Önceki Sonraki

5:41Mâide Suresi 41. Ayet

Kuran Sırası: 5 İniş Sırası: 112
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120

5:41Mâide Suresi 41. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
يا
Y
EY/HEY/AH
Kombi Müfredat
أيها
eyyuhā
EYH|أ ي ه
SİZ!
Kombi Müfredat
الرسول
r-rasūlu
RSL|ر س ل
Elçi
4
لا
|
Kombi Müfredat
يحزنك
yeHzunke
ḪZN|ح ز ن
seni üzmesin
6
الذين
elleƶīne
|
kimseler
Kombi Müfredat
يسارعون
yusāriǔne
SRA|س ر ع
yarış eden(ler)
8
في
|
Kombi Müfredat
الكفر
l-kufri
KFR|ك ف ر
küfürde
10
من
mine
|
11
الذين
elleƶīne
|
onlar ki
12 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
derler
13 Kombi Müfredat
آمنا
āmennā
EMN|ا م ن
inandık
14 Kombi Müfredat
بأفواههم
biefvāhihim
FVH|ف و ه
ağızlariyle
15
ولم
velem
|
16 Kombi Müfredat
تؤمن
tu'min
EMN|ا م ن
inanmamış iken
17 Kombi Müfredat
قلوبهم
ḳulūbuhum
GLB|ق ل ب
kalbleri
18
ومن
ve mine
|
ve arasında
19
الذين
elleƶīne
|
olanlar
20 Kombi Müfredat
هادوا
hādū
HVD̃|ه و د
yahudi(ler)
21 Kombi Müfredat
سماعون
semmāǔne
SMA|س م ع
kulak verirler
22 Kombi Müfredat
للكذب
lilkeƶibi
KZ̃B|ك ذ ب
yalana
23 Kombi Müfredat
سماعون
semmāǔne
SMA|س م ع
kulak verirler
24 Kombi Müfredat
لقوم
liḳavmin
GVM|ق و م
bir kavme
25 Kombi Müfredat
آخرين
āḣarīne
EḢR|ا خ ر
başka
26
لم
lem
|
27 Kombi Müfredat
يأتوك
ye'tūke
ETY|ا ت ي
sana gelmemiş olan
28 Kombi Müfredat
يحرفون
yuHarrifūne
ḪRF|ح ر ف
onlar kaydırırlar
29 Kombi Müfredat
الكلم
l-kelime
KLM|ك ل م
kelimeleri
30
من
min
|
31 Kombi Müfredat
بعد
beǎ'di
BAD̃|ب ع د
bazısının
32 Kombi Müfredat
مواضعه
mevāDiǐhi
VŽA|و ض ع
yerlerinden
33 Kombi Müfredat
يقولون
yeḳūlūne
GVL|ق و ل
derler
34
إن
in
|
eğer
35 Kombi Müfredat
أوتيتم
ūtītum
ETY|ا ت ي
size verilirse
36
هذا
hāƶā
|
bu
37 Kombi Müfredat
فخذوه
feḣuƶūhu
EḢZ̃|ا خ ذ
alın
38
وإن
vein
|
ve eğer
39
لم
lem
|
40 Kombi Müfredat
تؤتوه
tu'tevhu
ETY|ا ت ي
verilmezse
41 Kombi Müfredat
فاحذروا
feHƶerū
ḪZ̃R|ح ذ ر
sakının
42
ومن
ve men
|
ve birini
43 Kombi Müfredat
يرد
yuridi
RVD̃|ر و د
isterse
44
الله
llahu
|
Allah
45 Kombi Müfredat
فتنته
fitnetehu
FTN|ف ت ن
şaşırtmak
46
فلن
felen
|
47 Kombi Müfredat
تملك
temlike
MLK|م ل ك
sen yapamazsın
48
له
lehu
|
onun için
49
من
mine
|
karşı
50
الله
llahi
|
Allah'a
51 Kombi Müfredat
شيئا
şey'en
ŞYE|ش ي ا
hiçbir şey
52
أولئك
ulāike
|
işte onlar
53
الذين
elleƶīne
|
o kimseler ki
54
لم
lem
|
55 Kombi Müfredat
يرد
yuridi
RVD̃|ر و د
istememiştir
56
الله
llahu
|
Allah
57
أن
en
|
58 Kombi Müfredat
يطهر
yuTahhira
ŦHR|ط ه ر
temizlemesini
59 Kombi Müfredat
قلوبهم
ḳulūbehum
GLB|ق ل ب
kalblerini
60
لهم
lehum
|
onlar için vardır
61
في
|
62 Kombi Müfredat
الدنيا
d-dunyā
D̃NV|د ن و
dünyada
63 Kombi Müfredat
خزي
ḣizyun
ḢZY|خ ز ي
rezillik
64 Kombi Müfredat
ولهم
ve lehum
LHM|ل ه م
ve Onların
65
في
|
66 Kombi Müfredat
الآخرة
l-āḣirati
EḢR|ا خ ر
ahirette de
67 Kombi Müfredat
عذاب
ǎƶābun
AZ̃B|ع ذ ب
bir azab
68 Kombi Müfredat
عظيم
ǎZīmun
AƵM|ع ظ م
büyük
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |يَا: EY/HEY/AH | أَيُّهَا: SİZ! | الرَّسُولُ: Elçi | لَا: | يَحْزُنْكَ: seni üzmesin | الَّذِينَ: kimseler | يُسَارِعُونَ: yarış eden(ler) | فِي: | الْكُفْرِ: küfürde | مِنَ: | الَّذِينَ: onlar ki | قَالُوا: derler | امَنَّا: inandık | بِأَفْوَاهِهِمْ: ağızlariyle | وَلَمْ: | تُؤْمِنْ: inanmamış iken | قُلُوبُهُمْ: kalbleri | وَمِنَ: ve arasında | الَّذِينَ: olanlar | هَادُوا: yahudi(ler) | سَمَّاعُونَ: kulak verirler | لِلْكَذِبِ: yalana | سَمَّاعُونَ: kulak verirler | لِقَوْمٍ: bir kavme | اخَرِينَ: başka | لَمْ: | يَأْتُوكَ: sana gelmemiş olan | يُحَرِّفُونَ: onlar kaydırırlar | الْكَلِمَ: kelimeleri | مِنْ: | بَعْدِ: bazısının | مَوَاضِعِهِ: yerlerinden | يَقُولُونَ: derler | إِنْ: eğer | أُوتِيتُمْ: size verilirse | هَٰذَا: bu | فَخُذُوهُ: alın | وَإِنْ: ve eğer | لَمْ: | تُؤْتَوْهُ: verilmezse | فَاحْذَرُوا: sakının | وَمَنْ: ve birini | يُرِدِ: isterse | اللَّهُ: Allah | فِتْنَتَهُ: şaşırtmak | فَلَنْ: | تَمْلِكَ: sen yapamazsın | لَهُ: onun için | مِنَ: karşı | اللَّهِ: Allah'a | شَيْئًا: hiçbir şey | أُولَٰئِكَ: işte onlar | الَّذِينَ: o kimseler ki | لَمْ: | يُرِدِ: istememiştir | اللَّهُ: Allah | أَنْ: | يُطَهِّرَ: temizlemesini | قُلُوبَهُمْ: kalblerini | لَهُمْ: onlar için vardır | فِي: | الدُّنْيَا: dünyada | خِزْيٌ: rezillik | وَلَهُمْ: ve Onların | فِي: | الْاخِرَةِ: ahirette de | عَذَابٌ: bir azab | عَظِيمٌ: büyük | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |يا YE EY/HEY/AH | أيها ÊYHE SİZ! | الرسول ELRSWL Elçi | لا LE | يحزنك YḪZNK seni üzmesin | الذين ELZ̃YN kimseler | يسارعون YSERAWN yarış eden(ler) | في FY | الكفر ELKFR küfürde | من MN | الذين ELZ̃YN onlar ki | قالوا GELWE derler | آمنا ËMNE inandık | بأفواههم BÊFWEHHM ağızlariyle | ولم WLM | تؤمن TÙMN inanmamış iken | قلوبهم GLWBHM kalbleri | ومن WMN ve arasında | الذين ELZ̃YN olanlar | هادوا HED̃WE yahudi(ler) | سماعون SMEAWN kulak verirler | للكذب LLKZ̃B yalana | سماعون SMEAWN kulak verirler | لقوم LGWM bir kavme | آخرين ËḢRYN başka | لم LM | يأتوك YÊTWK sana gelmemiş olan | يحرفون YḪRFWN onlar kaydırırlar | الكلم ELKLM kelimeleri | من MN | بعد BAD̃ bazısının | مواضعه MWEŽAH yerlerinden | يقولون YGWLWN derler | إن ÎN eğer | أوتيتم ÊWTYTM size verilirse | هذا HZ̃E bu | فخذوه FḢZ̃WH alın | وإن WÎN ve eğer | لم LM | تؤتوه TÙTWH verilmezse | فاحذروا FEḪZ̃RWE sakının | ومن WMN ve birini | يرد YRD̃ isterse | الله ELLH Allah | فتنته FTNTH şaşırtmak | فلن FLN | تملك TMLK sen yapamazsın | له LH onun için | من MN karşı | الله ELLH Allah'a | شيئا ŞYÙE hiçbir şey | أولئك ÊWLÙK işte onlar | الذين ELZ̃YN o kimseler ki | لم LM | يرد YRD̃ istememiştir | الله ELLH Allah | أن ÊN | يطهر YŦHR temizlemesini | قلوبهم GLWBHM kalblerini | لهم LHM onlar için vardır | في FY | الدنيا ELD̃NYE dünyada | خزي ḢZY rezillik | ولهم WLHM ve Onların | في FY | الآخرة EL ËḢRT ahirette de | عذاب AZ̃EB bir azab | عظيم AƵYM büyük | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |: EY/HEY/AH | eyyuhā: SİZ! | r-rasūlu: Elçi | : | yeHzunke: seni üzmesin | elleƶīne: kimseler | yusāriǔne: yarış eden(ler) | : | l-kufri: küfürde | mine: | elleƶīne: onlar ki | ḳālū: derler | āmennā: inandık | biefvāhihim: ağızlariyle | velem: | tu'min: inanmamış iken | ḳulūbuhum: kalbleri | ve mine: ve arasında | elleƶīne: olanlar | hādū: yahudi(ler) | semmāǔne: kulak verirler | lilkeƶibi: yalana | semmāǔne: kulak verirler | liḳavmin: bir kavme | āḣarīne: başka | lem: | ye'tūke: sana gelmemiş olan | yuHarrifūne: onlar kaydırırlar | l-kelime: kelimeleri | min: | beǎ'di: bazısının | mevāDiǐhi: yerlerinden | yeḳūlūne: derler | in: eğer | ūtītum: size verilirse | hāƶā: bu | feḣuƶūhu: alın | vein: ve eğer | lem: | tu'tevhu: verilmezse | feHƶerū: sakının | ve men: ve birini | yuridi: isterse | llahu: Allah | fitnetehu: şaşırtmak | felen: | temlike: sen yapamazsın | lehu: onun için | mine: karşı | llahi: Allah'a | şey'en: hiçbir şey | ulāike: işte onlar | elleƶīne: o kimseler ki | lem: | yuridi: istememiştir | llahu: Allah | en: | yuTahhira: temizlemesini | ḳulūbehum: kalblerini | lehum: onlar için vardır | : | d-dunyā: dünyada | ḣizyun: rezillik | ve lehum: ve Onların | : | l-āḣirati: ahirette de | ǎƶābun: bir azab | ǎZīmun: büyük | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |YE: EY/HEY/AH | ÊYHE: SİZ! | ELRSVL: Elçi | LE: | YḪZNK: seni üzmesin | ELZ̃YN: kimseler | YSERAVN: yarış eden(ler) | FY: | ELKFR: küfürde | MN: | ELZ̃YN: onlar ki | GELVE: derler | ËMNE: inandık | BÊFVEHHM: ağızlariyle | VLM: | TÙMN: inanmamış