Önceki Sonraki

11:8Hûd Suresi 8. Ayet

Kuran Sırası: 11 İniş Sırası: 52
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123

11:8Hûd Suresi 8. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ولئن
velein
|
ve şayet
Kombi Müfredat
أخرنا
eḣḣarnā
EḢR|ا خ ر
geciktirsek
3
عنهم
ǎnhumu
|
onlardan
Kombi Müfredat
العذاب
l-ǎƶābe
AZ̃B|ع ذ ب
azabı
5
إلى
ilā
|
için
Kombi Müfredat
أمة
ummetin
EMM|ا م م
bir süre
Kombi Müfredat
معدودة
meǎ'dūdetin
AD̃D̃|ع د د
sayılı
Kombi Müfredat
ليقولن
leyeḳūlunne
GVL|ق و ل
mutlaka derler
9
ما
|
nedir?
10 Kombi Müfredat
يحبسه
yeHbisuhu
ḪBS|ح ب س
onu alıkoyan
11
ألا
elā
|
haberiniz olsun ki
12 Kombi Müfredat
يوم
yevme
YVM|ي و م
gün
13 Kombi Müfredat
يأتيهم
ye'tīhim
ETY|ا ت ي
o geldiği
14 Kombi Müfredat
ليس
leyse
LYS|ل ي س
değildir
15 Kombi Müfredat
مصروفا
meSrūfen
ṦRF|ص ر ف
geri çevrilecek
16
عنهم
ǎnhum
|
kendilerinden
17 Kombi Müfredat
وحاق
ve Hāḳa
ḪYG|ح ي ق
ve kuşatır
18
بهم
bihim
|
onları
19
ما
|
şey
20 Kombi Müfredat
كانوا
kānū
KVN|ك و ن
oldukları
21
به
bihi
|
onu
22 Kombi Müfredat
يستهزئون
yestehziūne
HZE|ه ز ا
alaya alıyor(lar)
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَلَئِنْ: ve şayet | أَخَّرْنَا: geciktirsek | عَنْهُمُ: onlardan | الْعَذَابَ: azabı | إِلَىٰ: için | أُمَّةٍ: bir süre | مَعْدُودَةٍ: sayılı | لَيَقُولُنَّ: mutlaka derler | مَا: nedir? | يَحْبِسُهُ: onu alıkoyan | أَلَا: haberiniz olsun ki | يَوْمَ: gün | يَأْتِيهِمْ: o geldiği | لَيْسَ: değildir | مَصْرُوفًا: geri çevrilecek | عَنْهُمْ: kendilerinden | وَحَاقَ: ve kuşatır | بِهِمْ: onları | مَا: şey | كَانُوا: oldukları | بِهِ: onu | يَسْتَهْزِئُونَ: alaya alıyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولئن WLÙN ve şayet | أخرنا ÊḢRNE geciktirsek | عنهم ANHM onlardan | العذاب ELAZ̃EB azabı | إلى ÎL için | أمة ÊMT bir süre | معدودة MAD̃WD̃T sayılı | ليقولن LYGWLN mutlaka derler | ما ME nedir? | يحبسه YḪBSH onu alıkoyan | ألا ÊLE haberiniz olsun ki | يوم YWM gün | يأتيهم YÊTYHM o geldiği | ليس LYS değildir | مصروفا MṦRWFE geri çevrilecek | عنهم ANHM kendilerinden | وحاق WḪEG ve kuşatır | بهم BHM onları | ما ME şey | كانوا KENWE oldukları | به BH onu | يستهزئون YSTHZÙWN alaya alıyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |velein: ve şayet | eḣḣarnā: geciktirsek | ǎnhumu: onlardan | l-ǎƶābe: azabı | ilā: için | ummetin: bir süre | meǎ'dūdetin: sayılı | leyeḳūlunne: mutlaka derler | : nedir? | yeHbisuhu: onu alıkoyan | elā: haberiniz olsun ki | yevme: gün | ye'tīhim: o geldiği | leyse: değildir | meSrūfen: geri çevrilecek | ǎnhum: kendilerinden | ve Hāḳa: ve kuşatır | bihim: onları | : şey | kānū: oldukları | bihi: onu | yestehziūne: alaya alıyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VLÙN: ve şayet | ÊḢRNE: geciktirsek | ANHM: onlardan | ELAZ̃EB: azabı | ÎL: için | ÊMT: bir süre | MAD̃VD̃T: sayılı | LYGVLN: mutlaka derler | ME: nedir? | YḪBSH: onu alıkoyan | ÊLE: haberiniz olsun ki | YVM: gün | YÊTYHM: o geldiği | LYS: değildir | MṦRVFE: geri çevrilecek | ANHM: kendilerinden | VḪEG: ve kuşatır | BHM: onları | ME: şey | KENVE: oldukları | BH: onu | YSTHZÙVN: alaya alıyor(lar) | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Onların uğrayacakları azâbı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azâbın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musîbet, onları çepeçevre kuşatır.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka "Onun gelmesini engelleyen nedir?" derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Andolsun ki, eğer azabı onlardan belirli bir süre ertelesek; kesinlikle: "Onu tutan nedir?" derler. . . Kesin olarak bilin ki! Onlara geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir! Alay etmekte oldukları şey her yönden onları kuşatmıştır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Eğer biz onlara azâbı belli bir süre ertelesek, andolsun: 'Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen nedir?' derler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Alay edip durdukları şeylerin gücü de kendilerini abluka altına almış olacaktır, işlerini bitirecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Onlardan azabı sayılı bir süre için geciktirsek mutlaka: 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Haberiniz olsun ki, o geldiği gün artık kendilerinden geri çevrilmez ve alaya aldıkları şey onları kuşatmış olur.