5Mâide Suresi
Kuran Sırası: 5
İniş Sırası: 112
Kırık Meal (Okunuş) Meali
|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| evfū: yerine getirin
| bil-ǔḳūdi: akitleri(zi)
| uHillet: helal kılındı
| lekum: sizin için
| behīmetu: dört ayaklı
| l-en'ǎāmi: hayvanlar
| illā: dışındaki
| mā:
| yutlā: oku(nup açıkla)nacak olanların
| ǎleykum: size
| ğayra:
| muHillī: helal saymamak şartiyle
| S-Saydi: avlanmayı
| veentum: siz
| Hurumun: ihramda iken
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yeHkumu: hükmünü verir
| mā: ne
| yurīdu: istediği
| (5:1)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| evfū: yerine getirin
| bil-ǔḳūdi: akitleri(zi)
| uHillet: helal kılındı
| lekum: sizin için
| behīmetu: dört ayaklı
| l-en'ǎāmi: hayvanlar
| illā: dışındaki
| mā:
| yutlā: oku(nup açıkla)nacak olanların
| ǎleykum: size
| ğayra:
| muHillī: helal saymamak şartiyle
| S-Saydi: avlanmayı
| veentum: siz
| Hurumun: ihramda iken
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yeHkumu: hükmünü verir
| mā: ne
| yurīdu: istediği
| (5:1)|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tuHillū: saygısızlık etmeyin
| şeǎāira: işaretlerine
| llahi: Allah'ın
| ve lā: ve
| ş-şehra: aya
| l-Harāme: haram
| ve lā: ve
| l-hedye: kurbana
| ve lā: ve
| l-ḳalāide: gerdanlık(lı kurban)lara
| ve lā: ve yok
| āmmīne: -gelenlere
| l-beyte: Yapıya
| l-Harāme: Yasak/Haram(yok)
| yebteğūne: arayarak
| feDlen: lutfunu
| min:
| rabbihim: Rablerinin
| ve riDvānen: ve rızasını
| ve iƶā: ve zaman
| Haleltum: serbestleştiği
| feSTādū: avlanabilirsiniz
| ve lā:
| yecrimennekum: sizi itmesin
| şenānu: beslediğiniz kin
| ḳavmin: bir topluma karşı
| en: dolayı
| Saddūkum: sizi çevirdiklerinden
| ǎni:
| l-mescidi: Mescid-i
| l-Harāmi: Haram'dan
| en:
| teǎ'tedū: suç işlemeğe
| ve teǎāve nū: ve yardımlaşın
| ǎlā: üzerinde
| l-birri: iyilik
| ve tteḳvā: ve takva
| velā:
| teǎāvenū: yardımlaşmayın
| ǎlā: üzerinde
| l-iṧmi: günah
| vel'ǔdvāni: ve düşmanlık
| vetteḳū: ve korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: azabı
| (5:2)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| lā:
| tuHillū: saygısızlık etmeyin
| şeǎāira: işaretlerine
| llahi: Allah'ın
| ve lā: ve
| ş-şehra: aya
| l-Harāme: haram
| ve lā: ve
| l-hedye: kurbana
| ve lā: ve
| l-ḳalāide: gerdanlık(lı kurban)lara
| ve lā: ve yok
| āmmīne: -gelenlere
| l-beyte: Yapıya
| l-Harāme: Yasak/Haram(yok)
| yebteğūne: arayarak
| feDlen: lutfunu
| min:
| rabbihim: Rablerinin
| ve riDvānen: ve rızasını
| ve iƶā: ve zaman
| Haleltum: serbestleştiği
| feSTādū: avlanabilirsiniz
| ve lā:
| yecrimennekum: sizi itmesin
| şenānu: beslediğiniz kin
| ḳavmin: bir topluma karşı
| en: dolayı
| Saddūkum: sizi çevirdiklerinden
| ǎni:
| l-mescidi: Mescid-i
| l-Harāmi: Haram'dan
| en:
| teǎ'tedū: suç işlemeğe
| ve teǎāve nū: ve yardımlaşın
| ǎlā: üzerinde
| l-birri: iyilik
| ve tteḳvā: ve takva
| velā:
| teǎāvenū: yardımlaşmayın
| ǎlā: üzerinde
| l-iṧmi: günah
| vel'ǔdvāni: ve düşmanlık
| vetteḳū: ve korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah'ın
| şedīdu: çetindir
| l-ǐḳābi: azabı
| (5:2)|Hurrimet: haram kılındı
| ǎleykumu: size
| l-meytetu: leş
| ve ddemu: ve kan
| veleHmu: ve eti
| l-ḣinzīri: domuz
| ve mā: ve şeyler
| uhille: boğazlanan
| liğayri: başkası adına
| llahi: Allah'tan
| bihi: O'na
| velmunḣaniḳatu: ve boğulmuş
| velmevḳūƶetu: ve vurulmuş
| velmuteraddiyetu: ve yukarıdan düşmüş
| ve nneTīHatu: ve boynuzlanmış
| ve mā: ve şeyler (havyanlar)
| ekele: yediği
| s-sebuǔ: canavarın
| illā: hariç
| mā:
| ƶekkeytum: sizin kestikleriniz
| ve mā: ve şeyler
| ƶubiHa: boğazlanan
| ǎlā: üzerine
| n-nuSubi: dikili taşlar
| ve en:
| testeḳsimū: ve kısmet (şans) aramanız
| bil-ezlāmi: fal oklariyle
| ƶālikum: bunlar
| fisḳun: fısktır
| l-yevme: bugün artık
| yeise: umudu kesmişlerdir
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| min:
| dīnikum: sizin dininizden
| felā:
| teḣşevhum: onlardan korkmayın
| veḣşevni: benden korkun
| l-yevme: bugün
| ekmeltu: olgunlaştırdım
| lekum: sizin için
| dīnekum: dininizi
| ve etmemtu: ve tamamladım
| ǎleykum: size
| niǎ'metī: ni'metimi
| ve raDītu: ve razı oldum
| lekumu: sizin için
| l-islāme: İslam'a
| dīnen: din olarak
| femeni: kim
| DTurra: daralırsa
| fī: -ta
| meḣmeSatin: yoksunluk-
| ğayra:
| mutecānifin: istekle yönelmeden
| liiṧmin: günaha
| feinne: doğrusu
| llahe: Allah
| ğafūrun: bağışlayandır
| raHīmun: esirgeyendir
| (5:3)

| ǎleykumu: size
| l-meytetu: leş
| ve ddemu: ve kan
| veleHmu: ve eti
| l-ḣinzīri: domuz
| ve mā: ve şeyler
| uhille: boğazlanan
| liğayri: başkası adına
| llahi: Allah'tan
| bihi: O'na
| velmunḣaniḳatu: ve boğulmuş
| velmevḳūƶetu: ve vurulmuş
| velmuteraddiyetu: ve yukarıdan düşmüş
| ve nneTīHatu: ve boynuzlanmış
| ve mā: ve şeyler (havyanlar)
| ekele: yediği
| s-sebuǔ: canavarın
| illā: hariç
| mā:
| ƶekkeytum: sizin kestikleriniz
| ve mā: ve şeyler
| ƶubiHa: boğazlanan
| ǎlā: üzerine
| n-nuSubi: dikili taşlar
| ve en:
| testeḳsimū: ve kısmet (şans) aramanız
| bil-ezlāmi: fal oklariyle
| ƶālikum: bunlar
| fisḳun: fısktır
| l-yevme: bugün artık
| yeise: umudu kesmişlerdir
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| min:
| dīnikum: sizin dininizden
| felā:
| teḣşevhum: onlardan korkmayın
| veḣşevni: benden korkun
| l-yevme: bugün
| ekmeltu: olgunlaştırdım
| lekum: sizin için
| dīnekum: dininizi
| ve etmemtu: ve tamamladım
| ǎleykum: size
| niǎ'metī: ni'metimi
| ve raDītu: ve razı oldum
| lekumu: sizin için
| l-islāme: İslam'a
| dīnen: din olarak
| femeni: kim
| DTurra: daralırsa
| fī: -ta
| meḣmeSatin: yoksunluk-
| ğayra:
| mutecānifin: istekle yönelmeden
| liiṧmin: günaha
| feinne: doğrusu
| llahe: Allah
| ğafūrun: bağışlayandır
| raHīmun: esirgeyendir
| (5:3)|yeselūneke: sana soruyarlar
| māƶā: neyin
| uHille: helal kılındığını
| lehum: kendilerine
| ḳul: de ki
| uHille: helal kılındı
| lekumu: size
| T-Tayyibātu: iyi ve temiz şeyler
| ve mā:
| ǎllemtum: yetiştirdiğiniz
| mine:
| l-cevāriHi: hayvanların
| mukellibīne: avcı
| tuǎllimūnehunne: öğreterek
| mimmā:
| ǎllemekumu: size öğrettiğinden
| llahu: Allah'ın
| fekulū: yeyin
| mimmā: şeylerden
| emsekne: tuttukları
| ǎleykum: sizin için
| veƶkurū: ve anın
| isme: adını
| llahi: Allah'ın
| ǎleyhi: üzerine
| vetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| serīǔ: çabuk görendir
| l-Hisābi: hesabı
| (5:4)