iken | GLVBHM: kalbleri | VMN: ve arasında | ELZ̃YN: olanlar | HED̃VE: yahudi(ler) | SMEAVN: kulak verirler | LLKZ̃B: yalana | SMEAVN: kulak verirler | LGVM: bir kavme | ËḢRYN: başka | LM: | YÊTVK: sana gelmemiş olan | YḪRFVN: onlar kaydırırlar | ELKLM: kelimeleri | MN: | BAD̃: bazısının | MVEŽAH: yerlerinden | YGVLVN: derler | ÎN: eğer | ÊVTYTM: size verilirse | HZ̃E: bu | FḢZ̃VH: alın | VÎN: ve eğer | LM: | TÙTVH: verilmezse | FEḪZ̃RVE: sakının | VMN: ve birini | YRD̃: isterse | ELLH: Allah | FTNTH: şaşırtmak | FLN: | TMLK: sen yapamazsın | LH: onun için | MN: karşı | ELLH: Allah'a | ŞYÙE: hiçbir şey | ÊVLÙK: işte onlar | ELZ̃YN: o kimseler ki | LM: | YRD̃: istememiştir | ELLH: Allah | ÊN: | YŦHR: temizlemesini | GLVBHM: kalblerini | LHM: onlar için vardır | FY: | ELD̃NYE: dünyada | ḢZY: rezillik | VLHM: ve Onların | FY: | EL ËḢRT: ahirette de | AZ̃EB: bir azab | AƵYM: büyük | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Ey Peygamber, ağızlarıyla inandık diyen, fakat yürekleriyle inanmayanlardan ve Yahûdilerden, boyuna kâfirliğe koşuşanlar, seni mahzun etmesin. Onlar, sözleri, yalan söylemek için boyuna dinleyip dururlar, senin yanına gelmemiş olan bir başka kavim için dinlerler boyuna. Onlar, sözlerin bâzısının yerlerini değiştirirler de size şu tarzda fetva verilirse derler, kabul edin, verilmezse çekinin kabul etmekten ve Allah, kime azâb etmek isterse sen, Allah'ın isteğine karşı o adama hiçbir şey yapamazsın. Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, yüreklerini temizlemeyi murâd etmemiştir. Onlar içindir dünya da horluk ve onlar içindir âhirette pek büyük bir azap.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Ey Resûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyle "inandık" diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar(ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler. "Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!" derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Ey Rasûl! Kalpleriyle (şuurlu olarak - anlamını hissedip yaşayarak) iman etmedikleri hâlde, ağızlarıyla "İman ettik" diyenlerden küfürde koşuşanlar, seni mahzun etmesin. . . Yahudi olanlardan öylesi var ki, yalan uydurmak için veya sana gelmemiş bir topluluk adına (aracı olarak) dinleyendir. . . Yerli yerince söylenen Kelimeleri tahrif ederek, "Size şu verilirse alın, eğer o verilmez (Allâh hükmü ile hükmedilir) ise sakın yanaşmayın" derler. . . Allâh bir kimsenin dalâletini dilerse, artık onun için sen Allâh'tan bir şey bekleyemezsin. . . İşte onlar, Allâh'ın kalplerini arındırmayı dilemediği kimselerdir. . . Dünyada onlar için rezillik vardır. . . Sonsuz gelecek sürecinde de onlar için çok büyük azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Ey Allah’ın Rasulü, akılları yatarak, kalpleriyle iman etmedikleri halde, ağızlarıyla: 'İnandık' diyenlerin ve yahudiliğin takipçilerinden küfür içinde yarışanların hali seni üzmesin. Onlar devamlı yalana kulak verirler. Senin yanına yaklaşmayan diğer bir kavmin sözlerine kulak kabartırlar. Kelimeleri, ifadeleri, aslî manalarını bozacak şekilde tahrif ediyorlar, değiştiriyorlar, bâtıl tefsirler ve te’viller yapıyorlar. Bir de: 'Eğer hakkınızda şu hükmü uygulamaya kalkarlarsa hemen kabul edin. O hükmü uygulamayıp başka hüküm uygulamak isterlerse, dikkatli olun, kendinizi savunun.' derler. Allah kimi dalâlete, sıkıntıya düşürmek isterse, sen Allah’a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini, kafalarını arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik vardır. Âhirette, ebedî yurtta da onlara büyük bir ceza var.