Önceki Sonraki

18:19Kehf Suresi 19. Ayet

Kuran Sırası: 18 İniş Sırası: 69
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110

18:19Kehf Suresi 19. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وكذلك
ve keƶālike
|
yine böyle
Kombi Müfredat
بعثناهم
beǎṧnāhum
BAS̃|ب ع ث
onları dirilttik
Kombi Müfredat
ليتساءلوا
liyetesā'elū
SEL|س ا ل
sormaları için
Kombi Müfredat
بينهم
beynehum
BYN|ب ي ن
kendi aralarında
Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
dedi ki
Kombi Müfredat
قائل
ḳāilun
GVL|ق و ل
konuşan biri
7
منهم
minhum
|
içlerinden
8
كم
kem
|
ne kadar?
Kombi Müfredat
لبثتم
lebiṧtum
LBS̃|ل ب ث
kaldınız
10 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
dediler
11 Kombi Müfredat
لبثنا
lebiṧnā
LBS̃|ل ب ث
kaldık
12 Kombi Müfredat
يوما
yevmen
YVM|ي و م
bir gün
13
أو
ev
|
ya da
14 Kombi Müfredat
بعض
beǎ'De
BAŽ|ب ع ض
bir parçası (kadar)
15 Kombi Müfredat
يوم
yevmin
YVM|ي و م
günün
16 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
dediler
17 Kombi Müfredat
ربكم
rabbukum
RBB|ر ب ب
Rabbiniz
18 Kombi Müfredat
أعلم
eǎ'lemu
ALM|ع ل م
daha iyi bilir
19
بما
bimā
|
ne kadar
20 Kombi Müfredat
لبثتم
lebiṧtum
LBS̃|ل ب ث
kaldığınızı
21 Kombi Müfredat
فابعثوا
feb'ǎṧū
BAS̃|ب ع ث
gönderin
22 Kombi Müfredat
أحدكم
eHadekum
EḪD̃|ا ح د
birinizi
23 Kombi Müfredat
بورقكم
biveriḳikum
VRG|و ر ق
gümüş (para) ile
24
هذه
hāƶihi
|
şu
25
إلى
ilā
|
26 Kombi Müfredat
المدينة
l-medīneti
MD̃N|م د ن
şehre
27 Kombi Müfredat
فلينظر
fe lyenZur
NƵR|ن ظ ر
baksın
28
أيها
eyyuhā
|
hangi
29 Kombi Müfredat
أزكى
ezkā
ZKV|ز ك و
daha temiz ise
30 Kombi Müfredat
طعاما
Taǎāmen
ŦAM|ط ع م
yiyecek
31 Kombi Müfredat
فليأتكم
fe lye'tikum
ETY|ا ت ي
size getirsin
32 Kombi Müfredat
برزق
birizḳin
RZG|ر ز ق
bir azık
33
منه
minhu
|
ondan
34 Kombi Müfredat
وليتلطف
velyeteleTTaf
LŦF|ل ط ف
ve dikkatli davransın
35
ولا
ve lā
|
sakın
36 Kombi Müfredat
يشعرن
yuş'ǐranne
ŞAR|ش ع ر
sezdirmesin
37
بكم
bikum
|
sizi
38 Kombi Müfredat
أحدا
eHaden
EḪD̃|ا ح د
birisine
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَكَذَٰلِكَ: yine böyle | بَعَثْنَاهُمْ: onları dirilttik | لِيَتَسَاءَلُوا: sormaları için | بَيْنَهُمْ: kendi aralarında | قَالَ: dedi ki | قَائِلٌ: konuşan biri | مِنْهُمْ: içlerinden | كَمْ: ne kadar? | لَبِثْتُمْ: kaldınız | قَالُوا: dediler | لَبِثْنَا: kaldık | يَوْمًا: bir gün | أَوْ: ya da | بَعْضَ: bir parçası (kadar) | يَوْمٍ: günün | قَالُوا: dediler | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | أَعْلَمُ: daha iyi bilir | بِمَا: ne kadar | لَبِثْتُمْ: kaldığınızı | فَابْعَثُوا: gönderin | أَحَدَكُمْ: birinizi | بِوَرِقِكُمْ: gümüş (para) ile | هَٰذِهِ: şu | إِلَى: | الْمَدِينَةِ: şehre | فَلْيَنْظُرْ: baksın | أَيُّهَا: hangi | أَزْكَىٰ: daha temiz ise | طَعَامًا: yiyecek | فَلْيَأْتِكُمْ: size getirsin | بِرِزْقٍ: bir azık | مِنْهُ: ondan | وَلْيَتَلَطَّفْ: ve dikkatli davransın | وَلَا: sakın | يُشْعِرَنَّ: sezdirmesin | بِكُمْ: sizi | أَحَدًا: birisine | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وكذلك WKZ̃LK yine böyle | بعثناهم BAS̃NEHM onları dirilttik | ليتساءلوا LYTSEÙLWE sormaları için | بينهم BYNHM kendi aralarında | قال GEL dedi ki | قائل GEÙL konuşan biri | منهم MNHM içlerinden | كم KM ne kadar? | لبثتم LBS̃TM kaldınız | قالوا GELWE dediler | لبثنا LBS̃NE kaldık | يوما YWME bir gün | أو ÊW ya da | بعض BAŽ bir parçası (kadar) | يوم YWM günün | قالوا GELWE dediler | ربكم RBKM Rabbiniz | أعلم ÊALM daha iyi bilir | بما BME ne kadar | لبثتم LBS̃TM kaldığınızı | فابعثوا FEBAS̃WE gönderin | أحدكم ÊḪD̃KM birinizi | بورقكم BWRGKM gümüş (para) ile | هذه HZ̃H şu | إلى ÎL | المدينة ELMD̃YNT şehre | فلينظر FLYNƵR baksın | أيها ÊYHE hangi | أزكى ÊZK daha temiz ise | طعاما ŦAEME yiyecek | فليأتكم FLYÊTKM size getirsin | برزق BRZG bir azık | منه MNH ondan | وليتلطف WLYTLŦF ve dikkatli davransın | ولا WLE sakın | يشعرن YŞARN sezdirmesin | بكم