| māƶā: neyin
| uHille: helal kılındığını
| lehum: kendilerine
| ḳul: de ki
| uHille: helal kılındı
| lekumu: size
| T-Tayyibātu: iyi ve temiz şeyler
| ve mā:
| ǎllemtum: yetiştirdiğiniz
| mine:
| l-cevāriHi: hayvanların
| mukellibīne: avcı
| tuǎllimūnehunne: öğreterek
| mimmā:
| ǎllemekumu: size öğrettiğinden
| llahu: Allah'ın
| fekulū: yeyin
| mimmā: şeylerden
| emsekne: tuttukları
| ǎleykum: sizin için
| veƶkurū: ve anın
| isme: adını
| llahi: Allah'ın
| ǎleyhi: üzerine
| vetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| serīǔ: çabuk görendir
| l-Hisābi: hesabı
| (5:4)|El-yevme: bugün
| uHille: helal kılındı
| lekumu: size
| T-Tayyibātu: iyi ve temiz şeyler
| ve Taǎāmu: ve yemeği
| elleƶīne: kendilerine
| ūtū: verilenlerin
| l-kitābe: Kitap
| Hillun: helal
| lekum: size
| ve Taǎāmukum: sizin yemeğiniz de
| Hillun: helaldir
| lehum: onlara
| velmuHSanātu: ve namuslu kadınlar
| mine: -dan
| l-mu'mināti: inanan kadınlar-
| velmuHSanātu: ve namuslu kadınlar
| mine:
| elleƶīne: kendilerine
| ūtū: verilenlerden
| l-kitābe: Kitap
| min:
| ḳablikum: sizden önce
| iƶā: zaman
| āteytumūhunne: verdiğiniz
| ucūrahunne: mehirlerini
| muHSinīne: iffetli kişiler olarak
| ğayra:
| musāfiHīne: zinadan kaçınan
| ve lā:
| mutteḣiƶī: ve tutmayan
| eḣdānin: gizli dost
| ve men: ve kim
| yekfur: inkar ederse
| bil-īmāni: imânı
| feḳad: muhakkak
| HabiTa: boşa çıkmıştır
| ǎmeluhu: onun ameli
| ve huve: ve o
| fī:
| l-āḣirati: ahirette
| mine:
| l-ḣāsirīne: kaybedenlerdendir
| (5:5)

| uHille: helal kılındı
| lekumu: size
| T-Tayyibātu: iyi ve temiz şeyler
| ve Taǎāmu: ve yemeği
| elleƶīne: kendilerine
| ūtū: verilenlerin
| l-kitābe: Kitap
| Hillun: helal
| lekum: size
| ve Taǎāmukum: sizin yemeğiniz de
| Hillun: helaldir
| lehum: onlara
| velmuHSanātu: ve namuslu kadınlar
| mine: -dan
| l-mu'mināti: inanan kadınlar-
| velmuHSanātu: ve namuslu kadınlar
| mine:
| elleƶīne: kendilerine
| ūtū: verilenlerden
| l-kitābe: Kitap
| min:
| ḳablikum: sizden önce
| iƶā: zaman
| āteytumūhunne: verdiğiniz
| ucūrahunne: mehirlerini
| muHSinīne: iffetli kişiler olarak
| ğayra:
| musāfiHīne: zinadan kaçınan
| ve lā:
| mutteḣiƶī: ve tutmayan
| eḣdānin: gizli dost
| ve men: ve kim
| yekfur: inkar ederse
| bil-īmāni: imânı
| feḳad: muhakkak
| HabiTa: boşa çıkmıştır
| ǎmeluhu: onun ameli
| ve huve: ve o
| fī:
| l-āḣirati: ahirette
| mine:
| l-ḣāsirīne: kaybedenlerdendir
| (5:5)|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: -kimseler
| āmenū: doğrulayan/emin-
| iƶā: -zaman
| ḳumtum: doğrulduğunuz-
| ilā:
| S-Salāti: SaLâTe / Desteğe
| feğsilū: yıkayın
| vucūhekum: yüzlerinizi
| ve eydiyekum: ve ellerizi
| ilā: kadar
| l-merāfiḳi: dirseklere
| vemseHū: ve meshedin
| biru'ūsikum: başlarınızı
| ve erculekum: ve ayaklarınızı
| ilā: kadar
| l-keǎ'beyni: topuklara
| vein: ve eğer
| kuntum: iseniz
| cunuben: cünüp
| feTTahherū: tam temizlenin
| vein: eğer
| kuntum: iseniz
| merDā: hasta
| ev: yahut
| ǎlā: üzerinde
| seferin: seyahat
| ev: yahut
| cā'e: gelmişse
| eHadun: biriniz
| minkum: sizden
| mine:
| l-ğāiTi: tuvaletten
| ev: ya da
| lāmestumu: dokunmuşsa
| n-nisā'e: kadınlara
| fe lem: ve
| tecidū: bulamamışsanız
| māen: su
| feteyemmemū: teyemmüm edin
| Saǐyden: toprağa
| Tayyiben: temiz
| femseHū: ve sürün
| bivucūhikum: yüzlerinize
| ve eydīkum: ve ellerinize
| minhu: ondan
| mā:
| yurīdu: istemiyor
| llahu: Allah
| liyec'ǎle: çıkarmak
| ǎleykum: size
| min: hiçbir
| Haracin: güçlük
| velākin: fakat
| yurīdu: istiyor
| liyuTahhirakum: sizi temizlemek
| veliyutimme: ve tamamlamak
| niǎ'metehu: ni'metini
| ǎleykum: size olan
| leǎllekum: umulur ki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (5:6)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: -kimseler
| āmenū: doğrulayan/emin-
| iƶā: -zaman
| ḳumtum: doğrulduğunuz-
| ilā:
| S-Salāti: SaLâTe / Desteğe
| feğsilū: yıkayın
| vucūhekum: yüzlerinizi
| ve eydiyekum: ve ellerizi
| ilā: kadar
| l-merāfiḳi: dirseklere
| vemseHū: ve meshedin
| biru'ūsikum: başlarınızı
| ve erculekum: ve ayaklarınızı
| ilā: kadar
| l-keǎ'beyni: topuklara
| vein: ve eğer
| kuntum: iseniz
| cunuben: cünüp
| feTTahherū: tam temizlenin
| vein: eğer
| kuntum: iseniz
| merDā: hasta
| ev: yahut
| ǎlā: üzerinde
| seferin: seyahat
| ev: yahut
| cā'e: gelmişse
| eHadun: biriniz
| minkum: sizden
| mine:
| l-ğāiTi: tuvaletten
| ev: ya da
| lāmestumu: dokunmuşsa
| n-nisā'e: kadınlara
| fe lem: ve
| tecidū: bulamamışsanız
| māen: su
| feteyemmemū: teyemmüm edin
| Saǐyden: toprağa
| Tayyiben: temiz
| femseHū: ve sürün
| bivucūhikum: yüzlerinize
| ve eydīkum: ve ellerinize
| minhu: ondan
| mā:
| yurīdu: istemiyor
| llahu: Allah
| liyec'ǎle: çıkarmak
| ǎleykum: size
| min: hiçbir
| Haracin: güçlük
| velākin: fakat
| yurīdu: istiyor
| liyuTahhirakum: sizi temizlemek
| veliyutimme: ve tamamlamak
| niǎ'metehu: ni'metini
| ǎleykum: size olan
| leǎllekum: umulur ki
| teşkurūne: şükredersiniz
| (5:6)|veƶkurū: ve hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| ve mīṧāḳahu: ve sözünü
| lleƶī: öyle ki
| veṧeḳakum: verdiniz
| bihi: O'na
| iƶ: hani
| ḳultum: demiştiniz
| semiǎ'nā: işittik
| ve eTaǎ'nā: ve ita'at ettik
| vetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (5:7)

| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| ve mīṧāḳahu: ve sözünü
| lleƶī: öyle ki
| veṧeḳakum: verdiniz
| bihi: O'na
| iƶ: hani
| ḳultum: demiştiniz
| semiǎ'nā: işittik
| ve eTaǎ'nā: ve ita'at ettik
| vetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ǎlīmun: bilir
| biƶāti: özünü
| S-Sudūri: göğüslerin
| (5:7)|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| kūnū: olun
| ḳavvāmīne: (hakkı) ayakta tutan
| lillahi: Allah için
| şuhedā'e: şahidlik edenler
| bil-ḳisTi: adaletle
| ve lā:
| yecrimennekum: sizi saptırmasın
| şenānu: duyduğunuz kin
| ḳavmin: bir topluluğa
| ǎlā: karşı
| ellā:
| teǎ'dilū: adaletten
| ǎ'dilū: adil davranın
| huve: bu
| eḳrabu: daha yakındır
| litteḳvā: takvaya
| vetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: kuşkusuz
| llahe: Allah
| ḣabīrun: haber almaktadır
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| (5:8)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| kūnū: olun
| ḳavvāmīne: (hakkı) ayakta tutan
| lillahi: Allah için
| şuhedā'e: şahidlik edenler
| bil-ḳisTi: adaletle
| ve lā:
| yecrimennekum: sizi saptırmasın
| şenānu: duyduğunuz kin
| ḳavmin: bir topluluğa
| ǎlā: karşı
| ellā:
| teǎ'dilū: adaletten
| ǎ'dilū: adil davranın
| huve: bu
| eḳrabu: daha yakındır
| litteḳvā: takvaya
| vetteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| inne: kuşkusuz
| llahe: Allah
| ḣabīrun: haber almaktadır
| bimā: şeyleri
| teǎ'melūne: yaptıklarınız
| (5:8)|veǎde: va'detmiştir
| llahu: Allah
| elleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| ve ǎmilū: ve yapanlara
| S-SāliHāti: iyi işler
| lehum: onlarındır
| meğfiratun: bağışlama
| ve ecrun: ve mükafat
| ǎZīmun: büyük
| (5:9)

