» 38 / Sâd  23:

Kuran Sırası: 38
İniş Sırası: 38
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88

 » 38 / Sâd  Suresi: 23
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. إِنَّ (ÎN) = inne : doğrusu
2. هَٰذَا (HZ̃E) = hāƶā : bu
3. أَخِي (ÊḢY) = eḣī : kardeşimin
4. لَهُ (LH) = lehu : vardır
5. تِسْعٌ (TSA) = tis'ǔn : (doksan) dokuz
6. وَتِسْعُونَ (VTSAVN) = ve tis'ǔne : doksan (dokuz)
7. نَعْجَةً (NACT) = neǎ'ceten : koyunu
8. وَلِيَ (VLY) = veliye : benim ise vardır
9. نَعْجَةٌ (NACT) = neǎ'cetun : koyunum
10. وَاحِدَةٌ (VEḪD̃T) = vāHidetun : bir tek
11. فَقَالَ (FGEL) = feḳāle : fakat (kardeşim) dedi
12. أَكْفِلْنِيهَا (ÊKFLNYHE) = ekfilnīhā : onu da bana ver
13. وَعَزَّنِي (VAZNY) = ve ǎzzenī : ve bana ağır bastı
14. فِي (FY) = fī :
15. الْخِطَابِ (ELḢŦEB) = l-ḣiTābi : konuşmada
doğrusu | bu | kardeşimin | vardır | (doksan) dokuz | doksan (dokuz) | koyunu | benim ise vardır | koyunum | bir tek | fakat (kardeşim) dedi | onu da bana ver | ve bana ağır bastı | | konuşmada |

[] [] [EḢV] [] [TSA] [TSA] [NAC] [] [NAC] [VḪD̃] [GVL] [KFL] [AZZ] [] [ḢŦB]
ÎN HZ̃E ÊḢY LH TSA VTSAVN NACT VLY NACT VEḪD̃T FGEL ÊKFLNYHE VAZNY FY ELḢŦEB

inne hāƶā eḣī lehu tis'ǔn ve tis'ǔne neǎ'ceten veliye neǎ'cetun vāHidetun feḳāle ekfilnīhā ve ǎzzenī l-ḣiTābi
إن هذا أخي له تسع وتسعون نعجة ولي نعجة واحدة فقال أكفلنيها وعزني في الخطاب

 » 38 / Sâd  Suresi: 23
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
إن | ÎN inne doğrusu Indeed,
هذا | HZ̃E hāƶā bu this
أخي ا خ و | EḢV ÊḢY eḣī kardeşimin (is) my brother,
له | LH lehu vardır he has
تسع ت س ع | TSA TSA tis'ǔn (doksan) dokuz ninety-nine
وتسعون ت س ع | TSA VTSAVN ve tis'ǔne doksan (dokuz) ninety-nine
نعجة ن ع ج | NAC NACT neǎ'ceten koyunu ewe(s)
ولي | VLY veliye benim ise vardır while I have
نعجة ن ع ج | NAC NACT neǎ'cetun koyunum ewe
واحدة و ح د | VḪD̃ VEḪD̃T vāHidetun bir tek "one;"
فقال ق و ل | GVL FGEL feḳāle fakat (kardeşim) dedi so he said,
أكفلنيها ك ف ل | KFL ÊKFLNYHE ekfilnīhā onu da bana ver """Entrust her to me,"""
وعزني ع ز ز | AZZ VAZNY ve ǎzzenī ve bana ağır bastı and he overpowered me
في | FY in
الخطاب خ ط ب | ḢŦB ELḢŦEB l-ḣiTābi konuşmada "[the] speech."""

38:23 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

doğrusu | bu | kardeşimin | vardır | (doksan) dokuz | doksan (dokuz) | koyunu | benim ise vardır | koyunum | bir tek | fakat (kardeşim) dedi | onu da bana ver | ve bana ağır bastı | | konuşmada |

[] [] [EḢV] [] [TSA] [TSA] [NAC] [] [NAC] [VḪD̃] [GVL] [KFL] [AZZ] [] [ḢŦB]
ÎN HZ̃E ÊḢY LH TSA VTSAVN NACT VLY NACT VEḪD̃T FGEL ÊKFLNYHE VAZNY FY ELḢŦEB

inne hāƶā eḣī lehu tis'ǔn ve tis'ǔne neǎ'ceten veliye neǎ'cetun vāHidetun feḳāle ekfilnīhā ve ǎzzenī l-ḣiTābi
إن هذا أخي له تسع وتسعون نعجة ولي نعجة واحدة فقال أكفلنيها وعزني في الخطاب

[] [] [ا خ و] [] [ت س ع] [ت س ع] [ن ع ج] [] [ن ع ج] [و ح د] [ق و ل] [ك ف ل] [ع ز ز] [] [خ ط ب]

