12:110Yûsuf  Suresi 110. Ayet

Kuran Sırası: 12 İniş Sırası: 53
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111

12:110Yûsuf  Suresi 110. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : hatta
2. إِذَا (ÎZ̃E) = iƶā : ne zaman ki
3. اسْتَيْأَسَ (ESTYÊS) = steyese : umutlarını kestiler
4. الرُّسُلُ (ELRSL) = r-rusulu : elçiler
5. وَظَنُّوا (VƵNVE) = ve Zennū : ve sandılar
6. أَنَّهُمْ (ÊNHM) = ennehum : kendilerinin
7. قَدْ (GD̃) = ḳad : gerçekten
8. كُذِبُوا (KZ̃BVE) = kuƶibū : yalanlandıklarını
9. جَاءَهُمْ (CEÙHM) = cā'ehum : onlara geldi
10. نَصْرُنَا (NṦRNE) = neSrunā : yardımımız
11. فَنُجِّيَ (FNCY) = fe nucciye : ve kurtarıldı
12. مَنْ (MN) = men : kimseler
13. نَشَاءُ (NŞEÙ) = neşā'u : dilediğimiz
14. وَلَا (VLE) = ve lā : asla
15. يُرَدُّ (YRD̃) = yuraddu : geri çevrilmez
16. بَأْسُنَا (BÊSNE) = be'sunā : azabımız
17. عَنِ (AN) = ǎni : -ndan
18. الْقَوْمِ (ELGVM) = l-ḳavmi : topluluğu-
19. الْمُجْرِمِينَ (ELMCRMYN) = l-mucrimīne : suçlular
hatta | ne zaman ki | umutlarını kestiler | elçiler | ve sandılar | kendilerinin | gerçekten | yalanlandıklarını | onlara geldi | yardımımız | ve kurtarıldı | kimseler | dilediğimiz | asla | geri çevrilmez | azabımız | -ndan | topluluğu- | suçlular |

[] [] [YES] [RSL] [ƵNN] [] [] [KZ̃B] [CYE] [NṦR] [NCV] [] [ŞYE] [] [RD̃D̃] [BES] [] [GVM] [CRM]
ḪT ÎZ̃E ESTYÊS ELRSL VƵNVE ÊNHM GD̃ KZ̃BVE CEÙHM NṦRNE FNCY MN NŞEÙ VLE YRD̃ BÊSNE AN ELGVM ELMCRMYN

Hattā iƶā steyese r-rusulu ve Zennū ennehum ḳad kuƶibū cā'ehum neSrunā fe nucciye men neşā'u ve lā yuraddu be'sunā ǎni l-ḳavmi l-mucrimīne
حتى إذا استيأس الرسل وظنوا أنهم قد كذبوا جاءهم نصرنا فنجي من نشاء ولا يرد بأسنا عن القوم المجرمين

12:110Yûsuf  Suresi 110. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
حتى | ḪT Hattā hatta Until
إذا | ÎZ̃E iƶā ne zaman ki when
استيأس ي ا س | YES ESTYÊS steyese umutlarını kestiler gave up hope
الرسل ر س ل | RSL ELRSL r-rusulu elçiler the Messengers,
وظنوا ظ ن ن | ƵNN VƵNVE ve Zennū ve sandılar and thought
أنهم | ÊNHM ennehum kendilerinin that they
قد | GD̃ ḳad gerçekten certainly
كذبوا ك ذ ب | KZ̃B KZ̃BVE kuƶibū yalanlandıklarını were denied,
جاءهم ج ي ا | CYE CEÙHM cā'ehum onlara geldi then came to them
نصرنا ن ص ر | NṦR NṦRNE neSrunā yardımımız Our help,
فنجي ن ج و | NCV FNCY fe nucciye ve kurtarıldı and was saved
من | MN men kimseler whom
نشاء ش ي ا | ŞYE NŞEÙ neşā'u dilediğimiz We willed.
ولا | VLE ve lā asla And not
يرد ر د د | RD̃D̃ YRD̃ yuraddu geri çevrilmez (can) be repelled
بأسنا ب ا س | BES BÊSNE be'sunā azabımız Our punishment
عن | AN ǎni -ndan from
القوم ق و م | GVM ELGVM l-ḳavmi topluluğu- the people
المجرمين ج ر م | CRM ELMCRMYN l-mucrimīne suçlular (who are) criminals.
12:110 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

hatta | ne zaman ki | umutlarını kestiler | elçiler | ve sandılar | kendilerinin | gerçekten | yalanlandıklarını | onlara geldi | yardımımız | ve kurtarıldı | kimseler | dilediğimiz | asla | geri çevrilmez | azabımız | -ndan | topluluğu- | suçlular |

