Kırık Meal (Arapça) : |اذْهَبُوا: götürün | بِقَمِيصِي: benim gömleğimi | هَٰذَا: şu | فَأَلْقُوهُ: koyun | عَلَىٰ: üzerine | وَجْهِ: yüzü | أَبِي: babamın | يَأْتِ: başlasın | بَصِيرًا: görmeye | وَأْتُونِي: ve bana gelin | بِأَهْلِكُمْ: ailenizle birlikte | أَجْمَعِينَ: bütün |
Kırık Meal (Harekesiz) : |اذهبوا EZ̃HBWEgötürün | بقميصي BGMYṦYbenim gömleğimi | هذا HZ̃Eşu | فألقوه FÊLGWHkoyun | على ALüzerine | وجه WCHyüzü | أبي ÊBYbabamın | يأت YÊTbaşlasın | بصيرا BṦYREgörmeye | وأتوني WÊTWNYve bana gelin | بأهلكم BÊHLKMailenizle birlikte | أجمعين ÊCMAYNbütün |
Kırık Meal (Okunuş) : |İƶhebū: götürün | biḳamīSī: benim gömleğimi | hāƶā: şu | fe elḳūhu: koyun | ǎlā: üzerine | vechi: yüzü | ebī: babamın | ye'ti: başlasın | beSīran: görmeye | ve'tūnī: ve bana gelin | biehlikum: ailenizle birlikte | ecmeǐyne: bütün |
Kırık Meal (Transcript) : |EZ̃HBVE: götürün | BGMYṦY: benim gömleğimi | HZ̃E: şu | FÊLGVH: koyun | AL: üzerine | VCH: yüzü | ÊBY: babamın | YÊT: başlasın | BṦYRE: görmeye | VÊTVNY: ve bana gelin | BÊHLKM: ailenizle birlikte | ÊCMAYN: bütün |
Abdulbaki Gölpınarlı : Şu gömleğimi alın da götürün, babamın gözlerine sürün, iyileşir, görmeye başlar. Bütün âilenizle gelin buraya.
Adem Uğur : Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, (gözleri) görecek duruma gelir. Ve bütün ailenizi bana getirin.
Ahmed Hulusi : "Şu gömleğim ile (babamıza) gidin. . . Onu (gömleğimi), babamın önüne koyun, gerçeği görür. . . Tüm ailenizi toplayıp bana getirin!"
Ahmet Tekin : 'Benim şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun, gözü açılır, görür. Bütün ailenizi buraya, bana getirin.' dedi.
Ahmet Varol : Şu gömleğimi götürüp babamın yüzüne koyun, görmeye başlayacaktır. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin.'
Ali Bulaç : "Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."
Ali Fikri Yavuz : (Sonra babasının durumunu sorup fazla ağlamaktan gözlerinin görmez halde olduğunu öğrenince şöyle dedi:) “ Şimdi siz, benim şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne bırakın; gözü görür hale gelir. Bütün ailenizle toplanıp da bana gelin.”
Bekir Sadak : (92-93) Yusuf: «Bugun azarlanacak degilsiniz, Allah sizi bagislar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gomlegimi goturun, babamin yuzune surun, gormege baslar; butun coluk cocugunuzla bana gelin» dedi. *
Celal Yıldırım : «Şimdi şu gömleğimi alıp götürün de babamın yüzüne atıverin, gözü açılıp görmeğe başlar. (Sonra da) bütün aile halkınızla birlikte bana geliniz!» dedi.
Diyanet İşleri : Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.
Diyanet İşleri (eski) : (92-93) Yusuf: 'Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin' dedi.
Diyanet Vakfi : «Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, (gözleri) görecek duruma gelir. Ve bütün ailenizi bana getirin.»
Edip Yüksel : 'Bu gömleğimi götürün ve onu babamın yüzüne atın; gözü açılsın. Tüm ailenizle birlikte bana gelin.'
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Alın şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelin.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şimdi siz benim şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne bırakın, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelin!»
Elmalılı Hamdi Yazır : Şimdi siz, benim şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne bırakın gözü açılır ve bütün taallükatımızla toplanıb bana gelin
Fizilal-il Kuran : Şimdi şu benim gömleğimi götürüp yüzüne sürün de gözleri açılsın. Sonra bütün ailenizle birlikte bana geliniz.
Gültekin Onan : "Bu gömleğimle gidin de babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ehlinizi (ailenizi) de bana getirin."
Hakkı Yılmaz : (92,93) Yûsuf dedi ki: “Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun, o, ayıplanan/ dalga geçilen hastalıktan kurtulmuş hâle gelir/derbederlikten kurtulur. Ve bütün ailenizi bana getirin.” ***
Hasan Basri Çantay : «Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun. İyice görür (bir hale) gelir. Bütün ailenizi de bana getirin».
Hayrat Neşriyat : 'Benim bu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, (tâ gözleri) görür hâle gelsin. Ve bütün âilenizle birlikte bana gelin!'
İbni Kesir : Şimdi siz, şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, görmeye başlar. Bütün ailenizi de bana getirin.
İskender Evrenosoğlu : “Bu gömleğimi götürün, sonra da onu babamın yüzüne sürün. Görme hassası (geri) gelir. Ve ailenizin hepsini bana getirin.”
Muhammed Esed : (Şimdi artık) gidin ve bu benim gömleğimi de yanınıza alın; onu babamın yüzüne sürün; (o zaman) yeniden ışığa kavuşacaktır. Ve sonra hepiniz ailenizle birlikte bana gelin."
Ömer Nasuhi Bilmen : «Şu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne sürün. Görücü bir hale gelir. Ve bütün ailenizle beraber bana geliniz.»
Ömer Öngüt : “Şu benim gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görecek duruma gelir ve bütün âilenizle birlikte bana gelin. ”
Şaban Piriş : Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; tüm ailenizle bana gelin, dedi.
Suat Yıldırım : Şu gömleğimi alın, babamın yanına varıp onun yüzüne sürüverin, o zaman gözü açılacaktır. Sonra da bütün çoluk çocuğunuzla buyurun, yanıma gelin."
Süleyman Ateş : "Şimdi benim şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün âilenizle birlikte bana gelin."
Tefhim-ul Kuran : «Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin.»
Ümit Şimşek : 'Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün de gözü açılsın. Sonra bütün ailenizle beraber gelin.'
Yaşar Nuri Öztürk : "Şu gömleğimi götürün, babamın yüzü üstüne koyun ki, gözü görür hale gelsin. Ve sonra da bütün ailenizle toplanıp bana gelin."