Kırık Meal (Transcript) Meali

|
BREÙT:
ihtardır 
|
MN:
-tan 
|
ELLH:
Allah- 
|
VRSVLH:
ve Elçisinden 
|
ÎL:

|
ELZ̃YN:
kimselere 
|
AEHD̃TM:
andlaşma yaptığınız 
|
MN:
-den 
|
ELMŞRKYN:
müşrikler- 
|
(9:1)


|
FSYḪVE:
dolaşın 
|
FY:

|
ELÊRŽ:
yeryüzünde 
|
ÊRBAT:
dört 
|
ÊŞHR:
ay 
|
VEALMVE:
ve bilin ki 
|
ÊNKM:
siz 
|
ĞYR:
değilsiniz 
|
MACZY:
aciz bırakacak 
|
ELLH:
Allah'ı 
|
VÊN:
ve şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
MḢZY:
rezil, perişan edecektir 
|
ELKEFRYN:
kafirleri 
|
(9:2)


|
VÊZ̃EN:
ve duyurudur 
|
MN:
-tan 
|
ELLH:
Allah- 
|
VRSVLH:
ve Elçisinden 
|
ÎL:

|
ELNES:
insanlara 
|
YVM:
günü 
|
ELḪC:
Hac 
|
ELÊKBR:
en büyük 
|
ÊN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
BRYÙ:
uzaktır 
|
MN:
-dan 
|
ELMŞRKYN:
puta tapanlar- 
|
VRSVLH:
ve Elçisi 
|
FÎN:
eğer 
|
TBTM:
tevbe ederseniz 
|
FHV:
bu 
|
ḢYR:
daha iyidir 
|
LKM:
sizin için 
|
VÎN:
ve eğer 
|
TVLYTM:
dönerseniz 
|
FEALMVE:
bilin ki 
|
ÊNKM:
siz 
|
ĞYR:
değilsiniz 
|
MACZY:
aciz bırakacak 
|
ELLH:
Allah'ı 
|
VBŞR:
ve müjdele 
|
ELZ̃YN:
kimselere 
|
KFRVE:
inkar eden(lere) 
|
BAZ̃EB:
bir azabı 
|
ÊLYM:
acı 
|
(9:3)


|
ÎLE:
ancak hariç 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
AEHD̃TM:
andlaşma yaptığınız 
|
MN:
-den 
|
ELMŞRKYN:
müşrikler- 
|
S̃M:
sonra 
|
LM:

|
YNGṦVKM:
size eksik bırakmayan 
|
ŞYÙE:
hiçbir şeyi 
|
VLM:
ve 
|
YƵEHRVE:
arka çıkmayanlar 
|
ALYKM:
size karşı 
|
ÊḪD̃E:
hiç kimseye 
|
FÊTMVE:
tamamlayın 
|
ÎLYHM:
onların 
|
AHD̃HM:
andlaşmalarını 
|
ÎL:
kadar 
|
MD̃THM:
tanıdığınız süreye 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
YḪB:
sever 
|
ELMTGYN:
korunanları 
|
(9:4)


|
FÎZ̃E:
zaman 
|
ENSLḢ:
geçtiği 
|
ELÊŞHR:
aylar 
|
ELḪRM:
haram 
|
FEGTLVE:
öldürün 
|
ELMŞRKYN:
ortak koşanları 
|
ḪYS̃:
nerede 
|
VCD̃TMVHM:
bulursanız onları 
|
VḢZ̃VHM:
ve onları yakalayın 
|
VEḪṦRVHM:
ve hapsedin 
|
VEGAD̃VE:
ve otur(up) bekleyin 
|
LHM:
onları 
|
KL:
her 
|
MRṦD̃:
gözetleme yerinde 
|
FÎN:
eğer 
|
TEBVE:
tevbe eder/döner 
|
VÊGEMVE:
ve -doğrulur 
|
ELṦLET:
SaLâTe/Desteğe 
|
V ËTVE:
ve -verirlerse 
|
ELZKET:
zekat- 
|
FḢLVE:
serbest bırakın 
|
SBYLHM:
yollarını 
|
ÎN:
çünkü 
|
ELLH:
Allah 
|
ĞFVR:
bağışlayandır 
|
RḪYM:
esirgeyendir 
|
(9:5)


|
VÎN:
ve eğer 
|
ÊḪD̃:
birisi 
|
MN:
-dan 
|
ELMŞRKYN:
ortak koşanlar- 
|
ESTCERK:
aman dilerse 
|
FÊCRH:
onu yanına al 
|
ḪT:
ta ki 
|
YSMA:
işitsin 
|
KLEM:
sözünü 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
S̃M:
sonra 
|
ÊBLĞH:
onu ulaştır 
|
MÊMNH:
güvenli bir yere 
|
Z̃LK:
böyle (yap) 
|
BÊNHM:
çünkü onlar 
|
GVM:
bir topluluktur 
|
LE:

|
YALMVN:
bilmez 
|
(9:6)


|
KYF:
nasıl 
|
YKVN:
olabilir 
|
LLMŞRKYN:
ortak koşanların 
|
AHD̃:
andlaşması 
|
AND̃:
yanında 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VAND̃:
ve yanında 
|
RSVLH:
Elçisinin 
|
ÎLE:
ancak hariçtir 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
AEHD̃TM:
andlaştıklarınız 
|
AND̃:
yanında 
|
ELMSCD̃:
Mescid-i 
|
ELḪREM:
Haram 
|
FME:

|
ESTGEMVE:
onlar dürüst davrandıkça 
|
LKM:
size 
|
FESTGYMVE:
siz de dürüst davranın 
|
LHM:
onlara 
|
ÎN:
çünkü 
|
ELLH:
Allah 
|
YḪB:
sever 
|
ELMTGYN:
korunanları 
|
(9:7)


|
KYF:
nasıl? 
|
VÎN:
eğer 
|
YƵHRVE:
onlar galib gelselerdi 
|
ALYKM:
size 
|
LE:
ne 
|
YRGBVE:
gözetirlerdi 
|
FYKM:
sizin hakkınızda 
|
ÎLE:
bir yakınlık 
|
VLE:
ne de 
|
Z̃MT:
bir andlaşma 
|
YRŽVNKM:
sizi razı ederler 
|
BÊFVEHHM:
ağızlarıyla 
|
VTÊB:
fakat (sizi) istemez 
|
GLVBHM:
kalbleri 
|
VÊKS̃RHM:
ve çokları da 
|
FESGVN:
yoldan çıkmışlardır 
|
(9:8)


|
EŞTRVE:
sattılar 
|
B ËYET:
ayetlerini 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
S̃MNE:
bir paraya 
|
GLYLE:
azıcık 
|
FṦD̃VE:
engel oldular 
|
AN:
-ndan 
|
SBYLH:
O'nun yolu- 
|
ÎNHM:
gerçekten 
|
SEÙ:
ne kötüdür 
|
ME:
şeyler 
|
KENVE:
oldukları 
|
YAMLVN:
yapıyor(lar) 
|
(9:9)


|
LE:

|
YRGBVN:
ne gözetirler 
|
FY:
karşı 
|
MÙMN:
bir mü'mine 
|
ÎLE:
bir yakınlık 
|
VLE:
ne de 
|
Z̃MT:
bir andlaşma 
|
VÊVLÙK:
ve işte 
|
HM:
onlardır 
|
ELMATD̃VN:
saldırganlar 
|
(9:10)


|
FÎN:
eğer 
|
TEBVE:
tevbe eder/döner 
|
VÊGEMVE:
ve -doğrulur 
|
ELṦLET:
SaLâTe/Desteğe- 
|
V ËTVE:
ve -verirlerse 
|
ELZKET:
zekat- 
|
FÎḢVENKM:
sizin kardeşlerinizdirler 
|
FY:

|
ELD̃YN:
dinde 
|
VNFṦL:
ve uzun uzun açıklıyoruz 
|
EL ËYET:
ayetleri 
|
LGVM:
bir kavme 
|
YALMVN:
bilen 
|
(9:11)


|
VÎN:
ve eğer 
|
NKS̃VE:
bozarlarsa 
|
ÊYMENHM:
andlarını 
|
MN:

|
BAD̃:
sonra 
|
AHD̃HM:
andlaşma yaptıktan 
|
VŦANVE:
ve dil uzatırlarsa 
|
FY:

|
D̃YNKM:
dininize 
|
FGETLVE:
savaşın 
|
ÊÙMT:
önderleriyle 
|
ELKFR:
küfrün 
|
ÎNHM:
çünkü 
|
LE:
yoktur 
|
ÊYMEN:
andları 
|
LHM:
onların 
|
LALHM:
belki 
|
YNTHVN:
vazgeçerler 
|
(9:12)


|
ÊLE:

|
TGETLVN:
savaşmayacak mısınız? 
|
GVME:
bir kavimle 
|
NKS̃VE:
bozan 
|
ÊYMENHM:
andlarını 
|
VHMVE:
ve yeltenen 
|
BÎḢREC:
çıkarmağa 
|
ELRSVL:
Elçiyi 
|
VHM:
ve kendileri 
|
BD̃ÙVKM:
siz(inle savaş)a başlamış olan 
|
ÊVL:
ilk 
|
MRT:
kez 
|
ÊTḢŞVNHM:
yoksa onlardan korkuyor musunuz? 
|
FELLH:
Allah'tır 
|
ÊḪG:
en layık olan 
|
ÊN:

|
TḢŞVH:
kendisinden korkmanıza 
|
ÎN:
eğer 
|
KNTM:
iseniz 
|
MÙMNYN:
gerçekten inananlar 
|
(9:13)


|
GETLVHM:
onlarla savaşın (ki) 
|
YAZ̃BHM:
onlara azabetsin 
|
ELLH:
Allah 
|
BÊYD̃YKM:
sizin ellerinizle 
|
VYḢZHM:
ve onları rezil etsin 
|
VYNṦRKM:
ve sizi üstün getirsin 
|
ALYHM:
onlara 
|
VYŞF:
ve şifa versin 
|
ṦD̃VR:
göğüslerine 
|
GVM:
toplumunun 
|
MÙMNYN:
inananlar 
|
(9:14)


|
VYZ̃HB:
ve gidersin 
|
ĞYƵ:
öfkesini 
|
GLVBHM:
yüreklerinin 
|
VYTVB:
ve tevbesini kabul eder 
|
ELLH:
Allah 
|
AL:

|
MN:
kişinin 
|
YŞEÙ:
dilediği 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ALYM:
bilendir 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(9:15)


|
ÊM:
yoksa 
|
ḪSBTM:
siz sandınız mı? 
|
ÊN:

|
TTRKVE:
bırakılacağınızı 
|
VLME:

|
YALM:
bilmeden 
|
ELLH:
Allah 
|
ELZ̃YN:
kimseleri 
|
CEHD̃VE:
cihad eden(leri) 
|
MNKM:
içinizden 
|
VLM:
ve 
|
YTḢZ̃VE:
edinmeyen(leri) 
|
MN:

|
D̃VN:
başkasını 
|
ELLH:
Allah('tan) 
|
VLE:
ve 
|
RSVLH:
Elçisin(den) 
|
VLE:
ve 
|
ELMÙMNYN:
mü'minler(den) 
|
VLYCT:
sırdaş 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ḢBYR:
haber almaktadır 
|
BME:
şeyleri 
|
TAMLVN:
yaptıklarınızı 
|
(9:16)


|
ME:
yoktur 
|
KEN:
yoktur 
|
LLMŞRKYN:
müşrikler için 
|
ÊN:

|
YAMRVE:
imar etmeleri 
|
MSECD̃:
mescidlerini 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
ŞEHD̃YN:
şahitler iken 
|
AL:

|
ÊNFSHM:
kendi nefislerinin 
|
BELKFR:
küfrüne 
|
ÊVLÙK:
onların 
|
ḪBŦT:
boşa çıkmıştır 
|
ÊAMELHM:
yaptıkları işler 
|
VFY:
ve 
|
ELNER:
ateşte 
|
HM:
onlar 
|
ḢELD̃VN:
sürekli kalacaklardır 
|
(9:17)