 » 38 / Sâd  Suresi: 23
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
إن | ÎN inne doğrusu Indeed,
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب
هذا | HZ̃E hāƶā bu this
He,Zel,Elif,
5,700,1,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
أخي ا خ و | EḢV ÊḢY eḣī kardeşimin (is) my brother,
,Hı,Ye,
,600,10,
N – nominative masculine singular noun
PRON – 1st person singular possessive pronoun
اسم مرفوع والياء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
له | LH lehu vardır he has
Lam,He,
30,5,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
تسع ت س ع | TSA TSA tis'ǔn (doksan) dokuz ninety-nine
Te,Sin,Ayn,
400,60,70,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
وتسعون ت س ع | TSA VTSAVN ve tis'ǔne doksan (dokuz) ninety-nine
Vav,Te,Sin,Ayn,Vav,Nun,
6,400,60,70,6,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine plural noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
نعجة ن ع ج | NAC NACT neǎ'ceten koyunu ewe(s)
Nun,Ayn,Cim,Te merbuta,
50,70,3,400,
"N – accusative feminine indefinite noun → Sheep"
اسم منصوب
ولي | VLY veliye benim ise vardır while I have
Vav,Lam,Ye,
6,30,10,
CIRC – prefixed circumstantial particle
P – prefixed preposition lām
PRON – 1st person singular personal pronoun
الواو حالية
جار ومجرور
نعجة ن ع ج | NAC NACT neǎ'cetun koyunum ewe
Nun,Ayn,Cim,Te merbuta,
50,70,3,400,
"N – nominative feminine indefinite noun → Sheep"
اسم مرفوع
واحدة و ح د | VḪD̃ VEḪD̃T vāHidetun bir tek "one;"
Vav,Elif,Ha,Dal,Te merbuta,
6,1,8,4,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
فقال ق و ل | GVL FGEL feḳāle fakat (kardeşim) dedi so he said,
Fe,Gaf,Elif,Lam,
80,100,1,30,
REM – prefixed resumption particle
V – 3rd person masculine singular perfect verb
الفاء استئنافية
فعل ماض
أكفلنيها ك ف ل | KFL ÊKFLNYHE ekfilnīhā onu da bana ver """Entrust her to me,"""
,Kef,Fe,Lam,Nun,Ye,He,Elif,
,20,80,30,50,10,5,1,
V – 2nd person masculine singular (form IV) imperative verb
PRON – 1st person singular first object pronoun
PRON – 3rd person feminine singular second object pronoun
فعل أمر والياء ضمير متصل في محل نصب مفعول به اول و«ها» ضمير متصل في محل نصب مفعول به ثان
وعزني ع ز ز | AZZ VAZNY ve ǎzzenī ve bana ağır bastı and he overpowered me
Vav,Ayn,Ze,Nun,Ye,
6,70,7,50,10,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 1st person singular object pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والياء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الخطاب خ ط ب | ḢŦB ELḢŦEB l-ḣiTābi konuşmada "[the] speech."""
Elif,Lam,Hı,Tı,Elif,Be,
1,30,600,9,1,2,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |إِنَّ: doğrusu | هَٰذَا: bu | أَخِي: kardeşimin | لَهُ: vardır | تِسْعٌ: (doksan) dokuz | وَتِسْعُونَ: doksan (dokuz) | نَعْجَةً: koyunu | وَلِيَ: benim ise vardır | نَعْجَةٌ: koyunum | وَاحِدَةٌ: bir tek | فَقَالَ: fakat (kardeşim) dedi | أَكْفِلْنِيهَا: onu da bana ver | وَعَزَّنِي: ve bana ağır bastı | فِي: | الْخِطَابِ: konuşmada |
Kırık Meal (Harekesiz) : |إن ÎN doğrusu | هذا HZ̃E bu | أخي ÊḢY kardeşimin | له LH vardır | تسع TSA (doksan) dokuz | وتسعون WTSAWN doksan (dokuz) | نعجة NACT koyunu | ولي WLY benim ise vardır | نعجة NACT koyunum | واحدة WEḪD̃T bir tek | فقال FGEL fakat (kardeşim) dedi | أكفلنيها ÊKFLNYHE onu da bana ver | وعزني WAZNY ve bana ağır bastı | في FY | الخطاب ELḢŦEB konuşmada |
Kırık Meal (Okunuş) : |inne: doğrusu | hāƶā: bu | eḣī: kardeşimin | lehu: vardır | tis'ǔn: (doksan) dokuz | ve tis'ǔne: doksan (dokuz) | neǎ'ceten: koyunu | veliye: benim ise vardır | neǎ'cetun: koyunum | vāHidetun: bir tek | feḳāle: fakat (kardeşim) dedi | ekfilnīhā: onu da bana ver | ve ǎzzenī: ve bana ağır bastı | : | l-ḣiTābi: konuşmada |
Kırık Meal (Transcript) : |ÎN: doğrusu | HZ̃E: bu | ÊḢY: kardeşimin | LH: vardır | TSA: (doksan) dokuz | VTSAVN: doksan (dokuz) | NACT: koyunu | VLY: benim ise vardır | NACT: koyunum | VEḪD̃T: bir tek | FGEL: fakat (kardeşim) dedi | ÊKFLNYHE: onu da bana ver | VAZNY: ve bana ağır bastı | FY: | ELḢŦEB: konuşmada |
Abdulbaki Gölpınarlı : Şüphe yok ki şu, benim kardeşimdir, doksan dokuz dişi koyunu var ve benimse bir tek dişi koyunum; öyleyken onu da bana ver dedi ve konuşmamızda beni alt da etti.
Adem Uğur : (Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni yendi.
Ahmed Hulusi : "Muhakkak ki şu benim kardeşimdir. . . Onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. . . Böyle iken 'Onu bana ver' dedi ve dediğini yaptırdı!"
Ahmet Tekin : Onlardan biri: 'Bu benim kardeşim. O doksan dokuz yaban ineğine sahipleniyor. Bense bir tek yaban ineğine sahiplendim. Böyleyken onu da benimkilerine kat, ona sahiplenmekten vazgeç dedi. Bu karşılıklı konuşma sırasında bana baskın çıktı.' dedi.
