(Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?(26:18)
Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!(26:19)
Musa: Ben, dedi, o işi o anda sonunun ne olacağını bilmeyerek yaptım.(26:20)
Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.(26:21)
O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.(26:22)
Firavun şöyle dedi: Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?(26:23)
Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.(26:24)
(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.(26:25)
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.(26:26)
Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.(26:27)
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.(26:28)
Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi.(26:29)
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.(26:30)
Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.(26:31)
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!(26:32)
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!(26:33)
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!(26:34)
Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?(26:35)
Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;(26:36)
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.(26:37)
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.(26:38)
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.(26:39)
(Firavun'un adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.(26:40)
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır değil mi? dediler.(26:41)
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.(26:42)
(47-48) «Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik» dediler.(26:47)
Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!(26:49)
«Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.»(26:50)
«Biz, ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız.»(26:51)
Musa'ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.(26:52)
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:(26:53)
«Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük bir cemaattır.»(26:54)
«(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»(26:55)
«Biz ise, elbette uyanık (ve yekvücut) bir cemaatız.» (diyor ve dedirtiyordu).(26:56)
(57-58) Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.(26:57)
Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.(26:59)
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.(26:60)
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları: İşte yakalandık! dediler.(26:61)
Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.(26:62)
Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.(26:63)
Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!(26:153)
Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.(26:154)
Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.(26:155)
Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.(26:156)
Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.(26:157)
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.(26:158)
Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.(26:160)
Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?(26:161)
(165-166) Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!(26:165)
Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!(26:167)
Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!(26:168)
Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.(26:169)
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.(26:170)
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).(26:171)
Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir.(26:215)
Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım.(26:216)
Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.(26:217)
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.(26:218)
Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).(26:219)
Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.(26:220)
Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?(26:221)
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.(26:222)
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.(26:223)
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.(26:224)
(225-226) Onların her vâdide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?(26:225)
Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.(26:227)