|
ÎNME:
ancak 
|
YAMR:
imar ederler 
|
MSECD̃:
mescidlerini 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
MN:
kimseler 
|
ËMN:
inanan 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VELYVM:
ve gününe 
|
EL ËḢR:
ahiret 
|
VÊGEM:
ve -doğrulan 
|
ELṦLET:
SaLâTe/Desteğe- 
|
V ËT:
ve -veren 
|
ELZKET:
zekatı- 
|
VLM:
ve 
|
YḢŞ:
korkmayan 
|
ÎLE:
başkasından 
|
ELLH:
Allah'tan 
|
FAS:
umulur 
|
ÊVLÙK:
onların 
|
ÊN:

|
YKVNVE:
olmaları 
|
MN:
-dan 
|
ELMHTD̃YN:
doğru yolu bulanlar- 
|
(9:18)


|
ÊCALTM:
bir mi tuttunuz? 
|
SGEYT:
su vermeyi 
|
ELḪEC:
hacılara 
|
VAMERT:
ve imar etmeyi 
|
ELMSCD̃:
Mescid-i 
|
ELḪREM:
Haram'ı 
|
KMN:
kimse gibi 
|
ËMN:
inanan 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VELYVM:
ve gününe 
|
EL ËḢR:
ahiret 
|
VCEHD̃:
ve cihadeden 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
LE:
olmaz(lar) 
|
YSTVVN:
eşit 
|
AND̃:
katında 
|
ELLH:
Allah 
|
VELLH:
ve Allah 
|
LE:

|
YHD̃Y:
yol göstermez 
|
ELGVM:
topluluğuna 
|
ELƵELMYN:
zalimler 
|
(9:19)


|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
VHECRVE:
ve hicret eden(ler) 
|
VCEHD̃VE:
ve cihad eden(ler) 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
BÊMVELHM:
mallarıyla 
|
VÊNFSHM:
ve canlarıyla 
|
ÊAƵM:
daha büyüktür 
|
D̃RCT:
dereceleri 
|
AND̃:
katında 
|
ELLH:
Allah 
|
VÊVLÙK:
ve işte 
|
HM:
onlardır 
|
ELFEÙZVN:
kurtuluşa erenler 
|
(9:20)


|
YBŞRHM:
onları müjdeler 
|
RBHM:
Rableri 
|
BRḪMT:
bir rahmetle 
|
MNH:
kendisinden 
|
VRŽVEN:
ve rızasıyla 
|
VCNET:
ve cennetlerle 
|
LHM:
bulunan 
|
FYHE:
içinde 
|
NAYM:
nimetler 
|
MGYM:
tükenmeyen 
|
(9:21)


|
ḢELD̃YN:
kalacaklardır 
|
FYHE:
orada 
|
ÊBD̃E:
ebedi 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
AND̃H:
katındandır 
|
ÊCR:
mükafat 
|
AƵYM:
büyük 
|
(9:22)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
LE:

|
TTḢZ̃VE:
edinmeyin 
|
ËBEÙKM:
babalarınızı 
|
VÎḢVENKM:
ve kardeşlerinizi 
|
ÊVLYEÙ:
veliler 
|
ÎN:
eğer 
|
ESTḪBVE:
seviyorlarsa 
|
ELKFR:
küfrü 
|
AL:
karşı 
|
ELÎYMEN:
imana 
|
VMN:
ve kim 
|
YTVLHM:
onları veli tanırsa 
|
MNKM:
sizden 
|
FÊVLÙK:
işte 
|
HM:
onlardır 
|
ELƵELMVN:
zalimler 
|
(9:23)


|
GL:
de ki 
|
ÎN:
eğer 
|
KEN:
ise 
|
ËBEÙKM:
babalarınız 
|
VÊBNEÙKM:
ve oğullarınız 
|
VÎḢVENKM:
ve kardeşleriniz 
|
VÊZVECKM:
ve eşleriniz 
|
VAŞYRTKM:
ve hısım akrabanız 
|
VÊMVEL:
ve mallar 
|
EGTRFTMVHE:
kazandığınız 
|
VTCERT:
ve ticaret(iniz) 
|
TḢŞVN:
korktuğunuz 
|
KSED̃HE:
düşmesinden 
|
VMSEKN:
ve konutlar 
|
TRŽVNHE:
hoşlandığınız 
|
ÊḪB:
daha sevgili (ise) 
|
ÎLYKM:
size 
|
MN:
-tan 
|
ELLH:
Allah- 
|
VRSVLH:
ve Elçisi(nden) 
|
VCHED̃:
ve cihad etmekten 
|
FY:

|
SBYLH:
O'nun yolunda 
|
FTRBṦVE:
o halde gözetleyin 
|
ḪT:
kadar 
|
YÊTY:
getirinceye 
|
ELLH:
Allah 
|
BÊMRH:
emrini 
|
VELLH:
ve Allah 
|
LE:

|
YHD̃Y:
(doğru) yola iletmez 
|
ELGVM:
topluluğu 
|
ELFESGYN:
yoldan çıkmış 
|
(9:24)


|
LGD̃:
andolsun 
|
NṦRKM:
size yardım etmişti 
|
ELLH:
Allah 
|
FY:

|
MVEŦN:
yerlerde 
|
KS̃YRT:
birçok 
|
VYVM:
ve gününde 
|
ḪNYN:
Huneyn 
|
ÎZ̃:
hani 
|
ÊACBTKM:
sizi böbürlendirmişti 
|
KS̃RTKM:
çokluğunuz 
|
FLM:
fakat 
|
TĞN:
sağlamamıştı 
|
ANKM:
size 
|
ŞYÙE:
hiçbir yarar 
|
VŽEGT:
ve dar gelmişti 
|
ALYKM:
başınıza 
|
ELÊRŽ:
yeryüzü 
|
BME:
rağmen 
|
RḪBT:
bütün genişliğine 
|
S̃M:
nihayet 
|
VLYTM:
dönmüştünüz 
|
MD̃BRYN:
gerisin geri 
|
(9:25)


|
S̃M:
sonra 
|
ÊNZL:
indirdi 
|
ELLH:
Allah 
|
SKYNTH:
sekinetini 
|
AL:
üzerine 
|
RSVLH:
Elçisinin 
|
VAL:
ve üzerine 
|
ELMÙMNYN:
mü'minlerin 
|
VÊNZL:
ve indirdi 
|
CNVD̃E:
askerler 
|
LM:

|
TRVHE:
sizin görmediğiniz 
|
VAZ̃B:
ve azab etti 
|
ELZ̃YN:
olanlara 
|
KFRVE:
kafirlere 
|
VZ̃LK:
işte budur 
|
CZEÙ:
cezası 
|
ELKEFRYN:
kafirlerin 
|
(9:26)


|
S̃M:
sonra 
|
YTVB:
tevbesini kabul eder 
|
ELLH:
Allah 
|
MN:

|
BAD̃:
ardından 
|
Z̃LK:
bunun 
|
AL:

|
MN:
kimsenin 
|
YŞEÙ:
dilediği 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ĞFVR:
bağışlayandır 
|
RḪYM:
esirgeyendir 
|
(9:27)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
ÎNME:
şüphesiz 
|
ELMŞRKVN:
ortak koşanlar 
|
NCS:
pisliktir 
|
FLE:
artık 
|
YGRBVE:
yaklaşmasınlar 
|
ELMSCD̃:
Mescid-i 
|
ELḪREM:
Haram'a 
|
BAD̃:
sonra 
|
AEMHM:
yıllarından 
|
HZ̃E:
bu 
|
VÎN:
ve eğer 
|
ḢFTM:
korkarsanız 
|
AYLT:
yoksulluğa düşmekten 
|
FSVF:
yakında 
|
YĞNYKM:
sizi zengin edecektir 
|
ELLH:
Allah 
|
MN:
-ndan 
|
FŽLH:
kendi lutfu- 
|
ÎN:
eğer 
|
ŞEÙ:
dilerse 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
ALYM:
bilendir 
|
ḪKYM:
hikmet sahibidir 
|
(9:28)


|
GETLVE:
savaşın 
|
ELZ̃YN:
kimselerle 
|
LE:

|
YÙMNVN:
inanmayan 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VLE:
ve 
|
BELYVM:
gününe 
|
EL ËḢR:
ahiret 
|
VLE:
ve 
|
YḪRMVN:
haram saymayanlarla 
|
ME:
ne ki 
|
ḪRM:
haram kıldı 
|
ELLH:
Allah 
|
VRSVLH:
ve Elçisi 
|
VLE:

|
YD̃YNVN:
ve din edinmeyenlerle 
|
D̃YN:
dini 
|
ELḪG:
gerçek 
|
MN:

|
ELZ̃YN:
kendilerine 
|
ÊVTVE:
verilenlerden 
|
ELKTEB:
Kitap 
|
ḪT:
zamana kadar 
|
YAŦVE:
verecekleri 
|
ELCZYT:
cizye 
|
AN:

|
YD̃:
elleriyle 
|
VHM:
onlar 
|
ṦEĞRVN:
küçülerek (boyun eğerek) 
|
(9:29)


|
VGELT:
ve dediler ki 
|
ELYHVD̃:
Yahudiler 
|
AZYR:
Uzeyr 
|
EBN:
oğludur 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VGELT:
ve dediler 
|
ELNṦER:
Hıristiyanlar 
|
ELMSYḪ:
Mesih 
|
EBN:
oğludur 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
Z̃LK:
bu 
|
GVLHM:
onların sözleridir 
|
BÊFVEHHM:
ağızlarıyla (geveledikleri) 
|
YŽEHÙVN:
benzetiyorlar 
|
GVL:
sözlerine 
|
ELZ̃YN:
kimselerin 
|
KFRVE:
inkar edenlerin 
|
MN:

|
GBL:
önceden 
|
GETLHM:
onları kahretsin 
|
ELLH:
Allah 
|
ÊN:
nasıl da 
|
YÙFKVN:
çevriliyorlar 
|
(9:30)


|
ETḢZ̃VE:
edindiler 
|
ÊḪBERHM:
hahamlarını 
|
VRHBENHM:
ve rahiplerini 
|
ÊRBEBE:
rabler 
|
MN:

|
D̃VN:
ayrı 
|
ELLH:
Allah'tan 
|
VELMSYḪ:
ve Mesih'i de 
|
EBN:
oğlu 
|
MRYM:
Meryem 
|
VME:

|
ÊMRVE:
oysa emredilmemişti 
|
ÎLE:
dışında 
|
LYABD̃VE:
ibadet etmeleri 
|
ÎLHE:
bir ilaha 
|
VEḪD̃E:
tek olan 
|
LE:
yoktur 
|
ÎLH:
tanrı 
|
ÎLE:
başka 
|
HV:
O'ndan 
|
SBḪENH:
O münezzehtir 
|
AME:
şeylerden 
|
YŞRKVN:
ortak koştukları 
|
(9:31)


|
YRYD̃VN:
istiyorlar 
|
ÊN:

|
YŦFÙVE:
söndürmek 
|
NVR:
nurunu 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
BÊFVEHHM:
ağızlariyle 
|
VYÊB:
halbuki istemez 
|
ELLH:
Allah 
|
ÎLE:
başkasını 
|
ÊN:

|
YTM:
tamamlamaktan 
|
NVRH:
nurunu 
|
VLV:
şayet 
|
KRH:
hoşlanmasa da 
|
ELKEFRVN:
kafirler 
|
(9:32)


|
HV:
O 
|
ELZ̃Y:
ki 
|
ÊRSL:
gönderdi 
|
RSVLH:
Elçisini 
|
BELHD̃:
hidayetle 
|
VD̃YN:
ve din ile 
|
ELḪG:
hak 
|
LYƵHRH:
onu çıkarsın diye 
|
AL:
üstüne 
|
ELD̃YN:
din(ler)in 
|
KLH:
bütün 
|
VLV:
şeayet 
|
KRH:
hoşlanmasa da 
|
ELMŞRKVN:
ortak koşanlar 
|
(9:33)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inananlar 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
KS̃YRE:
birçoğu 
|
MN:
-dan 
|
ELÊḪBER:
hahamlar- 
|
VELRHBEN:
ve rahipler(den) 
|
LYÊKLVN:
yerler 
|
ÊMVEL:
mallarını 
|
ELNES:
insanların 
|
BELBEŦL:
haksızlıkla 
|
VYṦD̃VN:
ve çevirirler 
|
AN:
-ndan 
|
SBYL:
yolu- 
|
ELLH:
Allah 
|
VELZ̃YN:
kimseler 
|
YKNZVN:
yığan 
|
ELZ̃HB:
altın 
|
VELFŽT:
ve gümüşü 
|
VLE:
ve 
|
YNFGVNHE:
onları harcamayanlar 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
FBŞRHM:
işte onlara müjdele 
|
BAZ̃EB:
bir azabı 
|
ÊLYM:
acıklı 
|
(9:34)