| llahu: Allah
| elleƶīne: kimselere
| āmenū: inanan(lara)
| ve ǎmilū: ve yapanlara
| S-SāliHāti: iyi işler
| lehum: onlarındır
| meğfiratun: bağışlama
| ve ecrun: ve mükafat
| ǎZīmun: büyük
| (5:9)|velleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| ve keƶƶebū: ve yalanlayanlar ise
| biāyātinā: ayetlerimizi
| ulāike: onlar
| eSHābu: halkıdır
| l-ceHīmi: cehennemin
| (5:10)

| keferū: inkar eden(ler)
| ve keƶƶebū: ve yalanlayanlar ise
| biāyātinā: ayetlerimizi
| ulāike: onlar
| eSHābu: halkıdır
| l-ceHīmi: cehennemin
| (5:10)|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| iƶ: hani
| hemme: yeltenmişti
| ḳavmun: bir topluluk
| en:
| yebsuTū: uzatmağa (saldırmaya)
| ileykum: size
| eydiyehum: ellerini
| fekeffe: (Allah) çekmişti
| eydiyehum: onların ellerini
| ǎnkum: sizden
| vetteḳū: korkun
| llahe: Alah'tan
| ve ǎlā: ve
| llahi: Allah'a
| felyetevekkeli: dayansınlar
| l-mu'minūne: Mü'minler
| (5:11)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| iƶ: hani
| hemme: yeltenmişti
| ḳavmun: bir topluluk
| en:
| yebsuTū: uzatmağa (saldırmaya)
| ileykum: size
| eydiyehum: ellerini
| fekeffe: (Allah) çekmişti
| eydiyehum: onların ellerini
| ǎnkum: sizden
| vetteḳū: korkun
| llahe: Alah'tan
| ve ǎlā: ve
| llahi: Allah'a
| felyetevekkeli: dayansınlar
| l-mu'minūne: Mü'minler
| (5:11)|veleḳad: andolsun
| eḣaƶe: almıştı
| llahu: Allah
| mīṧāḳa: söz
| benī: oğullarından
| isrāīle: İsrail
| ve beǎṧnā: ve göndermiştik
| minhumu: içlerinden
| ṧney: iki (on iki)
| ǎşera: on (on iki)
| neḳīben: başkan
| ve ḳāle: demişti ki
| llahu: Allah
| innī: şüphesiz ben
| meǎkum: sizinle beraberim
| lein: eğer
| eḳamtumu: -doğrulur
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve āteytumu: ve -verirseniz
| z-zekāte: zekatı-
| ve āmentum: ve doğrularsanız/inanırsanız
| birusulī: elçilerimle
| ve ǎzzertumūhum: ve onlara yardım ederseniz
| ve eḳraDtumu: ve borç verirseniz
| llahe: Allah'a
| ḳarDan: bir borç
| Hasenen: güzel
| leukeffiranne: elbette örterim
| ǎnkum: sizin
| seyyiātikum: günahlarınızı
| veleudḣilennekum: ve sizi sokarım
| cennātin: cennetlere
| tecrī: akan
| min:
| teHtihā: altlarından
| l-enhāru: ırmaklar
| femen: kim
| kefera: inkar ederse
| beǎ'de: sonra
| ƶālike: bundan
| minkum: sizden
| feḳad: muhakkak
| Delle: sapmış olur
| sevā'e: düz
| s-sebīli: yoldan
| (5:12)

| eḣaƶe: almıştı
| llahu: Allah
| mīṧāḳa: söz
| benī: oğullarından
| isrāīle: İsrail
| ve beǎṧnā: ve göndermiştik
| minhumu: içlerinden
| ṧney: iki (on iki)
| ǎşera: on (on iki)
| neḳīben: başkan
| ve ḳāle: demişti ki
| llahu: Allah
| innī: şüphesiz ben
| meǎkum: sizinle beraberim
| lein: eğer
| eḳamtumu: -doğrulur
| S-Salāte: SaLâTe/Desteğe
| ve āteytumu: ve -verirseniz
| z-zekāte: zekatı-
| ve āmentum: ve doğrularsanız/inanırsanız
| birusulī: elçilerimle
| ve ǎzzertumūhum: ve onlara yardım ederseniz
| ve eḳraDtumu: ve borç verirseniz
| llahe: Allah'a
| ḳarDan: bir borç
| Hasenen: güzel
| leukeffiranne: elbette örterim
| ǎnkum: sizin
| seyyiātikum: günahlarınızı
| veleudḣilennekum: ve sizi sokarım
| cennātin: cennetlere
| tecrī: akan
| min:
| teHtihā: altlarından
| l-enhāru: ırmaklar
| femen: kim
| kefera: inkar ederse
| beǎ'de: sonra
| ƶālike: bundan
| minkum: sizden
| feḳad: muhakkak
| Delle: sapmış olur
| sevā'e: düz
| s-sebīli: yoldan
| (5:12)|febimā: sebebiyle
| neḳDihim: bozmaları
| mīṧāḳahum: sözlerini
| leǎnnāhum: onları la'netledik
| ve ceǎlnā: ve yaptık
| ḳulūbehum: kalblerini
| ḳāsiyeten: kaskatı
| yuHarrifūne: kaydırıyorlar
| l-kelime: kelimeleri
| ǎn:
| mevāDiǐhi: yerlerinden
| ve nesū: ve unuttular
| HaZZen: pay almayı
| mimmā: şeyden
| ƶukkirū: öğütlenen
| bihi: kendilerine
| ve lā: asla
| tezālu: daima
| teTTaliǔ: muttali olursun
| ǎlā: üzerinde (olduklarına)
| ḣāinetin: hainlik
| minhum: onlardan
| illā: hariç
| ḳalīlen: pek azı
| minhum: içlerinden
| feǎ'fu: yine de affet
| ǎnhum: onları
| veSfeH: ve aldırma
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yuHibbu: sever
| l-muHsinīne: güzel davrananları
| (5:13)

| neḳDihim: bozmaları
| mīṧāḳahum: sözlerini
| leǎnnāhum: onları la'netledik
| ve ceǎlnā: ve yaptık
| ḳulūbehum: kalblerini
| ḳāsiyeten: kaskatı
| yuHarrifūne: kaydırıyorlar
| l-kelime: kelimeleri
| ǎn:
| mevāDiǐhi: yerlerinden
| ve nesū: ve unuttular
| HaZZen: pay almayı
| mimmā: şeyden
| ƶukkirū: öğütlenen
| bihi: kendilerine
| ve lā: asla
| tezālu: daima
| teTTaliǔ: muttali olursun
| ǎlā: üzerinde (olduklarına)
| ḣāinetin: hainlik
| minhum: onlardan
| illā: hariç
| ḳalīlen: pek azı
| minhum: içlerinden
| feǎ'fu: yine de affet
| ǎnhum: onları
| veSfeH: ve aldırma
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yuHibbu: sever
| l-muHsinīne: güzel davrananları
| (5:13)|ve mine: ve
| elleƶīne: kimselerin
| ḳālū: diyen(lerin)
| innā: biz
| neSārā: hıristiyanız
| eḣaƶnā: almıştık
| mīṧāḳahum: sözünü
| fenesū: ama unuttular
| HaZZen: pay almayı
| mimmā: şeyden
| ƶukkirū: öğütlenen
| bihi: kendilerine
| feeğraynā: bu yüzden saldık
| beynehumu: aralarına
| l-ǎdāvete: düşmanlık
| velbeğDā'e: ve kin
| ilā: kadar
| yevmi: gününe
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ve sevfe: ve yakında
| yunebbiuhumu: onlara haber verecektir
| llahu: Allah
| bimā: şeyleri
| kānū: oldukları
| yeSneǔne: yapmakta
| (5:14)

| elleƶīne: kimselerin
| ḳālū: diyen(lerin)
| innā: biz
| neSārā: hıristiyanız
| eḣaƶnā: almıştık
| mīṧāḳahum: sözünü
| fenesū: ama unuttular
| HaZZen: pay almayı
| mimmā: şeyden
| ƶukkirū: öğütlenen
| bihi: kendilerine
| feeğraynā: bu yüzden saldık
| beynehumu: aralarına
| l-ǎdāvete: düşmanlık
| velbeğDā'e: ve kin
| ilā: kadar
| yevmi: gününe
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| ve sevfe: ve yakında
| yunebbiuhumu: onlara haber verecektir
| llahu: Allah
| bimā: şeyleri
| kānū: oldukları
| yeSneǔne: yapmakta
| (5:14)|yā: EY/HEY/AH
| ehle: halk
| l-kitābi: Kitap
| ḳad: muhakkak
| cā'ekum: size geldi
| rasūlunā: elçimiz
| yubeyyinu: açıklıyor
| lekum: size
| keṧīran: çoğunu
| mimmā: şeylerin
| kuntum: olduğunuz
| tuḣfūne: gizlemiş
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| ve yeǎ'fū: vaz geçiyor
| ǎn: -ndan
| keṧīrin: çoğu-
| ḳad: gerçekten
| cā'ekum: size gelmiştir
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| nūrun: bir nur
| ve kitābun: ve bir Kitap
| mubīnun: açık
| (5:15)

