Önceki Sonraki

18:21Kehf Suresi 21. Ayet

Kuran Sırası: 18 İniş Sırası: 69
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110

18:21Kehf Suresi 21. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وكذلك
ve keƶālike
|
ve böylece
Kombi Müfredat
أعثرنا
eǎ'ṧernā
AS̃R|ع ث ر
buldurduk
3
عليهم
ǎleyhim
|
onları
Kombi Müfredat
ليعلموا
liyeǎ'lemū
ALM|ع ل م
bilsinler diye
5
أن
enne
|
şüphesiz
Kombi Müfredat
وعد
veǎ'de
VAD̃|و ع د
va'dinin
7
الله
llahi
|
Allah'ın
Kombi Müfredat
حق
Haḳḳun
ḪGG|ح ق ق
gerçek olduğunu
9
وأن
ve enne
|
ve şüphesiz
10 Kombi Müfredat
الساعة
s-sāǎte
SVA|س و ع
saatin(geleceğinde)
11
لا
|
asla olmadığını
12 Kombi Müfredat
ريب
raybe
RYB|ر ي ب
şüphe
13
فيها
fīhā
|
onda
14
إذ
|
o sırada
15 Kombi Müfredat
يتنازعون
yetenāzeǔne
NZA|ن ز ع
tartışıyorlardı
16 Kombi Müfredat
بينهم
beynehum
BYN|ب ي ن
kendi aralarında
17 Kombi Müfredat
أمرهم
emrahum
EMR|ا م ر
onların durumlarını
18 Kombi Müfredat
فقالوا
fe ḳālū
GVL|ق و ل
dediler
19 Kombi Müfredat
ابنوا
bnū
BNY|ب ن ي
bina edin
20
عليهم
ǎleyhim
|
onların üstüne
21 Kombi Müfredat
بنيانا
bunyānen
BNY|ب ن ي
bir bina
22 Kombi Müfredat
ربهم
rabbuhum
RBB|ر ب ب
Rableri
23 Kombi Müfredat
أعلم
eǎ'lemu
ALM|ع ل م
daha iyi bilir
24
بهم
bihim
|
onları
25 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
dediler ki
26
الذين
elleƶīne
|
27 Kombi Müfredat
غلبوا
ğalebū
ĞLB|غ ل ب
gâlip gelenler
28
على
ǎlā
|
29 Kombi Müfredat
أمرهم
emrihim
EMR|ا م ر
onların işine
30 Kombi Müfredat
لنتخذن
lenetteḣiƶenne
EḢZ̃|ا خ ذ
mutlaka yapacağız
31
عليهم
ǎleyhim
|
onların üstüne
32 Kombi Müfredat
مسجدا
mesciden
SCD̃|س ج د
bir mescid
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَكَذَٰلِكَ: ve böylece | أَعْثَرْنَا: buldurduk | عَلَيْهِمْ: onları | لِيَعْلَمُوا: bilsinler diye | أَنَّ: şüphesiz | وَعْدَ: va'dinin | اللَّهِ: Allah'ın | حَقٌّ: gerçek olduğunu | وَأَنَّ: ve şüphesiz | السَّاعَةَ: saatin(geleceğinde) | لَا: asla olmadığını | رَيْبَ: şüphe | فِيهَا: onda | إِذْ: o sırada | يَتَنَازَعُونَ: tartışıyorlardı | بَيْنَهُمْ: kendi aralarında | أَمْرَهُمْ: onların durumlarını | فَقَالُوا: dediler | ابْنُوا: bina edin | عَلَيْهِمْ: onların üstüne | بُنْيَانًا: bir bina | رَبُّهُمْ: Rableri | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِهِمْ: onları | قَالَ: dediler ki | الَّذِينَ: | غَلَبُوا: gâlip gelenler | عَلَىٰ: | أَمْرِهِمْ: onların işine | لَنَتَّخِذَنَّ: mutlaka yapacağız | عَلَيْهِمْ: onların üstüne | مَسْجِدًا: bir mescid | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وكذلك WKZ̃LK ve böylece | أعثرنا ÊAS̃RNE buldurduk | عليهم ALYHM onları | ليعلموا LYALMWE bilsinler diye | أن ÊN şüphesiz | وعد WAD̃ va'dinin | الله ELLH Allah'ın | حق ḪG gerçek olduğunu | وأن WÊN ve şüphesiz | الساعة ELSEAT saatin(geleceğinde) | لا LE asla olmadığını | ريب RYB şüphe | فيها FYHE onda | إذ ÎZ̃ o sırada | يتنازعون YTNEZAWN tartışıyorlardı | بينهم BYNHM kendi aralarında | أمرهم ÊMRHM onların durumlarını | فقالوا FGELWE dediler | ابنوا EBNWE bina edin | عليهم ALYHM onların üstüne | بنيانا BNYENE bir bina | ربهم RBHM Rableri | أعلم ÊALM daha iyi bilir | بهم BHM onları | قال GEL dediler ki | الذين ELZ̃YN | غلبوا ĞLBWE gâlip gelenler | على AL | أمرهم ÊMRHM onların işine | لنتخذن LNTḢZ̃N mutlaka yapacağız | عليهم ALYHM onların üstüne | مسجدا MSCD̃E bir mescid | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve keƶālike: ve böylece | eǎ'ṧernā: buldurduk | ǎleyhim: onları | liyeǎ'lemū: bilsinler diye | enne: şüphesiz | veǎ'de: va'dinin | llahi: Allah'ın | Haḳḳun: gerçek olduğunu | ve enne: ve şüphesiz | s-sāǎte: saatin(geleceğinde) | : asla olmadığını | raybe: şüphe | fīhā: onda | : o sırada | yetenāzeǔne: tartışıyorlardı | beynehum: kendi aralarında | emrahum: onların durumlarını | fe ḳālū: dediler | bnū: bina edin | ǎleyhim: onların üstüne | bunyānen: bir bina | rabbuhum: Rableri | eǎ'lemu: daha iyi bilir | bihim: onları | ḳāle: dediler ki | elleƶīne: | ğalebū: gâlip gelenler | ǎlā: | emrihim: onların işine | lenetteḣiƶenne: mutlaka yapacağız | ǎleyhim: onların üstüne | mesciden: bir mescid | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VKZ̃LK: ve böylece | ÊAS̃RNE: buldurduk | ALYHM: onları | LYALMVE: bilsinler diye | ÊN: şüphesiz | VAD̃: va'dinin | ELLH: Allah'ın | ḪG: gerçek olduğunu | VÊN: ve şüphesiz | ELSEAT: saatin(geleceğinde) | LE: asla olmadığını | RYB: şüphe | FYHE: onda | ÎZ̃: o sırada | YTNEZAVN: tartışıyorlardı | BYNHM: kendi aralarında | ÊMRHM: onların durumlarını | FGELVE: dediler | EBNVE: bina edin | ALYHM: onların üstüne | BNYENE: bir bina | RBHM: Rableri | ÊALM: daha iyi bilir | BHM: onları | GEL: dediler ki | ELZ̃YN: | ĞLBVE: gâlip gelenler | AL: | ÊMRHM: onların işine | LNTḢZ̃N: mutlaka yapacağız | ALYHM: onların üstüne | MSCD̃E: bir mescid | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : İşte böylece Allah'ın vaadinin hak ve gerçek olduğunu ve gerçekten de kıyâmetin kopacağını ve onda hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için, tam bu hususlarda birbirleriyle çekişip dururlarken, insanları haberdâr ettik de müşrikler dediler ki: Onların bulunduğu yere bir yapı yapın, halktan gizli kalsınlar. Halbuki Rableri, onların ahvâlini daha iyi bilir. Hallerine vâkıf olanlarsa onların bulundukları mağaranın önüne mutlaka bir mescit yapmalıyız dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir." Onların durumuna vâkıf olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Böylece onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allâh'ın bildiriminin Hak olduğunu (bâ'sı) ve o saatin (ölümün) şüphe götürmez olduğunu bilsinler! Hani onlar, aralarında onların olayını tartışıyorlardı. . . Şöyle dediler: "Onlar üzerine bina yapın; (ne olduklarını) Rableri daha iyi bilir". . . Onların hakkında sözü geçenler ise; "Elbette biz onların (Ashab-ı Kehf'in) üzerine ibadethâne yapacağız" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Onları uyuttuğumuz ve dirilttiğimiz gibi, insanları, onlardan haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak ve doğru olduğunu, kıyametin kopacağı ânın geleceğinde ve gerçekleşeceğinde de şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar, aralarında Eshâb-ı Kehf’in durumunu tartışıyorlardı. 'Üzerlerine bir anıt dikin. Rableri onların başına geleni, hallerini daha iyi bilir.' dediler. Eshâb-ı Kehf konusunda düşündüklerini, planlarını gerçekleştirme gücüne sahip olanlar: 'Biz onların üzerlerine bir mescit yapacağız' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Böylece, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin geleceğinde şüphe olmadığını bilmeleri için (insanlara) onları buldurduk. Onların durumlarını aralarında tartışıyorlardı. (Bazıları): 'Üzerlerine bir bina yapın' dediler. Rabbleri onları daha iyi bilir. Onların işlerine üstün gelenler de: 'Mutlaka onların yanlarında bir mescid edineceğiz' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Böylece, insanları onların hallerine muttali kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyametin vukuunda hiç şüphe olmadığını bilsinler. Çünkü (daha önce, dirilmenin ruh ve cesedle veya yalnız ruhla olacağı hususunda) dinlerinin emrini aralarında tartışıyorlardı. (Allah, mağaradaki bu yiğitleri öldürünce, kâfirler) şöyle dediler: “- Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onların hallerini daha iyi bilir.” Sözlerinde üstün gelen müminler: “- Mutlaka yanlarında bir mescid edineceğiz.” dediler (ve mağaranın kapısı önünde namaz kılmak için bir mescid yaptılar).Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Boylece, Allah'in sozunun gercek oldugunu ve kiyametin kopmasindan suphe edilemiyecegini bilmeleri icin, insanlarin onlari bulmalarini sagladik. Nitekim halk, bunlarin hakkinda cekisip duruyor: «Onlarin magaralarinin cevresine bir bina kurun» diyorlardi. Oysa, Rableri onlari cok iyi bilir. Tarstimayi kazananlar: «Onlarin magaralarinin cevresinde mutlaka bir mescid kuracagiz» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Böylece, Allah va'dinin hak olduğunu, Kıyametin kopuşunda hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için (insanları) onların durumu hakkında bilgi sahipleri kıldık. Öyle ki, halk onların durumuyla İlgili kendi aralarında tartışıp duruyorlardı: «Onların üzerine bir bina yapın» diyorlardı. Halbuki Rableri onları çok iyi bilendir. Görüşleri üstün gelenler ise, «and olsun ki, onların üzerine elbette bir mescid kurmalıyız!» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Böylece, Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Nitekim halk, bunların hakkında çekişip duruyor: 'Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun' diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: 'Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehf'in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: «Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.» Onların durumuna vâkıf olanlar ise: «Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Böylece onları (halka) buldurduk ki ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu öğrensinler ve Saat (dünyanın sonu) konusunda da kuşkuları kalmasın. Halk onların durumunu aralarında tartışırken bir kısmı, 'Onların üzerine bir bina yapın,' dedi. Rab'leri onları daha iyi bilir. Onların durumuna karar verme yetkisini ellerine geçirenler, 'Onların üstüne bir mescid yapacağız,' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dediler ki: «Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir.» Sözlerinde üstün gelen müminler: «Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız.» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Böylece kendilerini haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyamet gününün şüphesiz bulunduğunu bilsinler. O sırada kavimleri kendi aralarında bunların olayını tartışıyorlardı. Bunun üzerine dediler ki: «Üstlerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir!» Düşmanlarına karşı galip gelenler: «Biz muhakkak bunların üzerine bir mescit yaparız.» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Bu suretle de kendilerine vukuf peyda ettirdik ki Allahın va'di hakk olduğunu ve saat, hakıkaten şüphesiz bulunduğunu bilsinler, o sırada aralarında emirlerine niza' ediyorlardı, bunun üzerine dediler ki: üstlerine bir bina yapın, rabları onları daha iyi bilir, onların emri üzerine galebe etmiş olanlar elbette, dediler: biz bunların üzerine bir mescid edinirizDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Böylece hemşehrilerinin onları bulmalarını sağladık. Amacımız, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu, kıyamet gününün mutlaka geleceğini, bunda hiçbir kuşku olmadığını öğrenmeleridir. Hemşehrileri o sırada bu gençlerin durumunu tartışmaya koyuldular. Bir bölümü 'Uyudukları mağaranın önüne bir anıt dikin, Rabb'leri onları hepimizden iyi bilir' dedi. Fakat inançlarının