|
YVM:
O gün 
|
YḪM:
kızdırılır 
|
ALYHE:
üzerleri 
|
FY:
içinde 
|
NER:
ateşi 
|
CHNM:
cehennem 
|
FTKV:
dağlanır 
|
BHE:
bunlarla 
|
CBEHHM:
onların alınları 
|
VCNVBHM:
ve yanları 
|
VƵHVRHM:
ve sırtları 
|
HZ̃E:
(işte) budur 
|
ME:
şeyler 
|
KNZTM:
yığdıklarınız 
|
LÊNFSKM:
nefisleriniz için 
|
FZ̃VGVE:
o halde tadın 
|
ME:
şeyleri 
|
KNTM:
olduğunuz 
|
TKNZVN:
yığıyor(lar) 
|
(9:35)


|
ÎN:
şüphesiz 
|
AD̃T:
sayısı 
|
ELŞHVR:
ayların 
|
AND̃:
katında 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
ES̃NE:
(on) iki 
|
AŞR:
on (iki) 
|
ŞHRE:
aydır 
|
FY:

|
KTEB:
kitabında 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
YVM:
günden beri 
|
ḢLG:
yarattığı 
|
ELSMEVET:
gökleri 
|
VELÊRŽ:
ve yeri 
|
MNHE:
bunlardan 
|
ÊRBAT:
dördü 
|
ḪRM:
haram(ay)lardır 
|
Z̃LK:
işte budur 
|
ELD̃YN:
din 
|
ELGYM:
doğru 
|
FLE:

|
TƵLMVE:
zulmetmeyin 
|
FYHN:
(o aylar) içinde 
|
ÊNFSKM:
kendinize 
|
VGETLVE:
ve savaşın 
|
ELMŞRKYN:
ortak koşanlarla 
|
KEFT:
topyekun 
|
KME:
nasıl 
|
YGETLVNKM:
sizinle savaşıyorlarsa 
|
KEFT:
topyekun 
|
VEALMVE:
ve bilin ki 
|
ÊN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
MA:
beraberdir 
|
ELMTGYN:
korunanlarla 
|
(9:36)


|
ÎNME:
şüphesiz 
|
ELNSYÙ:
ertelemek 
|
ZYED̃T:
daha ileri gitmektir 
|
FY:

|
ELKFR:
küfürde 
|
YŽL:
saptırılır 
|
BH:
onunla 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
KFRVE:
inkar eden(ler) 
|
YḪLVNH:
onu helal sayarlar 
|
AEME:
bir yıl 
|
VYḪRMVNH:
ve haram sayarlar 
|
AEME:
bir yıl 
|
LYVEŦÙVE:
denk gelsin diye 
|
AD̃T:
sayısı 
|
ME:

|
ḪRM:
haram kıldığının 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
FYḪLVE:
helal yapsınlar 
|
ME:

|
ḪRM:
haram kıldığını 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
ZYN:
süslü gösterildi 
|
LHM:
kendilerine 
|
SVÙ:
kötülüğü 
|
ÊAMELHM:
yaptıkları işin 
|
VELLH:
ve Allah 
|
LE:

|
YHD̃Y:
yol göstermez 
|
ELGVM:
toplumuna 
|
ELKEFRYN:
kafirler 
|
(9:37)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
ME:
ne oldu ki? 
|
LKM:
size 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
GYL:
dendiği 
|
LKM:
size 
|
ENFRVE:
savaşa çıkın 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
ES̃EGLTM:
çakılıp kaldınız 
|
ÎL:

|
ELÊRŽ:
yere 
|
ÊRŽYTM:
razı mı oldunuz? 
|
BELḪYET:
hayatına 
|
ELD̃NYE:
dünya 
|
MN:
karşılık 
|
EL ËḢRT:
ahirete 
|
FME:
ama 
|
MTEA:
geçimi 
|
ELḪYET:
hayatının 
|
ELD̃NYE:
dünya 
|
FY:
göre 
|
EL ËḢRT:
ahirete 
|
ÎLE:
pek 
|
GLYL:
azdır 
|
(9:38)


|
ÎLE:
eğer 
|
TNFRVE:
topluca (savaşa) çıkmazsanız 
|
YAZ̃BKM:
size azabeder 
|
AZ̃EBE:
bir azapla 
|
ÊLYME:
acıklı 
|
VYSTBD̃L:
ve yerinize getirir 
|
GVME:
bir topluluk 
|
ĞYRKM:
sizden başka 
|
VLE:

|
TŽRVH:
O'na zarar veremezsiniz 
|
ŞYÙE:
hiçbir 
|
VELLH:
ve Allah 
|
AL:

|
KL:
her 
|
ŞYÙ:
şeyi 
|
GD̃YR:
yapabilendir 
|
(9:39)


|
ÎLE:
eğer 
|
TNṦRVH:
siz ona yardım etmezseniz 
|
FGD̃:
iyi bilin ki 
|
NṦRH:
ona yardım etmişti 
|
ELLH:
Allah 
|
ÎZ̃:
hani 
|
ÊḢRCH:
(Mekke'den) çıkardıklarında 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
KFRVE:
inkar eden(ler) 
|
S̃ENY:
ikincisiydi 
|
ES̃NYN:
iki kişiden 
|
ÎZ̃:
iken 
|
HME:
ikisi 
|
FY:

|
ELĞER:
mağarada 
|
ÎZ̃:
hani 
|
YGVL:
diyordu 
|
LṦEḪBH:
arkadaşına 
|
LE:

|
TḪZN:
üzülme 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
MANE:
bizimle beraberdir 
|
FÊNZL:
(İşte o zaman) indirdi 
|
ELLH:
Allah 
|
SKYNTH:
sekinesini 
|
ALYH:
onun üzerine 
|
VÊYD̃H:
ve onu destekledi 
|
BCNVD̃:
askerlerle 
|
LM:

|
TRVHE:
sizin görmediğiniz 
|
VCAL:
ve kıldı 
|
KLMT:
sözünü 
|
ELZ̃YN:
kimselerin 
|
KFRVE:
inanmayan(ların) 
|
ELSFL:
alçak 
|
VKLMT:
ve sözü ise 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
HY:
o 
|
ELALYE:
yüce olandır 
|
VELLH:
ve Allah 
|
AZYZ:
daima üstündür 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(9:40)


|
ENFRVE:
savaşa çıkın 
|
ḢFEFE:
(gerek) hafif olarak 
|
VS̃GELE:
(gerek) ağır olarak 
|
VCEHD̃VE:
ve cihad edin 
|
BÊMVELKM:
mallarınızla 
|
VÊNFSKM:
ve canlarınızla 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
Z̃LKM:
bu 
|
ḢYR:
daha hayırlıdır 
|
LKM:
sizin için 
|
ÎN:
eğer 
|
KNTM:
iseniz 
|
TALMVN:
biliyor 
|
(9:41)


|
LV:
eğer 
|
KEN:
olsaydı 
|
ARŽE:
bir menfaat 
|
GRYBE:
yakın 
|
VSFRE:
ve bir yolculuk 
|
GEṦD̃E:
orta 
|
LETBAVK:
elbette sana tabi olurlardı 
|
VLKN:
fakat 
|
BAD̃T:
uzak geldi 
|
ALYHM:
kendilerine 
|
ELŞGT:
aşılacak mesafe 
|
VSYḪLFVN:
bir de yemin edecekler 
|
BELLH:
Allah'a 
|
LV:
eğer (diye) 
|
ESTŦANE:
gücümüz yetseydi 
|
LḢRCNE:
çıkardık 
|
MAKM:
sizinle beraber 
|
YHLKVN:
mahvediyorlar 
|
ÊNFSHM:
kendilerini 
|
VELLH:
ve Allah 
|
YALM:
biliyor 
|
ÎNHM:
onların 
|
LKEZ̃BVN:
yalancı olduklarını 
|
(9:42)


|
AFE:
affetsin 
|
ELLH:
Allah 
|
ANK:
seni 
|
LM:
niçin 
|
ÊZ̃NT:
izin verdin 
|
LHM:
onlara 
|
ḪT:
kadar 
|
YTBYN:
iyice belli olana 
|
LK:
sana 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ṦD̃GVE:
doğru söyleyen(ler) 
|
VTALM:
ve öğreninceye 
|
ELKEZ̃BYN:
yalan söyleyenler 
|
(9:43)


|
LE:

|
YSTÊZ̃NK:
senden izin istemezler 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
YÙMNVN:
inanan(lar) 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VELYVM:
ve gününe 
|
EL ËḢR:
ahiret 
|
ÊN:

|
YCEHD̃VE:
cihadetmek için 
|
BÊMVELHM:
mallariyle 
|
VÊNFSHM:
ve canlariyle 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ALYM:
bilir 
|
BELMTGYN:
korunanları 
|
(9:44)


|
ÎNME:
ancak 
|
YSTÊZ̃NK:
senden izin isterler 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
LE:

|
YÙMNVN:
inanmayan 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VELYVM:
ve gününe 
|
EL ËḢR:
ahiret 
|
VERTEBT:
ve kuşkuya düşen 
|
GLVBHM:
kalbleri 
|
FHM:
kendileri 
|
FY:
içinde 
|
RYBHM:
şüpheleri 
|
YTRD̃D̃VN:
bocalayıp duranlar 
|
(9:45)


|
VLV:
ve eğer 
|
ÊRED̃VE:
isteselerdi 
|
ELḢRVC:
çıkmak 
|
LÊAD̃VE:
yaparladı 
|
LH:
onun için 
|
AD̃T:
bir hazırlık 
|
VLKN:
fakat 
|
KRH:
hoşlanmadı 
|
ELLH:
Allah 
|
ENBAES̃HM:
davranışlarından 
|
FS̃BŦHM:
ve onları durdurdu 
|
VGYL:
ve denildi 
|
EGAD̃VE:
oturun 
|
MA:
beraber 
|
ELGEAD̃YN:
oturanlarla 
|
(9:46)


|
LV:
eğer 
|
ḢRCVE:
çıkmış olsalardı 
|
FYKM:
sizin içinizde 
|
ME:

|
ZED̃VKM:
size bir katkıları olmazdı 
|
ÎLE:
başka 
|
ḢBELE:
bozgunculuktan 
|
VLÊVŽAVE:
ve hemen sokulurlardı 
|
ḢLELKM:
aranıza 
|
YBĞVNKM:
sizi düşürmek için 
|
ELFTNT:
fitneye 
|
VFYKM:
ve içinizde de vardı 
|
SMEAVN:
kulak verenler 
|
LHM:
onlara 
|
VELLH:
Allah 
|
ALYM:
bilir 
|
BELƵELMYN:
zalimleri 
|
(9:47)


|
LGD̃:
andolsun ki 
|
EBTĞVE:
istediler 
|
ELFTNT:
fitne çıkarmak 
|
MN:

|
GBL:
önceden de 
|
VGLBVE:
ve ters çevirdiler 
|
LK:
sana 
|
ELÊMVR:
nice işleri 
|
ḪT:
nihayet 
|
CEÙ:
geldi 
|
ELḪG:
hak 
|
VƵHR:
galebe çaldı 
|
ÊMR:
emri 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VHM:
ve onlar 
|
KERHVN:
istemedikleri halde 
|
(9:48)


|
VMNHM:
ve içlerinden 
|
MN:
kimseler 
|
YGVL:
derler 
|
EÙZ̃N:
izin ver 
|
LY:
bana 
|
VLE:
ve 
|
TFTNY:
beni fitneye düşürme 
|
ÊLE:
iyi bilinki 
|
FY:

