18Kehf Suresi

Kuran Sırası: 18 İniş Sırası: 69

Kırık Meal (Arapça) Meali
|الْحَمْدُ: hamdolsun | لِلَّهِ: Allah'a | الَّذِي: ki | أَنْزَلَ: indirdi | عَلَىٰ: | عَبْدِهِ: kuluna | الْكِتَابَ: Kitabı | وَلَمْ: ve | يَجْعَلْ: koymadı | لَهُ: ona | عِوَجًا: hiçbir eğrilik | (18:1)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|قَيِّمًا: dosdoğru olarak | لِيُنْذِرَ: uyarması için | بَأْسًا: azaba karşı | شَدِيدًا: şiddetli | مِنْ: | لَدُنْهُ: katından (indirdi) | وَيُبَشِّرَ: ve müjdelemesi için | الْمُؤْمِنِينَ: mü'minlere | الَّذِينَ: | يَعْمَلُونَ: yapan | الصَّالِحَاتِ: iyi işler | أَنَّ: | لَهُمْ: kendileri için bulunduğunu | أَجْرًا: mükafat | حَسَنًا: güzel | (18:2)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|مَاكِثِينَ: kalacaklardır | فِيهِ: onun içinde | أَبَدًا: sürekli olarak | (18:3)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَيُنْذِرَ: ve uyarması için | الَّذِينَ: | قَالُوا: diyenleri | اتَّخَذَ: edindi | اللَّهُ: Allah | وَلَدًا: çocuk | (18:4)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|مَا: yoktur | لَهُمْ: onların | بِهِ: bu hususta | مِنْ: hiçbir | عِلْمٍ: bilgisi | وَلَا: ve yoktur | لِابَائِهِمْ: atalarının | كَبُرَتْ: ne büyük (küstahça) | كَلِمَةً: söz | تَخْرُجُ: çıkıyor | مِنْ: -ndan | أَفْوَاهِهِمْ: ağızları- | إِنْ: | يَقُولُونَ: onlar söylemiyorlar | إِلَّا: başka bir şey | كَذِبًا: yalandan | (18:5)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|فَلَعَلَّكَ: herhalde sen | بَاخِعٌ: helak edeceksin | نَفْسَكَ: kendini | عَلَىٰ: | اثَارِهِمْ: peşlerinde | إِنْ: diye | لَمْ: | يُؤْمِنُوا: inanmıyorlar | بِهَٰذَا: bu | الْحَدِيثِ: söze | أَسَفًا: üzüntüden | (18:6)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنَّا: şüphesiz biz | جَعَلْنَا: yarattık | مَا: şeyleri | عَلَى: üzerindeki | الْأَرْضِ: yer | زِينَةً: süs olsun diye | لَهَا: kendisine | لِنَبْلُوَهُمْ: onları denemek için | أَيُّهُمْ: hangisinin | أَحْسَنُ: daha güzel | عَمَلًا: iş yaptığını | (18:7)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَإِنَّا: biz elbette | لَجَاعِلُونَ: yaparız | مَا: şeyleri | عَلَيْهَا: (yerin) üzerindeki | صَعِيدًا: bir toprak | جُرُزًا: kupkuru | (18:8)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|أَمْ: yoksa | حَسِبْتَ: (mi) sandın? | أَنَّ: sadece | أَصْحَابَ: sahiplerinin | الْكَهْفِ: Kehf | وَالرَّقِيمِ: ve Rakim | كَانُوا: olduklarını | مِنْ: | ايَاتِنَا: bizim ayetlerimizden | عَجَبًا: şaşılacak | (18:9)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِذْ: zaman | أَوَى: sığındıkları | الْفِتْيَةُ: o gençler | إِلَى: | الْكَهْفِ: mağaraya | فَقَالُوا: dediler | رَبَّنَا: Rabbimiz | اتِنَا: bize ver | مِنْ: | لَدُنْكَ: katından | رَحْمَةً: bir rahmet | وَهَيِّئْ: ve hazırla | لَنَا: bize | مِنْ: | أَمْرِنَا: şu işimizden | رَشَدًا: bir çıkış yolu | (18:10)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|فَضَرَبْنَا: biz de vurduk | عَلَىٰ: (ağırlık) | اذَانِهِمْ: kulaklarına | فِي: | الْكَهْفِ: mağarada | سِنِينَ: yıllar | عَدَدًا: nice | (18:11)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|ثُمَّ: sonra | بَعَثْنَاهُمْ: onları uyandırdık | لِنَعْلَمَ: bilmek için | أَيُّ: hangisinin | الْحِزْبَيْنِ: iki zümreden | أَحْصَىٰ: daha iyi hesabedeceğini | لِمَا: | لَبِثُوا: (onların) kaldıkları | أَمَدًا: süreyi | (18:12)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|نَحْنُ: biz | نَقُصُّ: anlatıyoruz | عَلَيْكَ: sana | نَبَأَهُمْ: onların haberlerini | بِالْحَقِّ: gerçek olarak | إِنَّهُمْ: muhakkak onlar | فِتْيَةٌ: gençlerdi | امَنُوا: inanmış | بِرَبِّهِمْ: Rablerine | وَزِدْنَاهُمْ: biz de onların artırmıştık | هُدًى: hidayetlerini | (18:13)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَرَبَطْنَا: ve metanet bağlamıştık | عَلَىٰ: üstüne | قُلُوبِهِمْ: kalblerinin | إِذْ: | قَامُوا: kalktılar | فَقَالُوا: ve dediler ki | رَبُّنَا: Rabbimiz | رَبُّ: Rabbidir | السَّمَاوَاتِ: göklerin | وَالْأَرْضِ: ve yerin | لَنْ: | نَدْعُوَ: biz asla demeyiz | مِنْ: | دُونِهِ: O'ndan başkasına | إِلَٰهًا: Tanrı | لَقَدْ: yoksa | قُلْنَا: konuşmuş oluruz | إِذًا: o zaman | شَطَطًا: saçma sapan | (18:14)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|هَٰؤُلَاءِ: şunlar | قَوْمُنَا: şu kavmimiz | اتَّخَذُوا: edindiler | مِنْ: | دُونِهِ: O'ndan başka | الِهَةً: tanrılar | لَوْلَا: gerekmez mi? | يَأْتُونَ: getirmeleri | عَلَيْهِمْ: onların | بِسُلْطَانٍ: bir delil | بَيِّنٍ: açık | فَمَنْ: kim olabilir? | أَظْلَمُ: daha zalim | مِمَّنِ: | افْتَرَىٰ: uydurandan | عَلَى: karşı | اللَّهِ: Allah'a | كَذِبًا: yalan | (18:15)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَإِذِ: madem ki | اعْتَزَلْتُمُوهُمْ: siz onlardan ayrıldınız | وَمَا: ve şeylerden | يَعْبُدُونَ: taptıkları | إِلَّا: başka | اللَّهَ: Allah'tan | فَأْوُوا: o halde sığının | إِلَى: | الْكَهْفِ: mağaraya | يَنْشُرْ: yaysın (bollaştırsın) | لَكُمْ: size | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | مِنْ: | رَحْمَتِهِ: rahmetini | وَيُهَيِّئْ: ve hazırlasın | لَكُمْ: size | مِنْ: | أَمْرِكُمْ: (şu) işinizden | مِرْفَقًا: yararlı bir şey | (18:16)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَتَرَى: ve görürsün | الشَّمْسَ: güneşi | إِذَا: zaman | طَلَعَتْ: doğduğu | تَزَاوَرُ: eğiliyor | عَنْ: | كَهْفِهِمْ: mağaralarından | ذَاتَ: | الْيَمِينِ: sağa doğru | وَإِذَا: ve zaman | غَرَبَتْ: battığı | تَقْرِضُهُمْ: onları makaslayıp geçiyor | ذَاتَ: | الشِّمَالِ: sola doğru | وَهُمْ: ve onlar | فِي: içindedirler | فَجْوَةٍ: bir dehlizin | مِنْهُ: onun (mağaranın) | ذَٰلِكَ: bu (durum) | مِنْ: | ايَاتِ: ayetlerindendir | اللَّهِ: Allah'ın | مَنْ: kime | يَهْدِ: hidayet verirse | اللَّهُ: Allah | فَهُوَ: o | الْمُهْتَدِ: yolu bulmuştur | وَمَنْ: ve kimi de | يُضْلِلْ: sapıklıkta bırakırsa | فَلَنْ: artık | تَجِدَ: bulamazsın | لَهُ: onun için | وَلِيًّا: bir dost | مُرْشِدًا: yol gösteren | (18:17)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَتَحْسَبُهُمْ: sen onları sanırsın | أَيْقَاظًا: uyanıklar | وَهُمْ: onlar | رُقُودٌ: uyudukları halde | وَنُقَلِّبُهُمْ: ve onları (uykuda) çeviririz | ذَاتَ: | الْيَمِينِ: sağlarına | وَذَاتَ: ve | الشِّمَالِ: sollarına | وَكَلْبُهُمْ: ve köpekleri de | بَاسِطٌ: uzatmış vaziyettedir | ذِرَاعَيْهِ: ön ayaklarını | بِالْوَصِيدِ: girişte | لَوِ: eğer | اطَّلَعْتَ: görseydin | عَلَيْهِمْ: onların durumunu | لَوَلَّيْتَ: mutlaka dönüp | مِنْهُمْ: onlardan | فِرَارًا: kaçardın | وَلَمُلِئْتَ: ve içine dolardı | مِنْهُمْ: onlardan | رُعْبًا: korku | (18:18)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَكَذَٰلِكَ: yine böyle | بَعَثْنَاهُمْ: onları dirilttik | لِيَتَسَاءَلُوا: sormaları için | بَيْنَهُمْ: kendi aralarında | قَالَ: dedi ki | قَائِلٌ: konuşan biri | مِنْهُمْ: içlerinden | كَمْ: ne kadar? | لَبِثْتُمْ: kaldınız | قَالُوا: dediler | لَبِثْنَا: kaldık | يَوْمًا: bir gün | أَوْ: ya da | بَعْضَ: bir parçası (kadar) | يَوْمٍ: günün | قَالُوا: dediler | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِمَا: ne kadar | لَبِثْتُمْ: kaldığınızı | فَابْعَثُوا: gönderin | أَحَدَكُمْ: birinizi | بِوَرِقِكُمْ: gümüş (para) ile | هَٰذِهِ: şu | إِلَى: | الْمَدِينَةِ: şehre | فَلْيَنْظُرْ: baksın | أَيُّهَا: hangi | أَزْكَىٰ: daha temiz ise | طَعَامًا: yiyecek | فَلْيَأْتِكُمْ: size getirsin | بِرِزْقٍ: bir azık | مِنْهُ: ondan | وَلْيَتَلَطَّفْ: ve dikkatli davransın | وَلَا: sakın | يُشْعِرَنَّ: sezdirmesin | بِكُمْ: sizi | أَحَدًا: birisine | (18:19)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنَّهُمْ: çünkü onlar | إِنْ: eğer | يَظْهَرُوا: ellerine geçirirlerse | عَلَيْكُمْ: sizi | يَرْجُمُوكُمْ: taşlayarak öldürürler | أَوْ: yahut | يُعِيدُوكُمْ: döndürürler | فِي: | مِلَّتِهِمْ: kendi dinlerine | وَلَنْ: ve asla | تُفْلِحُوا: iflah olamazsınız | إِذًا: o takdirde | أَبَدًا: asla | (18:20)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَكَذَٰلِكَ: ve böylece | أَعْثَرْنَا: buldurduk | عَلَيْهِمْ: onları | لِيَعْلَمُوا: bilsinler diye | أَنَّ: şüphesiz | وَعْدَ: va'dinin | اللَّهِ: Allah'ın | حَقٌّ: gerçek olduğunu | وَأَنَّ: ve şüphesiz | السَّاعَةَ: saatin(geleceğinde) | لَا: asla olmadığını | رَيْبَ: şüphe | فِيهَا: onda | إِذْ: o sırada | يَتَنَازَعُونَ: tartışıyorlardı | بَيْنَهُمْ: kendi aralarında | أَمْرَهُمْ: onların durumlarını | فَقَالُوا: dediler | ابْنُوا: bina edin | عَلَيْهِمْ: onların üstüne | بُنْيَانًا: bir bina | رَبُّهُمْ: Rableri | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِهِمْ: onları | قَالَ: dediler ki | الَّذِينَ: | غَلَبُوا: gâlip gelenler | عَلَىٰ: | أَمْرِهِمْ: onların işine | لَنَتَّخِذَنَّ: mutlaka yapacağız | عَلَيْهِمْ: onların üstüne | مَسْجِدًا: bir mescid | (18:21)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|سَيَقُولُونَ: diyecekler | ثَلَاثَةٌ: onlar üçtür | رَابِعُهُمْ: dördüncüleri | كَلْبُهُمْ: köpekleridir | وَيَقُولُونَ: ve diyecekler | خَمْسَةٌ: beştir | سَادِسُهُمْ: altıncıları | كَلْبُهُمْ: köpekleridir | رَجْمًا: taş atar gibi | بِالْغَيْبِ: görülmeyene | وَيَقُولُونَ: ve diyecekler | سَبْعَةٌ: yedidir | وَثَامِنُهُمْ: sekizincileri | كَلْبُهُمْ: köpekleridir | قُلْ: de ki | رَبِّي: Rabbim | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِعِدَّتِهِمْ: onların sayısını | مَا: yoktur | يَعْلَمُهُمْ: onları bilen | إِلَّا: dışında | قَلِيلٌ: azı | فَلَا: | تُمَارِ: münakaşaya girme | فِيهِمْ: onlar hakkında | إِلَّا: dışında | مِرَاءً: tartışma | ظَاهِرًا: sathi | وَلَا: ve | تَسْتَفْتِ: bir şey sorma | فِيهِمْ: onlar hakkında | مِنْهُمْ: bunlardan | أَحَدًا: hiçbirine | (18:22)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَا: ve | تَقُولَنَّ: deme | لِشَيْءٍ: hiçbir şey için | إِنِّي: mutlaka | فَاعِلٌ: yapacağım | ذَٰلِكَ: bunu | غَدًا: yarın | (18:23)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِلَّا: ancak | أَنْ: | يَشَاءَ: dilerse | اللَّهُ: Allah | وَاذْكُرْ: ve an (hatırla) | رَبَّكَ: Rabbini | إِذَا: zaman | نَسِيتَ: unuttuğun | وَقُلْ: ve de ki | عَسَىٰ: umarım | أَنْ: | يَهْدِيَنِ: beni ulaştırmasını | رَبِّي: Rabbimin | لِأَقْرَبَ: daha yakın | مِنْ: | هَٰذَا: bundan | رَشَدًا: bir doğruya | (18:24)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَبِثُوا: ve kaldılar | فِي: | كَهْفِهِمْ: mağaralarında | ثَلَاثَ: üç | مِائَةٍ: yüz | سِنِينَ: yıl | وَازْدَادُوا: ve ilave ettiler | تِسْعًا: dokuz (yıl) | (18:25)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|قُلِ: de ki | اللَّهُ: Allah | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِمَا: ne kadar | لَبِثُوا: kaldıklarını | لَهُ: O'nundur | غَيْبُ: gaybı | السَّمَاوَاتِ: göklerin | وَالْأَرْضِ: ve yerin | أَبْصِرْ: ne güzel görendir | بِهِ: onu | وَأَسْمِعْ: ne güzel işitendir | مَا: yoktur | لَهُمْ: onların | مِنْ: | دُونِهِ: O'ndan başka | مِنْ: hiçbir | وَلِيٍّ: yardımcısı | وَلَا: ve | يُشْرِكُ: O ortak etmez | فِي: | حُكْمِهِ: kendi hükmüne | أَحَدًا: kimseyi | (18:26)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاتْلُ: oku | مَا: şeyi | أُوحِيَ: vahyedilen | إِلَيْكَ: sana | مِنْ: | كِتَابِ: Kitabı'ndan | رَبِّكَ: Rabbinin | لَا: yoktur | مُبَدِّلَ: değiştirecek | لِكَلِمَاتِهِ: O'nun sözlerini | وَلَنْ: ve | تَجِدَ: bulamazsın | مِنْ: | دُونِهِ: O'ndan başka | مُلْتَحَدًا: sığınılacak bir kimse | (18:27)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاصْبِرْ: tut (sabret) | نَفْسَكَ: nefsini | مَعَ: beraber | الَّذِينَ: | يَدْعُونَ: yalvaranlarla | رَبَّهُمْ: Rablerine | بِالْغَدَاةِ: sabah | وَالْعَشِيِّ: akşam | يُرِيدُونَ: isteyerek | وَجْهَهُ: rızasını | وَلَا: ve | تَعْدُ: sapmasın | عَيْنَاكَ: gözlerin | عَنْهُمْ: onlardan | تُرِيدُ: isteyerek | زِينَةَ: süsünü | الْحَيَاةِ: hayatının | الدُّنْيَا: dünya | وَلَا: ve | تُطِعْ: itaat etme | مَنْ: kişiye | أَغْفَلْنَا: alıkoyduğumuz | قَلْبَهُ: kalbini | عَنْ: | ذِكْرِنَا: bizi anmaktan | وَاتَّبَعَ: ve tâbi olan | هَوَاهُ: keyfine | وَكَانَ: ve olan | أَمْرُهُ: işi | فُرُطًا: aşırılık | (18:28)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَقُلِ: de ki | الْحَقُّ: bu gerçek | مِنْ: -dendir | رَبِّكُمْ: Rabbiniz- | فَمَنْ: artık kimse | شَاءَ: dileyen | فَلْيُؤْمِنْ: inansın | وَمَنْ: ve kimse | شَاءَ: dileyen | فَلْيَكْفُرْ: inkar etsin | إِنَّا: çünkü biz | أَعْتَدْنَا: hazırladık | لِلظَّالِمِينَ: zalimlere | نَارًا: bir ateş | أَحَاطَ: kuşatmıştır | بِهِمْ: onları | سُرَادِقُهَا: çadırı | وَإِنْ: ve eğer | يَسْتَغِيثُوا: feryad edip yardım isteseler | يُغَاثُوا: kendilerine yardım edilir | بِمَاءٍ: bir su ile | كَالْمُهْلِ: erimiş maden gibi | يَشْوِي: haşlayan | الْوُجُوهَ: yüzleri | بِئْسَ: o ne kötü | الشَّرَابُ: bir içecektir | وَسَاءَتْ: ve ne kötü | مُرْتَفَقًا: ağırlanmadır | (18:29)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|إِنَّ: şüphesiz | الَّذِينَ: onlar ki | امَنُوا: inandılar | وَعَمِلُوا: ve yaptılar | الصَّالِحَاتِ: iyi işler | إِنَّا: elbette biz | لَا: asla | نُضِيعُ: zayi etmeyiz | أَجْرَ: ecrini | مَنْ: kimsenin | أَحْسَنَ: güzel yapan | عَمَلًا: işi | (18:30)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|أُولَٰئِكَ: onlar öyle kimselerdir ki | لَهُمْ: kendileri için vardır | جَنَّاتُ: cennetleri | عَدْنٍ: Adn | تَجْرِي: akar | مِنْ: | تَحْتِهِمُ: altlarından | الْأَنْهَارُ: ırmaklar | يُحَلَّوْنَ: bezenirler | فِيهَا: orada | مِنْ: | أَسَاوِرَ: bileziklerle | مِنْ: -dan | ذَهَبٍ: altın- | وَيَلْبَسُونَ: ve giyerler | ثِيَابًا: giysiler | خُضْرًا: yeşil | مِنْ: | سُنْدُسٍ: ince ipekten | وَإِسْتَبْرَقٍ: ve kalın ipekten | مُتَّكِئِينَ: yaslanırlar | فِيهَا: orada | عَلَى: üzerine | الْأَرَائِكِ: koltuklar | نِعْمَ: ne güzel | الثَّوَابُ: sevap | وَحَسُنَتْ: ve ne güzel | مُرْتَفَقًا: ağırlanma | (18:31)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاضْرِبْ: ve anlat | لَهُمْ: onlara | مَثَلًا: misal olarak | رَجُلَيْنِ: şu iki adamı (ki) | جَعَلْنَا: vermiştik | لِأَحَدِهِمَا: ikisinden birine | جَنَّتَيْنِ: iki bağ | مِنْ: | أَعْنَابٍ: üzüm | وَحَفَفْنَاهُمَا: ve onların etrafını çevirmiştik | بِنَخْلٍ: hurmalarla | وَجَعَلْنَا: ve bitirmiştik | بَيْنَهُمَا: ortalarında da | زَرْعًا: ekin | (18:32)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|كِلْتَا: her iki | الْجَنَّتَيْنِ: bağ (da) | اتَتْ: vermişti | أُكُلَهَا: yemişini | وَلَمْ: ve | تَظْلِمْ: eksik etmemişti | مِنْهُ: ondan | شَيْئًا: hiçbir şey | وَفَجَّرْنَا: ve akıtmıştık | خِلَالَهُمَا: aralarından | نَهَرًا: bir ırmak | (18:33)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَكَانَ: ve vardı | لَهُ: O(adam)ın | ثَمَرٌ: ürünü | فَقَالَ: dedi ki | لِصَاحِبِهِ: arkadaşı | وَهُوَ: ve o | يُحَاوِرُهُ: konuşurken | أَنَا: ben | أَكْثَرُ: zenginim | مِنْكَ: senden | مَالًا: malca | وَأَعَزُّ: ve güçlüyüm | نَفَرًا: adamca da | (18:34)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَدَخَلَ: ve girdi | جَنَّتَهُ: bağına | وَهُوَ: o | ظَالِمٌ: zulmederek | لِنَفْسِهِ: kendisine | قَالَ: dedi | مَا: hiç | أَظُنُّ: sanmam | أَنْ: | تَبِيدَ: yok olacağını | هَٰذِهِ: bunun | أَبَدًا: ebediyyen | (18:35)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَمَا: ve hiç | أَظُنُّ: zannetmem | السَّاعَةَ: kıyametin | قَائِمَةً: kopacağını | وَلَئِنْ: şayet | رُدِدْتُ: döndürülsem bile | إِلَىٰ: | رَبِّي: Rabbime | لَأَجِدَنَّ: bulurum | خَيْرًا: daha güzel | مِنْهَا: bundan | مُنْقَلَبًا: bir akıbet | (18:36)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|قَالَ: dedi ki | لَهُ: ona | صَاحِبُهُ: arkadaşı | وَهُوَ: kendisiyle | يُحَاوِرُهُ: konuşan | أَكَفَرْتَ: inkar mı ediyorsun? | بِالَّذِي: | خَلَقَكَ: seni yaratanı | مِنْ: | تُرَابٍ: topraktan | ثُمَّ: sonra | مِنْ: | نُطْفَةٍ: nutfe (sperm)den | ثُمَّ: sonra da | سَوَّاكَ: seni biçimlendireni | رَجُلًا: bir adam olarak | (18:37)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|لَٰكِنَّا: fakat | هُوَ: O | اللَّهُ: Allah | رَبِّي: benim Rabbimdir | وَلَا: ve asla | أُشْرِكُ: ben ortak koşmam | بِرَبِّي: Rabbime | أَحَدًا: hiç kimseyi | (18:38)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَوْلَا: gerekmez miydi? | إِذْ: zaman | دَخَلْتَ: girdiğin | جَنَّتَكَ: bağına | قُلْتَ: demen | مَا: ne | شَاءَ: dilerse | اللَّهُ: Allah | لَا: yoktur | قُوَّةَ: kuvvet | إِلَّا: başka | بِاللَّهِ: Allah'tan | إِنْ: gerçi | تَرَنِ: sen görüyorsun | أَنَا: beni | أَقَلَّ: daha az | مِنْكَ: senden | مَالًا: malca | وَوَلَدًا: ve evlatça | (18:39)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|فَعَسَىٰ: umulur ki | رَبِّي: Rabbim | أَنْ: | يُؤْتِيَنِ: bana verebilir | خَيْرًا: daha iyisini | مِنْ: | جَنَّتِكَ: senin bağından | وَيُرْسِلَ: ve gönderir | عَلَيْهَا: onun üzerine | حُسْبَانًا: yıldırımlar | مِنَ: -ten | السَّمَاءِ: gök- | فَتُصْبِحَ: böylece kesilir | صَعِيدًا: bağın | زَلَقًا: kupkuru bir toprak | (18:40)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|أَوْ: yahut | يُصْبِحَ: çekilir | مَاؤُهَا: suyu | غَوْرًا: dibe | فَلَنْ: bir daha | تَسْتَطِيعَ: gücün yetmez | لَهُ: onu | طَلَبًا: aramaya | (18:41)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَأُحِيطَ: derken yok edildi | بِثَمَرِهِ: ürünü | فَأَصْبَحَ: ve başladı | يُقَلِّبُ: oğuşturmağa | كَفَّيْهِ: ellerini | عَلَىٰ: üzerine | مَا: şeyler | أَنْفَقَ: harcadıkları | فِيهَا: ona | وَهِيَ: ve o | خَاوِيَةٌ: yıkılmıştı | عَلَىٰ: üzerine | عُرُوشِهَا: çardakları | وَيَقُولُ: ve diyordu | يَا: EY/HEY/AH | لَيْتَنِي: keşke ben | لَمْ: | أُشْرِكْ: ortak koşmasaydım | بِرَبِّي: Rabbime | أَحَدًا: kimseyi | (18:42)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَلَمْ: ve | تَكُنْ: olmadı | لَهُ: onun | فِئَةٌ: bir topluluğu | يَنْصُرُونَهُ: kendisine yardım eden | مِنْ: | دُونِ: başka | اللَّهِ: Allah'tan | وَمَا: ve | كَانَ: olmadı | مُنْتَصِرًا: kendisinine yardım edilen | (18:43)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|هُنَالِكَ: işte o durumda | الْوَلَايَةُ: velilik (koruyuculuk) | لِلَّهِ: yalnız Allah'a mahsustur | الْحَقِّ: hak olan | هُوَ: O'dur | خَيْرٌ: en iyi olan | ثَوَابًا: mükafatı | وَخَيْرٌ: ve daha hayırlıdır | عُقْبًا: akıbet | (18:44)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَاضْرِبْ: ve anlat | لَهُمْ: onlara | مَثَلَ: misalini | الْحَيَاةِ: hayatının | الدُّنْيَا: dünya | كَمَاءٍ: bir su | أَنْزَلْنَاهُ: indirdik | مِنَ: -ten | السَّمَاءِ: gök- | فَاخْتَلَطَ: karıştı | بِهِ: onunla | نَبَاتُ: bitkisi | الْأَرْضِ: yerin | فَأَصْبَحَ: ve haline geliverdi | هَشِيمًا: çöp kırıntıları | تَذْرُوهُ: savurduğu | الرِّيَاحُ: rüzgarların | وَكَانَ: ve | اللَّهُ: Allah | عَلَىٰ: üzerine | كُلِّ: her | شَيْءٍ: şey | مُقْتَدِرًا: kadirdir | (18:45)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|الْمَالُ: mal | وَالْبَنُونَ: ve oğullar | زِينَةُ: süsüdür | الْحَيَاةِ: hayatının | الدُّنْيَا: dünya | وَالْبَاقِيَاتُ: fakat kalıcı olan | الصَّالِحَاتُ: güzel işler ise | خَيْرٌ: daha hayırlıdır | عِنْدَ: katında | رَبِّكَ: Rabbinin | ثَوَابًا: sevapça | وَخَيْرٌ: ve daha hayırlıdır | أَمَلًا: umutça da | (18:46)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَيَوْمَ: O gün | نُسَيِّرُ: yürütürüz | الْجِبَالَ: dağları | وَتَرَى: ve görürsün | الْأَرْضَ: yeri | بَارِزَةً: çırılçıplak | وَحَشَرْنَاهُمْ: onları toplamışız | فَلَمْ: ve | نُغَادِرْ: bırakmamışızdır | مِنْهُمْ: onlardan | أَحَدًا: hiçbirini | (18:47)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَعُرِضُوا: ve hepsi sunulmuşlardır | عَلَىٰ: | رَبِّكَ: senin Rabbine | صَفًّا: sıra sıra | لَقَدْ: andolsun | جِئْتُمُونَا: bize geldiniz | كَمَا: gibi | خَلَقْنَاكُمْ: sizi yarattığımız | أَوَّلَ: ilk | مَرَّةٍ: defa | بَلْ: oysa | زَعَمْتُمْ: siz sanmıştınız | أَلَّنْ: | نَجْعَلَ: tayin etmeyeceğimizi | لَكُمْ: size | مَوْعِدًا: bir vade | (18:48)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَوُضِعَ: (ortaya) konulmuştur | الْكِتَابُ: Kitap | فَتَرَى: ve görürsün | الْمُجْرِمِينَ: suçluların | مُشْفِقِينَ: korkarak | مِمَّا: | فِيهِ: onun içindekilerden | وَيَقُولُونَ: ve dediklerini | يَا: EY/HEY/AH | وَيْلَتَنَا: vah bize | مَالِ: ne oluyor | هَٰذَا: bu | الْكِتَابِ: Kitaba | لَا: (hiçbir şey) | يُغَادِرُ: bırakmıyor | صَغِيرَةً: (ne) küçük | وَلَا: ne de | كَبِيرَةً: büyük | إِلَّا: | أَحْصَاهَا: her (yaptığımız) şeyi sayıp döküyor | وَوَجَدُوا: ve bulmuşlardır | مَا: şeyleri | عَمِلُوا: yaptıkları | حَاضِرًا: hazır | وَلَا: ve | يَظْلِمُ: zulmetmez | رَبُّكَ: Rabbin | أَحَدًا: kimseye | (18:49)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
|وَإِذْ: ve hani | قُلْنَا: demiştik | لِلْمَلَائِكَةِ: meleklere | اسْجُدُوا: secde edin | لِادَمَ: Adem'e | فَسَجَدُوا: secde ettiler | إِلَّا: hariç | إِبْلِيسَ: İblis | كَانَ: (O) idi | مِنَ: | الْجِنِّ: cinlerden | فَفَسَقَ: dışına çıktı | عَنْ: | أَمْرِ: buyruğunun | رَبِّهِ: Rabbinin | أَفَتَتَّخِذُونَهُ: siz onu mu ediniyorsunuz? | وَذُرِّيَّتَهُ: ve onun neslini | أَوْلِيَاءَ: dostlar | مِنْ: | دُونِي: benden ayrı olarak | وَهُمْ: oysa onlar | لَكُمْ: sizin | عَدُوٌّ: düşmanınızdır | بِئْسَ: ne kötü | لِلظَّالِمِينَ: zalimler için | بَدَلًا: bir değiştirmedir | (18:50)Kelime panelini aç/kapat Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.