| ehle: halk
| l-kitābi: Kitap
| ḳad: muhakkak
| cā'ekum: size geldi
| rasūlunā: elçimiz
| yubeyyinu: açıklıyor
| lekum: size
| keṧīran: çoğunu
| mimmā: şeylerin
| kuntum: olduğunuz
| tuḣfūne: gizlemiş
| mine: -tan
| l-kitābi: Kitap-
| ve yeǎ'fū: vaz geçiyor
| ǎn: -ndan
| keṧīrin: çoğu-
| ḳad: gerçekten
| cā'ekum: size gelmiştir
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| nūrun: bir nur
| ve kitābun: ve bir Kitap
| mubīnun: açık
| (5:15)|yehdī: iletir
| bihi: onunla
| llahu: Allah
| meni: kimseleri
| ttebeǎ: uyan
| riDvānehu: rızasına
| subule: yollarına
| s-selāmi: esenlik
| ve yuḣricuhum: ve onları çıkarır
| mine: -dan
| Z-Zulumāti: karanlıklar-
| ilā:
| n-nūri: aydınlığa
| biiƶnihi: kendi izniyle
| ve yehdīhim: ve iletir
| ilā:
| SirāTin: bir yola
| musteḳīmin: dosdoğru
| (5:16)

| bihi: onunla
| llahu: Allah
| meni: kimseleri
| ttebeǎ: uyan
| riDvānehu: rızasına
| subule: yollarına
| s-selāmi: esenlik
| ve yuḣricuhum: ve onları çıkarır
| mine: -dan
| Z-Zulumāti: karanlıklar-
| ilā:
| n-nūri: aydınlığa
| biiƶnihi: kendi izniyle
| ve yehdīhim: ve iletir
| ilā:
| SirāTin: bir yola
| musteḳīmin: dosdoğru
| (5:16)|leḳad: andolsun
| kefera: küfre gitmişlerdir
| elleƶīne: kimseler
| ḳālū: diyen(ler)
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| huve: o
| l-mesīHu: Mesih'tir
| bnu: oğlu
| meryeme: Meryem
| ḳul: de ki
| femen: öyle ise kim
| yemliku: sahipse
| mine: karşı
| llahi: Allah'a
| şey'en: bir şeye
| in: eğer
| erāde: isterse
| en:
| yuhlike: helak etmek
| l-mesīHa: Mesih'i
| bne: oğlu
| meryeme: Meryem
| ve ummehu: ve annesini
| ve men: ve kimseleri
| fī:
| l-erDi: yeryüzündeki
| cemīǎn: hepsini
| velillahi: Allah'ındır
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve mā: ve bulunanların
| beynehumā: ikisinin arasında
| yeḣluḳu: yaratır
| mā:
| yeşā'u: dilediğini
| vallahu: Allah
| ǎlā:
| kulli: he
| şey'in: şeyi
| ḳadīrun: yapabilendir
| (5:17)

| kefera: küfre gitmişlerdir
| elleƶīne: kimseler
| ḳālū: diyen(ler)
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| huve: o
| l-mesīHu: Mesih'tir
| bnu: oğlu
| meryeme: Meryem
| ḳul: de ki
| femen: öyle ise kim
| yemliku: sahipse
| mine: karşı
| llahi: Allah'a
| şey'en: bir şeye
| in: eğer
| erāde: isterse
| en:
| yuhlike: helak etmek
| l-mesīHa: Mesih'i
| bne: oğlu
| meryeme: Meryem
| ve ummehu: ve annesini
| ve men: ve kimseleri
| fī:
| l-erDi: yeryüzündeki
| cemīǎn: hepsini
| velillahi: Allah'ındır
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerde
| vel'erDi: ve yerde
| ve mā: ve bulunanların
| beynehumā: ikisinin arasında
| yeḣluḳu: yaratır
| mā:
| yeşā'u: dilediğini
| vallahu: Allah
| ǎlā:
| kulli: he
| şey'in: şeyi
| ḳadīrun: yapabilendir
| (5:17)|ve ḳāleti: ve dediler
| l-yehūdu: Yahudiler
| ve nneSārā: ve hıristiyanlar
| neHnu: biz
| ebnā'u: oğullarıyız
| llahi: Allah'ın
| ve eHibbā'uhu: ve sevgilileriyiz
| ḳul: de ki
| felime: o halde niçin
| yuǎƶƶibukum: size azabediyor
| biƶunūbikum: günahlarınızdan ötürü
| bel: hayır
| entum: siz de
| beşerun: birer insansınız
| mimmen:
| ḣaleḳa: O'nun yaratıklarından
| yeğfiru: bağışlar
| limen: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| ve yuǎƶƶibu: ve azabeder
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| velillahi: Allah'ındır
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ve mā: bulunan herşeyin
| beynehumā: ve ikisi arasında
| ve ileyhi: O'nadır
| l-meSīru: dönüş de
| (5:18)

| l-yehūdu: Yahudiler
| ve nneSārā: ve hıristiyanlar
| neHnu: biz
| ebnā'u: oğullarıyız
| llahi: Allah'ın
| ve eHibbā'uhu: ve sevgilileriyiz
| ḳul: de ki
| felime: o halde niçin
| yuǎƶƶibukum: size azabediyor
| biƶunūbikum: günahlarınızdan ötürü
| bel: hayır
| entum: siz de
| beşerun: birer insansınız
| mimmen:
| ḣaleḳa: O'nun yaratıklarından
| yeğfiru: bağışlar
| limen: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| ve yuǎƶƶibu: ve azabeder
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| velillahi: Allah'ındır
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| ve mā: bulunan herşeyin
| beynehumā: ve ikisi arasında
| ve ileyhi: O'nadır
| l-meSīru: dönüş de
| (5:18)|yā: EY/HEY/AH
| ehle: halk
| l-kitābi: Kitap
| ḳad: muhakkak
| cā'ekum: size geldi
| rasūlunā: Elçimiz
| yubeyyinu: gerçekleri açıklıyan
| lekum: size
| ǎlā:
| fetratin: arasının kesildiği sırada
| mine:
| r-rusuli: elçilerin
| en:
| teḳūlū: demeyesiniz
| mā:
| cā'enā: bize gelmedi
| min:
| beşīrin: bir müjdeleyici
| ve lā: ve ne de
| neƶīrin: bir uyarıcı
| feḳad: işte
| cā'ekum: size geldi
| beşīrun: müjdeleyici
| ve neƶīrun: ve uyarıcı
| vallahu: Allah
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeye
| ḳadīrun: kadirdir
| (5:19)

| ehle: halk
| l-kitābi: Kitap
| ḳad: muhakkak
| cā'ekum: size geldi
| rasūlunā: Elçimiz
| yubeyyinu: gerçekleri açıklıyan
| lekum: size
| ǎlā:
| fetratin: arasının kesildiği sırada
| mine:
| r-rusuli: elçilerin
| en:
| teḳūlū: demeyesiniz
| mā:
| cā'enā: bize gelmedi
| min:
| beşīrin: bir müjdeleyici
| ve lā: ve ne de
| neƶīrin: bir uyarıcı
| feḳad: işte
| cā'ekum: size geldi
| beşīrun: müjdeleyici
| ve neƶīrun: ve uyarıcı
| vallahu: Allah
| ǎlā:
| kulli: her
| şey'in: şeye
| ḳadīrun: kadirdir
| (5:19)|ve iƶ: ve hani
| ḳāle: demişti
| mūsā: Musa
| liḳavmihi: kavmine
| yā: EY/HEY/AH
| ḳavmi: kavmim
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| iƶ: zira (O)
| ceǎle: var etti
| fīkum: aranızda
| enbiyā'e: peygamberler
| ve ceǎlekum: ve sizi yaptı
| mulūken: krallar
| ve ātākum: ve size verdi
| mā: şeyleri
| lem:
| yu'ti: vermediği
| eHaden: hiç kimseye
| mine:
| l-ǎālemīne: dünyalarda
| (5:20)

| ḳāle: demişti
| mūsā: Musa
| liḳavmihi: kavmine
| yā: EY/HEY/AH
| ḳavmi: kavmim
| ƶkurū: hatırlayın
| niǎ'mete: ni'metini
| llahi: Allah'ın
| ǎleykum: size olan
| iƶ: zira (O)
| ceǎle: var etti
| fīkum: aranızda
| enbiyā'e: peygamberler
| ve ceǎlekum: ve sizi yaptı
| mulūken: krallar
| ve ātākum: ve size verdi
| mā: şeyleri
| lem:
| yu'ti: vermediği
| eHaden: hiç kimseye
| mine:
| l-ǎālemīne: dünyalarda
| (5:20)|yā: EY/HEY/AH
| ḳavmi: kavmim
| dḣulū: girin
| l-erDe: toprağa
| l-muḳaddesete: Kutsal
| lletī: ki
| ketebe: yaz(ıp nasibet)diği
| llahu: Allah'ın
| lekum: size
| ve lā:
| terteddū: dönmeyin
| ǎlā:
| edbārikum: arkanıza
| fetenḳalibū: yoksa dönersiniz
| ḣāsirīne: kaybedenlere
| (5:21)

| ḳavmi: kavmim
| dḣulū: girin
| l-erDe: toprağa
| l-muḳaddesete: Kutsal
| lletī: ki
| ketebe: yaz(ıp nasibet)diği
| llahu: Allah'ın
| lekum: size
| ve lā:
| terteddū: dönmeyin
| ǎlā:
| edbārikum: arkanıza
| fetenḳalibū: yoksa dönersiniz
| ḣāsirīne: kaybedenlere
| (5:21)|ḳālū: dediler ki
| yā: EY/HEY/AH
| mūsā: Musa
| inne: şüphesiz
| fīhā: orada vardır
| ḳavmen: bir millet
| cebbārīne: zorba
| ve innā: ve şüphesiz biz
| len:
| nedḣulehā: oraya girmeyiz
| Hattā: kadar
| yeḣrucū: onlar çıkıncaya
| minhā: oradan
| fe in: eğer
| yeḣrucū: çıkarlarsa
| minhā: oradan
| feinnā: o zaman biz
| dāḣilūne: gireriz
| (5:22)