|
ELFTNT:
onlar zaten fitneye 
|
SGŦVE:
düşmüşlerdir 
|
VÎN:
ve şüphesiz 
|
CHNM:
cehennem 
|
LMḪYŦT:
kuşatacaktır 
|
BELKEFRYN:
kafirleri 
|
(9:49)


|
ÎN:
eğer 
|
TṦBK:
sana ulaşsa 
|
ḪSNT:
bir iyilik 
|
TSÙHM:
onların hoşuna gitmez 
|
VÎN:
ve eğer 
|
TṦBK:
sana ulaşsa 
|
MṦYBT:
bir kötülük 
|
YGVLVE:
derler 
|
GD̃:
muhakkak 
|
ÊḢZ̃NE:
biz almıştık 
|
ÊMRNE:
tedbirimizi 
|
MN:
-den 
|
GBL:
önce- 
|
VYTVLVE:
döner(gider)ler 
|
VHM:
ve onlar 
|
FRḪVN:
sevinirler 
|
(9:50)


|
GL:
de ki 
|
LN:
bize 
|
YṦYBNE:
ulaşmaz 
|
ÎLE:
başkası 
|
ME:
şeyden 
|
KTB:
yazdığı 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
LNE:
bizim için 
|
HV:
O'dur 
|
MVLENE:
bizim sahibimiz 
|
VAL:

|
ELLH:
Allah'a 
|
FLYTVKL:
dayansınlar 
|
ELMÙMNVN:
inananlar 
|
(9:51)


|
GL:
de ki 
|
HL:

|
TRBṦVN:
gözetiyor musunuz? 
|
BNE:
bizim için 
|
ÎLE:
yalnız 
|
ÎḪD̃:
birini 
|
ELḪSNYYN:
iki iyilikten 
|
VNḪN:
ama biz 
|
NTRBṦ:
gözetiyoruz 
|
BKM:
size 
|
ÊN:

|
YṦYBKM:
ulaştırmasını 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
BAZ̃EB:
bir azab 
|
MN:

|
AND̃H:
kendi tarafından 
|
ÊV:
veya 
|
BÊYD̃YNE:
bizim ellerimizle 
|
FTRBṦVE:
haydi gözetin 
|
ÎNE:
biz de 
|
MAKM:
sizinle beraber 
|
MTRBṦVN:
gözetenleriz 
|
(9:52)


|
GL:
de ki 
|
ÊNFGVE:
sadaka verin 
|
ŦVAE:
gönüllü 
|
ÊV:
veya 
|
KRHE:
gönülsüz 
|
LN:

|
YTGBL:
kabul edilmeyecektir 
|
MNKM:
sizden 
|
ÎNKM:
çünkü siz 
|
KNTM:
oldunuz 
|
GVME:
bir kavim 
|
FESGYN:
yoldan çıkan 
|
(9:53)


|
VME:
ve 
|
MNAHM:
engel olan 
|
ÊN:

|
TGBL:
kabul edilmesine 
|
MNHM:
kendilerinden 
|
NFGETHM:
sadakalarının 
|
ÎLE:
sadece şudur 
|
ÊNHM:
onların 
|
KFRVE:
inkar etmeleridir 
|
BELLH:
Allah'ı 
|
VBRSVLH:
ve elçisini 
|
VLE:
ve 
|
YÊTVN:
gelmemeleridir 
|
ELṦLET:
SaLâTe/Desteğe 
|
ÎLE:
dışında 
|
VHM:
onlar 
|
KSEL:
üşene üşene 
|
VLE:
ve 
|
YNFGVN:
sadaka vermemeleri 
|
ÎLE:
dışında 
|
VHM:
onlar 
|
KERHVN:
istemeye istemeye 
|
(9:54)


|
FLE:

|
TACBK:
seni imrendirmesin 
|
ÊMVELHM:
onların malları 
|
VLE:
ne de 
|
ÊVLED̃HM:
evladları 
|
ÎNME:
şüphesiz 
|
YRYD̃:
istiyor 
|
ELLH:
Allah 
|
LYAZ̃BHM:
onlara azabetmeyi 
|
BHE:
bunlarla 
|
FY:

|
ELḪYET:
hayatında 
|
ELD̃NYE:
dünya 
|
VTZHG:
ve çıkmasını 
|
ÊNFSHM:
canlarının 
|
VHM:
ve onlar 
|
KEFRVN:
kafir olarak 
|
(9:55)


|
VYḪLFVN:
ve yemin ediyorlar 
|
BELLH:
Allah'a 
|
ÎNHM:
muhakkak onlar 
|
LMNKM:
sizden olduklarına 
|
VME:
oysa değiller 
|
HM:
onlar 
|
MNKM:
sizden 
|
VLKNHM:
fakat onlar 
|
GVM:
bir topluluktur 
|
YFRGVN:
korkak 
|
(9:56)


|
LV:
eğer 
|
YCD̃VN:
bulsalardı 
|
MLCÊ:
sığınacak bir yer 
|
ÊV:
yahut 
|
MĞERET:
mağaralar 
|
ÊV:
ya da 
|
MD̃ḢLE:
sokulacak bir delik 
|
LVLVE:
koşarlardı 
|
ÎLYH:
oraya doğru 
|
VHM:
ve onlar 
|
YCMḪVN:
hemen 
|
(9:57)


|
VMNHM:
ve onlardan 
|
MN:
kimi de 
|
YLMZK:
sana dil uzatır 
|
FY:
hakkında 
|
ELṦD̃GET:
sadakalar 
|
FÎN:
eğer 
|
ÊAŦVE:
kendilerine pay verilse 
|
MNHE:
onlardan 
|
RŽVE:
hoşlanırlar 
|
VÎN:
ve eğer 
|
LM:

|
YAŦVE:
kendilerine pay verilmezse 
|
MNHE:
onlardan 
|
ÎZ̃E:
hemen 
|
HM:
onlar 
|
YSḢŦVN:
kızarlar 
|
(9:58)


|
VLV:
ve şayet 
|
ÊNHM:
onlar 
|
RŽVE:
razı olsalardı 
|
ME:
şeye 
|
ËTEHM:
kendilerine verdiğine 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VRSVLH:
ve Elçisinin 
|
VGELVE:
ve deselerdi 
|
ḪSBNE:
bize yeter 
|
ELLH:
Allah 
|
SYÙTYNE:
yakında bize verecek 
|
ELLH:
Allah 
|
MN:

|
FŽLH:
bol lutfundan 
|
VRSVLH:
ve Elçisi de 
|
ÎNE:
biz sadece 
|
ÎL:

|
ELLH:
Allah'a 
|
REĞBVN:
rağbet ederiz 
|
(9:59)


|
ÎNME:
şüphesiz ancak 
|
ELṦD̃GET:
sadakalar (zekatlar) 
|
LLFGREÙ:
fakirlere mahsustur 
|
VELMSEKYN:
ve düşkünlere 
|
VELAEMLYN:
ve çalışan memurlara 
|
ALYHE:
onlar üzerinde 
|
VELMÙLFT:
ve ısındırılacak olanlara 
|
GLVBHM:
kalbleri 
|
VFY:

|
ELRGEB:
ve kölelere 
|
VELĞERMYN:
ve borçlulara 
|
VFY:

|
SBYL:
ve yoluna 
|
ELLH:
Allah 
|
VEBN:
ve oğluna (yolcuya) 
|
ELSBYL:
yol (yolcuya) 
|
FRYŽT:
bir farz olarak 
|
MN:
-tan 
|
ELLH:
Allah- 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ALYM:
bilendir 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(9:60)


|
VMNHM:
içlerinden bazıları 
|
ELZ̃YN:
onlar ki 
|
YÙZ̃VN:
incitirler 
|
ELNBY:
Peygamberi 
|
VYGVLVN:
ve derler 
|
HV:
O 
|
ÊZ̃N:
bir kulaktır 
|
GL:
de ki 
|
ÊZ̃N:
kulağıdır 
|
ḢYR:
hayır 
|
LKM:
sizin için 
|
YÙMN:
inanır 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VYÙMN:
ve inanır 
|
LLMÙMNYN:
mü'minlere 
|
VRḪMT:
ve bir rahmettir 
|
LLZ̃YN:
kimseler için 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
MNKM:
sizden 
|
VELZ̃YN:
ve kimselere 
|
YÙZ̃VN:
incitenlere 
|
RSVL:
Elçisini 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
LHM:
vardır 
|
AZ̃EB:
bir azab 
|
ÊLYM:
acıklı 
|
(9:61)


|
YḪLFVN:
yemin ederler 
|
BELLH:
Allah'a 
|
LKM:
size (gelip) 
|
LYRŽVKM:
gönlünüzü hoş etmek için 
|
VELLH:
ve Allah'ı 
|
VRSVLH:
ve Resulünü 
|
ÊḪG:
daha uygundu 
|
ÊN:

|
YRŽVH:
hoşnud etmeleri 
|
ÎN:
halbuki 
|
KENVE:
olsalardı 
|
MÙMNYN:
inanmış 
|
(9:62)


|
ÊLM:

|
YALMVE:
bilmediler mi ki 
|
ÊNH:
muhakkak 
|
MN:
kim 
|
YḪED̃D̃:
karşı koymağa kalkarsa 
|
ELLH:
Allah'a 
|
VRSVLH:
ve Elçisine 
|
FÊN:
gerçekten 
|
LH:
onun için vardır 
|
NER:
ateşi 
|
CHNM:
cehennem 
|
ḢELD̃E:
sürekli kalacağı 
|
FYHE:
içinde 
|
Z̃LK:
işte budur 
|
ELḢZY:
rezillik 
|
ELAƵYM:
büyük 
|
(9:63)


|
YḪZ̃R:
çekiniyorlar 
|
ELMNEFGVN:
münafıklar 
|
ÊN:

|
TNZL:
indirileceğinden 
|
ALYHM:
kendileri hakkında 
|
SVRT:
bir surenin 
|
TNBÙHM:
haber verecek 
|
BME:
olanı 
|
FY:
içinde 
|
GLVBHM:
kalbleri 
|
GL:
de ki 
|
ESTHZÙVE:
siz alay edin 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
MḢRC:
ortaya çıkaracaktır 
|
ME:
şeyi 
|
TḪZ̃RVN:
çekindiğiniz 
|
(9:64)


|
VLÙN:
ve eğer 
|
SÊLTHM:
onlara sorsan 
|
LYGVLN:
derler ki 
|
ÎNME:
sadece 
|
KNE:
biz 
|
NḢVŽ:
lafa dalmıştık 
|
VNLAB:
ve şakalaşıyorduk 
|
GL:
de ki 
|
ÊBELLH:
Allah ile mi? 
|
V ËYETH:
ve O'nun ayetleriyle 
|
VRSVLH:
ve O'nun Elçisi ile 
|
KNTM:
siz 
|
TSTHZÙVN:
alay ediyordunuz 
|
(9:65)


|
LE:

|
TATZ̃RVE:
hiç özür dilemeyin 
|
GD̃:
andolsun 
|
KFRTM:
siz inkar ettiniz 
|
BAD̃:
sonra 
|
ÎYMENKM:
inandıktan 
|
ÎN:
eğer 
|
NAF:
affetsek bile 
|
AN:

|
ŦEÙFT:
bir kısmını 
|
MNKM:
sizden 
|
NAZ̃B:
azab edeceğiz 
|
ŦEÙFT:
bir kısmına da 
|
BÊNHM:
dolayı 
|
KENVE:

|
MCRMYN:
suç işlediklerinden 
|
(9:66)


|
ELMNEFGVN:
münafık erkekler 
|
VELMNEFGET:
ve münafık kadınlar 
|
BAŽHM:
onların bir kısmı 
|
MN:

|
BAŽ:
diğerlerindendir 
|
YÊMRVN:
emrederler 
|
BELMNKR:
kötülüğü 
|
VYNHVN:
ve menederler 
|
AN:

