56 Vâki’a Suresi
Kuran Sırası: 56
İniş Sırası: 46
Abese Suresi (80) Âdiyât Suresi (100) Ahkâf Suresi (46) Ahzâb Suresi (33) Âl-i Imrân Suresi (3) Alak Suresi (96) Ankebût Suresi (29) Asr Suresi (103) A’lâ Suresi (87) A’râf Suresi (7) Bakara Suresi (2) Beled Suresi (90) Beyyine Suresi (98) Bürûc Suresi (85) Câsiye Suresi (45) Cin Suresi (72) Cum’a Suresi (62) Duhân Suresi (44) Duhâ Suresi (93) Enbiyâ Suresi (21) Enfâl Suresi (8) En’âm Suresi (6) Fâtiha Suresi (1) Fâtir Suresi (35) Fecr Suresi (89) Felâk Suresi (113) Fetih Suresi (48) Fil Suresi (105) Furkân Suresi (25) Fussilet Suresi (41) Gâsiye Suresi (88) Hac Suresi (22) Hadîd Suresi (57) Hâkka Suresi (69) Hasr Suresi (59) Hicr Suresi (15) Hucurât Suresi (49) Hûd Suresi (11) Hümeze Suresi (104) Ibrahim Suresi (14) Ihlâs Suresi (112) Infitâr Suresi (82) Insan Suresi (76) Insikâk Suresi (84) Insirâh Suresi (94) Isrâ Suresi (17) Kadr Suresi (97) Kâfirûn Suresi (109) Kâf Suresi (50) Kalem Suresi (68) Kamer Suresi (54) Kâri’a Suresi (101) Kasas Suresi (28) Kehf Suresi (18) Kevser Suresi (108) Kiyâme Suresi (75) Kureys Suresi (106) Leyl Suresi (92) Lokman Suresi (31) Mâide Suresi (5) Mâ’ûn Suresi (107) Meryem Suresi (19) Me’âric Suresi (70) Mücâdele Suresi (58) Müddessir Suresi (74) Muhammed Suresi (47) Mülk Suresi (67) Mümtehine Suresi (60) Münâfikûn Suresi (63) Mürselât Suresi (77) Mutaffifîn Suresi (83) Müzzemmil Suresi (73) Mü’minûn Suresi (23) Mü’min Suresi (40) Nahl Suresi (16) Nasr Suresi (110) Nâs Suresi (114) Nâzi’ât Suresi (79) Nebe’ Suresi (78) Necm Suresi (53) Neml Suresi (27) Nisâ Suresi (4) Nûh Suresi (71) Nûr Suresi (24) Rahmân Suresi (55) Ra’d Suresi (13) Rûm Suresi (30) Sâd Suresi (38) Sâffât Suresi (37) Saff Suresi (61) Sebe’ Suresi (34) Secde Suresi (32) Sems Suresi (91) Sûrâ Suresi (42) Su’arâ Suresi (26) Tâ-Hâ Suresi (20) Tahrîm Suresi (66) Talâk Suresi (65) Târik Suresi (86) Tebbet Suresi (111) Tegâbun Suresi (64) Tekâsür Suresi (102) Tekvîr Suresi (81) Tevbe Suresi (9) Tîn Suresi (95) Tûr Suresi (52) Vâki’a Suresi (56) Yâsîn Suresi (36) Yûnus Suresi (10) Yûsuf Suresi (12) Zâriyât Suresi (51) Zilzâl Suresi (99) Zuhruf Suresi (43) Zümer Suresi (39)
Diğer Mealler
Kırık Meal (Arapça)
Kırık Meal (Harekesiz)
Kırık Meal (Okunuş)
Kırık Meal (Transcript)
Abdulbaki Gölpınarlı
Adem Uğur
Ahmed Hulusi
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bekir Sadak
Celal Yıldırım
Diyanet İşleri
Diyanet İşleri (eski)
Diyanet Vakfi
Edip Yüksel 🔊
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elmalılı Hamdi Yazır
Fizilal-il Kuran
Gültekin Onan
Hakkı Yılmaz
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İbni Kesir
İskender Evrenosoğlu
Muhammed Esed
Mustafa İslamoğlu
Nedim Yılmaz
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Öngüt
Şaban Piriş
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Tefhim-ul Kuran
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk
Suat Yıldırım Meali
O gerçek olan kıyamet gerçekleşince neler olacak neler!.. (56:1) Zaten onun olmasını yalanlayacak hiçbir delil olamaz. (56:2) O kimini alçaltır, kimini yüceltir. (56:3) Yer şiddetle sarsıldığı, (56:4) Dağlar darmadağın edilip parçalandığı, (56:5) Uçuşan toz zerreleri haline geldiği zaman... (56:6) Sizler de üç sınıfa ayrılırsınız: (56:7) Ashab-ı yemin ki ne ashab-ı yemin! Ne mutludur onlar! (56:8) Ashab-ı şimal ki ne ashab-ı şimal! Ne bedbahttır onlar! (56:9) İmanda, fazilette öncüler ki ne öncüler! Onlar herkesi geçerler. (56:10) (11-12) İşte onlardır Allah’a en yakın olanlar. Naîm cennetlerindedir onlar. (56:11) (13-14) Çoğu önceki ümmetlerden, biraz da sonrakilerden. (56:13) (15-16) Mücevheratla işlenmiş tahtlara yaslanarak karşılıklı otururlar. (56:15) (17-18) Etraflarında, cennet şarabından dolu testiler, sürahiler, kadehlerle, ebedîliğe ermiş çocuklar dolaşıp hizmet ederler. (56:17) Bu içkiden ötürü baş ağrısı çekmezler, sarhoş da olmazlar. (56:19) Bir de... tercih edecekleri meyveler... (56:20) Canlarının istediği kuş etleri... (56:21) (22-23) Ve gün görmemiş saklı inciler gibi güzel