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Ey Peygamber! Ağızlarıyla 'iman ettik' dedikleri halde kalpleri iman etmemiş olanlardan ve yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesinler. Onlar sürekli yalana kulak veren, sana gelmemiş bir topluluğun hesabına casusluk yapan kimselerdir. Bunlar sözlerin yerlerine konulmasından sonra onları değiştirirler. 'Size bu verilirse alın, bu verilmezse o zaman sakının' derler. [5] Allah birini şaşırtmak isterse sen onun için Allah'a karşı bir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini arındırmayı dilemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır. Onlara ahirette de büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Ey şanlı Rasûl! Kalbleriyle inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenlerle (münafıklarla) Yahudilerden küfür içinde koşuşanlar seni üzmesin. Onlar, durmadan yalan dinleyenler ve senin huzuruna gelmiyen başka bir kavim için, casusluk edenlerdir. Yerli yerinde hak olarak söylenen kelimeleri sonradan değiştirirler: “- Eğer size şu (fetva) verilirse, onu kabul edin, verilmezse sakının” derler. Allah kimin fitneye düşmesini dilerse, asla sen onun lehine Allah’dan hiç bir şeye sahip olamazsın. Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada bir perişanlık, âhirette de büyük bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Kalbleri inanmamisken, agizlariyle, «Inandik» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve baska bir topluluk hesabina casusluk edenlerden inkara kosanlar seni uzmesin. Sozleri asil yerlerinden degistirirler de, «Boyle bir (fetva) size verilirse alin, verilmezse kacinin» derler. Allah'in fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah'a karsi senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar Allah'in, kalblerini aritmak istemedigi kimselerdir. Dunyada rezillik onlaradir. Onlara ahirette de buyuk azab vardir.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Ey Peygamber! Ağızlarıyla İnandık deyip kalbleri inanmayanlarla Yahudilerden küfre koşuşanlar seni üzmesin. Onlar yalana iyice kulak verir, sana gelmeyen bir topluluktan yana kulak kabartıp casusluk yaparlar ; kelimeleri yerine konulmuşken kaydırıp değiştirirler de, «size bu anlamda (bir hüküm) verirlerse alın, böyle vermezlerse kaçının !» derler. Allah kimin fitne içinde kalmasını dilerse artık onun için Allah'tan (doğru yolu bulmasına) hiçbir şey ile sahip olamazsın. İşte onlar öyle kimselerdir ki Allah onların kalblerini temizlemeyi dilememiştir. Dünya'da onlar için aşağılık ve rüsvaylık, Âhirette de onlara büyük bir azâb vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler , sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, 'İnandık' diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, 'Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının' derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Ey Resûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyle «inandık» diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar(ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler. «Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!» derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Ağızlarıyla 'İnandık,' dedikleri halde kalpleriyle inanmıyanların inkarcılıktaki gayretleri seni üzmesin. Yahudilerin bir grubu var ki yalana kulak veriyor, seninle hiç karşılaşmamış bir topluluğu dinliyor. Kelimelerin anlamını kaydırıp. 'Size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının,' diyorlar. ALLAH birini şaşırtmak isterse ALLAH'a karşı kimse ona yardım edemez. İşte onlar, ALLAH'ın kalplerini temizlemeyi dilemediği kişiler. Onlar için dünyada aşağılanma, ve ahirette de büyük bir azap var.