Kırık Meal (Arapça) : |وَجَاءَ: ve geldiler | الْمُعَذِّرُونَ: özür bahane eden | مِنَ: | الْأَعْرَابِ: bedevi Araplar | لِيُؤْذَنَ: izin verilmesi için | لَهُمْ: kendilerine | وَقَعَدَ: ve oturdular | الَّذِينَ: kimseler | كَذَبُوا: yalan söyleyen(ler) | اللَّهَ: Allah'a | وَرَسُولَهُ: ve Elçisine | سَيُصِيبُ: erişecektir | الَّذِينَ: kimselere | كَفَرُوا: inkar eden(lere) | مِنْهُمْ: onlardan | عَذَابٌ: bir azab | أَلِيمٌ: acıklı |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وجاء WCEÙve geldiler | المعذرون ELMAZ̃RWNözür bahane eden | من MN | الأعراب ELÊAREBbedevi Araplar | ليؤذن LYÙZ̃Nizin verilmesi için | لهم LHMkendilerine | وقعد WGAD̃ve oturdular | الذين ELZ̃YNkimseler | كذبوا KZ̃BWEyalan söyleyen(ler) | الله ELLHAllah'a | ورسوله WRSWLHve Elçisine | سيصيب SYṦYBerişecektir | الذين ELZ̃YNkimselere | كفروا KFRWEinkar eden(lere) | منهم MNHMonlardan | عذاب AZ̃EBbir azab | أليم ÊLYMacıklı |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve cā'e: ve geldiler | l-muǎƶƶirūne: özür bahane eden | mine: | l-eǎ'rābi: bedevi Araplar | liyu'ƶene: izin verilmesi için | lehum: kendilerine | ve ḳaǎde: ve oturdular | elleƶīne: kimseler | keƶebū: yalan söyleyen(ler) | llahe: Allah'a | ve rasūlehu: ve Elçisine | seyuSību: erişecektir | elleƶīne: kimselere | keferū: inkar eden(lere) | minhum: onlardan | ǎƶābun: bir azab | elīmun: acıklı |
Kırık Meal (Transcript) : |VCEÙ: ve geldiler | ELMAZ̃RVN: özür bahane eden | MN: | ELÊAREB: bedevi Araplar | LYÙZ̃N: izin verilmesi için | LHM: kendilerine | VGAD̃: ve oturdular | ELZ̃YN: kimseler | KZ̃BVE: yalan söyleyen(ler) | ELLH: Allah'a | VRSVLH: ve Elçisine | SYṦYB: erişecektir | ELZ̃YN: kimselere | KFRVE: inkar eden(lere) | MNHM: onlardan | AZ̃EB: bir azab | ÊLYM: acıklı |
Abdulbaki Gölpınarlı : Bedevîlerin bir kısmı özür dilemek ve izin almak için geldi, Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldı. İçlerinden kâfir olanlar, elemli bir azâba uğrayacak.
Adem Uğur : Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.
Ahmed Hulusi : Bedevîlerden mazeret uyduranlar, savaşa katılmama izni almak için geldiler. . . Allâh'a ve Rasûlüne yalan söyleyenler de (mazeret bile göstermeden) oturup kaldılar. . . Onlardan hakikat bilgisini inkâr edenlere, acı bir azap isâbet edecektir.
Ahmet Tekin : Bedevî Araplar’dan mazeret beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne ikiyüzlü davranarak yalan söyleyen münafıklar da evlerinde oturup kaldılar. Onlardan kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, küfre saplananlara can yakıp inleten müthiş bir azap isabet edecektir.
Ahmet Varol : Bedevilerden özür beyan edenler kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenlerse yerlerinde oturdular. Onlardan inkar edenlere acıklı bir azap erişecektir.
Ali Bulaç : Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkâr edenlere pek acı bir azab isabet edecektir.
Ali Fikri Yavuz : Bedevilerden özür ileri sürenler, Tebük savaşından geri kalmak için kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne yalan söyliyenler de (Yerlerinden kıpırdamayıp) oturdular. Şüphe yok ki, bunlardan kâfir olanlara çok acıklı bir azab isabet edecek.
