Yaşar Nuri Öztürk 🔊 Meali
Yemin olsun inip çıktığı zaman yıldıza/fışkırıp çıktığı zaman çimene/süzülüp aktığı zaman Ülker Yıldızı'na/aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır ağır gelene,(53:1)

Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.(53:2)

O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.(53:3)

İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.(53:4)

Kuvvetleri çok müthiş olan belletip öğretti onu ona.(53:5)

Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi.(53:6)

Sonra iyice yaklaştı ve sarktı,(53:8)

İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.(53:9)

Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.(53:10)

Onun gördüğü şey hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz?(53:12)

Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.(53:13)

Son sınır ağacı, Sidretül Münteha yanında.(53:14)

O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe.(53:15)

O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,(53:16)

Göz ne kayıp şaştı ne azıp haddi aştı.(53:17)

Yemin olsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.(53:18)

Ve ötekini, üçüncüsü olan Menât'ı.(53:20)

Erkek size, dişi Allah'a mı?(53:21)

İşte bu, insafsız bir bölüştürme.(53:22)

Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.(53:23)

İnsan için, her özleyip hayal ettiği var mı acaba?(53:24)

Sonrası da öncesi de/âhiret de dünya da Allah'ındır.(53:25)

Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.(53:26)

O âhirete inanmayanlar, meleklere mutlaka dişilerin adlarını takarlar.(53:27)

Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hiçbir şey kazandırmaz.(53:28)

Bizim zikrimizden/Kur'an'ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir.(53:29)

Onların, ilimden ulaşacakları şey işte budur. Kuşkusuz, yolundan sapmış olanı Rabbin çok iyi bilir. Hidayet üzere yürüyeni de en iyi O bilir.(53:30)

Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.(53:31)

Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur.(53:32)

O yüz geri döneni gördün mü?(53:33)

Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu.(53:34)

Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor?(53:35)

Yoksa haber verilmedi mi ona, Mûsa'nın sayfalarındakiler?(53:36)

Ve o çok vefalı İbrahim'in sayfalarındakiler...(53:37)

Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz.(53:38)

Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.(53:39)

Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir.(53:40)

Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir.(53:41)

Hiç kuşkusuz, son varış Rabbinedir.(53:42)

Hiç kuşkusuz, güldüren de O'dur, ağlatan da...(53:43)

Hiç kuşkusuz, öldüren de O'dur, dirilten de...(53:44)

Hiç kuşkusuz, iki çifti, erkeği ve dişiyi yaratan O'dur;(53:45)

Meni halinde atıldığı zaman bir spermden...(53:46)

Hiç kuşkusuz, o ikinci oluşum da O'nun işidir.(53:47)

Hiç kuşkusuz, zenginlik veren de O'dur, nimete boğan da...(53:48)

Hiç kuşkusuz, Şi'ra yıldızının/şuurlanmanın Rabbi de O'dur.(53:49)

Hiç kuşkusuz, daha önceden gelmiş olan Âd'ı helâk etti.(53:50)
