Kırık Meal (Arapça) : |وَأَنَّهُ : ve şüphesiz O | هُوَ : O'dur | أَضْحَكَ : güldüren | وَأَبْكَىٰ : ve ağlatan | Kırık Meal (Harekesiz) : |وأنه WÊNH ve şüphesiz O | هو HW O'dur | أضحك ÊŽḪK güldüren | وأبكى WÊBK ve ağlatan | Kırık Meal (Okunuş) : |ve ennehu : ve şüphesiz O | huve : O'dur | eDHake : güldüren | ve ebkā : ve ağlatan | Kırık Meal (Transcript) : |VÊNH : ve şüphesiz O | HV : O'dur | ÊŽḪK : güldüren | VÊBK : ve ağlatan | Abdulbaki Gölpınarlı : Ve şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan. Adem Uğur : Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. Ahmed Hulusi : Muhakkak ki "HÛ"dur, güldüren de ağlatan da! Ahmet Tekin : Doğrusu güldüren de, ağlatan da sadece O’dur. Ahmet Varol : Doğrusu güldüren de O'dur ağlatan da. Ali Bulaç : Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur. Ali Fikri Yavuz : Muhakak ki güldüren de O’dur, ağlatan da... Bekir Sadak : Dogrusu, gulduren de aglatan da O'dur. Celal Yıldırım : Şüphesiz ki, O, hem güldürür, hem ağlatır. Diyanet İşleri : Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır. Diyanet İşleri (eski) : Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur. Diyanet Vakfi : Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. Edip Yüksel : O'dur seni güldüren ve ağlatan. Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Doğrusu güldüren, ağlatan O'dur. Elmalılı Hamdi Yazır : Hakıkat odur güldüren ağlatan Fizilal-il Kuran : Güldüren de, ağlatan da O'dur. Gültekin Onan : Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur. Hasan Basri Çantay : Hakıykat şu: Güldüren de, ağlatan da Odur. Hayrat Neşriyat : Şübhesiz ki güldüren ve ağlatan ancak O’dur. İbni Kesir : Gerçekten O'dur güldüren de, ağlatan da. İskender Evrenosoğlu : Ve muhakkak ki, güldüren ve ağlatan O'dur. Muhammed Esed : (sizi) güldüren ve ağlatan yalnız O'dur; Mustafa İslamoğlu : Ve elbet ağlatan da O'dur, güldüren de O. Ömer Nasuhi Bilmen : (43-44) Ve muhakkak O'dur ki, güldürdü ve ağlattı. Ve şüphe yok O'dur, O'dur ki, öldürdü ve hayata erdirdi. Ömer Öngüt : Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur. Şaban Piriş : Güldüren de O’dur, ağlatan da! Suat Yıldırım : (36-44) Yoksa o Mûsâ’nın ve o çok vefalı İbrâhim’in sahifelerinde bulunan şu kesin gerçekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur güldüren ve ağlatan; O’dur öldüren ve yaşatan. Süleyman Ateş : Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur. Tefhim-ul Kuran : Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur, Ümit Şimşek : Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. Yaşar Nuri Öztürk : Hiç kuşkusuz, güldüren de O'dur, ağlatan da...