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ey peygamber, ağızlarıyla «inandık» deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, «eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının» derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ey şanlı Peygamber, gerek ağızlarıyla «Biz inandık.» deyip de kalpleriyle inanmayanlardan, gerekse yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin! Onlar yalancılık etmek için dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler, yerli yerinde söylenen kelimeleri sonradan değiştirirler, «Size böyle fetva verilirse tutun, verilmezse sakının!» derler. Allah, kimin fitneye düşmesini dilerse sen onun lehine Allah'tan hiçbir şey koparamazsın. Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah, kalplerini temizlemek istememiştir. Onların hakları dünyada zillet ahirette de büyük bir azaptır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Ey o şanlı Resul, seni mahzun etmesin o küfürde yarış edenler: gerek o ağızlariyle «amenna» deyib de kalbleri mü'min olmıyanlardan olsun ve gerek Yehudî olanlardan, onlar yalancılık etmek için dinlerler, sana gelmiyen diğer bir kavm için dinlerler, yerli yerinde söylenen kelimeleri sonradan tahrif ederler, size böyle fetva verilirse tutun verilmezse sakının derler, kim ki Allah onun fitneye düşmesini murad etmiştir sen, ihtimali yok, onun lehine Allahdan zerrece bir şey'e malik olamazsın; onlar öyle kimselerdir ki Allah kalblerini tathir etmek murad etmemiştir, onların Dünyada hakları bir zillet, Âhırette de hakları azîm bir azabdırDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Ey peygamber, kalpleri iman etmediği halde ağızdan «inandık» diyenler ile yahudilerden oluşmuş küfür yarışçılarının tutumu seni üzmesin. Bunlar körü körüne yalana kanarlar ve senin karşına çıkmayan bir grubun sözlerini tutarlar. Onlar da kelimelerin anlamlarını çarpıtan ve «size şöyle bir fetva verilerse ona uyun, eğer başka bir fetva verilirse ona kulak asmayın» diyen kimselerdir. Eğer Allah birini saptırmayı dilerse sen Allah'a karşı onun için hiç bir şey yapamazsın. İşte bunlar, Allah kalplerini arıtmayı dilememiştir. Onlar için dünyada perişanlık vardır, ahirette de onları ağır bir azap beklemektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar. "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Tanrı kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Tanrı'dan hiç birşeye malik olamazsın. İşte onlar, Tanrı'nın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Ey Elçi! Kalpleri iman etmediği hâlde ağızlarıyla “İnandık” diyen kimseler ve Yahudileşmişlerden, durmadan yalana kulak veren ve sana gelmeyen kimseler için dinleyen/ casusluk eden, küfür; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddediş içinde koşuşan şu kimseler seni üzmesin. Onlar, kelimeyi yerlerinden kaydırıp değiştirirler. “Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!” derler. Allah, bir kimseyi dinden çıkma ateşine düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve âhirette onlara çok büyük bir azap vardır. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Ey peygamber, kalbleriyle inanmadıkları halde ağızlariyle «İnandık» diyen (münafık) larla Yahudilerden o küfr içinde (alabildiğine) koşuşanlar seni mahzun etmesin. Onlar, durmadan yalan dinleyen, senin huzuruna gelmeyen diğer bir kavm hesabına casusluk eden (kimse) lerdir. Kelimeleri (Allah tarafından) yerlerine konuldukdan sonra (tutub) bir tarafa atarlar onlar, «Eğer size şu (fetva) verilirse onu alın, şayet o verilmezse onu (kabul etmekden) çekinin» derler, Allah kimin sapıklığını irâde ederse artık sen Allahın ona âid (meşiyyetini) önlemiye hiç bir vech ile muktedir olamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki Allah, kalblerini temizlemek dilememişdir. Dünyâda hor ve hakıyr olmak onların hakkıdır. Âhiretde de onlara pek büyük bir azâb vardır. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ey Peygamber! Kalbleri îmân etmediği hâl de, ağızlarıyla 'Îmân ettik' diyenlerden ve ya hu di olanlardan küfürde koşuşanlar, seni üzmesin! (On lar sana, aslında sâdece)yalancılık etmek için çokça kulak verenlerdir; sana gelmeyen diğer bir kavim için (câsusluk yap mak üzere) can kulağıyla dinleyicidirler.(Kitab’daki) kelimeleri yerlerin(e ko nulduk)tan sonra değiştirirler. (Üste lik) 'Şâyet size bu(hüküm, değiştirdiğimiz gibi) verilirse onu hemen alın, eğer o verilmezse o hâlde (almaktan)sakının!' der ler. Böylece Allah kimin (ken di amelindeki ısrârı yüzünden) fit neye düşmesini isterse, artık sen Allah’(dan gelecek azâb)a karşı, onun le hine aslâ hiçbir şeye mâlik olamazsın!İşte onlar öyle kimselerdir ki, Allah (oisyanları sebebiyle) onların kalb lerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada bir rezillik vardır; âhi rette ise onlar için (pek) büyük bir azab vardır!Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Ey peygamber; ağızlarıyla inandık dedikleri halde kalbleriyle inanmayanlardan, yahudi olanlardan, yalan kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir kavmin sözünü dnleyenlerden küfre koşanlar, sen, üzmesin. Sözlerin yerlerini değiştirirler de; size bu verilirse alın, verilmezse kaçının, derler. Allah, kimin de fitneye düşmesini isterse; onun için senin Allah'a karşı hiçbir şeye gücün yetmez. İşte onlar; Allah'ın kalblerini temizlemek istemediği kimselerdir. Dünyada rüsvaylık, onlaradır. Ve onlar için ahirette, büyük bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Ve yahudilerden dinleyenlerin bir kısmı, sana gelmeyen başka bir kavme yalan söylemek için dinleyenlerdir. Kelimeleri sonradan yerlerinden kaydırıp, değiştirirler ve: “Eğer size bu verilirse o zaman onu alın, eğer (böyle) verilmezse o taktirde kaçının.” derler. Ve Allah, kimin fitne içinde kalmasını dilerse, artık sen, onun için Allah'tan bir şeye asla mani olacak değilsin. İşte onlar öyle kimselerdir ki Allah, onların kalplerini temizlemeyi dilemez. Onlar için, dünyada bir rezillik vardır, ahirette de onlara “büyük azap” vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ey Peygamber! Hakikati inkarda birbirleriyle yarışanlardan dolayı üzülme: şu, ağızlarıyla "Biz inanıyoruz!" diyen, halbuki kalben inanmayanlardan ve her türlü yalanı can kulağıyla dinleyen ve (aydınlanmak için) sana gelmek yerine başka insanlara kulak veren Yahudilerden. Onlar, (vahyedilen) sözleri asıl bağlamlarından kopararak anlamlarını çarpıtırlar ve "Eğer size şöyle şöyle (bir öğreti) verilirse onu kabul edin; ama verilmezse uzak durun!" derler. (Onlara bakıp üzülme,) çünkü Allah, bir kişinin kötülüğe meyletmesini dilemişse Allahın onun hakkındaki iradesine hiçbir şekilde mani olamazsın. İşte onlar kalplerini Allahın temizlemek istemedikleridir. Onları bu dünyada zillet, öteki dünyada da korkunç bir azap bekler;Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ey Resûl! Küfr içinde yarış edenler seni mahzun etmesin. O kimselerdir ki, ağızlarıyla imân ettik dedikleri halde kalbleri imân etmemiştir. Ve Yahûdi olan kimselerden ki, bunlar pek ziyâde yalan dinleyicilerdir. Ve sana gelmeyen diğer bir kavmi de ziyâdesiyle dinleyicidirler. Kelimeleri, yerlerine konulduktan sonra tebdîl ederler. Derler ki: «Eğer size bu verilirse alıveriniz ve eğer size bu verilmezse sakınınız.» Ve Allah Teâlâ her kimin fitnesini murad ederse elbette sen onun için Allah Teâlâ tarafından bir şeye mâlik olamazsın. Onlar