınırı aşan
| (26:166)
| LÙN: andolsun eğer
| LM:
| TNTH: vazgeçmezsen
| YE: EY/HEY/AH
| LVŦ: Lut
| LTKVNN: mutlaka olacaksın
| MN: -den
| ELMḢRCYN: sürülenler-
| (26:167)
| ÎNY: şüphesiz ben
| LAMLKM: sizin bu işinize
| MN:
| ELGELYN: kızanlardanım
| (26:168)
| ALYHM: üzerlerine
| MŦRE: bir yağmur
| FSEÙ: çok kötü oldu
| MŦR: yağmuru
| ELMNZ̃RYN: uyarılanların
| (26:173)
| ÊSÊLKM: ben sizden istemiyorum
| ALYH: buna karşı
| MN: hiç
| ÊCR: bir ücret
| ÎN:
| ÊCRY: benim ücretim
| ÎLE: yalnız
| AL: aittir
| RB: Rabbine
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:180)
| ELKYL: ölçüyü
| VLE: ve
| TKVNVE: olmayın
| MN: -den
| ELMḢSRYN: eksiltenler-
| (26:181)
| TBḢSVE: kısmayın
| ELNES: insanların
| ÊŞYEÙHM: haklarını
| VLE: ve
| TAS̃VE: karışıklık çıkarmayın
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| MFSD̃YN: bozgunculuk yaparak
| (26:183)
| ELZ̃Y:
| ḢLGKM: sizi yaratandan
| VELCBLT: ve nesilleri
| ELÊVLYN: önceki
| (26:184)
| ÎNME: muhakkak
| ÊNT: sen
| MN: -densin
| ELMSḪRYN: iyice büyülenmişler-
| (26:185)
| ÊNT: sen
| ÎLE: başka bir şey
| BŞR: bir insandan
| MS̃LNE: bizim gibi
| VÎN: ve
| NƵNK: biz seni sanıyoruz
| LMN: -dan
| ELKEZ̃BYN: mutlaka yalancılar-
| (26:186)
| ALYNE: üzerimize
| KSFE: parçalar
| MN: -ten
| ELSMEÙ: gök-
| ÎN: eğer
| KNT: isen
| MN: -dan
| ELṦED̃GYN: doğrular-
| (26:187)
| FÊḢZ̃HM: nihayet onları yakaladı
| AZ̃EB: azabı
| YVM: gününün
| ELƵLT: gölge
| ÎNH: gerçekten o
| KEN: idi
| AZ̃EB: azabı
| YVM: bir günün
| AƵYM: büyük
| (26:189)
| LTNZYL: indirmesidir
| RB: Rabbinin
| ELAELMYN: alemlerin
| (26:192)
| YKN: değil mi?
| LHM: onlar için
| ËYT: bir delil
| ÊN:
| YALMH: onu bilmesi
| ALMEÙ: bilginlerinin
| BNY: oğulları
| ÎSREÙYL: İsrail
| (26:197)
| NZLNEH: biz onu indirseydik
| AL: üzerine
| BAŽ: biri
| ELÊACMYN: yabancılardan
| (26:198)
| ALYHM: onlara
| ME:
| KENVE: olmazlardı
| BH: ona
| MÙMNYN: inanıyor
| (26:199)
| SLKNEH: biz onu soktuk
| FY: içine
| GLVB: kalbleri
| ELMCRMYN: suçluların
| (26:200)
| YÙMNVN: inanmazlar
| BH: ona
| ḪT: kadar
| YRVE: görünceye
| ELAZ̃EB: azabı
| ELÊLYM: acıklı
| (26:201)
| BĞTT: ansızın
| VHM: onlar
| LE: hiç
| YŞARVN: farkında olmazlar
| (26:202)
| CEÙHM: kendilerine gelse
| ME: şey
| KENVE: oldukları
| YVAD̃VN: tehdid ediliyor
| (26:206)
| ÊĞN: (hiç) yararı
| ANHM: kendilerine
| ME: şeylerin
| KENVE: oldukları
| YMTAVN: yaşatılıyor
| (26:207)
| ÊHLKNE: biz helak etmedik
| MN: hiçbir
| GRYT: kenti
| ÎLE: olmayan
| LHE: onun
| MNZ̃RVN: uyarıcıları
| (26:208)
| TD̃A: çağırma
| MA: ile beraber
| ELLH: Allah
| ÎLHE: bir tanrı
| ËḢR: başka
| FTKVN: sonra olursun
| MN: -den
| ELMAZ̃BYN: azabedilenler-
| (26:213)
| CNEḪK: kanadını
| LMN: kimselere
| ETBAK: sana uyan
| MN: -den
| ELMÙMNYN: mü'minler-
| (26:215)
| AṦVK: sana karşı gelirlerse
| FGL: de ki
| ÎNY: şüphesiz ben
| BRYÙ: uzağım
| MME: şeylerden
| TAMLVN: sizin yaptıklarınız
| (26:216)
| ÊNBÙKM: size haber vereyim-
| AL: üzerine
| MN: kim
| TNZL: ineceğini
| ELŞYEŦYN: şeytanların
| (26:221)
| ELSMA: işitilene
| VÊKS̃RHM: ve çokları da
| KEZ̃BVN: yalan söylerler
| (26:223)
| TR: görmez misin?
| ÊNHM: onlar
| FY:
| KL: her
| VED̃: vadide
| YHYMVN: şaşkın şaşkın dolaşırlar
| (26:225)
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| VAMLVE: ve yapanlar
| ELṦELḪET: iyi işler
| VZ̃KRVE: ve ananlar
| ELLH: Allah'ı
| KS̃YRE: çokça
| VENTṦRVE: ve üstün gelmeğe çalışanlar
| MN:
| BAD̃: sonra
| ME:
| ƵLMVE: kendilerine zulmedildikten
| VSYALM: ve yakında bileceklerdir
| ELZ̃YN: kimseler
| ƵLMVE: zulmeden(ler)
| ÊY: nasıl
| MNGLB: bir devrimle
| YNGLBVN: devrileceklerini
| (26:227)