Kırık Meal (Arapça) : |فَلَمَّا: ne zaman ki | بَلَغَا: varınca | مَجْمَعَ: birleştiği yere | بَيْنِهِمَا: iki (denizin) arasının | نَسِيَا: unuttular | حُوتَهُمَا: balıklarını | فَاتَّخَذَ: (balık) tuttu | سَبِيلَهُ: yolunu | فِي: | الْبَحْرِ: denizde | سَرَبًا: sıyrılıp |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فلما FLMEne zaman ki | بلغا BLĞEvarınca | مجمع MCMAbirleştiği yere | بينهما BYNHMEiki (denizin) arasının | نسيا NSYEunuttular | حوتهما ḪWTHMEbalıklarını | فاتخذ FETḢZ̃(balık) tuttu | سبيله SBYLHyolunu | في FY | البحر ELBḪRdenizde | سربا SRBEsıyrılıp |
Kırık Meal (Okunuş) : |felemmā: ne zaman ki | beleğā: varınca | mecmeǎ: birleştiği yere | beynihimā: iki (denizin) arasının | nesiyā: unuttular | Hūtehumā: balıklarını | fetteḣaƶe: (balık) tuttu | sebīlehu: yolunu | fī: | l-beHri: denizde | seraben: sıyrılıp |
Kırık Meal (Transcript) : |FLME: ne zaman ki | BLĞE: varınca | MCMA: birleştiği yere | BYNHME: iki (denizin) arasının | NSYE: unuttular | ḪVTHME: balıklarını | FETḢZ̃: (balık) tuttu | SBYLH: yolunu | FY: | ELBḪR: denizde | SRBE: sıyrılıp |
Abdulbaki Gölpınarlı : İki denizin kavuştuğu yere vardıkları zaman balıklarını unutmuşlardı; balık, denize atlamış, dalıp bir yol tutmuş gitmişti.
Adem Uğur : Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.
Ahmed Hulusi : Vaktaki iki denizin arasının birleştiği yere vardılar, balıklarını unuttular. . . Bunun üzerine o (balık) da o denizde yolunu bulup gitmişti!
Ahmet Tekin : İki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bu arada, balık denizde canlanarak yolunu bulup bir kanala girmişti.
Ahmet Varol : Böylece iki (deniz)in birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir delik (menfez) bulup yolunu tuttu.
Ali Bulaç : Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Ali Fikri Yavuz : Bunun üzerine, ikisi de iki deniz kavşağına varınca (tuzlanmış olarak getirdikleri ve canlandığı zaman Hızır ile buluşmuş olacakları) balıklarını unuttular. (Allah’ın vaadı ve izniyle balık canlanmış ve) denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu.
Bekir Sadak : Ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasinca, baliklarini unutmuslardi, balik bir delikten kayip denizi boyladi.
Celal Yıldırım : ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unuttular. Balık ise, denize bir delikten girip yolunu bulmuştu.
Diyanet İşleri : Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Diyanet İşleri (eski) : İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.
Diyanet Vakfi : Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.
Edip Yüksel : İki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Sinsice kayıp denizin yolunu tuttu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O zaman balık denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bunun üzerine ikisi bir vaktaki iki deniz arasının cemolduğu yere vardılar balıklarını unuttular o vakıt o, denizde bir deliğe yolunu tutmuştu
Fizilal-il Kuran : İki denizin birleştiği yere vardıklarında yanlarındaki balığı bir kenarda unuttular, o da bir yeraltı deliğinden kayarak denize kaçtı.
Gültekin Onan : Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Hakkı Yılmaz : Bunun üzerine “iki bilgin kişinin toplandığı yer”e vardıklarında ikisi de bunalımlarını/sıkıntılarını terk etti. O zaman bunalım/sıkıntı, bilgin kimse yardımıyla yok olup gitti.
Hasan Basri Çantay : Bunun üzerine onlar bu iki (deniz) arasının birleşik yerine ulaşınca balıklarını unutdular. (Balık) denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuşdu.
Hayrat Neşriyat : Nihâyet ikisi, (o iki denizin) aralarının birleştiği yere varınca, (o yerin alâmeti olarak, canlanıp orada denize atlayacak olan) balıklarını unuttular, hâlbuki (balık, atlamış da) denizde bir iz bırakarak yolunu tutmuştu.
İbni Kesir : İkisi, iki denizin birleştiği yere gelince; balıklarını unuttular. O, bir delikten kayıp denizi boyladı.
İskender Evrenosoğlu : Böylece ikisinin (iki denizin) birleştiği yere ulaştıkları zaman ikisi de balığı unuttu. O zaman (balık), denizin içine doğru kendi yolunu tuttu.
Muhammed Esed : Fakat iki (denizin) birleştiği yere vardıklarında balıkları bütünüyle akıllarından çıktı ve denize dalıp gözden kayboldu.
Ömer Nasuhi Bilmen : Vaktâ ki, iki denizin birleştikleri yere ulaştılar, balıklarını unuttular. O vakit (o balık) denizde bir yarığa doğru yolunu tutmuştu.
Ömer Öngüt : Her ikisi böylece iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık ise denizde bir deliğe doğru yol tutup gitmişti.
Şaban Piriş : Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde kaybolup gitti.
Suat Yıldırım : Onlar iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unutmuş bulundular. Balık sıyrılıp denizde bir yol tutmuştu bile.
Süleyman Ateş : İkisi (yürüdüler), iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular, (balık) sıyrılıp denizde yolunu tuttu.
Tefhim-ul Kuran : Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık da) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Ümit Şimşek : İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında ise balığı unuttular. Bu arada balık denizde bir yol tutup gitmişti.
Yaşar Nuri Öztürk : Bu ikisi, iki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bunun üzerine balık da denizde bir deliğe doğru yola koyuldu.