o kimselerdir ki Allah Teâlâ onların kalblerini temizlemek murad etmemiştir. Onlar için dünyada mezellet vardır ve onlar için ahirette de pek büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Ey Peygamber! Kalpleri iman etmediği halde ağızları ile: “İnandık. ” diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler. Sana gelmeyen bir başka topluluk lehine kulak verip casusluk yaparlar. Kelimeleri yerlerinden tahrif ederek değiştirirler. “Bu (değişik şekliyle) size verilirse alın, verilmezse sakının!” derler. Allah bir kimsenin fitneye düşmesini isterse, senin Allah'a karşı yapacak hiçbir şeyin yoktur. İşte onlar Allah'ın, kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Dünyada onlar için rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : - Ey peygamber, kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla “iman ettik” diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenlerden ve sana gelmeyen başka bir toplum hesabına casusluk yapanlardan küfre koşturanlar seni üzmesin. Kelimeleri asıl anlamlarından saptıranlar da: - Bu fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının, derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de onlara büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Ey Peygamber! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla "iman ettik." diyen münafıklarla, Yahudilerden kâfirlikte yarışanlar seni üzmesin. Zira onlar yalancılık etmek için dinlerler. Senin yanında olmayan bir grup hesabına casusluk için dinlerler. Kelimeleri konuldukları yerlerden çıkarıp tahrif ederler. "Size şu fetva verilirse onu kabul edin, o verilmezse onu kabul etmekten geri durun" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun lehinde Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki Allah onların kalplerini arındırmak istememiştir. Onların hakkı dünyada rüsvaylık olduğu gibi, âhirette de müthiş bir cezadır.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Ey Elçi, ağızlariyle "inandık" dedikleri halde kalbleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler seni üzmesin. yahûdiler arasında da yalana kulak veren, sana gelmemiş olan bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırırlar: "Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının!" derler. Allâh birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allâh'ın, kalblerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyâda rezillik var ve yine onlar için âhirette de büyük bir azâb vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla «inandık» diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar) dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, «Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının» derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de onlar için büyük bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Ey Peygamber! Kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla 'İnandık' diyenlerden inkâra koşuşanlar da, Yahudilerden yalanı can kulağıyla dinleyen ve sana gelmemiş bir topluluk hesabına casusluk edenler de seni üzmesin. Onlar kitaptaki kelimelerin yerlerini ve anlamlarını değiştirirler; 'Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının' derler. Allah birisini fitneye düşürmek isterse, artık sen onu Allah'ın elinden kurtaramazsın. Allah onların kalplerini temizlemek istememiştir. Dünyada onlar için bir rezillik, âhirette ise büyük bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. "Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin." derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; âhirette de büyük bir azap var onlara.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.