[] [] [YES] [RSL] [ƵNN] [] [] [KZ̃B] [CYE] [NṦR] [NCV] [] [ŞYE] [] [RD̃D̃] [BES] [] [GVM] [CRM]
ḪT ÎZ̃E ESTYÊS ELRSL VƵNVE ÊNHM GD̃ KZ̃BVE CEÙHM NṦRNE FNCY MN NŞEÙ VLE YRD̃ BÊSNE AN ELGVM ELMCRMYN

Hattā iƶā steyese r-rusulu ve Zennū ennehum ḳad kuƶibū cā'ehum neSrunā fe nucciye men neşā'u ve lā yuraddu be'sunā ǎni l-ḳavmi l-mucrimīne
حتى إذا استيأس الرسل وظنوا أنهم قد كذبوا جاءهم نصرنا فنجي من نشاء ولا يرد بأسنا عن القوم المجرمين

[] [] [ي ا س] [ر س ل] [ظ ن ن] [] [] [ك ذ ب] [ج ي ا] [ن ص ر] [ن ج و] [] [ش ي ا] [] [ر د د] [ب ا س] [] [ق و م] [ج ر م]

12:110Yûsuf  Suresi 110. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
حتى | ḪT Hattā hatta Until
Ha,Te,,
8,400,,
INC – inceptive particle
حرف ابتداء
إذا | ÎZ̃E iƶā ne zaman ki when
,Zel,Elif,
,700,1,
T – time adverb
ظرف زمان
استيأس ي ا س | YES ESTYÊS steyese umutlarını kestiler gave up hope
Elif,Sin,Te,Ye,,Sin,
1,60,400,10,,60,
V – 3rd person masculine singular (form X) perfect verb
فعل ماض
الرسل ر س ل | RSL ELRSL r-rusulu elçiler the Messengers,
Elif,Lam,Re,Sin,Lam,
1,30,200,60,30,
N – nominative masculine plural noun
اسم مرفوع
وظنوا ظ ن ن | ƵNN VƵNVE ve Zennū ve sandılar and thought
Vav,Zı,Nun,Vav,Elif,
6,900,50,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أنهم | ÊNHM ennehum kendilerinin that they
,Nun,He,Mim,
,50,5,40,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» و«هم» ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
قد | GD̃ ḳad gerçekten certainly
Gaf,Dal,
100,4,
CERT – particle of certainty
حرف تحقيق
كذبوا ك ذ ب | KZ̃B KZ̃BVE kuƶibū yalanlandıklarını were denied,
Kef,Zel,Be,Vav,Elif,
20,700,2,6,1,
V – 3rd person masculine plural passive perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض مبني للمجهول والواو ضمير متصل في محل رفع نائب فاعل
جاءهم ج ي ا | CYE CEÙHM cā'ehum onlara geldi then came to them
Cim,Elif,,He,Mim,
3,1,,5,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
نصرنا ن ص ر | NṦR NṦRNE neSrunā yardımımız Our help,
Nun,Sad,Re,Nun,Elif,
50,90,200,50,1,
N – nominative masculine noun
PRON – 1st person plural possessive pronoun
اسم مرفوع و«نا» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فنجي ن ج و | NCV FNCY fe nucciye ve kurtarıldı and was saved
Fe,Nun,Cim,Ye,
80,50,3,10,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 3rd person masculine singular (form II) passive perfect verb
الفاء عاطفة
فعل ماض مبني للمجهول
من | MN men kimseler whom
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
نشاء ش ي ا | ŞYE NŞEÙ neşā'u dilediğimiz We willed.
Nun,Şın,Elif,,
50,300,1,,
V – 1st person plural imperfect verb
فعل مضارع
ولا | VLE ve lā asla And not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
يرد ر د د | RD̃D̃ YRD̃ yuraddu geri çevrilmez (can) be repelled
Ye,Re,Dal,
10,200,4,
V – 3rd person masculine singular passive imperfect verb
فعل مضارع مبني للمجهول
بأسنا ب ا س | BES BÊSNE be'sunā azabımız Our punishment
Be,,Sin,Nun,Elif,
2,,60,50,1,
N – nominative masculine noun
PRON – 1st person plural possessive pronoun
اسم مرفوع و«نا» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
عن | AN ǎni -ndan from
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
القوم ق و م | GVM ELGVM l-ḳavmi topluluğu- the people
Elif,Lam,Gaf,Vav,Mim,
1,30,100,6,40,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
المجرمين ج ر م | CRM ELMCRMYN l-mucrimīne suçlular (who are) criminals.
Elif,Lam,Mim,Cim,Re,Mim,Ye,Nun,
1,30,40,3,200,40,10,50,
ADJ – genitive masculine plural (form IV) active participle
صفة مجرورة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
حتى
Hattā
|
hatta
2
إذا
iƶā
|
ne zaman ki