|
ELMARVF:
iyilikten 
|
VYGBŽVN:
ve sıkı tutarlar 
|
ÊYD̃YHM:
ellerini 
|
NSVE:
unuttular 
|
ELLH:
Allah'ı 
|
FNSYHM:
O da onları unuttu 
|
ÎN:
gerçekten 
|
ELMNEFGYN:
Münafıklar 
|
HM:
işte onlardır 
|
ELFESGVN:
yoldan çıkanlar 
|
(9:67)


|
VAD̃:
va'detmiştir 
|
ELLH:
Allah 
|
ELMNEFGYN:
münafık erkeklere 
|
VELMNEFGET:
ve münafık kadınlara 
|
VELKFER:
ve kafirlere 
|
NER:
ateşini 
|
CHNM:
cehennem 
|
ḢELD̃YN:
ebedi kalacakları 
|
FYHE:
içinde 
|
HY:
O 
|
ḪSBHM:
onlara yeter 
|
VLANHM:
ve onları la'netlemiştir 
|
ELLH:
Allah 
|
VLHM:
ve Onların 
|
AZ̃EB:
bir azab 
|
MGYM:
sürekli 
|
(9:68)


|
KELZ̃YN:
gibi 
|
MN:

|
GBLKM:
sizden öncekiler 
|
KENVE:
idiler 
|
ÊŞD̃:
daha yaman 
|
MNKM:
sizden 
|
GVT:
kuvvetçe 
|
VÊKS̃R:
ve daha çok 
|
ÊMVELE:
mal 
|
VÊVLED̃E:
ve evladça 
|
FESTMTAVE:
onlar zevklerine baktılar 
|
BḢLEGHM:
kendi paylarına düşenle 
|
FESTMTATM:
zevkinize baktınız 
|
BḢLEGKM:
payınıza düşenle 
|
KME:
gibi 
|
ESTMTA:
zevklerine baktıkları 
|
ELZ̃YN:
kimselerin 
|
MN:

|
GBLKM:
sizden öncekilerin 
|
BḢLEGHM:
kendi paylarına düşenle 
|
VḢŽTM:
ve siz de daldınız 
|
KELZ̃Y:
gibi 
|
ḢEŽVE:
dalanlar 
|
ÊVLÙK:
onlar 
|
ḪBŦT:
boşa gidenlerdir 
|
ÊAMELHM:
yaptıkları 
|
FY:

|
ELD̃NYE:
dünyada 
|
VEL ËḢRT:
ve ahirette 
|
VÊVLÙK:
ve işte 
|
HM:
onlardır 
|
ELḢESRVN:
ziyana uğrayanlar 
|
(9:69)


|
ÊLM:

|
YÊTHM:
onlara gelmedi mi? 
|
NBÊ:
haberi 
|
ELZ̃YN:
kimselerin 
|
MN:

|
GBLHM:
kendilerinden öncekilerin 
|
GVM:
kavminin 
|
NVḪ:
Nuh 
|
VAED̃:
ve Ad 
|
VS̃MVD̃:
ve Semud 
|
VGVM:
ve kavminin 
|
ÎBREHYM:
İbrahim 
|
VÊṦḪEB:
ve halkının 
|
MD̃YN:
Medyen 
|
VELMÙTFKET:
ve yerlebir olanların 
|
ÊTTHM:
onlara getirmişti 
|
RSLHM:
elçileri 
|
BELBYNET:
açık deliller 
|
FME:

|
KEN:
değildi 
|
ELLH:
Allah 
|
LYƵLMHM:
onlara zulmediyor 
|
VLKN:
fakat 
|
KENVE:
onlar 
|
ÊNFSHM:
kendi kendilerine 
|
YƵLMVN:
zulmediyorlardı 
|
(9:70)


|
VELMÙMNVN:
inanan erkekler 
|
VELMÙMNET:
ve inanan kadınlar 
|
BAŽHM:
kimisinin 
|
ÊVLYEÙ:
velisidirler 
|
BAŽ:
kimisi 
|
YÊMRVN:
emrederler 
|
BELMARVF:
iyiliği 
|
VYNHVN:
ve men'ederler 
|
AN:
-ten 
|
ELMNKR:
kötülük- 
|
VYGYMVN:
ve -doğrulurlar 
|
ELṦLET:
SaLâTe/Desteğe- 
|
VYÙTVN:
ve -verirler 
|
ELZKET:
zekatı- 
|
VYŦYAVN:
ve uyarlar/ita'at ederler 
|
ELLH:
Allah'a 
|
VRSVLH:
ve Elçisine 
|
ÊVLÙK:
işte 
|
SYRḪMHM:
onlara rahmet edecektir 
|
ELLH:
Alah 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
AZYZ:
daima üstündür 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmetsahibidir 
|
(9:71)


|
VAD̃:
va'detmiştir 
|
ELLH:
Allah 
|
ELMÙMNYN:
inanan erkeklere 
|
VELMÙMNET:
ve inanan kadınlara 
|
CNET:
cennetler 
|
TCRY:
akan 
|
MN:

|
TḪTHE:
altlarından 
|
ELÊNHER:
ırmaklar 
|
ḢELD̃YN:
ebedi kalacakları 
|
FYHE:
içinde 
|
VMSEKN:
ve meskenler 
|
ŦYBT:
güzel 
|
FY:
içinde 
|
CNET:
cennetleri 
|
AD̃N:
Adn 
|
VRŽVEN:
ve razı olması 
|
MN:

|
ELLH:
Allah'ın 
|
ÊKBR:
hepsinden büyüktür 
|
Z̃LK:
işte 
|
HV:
budur 
|
ELFVZ:
başarı 
|
ELAƵYM:
büyük 
|
(9:72)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELNBY:
peygamber 
|
CEHD̃:
cihadet 
|
ELKFER:
kafirlerle 
|
VELMNEFGYN:
ve münafıklarla 
|
VEĞLƵ:
ve sert davran 
|
ALYHM:
onlara 
|
VMÊVEHM:
ve onların varacakları yer 
|
CHNM:
cehennemdir 
|
VBÙS:
ne kötü 
|
ELMṦYR:
bir gidiş yeridir 
|
(9:73)


|
YḪLFVN:
yemin ediyorlar 
|
BELLH:
Allah'a 
|
ME:

|
GELVE:
söylemediklerine 
|
VLGD̃:
halbuki 
|
GELVE:
söylediler 
|
KLMT:
(o) sözü 
|
ELKFR:
küfür 
|
VKFRVE:
ve inkar ettiler 
|
BAD̃:
sonra 
|
ÎSLEMHM:
İslam olduktan 
|
VHMVE:
ve yeltendiler 
|
BME:
bir şeye 
|
LM:

|
YNELVE:
başaramadıkları 
|
VME:

|
NGMVE:
ve öc almağa kalktılar 
|
ÎLE:
sırf 
|
ÊN:
diye 
|
ÊĞNEHM:
kendilerini zengin etti 
|
ELLH:
Allah 
|
VRSVLH:
ve Elçisi 
|
MN:

|
FŽLH:
lutfiyle 
|
FÎN:
eğer 
|
YTVBVE:
tevbe ederlerse 
|
YK:
olur 
|
ḢYRE:
daha iyi 
|
LHM:
kendileri için 
|
VÎN:
yok eğer 
|
YTVLVE:
dönerlerse 
|
YAZ̃BHM:
onlara azabedecektir 
|
ELLH:
Allah 
|
AZ̃EBE:
bir azapla 
|
ÊLYME:
acıklı 
|
FY:

|
ELD̃NYE:
dünyada 
|
VEL ËḢRT:
ve ahirette 
|
VME:
yoktur 
|
LHM:
onların 
|
FY:

|
ELÊRŽ:
yeryüzünde 
|
MN:
hiçbir 
|
VLY:
velisi 
|
VLE:
ne de 
|
NṦYR:
yardımcısı 
|
(9:74)


|
VMNHM:
ve onlardan 
|
MN:
kimileri 
|
AEHD̃:
and içtiler 
|
ELLH:
Allah'a 
|
LÙN:
eğer 
|
ËTENE:
bize verirse 
|
MN:

|
FŽLH:
lutfundan 
|
LNṦD̃GN:
elbette sadaka vereceğiz 
|
VLNKVNN:
ve olacağız 
|
MN:
-dan 
|
ELṦELḪYN:
yararlı insanlar- 
|
(9:75)


|
FLME:
ne zaman ki 
|
ËTEHM:
onlara verdi 
|
MN:

|
FŽLH:
lutfundan 
|
BḢLVE:
cimrilik ettiler 
|
BH:
O'na 
|
VTVLVE:
ve döndüler 
|
VHM:
onlar 
|
MARŽVN:
yüz çevirerek 
|
(9:76)


|
FÊAGBHM:
sokmuştur 
|
NFEGE:
iki yüzlülük 
|
FY:
içine 
|
GLVBHM:
onların kalblerine 
|
ÎL:
kadar 
|
YVM:
güne 
|
YLGVNH:
kendisiyle karşılaşacakları 
|
BME:
dolayı 
|
ÊḢLFVE:
döndüklerinden 
|
ELLH:
Allah 
|
ME:
nedeniyle 
|
VAD̃VH:
verdikleri sözden 
|
VBME:
ve dolayı 
|
KENVE:
olduklarından 
|
YKZ̃BVN:
yalan söylüyor(lar) 
|
(9:77)


|
ÊLM:

|
YALMVE:
bilmediler mi ki 
|
ÊN:
muhakkak 
|
ELLH:
Allah 
|
YALM:
bilir 
|
SRHM:
onların sırlarını 
|
VNCVEHM:
ve gizli konuşmalarını 
|
VÊN:
ve muhakkak 
|
ELLH:
Allah 
|
ALEM:
bilendir 
|
ELĞYVB:
gizlileri 
|
(9:78)


|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
YLMZVN:
çekiştiren 
|
ELMŦVAYN:
gönülden verenleri 
|
MN:
-den 
|
ELMÙMNYN:
mü'minler- 
|
FY:
hususunda 
|
ELṦD̃GET:
sadakalar 
|
VELZ̃YN:
ve kimseleri 
|
LE:

|
YCD̃VN:
bulamayan(ları) 
|
ÎLE:
yettiğinden başkasını 
|
CHD̃HM:
güçlerinin 
|
FYSḢRVN:
alay edenler 
|
MNHM:
onlarla 
|
SḢR:
alay etmiştir 
|
ELLH:
Allah 
|
MNHM:
onlarla 
|
VLHM:
ve Onların 
|
AZ̃EB:
bir azab 
|
ÊLYM:
acıklı 
|
(9:79)


|
ESTĞFR:
(ister) af dile 
|
LHM:
onlar için 
|
ÊV:
veya 
|
LE:

|
TSTĞFR:
(ister) dileme 
|
LHM:
onlar için 
|
ÎN:
şayet 
|
TSTĞFR:
af dilesen 
|
LHM:
onlar için 
|
SBAYN:
yetmiş 
|
MRT:
defa 
|
FLN:
asla 
|
YĞFR:
affetmez 
|
ELLH:
Allah 
|
LHM:
onları 
|
Z̃LK:
böyledir 
|
BÊNHM:
çünkü onlar 
|
KFRVE:
inkar ettiler 
|
BELLH:
Allah'ı 
|
VRSVLH:
ve Elçisini 
|
VELLH:
ve Allah 
|
LE:

|
YHD̃Y:
yola iletmez 
|
ELGVM:
kavmi 
|
ELFESGYN:
yoldan çıkan 
|
(9:80)


|
FRḪ:
sevindiler 
|
ELMḢLFVN:
muhalefet ederek 
|
BMGAD̃HM:
oturup kalmalarına 
|
ḢLEF:
geride kalanlar 
|
RSVL:
Peygamberine 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VKRHVE:
ve hoşlanmadılar 
|
ÊN:

|
YCEHD̃VE:
cihadetmekten 
|
BÊMVELHM:
mallarıyle 
|
VÊNFSHM:
ve canlarıyle 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
VGELVE:
ve dediler 
|
LE:

|
TNFRVE:
sefere çıkmayın 
|
FY:

|
ELḪR:
sıcakta 
|
GL:
de ki 
|
NER:
ateşi 
|
CHNM:
cehennemin 
|
ÊŞD̃:
daha 
|
ḪRE:
sıcaktır 
|
LV:
keşke 
|
KENVE:
olsalardı 
|
YFGHVN:
anlıyor(lar) 
|
(9:81)