| yā: EY/HEY/AH
| mūsā: Musa
| inne: şüphesiz
| fīhā: orada vardır
| ḳavmen: bir millet
| cebbārīne: zorba
| ve innā: ve şüphesiz biz
| len:
| nedḣulehā: oraya girmeyiz
| Hattā: kadar
| yeḣrucū: onlar çıkıncaya
| minhā: oradan
| fe in: eğer
| yeḣrucū: çıkarlarsa
| minhā: oradan
| feinnā: o zaman biz
| dāḣilūne: gireriz
| (5:22)|ḳāle: dedi ki
| raculāni: iki adam
| mine: -den
| elleƶīne: kimseler-
| yeḣāfūne: korkanlar(dan)
| en'ǎme: ni'met verdiği
| llahu: Allah'ın
| ǎleyhimā: kendilerine
| dḣulū: girin
| ǎleyhimu: onların üzerine
| l-bābe: kapıdan
| feiƶā: eğer
| deḣaltumūhu: girerseniz
| feinnekum: muhakkak ki siz
| ğālibūne: galib gelirsiniz
| ve ǎlā: ve
| llahi: Allah'a
| fetevekkelū: dayanın
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| mu'minīne: inanıyor
| (5:23)

| raculāni: iki adam
| mine: -den
| elleƶīne: kimseler-
| yeḣāfūne: korkanlar(dan)
| en'ǎme: ni'met verdiği
| llahu: Allah'ın
| ǎleyhimā: kendilerine
| dḣulū: girin
| ǎleyhimu: onların üzerine
| l-bābe: kapıdan
| feiƶā: eğer
| deḣaltumūhu: girerseniz
| feinnekum: muhakkak ki siz
| ğālibūne: galib gelirsiniz
| ve ǎlā: ve
| llahi: Allah'a
| fetevekkelū: dayanın
| in: eğer
| kuntum: iseniz
| mu'minīne: inanıyor
| (5:23)|ḳālū: dediler ki
| yā: EY/HEY/AH
| mūsā: Musa
| innā: şüphesiz biz
| len:
| nedḣulehā: oraya girmeyiz
| ebeden: asla
| mā:
| dāmū: onlar olduğu sürece
| fīhā: orada
| feƶheb: gidin
| ente: sen
| ve rabbuke: ve Rabbin
| fe ḳātilā: savaşın
| innā: şüphesiz biz
| hāhunā: burada
| ḳāǐdūne: oturuyoruz
| (5:24)

| yā: EY/HEY/AH
| mūsā: Musa
| innā: şüphesiz biz
| len:
| nedḣulehā: oraya girmeyiz
| ebeden: asla
| mā:
| dāmū: onlar olduğu sürece
| fīhā: orada
| feƶheb: gidin
| ente: sen
| ve rabbuke: ve Rabbin
| fe ḳātilā: savaşın
| innā: şüphesiz biz
| hāhunā: burada
| ḳāǐdūne: oturuyoruz
| (5:24)|ḳāle: dedi
| rabbi: Ya Rabbi
| innī: elbette ben
| lā:
| emliku: malik değilim
| illā: başkasına
| nefsī: kendimden
| ve eḣī: ve kardeşimden
| fefruḳ: ayır
| beynenā: aramızı
| ve beyne: ve arasını
| l-ḳavmi: toplumun
| l-fāsiḳīne: yoldan çıkmış
| (5:25)

| rabbi: Ya Rabbi
| innī: elbette ben
| lā:
| emliku: malik değilim
| illā: başkasına
| nefsī: kendimden
| ve eḣī: ve kardeşimden
| fefruḳ: ayır
| beynenā: aramızı
| ve beyne: ve arasını
| l-ḳavmi: toplumun
| l-fāsiḳīne: yoldan çıkmış
| (5:25)|ḳāle: (Allah) buyurdu ki
| feinnehā: şüphesiz orası
| muHarrametun: yasaklandı
| ǎleyhim: onlara
| erbeǐyne: kırk
| seneten: yıl
| yetīhūne: şaşkın şaşkın dolaşacaklar
| fī:
| l-erDi: o yerde
| felā:
| te'se: sen üzülme
| ǎlā: üzerine
| l-ḳavmi: toplum
| l-fāsiḳīne: yoldan çıkmış
| (5:26)

| feinnehā: şüphesiz orası
| muHarrametun: yasaklandı
| ǎleyhim: onlara
| erbeǐyne: kırk
| seneten: yıl
| yetīhūne: şaşkın şaşkın dolaşacaklar
| fī:
| l-erDi: o yerde
| felā:
| te'se: sen üzülme
| ǎlā: üzerine
| l-ḳavmi: toplum
| l-fāsiḳīne: yoldan çıkmış
| (5:26)|vetlu: oku
| ǎleyhim: onlara
| nebee: haberini
| bney: iki oğlunun
| ādeme: Adem
| bil-Haḳḳi: gerçek olarak
| iƶ: hani
| ḳarrabā: sunmuşlardı
| ḳurbānen: birer kurban
| fe tuḳubbile: kabul edilmiş
| min:
| eHadihimā: birinden
| velem:
| yuteḳabbel: kabul edilmemişti
| mine:
| l-āḣari: ötekinden
| ḳāle: demişti
| leeḳtulenneke: seni öldüreceğim
| ḳāle: dedi
| innemā: sadece
| yeteḳabbelu: kabul eder
| llahu: Allah
| mine:
| l-mutteḳīne: korunanlardan
| (5:27)

| ǎleyhim: onlara
| nebee: haberini
| bney: iki oğlunun
| ādeme: Adem
| bil-Haḳḳi: gerçek olarak
| iƶ: hani
| ḳarrabā: sunmuşlardı
| ḳurbānen: birer kurban
| fe tuḳubbile: kabul edilmiş
| min:
| eHadihimā: birinden
| velem:
| yuteḳabbel: kabul edilmemişti
| mine:
| l-āḣari: ötekinden
| ḳāle: demişti
| leeḳtulenneke: seni öldüreceğim
| ḳāle: dedi
| innemā: sadece
| yeteḳabbelu: kabul eder
| llahu: Allah
| mine:
| l-mutteḳīne: korunanlardan
| (5:27)|lein: andolsun eğer
| beseTte: sen uzatırsan
| ileyye: bana
| yedeke: elini
| liteḳtulenī: beni öldürmek için
| mā:
| enā: ben
| bibāsiTin: uzatmam
| yediye: elimi
| ileyke: sana
| lieḳtuleke: seni öldürmek için
| innī: çünkü ben
| eḣāfu: korkarım
| llahe: Allah'tan
| rabbe: Rabbi
| l-ǎālemīne: alemlerin
| (5:28)

| beseTte: sen uzatırsan
| ileyye: bana
| yedeke: elini
| liteḳtulenī: beni öldürmek için
| mā:
| enā: ben
| bibāsiTin: uzatmam
| yediye: elimi
| ileyke: sana
| lieḳtuleke: seni öldürmek için
| innī: çünkü ben
| eḣāfu: korkarım
| llahe: Allah'tan
| rabbe: Rabbi
| l-ǎālemīne: alemlerin
| (5:28)|innī: ben
| urīdu: isterim ki
| en:
| tebū'e: sen yüklenip
| biiṧmī: benim günahımı
| ve iṧmike: ve kendi günahını
| fetekūne: olasın
| min:
| eSHābi: halkından
| n-nāri: ateş
| ve ƶālike: ve budur
| cezā'u: cezası
| Z-Zālimīne: zalimlerin
| (5:29)

| urīdu: isterim ki
| en:
| tebū'e: sen yüklenip
| biiṧmī: benim günahımı
| ve iṧmike: ve kendi günahını
| fetekūne: olasın
| min:
| eSHābi: halkından
| n-nāri: ateş
| ve ƶālike: ve budur
| cezā'u: cezası
| Z-Zālimīne: zalimlerin
| (5:29)|feTavveǎt: çağırdı
| lehu: onu
| nefsuhu: nefsi
| ḳatle: öldürmeye
| eḣīhi: kardeşini
| feḳatelehu: ve onu öldürdü
| fe eSbeHa: böylece oldu
| mine: -dan
| l-ḣāsirīne: ziyana uğrayanlar-
| (5:30)

| lehu: onu
| nefsuhu: nefsi
| ḳatle: öldürmeye
| eḣīhi: kardeşini
| feḳatelehu: ve onu öldürdü
| fe eSbeHa: böylece oldu
| mine: -dan
| l-ḣāsirīne: ziyana uğrayanlar-
| (5:30)|febeǎṧe: derken gönderdi
| llahu: Allah
| ğurāben: bir karga
| yebHaṧu: eşeleyen
| fī:
| l-erDi: yeri
| liyuriyehu: ona göstermek için
| keyfe: nasıl
| yuvārī: gömeceğini
| sev'ete: cesedini
| eḣīhi: kardeşinin
| ḳāle: dedi
| yā: EY/HEY/AH
| veyletā: yazık
| eǎceztu: aciz miyim
| en:
| ekūne: ben olmaya
| miṧle: gibi
| hāƶā: şu
| l-ğurābi: karga
| fe uvāriye: gömmekten
| sev'ete: cesedini
| eḣī: kardeşimin
| feeSbeHa: ve oldu
| mine: -dan
| n-nādimīne: pişman olanlar-
| (5:31)