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : And olsun ki, onlarin azabini sayili bir sureye kadar ertelesek, «Onu alikoyan nedir?» derler. Bilin ki, onlara azap geldigi gun, artik geri cevrilmez; alaya aldiklari sey onlari mahvedecektir. *Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, «onu engelleyip alıkoyan nedir?» diyecekler. Bilin ki azâb onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey onları iyiden iyiye kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Onlardan azabı belli bir süre için ertelesek, 'Onu tutan nedir,' derler. Doğrusu, onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilemez ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da «onu engelleyen nedir ki?» diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Eğer kendilerinden ilerideki sayılı bir süreye kadar azabı geciktirecek olsak, mutlaka: «Onu ne engelliyor?» derler. Azap onlara geleceği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alay ettikleri şey kendilerini sarmış olacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktırDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Eğer onların azabını belirli bir sürenin sonuna ertelersek, 'Bu azabı bizden alıkoyan nedir?' derler. Haberleri olsun ki, azabımızla yüzyüze geldiklerinde onu hiç kimse başlarından savamaz, böylece alay konusu ettikleri akıbetin pençesine düşerler.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Andolsun, onlardan azabı sayılı bir ümmete (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve eğer Biz bunlardan azabı belli bir önderli toplum oluşana kadar erteleyecek olursak, o zaman da, “Onu engelleyen nedir ki?” diyecekler. Haberiniz olsun! O azap, onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmıştır. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir müddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: «Bunu alıkoyan (sebeb) de ne»? Haberiniz olsun ki, o bunlara geleceği gün kendilerinden döndürülecek değildir. Eğlenceye alageldikleri şey (azâb) onları çepçevre kuşatacakdır. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ve and olsun ki onlardan azâbı sayılı bir müddete kadar ertelesek, mutlaka: 'Ona (o azâbın gelmesine) mâni' olan nedir?' derler. Dikkat edin! (O azab) onlara geleceği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir ve kendisiyle alay etmekte oldukları (azab), onları kuşatmış olacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Sayılı bir müddete kadar üzerlerinden azabı erteleyecek olsak mutlaka: Bunu alıkoyan da ne? derler. Dikkat edin, o geldiği gün, onlardan asla dönmeyecek, alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve eğer bir ümmete azabı, (onlardan) belli bir süre ertelesek (tehir etsek), mutlaka: “Onu tutan (men eden) nedir?” derler. Onlara azap geldiği gün, onlardan uzaklaştırılacak değil. (Öyle) değil mi? Onunla alay etmiş oldukları şey, onları kuşattı (ihata etti).Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ve ayrıca, onların (hak ettiği) azabı (tarafımızdan) belirlenmiş bir vakte kadar ertelesek hemen şöyle derler: "Onun (hemen gerçekleşmesini) önleyen ne?" Bilin ki, o Gün (o sözü geçen azap) onların başına geldiği zaman, onu kendilerinden uzak tutacak hiçbir güç olmayacak; ve alay edip durdukları şey onları kuşatıp bunaltacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve andolsun ki, eğer onlardan azabı sayılı bir müddete kadar geri bırakacak olsak elbette diyeceklerdir ki: «Onu men eden nedir?» Haberiniz olsun ki, onlara geleceği gün, kendilerinden bertaraf edilecek değildir ve kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onları ihata edecektir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Andolsun ki biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek: “Onu alıkoyan nedir?” derler. İyi bilin ki onlara azap geldiği gün, bir daha geri döndürülmez. Alaya aldıkları şey de onları çepeçevre kuşatır.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek: -O'nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Şayet biz kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar ertelersek: "Bu azabı alıkoyan sebep nedir?" derler. İyi bilin ki o azap başlarına geldiği gün, artık onlardan geriye çevrilmez ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Andolsun onlardan azâbı sayılı bir ümmete (belli bir süreye) ertelesek, "Onu tut(up bize gelmesine engel ol)an nedir?" derler. İyi bilin ki, o (azâb) başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmış olur.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelersek, mutlaka: «Onu akılkoyan nedir?» derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Onlara göndereceğimiz azabı belirli bir zamana erteleyecek olsak, bu defa da 'Onu alıkoyan ne?' derler. Heyhat! Azap başlarına geldiği gün, bir daha asla geri çevrilecek değildir; artık alaya aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Ve eğer onlardan azabı, belirlenmiş bir süreye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.