|
FLYŽḪKVE:
artık gülsünler 
|
GLYLE:
az 
|
VLYBKVE:
ve ağlasınlar 
|
KS̃YRE:
çok 
|
CZEÙ:
karşılık 
|
BME:
şeylere 
|
KENVE:
oldukları 
|
YKSBVN:
kazanıyor(lar) 
|
(9:82)


|
FÎN:
eğer 
|
RCAK:
seni döndürürse 
|
ELLH:
Allah 
|
ÎL:

|
ŦEÙFT:
bir topluluğa 
|
MNHM:
onlardan 
|
FESTÊZ̃NVK:
senden izin isterlerse 
|
LLḢRVC:
çıkmak için 
|
FGL:
de ki 
|
LN:

|
TḢRCVE:
çıkmayacaksınız 
|
MAY:
benimle 
|
ÊBD̃E:
asla 
|
VLN:
ve asla 
|
TGETLVE:
savaşmayacaksınız 
|
MAY:
benimle beraber 
|
AD̃VE:
düşmanla 
|
ÎNKM:
şüphesiz siz 
|
RŽYTM:
razı olmuştunuz 
|
BELGAVD̃:
oturmağa 
|
ÊVL:
ilk 
|
MRT:
önce 
|
FEGAD̃VE:
öyle ise oturun 
|
MA:
beraber 
|
ELḢELFYN:
geri kalanlarla 
|
(9:83)


|
VLE:
ve 
|
TṦL:
destekleşmesin 
|
AL:
-üzerine 
|
ÊḪD̃:
birisi- 
|
MNHM:
onlardan 
|
MET:
-ölü 
|
ÊBD̃E:
ebedi- 
|
VLE:
ve 
|
TGM:
durma 
|
AL:
başında 
|
GBRH:
onun kabri 
|
ÎNHM:
çünkü onlar 
|
KFRVE:
inkar ettiler 
|
BELLH:
Allah'ı 
|
VRSVLH:
ve Elçisini 
|
VMETVE:
ve öldüler 
|
VHM:
onlar 
|
FESGVN:
yoldan çıkmış olarak 
|
(9:84)


|
VLE:
ve 
|
TACBK:
seni imrendirmesin 
|
ÊMVELHM:
onların malları 
|
VÊVLED̃HM:
ve evladları 
|
ÎNME:
şüphesiz 
|
YRYD̃:
istiyor 
|
ELLH:
Allah 
|
ÊN:

|
YAZ̃BHM:
onlara azabetmeyi 
|
BHE:
bunlarla 
|
FY:

|
ELD̃NYE:
dünyada 
|
VTZHG:
ve çıkmasını 
|
ÊNFSHM:
canlarının 
|
VHM:
onlar 
|
KEFRVN:
kafir olarak 
|
(9:85)


|
VÎZ̃E:
zaman 
|
ÊNZLT:
indirildiği 
|
SVRT:
bir sure 
|
ÊN:
diye 
|
ËMNVE:
inanın 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VCEHD̃VE:
ve cihadedin 
|
MA:
beraber 
|
RSVLH:
Elçisiyle 
|
ESTÊZ̃NK:
senden izin istediler 
|
ÊVLV:
sahibi olanlar 
|
ELŦVL:
servet 
|
MNHM:
içlerinden 
|
VGELVE:
ve dediler 
|
Z̃RNE:
bizi bırak 
|
NKN:
olalım 
|
MA:
beraber 
|
ELGEAD̃YN:
oturanlarla 
|
(9:86)


|
RŽVE:
razı oldular 
|
BÊN:

|
YKVNVE:
olmaya 
|
MA:
beraber 
|
ELḢVELF:
geride kalan kadınlarla 
|
VŦBA:
ve mühürlendi 
|
AL:
üzeri 
|
GLVBHM:
kalbleri 
|
FHM:
artık onlar 
|
LE:

|
YFGHVN:
anlamazlar 
|
(9:87)


|
LKN:
fakat 
|
ELRSVL:
Elçi 
|
VELZ̃YN:
ve kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
MAH:
onunla beraber 
|
CEHD̃VE:
cihadettiler 
|
BÊMVELHM:
mallarıyla 
|
VÊNFSHM:
ve canlarıyla 
|
VÊVLÙK:
işte 
|
LHM:
onlarındır 
|
ELḢYRET:
bütün hayırlar 
|
VÊVLÙK:
ve işte 
|
HM:
onlardır 
|
ELMFLḪVN:
başarıya erenler 
|
(9:88)


|
ÊAD̃:
hazırlamıştır 
|
ELLH:
Allah 
|
LHM:
onlar için 
|
CNET:
cennetler 
|
TCRY:
akan 
|
MN:

|
TḪTHE:
altlarından 
|
ELÊNHER:
ırmaklar 
|
ḢELD̃YN:
ebedi kalacakları 
|
FYHE:
içlerinde 
|
Z̃LK:
işte budur 
|
ELFVZ:
başarı 
|
ELAƵYM:
büyük 
|
(9:89)


|
VCEÙ:
ve geldiler 
|
ELMAZ̃RVN:
özür bahane eden 
|
MN:

|
ELÊAREB:
bedevi Araplar 
|
LYÙZ̃N:
izin verilmesi için 
|
LHM:
kendilerine 
|
VGAD̃:
ve oturdular 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
KZ̃BVE:
yalan söyleyen(ler) 
|
ELLH:
Allah'a 
|
VRSVLH:
ve Elçisine 
|
SYṦYB:
erişecektir 
|
ELZ̃YN:
kimselere 
|
KFRVE:
inkar eden(lere) 
|
MNHM:
onlardan 
|
AZ̃EB:
bir azab 
|
ÊLYM:
acıklı 
|
(9:90)


|
LYS:
yoktur 
|
AL:
üzerine 
|
ELŽAFEÙ:
zayıflar 
|
VLE:
ve yoktur 
|
AL:
üzerine 
|
ELMRŽ:
hastalar 
|
VLE:
ve yoktur 
|
AL:
üzerine 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
LE:

|
YCD̃VN:
bulamayan(lar) 
|
ME:
bir şey 
|
YNFGVN:
harcayacak 
|
ḪRC:
bir günah 
|
ÎZ̃E:
takdirde 
|
NṦḪVE:
öğüt verdikleri 
|
LLH:
Allah için 
|
VRSVLH:
ve Elçisi için 
|
ME:
yoktur 
|
AL:
aleyhine 
|
ELMḪSNYN:
iyilik edenlerin 
|
MN:
hiçbir 
|
SBYL:
yol 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ĞFVR:
bağışlayandır 
|
RḪYM:
esirgeyendir 
|
(9:91)


|
VLE:
ve yoktur (sorumluluk) 
|
AL:

|
ELZ̃YN:
kimselere 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
ME:

|
ÊTVK:
sana geldikleri 
|
LTḪMLHM:
binek için 
|
GLT:
sen deyince 
|
LE:

|
ÊCD̃:
bulamıyorum 
|
ME:
bir şey 
|
ÊḪMLKM:
sizi bindirecek 
|
ALYH:
üzerine 
|
TVLVE:
dönen 
|
VÊAYNHM:
ve gözlerinden 
|
TFYŽ:
akarak 
|
MN:

|
ELD̃MA:
yaş 
|
ḪZNE:
üzüntüden 
|
ÊLE:
dolayı 
|
YCD̃VE:
bulamadıklarından 
|
ME:
bir şey 
|
YNFGVN:
infak edecek 
|
(9:92)


|
ÎNME:
ancak 
|
ELSBYL:
(kınanmasına) yol vardır 
|
AL:

|
ELZ̃YN:
kimselerin 
|
YSTÊZ̃NVNK:
senden izin isteyen 
|
VHM:
onlar 
|
ÊĞNYEÙ:
zengin oldukları halde 
|
RŽVE:
onlar razı oldular 
|
BÊN:

|
YKVNVE:
olmağa 
|
MA:
beraber 
|
ELḢVELF:
geri kalan kadınlarla 
|
VŦBA:
ve mühürledi 
|
ELLH:
Allah 
|
AL:
üzerini 
|
GLVBHM:
onların kalbleri 
|
FHM:
artık onlar 
|
LE:

|
YALMVN:
bilmezler 
|
(9:93)


|
YATZ̃RVN:
özür dilerler 
|
ÎLYKM:
sizden 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
RCATM:
geri dönüp geldiğiniz 
|
ÎLYHM:
onların yanına 
|
GL:
de ki 
|
LE:
hiç 
|
TATZ̃RVE:
özür dilemeyin 
|
LN:
asla 
|
NÙMN:
inanmayız 
|
LKM:
size 
|
GD̃:
muhakkak 
|
NBÊNE:
bize bildirdi 
|
ELLH:
Allah 
|
MN:

|
ÊḢBERKM:
sizin haberlerinizi 
|
VSYR:
ve görecektir 
|
ELLH:
Allah 
|
AMLKM:
yaptığınızı 
|
VRSVLH:
ve Elçisi de 
|
S̃M:
sonra 
|
TRD̃VN:
döndürüleceksiniz 
|
ÎL:

|
AELM:
bilene 
|
ELĞYB:
görülmeyeni 
|
VELŞHED̃T:
ve görüleni 
|
FYNBÙKM:
O size haber verecek 
|
BME:
ne 
|
KNTM:
varsa 
|
TAMLVN:
yaptıklarınız 
|
(9:94)


|
SYḪLFVN:
yemin edecekler 
|
BELLH:
Allah'a 
|
LKM:
siz 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
ENGLBTM:
yanlarına geldiğiniz 
|
ÎLYHM:
onların 
|
LTARŽVE:
vazgeçmeniz için 
|
ANHM:
kendilerinden 
|
FÊARŽVE:
vazgeçin 
|
ANHM:
onlardan 
|
ÎNHM:
çünkü onlar 
|
RCS:
murdardır 
|
VMÊVEHM:
ve varacakları yer 
|
CHNM:
cehennemdir 
|
CZEÙ:
cezası olarak 
|
BME:
şeylerin 
|
KENVE:

|
YKSBVN:
kazandıkları 
|
(9:95)


|
YḪLFVN:
yemin ediyorlar 
|
LKM:
size 
|
LTRŽVE:
razı olmanız için 
|
ANHM:
kendilerinden 
|
FÎN:
eğer 
|
TRŽVE:
siz razı olsanız bile 
|
ANHM:
onlardan 
|
FÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
LE:

|
YRŽ:
razı olmaz 
|
AN:
-tan 
|
ELGVM:
topluluk- 
|
ELFESGYN:
yoldan çıkan 
|
(9:96)


|
ELÊAREB:
bedevi Araplar 
|
ÊŞD̃:
daha yamandır 
|
KFRE:
küfürde 
|
VNFEGE:
ve iki yüzlülükte 
|
VÊCD̃R:
ve daha müsaittirler 
|
ÊLE:

|
YALMVE:
tanımamaya 
|
ḪD̃VD̃:
sınırlarını 
|
ME:
şeylerin 
|
ÊNZL:
indirdiği 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
AL:

|
RSVLH:
Elçisine 
|
VELLH:
ve Allah 
|
ALYM:
bilendir 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(9:97)


|
VMN:
ve 
|
ELÊAREB:
bedevi Araplardan 
|
MN:
kimi var ki 
|
YTḢZ̃:
sayar 
|
ME:
şeyi 
|
YNFG:
verdiği 
|
MĞRME:
angarya 
|
VYTRBṦ:
ve gözetler 
|
BKM:
size 
|
ELD̃VEÙR:
belalar gelmesini 
|
ALYHM:
onların 
|
D̃EÙRT:
bela başına gelsin 
|
ELSVÙ:
kötü 
|
VELLH:
Allah 
|
SMYA:
işitendir 
|
ALYM:
bilendir 
|
(9:98)