Ahmet Varol : Şu kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum var. Böyleyken: 'Onu da bana ver' dedi ve konuşmada bana üstün geldi.'
Ali Bulaç : "Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."
Ali Fikri Yavuz : (İkisinden biri şöyle) dedi: “- Şu benim (din) kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu var. Benim ise tek dişi koyunum var. Böyle iken, onu da bana ver dedi ve beni konuşmada mağlûb etti.”
Bekir Sadak : «Bu kardesimin doksan dokuz disi koyunu, benim de bir tek disi koyunum vardir; O'nu da bana ver dedi ve tartismada beni yendi.»
Celal Yıldırım : Şüphen olmasın ki, bu benim kardeşimdir; doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Onu da bana ver, di gerine katayım, dedi ve beni konuş mada yendi.
Diyanet İşleri : İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken ‘Onu da bana ver’ dedi ve tartışmada beni bastırdı.”
Diyanet İşleri (eski) : 'Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi.'
Diyanet Vakfi : (Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken «Onu da bana ver» dedi ve tartışmada beni yendi.
Edip Yüksel : 'Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken, 'Onu da bana ver,' dedi ve tartışmada bana üstün geldi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Biri: «İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi» diye anlattı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : «Şu benim kardeşim, onun doksan dokuz kişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken; «Onu da bana bırak» dedi. Ve beni söyleşmede (tartışmada) yendi.» diye anlattı.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şu benim biraderim onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken «bırak onu bana» dedi ve beni söyleşmede yendi
Fizilal-il Kuran : Bu kardeşimin doksandokuz dişi koyunu var. Benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken onu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi.
Gültekin Onan : "Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."
Hakkı Yılmaz : (22,23) Dâvûd'un yanına girdiklerinde o, onlardan korkuvermişti. Ona, “Korkma! Biz, iki davacıyız. Kimimiz, kimimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver, haksızlık etme ve bizi doğru yolun ortasına yönelt” dediler. Birisi de dedi ki: “İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken, ‘Onu da bana ver’ dedi ve konuşmada bana üstün geldi/tartışmada beni yendi.”
Hasan Basri Çantay : (İçlerinden biri): «Şu benim birâderimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu var. Benim ise birtek dişi koyunum var. Böyle iken «Onu bana ver (de bakayım)» dedi, mücâdelede beni yendi».
Hayrat Neşriyat : (Onlardan biri şöyle dedi:) 'Doğrusu bu benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise tek bir koyunum var. Böyle iken: 'Onu bana ver!’ dedi ve tartışmada beni yendi.'
İbni Kesir : Gerçekten bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum var. Onu bana ver, dedi ve söyleşmede beni yendi.
İskender Evrenosoğlu : Gerçekten bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir koyunum var. Buna rağmen "Ona beni kefil kıl (onu da bana ver)." dedi. Söyledikleri ile beni yendi.
Muhammed Esed : "Bu benim kardeşim: Onun doksandokuz koyunu var, benimse (sadece) bir koyunum; buna rağmen, 'onu bana ver' dedi ve bu tartışmada bana zorla dediğini yaptırdı".
Ömer Nasuhi Bilmen : «Muhakkak ki şu, benim kardeşimdir. Onun doksandokuz dişi koyunu vardır. Benim için ise bir dişi koyun var. Öyle iken, «Onu bana bırak,» dedi ve beni konuşmada mağlup etti.»
Ömer Öngüt : "Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: 'Onu da bana ver!' dedi ve beni tartışmada yendi. "
Şaban Piriş : -Bu benim kardeşimdir, O’nun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. “Onu da bana ver” dedi ve konuşmada bana üstün geldi.
Suat Yıldırım : "Benim şu (din) kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Böyle iken "onu da bana bırak!" dedi ve çenesiyle beni bastırdı."
Süleyman Ateş : "Bu kardeşimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve konuşmada bana ağır bastı (onunla baş edemedim.)"
Tefhim-ul Kuran : «Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen «Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat» dedi ve bana konuşma (tarzın)da üstün geldi.»
Ümit Şimşek : 'Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim de bir koyunum var. Buna rağmen 'O tek koyunu da bana ver' dedi ve tartışmada bana üstün geldi.'
Yaşar Nuri Öztürk : "Şu benim kardeşimdir. Kendisinin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen, onu da bana ver dedi ve tartışmada bana galip geldi."


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}