Bekir Sadak : Bedevilerden, izin almak uzere, ozur beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve peygamberine yalan soyleyenler ise, ozur bile beyan etmeksizin geri kaldilar. Onlardan kafir olanlar can yakici azaba ugrayacaktir.
Celal Yıldırım : Bedevilerden kendilerine izin verilsin diye özür beyân edenler geldiler ; Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenler de evlerinde oturdular ; bunlardan kâfir olanlara elbette elem verici bir azâb dokunacaktır.
Diyanet İşleri : Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
Diyanet İşleri (eski) : Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.
Diyanet Vakfi : Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.
Edip Yüksel : Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. ALLAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkarcılarına acı bir azap dokunacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap değecek.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bedevîlerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler, Allaha ve Resulüne yalân söyleyenler de oturdular, muhakkak bunların kâfir olanlarına elîm bir azab isabet edecek
Fizilal-il Kuran : Bedevilerin mazeret uyduranları sefere çıkmamak için izin almaya geldiler. Allah'a ve peygamberine yalan söyleyenler ise, mazeret bile ileri sürmeden geri kaldılar. Onların içindeki kâfirler acıklı bir azaba çarpılacaklardır.
Gültekin Onan : Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Tanrı'ya ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfredenlere pek acı bir azab isabet edecektir.
Hakkı Yılmaz : "Bedevi Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Elçisi'ne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Bunlardan Kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden biri olan kimselere, yakında çok acıklı bir azap dokunacaktır. "
Hasan Basri Çantay : Bedevilerden özür dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturub kaldılar). İçlerinden kâfir olanları pek acıklı bir azâb çarpacakdır.
Hayrat Neşriyat : Ve bedevîlerden özür bahâne edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler; Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise oturdu. Onlardan inkâr edenlere yakında (pek) elemli bir azab isâbet edecektir!
İbni Kesir : Bedevilerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler ise oturup kaldı. İçlerinden küfretmiş olanlara elim bir azab isabet edecektir.
İskender Evrenosoğlu : Ve bedevî Araplar'dan onlara izin verilmesi için özür beyan edenler ve Allah'a ve O'nun Resûl'üne yalan söyleyerek oturup, (geri) kalan kimseler geldiler. Onlardan kâfir olanlara elîm (acı) azap isabet edecek.
Muhammed Esed : Ve bu arada savaşta bağışık tutulmaları yönünde arzedilecek bir takım özürleri olan bedeviler (Elçiye) geldiler; Allahı ve Onun Elçisini yalanlamaya kalkışanlarsa (sadece) evde kalmakla yetindiler. Hakkı inkara yeltenen böylelerine pek çetin bir azap gelip çatacak.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve bedevilerden mazeret dermeyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne yalanları söyleyenler de oturdular. Onlardan kâfir olanlara elbette ki pek acıklı bir azap isabet edecektir.
Ömer Öngüt : Bedevilerden (savaşa katılmamak için) özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resul'üne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. (Ne geldiler ne de özür dilediler). Onlardan kâfir olanlara acıklı bir azap vardır.
Şaban Piriş : Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resulü’ne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır.
Suat Yıldırım : Bedevîlerden savaşa katılmamak için özürler uyduranlar, hiç değilse kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resulüne bağlılık iddiasında yalancı olanlar ise oturdular. Ne geldiler, ne de özür dilediler. O bedevîlerden kâfir olanlar, gayet acı bir azaba mâruz kalacaklardır.
Süleyman Ateş : Özür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkâr edenlere, acı bir azâb erişecektir.
Tefhim-ul Kuran : Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfre sapanlara pek acıklı bir azab isabet edecektir.
Ümit Şimşek : Bedevîlerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de evlerinde oturdular. Onlardan kâfir olanların başına acı bir azap gelecektir.
Yaşar Nuri Öztürk : Göçebe Arapların özür bahane edenleri kendilerine izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler oturdular. Onların küfre sapanlarına korkunç bir azap erişecektir.