|
VMN:
ve -den/dan 
|
ELÊAREB:
Araplar 
|
MN:
kimi de var ki 
|
YÙMN:
inanır 
|
BELLH:
Allah'a 
|
VELYVM:
ve gününe 
|
EL ËḢR:
ahiret 
|
VYTḢZ̃:
ve edinerek 
|
ME:
-şey 
|
YNFG:
verdikleri- 
|
GRBET:
yakınlaştırır 
|
AND̃:
katında 
|
ELLH:
Allah 
|
VṦLVET:
ve -destekleri 
|
ELRSVL:
Elçiye- 
|
ÊLE:
iyi bilin ki 
|
ÎNHE:
gerçekten o 
|
GRBT:
yakınlaştırır 
|
LHM:
onları 
|
SYD̃ḢLHM:
sokulurlar 
|
ELLH:
Allah'a 
|
FY:
içine 
|
RḪMTH:
rahmetinin 
|
ÎN:
muhakkak ki 
|
ELLH:
Allah 
|
ĞFVR:
bağışlayandır 
|
RḪYM:
esirgeyendir 
|
(9:99)


|
VELSEBGVN:
öne geçenlerden 
|
ELÊVLVN:
ilk olanlar 
|
MN:
-den 
|
ELMHECRYN:
Muhacirler- 
|
VELÊNṦER:
ve Ensardan 
|
VELZ̃YN:
ve kimseler 
|
ETBAVHM:
ona tabi olan(lar) 
|
BÎḪSEN:
güzelce 
|
RŽY:
razı olmuştur 
|
ELLH:
Allah 
|
ANHM:
onlardan 
|
VRŽVE:
onlar da razı olmuşlardır 
|
ANH:
O'ndan 
|
VÊAD̃:
ve hazırlamıştır 
|
LHM:
onlara 
|
CNET:
cennetler 
|
TCRY:
akan 
|
TḪTHE:
altlarından 
|
ELÊNHER:
ırmaklar 
|
ḢELD̃YN:
kalacakları 
|
FYHE:
içinde 
|
ÊBD̃E:
ebedi 
|
Z̃LK:
işte budur 
|
ELFVZ:
kurtuluş 
|
ELAƵYM:
büyük 
|
(9:100)


|
VMMN:
ve vardır 
|
ḪVLKM:
çevrenizdeki 
|
MN:

|
ELÊAREB:
bedevi Araplardan 
|
MNEFGVN:
münafıklar 
|
VMN:
ve 
|
ÊHL:
halkından 
|
ELMD̃YNT:
Medine 
|
MRD̃VE:
iyice alışmış 
|
AL:

|
ELNFEG:
iki yüzlülüğe 
|
LE:

|
TALMHM:
sen onları bilmezsin 
|
NḪN:
biz 
|
NALMHM:
onları biliriz 
|
SNAZ̃BHM:
onlara azabedeceğiz 
|
MRTYN:
iki kere 
|
S̃M:
sonra da 
|
YRD̃VN:
onlar itileceklerdir 
|
ÎL:

|
AZ̃EB:
azaba 
|
AƵYM:
büyük 
|
(9:101)


|
V ËḢRVN:
ve başka bir kısmı da 
|
EATRFVE:
itiraf ettiler 
|
BZ̃NVBHM:
günahlarını 
|
ḢLŦVE:
birbirine karıştırdılar 
|
AMLE:
ameli 
|
ṦELḪE:
iyi 
|
V ËḢR:
diğer 
|
SYÙE:
kötüsüyle 
|
AS:
belki 
|
ELLH:
Allah 
|
ÊN:

|
YTVB:
tevbesini kabul eder 
|
ALYHM:
onların 
|
ÎN:
çünkü 
|
ELLH:
Allah 
|
ĞFVR:
bağışlayandır 
|
RḪYM:
esirgeyendir 
|
(9:102)


|
ḢZ̃:
edin/al 
|
MN:
-ndan 
|
ÊMVELHM:
malları- 
|
ṦD̃GT:
-bağlılığı 
|
TŦHRHM:
temizleneceklerin- 
|
VTZKYHM:
ve arındırılacakların 
|
BHE:
onunla 
|
VṦL:
ve -destekle 
|
ALYHM:
onları- 
|
ÎN:
Kİ 
|
ṦLETK:
desteklemen 
|
SKN:
sakinleştirir 
|
LHM:
onları 
|
VELLH:
"ve ""O""" 
|
SMYA:
-işitmekte 
|
ALYM:
bilip- 
|
(9:103)


|
ÊLM:

|
YALMVE:
bilmediler mi ki 
|
ÊN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah'tır 
|
HV:
O 
|
YGBL:
kabul eden 
|
ELTVBT:
tevbeyi 
|
AN:

|
ABED̃H:
kullarından 
|
VYÊḢZ̃:
ve alan 
|
ELṦD̃GET:
sadakaları 
|
VÊN:
ve şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
HV:
O 
|
ELTVEB:
tevbeyi çok kabul edendir 
|
ELRḪYM:
çok esirgeyendir 
|
(9:104)


|
VGL:
ve de ki 
|
EAMLVE:
yapın (yapacağınızı) 
|
FSYR:
görecek 
|
ELLH:
Allah 
|
AMLKM:
yaptığınız işleri 
|
VRSVLH:
ve Elçisi de 
|
VELMÙMNVN:
ve mü'minler de 
|
VSTRD̃VN:
sonra döndürüleceksiniz 
|
ÎL:

|
AELM:
bilene 
|
ELĞYB:
görülmeyeni 
|
VELŞHED̃T:
ve görüleni 
|
FYNBÙKM:
O size haber verecek 
|
BME:
şeyleri 
|
KNTM:
olduğunuz 
|
TAMLVN:
yapıyor(lar) 
|
(9:105)


|
V ËḢRVN:
ve başkaları da var ki 
|
MRCVN:
bırakılmışlardır 
|
LÊMR:
emrine 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
ÎME:
ya 
|
YAZ̃BHM:
onlara azabeder 
|
VÎME:
ya da 
|
YTVB:
affeder 
|
ALYHM:
onları 
|
VELLH:
Allah 
|
ALYM:
bilendir 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(9:106)


|
VELZ̃YN:

|
ETḢZ̃VE:
edinenler var 
|
MSCD̃E:
bir mescid 
|
ŽRERE:
zarar vermek (için) 
|
VKFRE:
ve nankörlük etmek (için) 
|
VTFRYGE:
ve ayrılık sokmak (için) 
|
BYN:
arasını 
|
ELMÙMNYN:
mü'minlerin 
|
VÎRṦED̃E:
ve gözetlemek (için) 
|
LMN:
kimseyi 
|
ḪERB:
savaşan 
|
ELLH:
Allah 
|
VRSVLH:
ve Elçisiyle 
|
MN:

|
GBL:
önceden 
|
VLYḪLFN:
ve yemin edecekler 
|
ÎN:

|
ÊRD̃NE:
biz istemedik 
|
ÎLE:
başkasını 
|
ELḪSN:
iyilik(ten) 
|
VELLH:
oysa Allah 
|
YŞHD̃:
şahidtir 
|
ÎNHM:
onların 
|
LKEZ̃BVN:
yalan söylediklerine 
|
(9:107)


|
LE:

|
TGM:
doğrulmayın 
|
FYH:
orada 
|
ÊBD̃E:
asla 
|
LMSCD̃:
mescid (ise) 
|
ÊSS:
kurulan 
|
AL:
üzere 
|
ELTGV:
takva 
|
MN:

|
ÊVL:
ilk 
|
YVM:
günden 
|
ÊḪG:
elbette daha uygundur 
|
ÊN:

|
TGVM:
doğrulun 
|
FYH:
içinde 
|
FYH:
onda vardır 
|
RCEL:
erkekler 
|
YḪBVN:
seven 
|
ÊN:

|
YTŦHRVE:
temizlenmeyi 
|
VELLH:
ve Allah 
|
YḪB:
sever 
|
ELMŦHRYN:
temizlenenleri 
|
(9:108)


|
ÊFMN:
kimse mi? 
|
ÊSS:
kuran 
|
BNYENH:
yapısını 
|
AL:
üzerine 
|
TGV:
korku 
|
MN:

|
ELLH:
Allah'tan 
|
VRŽVEN:
ve rıza 
|
ḢYR:
hayırlıdır 
|
ÊM:
yoksa 
|
MN:
kimse mi? 
|
ÊSS:
kuran 
|
BNYENH:
yapısını 
|
AL:

|
ŞFE:
kenarına 
|
CRF:
bir uçurum 
|
HER:
çökecek 
|
FENHER:
ve yuvarlanan 
|
BH:
onunla birlikte 
|
FY:

|
NER:
ateşine 
|
CHNM:
cehennem 
|
VELLH:
ve Allah 
|
LE:

|
YHD̃Y:
doğru yola iletmez 
|
ELGVM:
topluluğunu 
|
ELƵELMYN:
zalimler 
|
(9:109)


|
LE:

|
YZEL:
ileri gitmez 
|
BNYENHM:
binaları 
|
ELZ̃Y:

|
BNVE:
inşa ettikleri 
|
RYBT:
bir kuşku olmaktan 
|
FY:

|
GLVBHM:
yüreklerinde 
|
ÎLE:
dışında 
|
ÊN:

|
TGŦA:
parçalanması 
|
GLVBHM:
kalbleri 
|
VELLH:
Allah 
|
ALYM:
bilendir 
|
ḪKYM:
hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(9:110)


|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
EŞTR:
satın almıştır 
|
MN:
-den 
|
ELMÙMNYN:
mü'minler- 
|
ÊNFSHM:
canlarını 
|
VÊMVELHM:
ve mallarını 
|
BÊN:

|
LHM:
kendilerinin olmak üzere 
|
ELCNT:
cennet 
|
YGETLVN:
savaşırlar 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
FYGTLVN:
öldürürler 
|
VYGTLVN:
ve öldürülürler 
|
VAD̃E:
bir sözdür 
|
ALYH:
üstlendiği 
|
ḪGE:
gerçek 
|
FY:

|
ELTVRET:
Tevrat'ta 
|
VELÎNCYL:
ve İncil'de 
|
VELGR ËN:
ve Kur'an'da 
|
VMN:
ve kim 
|
ÊVF:
daha çok durabilir 
|
BAHD̃H:
sözünde 
|
MN:

|
ELLH:
Allah'tan 
|
FESTBŞRVE:
o halde sevinin 
|
BBYAKM:
alışverişinizden 
|
ELZ̃Y:

|
BEYATM:
yaptığınız 
|
BH:
O'nunla 
|
VZ̃LK:
ve işte 
|
HV:
o 
|
ELFVZ:
başarıdır 
|
ELAƵYM:
büyük 
|
(9:111)


|
ELTEÙBVN:
tevbe edenler 
|
ELAEBD̃VN:
ibadet edenler 
|
ELḪEMD̃VN:
hamdedenler 
|
ELSEÙḪVN:
seyahat edenler 
|
ELREKAVN:
rüku edenler 
|
ELSECD̃VN:
secde edenler 
|
EL ËMRVN:
emredip 
|
BELMARVF:
iyiliği 
|
VELNEHVN:
ve men'edenler 
|
AN:
-ten 
|
ELMNKR:
kötülük- 
|
VELḪEFƵVN:
ve koruyanlar 
|
LḪD̃VD̃:
sınırlarını 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VBŞR:
ve müjdele 
|
ELMÙMNYN:
mü'minleri 
|
(9:112)


|
ME:

|
KEN:
yoktur 
|
LLNBY:
peygamber için 
|
VELZ̃YN:
ve kimseler için 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
ÊN:

|
YSTĞFRVE:
mağfiret dilemek 
|
LLMŞRKYN:
ortak koşanlar için 
|
VLV:
ve şayet 
|
KENVE:
olsalar 
|
ÊVLY:
akraba bile 
|
GRB:

|
MN:

|
BAD̃:
sonra 
|
ME:

|
TBYN:
belli olduktan 
|
LHM:
onların 
|
ÊNHM:
muhakkak 
|
ÊṦḪEB:
halkı oldukları 
|
ELCḪYM:
cehennem 
|
(9:113)