Kombi Müfredat
استيأس
steyese
YES|ي ا س
umutlarını kestiler
Kombi Müfredat
الرسل
r-rusulu
RSL|ر س ل
elçiler
Kombi Müfredat
وظنوا
ve Zennū
ƵNN|ظ ن ن
ve sandılar
6
أنهم
ennehum
|
kendilerinin
7
قد
ḳad
|
gerçekten
Kombi Müfredat
كذبوا
kuƶibū
KZ̃B|ك ذ ب
yalanlandıklarını
Kombi Müfredat
جاءهم
cā'ehum
CYE|ج ي ا
onlara geldi
10 Kombi Müfredat
نصرنا
neSrunā
NṦR|ن ص ر
yardımımız
11 Kombi Müfredat
فنجي
fe nucciye
NCV|ن ج و
ve kurtarıldı
12
من
men
|
kimseler
13 Kombi Müfredat
نشاء
neşā'u
ŞYE|ش ي ا
dilediğimiz
14
ولا
ve lā
|
asla
15 Kombi Müfredat
يرد
yuraddu
RD̃D̃|ر د د
geri çevrilmez
16 Kombi Müfredat
بأسنا
be'sunā
BES|ب ا س
azabımız
17
عن
ǎni
|
-ndan
18 Kombi Müfredat
القوم
l-ḳavmi
GVM|ق و م
topluluğu-
19 Kombi Müfredat
المجرمين
l-mucrimīne
CRM|ج ر م
suçlular
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |حَتَّىٰ: hatta | إِذَا: ne zaman ki | اسْتَيْأَسَ: umutlarını kestiler | الرُّسُلُ: elçiler | وَظَنُّوا: ve sandılar | أَنَّهُمْ: kendilerinin | قَدْ: gerçekten | كُذِبُوا: yalanlandıklarını | جَاءَهُمْ: onlara geldi | نَصْرُنَا: yardımımız | فَنُجِّيَ: ve kurtarıldı | مَنْ: kimseler | نَشَاءُ: dilediğimiz | وَلَا: asla | يُرَدُّ: geri çevrilmez | بَأْسُنَا: azabımız | عَنِ: -ndan | الْقَوْمِ: topluluğu- | الْمُجْرِمِينَ: suçlular | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |حتى ḪT hatta | إذا ÎZ̃E ne zaman ki | استيأس ESTYÊS umutlarını kestiler | الرسل ELRSL elçiler | وظنوا WƵNWE ve sandılar | أنهم ÊNHM kendilerinin | قد GD̃ gerçekten | كذبوا KZ̃BWE yalanlandıklarını | جاءهم CEÙHM onlara geldi | نصرنا NṦRNE yardımımız | فنجي FNCY ve kurtarıldı | من MN kimseler | نشاء NŞEÙ dilediğimiz | ولا WLE asla | يرد YRD̃ geri çevrilmez | بأسنا BÊSNE azabımız | عن AN -ndan | القوم ELGWM topluluğu- | المجرمين ELMCRMYN suçlular | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |Hattā: hatta | iƶā: ne zaman ki | steyese: umutlarını kestiler | r-rusulu: elçiler | ve Zennū: ve sandılar | ennehum: kendilerinin | ḳad: gerçekten | kuƶibū: yalanlandıklarını | cā'ehum: onlara geldi | neSrunā: yardımımız | fe nucciye: ve kurtarıldı | men: kimseler | neşā'u: dilediğimiz | ve lā: asla | yuraddu: geri çevrilmez | be'sunā: azabımız | ǎni: -ndan | l-ḳavmi: topluluğu- | l-mucrimīne: suçlular | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |ḪT: hatta | ÎZ̃E: ne zaman ki | ESTYÊS: umutlarını kestiler | ELRSL: elçiler | VƵNVE: ve sandılar | ÊNHM: kendilerinin | GD̃: gerçekten | KZ̃BVE: yalanlandıklarını | CEÙHM: onlara geldi | NṦRNE: yardımımız | FNCY: ve kurtarıldı | MN: kimseler | NŞEÙ: dilediğimiz | VLE: asla | YRD̃: geri çevrilmez | BÊSNE: azabımız | AN: -ndan | ELGVM: topluluğu- | ELMCRMYN: suçlular | Dinle Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Sonucu peygamberler, tamâmıyla ümitlerini kesip tamamıyla inkâr edileceklerini sandıkları zaman yardımımız gelmiştir de dilediğimizi kurtarmışızdır. Fakat azâbımız, suçlu topluluktan hiçbir sûretle geriye çevrilemez.Dinle Paylaş
Adem Uğur : Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Ahmed Hulusi : Tâ ki Rasûller ümitlerini yitirdiler ve (azap uyarıları gerçekleşmeden önce) zannettiler ki kendileri yalanlandılar, (işte o zaman) nusretimiz onlara geldi. . . Dilediğimiz kimseler kurtarıldı. . . Suçlular toplumundan azabımız geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Ahmet Tekin : Nihayet Rasullerin ümitlerini kestikleri; tâbilerinin rasulleri yalana âlet edilmiş kimseler sandıkları bir sırada, onlara yardımımız gelip yetişti. Sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseler kurtarıldı. İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir topluluktan azâbımız geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Ahmet Varol : Nihayet peygamberler ümitlerini kestiklerinde ve (insanlar onların) yalanlandıklarını sandıklarında onlara yardımımız ulaştı ve dilediğimiz kurtarıldı. Azabımız ise suçlular topluluğundan geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Ali Bulaç : Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.Dinle Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Nihayet Peygamberler, kendilerini yalanlayan kavimlerinin iman etmelerinden ümidlerini kesince ve tekzip edildiklerini anlayınca, kendilerine zaferimiz geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Bizim azabımız, mücrimler topluluğundan geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Bekir Sadak : Oyle ki, peygamberler umitsizlige dusup, yalanlandiklarini sandiklari bir sirada onlara yardimimiz gelmistir. Boylece, istedigimizi kurtaririz. Azabimiz suclu milletten geri cevrilemiyecektir.Dinle Paylaş
Celal Yıldırım : O kadar ki, peygamberler ümitlerini kaybedecek duruma gelip (inkarcıların onları) yalana çıkaracaklarını sandıkları zaman yardımımız onlara gelip yetişti; dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Suçlu günahkâr milletten ise azâb ve şiddetimiz geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Diyanet İşleri : Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.Dinle Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.Dinle Paylaş
Diyanet Vakfi : Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Edip Yüksel : Ne zaman ki elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalancı çıkarıldığını sandılar, işte o zaman onlara zaferimiz geldi. Nitekim, dilediğimiz kurtulur. Azabımız suçlular topluluğundan geri çevrilemez.Dinle Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.Dinle Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale geldikleri ve kendilerinin yalancı çıkarılmış oldukları zannına kapıldıkları zaman, onlara yardımımız geldi ve dilediklerimiz kurtuluşa erdirildi. Suçlular topluluğundan ise azabımız geri çevrilmez!Dinle Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Nihayet Peygamberler ümidlerini kesecek hale geldikleri ve onlar yalana çıkarıldılar zannettikleri vakıt onlara nusratımız geldi de dilediklerimiz necata irdirildi, mücrimler güruhundan ise azâbımız giri döndürülmezDinle Paylaş
Fizilal-il Kuran : Gönderdiğimiz peygamberler, ümmetlerinden iyice ümit kestiklerinde ve kesinlikle yalancı sayıldıkları sonucuna vardıklarında, kendilerine yardımımız erişiverdi de dilediklerimiz ortak azaptan kurtarıldı, fakat hiç kimse ağır suçlulardan şiddetli azabımızı savamaz.Dinle Paylaş
Gültekin Onan : Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.Dinle Paylaş
Hakkı Yılmaz : Sonunda elçiler ümit kesecek hâle gelince ve kendilerinin yalanlandıkları kanaatine varınca, kendilerine yardımımız geldi. Sonra da dilediklerimiz kurtarıldı. Ve suçlular topluluğundan Bizim azabımız geri çevrilemez. Dinle Paylaş
Hasan Basri Çantay : Hattâ o peygamberler (kavmlerinin îmanından) ümidlerini kesib de onların (va'd edildikleri nusret-i ilâhiyye hususunda) muhakkak yalana çıkarıldıklarını zannetdikleri sırada onlara nusretimiz yetişib gelmiş, biz kimi dilersek o (ya'ni peygamberler ve tabileri) kurtuluşa erdirilmişdir. Günahkârlar güruhundan ise azabımız asla döndürülmeyecekdir. Dinle Paylaş
Hayrat Neşriyat : Nihâyet peygamberler (o kavimlerin îmâna gelmelerinden) ümidlerini kestiği ve(o kavimler de) gerçekten onların (o peygamberlerin) yalancı çıkarıldıklarını zannettikleri bir sırada kendilerine yardımımız geldi de dilediğimiz kimseler (o azabdan) kurtarıldı. Hâlbuki günahkârlar topluluğundan azâbımız geri çevrilmez.Dinle Paylaş
