Kırık Meal (Arapça) : |وَمَا: | يُلَقَّاهَا: buna kavuşturulmaz | إِلَّا: başkası | الَّذِينَ: kimselerden | صَبَرُوا: sabreden(lerden) | وَمَا: ve | يُلَقَّاهَا: buna kavuşturulmaz | إِلَّا: başkası | ذُو: olandan | حَظٍّ: şansı | عَظِيمٍ: büyük |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وما WME | يلقاها YLGEHEbuna kavuşturulmaz | إلا ÎLEbaşkası | الذين ELZ̃YNkimselerden | صبروا ṦBRWEsabreden(lerden) | وما WMEve | يلقاها YLGEHEbuna kavuşturulmaz | إلا ÎLEbaşkası | ذو Z̃Wolandan | حظ ḪƵşansı | عظيم AƵYMbüyük |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve mā: | yuleḳḳāhā: buna kavuşturulmaz | illā: başkası | elleƶīne: kimselerden | Saberū: sabreden(lerden) | ve mā: ve | yuleḳḳāhā: buna kavuşturulmaz | illā: başkası | ƶū: olandan | HaZZin: şansı | ǎZīmin: büyük |
Kırık Meal (Transcript) : |VME: | YLGEHE: buna kavuşturulmaz | ÎLE: başkası | ELZ̃YN: kimselerden | ṦBRVE: sabreden(lerden) | VME: ve | YLGEHE: buna kavuşturulmaz | ÎLE: başkası | Z̃V: olandan | ḪƵ: şansı | AƵYM: büyük |
Abdulbaki Gölpınarlı : Bu huy, sabredenlerden başkasına verilmez ve akıldan, tedbîrden büyük bir hisseye sâhip olmayanlara bu huy, nasîp olmaz.
Adem Uğur : Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.
Ahmed Hulusi : (Bu özelliğe) sadece sabredenler kavuşturulur. . . (Bu sabıra da) sadece büyük nasip sahipleri kavuşturulur.
Ahmet Tekin : Bu güzel davranışa, bu olgunluğa ancak sabrederek mücadeleye devam edenler, sabrı huy edinenler kavuşturulur, bu olgunluğa büyük kabiliyetleri olanlar, büyük lütuflara mazhar olanlar kavuşturulur.
Ahmet Varol : Buna ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.
Ali Bulaç : Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.
Ali Fikri Yavuz : İyilikle, kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennetde) büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.
Bekir Sadak : Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o buyuk hazzi tadanlara, vergidir.
Celal Yıldırım : Buna (bu güzel davranış ve duyguya) ancak sabredenler erişebilir ve buna ancak büyük pay sahibi olan kavuşabilir.
Diyanet İşleri : Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.
Diyanet İşleri (eski) : Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.
Diyanet Vakfi : Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.
Edip Yüksel : Bu duruma ancak dirençli olanlar eriştirilir. Bu duruma ancak alabildiğine şanslı olanlar ulaştırılır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak (fazilette) büyük pay sahibi olan kavuşturulur.
Elmalılı Hamdi Yazır : O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak büyük bir hazz sahibi olan kavuşturulur
Fizilal-il Kuran : Bu haslete ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak hayırda büyük pay sahibi olan kimse kavuşturulur.
Gültekin Onan : Buna da sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.
Hakkı Yılmaz : Bu olgun davranışa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.
Hasan Basri Çantay : Bu (en güzel haslete) sabredenlerden başkası kavuşdurulmaz. Buna büyük bir hazza mâlik olandan gayrisi erişdirilmez.
Hayrat Neşriyat : Buna (bu güzel haslete) ise ancak sabredenler eriştirilir ve buna ancak (hayırdan yana) büyük bir nasîbi olanlar eriştirilir.
İbni Kesir : Bu, ancak sabredenlere vergidir. Ve buna ancak o büyük hazzı tadanlar kavuşturulur.
İskender Evrenosoğlu : Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.
Muhammed Esed : Ama (bu mazhariyet) sadece sıkıntıya karşı sabredenlere verilmiştir; yalnızca (faziletten) en büyük payı almış olanlara verilmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve bunu (böyle bir tavsiyeyi) sabredenlerden başkası telakki edemez ve bunu pek büyük bir nâsip sahibi olandan başkası kabul edip yüklenemez.
Ömer Öngüt : Buna (bu güzel haslete) ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük nasibi olan kimse eriştirilir.
Şaban Piriş : Buna sabredenlerden başkası ulaşamaz. Buna, büyük hazzı tadanlardan başkası ulaşamazlar.
Suat Yıldırım : Ama kötülüğe karşı iyilik hasleti, ancak sabredenlerin kârıdır, faziletten yana nasibi bol olanların kârıdır.
Süleyman Ateş : Bu (kötülüğü iyilikle savma olgunluğu)na ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük şansı olan kavuşturulur.
Tefhim-ul Kuran : Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.
Ümit Şimşek : Fakat buna ancak sabredenler erişir. Buna erişenler de büyük bir nasip sahibi olanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk : Böyle bir tavra, sabredenlerden başkası ulaştırılmaz. Böyle bir tavra, büyük nasip sahibinden başkası ulaştırılmaz.