|
VME:
ve 
|
KEN:
değildir 
|
ESTĞFER:
mağfiret dilemesi 
|
ÎBREHYM:
İbrahim'in 
|
LÊBYH:
babası için 
|
ÎLE:
başka bir şey 
|
AN:
-den 
|
MVAD̃T:
bir söz- 
|
VAD̃HE:
verdiği 
|
ÎYEH:
ona 
|
FLME:
fakat 
|
TBYN:
belli olunca 
|
LH:
kendisine 
|
ÊNH:
onun 
|
AD̃V:
düşmanı olduğu 
|
LLH:
Allah'a 
|
TBRÊ:
uzak durdu 
|
MNH:
ondan 
|
ÎN:
gerçekten 
|
ÎBREHYM:
İbrahim 
|
LÊVEH:
çok içli idi 
|
ḪLYM:
yumuşak huylu idi 
|
(9:114)


|
VME:

|
KEN:
değildir 
|
ELLH:
Allah 
|
LYŽL:
onları saptıracak 
|
GVME:
bir kavmi 
|
BAD̃:
sonra 
|
ÎZ̃:

|
HD̃EHM:
doğru yola ilettikten 
|
ḪT:
kadar 
|
YBYN:
açıklayıncaya 
|
LHM:
kendilerine 
|
ME:
şeyleri 
|
YTGVN:
sakınacakları 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
BKL:
her 
|
ŞYÙ:
şeyi 
|
ALYM:
bilendir 
|
(9:115)


|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
LH:
O'nundur 
|
MLK:
mülkü 
|
ELSMEVET:
göklerin 
|
VELÊRŽ:
ve yerin 
|
YḪYY:
yaşatandır 
|
VYMYT:
ve öldürendir 
|
VME:
ve yoktur 
|
LKM:
sizin 
|
MN:

|
D̃VN:
başka 
|
ELLH:
Allah'tan 
|
MN:
hiçbir 
|
VLY:
dost 
|
VLE:
ne de 
|
NṦYR:
yardımcınız 
|
(9:116)


|
LGD̃:
andolsun 
|
TEB:
affetti 
|
ELLH:
Allah 
|
AL:

|
ELNBY:
Peygamberi 
|
VELMHECRYN:
ve Muhacirleri 
|
VELÊNṦER:
ve Ensarı 
|
ELZ̃YN:

|
ETBAVH:
ona uyan 
|
FY:

|
SEAT:
sa'atinde 
|
ELASRT:
güçlük 
|
MN:

|
BAD̃:
O zaman 
|
ME:
iken 
|
KED̃:
neredeyse 
|
YZYĞ:
kaymağa yüz tutmuş 
|
GLVB:
kalbleri 
|
FRYG:
bir kısmının 
|
MNHM:
içlerinden 
|
S̃M:
yine de 
|
TEB:
tevbesini kabul etti 
|
ALYHM:
onların 
|
ÎNH:
çünkü O 
|
BHM:
onlara karşı 
|
RÙVF:
çok şefkatli 
|
RḪYM:
çok merhametlidir 
|
(9:117)


|
VAL:
ve 
|
ELS̃LES̃T:
üçünün (kişinin) 
|
ELZ̃YN:

|
ḢLFVE:
geri bırakılan 
|
ḪT:
hatta 
|
ÎZ̃E:

|
ŽEGT:
dar gelmişti 
|
ALYHM:
başlarına 
|
ELÊRŽ:
dünya 
|
BME:
rağmen 
|
RḪBT:
genişliğine 
|
VŽEGT:
ve sıkıldıkça sıkılmış 
|
ALYHM:
onların 
|
ÊNFSHM:
canları 
|
VƵNVE:
ve anlamışlardı 
|
ÊN:

|
LE:
olmadığını 
|
MLCÊ:
bir çare 
|
MN:
-tan 
|
ELLH:
Allah- 
|
ÎLE:
başka 
|
ÎLYH:
yine kendisinden 
|
S̃M:
sonra 
|
TEB:
tevbesini kabul buyurdu 
|
ALYHM:
onların 
|
LYTVBVE:
tevbe etsinler 
|
ÎN:
çünkü 
|
ELLH:
Allah 
|
HV:
O 
|
ELTVEB:
tevbeyi çok kabul eden 
|
ELRḪYM:
çok esirgeyendir 
|
(9:118)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
ETGVE:
korkun 
|
ELLH:
Allah'tan 
|
VKVNVE:
ve olun 
|
MA:
beraber 
|
ELṦED̃GYN:
doğrularla 
|
(9:119)


|
ME:

|
KEN:
onlara yakışmaz 
|
LÊHL:
halkının 
|
ELMD̃YNT:
Medine 
|
VMN:
ve kimselerin 
|
ḪVLHM:
onların çevresinden 
|
MN:
-dan 
|
ELÊAREB:
bedevi Araplar- 
|
ÊN:

|
YTḢLFVE:
geri kalmaları 
|
AN:
-nden 
|
RSVL:
Elçisi- 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
VLE:
ve 
|
YRĞBVE:
kaygısına düşmeleri 
|
BÊNFSHM:
kendi canlarının 
|
AN:

|
NFSH:
onun canından önce 
|
Z̃LK:
böyledir 
|
BÊNHM:
çünkü 
|
LE:
yoktur ki 
|
YṦYBHM:
onların çekmeleri 
|
ƵMÊ:
bir susuzluk 
|
VLE:
ve yoktur ki 
|
NṦB:
bir yorgunluk 
|
VLE:
ve yoktur 
|
MḢMṦT:
yoksunluk 
|
FY:

|
SBYL:
yolunda 
|
ELLH:
Allah 
|
VLE:
ve yoktur ki 
|
YŦÙVN:
ayak basmaları 
|
MVŦÙE:
bir yere 
|
YĞYƵ:
öfkelendirecek 
|
ELKFER:
kâfirleri 
|
VLE:
ve yoktur ki 
|
YNELVN:
sağlamaları 
|
MN:

|
AD̃V:
düşman karşısında 
|
NYLE:
bir başarı 
|
ÎLE:
mutlaka 
|
KTB:
yazıl(masın) 
|
LHM:
kendileri için 
|
BH:
onunla 
|
AML:
bir amel 
|
ṦELḪ:
salih 
|
ÎN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
LE:
zayi etmez 
|
YŽYA:
ecirlerini 
|
ÊCR:
iyilik edenlerin 
|
ELMḪSNYN:
harcamaları 
|
(9:120)


|
VLE:
ve yoktur ki 
|
YNFGVN:
sarfettikeri 
|
NFGT:
bir masraf 
|
ṦĞYRT:
küçük 
|
VLE:
ve 
|
KBYRT:
büyük 
|
VLE:
ve yoktur ki 
|
YGŦAVN:
bir geçmeleri 
|
VED̃YE:
vadiyi 
|
ÎLE:
mutlaka 
|
KTB:
yazı(lmasın) 
|
LHM:
onların lehine 
|
LYCZYHM:
onları mükafatlandırması için 
|
ELLH:
Allah'ın 
|
ÊḪSN:
en güzeliyle 
|
ME:
şeylerin 
|
KENVE:
oldukları 
|
YAMLVN:
yapıyorlar 
|
(9:121)


|
VME:
ve değillerdi 
|
KEN:

|
ELMÙMNVN:
inananlar 
|
LYNFRVE:
sefere çıkacak 
|
KEFT:
hepsi toptan 
|
FLVLE:
gerekmez mi? 
|
NFR:
geri kalmaları 
|
MN:

|
KL:
her 
|
FRGT:
kabileden 
|
MNHM:
içlerinden 
|
ŦEÙFT:
bir cemaatin 
|
LYTFGHVE:
iyice öğrenmek için 
|
FY:

|
ELD̃YN:
dini 
|
VLYNZ̃RVE:
ve uyarmaları için 
|
GVMHM:
kavimlerine 
|
ÎZ̃E:
zaman 
|
RCAVE:
dönüp geldikleri 
|
ÎLYHM:
onlara 
|
LALHM:
belki 
|
YḪZ̃RVN:
sakınırlar diye 
|
(9:122)


|
YE:
EY/HEY/AH 
|
ÊYHE:
SİZ! 
|
ELZ̃YN:
kimseler 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
GETLVE:
savaşın 
|
ELZ̃YN:
kimselerle 
|
YLVNKM:
yakınınızda bulunan 
|
MN:
-den 
|
ELKFER:
kafirler- 
|
VLYCD̃VE:
ve bulsunlar 
|
FYKM:
sizde 
|
ĞLƵT:
bir katılık 
|
VEALMVE:
ve bilin ki 
|
ÊN:
şüphesiz 
|
ELLH:
Allah 
|
MA:
beraberdir 
|
ELMTGYN:
korunanlarla 
|
(9:123)


|
VÎZ̃E:
ve ne zaman 
|
ME:

|
ÊNZLT:
indirilse 
|
SVRT:
bir sure 
|
FMNHM:
onlardan 
|
MN:
kimi 
|
YGVL:
der 
|
ÊYKM:
hanginizin 
|
ZED̃TH:
artırdı 
|
HZ̃H:
bu 
|
ÎYMENE:
imanını 
|
FÊME:
fakat 
|
ELZ̃YN:
kimselerin 
|
ËMNVE:
inanan(lar) 
|
FZED̃THM:
artırır 
|
ÎYMENE:
imanını 
|
VHM:
ve onlar 
|
YSTBŞRVN:
sevinirler 
|
(9:124)


|
VÊME:
fakat gelince 
|
ELZ̃YN:
kimselere 
|
FY:

|
GLVBHM:
yüreklerinde 
|
MRŽ:
hastalık olan(lara) 
|
FZED̃THM:
katmıştır onların 
|
RCSE:
pislik 
|
ÎL:

|
RCSHM:
pisliklerine 
|
VMETVE:
ve ölürler 
|
VHM:
onlar 
|
KEFRVN:
kafirler olarak 
|
(9:125)


|
ÊVLE:

|
YRVN:
görmüyorlar mı? 
|
ÊNHM:
kendilerinin 
|
YFTNVN:
sınandıklarını 
|
FY:

|
KL:
her 
|
AEM:
yıl 
|
MRT:
bir kez 
|
ÊV:
veya 
|
MRTYN:
iki kez 
|
S̃M:
yine de 
|
LE:

|
YTVBVN:
tevbe etmiyor 
|
VLE:
ve 
|
HM:
onlar 
|
YZ̃KRVN:
öğüt almıyorlar 
|
(9:126)


|
VÎZ̃E:
ve ne zaman ki 
|
ME:

|
ÊNZLT:
indirildi 
|
SVRT:
bir sure 
|
NƵR:
bakarlar 
|
BAŽHM:
kimisi 
|
ÎL:

|
BAŽ:
diğerine 
|
HL:
mu? 
|
YREKM:
sizi görüyor 
|
MN:

|
ÊḪD̃:
birisi 
|
S̃M:
sonra 
|
ENṦRFVE:
sıvışırlar 
|
ṦRF:
çevirmiştir 
|
ELLH:
Allah 
|
GLVBHM:
onların kalblerini 
|
BÊNHM:
oldukları için 
|
GVM:
bir topluluk 
|
LE:

|
YFGHVN:
anlamaz 
|
(9:127)


|
LGD̃:
andolsun 
|
CEÙKM:
size gelmiştir 
|
RSVL:
bir Elçi 
|
MN:

|
ÊNFSKM:
içinizden 
|
AZYZ:
ağır gelen 
|
ALYH:
ona 
|
ME:

|
ANTM:
sıkıntıya uğramanız 
|
ḪRYṦ:
düşkün 
|
ALYKM:
size 
|
BELMÙMNYN:
mü'minlere 
|
RÙVF:
şefkatli 
|
RḪYM:
merhametlidir 
|
(9:128)


|
FÎN:
eğer 
|
TVLVE:
yüz çevirirlerse 
|
FGL:
de ki 
|
ḪSBY:
bana yeter 
|
ELLH:
Allah 
|
LE:
yoktur 
|
ÎLH:
tanrı 
|
ÎLE:
başka 
|
HV:
O'ndan 
|
ALYH:
O'na 
|
TVKLT:
dayandım 
|
VHV:
ve O 
|
RB:
rabbidir 
|
ELARŞ:
Arş'ın 
|
ELAƵYM:
büyük 
|
(9:129)