İbni Kesir : Nihayet o Peygamber ümitsizliğe düşüp kesinlikle yalanladıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmiştir. Böylece dilediğimiz kurtarılmıştır. Suçlular güruhundan ise baskınımız asla geri çevrilmeyecektir.Dinle Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Resûller, umutlarını kestikleri zaman ve hatta yalanlandıklarını zannettikleri bir sırada, onlara yardımımız geldi. Böylece dilediğimiz kimse(ler) kurtarıldı. Azabımız mücrim kavimden geri döndürülmez.Dinle Paylaş
Muhammed Esed : (Önceki elçilerimizin hepsi uzun süre zulüm ve baskıya uğramışlardır;) nihayet bu elçiler neredeyse bütün ümitlerini kaybettikleri ve büsbütün yalancılıkla damgalandıklarını gördükleri bir sırada Bizim yardımımız kendilerine ulaşmıştır; ve böylece dilediğimizi kurtarmışızdır (hakkı inkar edenleri ise yok etmişizdir): çünkü azabımız günaha gömülüp gitmiş insanlardan asla geri çevrilemez.Dinle Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Nihâyet o peygamberlerin ye'se düştükleri ve kendilerinin hakikaten yalana çıkarıldıklarını zanneyledikleri zaman onlara nusretimiz geliverdi. Artık dilediğimiz kimseler necâta erdirildi ve mücrimler olan kavimden ise azabımız geri döndürülmeyecektir.Dinle Paylaş
Ömer Öngüt : Nihayet o peygamberler ümitsizliğe düşüp de kendilerinin kesinlikle yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmiştir. Böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirilir. Baskınımız suçlular gürûhundan aslâ geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Şaban Piriş : Peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını gördükleri bir anda kendilerine yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri döndürülemez.Dinle Paylaş
Suat Yıldırım : O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar. Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti. Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelir ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara yardımımız ulaşır, inkârcılar helâk olur, dilediğimiz kimseler kurtulur. Çünkü (uzun vâdede) cezamız, suçlu toplumlardan hiçbir surette geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Süleyman Ateş : (Bir süre serbest bırakılmalarına aldanmasınlar. Kendilerinden önce gelenlere de öyle fırsat verilmişti. Fakat) Ne zaman ki, elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalana çıkarıldıklarını (kâfirlere karşı kendilerine yapılacağı va'dedilen yardımın yapılmayacağını) sandılar, işte o zaman onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Azâbımız suçlular topluluğundan asla geri çevrilmez.Dinle Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Öyleki peygamberler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkârlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.Dinle Paylaş
Ümit Şimşek : Nihayet o peygamberler kavimleri tarafından kesin olarak yalanlandıklarını anlayıp da onlardan ümit kestiklerinde, kendilerine yardımımız yetişti ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Mücrimler güruhundan ise azabımız geri çevrilecek değildi.Dinle Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Ne zaman ki resuller ümitsizliğe düşüp yalanlandıkları kanısına vardılar, işte o zaman yardımımız kendilerine ulaştı da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız suçlular topluluğundan geri çevrilemez.Dinle Paylaş
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.