Kırık Meal (Arapça) : |وَإِذَا: ve zaman | أُلْقُوا: atıldıkları | مِنْهَا: onun | مَكَانًا: bir yerine | ضَيِّقًا: dar | مُقَرَّنِينَ: bağlı olarak | دَعَوْا: çağırırlar | هُنَالِكَ: orada | ثُبُورًا: helâki |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وإذا WÎZ̃Eve zaman | ألقوا ÊLGWEatıldıkları | منها MNHEonun | مكانا MKENEbir yerine | ضيقا ŽYGEdar | مقرنين MGRNYNbağlı olarak | دعوا D̃AWEçağırırlar | هنالك HNELKorada | ثبورا S̃BWREhelâki |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve iƶā: ve zaman | ulḳū: atıldıkları | minhā: onun | mekānen: bir yerine | Deyyiḳan: dar | muḳarranīne: bağlı olarak | deǎv: çağırırlar | hunālike: orada | ṧubūran: helâki |
Kırık Meal (Transcript) : |VÎZ̃E: ve zaman | ÊLGVE: atıldıkları | MNHE: onun | MKENE: bir yerine | ŽYGE: dar | MGRNYN: bağlı olarak | D̃AVE: çağırırlar | HNELK: orada | S̃BVRE: helâki |
Abdulbaki Gölpınarlı : Elleri, boyunlarına zincirlerle bağlanarak ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman da helâk olduk, bittik diye bağrışacaklar.
Adem Uğur : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler.
Ahmed Hulusi : Bağlanmış (çaresiz) olarak orada dar bir mekâna atıldıklarında, "Yetiş ey ölüm!" diye haykırırlar (içine düştükleri acı azaptan tek kurtuluşun ölüm olduğunu fark ederler).
Ahmet Tekin : Elleri boyunlarına bağlı olarak cehennemin dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok olmayı isterler.
Ahmet Varol : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada yokoluşu (ölümü) çağırırlar.
Ali Bulaç : Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.
Ali Fikri Yavuz : Elleri boyunlarına bağlı olarak, o ateşin dar bir yerine atıldıkları vakit, orada: “-Ey helâk, neredesin, yetiş!” diye bağırırlar.
Bekir Sadak : Elleri boyunlarina baglanarak, dar bir yerden atildiklari zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler.
Celal Yıldırım : (Şeytanlarla birlikte) elleri boyunlarına bağlı bulunduğu halde ateşten daracık bir yere atıldıkları zaman orada yok olmayı dövünerek isterler.
Diyanet İşleri : Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
Diyanet İşleri (eski) : Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler.
Diyanet Vakfi : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler.
Edip Yüksel : Zincirlenmiş olarak onun dar bir yerinden atıldıkları zaman ölümü çağırırlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada «yetiş ey helak (bizi kurtar)» diye helake haykırırlar!
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları vakıt de orada helâke haykırırlar
Fizilal-il Kuran : Zincirlerle elleri, ayaklarına bağlanmış olarak bu ateşin dar yerine atıldıklarında ise orada «yok olmayı» imdada çağırırlar.
Gültekin Onan : Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.
Hakkı Yılmaz : Ve bağlanmış kimseler olarak cehennemden dar bir yere atıldıkları zaman, oracıkta ölümü isterler. –
Hasan Basri Çantay : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun en dar yerine atıldıkları vakit orada (Yetiş ey) helak (diye) bağırırlar.
Hayrat Neşriyat : Elleri boyunlarına bağlı kimseler olarak onun (o Cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta (ölsek de kurtulsak diyerek) helâki çağırırlar.
İbni Kesir : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun en dar bir yerine atıldıkları zaman orada yok olup gitmeyi isterler.
İskender Evrenosoğlu : Ve birbirine bağlanmış olarak oradan, dar sıkışık bir yere atıldıkları zaman orada helâk (yok) olmayı istediler.
Muhammed Esed : ve birbirlerine bağlı olarak daracık bir yerden onun içine atıldıkları zaman, orada o an yok olup gitmek için yakaracaklar!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve o ateşten dar bir yere etleri boyunlarına bağlı bir halde atıldıkları zaman orada helâki davet eder dururlar.
Ömer Öngüt : Elleri boyunlarına bağlanarak o ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman, orada ölümü çağırırlar.
Şaban Piriş : Elleri boyunlarına bağlı olarak dar bir yere atıldıkları zaman, orada yok olup gitmek için yalvarırlar.
Suat Yıldırım : Elleri boyunlarına kelepçelenmiş, ayakları bukağılı olarak cehennemin daracık bir yerine tıkılınca, orada yok olmak için can atarlar.
Süleyman Ateş : (Elleri boyunlarına zincirlerle) Bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada ölümü çağırırlar (yetiş ey ölüm, nerdesin, gel bizi bu azâbdan kurtar! derler).
Tefhim-ul Kuran : Elleri boyunlarına bağlı olarak, onun sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.
Ümit Şimşek : Bağlı olarak Cehennemin dar bir yerine tıkıldıkları zaman yok olup gitmek isterler.
Yaşar Nuri Öztürk : Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"