eşler... (56:22) Bütün bunlar dünyada yaptıkları güzel işlere mükâfat olarak verilecek. (56:24) Onlar cennette ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir laf işitmezler. (56:25) İşittikleri söz, hep: "Selâm! selâm!" sesleridir. (56:26) (32-33) Tükenmeyen, eksilmeyen, hiçbir surette esirgenmeyen birçok meyveler içindedirler. (56:32) (34-35) Onlara, pek değerli eşler de verdik. Biz o eşleri, yepyeni bir yaratılışla yaratıp, sûret ve sîretlerini son derece güzelleştirdik. (56:34) (36-38) Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık. (56:36) (39-40) Birçoğu önceki ümmetlerden, birçoğu da sonrakilerden. (56:39) Onlar kızgın ateşte ve kaynar sularda... (56:42) (43-44) Ne serin, ne de faydalı olmayan, kapkara duman tabakası altındadırlar. (56:43) Çünkü onlar dünyada iken refah içinde şımarırlardı. (56:45) O en büyük günahta, şirkte ısrar ederlerdi. (56:46) (47-48) Ve derlerdi ki: "Ölüp toprak olduktan ve çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmişiz? Gelip geçmiş atalarımız da mı?" (56:47) (49-50) De ki: "Öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün, belli vaktinde mutlaka toplanacaksınız." (56:49) Sonra siz ey yoldan sapanlar ve hak dini yalan sayanlar! (56:51) Zakkum ağacının meyvesinden yiyecek, (56:52) Karınlarınızı onunla dolduracak, (56:53) Üstüne de kaynar su içeceksiniz! (56:54) Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi saldırarak içeceksiniz. (56:55) İşte hesap gününde onlara ikram edilecek ziyafet! (56:56) Sizi yaratan Biz’iz, hâlâ bu gerçeği ikrar ve tasdik etmeyecek misiniz? (56:57) (58-59) Şimdi düşünsenize o akıttığınız meniyi! Onu yaratıp insan haline getiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz? (56:58) (60-61) Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceğiniz bir biçimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, Bize mani olacak hiçbir güç yoktur. (56:60) Siz ilk yaratmayı pek iyi biliyorsunuz, artık düşünüp ibret almanız gerekmez mi? (56:62) (63-64) Ektiğiniz tohuma baksanıza! Siz mi onu yetiştiriyorsunuz Biz mi? (56:63) Eğer isteseydik onu kuru çöp haline getirirdik, siz de şaşıp kalır, pişman olurdunuz: (56:65) "Eyvah! Emeklerimiz boşa gitti." (56:66) Hatta doğrusu biz rızıktan mahrum kaldık, sefalete mahkûm olduk." derdiniz. (56:67) Peki içtiğiniz suya ne dersiniz? (56:68) Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa Biz mi? (56:69) Dileseydik onu tuzlu da yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi? (56:70) Peki, yakmakta olduğunuz ateşe ne dersiniz? (56:71) Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan Biz miyiz? (56:72) Biz onu çölde, yolda bulunanlar ve muhtaçlar için hem bir ders, hem de istifade vesilesi kıldık. (56:73) Öyleyse Ulu Rabbinin yüce adını tenzih et. (56:74) Hayır! Vakit vakit inen Kur’ân’a yemin ederim ki, (56:75) Eğer anlarsanız bu gerçekten büyük bir yemindir. (56:76) Bu kitap, pek değerli, şerefli bir Kur’ân’dır. (56:77) O iyi korunmuş bir kitapta, Levh-i Mahfuzdadır. (56:78) Ona tertemiz (abdestli) olanlardan başkası dokunamaz. (56:79) Rabbülâlemin tarafından indirilmiştir. (56:80) Şimdi bu kelamı mı siz küçümsüyorsunuz? (56:81) Bu nimete teşekkürünüz, onu yalan saymanız mı olmalıydı! (56:82) Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde, (56:83) O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz. (56:84) Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz. (56:85) Haydi bakalım eğer âhirette vereceğiniz hesap yoksa, (56:86) İddianızda tutarlı iseniz, çıkmakta olan o rûhu geri döndürsenize! (56:87) (88-89) Ama eğer ölen kimse Allah’a yakın olanlardan ise, onun için rahatlık, güzel nasip ve naîm cenneti var. (56:88) (90-91) Eğer ashab-ı yeminden ise "Selâm sana ashab-ı yeminden!" denilecek. (56:90) (92-94) Ama eğer dini yalan sayan sapıklardan ise onun ziyafeti kaynar su, peşinden de cehenneme atılış olacak. (56:92) İşte, hakkında hiç şüphe olmayan gerçek budur! (56:95) O halde Ulu Rabbinin ismini tenzih et! (56:96)
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.