içyüzünü iyi bilenler ise 'Mağaralarının önünde mutlaka bir mescid yapacağız' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Böylece, Tanrı'nın vaadinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında buyruklarını / buyrultularını (isteklerini) tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, rableri onları daha iyi bilir." Onların buyrultularına galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Böylece, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyâmet gününde hiç şüphe olmadığını bilmeleri için, onlar üzerine haberdar yaptık. Hani onlar aralarında işlerini tartışıyorlardı. Dediler ki: “Üstlerine basit bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.” Onların işleri üzerine galip olanlar: “Üzerlerine kesinlikle bir mescit [ikna yerleri/âhiretin varlığını ispat edecek okullar] yapacağız” dediler. “Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Böylece (kullarımızı ve mü'minleri) onlar (ın ahvaaline) muttali' kıldık ki Allahın (tekrar dirilteceğine dâir olan) va'dinin şübhesiz bir hak olduğunu, kıyamet (in vukuunda) da hiç bir şübhe bulunmadığını bilmiş olsunlar. O sırada onlar, bunların işini aralarında niza'laşıyorlardı. Bunun üzerine «Onların etrafına bir bina yapın» dediler. Rabları onları daha iyi bilendir. Onların işine gaalib (ve vaakıf) olanlar ise: «Mutlakaa yanlarında bir mescid edineceğiz» dedi (ler). Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Böylece (insanları) onlardan haberdâr ettik ki, şübhesiz Allah’ın va'dinin, hak olduğunu, yine şübhesiz kıyâmet(in geleceğin)de hiç şübhe olmadığını bilsinler! O vakit(ahâli) kendi aralarında (artık va'deleri yeterek ölen bu gençlerin hâtırasına ne yapabileceklerine dâir) onların hâlini tartışıyorlardı; nihâyet (bir kısmı): 'Onların üzerlerine (mağaralarının kapısına) bir binâ yapın!' dediler. Rableri onları en iyi bilendir. Onların durumları hakkında (sözleri) üstün gelen (mü’min)ler: 'Elbette onların üzerine(yanıbaşlarına) bir mescid yapacağız!' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Böylece, insanların onları bulmalarını sağladık ki Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilmeyeceğini bilsinler. Nitekim bunlar hakkında çekişip duruyorlar: Onların mağaralarının önüne bir bina kurun, diyorlardı. Halbuki Rabbları onları çok daha iyi bilendir. Onların yerlerine galib gelenler ise: Onların mağaralarının önüne mutlaka bir mescid yapacağız, dediler.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve böylece “Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve o saat (kıyâmet) hakkında şüphe olmadığını” bilsinler diye onları (şehir halkına) bildirdik. Aralarında onların durumu hakkında niza ediyorlar (çekişiyorlar)dı. “Onların üzerine binalar inşa edin.” dediler. Onların Rabbi, onları en iyi bilir. Onların işlerinde gâlip olanlar (sözü geçenler): “Onların üzerine mutlaka mescid yapacağız.” dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : İşte bu yolla (insanların) dikkatini onların kıssası üzerine çektik, ki onların başına gelenler konusunda aralarında tartıştıkları zaman bilsinler ki, Allah'ın (ölümden sonraki kalkış konusundaki) vaadi bütünüyle gerçektir ve Son Saat'in gelip çatacağına hiç şüphe yoktur. Ve böylece (o şehrin ahalisinden) bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin; onların başına gelen her neyse, bunu en iyi Allah bilir" dediler. Görüşleri genel kabul gören başkaları ise: "Doğrusu, onların anısına mutlaka bir mescid yükseltmeliyiz!" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve böylece onların ahvaline başkalarını muttali kıldık ki, vaad-i İlâhînin şüphesiz bir hak olduğunu ve Kıyametin vukubulacağında da bir şüphe bulunmadığını bilsinler. O sıradaki, (o şehir ahalisi) aralarında onların işlerine ait münazaada bulunuyorlardı. Binaenaleyh dediler ki: «Onların üzerlerine bir bina yapınız.» Onları, Rableri daha ziyâde bilicidir. Onların işine malumatları galip olanlar da dedi ki: «Elbette onların yanlarında bir mescid ittihaz edineceğiz.»Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Böylece onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu, kıyametin geleceğinde hiç şüphe bulunmadığını bilsinler. Nitekim halk o sırada onların (Ashab-ı Kehf'in) durumları ile ilgili olarak kendi aralarında tartışıyorlardı. “Onların üzerine bir bina yapın!” dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine vâkıf olanlar ise: “Biz bunların üzerine mutlaka bir mescid yapacağız!” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : İşte bu şekilde insanların onları bulmalarını sağladık ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet hakkında şüphe olmayacağını bilsinler. Aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. -Onların üzerine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar hakkında tartışmada galip gelenler: -Oraya mescid yapacağız, dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Fakat bizim takdirimiz başka idi. Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa, aynı şekilde öbür kullarımızı da Ashab-ı Kehfin durumundan haberdar ettik ki, Allah’ın haşir vâdinin gerçeğin ta kendisi olup hakkında hiçbir şüphe olmayacağını onlar da anlasınlar. Derken onları bulan halk, kendi aralarında onlar hakkında ne yapacaklarını tartışmaya girişti. Bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin, biz gerçek durumlarını anlayamadık, onların Rabbi hallerini pek iyi bilir" derken, görüşleri ağır basan müminler ise: "Mutlaka onların yanı başlarına bir mescid yapacağız." dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : (Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) böylece onları (bazı insanlara) buldurduk ki, Allâh'ın (öldükten sonra diriltme) va'dinin gerçek olduğunu ve (Duruşma) saatin(in geleceğin)de asla şüphe olmadığını bilsinler. (Bulanlar), o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: "Onların üstüne bir binâ yapın!" dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine gaalip gelen(yetkili)ler: "Mutlaka onların üstüne bir mescid yapacağız" dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Böylece onları (Şehir halkına) duyurduk ki, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin mutlaka geleceğini, onda asla şüphe olmadığını bilsinler. (Fakat onlar meseleyi böyle ele alacakları yerde) kendi aralarında onların (Mağarada uyuyanlar) durumunu tartışıyorlardı. Bazıları: «Onların üzerine bir bina yapın. Çünkü Rableri onları daha iyi bilendir,» dediler. Fakat onların işine galip gelenler ise: «Mutlaka onların üstüne bir mescit yapacağız» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Böylece Biz insanları onlardan haberdar ettik-tâ ki Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin geleceğinde hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Derken insanlar, onların hakkında tartışmaya giriştiler. Bazıları 'Üzerlerine bir anıt dikin; onların halini Rableri daha iyi bilir' dediler. Görüşleri ağır basanlar ise 'Onların bulunduğu yerde bir mescid yapacağız' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Böylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında görüşleri galip gelenlerse şöyle dediler: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.