| llahu: Allah
| ğurāben: bir karga
| yebHaṧu: eşeleyen
| fī:
| l-erDi: yeri
| liyuriyehu: ona göstermek için
| keyfe: nasıl
| yuvārī: gömeceğini
| sev'ete: cesedini
| eḣīhi: kardeşinin
| ḳāle: dedi
| yā: EY/HEY/AH
| veyletā: yazık
| eǎceztu: aciz miyim
| en:
| ekūne: ben olmaya
| miṧle: gibi
| hāƶā: şu
| l-ğurābi: karga
| fe uvāriye: gömmekten
| sev'ete: cesedini
| eḣī: kardeşimin
| feeSbeHa: ve oldu
| mine: -dan
| n-nādimīne: pişman olanlar-
| (5:31)|min:
| ecli: sebeple
| ƶālike: işte bu
| ketebnā: yazdık
| ǎlā: üzerine
| benī: oğullarına
| isrāīle: İsrail
| ennehu: şüphesiz
| men: kim
| ḳatele: öldürürse
| nefsen: bir canı
| biğayri: olmaksızın
| nefsin: bir cana karşılık
| ev: ya da
| fesādin: bozgunculuğa karşı
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fekeennemā: sanki gibidir
| ḳatele: öldürmüş
| n-nāse: insanları
| cemīǎn: bütün
| ve men: ve kim de
| eHyāhā: onu yaşatırsa
| fekeennemā: gibi olur
| eHyā: yaşatmış
| n-nāse: insanları
| cemīǎn: bütün
| veleḳad: ve andolsun
| cā'ethum: onlara getirdiler
| rusulunā: elçilerimiz
| bil-beyyināti: açık deliller
| ṧumme: ama
| inne: muhakkak
| keṧīran: çoğu
| minhum: onlardan
| beǎ'de: sonra da
| ƶālike: bundan
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| lemusrifūne: israf etmektedirler
| (5:32)

| ecli: sebeple
| ƶālike: işte bu
| ketebnā: yazdık
| ǎlā: üzerine
| benī: oğullarına
| isrāīle: İsrail
| ennehu: şüphesiz
| men: kim
| ḳatele: öldürürse
| nefsen: bir canı
| biğayri: olmaksızın
| nefsin: bir cana karşılık
| ev: ya da
| fesādin: bozgunculuğa karşı
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fekeennemā: sanki gibidir
| ḳatele: öldürmüş
| n-nāse: insanları
| cemīǎn: bütün
| ve men: ve kim de
| eHyāhā: onu yaşatırsa
| fekeennemā: gibi olur
| eHyā: yaşatmış
| n-nāse: insanları
| cemīǎn: bütün
| veleḳad: ve andolsun
| cā'ethum: onlara getirdiler
| rusulunā: elçilerimiz
| bil-beyyināti: açık deliller
| ṧumme: ama
| inne: muhakkak
| keṧīran: çoğu
| minhum: onlardan
| beǎ'de: sonra da
| ƶālike: bundan
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| lemusrifūne: israf etmektedirler
| (5:32)|innemā: şüphesiz
| cezā'u: cezası
| elleƶīne: kimselerin
| yuHāribūne: savaşanların
| llahe: Allah
| ve rasūlehu: ve elçisiyle
| ve yes'ǎvne: ve çalışanların
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fesāden: bozgunculuk yapmağa
| en:
| yuḳattelū: öldürülmeleri
| ev: veya
| yuSallebū: asılmaları
| ev: yada
| tuḳaTTaǎ: kesilmesi
| eydīhim: ellerinin
| ve erculuhum: ve ayaklarının
| min:
| ḣilāfin: çapraz
| ev: veya
| yunfev: sürülmeleridir
| mine:
| l-erDi: bulundukları yerden
| ƶālike: bu
| lehum: onlar için
| ḣizyun: bir rezilliktir
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| ve lehum: ve Onların
| fī:
| l-āḣirati: Âhirette ise
| ǎƶābun: bir azab
| ǎZīmun: büyük
| (5:33)

| cezā'u: cezası
| elleƶīne: kimselerin
| yuHāribūne: savaşanların
| llahe: Allah
| ve rasūlehu: ve elçisiyle
| ve yes'ǎvne: ve çalışanların
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| fesāden: bozgunculuk yapmağa
| en:
| yuḳattelū: öldürülmeleri
| ev: veya
| yuSallebū: asılmaları
| ev: yada
| tuḳaTTaǎ: kesilmesi
| eydīhim: ellerinin
| ve erculuhum: ve ayaklarının
| min:
| ḣilāfin: çapraz
| ev: veya
| yunfev: sürülmeleridir
| mine:
| l-erDi: bulundukları yerden
| ƶālike: bu
| lehum: onlar için
| ḣizyun: bir rezilliktir
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| ve lehum: ve Onların
| fī:
| l-āḣirati: Âhirette ise
| ǎƶābun: bir azab
| ǎZīmun: büyük
| (5:33)|illā: hariç
| elleƶīne: kimseler
| tābū: tevbe eden(ler)
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| teḳdirū: ele geçirmenizden
| ǎleyhim: onları
| feǎ'lemū: bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah
| ğafūrun: bağışlayandır
| raHīmun: esirgeyendir
| (5:34)

| elleƶīne: kimseler
| tābū: tevbe eden(ler)
| min:
| ḳabli: önce
| en:
| teḳdirū: ele geçirmenizden
| ǎleyhim: onları
| feǎ'lemū: bilin ki
| enne: muhakkak
| llahe: Allah
| ğafūrun: bağışlayandır
| raHīmun: esirgeyendir
| (5:34)|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| tteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| vebteğū: ve arayın
| ileyhi: O'na
| l-vesīlete: yol
| ve cāhidū: ve cihadedin
| fī:
| sebīlihi: O'nun yolunda
| leǎllekum: umulur ki
| tufliHūne: kurtuluşa erersiniz
| (5:35)

| eyyuhā: SİZ!
| elleƶīne: kimseler
| āmenū: inanan(lar)
| tteḳū: korkun
| llahe: Allah'tan
| vebteğū: ve arayın
| ileyhi: O'na
| l-vesīlete: yol
| ve cāhidū: ve cihadedin
| fī:
| sebīlihi: O'nun yolunda
| leǎllekum: umulur ki
| tufliHūne: kurtuluşa erersiniz
| (5:35)|inne: şüphesiz
| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lev: eğer
| enne: şüphesiz
| lehum: kendilerinin olsa
| mā: olanların
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| cemīǎn: hepsi
| ve miṧlehu: ve onun bir katı daha
| meǎhu: onunla beraber
| liyeftedū: fidye verseler
| bihi: onu
| min:
| ǎƶābi: azabına karşılık
| yevmi: gününün
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| mā:
| tuḳubbile: kabul edilmez
| minhum: kendilerinden
| ve lehum: ve Onların
| ǎƶābun: bir azab
| elīmun: acıklı
| (5:36)

| elleƶīne: kimseler
| keferū: inkar eden(ler)
| lev: eğer
| enne: şüphesiz
| lehum: kendilerinin olsa
| mā: olanların
| fī:
| l-erDi: yeryüzünde
| cemīǎn: hepsi
| ve miṧlehu: ve onun bir katı daha
| meǎhu: onunla beraber
| liyeftedū: fidye verseler
| bihi: onu
| min:
| ǎƶābi: azabına karşılık
| yevmi: gününün
| l-ḳiyāmeti: kıyamet
| mā:
| tuḳubbile: kabul edilmez
| minhum: kendilerinden
| ve lehum: ve Onların
| ǎƶābun: bir azab
| elīmun: acıklı
| (5:36)|yurīdūne: isterler
| en:
| yeḣrucū: çıkmak
| mine: -ten
| n-nāri: ateş-
| vemā: ve değillerdir
| hum: onlar
| biḣāricīne: çıkacak
| minhā: oradan
| ve lehum: ve Onların
| ǎƶābun: bir azab
| muḳīmun: sürekli
| (5:37)

| en:
| yeḣrucū: çıkmak
| mine: -ten
| n-nāri: ateş-
| vemā: ve değillerdir
| hum: onlar
| biḣāricīne: çıkacak
| minhā: oradan
| ve lehum: ve Onların
| ǎƶābun: bir azab
| muḳīmun: sürekli
| (5:37)|ve ssāriḳu: ve hırsızlık eden erkeğin
| ve ssāriḳatu: ve hırsızlık eden kadının
| feḳTaǔ: kesin
| eydiyehumā: ellerini
| cezā'en: bir ceza olarak
| bimā: karşılık
| kesebā: yaptıklarına
| nekālen: ibret verici
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| vallahu: ve Allah
| ǎzīzun: daima üstündür
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (5:38)

| ve ssāriḳatu: ve hırsızlık eden kadının
| feḳTaǔ: kesin
| eydiyehumā: ellerini
| cezā'en: bir ceza olarak
| bimā: karşılık
| kesebā: yaptıklarına
| nekālen: ibret verici
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| vallahu: ve Allah
| ǎzīzun: daima üstündür
| Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir
| (5:38)|femen: kim
| tābe: tevbe eder
| min:
| beǎ'di: sonra
| Zulmihi: yaptığı haksızlıktan
| ve eSleHa: ve uslanırsa
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yetūbu: tevbesini kabul eder
| ǎleyhi: onun
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğafūrun: bağışlayan
| raHīmun: acıyandır
| (5:39)