BKM sizi | أحدا ÊḪD̃E birisine | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve keƶālike: yine böyle | beǎṧnāhum: onları dirilttik | liyetesā'elū: sormaları için | beynehum: kendi aralarında | ḳāle: dedi ki | ḳāilun: konuşan biri | minhum: içlerinden | kem: ne kadar? | lebiṧtum: kaldınız | ḳālū: dediler | lebiṧnā: kaldık | yevmen: bir gün | ev: ya da | beǎ'De: bir parçası (kadar) | yevmin: günün | ḳālū: dediler | rabbukum: Rabbiniz | eǎ'lemu: daha iyi bilir | bimā: ne kadar | lebiṧtum: kaldığınızı | feb'ǎṧū: gönderin | eHadekum: birinizi | biveriḳikum: gümüş (para) ile | hāƶihi: şu | ilā: | l-medīneti: şehre | fe lyenZur: baksın | eyyuhā: hangi | ezkā: daha temiz ise | Taǎāmen: yiyecek | fe lye'tikum: size getirsin | birizḳin: bir azık | minhu: ondan | velyeteleTTaf: ve dikkatli davransın | ve lā: sakın | yuş'ǐranne: sezdirmesin | bikum: sizi | eHaden: birisine | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VKZ̃LK: yine böyle | BAS̃NEHM: onları dirilttik | LYTSEÙLVE: sormaları için | BYNHM: kendi aralarında | GEL: dedi ki | GEÙL: konuşan biri | MNHM: içlerinden | KM: ne kadar? | LBS̃TM: kaldınız | GELVE: dediler | LBS̃NE: kaldık | YVME: bir gün | ÊV: ya da | BAŽ: bir parçası (kadar) | YVM: günün | GELVE: dediler | RBKM: Rabbiniz | ÊALM: daha iyi bilir | BME: ne kadar | LBS̃TM: kaldığınızı | FEBAS̃VE: gönderin | ÊḪD̃KM: birinizi | BVRGKM: gümüş (para) ile | HZ̃H: şu | ÎL: | ELMD̃YNT: şehre | FLYNƵR: baksın | ÊYHE: hangi | ÊZK: daha temiz ise | ŦAEME: yiyecek | FLYÊTKM: size getirsin | BRZG: bir azık | MNH: ondan | VLYTLŦF: ve dikkatli davransın | VLE: sakın | YŞARN: sezdirmesin | BKM: sizi | ÊḪD̃E: birisine | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Onları uyuttuğumuz gibi birbirlerine sormaları için öylece de uyandırdık ve içlerinden biri, ne kadar kaldık burada dedi. Bir gün uyumuşuz, yahut günün bir kısmını uykuyla geçirmişiz dediler ve Rabbiniz, daha iyi bilir dediler, ne kadar kaldığınızı, hele şimdi birinizi şu gümüş parayla şehre yollayın da yiyeceklerin hangisi daha temizse bir miktar alsın, bir rızık getirsin size, ancak çok ihtiyatlı davransın ve hiçbir kimse sizi duyup anlamasın.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler; (kimi de) şöyle dediler: "Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangi yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : İşte böylece, onları bâ's ettik (BAİS isminin işaret ettiği bir özellik onlarda açığa çıktı) aralarında yaşadıklarını sorgulasınlar, diye. . . Onlardan biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. . . (Bazıları): "Bir gün veya bir günün bir parçası kaldık" dediler. . . (Diğerleri de) şöyle dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. . . Şimdi içinizden birini şu gümüşle (parayla) şehre gönderin de şehrin en temiz yiyeceği hangisiyse bir bakıp, ondan size biraz yaşam gıdası getirsin; çok dikkatli davransın ve sizi kimseye fark ettirmesin. "Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Onları nasıl uyutan biz isek, yine biz onları dirilterek uyandırdık. Aralarında hallerini birbirlerine sorsunlar istedik. İçlerinden biri: 'Mağarada ne kadar uyuyup kaldınız?' dedi. 'Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar kaldık' dediler. Biri de: 'Rabbimiz kaldığımız süreyi daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehire gönderin de, hangi yiyeceklerin daha temiz, ucuz ve haram karışmamış olduğuna baksın, temizinden size erzak getirsin. Ayrıca dikkatli davransın, sizin burada olduğunuzu kimseye sezdirmesin.' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Bunun gibi, aralarında birbirlerine (hallerini) sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden bir sözcü: 'Ne kadar kaldınız?' dedi. 