Önceki Sonraki

41:44Fussilet Suresi 44. Ayet

Kuran Sırası: 41 İniş Sırası: 61
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354

41:44Fussilet Suresi 44. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ولو
velev
|
ve eğer
Kombi Müfredat
جعلناه
ceǎlnāhu
CAL|ج ع ل
biz onu yapsaydık
Kombi Müfredat
قرآنا
ḳur'ānen
GRE|ق ر ا
bir Kur'an
Kombi Müfredat
أعجميا
eǎ'cemiyyen
ACM|ع ج م
yabancı (dilde)
Kombi Müfredat
لقالوا
leḳālū
GVL|ق و ل
derlerdi ki
6
لولا
levlā
|
değil miydi?
Kombi Müfredat
فصلت
fuSSilet
FṦL|ف ص ل
açıklanmalı
Kombi Müfredat
آياته
āyātuhu
EYY|ا ي ي
onun ayetleri
Kombi Müfredat
أأعجمي
eeǎ'cemiyyun
ACM|ع ج م
yabancı söz mü?
10 Kombi Müfredat
وعربي
ve ǎrabiyyun
ARB|ع ر ب
arab olana
11 Kombi Müfredat
قل
ḳul
GVL|ق و ل
de ki
12
هو
huve
|
o
13
للذين
lilleƶīne
|
için
14 Kombi Müfredat
آمنوا
āmenū
EMN|ا م ن
inananlar
15 Kombi Müfredat
هدى
huden
HD̃Y|ه د ي
bir yol göstericidir
16 Kombi Müfredat
وشفاء
ve şifā'un
ŞFY|ش ف ي
ve (gönüllere) şifadır
17
والذين
velleƶīne
|
gelince
18
لا
|
19 Kombi Müfredat
يؤمنون
yu'minūne
EMN|ا م ن
inanmayanlara
20
في
|
vardır
21 Kombi Müfredat
آذانهم
āƶānihim
EZ̃N|ا ذ ن
onların kulaklarında
22 Kombi Müfredat
وقر
veḳrun
VGR|و ق ر
bir ağırlık
23
وهو
ve huve
|
ve o
24
عليهم
ǎleyhim
|
onlara
25 Kombi Müfredat
عمى
ǎmen
AMY|ع م ي
bir körlüktür
26
أولئك
ulāike
|
onlar
27 Kombi Müfredat
ينادون
yunādevne
ND̃V|ن د و
çağırılıyorlar
28
من
min
|
-den
29 Kombi Müfredat
مكان
mekānin
KVN|ك و ن
bir yer-
30 Kombi Müfredat
بعيد
beǐydin
BAD̃|ب ع د
uzak
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَلَوْ: ve eğer | جَعَلْنَاهُ: biz onu yapsaydık | قُرْانًا: bir Kur'an | أَعْجَمِيًّا: yabancı (dilde) | لَقَالُوا: derlerdi ki | لَوْلَا: değil miydi? | فُصِّلَتْ: açıklanmalı | ايَاتُهُ: onun ayetleri | أَأَعْجَمِيٌّ: yabancı söz mü? | وَعَرَبِيٌّ: arab olana | قُلْ: de ki | هُوَ: o | لِلَّذِينَ: için | امَنُوا: inananlar | هُدًى: bir yol göstericidir | وَشِفَاءٌ: ve (gönüllere) şifadır | وَالَّذِينَ: gelince | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmayanlara | فِي: vardır | اذَانِهِمْ: onların kulaklarında | وَقْرٌ: bir ağırlık | وَهُوَ: ve o | عَلَيْهِمْ: onlara | عَمًى: bir körlüktür | أُولَٰئِكَ: onlar | يُنَادَوْنَ: çağırılıyorlar | مِنْ: -den | مَكَانٍ: bir yer- | بَعِيدٍ: uzak | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولو WLW ve eğer | جعلناه CALNEH biz onu yapsaydık | قرآنا GR ËNE bir Kur'an | أعجميا ÊACMYE yabancı (dilde) | لقالوا LGELWE derlerdi ki | لولا LWLE değil miydi? | فصلت FṦLT açıklanmalı | آياته ËYETH onun ayetleri | أأعجمي ÊÊACMY yabancı söz mü? | وعربي WARBY arab olana | قل GL de ki | هو HW o | للذين LLZ̃YN için | آمنوا ËMNWE inananlar | هدى HD̃ bir yol göstericidir | وشفاء WŞFEÙ ve (gönüllere) şifadır | والذين WELZ̃YN gelince | لا LE | يؤمنون YÙMNWN inanmayanlara | في FY vardır | آذانهم ËZ̃ENHM onların kulaklarında | وقر WGR bir ağırlık | وهو WHW ve o | عليهم ALYHM onlara | عمى AM bir körlüktür | أولئك ÊWLÙK onlar | ينادون YNED̃WN çağırılıyorlar | من MN -den | مكان MKEN bir yer- | بعيد BAYD̃ uzak | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |velev: ve eğer | ceǎlnāhu: biz onu yapsaydık | ḳur'ānen: bir Kur'an | eǎ'cemiyyen: yabancı (dilde) | leḳālū: derlerdi ki | levlā: değil miydi? | fuSSilet: açıklanmalı | āyātuhu: onun ayetleri | eeǎ'cemiyyun: yabancı söz mü? | ve ǎrabiyyun: arab olana | ḳul: de ki | huve: o | lilleƶīne: için | āmenū: inananlar | huden: bir yol göstericidir | ve şifā'un: ve (gönüllere) şifadır | velleƶīne: gelince | : | yu'minūne: inanmayanlara | : vardır | āƶānihim: onların kulaklarında | veḳrun: bir ağırlık | ve huve: ve o | ǎleyhim: onlara | ǎmen: bir körlüktür | ulāike: onlar | yunādevne: çağırılıyorlar | min: -den | mekānin: bir yer- | beǐydin: uzak | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VLV: ve eğer | CALNEH: biz onu yapsaydık | GR ËNE: bir Kur'an | ÊACMYE: yabancı (dilde) | LGELVE: derlerdi ki | LVLE: değil miydi? | FṦLT: açıklanmalı | ËYETH: onun ayetleri | ÊÊACMY: yabancı söz mü? | VARBY: arab olana | GL: de ki | HV: o | LLZ̃YN: için | ËMNVE: inananlar | HD̃: bir yol göstericidir | VŞFEÙ: ve (gönüllere) şifadır | VELZ̃YN: gelince | LE: | YÙMNVN: inanmayanlara | FY: vardır | ËZ̃ENHM: onların kulaklarında | VGR: bir ağırlık | VHV: ve o | ALYHM: onlara | AM: bir körlüktür | ÊVLÙK: onlar | YNED̃VN: çağırılıyorlar | MN: -den | MKEN: bir yer- | BAYD̃: uzak | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Eğer yabancı bir dille meydana getirseydik Kur'ân'ı, elbette derlerdi ki âyetleri Arapça olarak açıklansaydı da anlasaydık olmaz mıydı? Bu, yabancı bir dille söylenmiş söz, söyleyen de Arap ha? De ki: O, inananlara doğru yolu gösterir ve şifâdır; inanmayanlarınsa kulaklarında ağırlık var ve Kur'ân, onları kör etmede; sanki onlara pek uzak bir yerden nidâ edilmede.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Eğer O'nu Arapça olmayan bir Kur'ân olarak oluştursaydık, elbette: "Âyetleri anlaşılır olmalıydı! Arapça konuşan (Rasûl) Arapça olmayan (Kur'ân; ne biçim iş bu)?" derlerdi. . . De ki: "O, iman edenler için hakikate erdirici ve şifadır (sağlıklı düşünce bilgisi)!" İman etmeyenlere gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve O, onlar için anlaşılmaz bir nesnedir! (Bu nedenle sanki) onlar uzak bir mekândan nida olunurlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Eğer biz, bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren Kur’ân’ı yabancı dilde okunan bir kitap olarak planlayıp hazırlayarak açıklasaydık: 'Hayata geçirilebilmesi için âyetleri, ayrıntılı bir şekilde açıklanmalı değil miydi? Arapça konuşan bir peygambere, yabancı dilde bir kitap mı gönderilir?' diyeceklerdi. Sen: 'Kur’ân, iman edenler için doğru, hak yolu gösteren bir kılavuzdur, bir şifâdır' de. İman etmeyecek olanların da kulaklarında ağırlık vardır. Kur’ân onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor da, duymazlıktan anlamazlıktan geliyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Onu yabancı dilde bir Kur'an kılsaydık: 'Ayetleri açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille mi (hitab edilir)?' derlerdi. De ki: 'O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır. İman etmeyenlere gelince onların kulaklarında bir ağırlık var ve o (Kur'an) onlara bir körlüktür. Onlara (sanki) uzak bir yerden sesleniliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil) mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Eğer biz, onu, yabancı bir dilden Kur’an yapaydık, muhakkak şöyle diyeceklerdi: “- Ayetleri açıklansaydı ya! Arab’a yabancı dil mi?” (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- O Kur’an, iman edenlere hidayet ve şifadır. İman etmiyenlerin ise, kulaklarında bir ağırlık var. Kur’an onlara karşı bir körlük ve şübhedir. Onlar, uzak bir yerden çağrılanlar gibidir; (hakkı duymazlar ve kabul etmezler)”.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Biz bu Kuran'i yabanci bir dil ile ortaya koysaydik: «Ayetleri uzun aciklanmali degil miydi? Bir araba yabanci bir dille soylenir mi?» derlerdi. De ki: «Bu, inananlara dogruluk rehberi ve gonullerine sifadir.» Inanmayanlarin kulaklarinda agirlik vardir ve onlara kapalidir; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamiyorlar. *Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Şayet biz, bu Kur'ân'ı yabancı bir dille meydana getirseydik, (inkarcı müşrikler) derlerdi ki: O'nun âyetleri açıklansaydı ya.. Arab'a yabancı dille mi? De ki: O, imân edenlere doğru yolun rehberidir, (gönüllerde) şifâdır. İnanmayanların ise kulaklarında bir ağırlık vardır. Kur'ân, onlara kapalı ve karanlıktır. Sanki onlar uzak bir yerden çağırılırlar (gibi bir halleri vardır).Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: 'Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?' derlerdi. De ki: 'Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır.' İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, 'Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?' diyeceklerdi. İster yabancı dil, ister Arapça olsun, de ki, 'O, inananlar için (dilleri sözkonusu olmaksızın) bir rehber ve şifadır. İnanmıyanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Onlara sanki uzak bir yerden sesleniliyor gibi onlara kapalıdır.'Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân yapsaydık onlar mutlaka: «Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?» derlerdi. Sen de ki: «O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır.» İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve eğer Biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık diyeceklerdi ki: «Ayetleri genişçe açıklansaydı ya! Arab'a yabancı dil (öyle) mi?» De ki: «O iman edenler için bir rehber ve şifadır, iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara karşı körlüktür. Onlara uzak bir yerden haykırılır.»Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve eğer biz onu a'cemî bir Kur'an yapa idik diyecekler idi ki: âyetleri tafsıyl edilseydi ya! Araba Acemce mi? de ki: o, iyman edenler için hidayet ve şifadır, iyman etmiyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o onlara karşı körlüktür, onlara uzak bir mekândan haykırılır.Dinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Eğer biz bu Kur'ân'ı yabancı bir dilde okunan bir kitap yapsaydık derlerdi ki: «Ayetleri anlayacağımız bir şekilde açıklanmalı değil miydi? Muhatapları Arap olduğu halde Arapça olmayan kitap mı geldi?» De ki: «O mü'minler için doğru yolu gösteren bir kılavuz ve şifadır.» İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an, onlara bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Eğer biz onu acemi [Arapça olmayan bir dilde] olan bir Kuran kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, acemi [Arapça olmayan bir dil] mi?" De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve bir şifadır. İnanmayanların ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kuran), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve eğer Biz o öğüdü/Kur’ân'ı yabancı dilde bir okuma yapsaydık, elbette onlar: “Âyetleri ayrıntılı olarak verilmeli değil miydi? Yabancı dil mi, Arapça mı!” diyeceklerdi. De ki: “O, iman eden kimseler için bir kılavuz ve bir şifadır.” İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve o Öğüt/ Kur’ân, onlar üzerine bir körlüktür. Onlara çok uzak bir mekândan seslenilmektedir. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Eğer biz onu yabancı (dilden) bir Kur'an yapsaydık muhakkak ki «Ayetleri açıklanmalı değil miydi Araba mensub (bir muhaataba), Arabca olmayan (bir Kur'an) mı? diyeceklerdi. (Onlara) söyle: «O (Kur'an) îman edenler için (mahz-ı) hidâyet ve şifâdır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır. O (Kur'an) bunlara karşı bir körlükdür. (Sanki) onlar uzak bir yerden çağırılıyorlardır. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ve şâyet (biz) onu yabancı (dilde) bir Kur’ân yapsaydık, elbette: 'Âyetleri(anlayacağımız bir dil ile) açıklanmalı değil miydi? Arab olana yabancı (dilde kitab) olur mu?' diyeceklerdi. De ki: 'O, îmân edenler için bir hidâyet ve bir şifâdır!' Îmân etmeyenlere gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’ân), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlar (sanki) uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Biz; onu yabancı bir dil ile ortaya koysaydık diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı olarak açıklamalı değil miydi? Hem yabancı, hem da Arab'a mı hitab etmektedir? De ki: İman edenler için hidayet ve şifadır. İman etmemiş olanların kulaklarında ise bir ağırlık vardır ve bu, onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak bir mesafeden sesleniyorlar da anlamıyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve eğer O'nu (Kitab'ı), yabancı dil bir Kur'ân kılsaydık, mutlaka: “O'nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, âmenû olanlar için hidayet ve şifadır. Ve mü'min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur'ân), onlara karşı körlüktür (şifa ve hidayet değildir). İşte onlara uzak bir yerden seslenilir.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Eğer bu (ilahi kelamın) Arapça dışında bir dilde (indirilmiş) bir hitabe olmasını dileseydik, onlar, (şimdi onu reddedenler,) bu defa, "Neden onun mesajları anlaşılır bir şekilde ifade edilmemiş? Hayret! Arapça dışında bir dil(de indirilmiş bir mesaj bu) ve (tebliğ eden de) bir Arap (elçi)?" diyeceklerdi. De ki: "Bu (ilahi kelam,) iman edenler için bir rehber ve bir şifa kaynağıdır; ona inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sağırlık var ve bundan dolayı (Kuran) onlara kapalı, anlaşılmaz gelir. Onlar çok uzaklardan seslenilen (insanlar gibi)ler."Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve eğer onu, yabancı bir lisan ile Kur'an kılsa idik elbette derlerdi ki: «Ayetleri tafsil edilmeli değil mi idi. Arabî bir peygambere yabancı bir lisan ile (Kur'an) olur mu?» De ki: «O, imân edenler için bir vesile-i hidâyettir ve bir şifadır.» Ve o kimseler ki imân etmezler. Onların kulaklarında bir sağırlık vardır. Ve o, onlara karşı bir körlüktür. Onlara uzak bir mekandan nidâ olunuverir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Biz onu yabancı bir dil ile okunan bir kitap yapsaydık, onlar mutlaka: "Âyetleri tafsilatlı bir şekilde genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil öyle mi?" derlerdi. De ki: "Bu, iman edenlere bir hidayet ve bir şifâdır. " İman etmeyenlerin ise kulaklarında ağırlık vardır ve Kur'an onlara göre körlüktür. Sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor da duymuyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Biz Kur’an’ı yabancı bir dilde okusaydık: -Ayetleri açıklanmalı değil miydi? bir Arab’a, yabancı dilde mi? derlerdi. De ki: -İman edenlere kılavuz ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlüktür. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Eğer biz Kur’ân’ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: "Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap arap! Olur mu böyle şey?" De ki: "O, iman edenler için hidâyet ve şifadır." Ama iman etmeyenlerin kulaklarında ağırlıklar vardır. Kur’ân onlara kapalı ve karanlık gelir. Onların, çok uzak bir yerden sesleniliyor da söyleneni hiç anlamıyorlar gibi bir halleri vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Eğer biz onu, yabancı (dilde) bir Kur'ân yapsaydık derlerdi ki: "Âyetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı söz mü (geliyor)?" De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifâdır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: «Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil) mi?» De ki: «O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Biz Kur'ân'ı yabancı bir dilde indirseydik, 'Âyetleri açıklansaydı ya! Araplara yabancı dilde kitap olur mu?' diyeceklerdi. De ki: İman edenler için o hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında ağırlık vardır; Kur'ân kendilerine görünmez. Sanki onlara çok uzak bir yerden sesleniliyor!Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.