| tābe: tevbe eder
| min:
| beǎ'di: sonra
| Zulmihi: yaptığı haksızlıktan
| ve eSleHa: ve uslanırsa
| feinne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yetūbu: tevbesini kabul eder
| ǎleyhi: onun
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| ğafūrun: bağışlayan
| raHīmun: acıyandır
| (5:39)|elem:
| teǎ'lem: bilmez misin ki
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah'a
| lehu: aittir
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| yuǎƶƶibu: azabeder
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve yeğfiru: ve bağışlar
| limen: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| vallahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīrun: kadirdir
| (5:40)

| teǎ'lem: bilmez misin ki
| enne: şüphesiz
| llahe: Allah'a
| lehu: aittir
| mulku: mülkü
| s-semāvāti: göklerin
| vel'erDi: ve yerin
| yuǎƶƶibu: azabeder
| men: kimseye
| yeşā'u: dilediği
| ve yeğfiru: ve bağışlar
| limen: kimseyi
| yeşā'u: dilediği
| vallahu: Allah
| ǎlā: üzerine
| kulli: her
| şey'in: şey
| ḳadīrun: kadirdir
| (5:40)|yā: EY/HEY/AH
| eyyuhā: SİZ!
| r-rasūlu: Elçi
| lā:
| yeHzunke: seni üzmesin
| elleƶīne: kimseler
| yusāriǔne: yarış eden(ler)
| fī:
| l-kufri: küfürde
| mine:
| elleƶīne: onlar ki
| ḳālū: derler
| āmennā: inandık
| biefvāhihim: ağızlariyle
| velem:
| tu'min: inanmamış iken
| ḳulūbuhum: kalbleri
| ve mine: ve arasında
| elleƶīne: olanlar
| hādū: yahudi(ler)
| semmāǔne: kulak verirler
| lilkeƶibi: yalana
| semmāǔne: kulak verirler
| liḳavmin: bir kavme
| āḣarīne: başka
| lem:
| ye'tūke: sana gelmemiş olan
| yuHarrifūne: onlar kaydırırlar
| l-kelime: kelimeleri
| min:
| beǎ'di: bazısının
| mevāDiǐhi: yerlerinden
| yeḳūlūne: derler
| in: eğer
| ūtītum: size verilirse
| hāƶā: bu
| feḣuƶūhu: alın
| vein: ve eğer
| lem:
| tu'tevhu: verilmezse
| feHƶerū: sakının
| ve men: ve birini
| yuridi: isterse
| llahu: Allah
| fitnetehu: şaşırtmak
| felen:
| temlike: sen yapamazsın
| lehu: onun için
| mine: karşı
| llahi: Allah'a
| şey'en: hiçbir şey
| ulāike: işte onlar
| elleƶīne: o kimseler ki
| lem:
| yuridi: istememiştir
| llahu: Allah
| en:
| yuTahhira: temizlemesini
| ḳulūbehum: kalblerini
| lehum: onlar için vardır
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| ḣizyun: rezillik
| ve lehum: ve Onların
| fī:
| l-āḣirati: ahirette de
| ǎƶābun: bir azab
| ǎZīmun: büyük
| (5:41)

| eyyuhā: SİZ!
| r-rasūlu: Elçi
| lā:
| yeHzunke: seni üzmesin
| elleƶīne: kimseler
| yusāriǔne: yarış eden(ler)
| fī:
| l-kufri: küfürde
| mine:
| elleƶīne: onlar ki
| ḳālū: derler
| āmennā: inandık
| biefvāhihim: ağızlariyle
| velem:
| tu'min: inanmamış iken
| ḳulūbuhum: kalbleri
| ve mine: ve arasında
| elleƶīne: olanlar
| hādū: yahudi(ler)
| semmāǔne: kulak verirler
| lilkeƶibi: yalana
| semmāǔne: kulak verirler
| liḳavmin: bir kavme
| āḣarīne: başka
| lem:
| ye'tūke: sana gelmemiş olan
| yuHarrifūne: onlar kaydırırlar
| l-kelime: kelimeleri
| min:
| beǎ'di: bazısının
| mevāDiǐhi: yerlerinden
| yeḳūlūne: derler
| in: eğer
| ūtītum: size verilirse
| hāƶā: bu
| feḣuƶūhu: alın
| vein: ve eğer
| lem:
| tu'tevhu: verilmezse
| feHƶerū: sakının
| ve men: ve birini
| yuridi: isterse
| llahu: Allah
| fitnetehu: şaşırtmak
| felen:
| temlike: sen yapamazsın
| lehu: onun için
| mine: karşı
| llahi: Allah'a
| şey'en: hiçbir şey
| ulāike: işte onlar
| elleƶīne: o kimseler ki
| lem:
| yuridi: istememiştir
| llahu: Allah
| en:
| yuTahhira: temizlemesini
| ḳulūbehum: kalblerini
| lehum: onlar için vardır
| fī:
| d-dunyā: dünyada
| ḣizyun: rezillik
| ve lehum: ve Onların
| fī:
| l-āḣirati: ahirette de
| ǎƶābun: bir azab
| ǎZīmun: büyük
| (5:41)|semmāǔne: kulak verirler
| lilkeƶibi: yalana
| ekkālūne: yerler
| lissuHti: haram
| fein: eğer
| cā'ūke: sana gelirlerse
| feHkum: hüküm ver
| beynehum: aralarında
| ev: yada
| eǎ'riD: yüz çevir
| ǎnhum: onlardan
| ve in: eğer
| tuǎ'riD: yüz çevirirsen
| ǎnhum: onlardan
| felen: asla
| yeDurrūke: sana zarar veremezler
| şey'en: hiçbir
| ve in: ve eğer
| Hakemte: hüküm verirsen
| feHkum: hüküm ver
| beynehum: aralarında
| bil-ḳisTi: adaletle
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yuHibbu: sever
| l-muḳsiTīne: adalet yapanları
| (5:42)

| lilkeƶibi: yalana
| ekkālūne: yerler
| lissuHti: haram
| fein: eğer
| cā'ūke: sana gelirlerse
| feHkum: hüküm ver
| beynehum: aralarında
| ev: yada
| eǎ'riD: yüz çevir
| ǎnhum: onlardan
| ve in: eğer
| tuǎ'riD: yüz çevirirsen
| ǎnhum: onlardan
| felen: asla
| yeDurrūke: sana zarar veremezler
| şey'en: hiçbir
| ve in: ve eğer
| Hakemte: hüküm verirsen
| feHkum: hüküm ver
| beynehum: aralarında
| bil-ḳisTi: adaletle
| inne: şüphesiz
| llahe: Allah
| yuHibbu: sever
| l-muḳsiTīne: adalet yapanları
| (5:42)|vekeyfe: ve nasıl
| yuHakkimūneke: seni hakem yapıyorlar
| veǐndehumu: yanlarında dururken
| t-tevrātu: Tevrat
| fīhā: içinde bulunan
| Hukmu: hükmü
| llahi: Allah'ın
| ṧumme: sonra
| yetevellevne: dönüyorlar
| min:
| beǎ'di: sonra da
| ƶālike: ondan
| ve mā: değillerdir
| ulāike: onlar
| bil-mu'minīne: inanıyor
| (5:43)

| yuHakkimūneke: seni hakem yapıyorlar
| veǐndehumu: yanlarında dururken
| t-tevrātu: Tevrat
| fīhā: içinde bulunan
| Hukmu: hükmü
| llahi: Allah'ın
| ṧumme: sonra
| yetevellevne: dönüyorlar
| min:
| beǎ'di: sonra da
| ƶālike: ondan
| ve mā: değillerdir
| ulāike: onlar
| bil-mu'minīne: inanıyor
| (5:43)|innā: gerçekten
| enzelnā: biz indirdik
| t-tevrāte: Tevrat'ı
| fīhā: onda vardır
| huden: yol gösterme
| ve nūrun: ve nur
| yeHkumu: hüküm verirlerdi
| bihā: onunla
| n-nebiyyūne: peygamberler
| elleƶīne: öyle ki
| eslemū: İslam olmuş
| lilleƶīne: kimselere
| hādū: yahudi(lere)
| ve rrabbāniyyūne: ve Rabbanilere
| vel'eHbāru: ve alimlere
| bimā: dolayı
| stuHfiZū: korumakla görevlendirildiklerinden
| min:
| kitābi: Kitabını
| llahi: Allah'ın
| ve kānū: idiler
| ǎleyhi: onun üzerine
| şuhedā'e: şahitler
| felā:
| teḣşevu: korkmayın
| n-nāse: insanlardan
| veḣşevni: benden korkun
| ve lā:
| teşterū: ve satmayın
| biāyātī: benim ayetlerimi
| ṧemenen: bir paraya
| ḳalīlen: azıcık
| ve men: ve kim
| lem:
| yeHkum: hükmetmezse
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-kāfirūne: kafirlerdir
| (5:44)