'Bir gün veya günün bir parçası kadar kaldık' dediler. (Sonra) dediler ki: 'Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi birinizi şu paranızla şehire gönderin. Hangi yiyeceğin daha temiz olduğuna baksın da size ondan bir rızık getirsin. Ancak çok dikkatli davransın da sakın sizi birine sezdirmesin.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Onları bir mûcize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini (kudretimizle) uyandırdık da, içlerinden bir sözcü şöyle dedi: “- Ne kadar durup kaldınız?” (Cevaben): “- Bir gün yahud bir günün bir kısmı kadar eğleştik.” dediler. Bir kısmı da: “-Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz, birinizi, bu gümüş paranızla şehre (Tarsus’a) gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temizse ondan size bir rızık getirsin; hem çok kurnaz davransın da asla sizi hiç kimseye sezdirmesin” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Birbirlerine sorsunlar diye onlari uyandirdik. Iclerinden biri: «Ne kadar kaldiniz?» dedi. «Bir gun veya daha az bir muddet kaldik» dediler. «Ne kadar kaldiginizi Rabbiniz daha iyi bilir. Paranizla birinizi sehre gonderin, sakin sizi kimseye duyurmasin» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Kendi aralarında birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırıp kaldırdık. Onlardan bir sözcü, «ne kadar burada eyleştiniz ?» dedi. «Ya bir gün, ya da daha az bir süre...» dediler. «Ne kadar kaldığımızı Allah daha iyi bilir. Şimdi siz şu gümüş paranızla birinizi şehre gönderin de daha iyi ve temiz bir yiyeceğe bakıp ondan size bir rızık getirsin ; (alış-veriş ederken) ince ve nazik davransın, sakın sizi birine sezdirmesin !» dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: 'Ne kadar kaldınız?' dedi. 'Bir gün veya daha az bir müddet kaldık' dediler. 'Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın' dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. (Kimi) «Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık» dediler; (kimi de) şöyle dediler: «Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangi yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Böylece onları uyandırdık ki birbirlerine sorsunlar. Onlardan biri, 'Ne kadar kaldınız,' diye sordu. 'Bir gün, yahut günün bir parçası kadar kaldık,' dediler. 'Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Birinizi şu para ile şehre gönderelim de en temiz ve leziz yiyecekleri seçip size bir azık getirsin. Dikkatli davranarak kimsenin dikkatini üstüne çekmesin ,' diye eklediler.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da içlerinden bir sözcü şöyle dedi: «Ne kadar durup kaldınız?» (Kimi) «Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık» dediler. (Kimi de) şöyle dediler: «Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Hem çok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin.»Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yine böylece onları uyandırdık ki, birbirlerine sorsunlar. İçlerinden biri: «Ne kadar durdunuz!» dedi. «Bir gün yahut daha az.» dediler. Bir kısmı da: «Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi siz şu gümüş paranızla birinizi şehre gönderin de, baksın kimin yemeği daha temizse ondan size yiyecek alıp getirsin; hem de çok kurnaz davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Yine böyle onları ba's de ettik ki aralarında soruşsunlar diye: içlerinden bir söyliyen «ne kadar durdunuz?» dedi, bir gün yâhud bir günün birazı dediler, ne kadar durduğunuza dediler: rabbınız a'lemdir, şimdi siz birinizi şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın hangisi yiyecekçe daha temiz ondan size bir rızık getirsin, hem çok kurnaz davransın ve zinhar sizi birine sezdirmesinDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Sonra da günün birinde onları uyandırdık. Uyanınca birbirlerine soru sormaya başladılar. İçlerinden biri arkadaşlarına «Burada ne kadar kaldınız?» dedi. Arkadaşları «Birgün ya da daha az bir süre kaldık» dediler. Arkasından dediler ki; «Ne zamandan beri burada olduğumuzu Allah hepinizden iyi bilir. Şimdi şu gümüş para ile birinizi şehre gönderin de en temiz yiyeceği kimin sattığına baksın, birazını size getirsin. Fakat dikkatli olsun da kesinlikle burada olduğunuzu hissettirmesin.»Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : (19,20) Ve böylece kendi aralarında soruşturma yapsınlar diye yazıt ashâbını gönderdik. Onlardan bir sözcü: “Ne kadar durup kaldınız?” dedi. Diğerleri: “Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık” dediler. Yazıt ashâbından diğerleri: “Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size yiyecek getirsin. Ve çok nazik davransın ve sizi kimseye sezdirmesin. Şüphesiz şehir halkı, sizin üzerinize galip gelirlerse sizi taşlayarak öldürürler veya sizi kendi dinlerine/yaşam tarzlarına döndürürler. O zaman da siz, sonsuz olarak asla kurtuluşa eremezsiniz.” Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Bunun gibi onları aralarında soruşsunlar diye uyandırdık da, içlerinden bir sözcü dedi ki: «Ne kadar eğleşdiniz»?. (Ba'zıları) «Bir gün, yahud bir günün bir parçasında eğleşdik» dediler. (Diğerleri de) «Ne kadar eğlendiğinizi Rabbiniz daha iyi bilendir. Şimdi siz birinizi bu gümüş para ile şehre gönderin de baksın, onun hangi yiyeceği daha temizse ondan size bir rızık getirsin. Çok nâzik hareket etsin, sizi hiç bir kimseye sakın hissettirmesin» dediler. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : İşte böylece, (hâllerini) aralarında birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden konuşan biri (hâllerindeki acâibliği görerek): 'Ne kadar kaldınız?' dedi.(Diğerleri): 'Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık!' dediler. (İçlerinden bir kısmı da)dediler ki: 'Rabbiniz, ne kadar kaldığınızı en iyi bilendir; şimdi içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, yiyecek olarak hangisi daha temiz ise artık ondan size bir rızık getirsin; fakat dikkatli olsun ve sakın sizi kimseye sezdirmesin!'Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Böylece, birbirine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri; ne kadar kaldınız? dedi. Bir gün veya daha az bir müddet kaldık, dediler. Ne kadar kaldığınızı Rabbınız daha iyi bilendir. Şimdi siz, birinizi paranızla şehre gönderin de yiyeceklere baksın, hangisi daha temiz ise ondan size getirsin. Orada nazik davransın da sakın sizi kimseye duyurmasın, dediler.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve böylece aralarında sorsunlar diye onları dirilttik (uyandırdık). Onlardan konuşan biri şöyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” “Günün bir kısmı veya bir gün (kadar).” dediler. (Diğerleri de): “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir.” dediler. Artık sizden birisini, sizin bu gümüş paranızla şehre gönderin. Böylece en temiz yiyecek hangisi, baksın (da) ondan size bir rızık getirsin. Ve tedbirli (dikkatli) olsun. Sakın sizi bir kimseye sezdirmesin (varlığınızı hiç kimseye hissettirmesin).Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Derken (günü gelince) onları uykudan kaldırdık; ve (olup biteni) birbirlerine sormaya başladılar. İçlerinden biri: "(Burada) bu şekilde ne kadar kaldınız?" diye sordu. Ötekiler: "Ya bir gün ya da günün bir kısmı kadar" dediler. (İçlerinden daha derin bir sezgiyle donanmış olanlar:) "Ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir" dediler ve (şöyle eklediler:) "Şimdi içinizden birini şu gümüş paralarla şehre gönderin de, baksın yiyeceklerden en temizi hangisi ise size ondan azık olarak alıp getirsin. Ama çok dikkatli davransın, sakın kimseye sizden bahsetmesin:Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onları böylece uyandırdık ki, aralarında soruşturuversinler. Onlardan bir sözcü dedi ki: «Ne kadar durdunuz?» Dediler ki: «Bir gün veya bir günün birazı kadar.» Dediler ki: «Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz daha ziyâde bilendir. Şimdi birinizi şu gümüş akçanız ile şehre gönderiniz, taamca hangisi daha temiz ise ondan size bir rızk getirsin ve çok dikkatli hareket etsin ve sizi sakın bir kimseye haber vermesin.»Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : İşte böyle! Kendi aralarında birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırıp kaldırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız?” diye sordu. “Bir gün, yahut günün bir parçası kadar!” dediler. “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size yiyecek getirsin. Fakat çok dikkatli davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. ” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Böylece, birbirlerine sorsunlar diye onları tekrar uyandırdık. Onlardan biri şöyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” -Bir gün veya daha az.” dediler. “Ne kadar kaldığınızı en iyi Rabbiniz bilir. Şimdi, içinizden birine para verip şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size azık getirsin. Çok dikkatli olun, sizi kimse hissetmesin.” dediler.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : (19-20) İşte, onları nasıl uyuttuysak öylece de uyandırdık. Derken aralarında konuşmaya başladılar. Birisi: "Ne kadar uykuda kaldınız?" diye sorunca bazıları: "Bir gün, belki bir günden de az!" diye cevap verdiler. Diğerleri de: "Uykuda ne kadar kaldığınızı tam tamına ancak Rabbiniz bilir." dediler. "Siz onu bırakın da, açlığımızı gidermeye bakalım. Şu akçeyi verip içinizden birini şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha hoş ve helâl ise ondan size azık tedarik etsin." "Bir de gayet nazik ve tedbirli davransın, varlığınızı ve bulunduğunuz yeri sakın hiç kimseye hissettirmesin." "Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse ya taşa tutar, ya da kendi dinlerine döndürürler, bu takdirde de ebediyyen felah bulamazsınız."Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Yine böyle onları dirilttik ki, kendi aralarında (birbirlerine) sorsunlar: İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gün, ya da günün bir parçası (kadar kaldık)." dediler. (Fakat işin içyüzünü iyice bilmediklerinden herşeyi en iyi bilenin Allâh olduğunu ifade ettiler): "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir, dediler, birinizi şu gümüş (para) ile şehre gönderin, baksın, hangi yiyecek daha temiz (ve nefis) ise ondan size bir azık getirsin; fakat çok dikkatli davransın, sakın sizi birisine sezdirmesin."Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık) . İçlerinden bir sözcü dedi ki: «Ne kadar kaldınız?» Dediler ki: «Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.» Dediler ki: «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Derken onları uyandırdık da birbirlerine sormaya başladılar. İçlerinden biri 'Ne kadar uyuduk?' dedi. 'Belki bir gün, belki de günün bir kısmı kadar' dediler. Sonra da 'Ne kadar uyuduğumuzu en iyi Rabbimiz bilir,' dediler. 'İçimizden birini şu para ile şehre gönderelim de hangi yiyecekler temizse araştırıp ondan bize bir parça rızık getirsin. Yalnız dikkat etsin de durumumuzu kimseye fark ettirmesin.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : İşte böyle! Onları dirilttik ki, birbirlerine sorup dursunlar. İçlerinden biri şöyle konuştu: "Ne kadar durdunuz?" Dediler: "Bir gün yahut günün bir parçası kadar." Dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Siz şimdi birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; kentin hangi yiyeceği daha temizse ondan size bir rızık getirsin. Ama nazik ve kurnaz davransın ki, sizi kimseye fark ettirmesin."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.