| enzelnā: biz indirdik
| t-tevrāte: Tevrat'ı
| fīhā: onda vardır
| huden: yol gösterme
| ve nūrun: ve nur
| yeHkumu: hüküm verirlerdi
| bihā: onunla
| n-nebiyyūne: peygamberler
| elleƶīne: öyle ki
| eslemū: İslam olmuş
| lilleƶīne: kimselere
| hādū: yahudi(lere)
| ve rrabbāniyyūne: ve Rabbanilere
| vel'eHbāru: ve alimlere
| bimā: dolayı
| stuHfiZū: korumakla görevlendirildiklerinden
| min:
| kitābi: Kitabını
| llahi: Allah'ın
| ve kānū: idiler
| ǎleyhi: onun üzerine
| şuhedā'e: şahitler
| felā:
| teḣşevu: korkmayın
| n-nāse: insanlardan
| veḣşevni: benden korkun
| ve lā:
| teşterū: ve satmayın
| biāyātī: benim ayetlerimi
| ṧemenen: bir paraya
| ḳalīlen: azıcık
| ve men: ve kim
| lem:
| yeHkum: hükmetmezse
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-kāfirūne: kafirlerdir
| (5:44)|ve ketebnā: ve yazdık
| ǎleyhim: onlara
| fīhā: onda
| enne: mukakkak
| n-nefse: cana
| bin-nefsi: can
| vel'ǎyne: ve göze
| bil-ǎyni: göz
| vel'enfe: ve buruna
| bil-enfi: burun
| vel'uƶune: ve kulağa
| bil-uƶuni: kulak
| ve ssinne: ve dişe
| bis-sinni: diş
| velcurūHa: ve yaralara
| ḳiSāSun: kısas
| femen: kim
| teSaddeḳa: bağışlarsa
| bihi: bunu
| fehuve: o
| keffāratun: keffaret olur
| lehu: kendisi için
| ve men: ve kim
| lem:
| yeHkum: hükmetmezse
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| Z-Zālimūne: zalimlerdir
| (5:45)

| ǎleyhim: onlara
| fīhā: onda
| enne: mukakkak
| n-nefse: cana
| bin-nefsi: can
| vel'ǎyne: ve göze
| bil-ǎyni: göz
| vel'enfe: ve buruna
| bil-enfi: burun
| vel'uƶune: ve kulağa
| bil-uƶuni: kulak
| ve ssinne: ve dişe
| bis-sinni: diş
| velcurūHa: ve yaralara
| ḳiSāSun: kısas
| femen: kim
| teSaddeḳa: bağışlarsa
| bihi: bunu
| fehuve: o
| keffāratun: keffaret olur
| lehu: kendisi için
| ve men: ve kim
| lem:
| yeHkum: hükmetmezse
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| Z-Zālimūne: zalimlerdir
| (5:45)|ve ḳaffeynā: ve gönderdik
| ǎlā: üzerine
| āṧārihim: onların ardından
| biǐysā: Îsa'yı
| bni: oğlu
| meryeme: Meryem
| muSaddiḳan: doğrulayıcı olarak
| limā: olan
| beyne:
| yedeyhi: ellerinde
| mine:
| t-tevrāti: Tevrat'ı
| ve āteynāhu: ve ona verdik
| l-incīle: İncil'i
| fīhi: içinde bulunan
| huden: yol gösterme
| ve nūrun: ve nur
| ve muSaddiḳan: ve doğrulayan
| limā: olan
| beyne:
| yedeyhi: ellerinde
| mine:
| t-tevrāti: Tevrat'ı
| ve huden: ve yol gösterici
| ve mev'ǐZeten: ve öğüt
| lilmutteḳīne: korunanlar için
| (5:46)

| ǎlā: üzerine
| āṧārihim: onların ardından
| biǐysā: Îsa'yı
| bni: oğlu
| meryeme: Meryem
| muSaddiḳan: doğrulayıcı olarak
| limā: olan
| beyne:
| yedeyhi: ellerinde
| mine:
| t-tevrāti: Tevrat'ı
| ve āteynāhu: ve ona verdik
| l-incīle: İncil'i
| fīhi: içinde bulunan
| huden: yol gösterme
| ve nūrun: ve nur
| ve muSaddiḳan: ve doğrulayan
| limā: olan
| beyne:
| yedeyhi: ellerinde
| mine:
| t-tevrāti: Tevrat'ı
| ve huden: ve yol gösterici
| ve mev'ǐZeten: ve öğüt
| lilmutteḳīne: korunanlar için
| (5:46)|velyeHkum: hükmetsinler
| ehlu: sahipleri
| l-incīli: İncil
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| fīhi: onda
| ve men: ve kim
| lem:
| yeHkum: hükmetmezse
| bimā: ilr
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-fāsiḳūne: fasıklardır
| (5:47)

| ehlu: sahipleri
| l-incīli: İncil
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| fīhi: onda
| ve men: ve kim
| lem:
| yeHkum: hükmetmezse
| bimā: ilr
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| feulāike: işte
| humu: onlar
| l-fāsiḳūne: fasıklardır
| (5:47)|ve enzelnā: ve indirdik
| ileyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| bil-Haḳḳi: gerçekle
| muSaddiḳan: doğrulayıcı
| limā: bulunan
| beyne:
| yedeyhi: ellerinde
| mine:
| l-kitābi: Kitabı
| ve muheyminen: ve kollayıp koruyucu olarak
| ǎleyhi: onu
| feHkum: artık hükmet
| beynehum: onların aralarında
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| ve lā:
| tettebiǎ': ve uyma
| ehvā'ehum: onların keyiflerine
| ǎmmā:
| cā'eke: sana gelen
| mine:
| l-Haḳḳi: gerçek(ten ayrılıp)
| likullin: her biriniz için
| ceǎlnā: belirledik
| minkum: sizden
| şir'ǎten: bir şeri'at
| ve minhācen: ve bir yol
| velev: ve eğer
| şā'e: isteseydi
| llahu: Allah
| leceǎlekum: hepinizi yapardı
| ummeten: ümmet
| vāHideten: bir tek
| velākin: fakat
| liyebluvekum: sizi sınamak istedi
| fī:
| mā: ile
| ātākum: size verdiği
| festebiḳū: öyleyse koşun
| l-ḣayrāti: hayır işlerine
| ilā:
| llahi: Allah'adır
| merciǔkum: dönüşü
| cemīǎn: hepinizin
| feyunebbiukum: O size haber verecektir
| bimā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| fīhi: onda
| teḣtelifūne: ayrılığa düşmüş
| (5:48)

| ileyke: sana
| l-kitābe: Kitabı
| bil-Haḳḳi: gerçekle
| muSaddiḳan: doğrulayıcı
| limā: bulunan
| beyne:
| yedeyhi: ellerinde
| mine:
| l-kitābi: Kitabı
| ve muheyminen: ve kollayıp koruyucu olarak
| ǎleyhi: onu
| feHkum: artık hükmet
| beynehum: onların aralarında
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| ve lā:
| tettebiǎ': ve uyma
| ehvā'ehum: onların keyiflerine
| ǎmmā:
| cā'eke: sana gelen
| mine:
| l-Haḳḳi: gerçek(ten ayrılıp)
| likullin: her biriniz için
| ceǎlnā: belirledik
| minkum: sizden
| şir'ǎten: bir şeri'at
| ve minhācen: ve bir yol
| velev: ve eğer
| şā'e: isteseydi
| llahu: Allah
| leceǎlekum: hepinizi yapardı
| ummeten: ümmet
| vāHideten: bir tek
| velākin: fakat
| liyebluvekum: sizi sınamak istedi
| fī:
| mā: ile
| ātākum: size verdiği
| festebiḳū: öyleyse koşun
| l-ḣayrāti: hayır işlerine
| ilā:
| llahi: Allah'adır
| merciǔkum: dönüşü
| cemīǎn: hepinizin
| feyunebbiukum: O size haber verecektir
| bimā: şeyleri
| kuntum: olduğunuz
| fīhi: onda
| teḣtelifūne: ayrılığa düşmüş
| (5:48)|ve eni: ve
| Hkum: hükmet
| beynehum: aralarında
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| ve lā:
| tettebiǎ': uyma
| ehvā'ehum: onların keyiflerine
| veHƶerhum: ve onlardan sakın
| en:
| yeftinūke: seni şaşırtmalarından
| ǎn: -ndan
| beǎ'Di: bir kısmı-
| mā: şeylerin
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| ileyke: sana
| fe in: eğer
| tevellev: dönerlerse
| feǎ'lem: bil ki
| ennemā: şüphesiz
| yurīdu: istiyor
| llahu: Allah
| en:
| yuSībehum: onları felakete uğratmak
| bibeǎ'Di: bazı
| ƶunūbihim: günahları yüzünden
| ve inne: ve şüphesiz
| keṧīran: çoğu
| mine: -dan
| n-nāsi: insanlar-
| lefāsiḳūne: yoldan çıkmışlardır
| (5:49)

| Hkum: hükmet
| beynehum: aralarında
| bimā: ile
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| ve lā:
| tettebiǎ': uyma
| ehvā'ehum: onların keyiflerine
| veHƶerhum: ve onlardan sakın
| en:
| yeftinūke: seni şaşırtmalarından
| ǎn: -ndan
| beǎ'Di: bir kısmı-
| mā: şeylerin
| enzele: indirdiği
| llahu: Allah'ın
| ileyke: sana
| fe in: eğer
| tevellev: dönerlerse
| feǎ'lem: bil ki
| ennemā: şüphesiz
| yurīdu: istiyor
| llahu: Allah
| en:
| yuSībehum: onları felakete uğratmak
| bibeǎ'Di: bazı
| ƶunūbihim: günahları yüzünden
| ve inne: ve şüphesiz
| keṧīran: çoğu
| mine: -dan
| n-nāsi: insanlar-
| lefāsiḳūne: yoldan çıkmışlardır
| (5:49)|efeHukme: hükmünü mü?
| l-cāhiliyyeti: cahiliyye
| yebğūne: arıyorlar
| ve men: kim olabilir?
| eHsenu: daha güzel
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| Hukmen: hüküm veren
| liḳavmin: bir toplum için
| yūḳinūne: iyi bilen
| (5:50)

| l-cāhiliyyeti: cahiliyye
| yebğūne: arıyorlar
| ve men: kim olabilir?
| eHsenu: daha güzel
| mine: -tan
| llahi: Allah-
| Hukmen: hüküm veren
| liḳavmin: bir toplum için
| yūḳinūne: iyi bilen
| (5:50)